Netanyahu tüm rehinelere karşılık tüm Filistinli mahkumları serbest bırakabilir

Rehinelerin aileleri, ordunun çocuklarının Hamas’ın yanında rehine olarak bulunduğu tünelleri sular altında bırakıp bırakmayacağını sorguluyor.

Netanyahu, pazartesi akşamı Tel Aviv’de Savaş Komuta Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (X)
Netanyahu, pazartesi akşamı Tel Aviv’de Savaş Komuta Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (X)
TT

Netanyahu tüm rehinelere karşılık tüm Filistinli mahkumları serbest bırakabilir

Netanyahu, pazartesi akşamı Tel Aviv’de Savaş Komuta Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (X)
Netanyahu, pazartesi akşamı Tel Aviv’de Savaş Komuta Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (X)

Büyük hayal kırıklığı ve Hamas’ın elindeki tutukluların hayatlarına yönelik yoğun korkuyla sonuçlanan gergin bir oturum sırasında Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant, ‘herkese karşılık herkes’ ilkesine göre bir esir takası anlaşmasını müzakere etmeyi reddetmediklerini açıkladılar.

Söz konusu ilke, tüm Filistinli tutukluların serbest bırakılması karşılığında tüm İsrailli tutukluların serbest bırakılması anlamına geliyor.

Ancak Netanyahu, Hamas’ın bu anlaşmayı engellediğini, çünkü savaşı durdurmayı, yani öncelikle ‘Hamas’ın tasfiyesini önlemeyi’ şart koştuğunu iddia etti. Gallant ise anlaşmanın bugün artık mümkün olmadığını söylerken, “Hamas yalnızca güç dilinden anlar” dedi.

Hamas tarafından tutulan İsrailli mahkumların aile üyelerinden oluşan bir grup ve geçen hafta başlarında serbest bırakılan bazı mahkumlar, Savaş Komuta Konseyi üyeleriyle bir araya gelerek, çatışmalara devam etme ve Mısır- Katar arabuluculuğu kapsamında Hamas’la müzakereleri durdurma kararını protesto ettiler.

Herkes büyük bir özlem ve üzüntüyle konuşarak, tünellerdeki zorluklara dayanamayan yaşlı ve hasta insanlar olduğunu, oğullarının ve kızlarının esaret altında ölmesinden veya öldürülmesinden korktuklarını vurguladı. Ayrıca savaştan korktuklarını, siyasi ve askeri liderlerin kaçırılan insanlarla yakınlaşmak için Yahya Es-Sinvar’a yakınlaşma’ yönündeki açıklamalarından endişe ettiklerini dile getirdiler.

Konuşmacılar, Hamas liderlerini ve militanlarını boğmak için tünelleri Akdeniz’in suyuyla doldurma tehdidini içeren açıklamalardan duydukları dehşeti de belirtirken, “Savaş Komuta Konseyi üyeleri, bu boğma eyleminin ne anlama geldiğini anlıyorlar mı? Bu, onlarla birlikte 136 İsrailli esirin de boğulması anlamına geliyor. Liderlerimiz çocuklarımızı düşünüyor mu? Yoksa Hannibal Protokolü’ne göre onları kurban etmeye mi karar verdiler?” diye sordu.

Hamas üyeleri bazı İsrailli rehineleri Uluslararası Kızıl Haç’a teslim etti, 29 Kasım (Reuters)
Hamas üyeleri bazı İsrailli rehineleri Uluslararası Kızıl Haç’a teslim etti, 29 Kasım (Reuters)

Kaçırılan ve yakın zamanda serbest bırakılan kadınlardan biri, “Kaçırılan insanlara bugün ne olduğunu, çektikleri acıların derecesini bilmiyoruz. Ama tüm bu zaman boyunca korkudan öldüğümü söyleyebilirim. Siz tutsakların özgürlüğüne kavuşması için bir savaş içinde olduğunuzu söylüyorsunuz, ben de size ordumuzun gerçekleştirdiği bombalamanın onların hayatlarını tehdit ettiğini söylüyorum. Tünellerde patlama sesleri duyuyor, korkudan titriyorduk. Ancak Hamas mensupları, huzur içinde, etkilenmeden ve bombardımandan korkmadan uyuyorlardı. Şaka yapıyor gibiydiler. Bu nedenle, İsrailli esirlerin hayatlarının tehdit edilmesinden başka bir sonuç doğurmayacağı için bu savaşı terk etmenizi rica ediyorum” ifadelerini kullandı.

Hamas tarafından serbest bırakılan Yocheved Lifshitz ve halen Gazze’de tutuklu bulunan Oded Lifshitz'in torunu Daniel Lifshitz ise, “Sizi, ne pahasına olursa olsun gecikmeden derhal müzakere masasına dönmeye çağırıyoruz. Bizi küçümsemeniz, feryatlarımızı görmezden gelmeniz saygısızcadır. Bizi temsil etme konusunda bir çıkarınız yoksa, bunu yapmayı kabul eden uluslararası bir kuruluşa başvuracağız. Size yalvarmayacağız” açıklaması yaptı.

Tel Aviv’deki gösteriler sırasında eylemciler, ellerinde Hamas tarafından alıkoyulan rehinelerin fotoğraflarını taşıyor ve İsrail hükümetine rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunuyor (AFP)
Tel Aviv’deki gösteriler sırasında eylemciler, ellerinde Hamas tarafından alıkoyulan rehinelerin fotoğraflarını taşıyor ve İsrail hükümetine rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunuyor (AFP)

Rehinelerin aileleri, toplantıyı büyük bir hayal kırıklığıyla terk etti ve Netanyahu’yu ciddi olmamakla suçladı. Ayrıca Netanyahu’nın, sorularına cevap vermekten kaçındığını ve elindeki kâğıdı okuduğunu söyledi. Netanyahu, vatandaşlara duymak istedikleri her şeyi söylemedi, çünkü ordunun gerçekleştirdiği operasyonlarla ilgili sırları düşmanın faydalanmaması için açığa çıkarmak istemediğini dile getirdi. Ayrıca istisnasız tüm mahkumların serbest bırakılması için çalıştığını vurguladı.

Açlık grevi

Esirlerden oluşan bir heyet Knesset’i ziyaret etti ve bazı üyelerle görüştü. İki kadın akrabası Saher ve Erez Kalderon esaretten kurtulan, babası Ofer ise halen esaret altında olan Noam Dan, “Dürüst bir cevap istiyorum ve hoşuma gitmeyen bir cevap duymaya hazırım. Diyelim ki hükümet esirlerden vazgeçmeye ve Hamas’ı tasfiye etmek için savaşı tercih etmeye karar verdi. Durumun bu olduğunu bana açıkça söyleyin, harekete geçelim. Dürüstçe anlaşalım. Ama şunu bilin ki sessiz kalmayacağız. İnsanların nasıl açlık grevi yaptığını da biliyoruz. Bunu Tel Aviv’deki Kaçırılanlar Meydanı’nda başlatacağız ve insanlardan bizimle dayanışma içinde olmalarını isteyeceğiz” şeklinde konuştu.

İsrailli rehinelerin aileleri, Tel Aviv’de Savunma Bakanlığı önünde protesto gösterisi yapıyor, 21 Kasım (AFP)
İsrailli rehinelerin aileleri, Tel Aviv’de Savunma Bakanlığı önünde protesto gösterisi yapıyor, 21 Kasım (AFP)

Hamas’ın elinde ailesinden dört esir bulunan Ofri Bibas, hükümetin esirlerden vazgeçmenin ne anlama geldiğini anlayıp anlamadığını bilmek istediğini söyledi. Bibas, “Onların esir oldukları açık. İhmalkâr, hatalı ya da suçlu değiller. Daha doğrusu bu, devletin, hükümetin, ordunun ve herkesin Hamas saldırısından korunma görevini yerine getirmemesinden kaynaklanıyor. Ülkenin liderliği, onlardan vazgeçmenin ne demek olduğunu anlıyor mu? Bu sadece onların kanının israfı değil, aynı zamanda ordunun ve tüm devlet güvenliği kavramının israfıdır. Bu, gençlerimizin gelecekte askere gitmeyeceği anlamına geliyor. Çünkü düşmanın esir aldığı askerlerin serbest bırakılması için ordunun her şeyi yapacağına güvenmiyorlar. Güvenliği olmayan bir ordu; Çocuklarımızı fedakâr, hizmet eden savaşçılar olarak seviyor, ama onlar devlete muhtaç hale geldiğinde onlara sırt çeviriyor, onları DEAŞ, Nazi, suçlu dediğimiz acımasız düşmanın eline bırakıyor. Bunun gibi her söz yüreklerimizi derinden vuruyor ve üzüyor. Çünkü bize çocuklarımızı terk ettikleri yeri hatırlatıyor” ifadelerini kullandı.



ABD ordusu, DEAŞ’lı tutukluları Suriye'den Irak'a nakletmeye başladı

Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)
Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)
TT

ABD ordusu, DEAŞ’lı tutukluları Suriye'den Irak'a nakletmeye başladı

Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)
Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)

ABD ordusu tarafından yapılan bir açıklamada, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) dün, ‘terör örgütü üyelerinin güvenli gözaltı merkezlerinde tutulmasını sağlamak’ amacıyla, DEAŞ’lı tutukluları Suriye'nin kuzeydoğusundan Irak'a nakletmek için yeni bir operasyon başlattığı belirtildi.

Görev, ABD güçlerinin Suriye'nin Haseke kentindeki bir gözaltı merkezinde tutulan 150 DEAŞ üyesini Irak'taki güvenli bir yere başarıyla nakletmesiyle başladı.

CENTCOM tarafından yapılan açıklamaya göre terör örgütü DEAŞ’ın 7 bin kadar tutuklu üyesinin Suriye'den Irak makamlarının kontrolündeki tesislere nakledilmesi planlanıyor.

CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Irak hükümeti dahil olmak üzere bölgesel ortaklarımızla yakın iş birliği içindeyiz. DAEŞ'in nihai yenilgisini sağlamadaki rollerini takdir ediyoruz. DAEŞ’lı tutukluların düzenli ve güvenli bir şekilde nakledilmesini sağlamak, ABD ve bölgesel güvenliğe doğrudan tehdit oluşturabilecek kaçışlarını önlemek için çok önemli.”

Reuters'ın haberine göre bu adım, Suriye'nin kuzeydoğusunda Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) hızlı çöküşünün ardından atıldı. Bu çöküş, SDG'nin kontrolündeki yaklaşık on iki hapishane ve gözaltı kampının güvenliği konusunda belirsizliğe yol açmıştı.

CENTCOM Komutanı Amiral Cooper, Şara'ya plan hakkında bilgi verdi

CENTCOM Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, Reuters’ın aktardığı açıklamasında, Amiral Cooper'ın Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye'de devam eden gerginlikler hakkında görüştüğünü söyledi.

Yüzbaşı Hawkins “İki lider, Suriye hükümet güçlerinin SDG ile ateşkes taahhüdünün ve DEAŞ’lı tutukluların Suriye'den Irak'a koordineli bir şekilde nakledilmesinin desteklenmesinin önemini görüştü” dedi.

CENTCOM, “Amiral Cooper, Şara'ya CENTCOM’un yaklaşık 7 bin tutukluyu düzenli ve güvenli bir şekilde nakletme planı hakkında bilgi verdi” açıklamasında bulundu.

CENTCOM açıklamasında ayrıca, “Amiral Cooper, Suriye güçlerinin ve diğer tüm güçlerin operasyonu aksatabilecek her türlü eylemden kaçınmasını umduğunu belirtti” diye ekledi.

Iraklı yetkili: Bu, DEAŞ’lıların kaçma olasılıklarına ilişkin endişeleri azaltan bir adım

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Iraklı bir yetkili, “Ulusal Güvenlik Bakanlar Kurulu, DEAŞ’lı tutukluların Irak'a nakledilmesinin, son zamanlarda artan kaçma olasılıklarına ilişkin endişeleri azalttığına karar verdi” dedi.

Iraklı yetkili, “Onları Irak hükümetinin denetimi altındaki hapishanelere, ABD ile doğrudan koordinasyon içinde yerleştirmek, örgütün kapasitesini yeniden inşa etme olasılığını tamamen ortadan kaldırır” diye ekledi.

Suriye TV, pazartesi günü, İçişleri Bakanlığı’ndan bir yetkilinin yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerinin ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'nin güneyinde bulunan Şaddadi Hapishanesi’nden kaçan 90 DEAŞ üyesini yakaladığını söylediğini bildirdi.

gftr
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke ilinin kırsal kesiminde bulunan Şaddadi ilçesindeki Şaddadi Hapishanesi’nin bir fotoğrafı (EPA)

Suriye ordusu daha önce Şaddadi’nin kontrolünü ele geçirdiğini ve bölgeyi güvenli hale getirmek ve SDG’nin serbest bıraktığını iddia ettiği firari DEAŞ üyelerini yakalamak için operasyonlara başladığını duyurmuştu.

Suriye ordusu, şehirde tam sokağa çıkma yasağı ilan etti ve vatandaşları, örgüte mensup kaçakları orada konuşlanmış askeri birimlere bildirmeleri için çağırdı.

Hükümetin son günlerde kaydettiği hızlı ilerleme ve hala bölgeyi kontrol eden SDG'ye ABD'nin desteğini açıkça geri çekmesi, isyancılar 13 ay önce Beşşar Esed’i devirdikten sonra ülkedeki en büyük kontrol değişikliğini temsil ediyor.

ABD ve Uluslararası Koalisyon güçleri 2025 yılında, Suriye'de 300'den fazla DEAŞ üyesini tutukladı ve aynı dönemde 20'den fazlasını öldürdü.

frgt
Şara, SDG ile ateşkes anlaşmasının imzalanması sırasında,19 Ocak 2026 (EPA)

Pazar günü varılan ve ateşkes ile SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunu içeren anlaşmada, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve SDG lideri Mazlum Abdi, hükümetin DEAŞ üyesi olmakla suçlanan tutukluların sorumluluğunu üstlenmesi konusunda uzlaştılar.

Suriyeli yetkililer salı günü, hükümet güçlerinin bölgedeki ilerleyişinin ardından, ülkenin kuzeydoğusundaki kalesi olan Haseke’de SDG ile yeni bir mutabakat sağlandığını ve dört günlük ateşkes ilan edildiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, ‘Haseke ilinin geleceği ile ilgili bir dizi konuda karşılıklı mutabakat sağlandığını’ belirtti.

Açıklamada, ‘SDG'ye, bölgelerin pratik bir şekilde entegrasyonu için ayrıntılı bir plan üzerinde istişare etmek üzere dört gün süre verilmesi’ konusunda anlaşmaya varıldığına işaret edildi.

Suriye'nin kuzeydoğusundaki yedi hapishanede binlerce tutuklu bulunuyor. DEAŞ üyelerinin aileleri olduğu düşünülen on binlerce kişi de el-Hol ve el-Roj kamplarında yaşıyor.

Kürtleri DEAŞ’a karşı destekleyen Uluslararası Koalisyonun lideri olan ABD, bu hafta, örgütü yıllarca yenilgiye uğrattıktan sonra SDG ile ittifakının büyük ölçüde sona erdiğini açıkladı.


AB, Hindistan ile güvenlik ortaklığı anlaşması imzalayacak

Avrupa Birliği (Reuters)
Avrupa Birliği (Reuters)
TT

AB, Hindistan ile güvenlik ortaklığı anlaşması imzalayacak

Avrupa Birliği (Reuters)
Avrupa Birliği (Reuters)

Avrupa Birliği (AB), Hindistan ile önemli bir serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürütüyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de yapılacak zirve öncesinde yaptığı açıklamada, Yeni Delhi ile bir güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşması imzalamaya hazır olduklarını belirtti.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin haberine göre Kallas Strazburg'daki Avrupa Parlamentosu milletvekillerine şunları söyledi:

“Bugün, AB ile Hindistan arasında deniz güvenliği, siber güvenlik ve terörle mücadele gibi konuları kapsayan yeni bir güvenlik ve savunma ortaklığı kurma konusunda ilerleme kaydetme kararı aldık.”

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Devlet ve Hükûmet Başkanları Konseyi Başkanı Başkanı António Costa, 26- 27 Ocak tarihlerinde Hindistan'ı ziyaret etmesi bekleniyor. Bu ziyaret sırasında geniş kapsamlı bir ticaret anlaşması ve savunma ortaklığı anlaşması imzalanabilir.

Kallas, “Kural temelli küresel sistemin benzeri görülmemiş bir baskı altında olduğu bir dönemde Hindistan ile AB arasındaki ilişkiler gelişiyor” ifadelerini kullandı.

AB yetkilisi, her iki tarafın da ‘AB ile Hindistan arasında bir serbest ticaret anlaşması müzakerelerini sonuçlandırmaya çalıştığını’ vurguladı.

Brüksel'e göre bu anlaşma, dünyadaki türünün en büyüğü olacak. Anlaşma, Hindistan ve Avrupa şirketlerinin, ABD başkanının uyguladığı gümrük vergileri karşısında üreticileri için yeni fırsatlar bulmasını sağlayacak.

Kallas, iki tarafın ayrıca ‘dönemlik işçilerin, öğrencilerin, araştırmacıların ve yüksek vasıflı profesyonellerin giriş-çıkışlarını’ kolaylaştıracak bir anlaşma imzalama çabası olduğunu söyledi.

Hindistan, bu adımların Avrupa'da bilişim mühendisleri ve diğer teknoloji uzmanlarının istihdamına katkıda bulunmasını umuyor.


Bir arıza nedeniyle Trump'ın uçağı geri dönmek zorunda kaldı ve bu durum ABD başkanlık uçağının yaşıyla ilgili soruları gündeme getirdi

ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
TT

Bir arıza nedeniyle Trump'ın uçağı geri dönmek zorunda kaldı ve bu durum ABD başkanlık uçağının yaşıyla ilgili soruları gündeme getirdi

ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)

Başkan Donald Trump'ın salı gecesi Avrupa'ya giderken Air Force One uçağında meydana gelen ve Trump'ın geri dönmesine neden olan elektrik arızası, onlarca yıldır hizmette olan yaşlanan başkanlık uçağı hakkında yeni ve endişe verici soruları gündeme getirdi.

Şarku’l Avsat’ın CNN'den aktardığına göre ABD Hava Kuvvetleri uzun zamandır yaşlanan filosunu modernize etmeye çalışıyor ve Trump, ilk döneminden beri Air Force One programında önemli değişiklikler yapılması için baskı yapıyor.

Geri dönmek zorunda kalan Boeing 747-200B uçağı, Doğu Zaman Dilimi'ne göre gece 11:00'den kısa bir süre sonra Maryland'e güvenli bir şekilde iniş yaptı. Bu uçak, ABD başkanını taşımak için tasarlanmış uçakları da içeren Hava Kuvvetleri'nin VC-25A programının bir parçası. İnişten yaklaşık bir saat sonra Trump bir uçağa binerek, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'na doğru yola çıktı.

Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt'e göre uçak tedbir amaçlı olarak Joint Base Andrews'e geri döndü.

CNN ulaşım analisti Mary Schiavo, "Bu uçağın dünyanın en iyi bakımlı uçaklarından biri olduğundan şüphe yok, ancak herhangi bir uçak, uyarı ışığı yandığında acil onarım gerektiren arızalar yaşayabilir" dedi.

dfrgth
ABD başkanlık uçağı Air Force One, İsviçre'nin Zürih Havalimanı'na iniş yaptı (AP)

ABD Hava Kuvvetleri'ne göre söz konusu uçak ilk olarak 1991 yılında hizmete girdi ve başkanın taşınması için tahsis edilen iki Boeing uçağından biridir. Her iki uçak da otuz yılı aşkın süredir hizmette ve Trump, yeni uçaklar istediğini defalarca dile getirerek bu uçaklarla alay etmiştir. Ancak uçakların değiştirilmesi çok daha uzun sürecektir.

Boeing ile yapılan bir sözleşme uyarınca, iki başkanlık uçağı olan Air Force One'ın yerine geçecek yeni uçakların 2022 yılında teslim edilmesi planlanmıştı, ancak bu süre doldu ve herhangi bir teslimat gerçekleşmedi.

Yeni uçaklarla ilgili son gelişmeler

Trump, başkanlık filosunun yenilenmesini uzun zamandır bekliyordu ve şu anda birkaç uçak üzerinde görüşmeler devam ediyor. Aralık ayında, ABD Hava Kuvvetleri, gelecekteki başkanlık hava taşımacılığı programını desteklemek için Alman havayolu şirketi Lufthansa'dan iki ek Boeing uçağı satın alma niyetini açıkladı; teslimatların bu yıl içinde yapılması planlanıyor ve bu da uçakların öncelikle eğitim amaçlı kullanılacağını gösteriyor.

ABD Hava Kuvvetleri, resmi bir açıklamada, eğitim programlarını desteklemek ve 747-8 filosuna yedek parça sağlamak amacıyla 400 milyon dolara kadar maliyetle iki uçak satın alacağını duyurdu. Bu, önümüzdeki yıllarda başkanlık uçağı olan Air Force One'ın yerine geçecek olan 747-200'lerin hazırlıklarının bir parçasıdır.

İlk uçağın bu yılın başlarında teslim edilmesi planlanırken, ikincisinin 2026 yılının sonundan önce teslim edilmesi bekleniyor. Hava Kuvvetleri bu iki uçağı başkanlık filosuna dahil etmeye karar verirse, süreç muhtemelen uzun sürecektir.

Salı gecesi yaşanan olay emsalsiz değil; ABD başkanının uçağı daha önce de benzer sorunlar yaşamıştı. Bu haftaki olay, Trump'ın son aylarda yedek uçağı kullanmak zorunda kaldığı ikinci olay oldu.

fvg
ABD Başkanı Donald Trump'ı taşıyan başkanlık uçağı Zürih Havalimanı'na iniş yaptı (EPA)

Levitt'in o dönemde yaptığı açıklamaya göre, Başkan Trump ve First Lady Melania'nın geçen eylül ayında Birleşik Krallık'a yaptıkları ziyaret sırasında, uçaklarının arızalanması nedeniyle yerel bir havaalanına iniş yapmak zorunda kalmışlar ve bunun üzerine destek helikopteri kullanmışlardı.

Başkan Trump, İsviçre gezisine devam etmek için salı günü, genellikle First Lady veya Kabine üyeleri tarafından kullanılan bir Boeing C-32A uçağına bindi. ABD Hava Kuvvetleri'nin filosunda bu uçaklardan dört tane bulunuyor.