İsrail Gazze’de üçüncü aşamaya hazırlanıyor

Sahada infaz haberleri ortaya çıkarken, bir yandan da savaşın altında kıtlık uyarıları geliyor

23 Aralık 2023’te Gazze Şeridi sınırına doğru hareket eden bir İsrail tankı (AP)
23 Aralık 2023’te Gazze Şeridi sınırına doğru hareket eden bir İsrail tankı (AP)
TT

İsrail Gazze’de üçüncü aşamaya hazırlanıyor

23 Aralık 2023’te Gazze Şeridi sınırına doğru hareket eden bir İsrail tankı (AP)
23 Aralık 2023’te Gazze Şeridi sınırına doğru hareket eden bir İsrail tankı (AP)

Savaşta sınırlı kara operasyonlarına odaklanan yeni bir aşamaya geçmeye hazırlanan İsrail, Gazze Şeridi’ndeki bazı bölgelere kara saldırısını derinleştirip diğer bölgelerden çekilirken, hava bombardımanının yoğunluğunu da azalttı.

İsrail işgal ordusundaki yedek Tümgeneral Amos Yadlin, İsrail’in yakında Gazze Şeridi’ndeki savaşta sınırlı kara operasyonlarına odaklanan yeni bir aşamaya geçeceğini söyledi. Bu sırada İsrail gazetesi Haaretz, ordunun üçüncü aşama için konuşlanma sürecine başladığını ve bazı yedek askerleri terhis etmeyi planladığını bildirdi. Savaşın üçüncü aşaması, ‘cerrahi’ operasyonlara odaklanıyor ve Gazze Şeridi’nde bir tampon bölge oluşturulmasını içeriyor.

Kesin bir tarih verilmese de İsrail ordusunun önümüzdeki ocak ayında resmi olarak bu aşamaya geçmesi bekleniyor. Ordu, bu operasyona hazırlanmak üzere bazı bölgelere girerken bazı bölgelerden çekildi. Filistinli gruplardan saha kaynakları, ordunun En-Nasr, Eş-Şucaiye ve Ez-Zeytun mahallelerindeki belirli bölgelerden çekildiğini ve Tel el-Hava Mahallesi, Cibaliye Mülteci Kampı ve Beyt Lahya’yı tamamen terk ettiğini söyledi. Aynı zamanda ordunun, Ed-Derc ve Eş-Şeyh Rıdvan mahallelerine sızarken, Cebaliye el-Beled’e saldırı girişiminde bulunduğunu, El-Berih ve En-Nuseyrat’a ilerlemeye hazırlandığını ve Gazze Şeridi’nin ikinci büyük şehri olan Han Yunus’ta da saldırılarına devam ettiğini kaydetti.

SDERGH4
İsrail’in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırılarının ardından yıkılan evler (AFP)

24 saat çatışmalar

Kaynaklar, çatışmaların tüm cephelerde şiddetli olduğunu ve 24 saat aralıksız devam ettiğini, en şiddetlisinin ise kuzeyde Cebaliye el-Beled ve Eş-Şeyh Rıdvan Mahallesi ile güneyde Han Yunus bölgelerinde yaşandığını belirtti. Dün İsrail ordusu, Gazze’ye saldırılarını sürdürdüğünü ve Hasan el-Atraş’a suikast düzenlediğini duyurdu. Ordu ve iç istihbarat servisi Şin-Bet’in ortak açıklamasında, Atraş, Hamas’ın ticaret, tedarik ve askeri üretim sorumlusu ve yurtdışındaki çeşitli ülkelerden Gazze Şeridi’ne ve Batı Şeria’ya yapılan silah kaçakçılığının elebaşı olarak tanımlandı.

Ordu, saha faaliyetleri kapsamında Gazze’nin kuzey, orta ve güneyinde onlarca militanı öldürdüğünü, Hamas’ın askeri mevzi olarak kullandığı binaları yıktığını ve silah ve savaş malzemesi depoları keşfettiğini bildirdi. Hamas’ın askeri kanadı El-Kassam Tugayları ise Gazze’nin farklı bölgelerinde pusu kurarak daha fazla askeri öldürdüklerini duyurdu.

4TH5H
Gazze Şeridi’ndeki kara operasyonu sırasında İsrail askerleri (AFP)

Kassam Tugayları, savaşçılarının, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cebaliye el-Beled bölgesine giren düşman kuvvetleriyle silahlı çatışmalara girdiğini açıkladı. Burada çok sayıda askeri öldürüp yaraladıklarını, anti-personel ve anti-zırh patlayıcıları ile döşeli bir alanı patlatarak Gazze Şeridi’nin merkezindeki Cuhr ed-Dik bölgesinde dört düşman komuta aracını sert bir pusuya düşürdüklerini ve böylece birliğin tüm üyelerini öldürdüklerini duyurdu. Söz konusu açıklamaya göre, Kassam savaşçıları buna ilaveten, Yahloum birliğinden beş askeri de Han Yunus şehrinin doğusundaki tünellerden birine çekerek sıfır mesafeden bu askerleri öldürdü. Han Yunus’ta iki askeri füzeyle hedef aldılar ve askerler anında orada ölüp parçalara ayrıldılar. Gazze Şeridi’nin Eş-Şeyh Rıdvan Mahallesi’nde sıfır mesafeden bir askeri ve Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye kampındaki El-Kasasib Mahallesi’nde ise sıfır mesafeden dört askeri öldürdüler.

İsrail kayıpları

Kassam Tugayları, Aşkelon’un bombalandığını, işgal tarafından sivillerin evlerine ateşlenen ancak patlamayan iki tonluk iki füzenin kullanıldığını ve böylece beş tankın imha edilerek, personelinin öldürülüp, yaralandığını duyurdu. Dün akşam İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ndeki çatışmalarda son 24 saatte beş subay ve askerin öldüğünü, 44 askerin de yaralandığını, bunlardan 10’unun durumunun ağır olduğunu duyurdu. Kara savaşının başlangıcından bu yana Gazze Şeridi’nde yaklaşık 150 asker öldürüldü. Buna karşılık İsrail, savaşta 20 binden fazla Filistinliyi öldürdü ve 50 binden fazla yaralı bıraktı. ABD medyası, uydu görüntülerinin ve Birleşmiş Milletler (BM) değerlendirmelerinin, İsrail’in bu yüzyılda benzeri görülmemiş düzeyde bir yıkıma yol açtığını gösterdiğini belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Filistin hükümetinin medya ofisi, dün şu açıklamayı yaptı:

Savaşta 78 günün geride bırakılmasıyla, işgal ordusu toplamda bin 720 katliam gerçekleştirdi. Bu katliamlarda 27 bin 258 şehit ve kayıp kaydedildi. Hastanelere getirilen 20 bin 258 şehidin arasında 8 bin 200 çocuk, 6 bin 200 kadın, 310 sağlık personeli, 35 sivil savunma personeli ve 100 gazeteci olduğu belirlendi. 7 bin kişi hala enkaz altında ya da akıbetleri bilinmiyor. Bunların yüzde 70’i çocuk ve kadın. Yaralananların sayısı ise 53 bin 688’e ulaştı.

RGTNR
Gazze’deki bombalamada öldürülen yakınlarının kefenleri arasında oturan bir Filistinli (AFP)

Ofis, işgal güçlerinin Gazze ve Kuzey Gazze vilayetlerinde 137 sivili sahada infaz ettiğini bildirdi. Filistin Sivil Savunması, İsrail işgal güçlerinin Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahya sokaklarından çekilmesinin ardından onlarca çürümüş cesedin bulunduğunu açıkladı.

Sivil Savunma’dan yapılan açıklamada, Beyt Lahya’da bulunan cesetlerin çoğunun sahada infaz edildiğini ve köpekler tarafından parçalandığını söyledi. Bu, ilk sahada infaz vakası değil.

Cesetlerin buldozerlerle ezilmesi

CNN’in dün yaptığı bir haberinde, geçen hafta Gazze’nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi’ne baskın yapan İsrail askerlerinin buldozerlerle ölü hastaların cesetlerine saygısızlık ettikleri, askeri bir köpeğin tekerlekli sandalyedeki bir adamı ısırmasına izin verdikleri ve çok sayıda doktora bile kimliklerini kontrol ettikten sonra ateş açtıkları ortaya çıktı.

ERG4TH
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta bir mülteci kampında gıda yardımı almayı bekleyen çocuklar (AFP)

Röportaj veren iki üst düzey sağlık personeli, başka bir doktor ve hastanedeki bir hasta, hastane personelinin içeride mahsur kalan hastaları tedavi etmeye çalışırken ordunun doktorları Hamas’la bağlantıları konusunda sorguya çektiğini söyledi. Ayrıca, ordu güçlerinin hastaneyi terk ederken, yakın zamanda hastane avlusunda geçici mezarlara gömülen cesetleri çıkarmak için buldozerler kullandıklarını belirttiler. Hastanenin Çocuk Servisi Başkanı Hüsam Ebu Safiyye, “Askerler mezarları kazıp cesetleri çıkardı ve sonra da buldozerlerle cesetleri ezdi” ifadelerini kullanarak “Daha önce böyle bir şey görmemiştim” dedi.

Televizyon kanalı, Hüsam Ebu Safiyye’nin paylaştığı video klip ve fotoğrafların, hastanenin her yerine dağılmış çürümüş insan kalıntılarını gösterdiğini belirtti.

Aç ve susuz bırakma politikası

Kara savaşları yoğunlaştıkça İsrail, Gazze Şeridi’ndeki bölgeleri bombalamaya devam etti. Bombardıman, Cebaliye el-Beled ve Han Yunus gibi ordunun sorun yaşadığı bölgelere yoğunlaştı. Gazze Sağlık Bakanlığı, Gazze’de son 24 saatte en az 201 kişinin öldüğünü ve 368 kişinin de yaralandığını açıkladı. Gazze’deki hükümetin medya ofisi, işgalin Gazze Şeridi’ndeki sivillere karşı uyguladığı aç ve susuz bırakma politikasına karşı uluslararası kuruluşları uyardı.

Ofisin bir sözcüsü, kuşatma altındaki Gazze Şeridi’nin yaklaşık 2,2 milyon sakini arasında kıtlığın yayıldığı konusunda uyarıda bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’de insanların açlıkla karşı karşıya olduğunu ve yiyecek karşılığında eşyalarını sattıklarını söyledi. Ghebreyesus, sosyal paylaşım sitesi X hesabından yaptığı açıklamada, Gazze’de açlık ve kıtlık olduğunu belirtti. Genel Direktör, “İnsanlar açlıkla karşı karşıya ve yiyecek karşılığında eşyalarını satıyor. Anne-babalar, çocukları yemek yiyebilsin diye aç kalıyor. Bu durum, Gazze Şeridi’ndeki insanların sağlığı için bir felaket” ifadelerini kullandı.



Putin, Batı gemilerine el koyma tehdidinde bulundu: Gölge filo takibine misilleme

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
TT

Putin, Batı gemilerine el koyma tehdidinde bulundu: Gölge filo takibine misilleme

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa ülkelerinin Rusya'nın gölge filosunun parçası olduğundan şüphelenilen gemilere yönelik müdahale ve alıkoyma faaliyetlerine karşılık olarak, çarşamba günü Avrupa ülkelerine ait gemilere el koyma tehdidinde bulundu.

Başta İsveç ve Fransa olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri, son aylarda Moskova'nın Ukrayna'yı Şubat 2022'de işgal etmesinin ardından uygulanan Batı yaptırımlarını aşmak için kullandığı düşünülen gölge filoya ait olduğu değerlendirilen bazı gemilere müdahale etti.

Avrupa Birliği'nin temmuz ayının sonunda kabul ettiği yeni yaptırım paketi de Rusya için önemli gelir kaynaklarını hedef alıyor ve bu gemilerin petrol ve diğer ürünlerden oluşan yüklerinin satışını kısıtlıyor.

Putin, «Bazı ülkelerin yetkililerinin son dönemde gemilerimize el koyma ve bizden yağmaladıkları malları satma ihtimalini değerlendirdiğini görüyoruz» dedi ve bu girişimleri korsanlık ve haydutluk olarak nitelendirdi.

Rusya'nın Uzak Doğusu'ndaki deniz tatbikatlarının yapıldığı sırada konuşan Putin, “Eğer bu gerçekleştirilirse, aynı şekilde karşılık vermek zorunda kalacağız” ifadelerini kullandı. Rus lider, Moskova'nın gerekli ve uygun gördüğümüz her yerde harekete geçeceğini belirterek herhangi bir yerde karşılık verebileceklerini söyledi.

gthyju
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus Donanması'na ait Varyag güdümlü füze kruvazörünü, Sahalin Adası'nın doğusunda Pasifik Filosu'nun deniz tatbikatlarının son aşamasını denetlerken ziyaret etti (AFP)

İsveç kısa süre önce, mart ayının başında durdurduğu Rusya'nın gölge filosuna ait bir yük gemisini Ukrayna'ya teslim etme kararı aldı. Kiev'e göre gemi, Moskova'nın işgal ettiği bölgelerden çalınan Ukrayna buğdayını taşıyordu.

Bu arada Rus haber ajansları, Putin'in NATO'nun Asya-Pasifik bölgesine sızdığını ve Kuzey Kutbu'nda gerilimi artırdığını söylediğini aktardı.

Putin açıklamalarını, Rus donanmasının askeri tatbikat düzenlediği Sahalin Adası açıklarında bulunan Rus kruvazörü Varyag da yaptı.

Tatbikatlar, ABD ile Güney Kore'nin Kuzey Kore'nin olası bir saldırısını simüle eden ortak askeri tatbikatlarından bir hafta önce gerçekleştiriliyor.

Kiev ve Seul'ün Kuzey Kore ile Moskova arasındaki askeri iş birliğinin artmasından duyduğu endişeyi dile getirdiği bir dönemde, bölgede gerilim de yüksek seyrediyor.


Trump ve İran: Açık bir savaşta dar seçenekler

ABD’nin İran'a yönelik ablukasının uygulanmasına destek operasyonları sırasında USS Boxer gemisinin güvertesinde, ABD Deniz Piyadeleri'ne ait bir savaş uçağı (CENTCOM)
ABD’nin İran'a yönelik ablukasının uygulanmasına destek operasyonları sırasında USS Boxer gemisinin güvertesinde, ABD Deniz Piyadeleri'ne ait bir savaş uçağı (CENTCOM)
TT

Trump ve İran: Açık bir savaşta dar seçenekler

ABD’nin İran'a yönelik ablukasının uygulanmasına destek operasyonları sırasında USS Boxer gemisinin güvertesinde, ABD Deniz Piyadeleri'ne ait bir savaş uçağı (CENTCOM)
ABD’nin İran'a yönelik ablukasının uygulanmasına destek operasyonları sırasında USS Boxer gemisinin güvertesinde, ABD Deniz Piyadeleri'ne ait bir savaş uçağı (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump'ın önündeki seçeneklerin artık, açık bir zafer ile sınırlı tutulabilecek bir yenilgi arasında değiştiği söylenemez. Bu seçenekler daha çok, İran'ı yıpratabilecek ancak Amerikan ekonomisini de zorlayacak uzun soluklu bir abluka; Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak karşılığında Tahran'a kalıcı bir nüfuz alanı tanıyacak sınırlı bir anlaşma; hesaplarını değiştireceğinin garantisi olmayan yeni bir askeri harekât ya da geride daha zayıf ve daha düşmanca bir devlet bırakan siyasi geri çekilme gibi her biri kendine özgü bedeller taşıyan senaryolar arasında şekilleniyor. Pakistan, yeniden Hürmüz Boğazı krizini sona erdirecek bir ‘düzenlemeye’ yaklaştığını duyururken İran ve ABD'nin tutumları, çatışmanın nihai uzlaşıya değil yıpratma sürecine ulaştığına işaret ediyor. Sorun, kısa bir süre içinde anlaşmaya ulaşılacağına dair açıklamalar defalarca kez yinelenirken genel ifadelerden somut uygulamaya geçişte uçurumun büyümeye devam etmesi. Tahran'ın ‘son aşamasına ulaştı’ dediği İran-Umman Anlaşması, yeni deniz güzergahlarının belirlenmesini öngörürken bu durum otomatik olarak boğazın yeniden açılması anlamına gelmiyor.

dfgreg
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araçi, bugün Tahran'da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'yi kabul ediyor (İran Dışişleri Bakanlığı)

İran, Hürmüz Boğazı’nın açılması için ablukanın, yaptırımların, askeri tehditlerin sona ermesi ve tazminat ödenmesini şart koşarken Washington, Tahran'a gemilerden ücret alma ya da geçişe kısıtlama getirme hakkı tanımayı reddediyor. Tahran ayrıca Washington'ın önceki mutabakat muhtırasını ihlal ettiğini öne sürerek ABD ile doğrudan müzakereye oturmayacağını da açıklıyor.

Bu bağlamda Pakistan’ın iyimserliği, tazminat, yaptırımlar, nükleer program ve bölgedeki Amerikan kuvvetleri dosyalarının çözüme kavuşturulmasından çok deniz güvenliğine ya da tırmanmanın durdurulmasına ilişkin geçici bir mutabakata işaret ediyor olabilir. Karşılıklı tazminat talepleri ise yüzü kurtaracak bir formül bulmayı daha da güçleştiriyor. İran’ın savaş tazminatı talep etmesinin ardından Trump, buna Tahran'ı sorumlu tuttuğu kurbanlar için tazminat talep ederek yanıt verdi. Böylece olası herhangi bir müzakereye yeni bir madde daha ekledi.

Bombalama yerine abluka

Trump şu an deniz ablukasını sürdürmeyi ve yaptırımları sıkılaştırmayı, topyekun savaşa geri dönmekten ise bundan kaçınmayı tercih ediyor. Wall Street Journal (WSJ) gazetesine göre yetkililer, bu aşamada sistemin davranışını değiştirmede sınırlı sonuçlar veren saldırılara kıyasla mali baskının daha etkili olabileceği konusunda onu ikna etti. Trump bu mantığı İran'ın ‘iflas ettiğini’ söyleyerek özetledi. ABD'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mike Waltz da Tahran'ın Savunma Bakanı Pete Hegseth'ten çok Hazine Bakanı Scott Bessent'tan korktuğu görüşünü dile getirdi. Bu strateji Washington'a yeni bir hava harekâtının risklerini üstlenmeksizin sürdürülebilir bir baskı aracı sunuyor ve Trump'ın savaşı genişletmeden İran'ı cezalandırmayı sürdürmesine imkân tanıyor. Ancak bu yaklaşım, zamanın ABD'nin lehine çalıştığını varsayıyor. Bu ise henüz kanıtlanmış bir önerme değil.

drfgthtg
ABD Başkanı Donald Trump ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Versailles Sarayı'nda ABD-İran anlaşmasının imza töreninde (AFP)

İran ekonomisi, dövizin çöküşü, enflasyon ve petrol gelirlerinin yitirilmesinden kaynaklanan ciddi bir baskıyla boğuşuyor olsa da Tahran maliyeti gemilere, enerji tesislerine yönelik saldırılar ve bölgedeki müttefikleri aracılığıyla hasımlarına yüklemeye hazır olduğunu kanıtladı. Krizin sürmesi ABD'nin iç dengelerini de etkiliyor. Associated Press (AP)-NORC anketine göre Amerikalıların yalnızca yüzde 28'i Trump'ın savaşı yönetme biçimini onaylıyor. Bu oran bir ay önce yüzde 34'tü. Ara seçimlerin yaklaşması ve yakıt fiyatlarının yükselmesiyle birlikte Washington'ın siyasi ve ekonomik yıpranmaya dayanma kapasitesi, iç acı çok daha şiddetli olsa dahi İran rejiminin baskıya katlanma kapasitesinin altına düşebilir.

Güç seçeneği gündemde kalmaya devam ediyor

Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü (WINEP) Araştırma Direktörü Patrick Clawson, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ‘Trump'ın karşısındaki alternatiflerin tamamının çekici olmadığını’ belirterek karar alma sürecinin büyük ölçüde kişisel nitelik taşıdığını ve Trump'ın sınırlı sayıda danışmanı, daha az sayıda uzmanı dinlediğine dikkati çekti. Bu nedenle Clawson, Trump’ın herhangi bir anda ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'a atfedilen iki haftalık bombalama harekâtını onaylayabileceğini ya da sadece abluka ve ekonomik baskı kampanyasını sürdürmeye karar verebileceğini dışlamıyor.

Trump'ın müttefiklere yönelik yaklaşımındaki değişkenliği de örnek gösteren Clawson, Trump yönetiminin Suudi Arabistan ile ‘123 Anlaşması’ olarak bilinen sivil nükleer iş birliği anlaşmasını beklenmedik biçimde onayladıysa da ABD Başkanı’nın günler sonra Riyad'ın uzun süredir reddettiği bir talep olan İsrail'in tanınması koşulunu anlaşma metnine eklediğine işaret etti. Clawson, bu yaklaşımın İran'la ilişkide çok daha fazla değişkenlik sergileyebileceğini ve ‘Trump'ın ne yapacağını kimsenin bilemeyeceğini, belki de kendisinin bile henüz bilmediğini’ vurguladı.

fdyjuk
Ortadoğu'da konuşlu Patriot sisteminin jeneratörüne yakıt ikmali yapan bir ABD topçu askeri (ABD Ordusu)

Gerilimin tırmandırılmasından yana olanlar, kısa ve sınırlı bir harekâtın nükleer, füze ve sanayi altyapısındaki daha fazla tesisi yok edip ardından ablukaya dönülebileceğini savunuyor. Ancak bu seçenek Hürmüz Boğazı’nın açılacağını garanti etmiyor ve İran'ı petrol tesislerine, su kaynaklarına ve Amerikan üslerine saldırmaya yöneltebilir. Bazı savunma füzelerinin ve uzun menzilli mühimmatların azalması ve enerji fiyatlarındaki olası artış da ‘iki haftalık bombalamayı’ hesaplanmış bir son nokta değil, uzun soluklu bir yüzleşmenin kapısını aralayan bir başlangıç noktasına dönüştürebilir.

Hürmüz Boğazı ve zorunlu “birlikte yaşama”

Üçüncü seçenek, İran'ın bir dereceye kadar denetimi karşılığında deniz seyrüseferini yeniden başlatan sınırlı bir anlaşmayı kabul etmek ve daha büyük meseleleri erteliyor. Bölge ülkeleri bu sonuçtan memnun olmamakla birlikte, yeni bir savaşa kıyasla buna daha temkinli yaklaşıyor. Pazartesi günü Boğaz'dan geçen gemi trafiği, savaş öncesindeki günlük 130 ila 140 gemilik ortalamaya kıyasla sadece altı gemiye düşüyor. Bu durum, Trump'ın ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı’nı ‘kontrol ettiği’ yönündeki açıklaması ile ticari geçişi fiilen garanti edebilme kapasitesi arasındaki farkı gözler önüne seriyor. Buna rağmen mevcut tablo, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hukuki egemenliğinin tanındığı anlamına gelmiyor, aksine Tahran'ın seyrüseferi aksatma gücüyle geçici bir birlikte yaşama durumu oluşturuyor. Zira alternatif güzergahlar da tehdit ve saldırılara maruz kalıyor. Bu da İran'a, bölge ihracatının bir kısmı üzerinde fiilen bir ‘veto hakkı’ tanımaya devam ediyor.

İran’ın öne sürdüğü bazı şartları kabul etmenin Tahran'ı başka şartlar da eklemeye yöneltebileceği konusunda uyaran Clawson’a göre Tahran, Trump'ın daha fazla baskıya açık olduğunu düşünüyor. Clawson, İran'ın özür, tazminat ve ABD güçlerinin çekilmesi taleplerini ekleyerek mutabakat zaptında yer alanların ötesine geçtiğine dikkati çekti. Ayrıca mutabakat zaptında geçen 300 milyar dolarlık fonun Amerikan tarafında tazminat değil, İran'a yapılacak yatırımlar olarak anlaşıldığını, askerlerle ilgili maddenin ise Washington tarafından bölgeden çekilme değil İran yakınlarında yeni bir yığınak yapılmasının önlenmesi şeklinde yorumlandığını açıkladı. Nükleer bir anlaşma olmadan dahi zafer ilan edip uzaklaşma seçeneği, Trump'ın üzerindeki siyasi yükü hafifletebilir, ancak Hürmüz Boğazı kapatılmaya ve İran gerilimi tırmandırmaya muktedir olduğu sürece krizi sona erdirmeye yetmiyor. Bu nedenle en muhtemel sonuç, hava saldırıları seçeneği yedekte tutularak abluka, yaptırımlar ve dolaylı müzakerelerin bir karışımı olarak öne çıkıyor. Clawson'ın özetiyle, Trump yeni bir askerî harekât emri verse de vermese de bu süreç uzun soluklu bir hesaplaşma niteliği taşıyor. Mevcut karar, hızlı bir zaferin nasıl kazanılacağıyla değil, Trump'ın hangi bedeli ödemeyi seçeceği ve bu bedelin ne kadarını İran'a, müttefiklerine ve kendi seçmenine yükleyebileceğiyle ilgili bulunuyor.


Tayvan, Çin ve Endonezya'nın ortak deniz tatbikatı planını kınadı

Tayvan'ın yıllık askeri tatbikatları sırasında uçaksavar kullanan bir asker, (AFP)
Tayvan'ın yıllık askeri tatbikatları sırasında uçaksavar kullanan bir asker, (AFP)
TT

Tayvan, Çin ve Endonezya'nın ortak deniz tatbikatı planını kınadı

Tayvan'ın yıllık askeri tatbikatları sırasında uçaksavar kullanan bir asker, (AFP)
Tayvan'ın yıllık askeri tatbikatları sırasında uçaksavar kullanan bir asker, (AFP)

Tayvan, Çin'in adanın doğu kıyısı açıklarında Endonezya ile ortak deniz tatbikatı düzenleme planını kınadı. Taipei, Pekin'in söz konusu deniz bölgesi üzerinde yetki sahibi olduğu yönünde "yanlış bir izlenim" oluşturmaya çalıştığını savundu.

Çin Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, bir Çin savaş gemisi ile bir Endonezya fırkateyninin ağustos ayının ortalarında Tayvan'ın doğusunda "denizde geçiş tatbikatı" gerçekleştireceğini duyurdu.

Bakanlık, tatbikatın "iki ülke donanmalarının ortak operasyonel kabiliyetlerini geliştirmeyi" ve "bölgesel barış ve istikrarı ortaklaşa korumayı" amaçladığını bildirdi.

Buna karşılık, Tayvan'ın Çin politikasından sorumlu Anakara İşleri Konseyi, Çin Komünist Partisi'nin "askeri provokasyonu" olarak nitelendirdiği girişimi sert şekilde kınadı.

Konsey, bu adımın fiilen "uluslararası kamuoyunda Çin Komünist Partisi'nin Tayvan'ın doğusundaki sular üzerinde yetkiye sahip olduğu yönünde yanlış bir izlenim oluşturmayı" amaçladığını belirtti. Açıklamada, girişimin Tayvan'ın ulusal egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarının "açık bir ihlali" olduğu ifade edildi.

Fransız Haber Ajansı'nın (AFP) konuya ilişkin sorusuna Endonezya ordusundan henüz cevap gelmedi.

Çin'in tatbikat duyurusu, Tayvan'ın Çin'in olası bir işgaline karşı halkı hazırlamayı amaçlayan şimdiye kadarki en geniş kapsamlı yıllık askeri tatbikatlarını gerçekleştirdiği bir dönemde yapıldı.

Çin, Tayvan'ı kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Pekin, nüfusu 23 milyondan fazla olan özerk adayı güç kullanarak ilhak etmekle tehdit ediyor.