Spotify 1500 kişiyi daha işten çıkaracak

Merkezi İsveç'te bulunan müzik veri akışı ve podcast servisi Spotify, artan maliyetler nedeniyle bir yılda üçüncü kez işçi çıkarmaya hazırlandığını duyurdu.

AA
AA
TT

Spotify 1500 kişiyi daha işten çıkaracak

AA
AA

Spotify'ın kurucu ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Daniel Ek'in çalışanlarla paylaştığı mesaj, şirketin internet sitesinde yayımlandı.

Mesajda ekonomik büyümenin önemli ölçüde yavaşladığını ve artan faiz oranlarının finansa erişimi daha pahalı hale getirdiğini belirten Ek, Spotify’in bu gerçeklerden kaçamayacağını vurguladı.

Ek, “Çoğu ölçüme göre daha üretkeniz ancak daha az verimliyiz. İkisi de olmalıyız." diyerek, bu kapsamda, çalışanların yaklaşık yüzde 17’si ile yollarını ayıracaklarını açıkladı.

Geçen yılın sonunda, Stockholm merkezli şirketin yaklaşık 8 bin 400 çalışanı vardı.

Şirket, bu yıl içinde iki dalgada 800 çalışanın işine son vermişti.

Ek’in son kararı, yaklaşık 1500 kişinin daha işten çıkarılacağı anlamına geliyor.

Teknoloji sektöründeki işten çıkarmaları takip eden Layoffs.fyi sitesinin verilerine göre ise teknoloji şirketleri, 2023'nin başından bu yana 253 binden fazla çalışanının işine son verdi.



MSB, orta irtifa hava savunma füze sistemi HİSAR-O'nun atış görüntülerini paylaştı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

MSB, orta irtifa hava savunma füze sistemi HİSAR-O'nun atış görüntülerini paylaştı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), orta irtifa hava savunma füze sistemi HİSAR-O'nun atış görüntülerini paylaştı.

MSB'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Hava Savunma Tugay Komutanlığımızın envanterinde bulunan orta irtifa hava savunma füze sistemi HİSAR-O, kritik tesis, nokta ve birliklerin hava savunması görevini gerçekleştirmek üzere hedef tespit, teşhis, sınıflandırma, takip, komuta kontrol ve atış kontrol fonksiyonlarını dağıtık ve esnek mimaride icra edebiliyor. Sistem bataryası 3 füze fırlatma aracı, 1 orta menzilli hava savunma radarı, 1 atış kontrol merkeziyle ilave destek ünite ve araçlarından oluşuyor."


Yerel seçimlerde yarışacak adayların listeleri kesinleşti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Yerel seçimlerde yarışacak adayların listeleri kesinleşti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri'ne katılabilecek siyasi partilerin adayları ve bağımsız adaylara ilişkin kesin listeler, il ve ilçe seçim kurullarınca ilan edildi. İl seçim kurullarınca, birleşik oy pusulalarının basımına ve basımı tamamlandıkça bir plan dahilinde ilçe seçim kurulu başkanlıklarına dağıtımına ve teslimine de bugün başlanacak.

Yerel seçimlere ilişkin, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), Mahalli İdareler Genel Seçimleri için ilan ettiği seçim takvimi işliyor.

Takvim doğrultusunda, seçime katılma yeterliliğine sahip siyasi partiler ile bağımsız adaylar, 20 Şubat'ta il ve ilçe seçim kurullarına adaylık listelerini teslim etti.

İl ve ilçe seçim kurulları, siyasi partilerin verdikleri aday listelerini inceleyerek eksiklikleri saptadı. Eksikliklerin siyasi partilerce tamamlanmasının ardından geçici aday listeleri ilan edildi.

Geçici aday listeleri üzerindeki incelemelerin de ardından siyasi partiler, aday listelerinde meydana gelen eksiklikleri tamamlayarak ilgili seçim kurullarına dün bildirdi.

Siyasi parti ve bağımsız adaylara ilişkin kesin listeler, bugün il ve ilçe seçim kurullarınca ilan edildi. Listeler, il ve ilçe seçim kurulu binalarına asıldı.

Adayların ilanından sonra, adaylıktan istifa, seçim sonuna kadar dikkate alınmayacak, ancak, bu adaylar seçilirse, istifaları hüküm ifade edecek ve yerlerine kendilerinden sonra gelenler seçilmiş sayılacak, ölüm halinde de aynı şekilde hareket edilecek.

Listelerin ilanının ardından il seçim kurullarınca birleşik oy pusulalarının basımına başlanacak. Basım işlemleri tamamlandıkça pusulalar bir plan dahilinde ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilecek.


Lavrov, ADF’deki etkinliklerin uluslararası yükümlülükleri hatırlattığını bildirdi

Fotoğraf: Mehmet Ali Özcan/AA
Fotoğraf: Mehmet Ali Özcan/AA
TT

Lavrov, ADF’deki etkinliklerin uluslararası yükümlülükleri hatırlattığını bildirdi

Fotoğraf: Mehmet Ali Özcan/AA
Fotoğraf: Mehmet Ali Özcan/AA

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Antalya Diplomasi Forumu'nda (ADF) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı oturum ve diğer etkinliklerin, uluslararası yükümlülüklere ülkelerin nasıl yaklaşması gerektiğini yeniden düşündürdüğünü söyledi.

Lavrov, Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu ve Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen ADF sonrasında basın toplantısı düzenledi.

ADF’nin tamamlandığını belirten Lavrov, “Bu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından başlatılan nispeten yeni bir siyaset bilimi formatıdır.” ifadesini kullandı.

Türkiye'de geçen yıl yaşanan yıkıcı deprem nedeniyle bir araya gelemediklerini dile getiren Lavrov, depremin sonuçlarının aşılması ve mağdurlara yardım edilmesi için tüm çabaların yoğunlaşması gerektiğini anımsattı.

Lavrov, Rusya’nın o dönemde Türkiye’ye yardım eden ilk ülkelerden biri olduğuna dikkati çekerek, deprem bölgesine arama kurtarma ekipleri, inşaat malzemeleri, insani yardım gönderdiklerini aktardı.

Umarım (forumdaki) müzakere faydalı olmuştur

Lavrov, bu seneki ADF’de geçen yılın telafi edildiğini kaydederek, forumda devlet ve hükümet başkanları da dahil olmak üzere 100'den fazla ülkenin temsil edildiğini, dışişleri bakanları düzeyinde çok sayıda katılımcı olduğunu bildirerek, "Bu fırsatı değerlendirerek basın aracılığıyla Türk meslektaşlarımıza misafirperverlikleri ve sıcak karşılamaları için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.” dedi.

Forumdaki programlar çerçevesinde “ABD öncülüğündeki Kolektif Batı’nın, tüm devletlerin egemen eşitliğine saygı ilkesi ile Birleşmiş Milletler Tüzüğü'nün ilkelerini açıkça hiçe saymasına” dikkati çektiğini söyleyen Lavrov, Batı’nın mevcut uluslararası durumu kendi kurallarını dayatmak için kullandığını belirtti.

Rus Bakan, “Umarım (forumdaki) müzakere faydalı olmuştur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuştuğu oturum ve diğer panellerde nerede olduğumuz ve uluslararası yükümlülüklerimize nasıl yaklaştığımızı yeniden düşünmemiz gerektiği vurgulandı.” değerlendirmesinde bulundu.


İtalyan savaş gemisi, Kızıldeniz'de bir İHA düşürdü

Fotoğraf: AA_Arşiv
Fotoğraf: AA_Arşiv
TT

İtalyan savaş gemisi, Kızıldeniz'de bir İHA düşürdü

Fotoğraf: AA_Arşiv
Fotoğraf: AA_Arşiv

İtalya, Kızıldeniz'deki güdümlü füze destroyeri Duilio'nun, Yemen'deki Husilere ait bir insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü bildirdi.

İtalya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Duilio gemisinin, Kızıldeniz'de seyrüsefer ile ticaret güzergahlarının güvenliğini temin etme kapsamında bölgede bulunduğu belirtilerek, "Duilio gemisi, öğleden sonra meşru müdafaa prensibi çerçevesinde Kızıldeniz'de bir İHA'yı düşürdü. Önceki saldırılarda kullanılanlara benzer özelliklere sahip İHA, İtalyan gemisine yaklaşık 6 kilometre uzaklıktaydı ve üzerine doğru gelmekteydi." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto da "Husilerin terörist saldırıları uluslararası hukukun ciddi ihlalidir ve ekonomimizin bağlı olduğu deniz trafiğinin güvenliğine yönelik bir saldırıdır. Bu saldırılar, bazı ülkelere sadece askeri açıdan da değil her bakımdan zarar vermeyi amaçlayan hibrit savaşın bir parçasıdır." değerlendirmesinde bulundu.

İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de katıldığı bir televizyon programında, Duilio gemisine dün öğleden sonra bir İHA ile saldırıldığını ancak gemilerinin bu İHA'yı düşürdüğünü söyledi.

- Kızıldeniz'deki durum

Yemen'deki İran'ın desteklediği Husiler, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023'ten beri Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koyuyor ve bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenliyor.

Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'si, Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor.


İsrail ordusu Gazze'nin Han Yunus kentine hava saldırılarını sürdürdü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail ordusu Gazze'nin Han Yunus kentine hava saldırılarını sürdürdü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrine hava saldırılarına devam ederken, kente karadan da baskınlar düzenledi.

Görgü tanıklarının AA'ya verdiği bilgilere göre, İsrail askerlerinin şehre karadan saldırılarında patlama ve ağır makineli tüfek sesleri duyuldu.

Hava bombardımanının yanı sıra İsrail askeri araçları Han Yunus'un kuzey ve batısından şehrin içine doğru ilerleyişini sürdürdü.

Saldırılar sonucunda meydana gelen can ve mal kaybına ilişkin henüz bilgi edinilemedi.

Bu saldırılar, İsrail ordusunun dün akşam Han Yunus kentindeki bir binada patlamalar meydana gelmesi sonucu 3 askerin öldüğünü ve 5'i ağır olmak üzere 14 askerin yaralandığını duyurmasından saatler sonra gerçekleştirildi.

- İsrail'in Gazze'yi işgalinde 7 Ekim sonrası

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, "Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme" gerekçesiyle İsrail'e 7 Ekim 2023'te kapsamlı saldırı düzenledi.

İsrail, 7 Ekim'deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230'u çocuk, 8 bin 860'ı kadın olmak üzere 30 bin 320 Filistinli öldürüldü, 71 bin 533 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne saldırılarının başladığı 7 Ekim'den bu yana 245'i karadan işgal sürecinde olmak üzere 585 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

Çatışmalara 24 Kasım 2023'te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan "insani ara"da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeyi sürdürdü.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 419 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ve Hizbullah arasında 8 Ekim'den bu yana sınırda yaşanan çatışmalarda 219 Hizbullah mensubu, 45 Lübnanlı sivil, 11 Emel Hareketi, 12 Hamas ve 12 İslami Cihad mensubu ile 6 İsrailli sivil ve 11 asker öldü.


ABD’li yetkili: İsrail prensipte ateşkes anlaşmasının şartlarını kabul etti, top artık Hamas’ın sahasında

Gazze’de savaş 7 Ekim’den bu yana sürüyor (Reuters)
Gazze’de savaş 7 Ekim’den bu yana sürüyor (Reuters)
TT

ABD’li yetkili: İsrail prensipte ateşkes anlaşmasının şartlarını kabul etti, top artık Hamas’ın sahasında

Gazze’de savaş 7 Ekim’den bu yana sürüyor (Reuters)
Gazze’de savaş 7 Ekim’den bu yana sürüyor (Reuters)

 

ABD’li bir yetkili, İsrail’in ateşkes anlaşmasının genel hatlarını büyük ölçüde kabul etmesinin ardından, Gazze’de önerilen ateşkesin kaderinin, Hamas’ın ‘belirli bir kategorideki rehineleri’ serbest bırakmayı kabul etmesine bağlı olduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre isminin gizli kalmasını isteyen yetkili dün (Cumartesi) yaptığı açıklamada, “İsrailliler prensipte anlaşmanın şartlarını kabul etti. Top artık Hamas’ın sahasında. Hamas’ın risk altındaki belirli bir grup rehineyi serbest bırakmayı kabul etmesi halinde Gazze’de 6 haftalık ateşkes bugün başlayabilir” dedi.

Hamas hareketinden önde gelen bir heyet, dün akşam Mısır’ın başkenti Kahire’ye gitti.

Harekete yakın bir kaynak AFP’ye verdiği demeçte, ateşkes konusunda yeni görüşmeler yapılacağını söyledi.

Mısır, Katar ve ABD, İsrail ile Hamas arasında arabuluculuk çabalarını sürdürüyor.

Bu ülkeler, Ramazan başlamadan önce Gazze Şeridi’nde tutulan rehinelerin serbest bırakılmasına ve daha fazla yardımın girişine izin verecek bir ateşkes arayışında.

ABD Başkanı Joe Biden, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada ‘ateşkesin önümüzdeki hafta başında yürürlüğe gireceği’ yönündeki umudunu dile getirdikten sonra, Gazze’nin kuzeyinde yardım dağıtılırken 100’ü aşkın Filistinlinin öldürülmesinin ardından anlaşmaya varmanın daha uzun sürebileceğini ifade etti.

İsminin gizli kalmasını isteyen Hamas’a yakın bir kaynak dün sabah yaptığı açıklamada, “Hamas’tan önde gelen bir heyetin, ateşkes müzakerelerini denetleyen Mısırlı yetkililerle görüşmek, savaşı durdurmaya yönelik müzakereler ve takas anlaşmasındaki gelişmeleri takip etmek üzere bu akşam Kahire’ye gitmesi bekleniyor. Heyet, hareketin yeni Paris önerisine yönelik resmi yanıtını sunacak” dedi.

Altı hafta sürecek ateşkes süresince, Hamas’ın hasta ve yaşlıların yanı sıra 42 İsrailli kadın ve 18 yaşın altındaki rehinleri serbest bırakması bekleniyor.

Buna karşılık, Filistinli tutuklular ‘1’e 10’ oranında serbest bırakılacak.

Hamas ayrıca, Gazze Şeridi’ne giren yardım tırlarının sayısının artırılmasını talep ediyor.

Savaş, Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı, çoğu sivil en az bin 160 kişinin ölümüne neden olan saldırının ardından başladı.

İsrail, Hamas’ı ‘ortadan kaldırma’ amacıyla Gazze’ye yoğun saldırılar düzenledi ve 27 Ekim’de karadan askeri operasyonlar başlattı.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in saldırıları sonucu şu ana kadar çoğu çocuk ve kadın 30 bin 320 kişi hayatını kaybetti.


Netanyahu, İsrail’in Washington Büyükelçiliği’ne Gantz’ın ABD ziyaretini boykot etme talimatı verdi

Binyamin Netanyahu ve Benny Gantz (İsrail medyası)
Binyamin Netanyahu ve Benny Gantz (İsrail medyası)
TT

Netanyahu, İsrail’in Washington Büyükelçiliği’ne Gantz’ın ABD ziyaretini boykot etme talimatı verdi

Binyamin Netanyahu ve Benny Gantz (İsrail medyası)
Binyamin Netanyahu ve Benny Gantz (İsrail medyası)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail’in Washington Büyükelçiliği’ne, Savaş Konseyi üyesi olan, Ulusal Birlik Partisi lideri Benny Gantz’ın bugün beklenen Washington ziyaretiyle ilgilenilmemesi yönünde talimat verdi.

Şarku’l Avsat’ın İsrail Yayın Kurumu’ndan aktardığı habere göre Netanyahu, Gantz’ın Washington’a gitme ve ABD’li yetkililerle görüşme konusunda kendisinden onay almadığını vurguladı.

Netanyahu’nun talimatları doğrultusunda, İsrail’in Washington Büyükelçisi, Gantz’ın ABD’deki toplantılarına katılmayacak.

Alemu’l Arabi haber ajansına (AWP) göre Gantz, geçen Cuma günü Netanyahu’ya Washington’daki bir dizi toplantıya katılma niyetinde olduğunu bildirdi.

Ancak Gantz’ın bu konuda izin istememesine kızan Netanyahu, ‘İsrail’in yalnızca bir başbakanı olduğunu’ Gantz’a açıkça ifade etti.

İsrail Yayın Kurumu, Gantz’ın yarın ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile görüşeceğini, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden Kongre üyeleriyle de toplantı yapacağını bildirdi.

Gantz’ın daha sonra İngiltere’ye yapacağı kısa ziyaretin ardından Çarşamba günü İsrail’e dönmesi bekleniyor.

Söz konusu haberde, Gantz’ın ziyaret amacının, İsrail ile ABD arasındaki stratejik ittifakı güçlendirmek, İsrail’in Gazze Şeridi’nde devam eden kara operasyonunun meşruiyetini korumak ve Lübnan ile güvenlik anlaşmasını güçlendirmek olduğu bilgisi verildi.


İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü
TT

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bir eve düzenlediği bombalı saldırıda aynı aileden 6'sı çocuk 14 kişi öldürüldü.Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları Refah kentinin doğusundaki Es-Selam Mahallesi'nde Ebu Anze ailesine ait üç katlı evi bombaladı.Sağlık kaynakları, saldırıda aynı aileden 6'sı çocuk 14 kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı.

Enkaz altında hâlen ölü ve yaralılar olduğu ifade edildi.
İsrail ordusu Gazze'nin Han Yunus kentine hava saldırılarını sürdürdü
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrine hava saldırılarına devam ederken, kente karadan da baskınlar düzenledi.

gvrftbg
Fotoğraf: AA

Görgü tanıklarının AA'ya verdiği bilgilere göre, İsrail askerlerinin şehre karadan saldırılarında patlama ve ağır makineli tüfek sesleri duyuldu.

Hava bombardımanının yanı sıra İsrail askeri araçları Han Yunus'un kuzey ve batısından şehrin içine doğru ilerleyişini sürdürdü.

Saldırılar sonucunda meydana gelen can ve mal kaybına ilişkin henüz bilgi edinilemedi.

Bu saldırılar, İsrail ordusunun dün akşam Han Yunus kentindeki bir binada patlamalar meydana gelmesi sonucu 3 askerin öldüğünü ve 5'i ağır olmak üzere 14 askerin yaralandığını duyurmasından saatler sonra gerçekleştirildi.

İsrail'in 149 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 30 bin 410'a çıktı
İsrail ordusunun, halkı zorla aç ve susuz bıraktığı abluka altındaki Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda can kaybı son 24 saatte 90 artarak 30 bin 410'a yükseldi.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 149 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi'nde 90 Filistinliyi daha öldürdüğü ve toplam can kaybının 30 bin 410'a yükseldiği aktarıldı.

Son saldırılarda İsrail güçlerinin 177 Filistinliyi daha yaraladığı ve Gazze Şeridi'nde toplam yaralı sayısının 71 bin 700'e ulaştığı bildirildi.

Açıklamada ayrıca İsrail'in son 24 saatte "9 katliam" gerçekleştirdiği, enkaz altında ve yol kenarlarında hâlâ ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.


Askeri rejimler Afrika halklarının bağımsızlığını sağlayacak can simidi olabilir mi?

Aynı durum Burkina Faso'da da yaşandı, Fransa’nın Vagadugu Büyükelçiliği’nde görevli askeri ataşe ‘yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu’ suçlamasıyla sınır dışı edildi (Reuters)
Aynı durum Burkina Faso'da da yaşandı, Fransa’nın Vagadugu Büyükelçiliği’nde görevli askeri ataşe ‘yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu’ suçlamasıyla sınır dışı edildi (Reuters)
TT

Askeri rejimler Afrika halklarının bağımsızlığını sağlayacak can simidi olabilir mi?

Aynı durum Burkina Faso'da da yaşandı, Fransa’nın Vagadugu Büyükelçiliği’nde görevli askeri ataşe ‘yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu’ suçlamasıyla sınır dışı edildi (Reuters)
Aynı durum Burkina Faso'da da yaşandı, Fransa’nın Vagadugu Büyükelçiliği’nde görevli askeri ataşe ‘yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu’ suçlamasıyla sınır dışı edildi (Reuters)

Ali Yahi

Eleştiri, dünyadaki tüm cunta rejimlerle birlikte öne çıkan bir tutum haline geldikten sonra Afrika halkları, darbe sonucu ortaya çıkan askeri rejimleri memnuniyetle karşıladı ve onları bağrına bastı. Belki de Burkina Faso'da, Mali'de, Nijer'de ve diğer Afrika ülkelerinde yaşananlar, en azından bir hedefe yahut talebe ulaşmak, bir politikayı ya da düşünceyi devirmek adına Afrika kıtasındaki kavram değişikliğinin kanıtı olarak görülebilir.

Afrika'daki genel siyaset sahnesi konumunu korumaya devam ederken durum değişiyor

Afrika'daki genel siyaset sahnesi, bazen siyasi konum veya yönelimlerle ilgili meseleler nedeniyle, bazen de iktidar açgözlülüğünden dolayı, iktidar koltuğunu "ele geçirmek" amacıyla darbeler ve karşı darbelerle ilişkilendirilmeye devam ediyor. Bu da bazen Sudan, Nijerya, Burundi, Sierra Leone ve diğerlerinde olduğu gibi iç savaşlara neden olan silahlı çatışmaların patlak vermesine varan gerilimleri artırıyor.

csddefvde
Afrika kıtasındaki darbeler, tıpkı 2020 yılında Mali'de olduğu gibi popüler hale geldi (Sosyal medya siteleri)

Ancak son yıllarda büyük ölçüde Fransa’nın bu ülkelerdeki sömürgeciliğini ‘sona erdirme’ amacı taşıyan askeri darbelerin başlamasıyla durum değişmiş gibi görünüyor. Mali’deki askeri darbeden, Fransız askerlerinin ve Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı güçlerin sınır dışı edilmesinden ve hükümet ile kuzeydeki silahlı gruplar arasında aracı olan Cezayir ile Fransa arasındaki bağların kopmasından sonra Sahel bölgesinde açıkça ortaya çıkan sahne bu oldu. Aynı durum, askeri cuntanın Fransız askerlerinin ülkeden çekilmesi gerektiği ve Fransa ile yapılan tüm güvenlik ve askeri anlaşmaların iptal edildiği duyurulan Nijer ve Paris'e karşı çeşitli adımların atıldığı, Fransa’nın Vagadugu Büyükelçiliği'ndeki askeri ataşenin ‘yıkıcı faaliyetlerde bulunma’ suçlamasıyla sınır dışı edildiği Burkina Faso için de geçerliydi. Tüm bu ülkelerde meydana gelen askeri darbeler, Fransızların eski sömürgeleri üzerindeki vesayetini sona erdirme ve Afrikalıların saygınlıklarını yeniden kazanmaları hedefleriyle gerçekleşti.

Popüler darbeler ve popülist konuşmalar

Afrika ülkelerinde son yıllarda gerçekleşen askeri darbelerin tıpkı ‘Afroparameter Endeksi’ne göre Mali halkının yüzde 82'sinin desteğini kazanan 2020 yılında ülkede gerçekleşen darbede olduğu gibi, popüler oldukları görülüyor. Mali darbesi, Malililerin eski Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita'dan umudu kestiklerini gösterdi. Yine aynı şekilde Burkina Faso’da 2022 yılında gerçekleşen askeri darbe, halkın büyük bölümünün desteğini arkasına aldı. Darbe sonrası halk, sokaklarda kutlamalar yaptı. Nijer'de de Fransa'ya karşı darbeyi destekleyen halk gösterileri, halkın darbeye verdiği desteğin göstergesiydi.

Darbeciler, tıpkı 1950'li ve 1960'lı yıllardaki askeri darbeleri gerçekleştirenler gibi Batı karşıtı söylemlere sahipti. Bu söylemlerdeki amaç, darbe nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, darbeyi meşrulaştırmak için popülizmi ve insanların duygularını harekete geçirmekti.

Bağımsızlıktan uzak bir değişim

Nijer’deki Demokrat ve Cumhuriyetçi Yenilenme Partisi Siyasi Büro Üyesi Ömer el-Ensari, son yıllarda Sahel ülkelerinde gerçekleşen askeri darbelerle ilgili değerlendirmesinde, “Sahel bölgesi halkları, Doğu sömürgeciliğinin yerini Batı sömürgeciliğinin, Doğulu paralı askerlerin yerine Batılı düzenli güçlerin geçmesini ve askeri diktatörlüğün zulmünün yerini siyasi sistemlerin yozlaşmasına bırakması karşısında afalladılar” dedi. Gözlemcilerin çoğunun tüm bunlara dayanarak darbelerin özgürlüğü getireceğine inanmadıklarını söyleyen Ensari, özgürlüğün daha ziyade insanları eğiterek, sivil yönetimi geliştirerek, kamu sorumluluğunu hissederek, eski rejimin sembol isimlerinin peşine düşerek ve onları adalet karşısına çıkararak sağlanacağını düşündüklerini vurguladı.

Ensari, sözlerini şöyle sürdürdü:

Söz konusu darbeler, Rusya'nın Afrika ülkelerinin sadakatini ve zenginliğini ele geçirerek kayıplarını telafi etmeye çalıştığı göz önüne alındığında, Ukrayna savaşının yansımaları kapsamında Rusya ile Batı arasında hesaplaşma amaçlı olabilir.

 Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’nun (ECOWAS) Nijer'e uygulanan yaptırımları ve ablukayı kaldırmasına değinen Ensari, “Burada bizi tedirgin eden nokta, ülkedeki fiili hükümetin karar karşısında sessiz kalması. (Fiili hükümetin) özellikle kişileri hedef alan yaptırımların kaldırılmaması nedeniyle ECOWAS'ın bu tür olumlu kararlarına karşılık vermemesinden endişeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

İstikrarı ve ekonomik kalkınmayı engelleyen araçlar

Öte yandan Malili siyaset bilimi araştırmacısı Muhammed Ag İsmail, askeri rejimlerin ortaya çıkmasına yol açan askeri darbelerin, Afrika halklarının sömürgecilerden bağımsızlığını kazanmasını sağlayacak bir can kurtarma simidi olmadığını, aksine tüm istikrarı ve ekonomik kalkınmayı engelleyen araçlar olduğunu vurguladı.

Askeri darbelerin çoğu zaman güven ortamını engelleyen bir faktör olduğunun altını çizen Ag İsmail, “Sahel bölgesini gerçekten demokrasiye ulaştıracak şartlar oluştu mu?” diye sordu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Batı'da demokrasinin artık iç ve dış nedenlerden dolayı insanlara çekici gelmediğini vurgulayan Ag İsmail, demokrasi ne yazık ki dünyada ve hatta ABD’de büyük ölçüde geriledi ve gerilemeye devam ediyor. Dünya, gezegenimizi yöneten çokuluslu şirketler karşısında her gün özgürlüğün temel ilkeleriyle alay ediyor” yorumunda bulundu.

Yeni bir sömürgeci tasması

Cezayirli Siyaset Bilimci ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Adnane Mahtali, askeri rejimlerin henüz Afrika halkları için sömürgecilerden bağımsızlığını sağlayacak bir can simidi olarak tanımlamayacağını, bu tür rejimlerin genellikle liberal, neo-emperyal eğilimlerle başlayıp zamanla üyelerinin kendilerine karşı gerçekleştirdiği başka darbeler de dahil olmak üzere birtakım zorluklarla karşılaştıklarını söyledi. Yine askeri rejimlerde, diktatörlük ve dengesizlik nedeniyle yolsuzluk vakalarının yaşanmaya başladığını belirten Mahtali, böylece askeri rejimlerin yeni bir sömürgeci tasması haline geldiğini, çünkü, askeri rejimlerin de birtakım uluslararası güçler tarafından desteklendiğini ifade etti.

Halkların artık askeri rejimlere bağlı hale geldiklerini ve darbelerden sonra sevinç gösterilerinde bulunduklarını belirten Mahtali, “Askeri rejimlerin, halkın çektiği sıkıntıların nedenleri olarak işaret ettiklerine karşı söylemler geliştirdiği göz önüne alındığında, bu gayet doğal bir durum. Askeri rejimlerin, halkların taleplerini gerçekleştirmede başarısız olması durumunda, bu söylemin de etkisinin azalacağına dikkati çeken Mahtali, “Bu noktada söylemden tiranlığa geçiyor ve darbelerin bir iktidar aktarma mekanizması olduğu sonucuna varıyorsunuz. Demokratik olmayabilir, hatta zaman zaman kanlı da olabilir ama amacına hizmet ediyor” diye konuştu.

Rakamlar

İstatistiklere göre Afrika kıtası 2012 yılından bu yana iktidara karşı yaklaşık 45 darbe ya da darbe girişimine tanık oldu. Bu da yılda ortalama yaklaşık dört darbe ya da darbe girişimi demek oluyor. Afrika kıtası, 1960'lı yıllardan beri Afrika ülkelerinin yüzde 90'ında 200'den fazla askeri darbeye ya da girişimine sahne oldu. Bu da yaklaşık her 55 günde bir, bir darbe ya da darbe girişiminde bulunulduğu anlamına geliyor.

Afrika kıtasındaki askeri darbeler ve girişimleri, dünya genelindeki askeri darbelerin ve girişimlerinin yaklaşık yüzde 36,5'ini oluştururken, en fazla darbe ve darbe girişimi Batı Afrika bölgesinde yaşandı.


İsrail, Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test ediyor

ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
TT

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test ediyor

ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)

ABD dün Gazze’ye havadan yardım yapan ülkeler listesine katılırken, İsrail, Hamas hükümetine alternatif bir yönetim kurmak amacıyla Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test etmek üzere sahada adımlar atmaya başladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Arapçayı akıcı bir şekilde konuşabilen Dürzi İsrailli subay Ghassan Alyan’ın başkanlık ettiği İsrail Hükümeti’nin (işgal altındaki) Filistin Topraklarındaki Faaliyetleri Koordinatörlüğü Ofisi, Gazze Şeridi’nde Hamas ile anlaşmazlık içerisinde olan aşiretlerden bazı kişilerle iletişim kurdu.

Kaynaklar konuya ilişkin açıklamalarında şunları söyledi;

Birçok aşiret, güvenliği sağlama, durumu kontrol etme ve hatta Hamas unsurlarının geri kalan kesimleriyle yüzleşme bahanesi altında, belirli bölgeleri korumak için İsrail’in silahlı gruplar oluşturma önerisini reddetti. Ancak büyük bir aşiret kabul etti ve bir diğer aşiret de hala müzakerelerde bulunuyor.

Westobserver sitesine göre, Şarku’l Avsat’a konuşan bu kaynaklar ayrıca şunları ekledi;

“İletişim artık Gazze’nin güneybatısı ve doğusunda yoğunlaşan büyük bir aşiret üzerinde yoğunlaşıyor. Silahlı bir aşiret olan bu aşiret, savaş sırasında Hamas hareketinin silahlı kanadı olan İzzeddin El Kassam Tugayları’nın birçok üyesinin El Sabra mahallesinde öldürülmesi de dahil olmak üzere ciddi olaylara neden oldu. Bu aşiretin üyeleri, Hamas’ın ortadan kaldırılması halinde, bu işbirliğinin devam etmesi ve aşiretin bulunduğu bölgedeki Gazzelilere hizmet sağlanması koşuluyla işbirliğine hazır olduklarını İsrail’e bildirdi.”

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu, İsrail’deki güvenlik yetkililerinin, Gazze Şeridi’ne giren insani yardım tırlarına yönelik yağma ve soygunu önlemek amacıyla Gazze’de yerel halk ve Hamas dışındaki aşiretlerde silahlı grupların olması fikrini dayatmaya çalıştığını bildirdi.

Hamas’taki kaynaklar ise Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareketin aşiretlerle gerçekleşen temaslar hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu, aynı zamanda silahlı kişiler tarafından kaos ve sabotaj amacıyla gerçekleştirilen tüm ihlalleri dikkatle izlediğini açıkladı.

Kaynaklar, Hamas liderliğinin bu olaylardan söz konusu aşiretleri sorumlu tutma kararı aldığını ve eylemlerinin bedelini daha sonra ödeyeceklerini dile getirdi.

Hamas’tan kaynaklar ayrıca, “İşgalcilerle iş birliği yapanlar ve direnişçilerin öldürülmesine sebep olanlar hesap vermekten kurtulamayacaklardır” diye konuştu.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ni kontrol altına aldıktan sonra bazı aşiretlere saldırıp silahlarına el koyduğu büyük bir operasyon başlatmasının ardından, Hamas ile bazı aşiretler arasında bir ‘intikam’ olarak tanımlanabilecek bir durum söz konusu.

Öte yandan ABD, Gazze Şeridi’ne havadan insani yardım gönderen ülkelere katıldı ve Ürdün Hava Kuvvetleri ile koordineli olarak üç askeri nakliye uçağı ile Gazze’ye 38 bin öğünlük gıda içeren yardım ulaştırdı.

Diplomatik olarak Kahire, bugün yeni bir ateşkes müzakerelerine ev sahipliği yapıyor.

Birkaç gün içinde Ramazan ayı başlamadan önce bir anlaşma beklendiğinden, bu müzakere turunun belirleyici olacağına inanılıyor.