İsrail'in ABD'de cadı avı yapan dijital ağı ifşa oldu

Silikon Vadisi'ndeki teknoloji şirketi yöneticileri, büyük finansörler, İsrail hükümet yetkilileri, İsrail lobisi aktivistleri gibi yüzlerce nüfuzlu isimden oluşan grup, İsrail'i eleştiren önemli isim ve kurumları sindiriyor

İsrail için cadı avı yapan grup, Filistinlilere yönelik katliamı hazmedemeyip sesini yükselten isimleri tespit edip işten çıkartılmaları, gözden düşürülmeleri ve işlerinin bozulması gibi faaliyetleri örgütlüyor (AA)
İsrail için cadı avı yapan grup, Filistinlilere yönelik katliamı hazmedemeyip sesini yükselten isimleri tespit edip işten çıkartılmaları, gözden düşürülmeleri ve işlerinin bozulması gibi faaliyetleri örgütlüyor (AA)
TT

İsrail'in ABD'de cadı avı yapan dijital ağı ifşa oldu

İsrail için cadı avı yapan grup, Filistinlilere yönelik katliamı hazmedemeyip sesini yükselten isimleri tespit edip işten çıkartılmaları, gözden düşürülmeleri ve işlerinin bozulması gibi faaliyetleri örgütlüyor (AA)
İsrail için cadı avı yapan grup, Filistinlilere yönelik katliamı hazmedemeyip sesini yükselten isimleri tespit edip işten çıkartılmaları, gözden düşürülmeleri ve işlerinin bozulması gibi faaliyetleri örgütlüyor (AA)

ABD'de İsrail'i eleştiren önemli kişi ve kurumları susturmak üzere örgütlenen J-Ventures adlı grubun, Silikon Vadisi'ndeki teknoloji şirketi yöneticilerinden büyük finansörlere ve İsrailli yetkililere uzanan bir ağdan aldıkları güçle Filistin yanlısı kişileri sindirip işlerini ellerinden almaya kadar uzanan bir tür cadı avı yürüttükleri ortaya çıktı.

Gazeteciler Jack Poulson ve Lee Fang, ABD'nin California eyaletinde yer alan Silikon Vadisi'ndeki birçok İsrailli yönetici ve yatırımcının bulunduğu "J-Ventures Global Kibbutz Group" isimli WhatsApp sohbet grubuna sızarak, bu gruptaki konuşma ve video konferanslara erişim sağladı.

Poulson ve Fang'in Substack sitesinde yayımladıkları habere göre, İsrailli iş insanlarının "fikir alışverişinde bulunduğu ve düşmanlarının belirlendiği" bu sohbet grubunda, İsrail'in Gazze'ye saldırılarını medyada, akademide ve iş dünyasında savunma, lobicilik faaliyetleri ve Filistin yanlısı kişi ve kurumlara baskı stratejileri geliştiriliyor.

İsrail ordusu başta olmak İsrailli pek çok kurum ve kuruluşa maddi yardımların sağlandığı grupta, ayrıca "hasbara" olarak adlandırılan İsrail'deki kamu diplomasisinin karşı propaganda olarak nasıl kullanılacağına ve cephe gerisindeki "bilgi savaşında" atılması gereken adımlara dair video konferanslar organize ediliyor.

Grupta 300'den fazla yatırımcı, teknoloji şirketi yöneticisi, üst düzey hükümet yetkilisi ve aktivistin yanı sıra İsrail merkezli internet sitesi geliştirme platformu Wix'in İsrail Genel Müdürü Batsheva Moshe, Silikon Vadisi'nin önde gelen sermayedarlarından biri kabul edilen Jeff Epstein ve İsrail Dışişleri Bakanlığının inovasyon, girişimcilik ve teknoloji başkanı olarak da görev yapan diplomat ve girişim sermayedarı Andy David gibi isimler bulunuyor.

İsrailli sermayedar Oded Hermoni, hem gruba ismini veren J-Ventures isimli bir girişim projesinin genel müdürlüğünü hem de sohbet grubunun kuruculuğunu üstlenirken Dışişleri Bakanlığı yetkilisi David de iletişim ve lobi faaliyetlerine karar veren "Halkla İlişkiler/Siyasi Ekip" üyesi olarak çalışıyor.

Filistin yanlısı paylaşım yapan Wix çalışanının kovulma kararı bu grupta alındı

Wix'in Dublin merkezli çalışanı Courtney Carey, ekimin sonlarında sosyal iş ağı ve paylaşım platformu LinkedIn'de "Filistin için özgürlük" yazılı paylaşımının ardından kısa bir süre içinde işten çıkarıldı.

Carey'in kovulmasına giden süreç ise J-Ventures'taki üyelerin, onu şirketin İsrail Genel Müdürü Moshe'ye ihbar etmesiyle başladı.

Grup üyelerinden yatırımcı Alon Ozer'in söz konusu paylaşımın ekran görüntüsünü, Carey'in Wix için çalıştığına vurgu yaparak gruba atmasının ardından Hermoni, Moshe'nin "Cumartesi gecesinden beri konuyla ilgilendiğini" yazarak, Carey'in kovulacağı konusunda teminat verdi.

Moshe'nin "Konudan haberdarız. Paylaşım yayımlandığından itibaren konuyla ilgileniyoruz. Yakında kararımızla ilgili bir açıklama yapılacağına inanıyorum." cevabından bir gün sonra Carey'in işine son verildi.

Filistin'e desteğini açıklayan kişilere cadı avı yapılıyor

Dünya genelinde birçok isim, 7 Ekim'den bu yana İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını eleştirdikleri için "Yahudi karşıtlığıyla" suçlanarak işinden olurken J-Ventures grubu, bu kişilere yönelik cadı avında aktif rol oynadı.

J-Ventures'ın çabaları yalnızca bu kişilerin işten çıkarılmasıyla sınırlı kalmıyor, ayrıca birçok Filistin asıllı ve Filistin yanlısı kişinin davet edildiği etkinlikler engellenmeye çalışılıyor.

Filistin asıllı Temsilciler Meclisi Üyesi Rashida Tlaib’in Arizona Eyalet Üniversitesi'ndeki konuşmasının üniversite yönetimini arayarak iptal edilmesini sağlayan grup, ayrıca Tlaib'in istifasını talep eden bir anket yayımlayarak Tlaib'i hedef gösterdi.

Grup üyeleri arasında AIPAC ile bağlantılı kişiler ve eski ABD hükümet yetkilisi var

Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) ile bağlantılı kişiler ve avukatların da olduğu grupta "AIPAC Silikon Vadisi lideri" olduğu belirtilen yatırımcı David Wagonfeld, "AIPAC Siyasi Başkanı" olarak adlandırılan Adam Tartakovsky, AIPAC'in önemli bağışçılarından Adam Milstein ve AIPAC ile ilişkili aktivistler Dr. Kathy Fields ve Garry Rayant yer alıyor.

Tartakovsky, J-Ventures ile California Valisi Gavin Newsom arasındaki "birincil lobi bağlantısı" olarak da tanımlanıyor.

Eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde Beyaz Saray Yönetim ve Bütçe Ofisi'nde kıdemli danışman ve İftira ve İnkarla Mücadele Birliği'nin (Anti-Defamation League - ADL) iletişim danışmanı olarak görev yapan Kenneth Baer de grubun aktif bir üyesi olarak görülüyor.

J-Ventures'ın geniş bağışçı ağı sayesinde Kanada'nın Toronto kentinde 84 reklam panosu, ABD’nin Las Vegas kentinde bir dijital reklam panosu ve New York'taki Times Meydanı gibi önemli yerler ile İngiltere’nin başkenti Londra'nın "neredeyse her yerinde" reklam panoları için para toplandı.

Üniversitelere yönelik baskıların arkasında da J-Venture var

J-Venture, sadece kurumlarda çalışanlara değil Filistin'e destek gösterileri düzenlenen ABD'nin çeşitli üniversitelerine baskı oluşturmak için de elinden geleni yaptı.

Grup üyelerinden Lior Netzer, The Nation dergisinin Filistinli yazarı Muhammed El-Kurd'un konferansının iptali için Vermont Üniversitesi'ne baskı yapılması konusunda yardım istemesinin ardından, El-Kurd'un katılacağı etkinlik iptal edildi.

J-Venture üyeleri, "aşırılık yanlısı söylemlerde bulundukları" iddiasıyla ABD'nin prestijli üniversitelerindeki profesörlerin kovulması ve öğrencilerin büyük hukuk firmalarında kara listeye alınması için çok sayıda dilekçe dağıtmakla kalmadı, aynı zamanda "öğrencilerine yanlış şeyler öğreten profesörlerin uzaklaştırılması" için özel görev gücü ekipleri oluşturdu.

Hedef alınanlar arasında Cornell Üniversitesi, California Üniversitesi, New York Üniversitesinin Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi kampüsündeki bazı akademisyenler yer alıyor.

Bessemer Venture Partners şirketinin işletme ortağı Jeff Epstein, 28 Ekim'de, grupta Stanford Üniversitesi'nin gazetesinde "İsrail yanlısı siyasi bir karikatürün nasıl yayımlatılabileceğini" sorarak, gazetenin yayınına müdahalede bulunmaya çalıştı.

Ordunun talimatları doğrultusunda hareket ediliyor

Gazze'de İsrail'in saldırılarında en az 8 bini çocuk olmak üzere 18 bin 787 Filistinlinin öldürülmesi uluslararası tepki, protesto ve kınamalarla karşılaşırken İsrail de özellikle sosyal medya ve geleneksel medyada "bilgi savaşını" kazanmak için çabalıyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Jonathan Conricus, 7 Ekim'de Hamas'ın saldırılarından birkaç gün sonra aralarında ulusal güvenlik yatırım şirketi America's Frontier Fund'in Yöneticisi Jordan Blashek'in de bulunduğu birçok "önemli" sermayedar ve teknoloji şirketi yöneticisiyle Zoom platformu üzerinden bir araya geldi.

Conricus, "şifresiz ve açık bir hat üzerinden konuştuğu için saldırılarla ilgili çok fazla gizli bilgi veremeyeceğini" belirterek, "savaşın yakında İsrail'in askeri müdahalesiyle tırmanacağını ve video konferansa katılanların yardım edebileceğini" kaydetti.

Katılımcıları, ABD Kongresi üyeleri üzerinde "baskıyı sürdürmeye yardımcı olmaya" çağıran Conricus, ayrıca ABD'deki "üniversiteler, medya, düşünce kuruluşlarında ve elit çevrelerde bulunanları etkilemek için çalışmaya" teşvik etti.

İsrail, medyadaki görüşleri şekillendirme gayretinde

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Gazze'ye saldırıların başlamasının üzerinden 2 haftadan kısa süre içinde 75 farklı reklam hazırladı ve YouTube ve X gibi platformlarda bunları yayımlamak için milyonlarca dolar harcadı.

İsrailli yetkililerin bu çabasına yardımcı olanlardan birisi olan J-Ventures, Gazze'ye saldırılara ilişkin sosyal medyadaki görüşleri şekillendirme ve tepkileri İsrail’den çekmeye yönelik lobicilik veya eğitim faaliyetleri düzenledi.

Bir ordu sözcüsü ile finansçı Jeff Epstein'in ortağı olduğu risk sermayesi şirketi Bessemer Venture Partners'ın İsrail Ofisi Direktörü, "önemli teknoloji liderlerine" yönelik "X'te kamuoyunu kazanma taktikleri" üzerine Zoom eğitimi düzenlerken, J-Ventures da İsrail karşıtı atılan tweetleri toplu olarak bildirmek için otomatik teknoloji ve ordunun rehineleri tanımlaması amacıyla yüz tanıma teknolojisi için fon sağladı.

İsrailli yetkililer, ayrıca kampüs gazetelerinde ve büyük medya kuruluşlarında yer alma stratejisine ilişkin çevrim içi oturumlar organize etti.

Grup üyeleri, ayrıca, Tonight Show programı ile televizyon kanalları MSNBC, Fox News ve CNN'de Hamas tarafından kaçırılan esirlerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir televizyon reklamının yayımlanması için fon sağladı.

"İsrail, uluslararası desteği kaybedecek" itirafı

ABD ve Kanada'daki öğrencileri İsrail yanlısı etkinlikler için eğitmek amacıyla "İsrail hükümetiyle yakın işbirliği içinde çalışan" Hasbara Fellowships isimli kurum tarafından organize edilen bir Zoom görüşmesine katılan İsrail Dışişleri Bakanlığı Dijital Diplomasi Başkanı Tamar Schwarzbard, bu kurumdakilerin "ön saflardaki askerler olduğunu" vurgulayarak, hükümetin Gazze'ye saldırılarına ilişkin kamuoyu mesajını yeniden şekillendirmek için yardıma ihtiyacının olduğunu itiraf etti.

Görüşmeye katılan gençlere adeta üniversite öğrencilerini ve rektörü hedef göstermeleri önerisinde bulunan Schwarzbard, "Diyelim ki kampüsünüzün haber sitesinde Filistinlilere destek ya da dayanışma gösteren ve Gazze'de ve İsrail'de olup bitenlere karşı çıkmayan bir tür gazete makalesi gördünüz, üniversite rektörünü bu makaleyi kınamaya çağıran bir paylaşıma etiketleyin." ifadelerini kullandı.

Gazze'deki öldürülen sivil sayısı arttıkça İsrail'in "yakında uluslararası desteği kaybedeceğini" itiraf eden Schwarzbard, dikkatlerin İsrailli sivil ölümlerine yeniden odaklanması gerektiğini vurguladı. Schwarzbard, "Mümkün olduğunca isim ve yaş kullanmaya çalışın. Ölenlerin istatistiklerine atıfta bulunmayın, hikayeler kullanın. '26 yaşındaki Noah, haftanın en kutsal günü olan Şabat'ta arkadaşlarıyla bir müzik festivalinde kutlama yapıyordu.' gibi bir şey söyleyin." tavsiyesinde bulundu.

Sosyal medyadaki Filistin yanlısı kullanıcılarla "alay edin" tavsiyesi

Ordunun bu çabalarına destek veren İsrailli teknoloji şirketi yöneticilerinden biri de risk sermayesi şirketi Bessemer Venture Partners'ın İsrail Ofisinin Yöneticisi Adam Fisher oldu.

Fisher, 22 Kasım'da, ABD'li "önemli teknoloji şirketi yöneticileri, yatırımcıları ve girişimcilerine" yönelik yaptığı sunumda, onlara İsrail ordusunun sosyal medyadaki "bilgi savaşını" kazanmasına nasıl yardımcı olabileceklerini anlattı.

Sunumunda, Filistin yanlısı sosyal medya paylaşımları yapan kullanıcıları "eleştirme ve alaya alma" önerisinde bulunan Fisher, İrlandalı Paddy Cosgrave'in teknoloji konferansı Web Summit'in CEO'luğundan istifa etmesine yol açan sosyal medyadaki hedef göstermeleri buna örnek olarak verdi.

Fisher başlamadan önce ordunun sözcülerinden Libby Weiss'in de sunum yapması, İsrail lobicilik faaliyetleriyle ordu ilişkisini bir kez daha gözler önüne serdi.

Filistinli sesleri susturmak için sansür mekanizmaları desteklendi

Grubun çabaları, İsrail'e yönelik eleştirileri sansürlemeye ve saldırılarla ilgili görüşleri şekillendirmeye yönelik teknolojik girişimleri desteklemeyi de içeriyor.

ABD'li e-ticaret devi Amazon'a ait Annapurna Labs şirketinin İş Geliştirme Kıdemli Müdürü Gadi Hutt, grubun Amazon internet sitesindeki "Nehirden denize kadar, Filistin özgür olacak" sloganının yazılı olduğu tişörtleri ve diğer ürünleri kaldırmasına yardımcı oldu.

J-Ventures çalışmalarının kaydedildiği belgelerin birinde, Hutt, ayrıca üniversite kampüslerinde Filistin yanlısı kişileri "kara listeye almasıyla" bilinen Canary Mission'ın "X'teki antisemitik paylaşımları sınıflandırmak için yapay zeka modelleri geliştirmesine yardımcı olacak kişi" olarak belirtiliyor.

Grupta, dijital yayın platformu Netflix'in "Farha" isimli ödüllü Ürdün filminin "antisemitik olduğu" iddia edilerek platformdan kaldırılması için bir dilekçe de paylaşıldı.

Yalnızca lobicilik faaliyetleriyle sınırlı kalmayan J-Ventures, ordunun gizli "Duvdevan" birimini desteklemek için kurulan bir vakfa bağışta bulunmasının yanı sıra İsrail ordusuna askeri teçhizat sağlamaya çalıştı.

Grubun bu çabası, teçhizat sevkiyatlarının çoğunun gümrük sorunları sebebiyle ABD havaalanlarında bekletilmesi nedeniyle gerçekleşemedi.

J-Ventures'ın diğer bağış toplama çabaları arasında ordunun çeşitli birimlerine doğrudan destek sağlamak için bir acil durum fonu, el bombası tedarik etme, M16 tüfek dürbünü, "FN MAG" tipi makineli tüfek taşıyıcı yelek ve insansız hava aracı bağışlama girişimleri de yer alıyor.

Öte yandan, orduya gönderilmek üzere paketlenen bu malzemelerin birçoğu ABD'nin Montana ve Colorado eyaletlerinde gümrük engellerine takıldı.

"Dijital Demir Kubbe"

Grubun üyeleri, kendisini İsrail ordusunun kullandığı savunma sistemi Demir Kubbe'nin dijital bir versiyonu olarak tanıtan ve İsrail'e yönelik "saldırgan ve kötü niyetli içerikleri engellemeyi" vadeden "DigitalDome.io" isimli girişime 19 bin 531 dolar bağışta bulundu.

Grubun kurucusu Hermoni ve üyelerden İsrailli yatırımcı Rami Lipman, sosyal medyada Filistin yanlısı içerikleri kaldıran bu girişime destek olmak isteyen kişiler için "irtibat noktası" olarak belirlendi.

DigitalDome sitesi, ordunun gizli birimi Duvdevan'ın eski üyesi Achiya Schatz tarafından kurulan İsrailli teyit sitesi FakeReporter ile ortaklaşa yönetiliyor.

Grupta, ayrıca "İsrail'e karşı kışkırtıcı, yanlış ve karalayıcı paylaşımları tüm sosyal medya platformlarından kaldırma sürecini otomatikleştiren bir sistem olan" IronTruthBot tanıtıldı.

Bir grup gönüllü tarafından geliştirildiği bildirilen IronTruthBot'a günde 700 paylaşım raporlandığı ve bu sistemin "yüzlerce uygunsuz gönderiyi" kaldırmayı başardığı bildirildi.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.