Etiyopya, Somaliland ve denize erişim güvenliği

 Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)
Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)
TT

Etiyopya, Somaliland ve denize erişim güvenliği

 Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)
Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)

Etiyopya, Somali’den tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden Somaliland topraklarında bulunan Berbera Limanı’nı kullanmasını öngören bir mutabakat zaptı imzalayarak durgun göle taş attı ve doğu komşusu Somali ile eski bir anlaşmazlığı yeniden alevlendirdi. Anlaşmayı reddettiğini açıklayan Somali, Etiyopya'daki büyükelçisini istişarelerde bulunmak üzere geri çekti.

Deniz kıyılarından mahrum bir ülke olan Etiyopya, Afrika Kıtası’nda Kızıldeniz'e kıyısı olan ülkelerle ekonomik hedeflerini gerçekleştirecek bir deniz limanı anlaşması yapabilmek için uzun zamandır arayış içindeydi. Etiyopya’nın şu an deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 95'i komşusu Cibuti’deki deniz limanına bağlı. Etiyopya, geçtiğimiz yıllarda, kuzeydoğuda Eritre’nin Assab Limanı, kuzeybatıda Sudan’ın Port Sudan Limanı ve güneybatıda Kenya'nın Lamu Limanı’nı kullanmak için bu ülkelerle ile anlaşmalar imzalamaya çalışmış ancak girişimleri özellikle Eritre'de Tigray Savaşı sonrası ve Sudan’da darbeler ve iç savaş nedeniyle başarısız olmuştu.

Her iki tarafın da çıkarlarını gözeten bir anlaşma

Somali'den bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından bu yana uluslararası toplum tarafından tanınmayan Somaliland’ın Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi tarafından yapılan açıklamaya göre Etiyopya ile Somaliland arasında imzalanan mutabakat zaptı, Etiyopya'ya 50 yıl süreyle Kızıldeniz'de başta Berbera Limanı olmak üzere 20 kilometrelik bir denize erişim noktası verilmesi karşılığında Etiyopya’nın Somaliland Cumhuriyeti'ni resmen tanımasını öngörüyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Kızıldeniz'deki Berbera Limanı’nın kullanılması, Etiyopya'nın ticari işlemlerinin en az yüzde 30'unun Cibuti'ye aktarılmasına olanak tanıyor. Başbakan Abiy Ahmed'in Güvenlik Danışmanı Redwan Hüseyin, Berbera Limanı’nın Kızıldeniz'deki kiralık bir askeri üsse erişim izni vererek Etiyopya'nın bölgedeki deniz ticaretinin önünü açtığını söyledi. Bu da Somaliland Cumhuriyeti'nin, topraklarının bir kısmını Kızıldeniz'deki deniz erişim noktası olarak Addis Ababa'ya satması karşılığında sorunlu bölgede güvenliği sağlayacağı anlamına geliyor. Bununla birlikte mutabakat zaptına göre Somaliland, devlete ait Etiyopya Havayolları'ndan da hisse alacak.

Şarku'l Avsat'a konuşan Afrika işleri uzmanı Abduşşekur Abdussamed, şu değerlendirmelerde bulundu:

Yaklaşık yarım asır sürecek olan anlaşma, Somaliland Cumhuriyeti'ne altyapısının modernizasyonu, karayolları ve demiryollarının inşası ve özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı’nın ürettiği elektrikten faydalanması gibi çıkarlar elde etmesini sağlayacak. Anlaşma kapsamı genişletildikten sonra Somaliland askeri koruma da alabilecek.

erg4
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed. (AP)

Başbakan Abiy Ahmed, aylar önce yaptığı ve bölgedeki endişeleri dile getirdiği bir açıklamada, ülkesinin denize erişim hakkını güçlendirmesi gerektiğini belirtmişti. Etiyopya'nın bir ulus olarak varlığının Kızıldeniz'e bağlı olduğunu ve bu yüzden ülkesinin bir limana ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Abiy Ahmed, bölge ‘barışının’, Etiyopya ile Afrika’daki, Kızıldeniz'e kıyısı olan ülkeler ve özellikle komşuları Cibuti, Eritre ve Somali arasındaki ‘karşılıklı dengeli paylaşıma’ dayandığını söyledi.

Etiyopya Başbakanı, açıklamalarının yarattığı korku karşısında ‘çıkarlarına asla savaş yoluyla ulaşamayacağının’ altını çizdi.

Etiyopya Haber Ajansı’nın (ENA) aktardığına göre mutabakat zaptı, Etiyopya hükümetinin ‘karşılıklılık’ temelinde iş birliği yaparak tüm tarafların çıkarlarını sağlamayı amaçlayan ilkeli konumunun altını yeniden çizdi. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in ofisi tarafından pazartesi günü sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamada, mutabakat zaptının Etiyopya'nın denize erişimini güvence altına alma ve deniz limanlarına erişimini çeşitlendirme hedefine ulaşmasını sağlayacağı belirtildi. Açıklamada, mutabakat zaptının iki taraf arasındaki güvenlik, ekonomik ve siyasi ortaklığı güçlendirdiği de vurgulandı.

Etiyopya, Somaliland’daki limanının tamamını mı yoksa bir kısmını mı kullanacak?

Mutabakat zaptında Etiyopya’non Berbera Limanı’nın ne kadarını kiraladığı belirtilmese de Addis Ababa'dan Afrika işleri uzmanı Abdusamed, limanının tamamının kiralanmış ve tamamen Etiyopya devletinin denetimi altında olabileceğini belirtti. Diğer yandan Etiyopyalı yetkililer, mutabakat zaptının tüm ayrıntılarını en kısa zamanda resmi olarak açıklayacaklarını ifade ettiler.

Daha önce 2018 yılı martında Dubai Port World’ün projenin yüzde 51 hissesine, Somaliland Limanları yüzde 30 ve Etiyopya'nın yüzde 19 hissesine sahip olduğu bir anlaşma imzalanmıştı. Etiyopya hükümeti, anlaşma çerçevesinde, ticaret kapısı olarak Berbera Limanı’nı geliştirmek için altyapıya yatırım yapacaktı. Ancak anlaşma henüz gün yüzü görmedi.

Eritre'nin 1993 yılında bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana Etiyopya'nın herhangi bir deniz limanı yok. Bu nedenle Addis Ababa, denize erişim için Eritre’nin Assab Limanı’nı kullandı. Ancak 1998 ile 2000 yılları arasında iki ülke arasındaki çatışma sırasında bu hakkını kaybeden Etiyopya artık ihracatı ve ithalatı için Cibuti’deki deniz limanına bağımlı hale geldi.

Somaliland, 1991 yılında Somali'den bağımsızlığını ilan etmesine rağmen çok az ülke tarafından tanındı. Etiyopya, eski Cumhurbaşkanı Meles Zenawi döneminde (1955 - 2012) Somaliland Cumhuriyeti'ni tanıyan ilk ülkelerden biri olarak diplomatik temsilciliklerin kurulmasına ve ticari işlemlerin gerçekleşmesine izin verdi. Böylece Somaliland, diğer ülkeler tarafından üstü kapalı olarak tanındı. Somaliland'da gerçekleşen seçimleri Avrupa Birliği'nden (AB) bir heyet takip etti. AB, Somaliland halkını, hükümetini, Seçim Komisyonunu ve siyasi partileri seçimleri başarıyla gerçekleştirdikleri için tebrik etti.

Kenya ve Somaliland arasında karşılıklı ziyaretler gerçekleşti. Somaliland’daki Somalililer, ülkelerinin pasaportlarıyla dünyanın her yerine hiçbir engel olmadan seyahat edebiliyorlar.

er
Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi. (Reuters)

Somali, Somaliland’ı topraklarının bir parçası olarak görüyor. Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) geçtiğimiz hafta, Cibuti'nin öncülüğündeki arabuluculuk çabalarının ardından Somali ve Somaliland’ın aralarındaki anlaşmazlıkların çözümüne yönelik müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda anlaştıklarını aktardı.

Somali’den güçlü protesto

Somali, Etiyopya'nın Somaliland ile imzaladığı mutabakat zaptını protesto etmek amacıyla Addis Ababa’daki büyükelçisini istişarelerde bulunmak üzere geri çağırdı. SONNA’nın haberine göre Başbakan Hamza Abdi Barre liderliğindeki Bakanlar Kurulu, Somali hükümetinin ‘yasadışı toprak ihlali’ olarak tanımladığı mutabakat zaptını görüşmek üzere dün acil bir toplantı gerçekleştirdi. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, X hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Etiyopya'nın ulusal egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü hukuka aykırı olarak ihlal etmesini kınadık ve bunu reddettik. Hiç kimse Somali'den bir santim bile toprak alamaz. Somali, Somali halkınındır. Mesele işte bu kadar!

ewr
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud. (Reuters)

Somali hükümetinin ülkenin egemenliğini korumakta kararlı olduğunu vurgulayan Başbakanı Barre ise “Hiç kimse Somali'nin topraklarını, münhasır deniz alanını ya da hava sahasını ihlal edemez” dedi. Somali Bakanlar Kurulu acil toplantısının ardından bir yazılı açıklama yayınladı. Açıklamada, “Söz konusu mutabakat zaptı temelsiz ve Somali Federal Cumhuriyeti'nin egemenliğine yapılmış açık bir saldırıdır” denildi.

Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM), Arap Ligi (AL), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), AB ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi'ne (IGAD) bu konuda acil bir toplantı yapılması çağrısında bulunuldu.

Etiyopya ile Somali arasındaki ilişkilerde onlarca yıldır ciddi gerilimler yaşanıyor. Afrika ülkeleri arasında da tarihi anlaşmazlıklar olsa da Afrika işleri uzmanı Abdusselam’a göre köprünün altından çok sular aktı. Ekonomik çıkarlar ve açılım politikaları, Afrika ülkelerini birbirine yakınlaştırmaya başladı.

Eritre ile son durum

Diğer yandan Eritreli yetkililer, Etiyopya ile Somaliland arasındaki mutabakat zaptı konusunda sessiz kalsa da gözlemciler, Asmara'nın mutabakat zaptından hoşlanmayabileceğini, ancak yine de bu konuda yorum yapmaktan kaçınacağını düşünüyor. O gözlemcilerden biri olan Abdussamed, yaptığı değerlendirmede, “Eritre, Etiyopya'nın Assab Limanı’nı kullanması karşılığında büyük paralar kazanmasını sağlayacak bir anlaşma yapma fırsatlarını kaçırmış olabilir” dedi.

Abdussamed, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Etiyopya, Somaliland ile mutabakat zaptı imzalayarak Eritre ve Sudan ile daha önce yapılan anlaşmaları gözden çıkarmayacaktır. Nüfusunun yaklaşık 120 milyon gibi yüksek bir orana sahip olduğu göz önüne alındığında Etiyopya, ticari anlaşmalarının kaynaklarını çeşitlendirmeye çalıştığından ve büyük zorluklarla başa çıkmak için ekonomisini yeniden canlandırması gerektiğinden daha sonra bu anlaşmalara geri dönebilir.



ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
TT

ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)

ABD'nin kuzeybatı sahillerinde bu yıl yaklaşık iki düzine gri balina karaya vurarak öldü.

King 5 News'un pazartesi günü bildirdiği üzere bu yıl Washington kıyılarında ve eyaletin Puget Boğazı boyunca çarpıcı bir şekilde 22 gri balina ölü bulundu.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'na göre gri balinalar Washington'da "hassas" statüsünde; yani bu yerli memeliler "savunmasız veya sayıları azalan" konumunda yer alırken, eyalette nesli tükenmekte veya tehdit altındaki türler haline gelme olasılıkları yüksek.

King 5 News, balık ve yaban hayatı yetkililerine dayandırdığı haberinde daha geçen çarşamba günü Bremerton yakınlarında bir erkek gri balinanın bulunduğunu bildirmişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi kurucusu ve araştırma biyoloğu John Calambokitis daha önce yayın kuruluşuna, "Bizim karaya vurma diye adlandırdığımız durumda, yani kıyıda ölü bulunan gri balina sayısında rekor seviyeler görüyoruz" demişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) Balıkçılık Departmanı'ndan uzmanlara atıfta bulunan yayın kuruluşu, bu yıl incelenen balinalardaki en yaygın bulgunun yetersiz beslenme olduğunu bildirdi.

Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika'daki avların iklim değişikliği nedeniyle azaldığına inanıyor.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'nın internet sitesinde şu ifadelere yer veriliyor: 

Okyanusların asit oranının artması, okyanus sıcaklıklarının yükselmesi ve diğer değişen oşinografik modellerin birleşimi, gri balinaların beslendiği küçük bentik omurgasızların sayısında azalmaya yol açabilir... Ayrıca avların zamanlaması ve dağılımını da bozabilir.

Geçen çarşamba günü Facebook'ta bir topluluk uyarısı yayımlayan NOAA Batı Kıyısı Balıkçılık Müdürlüğü, Puget Boğazı'nın orta kesimlerinde yetersiz beslenmiş bir veya iki gri balina görüldüğünü açıklamıştı.

King 5 News'un haberine göre o gün Bremerton yakınlarında bulunan erkek gri balina, yetersiz beslenme ve darbe sonucu oluşan yaralanma belirtileri sergiliyordu.

Kuzey Pasifik'teki gri balinalar, Doğu Kuzey Pasifik ve Batı Kuzey Pasifik popülasyonları olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, Doğu Kuzey Pasifik popülasyonunda 2016'da yaklaşık 26 bin 960 balina yaşadığını söylüyor.

aXSDWEF
Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika bölgesindeki iklim değişikliği sonucu avların sayısının azaldığını düşünüyor (AFP)

Federal düzeyde nesli tükenme tehlikesi altında sınıflandırılan Batı Kuzey Pasifik popülasyonunda ise 2016'da yaklaşık 271 ila 311 balina vardı.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, gri balinaların iklim değişikliğinin yanı sıra "balık ağlarına ve deniz çöplerine takılma", gemilerle çarpışma ve "insan kaynaklı deniz sesleri" gibi tehditlerle de karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

King 5 News'a göre bu yıl Washington'da karaya vuran en az 4 balinada gemi çarpması sonucu oluştuğu düşünülen yaralar görülürken, birinde de yakın zamanda ağlara takıldığına dair izler vardı.

Yayın kuruluşunun aktardığı üzere 2019'da Washington'da karaya vuran 35 gri balina kaydedilirken araştırmacılar, bu yılki toplam sayının rekor kırılan o senenin aynı dönemindeki sayıyı şimdiden aştığını belirtiyor.

Independent Türkçe


Tahran: Kalibaf, Katar’da 12 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını görüşüyor

Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
TT

Tahran: Kalibaf, Katar’da 12 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını görüşüyor

Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Tesnim Haber Ajansı, müzakere heyetine yakın bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Katar’da, olası mutabakatın ilk aşamasında 12 milyar doların serbest bırakılması mekanizmasını görüştüğünü aktardı. Haberde, 14 maddeden oluşan mutabakat zaptının, müzakereler sürecinde dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını öngördüğü, söz konusu meblağın yaklaşık 24 milyar dolar olduğu belirtildi.

Kaynak, Tahran’ın mutabakat zaptının açıklanmasıyla birlikte bu miktarın yarısının erişime açılmasında ısrarcı olduğunu, kalan kısmın ise 60 gün içinde aktarılmasının planlandığını söyledi. Kaynak ayrıca, Kalibaf’ın Katar ziyaretinin, bu talebin uygulanma mekanizmasını, ilk aşamada 12 milyar dolara erişim yollarını ve buna ilişkin engellerin kaldırılmasını görüşmek amacıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Kaynak, Güney Kore ve Katar’daki İran fonlarının daha önce serbest bırakılması sürecinde yaşanan deneyimin, Tahran’ı uygulama adımlarını yakından takip etme konusunda daha hassas davranmaya yönelttiğini belirtti. Böylece geçmişte yaşanan karmaşık süreçlerin tekrarının önlenmesinin hedeflendiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ziyaret sırasında önceki deneyimlerden yararlanılarak fonlara erişimde herhangi bir aksaklık yaşanmamasının amaçlandığını ve bu konuda ‘iyi sonuçlar’ elde edildiğini söyledi. Kaynak, “Katar’daki müzakereler genel olarak olumlu geçti ve genel müzakere sürecinde ilerleme sağlanmasına katkıda bulundu” ifadesini kullanırken, Tahran’ın dosyaya büyük bir temkinle yaklaştığını, çünkü ABD’nin ‘taahhütlerine bağlı kalmayan bir taraf olarak bilindiğini’ öne sürdü.

Tesnim Haber Ajansı’nın bilgi sahibi bir başka kaynağa dayandırdığı haberde, Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün Doha yönetiminin İran ile ABD arasındaki mutabakat muhtırasına garanti sağlamak amacıyla herhangi bir ödeme yapmadığı yönündeki açıklamalarına yanıt verildi. Kaynak, “Katarlı yetkililerin açıklamaları genel hatlarıyla yanlış değil” ifadesini kullanarak, Doha’da görüşülen paranın İran’a ait olduğunu ve mutabakata garanti sağlanmasıyla ilgisinin bulunmadığını söyledi.

Kaynak ayrıca, Tahran’ın geçmiş deneyimleri nedeniyle söz konusu fonları geri almak için ‘tam bir hassasiyet ve kararlılıkla’ hareket ettiğini belirtti.

Tesnim, Kalibaf’ın, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ile birlikte gerçekleştirdiği Katar ziyaretinin, olası mutabakat muhtırasının ilk aşamasında dondurulmuş İran varlıklarının bir kısmının serbest bırakılması amacı taşıdığını yazdı.

Ajans, İran’ın ABD tarafına güvenmemesi nedeniyle bu fonların bir bölümünün süreç içinde serbest bırakılmasında ısrar ettiğini, böylece somut sonuç ve doğrudan fayda elde etmeyi hedeflediğini aktardı.

Haberde, dosyanın öneminin Kalibaf’ı, müzakere heyeti başkanı sıfatıyla, Katar Emiri ile yapılacak görüşmeleri bizzat takip etmek üzere Doha’ya gitmeye yönelttiği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Tesnim’den aktardığına göre, ziyaret sırasında ‘ilerleme’ sağlandı ve görüşmelerde ‘ileri yönlü adımlar’ atıldı.


Gazze, kısım kısım yeniden inşa ile ABD’nin zorlu iddiası arasında

Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
TT

Gazze, kısım kısım yeniden inşa ile ABD’nin zorlu iddiası arasında

Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla

Amr İmam

ABD, Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde Gazze'nin yeniden inşasına ve yönetilmesine ilişkin planlarını hayata geçirme yolunda ilerliyor. Bu durum, savaşın harap ettiği bölge sakinleri için nadiren açılan bir umut penceresi aralasa da planların önünde ciddi engeller bulunuyor.

Öte yandan bu planlar, Mısır'ı da ince hesaplar yapmaya zorluyor. Çünkü Mısır, Gazze’de ateşkese ulaşılmasındaki kilit rolü ve savaş sonrası toparlanma ile yönetim sürecinde üstlenmek istediği işlev nedeniyle kritik bir konumda.

Planın özü, Gazze içinde yönetilebilir cep bölgeler oluşturmayı, bu bölgelerde geçici sivil bir yönetimin sorumluluk üstlenmesini, yeterli miktarda yardımın sağlanmasını ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılmasını öngörüyor. Bu planlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği Gazze Barış Konseyi'nin Hamas'ın silah bırakma taahhüdünü yerine getireceği umudunu yitirdiğinin görülmesinin ardından netlik kazandı.

Gazze Barış Konseyi, haftalarca süren müzakerelerin ve Kahire'de Hamas temsilcileri ve diğer muhataplarla gerçekleştirilen toplantıların ardından Hamas’ın silahlarından vazgeçmeyeceği ve tünel ağını dağıtmayacağı sonucuna vardı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Hamas'ın silah bırakmayı reddetmesi, bir bakıma sürecin tamamına duyduğu güvensizliği yansıtıyor. İsrail'in geçtiğimiz ekim ayında Şarm eş-Şeyh'te açıklanan Trump'ın on maddelik ateşkes planı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme isteğine ya da kapasitesine ilişkin kuşkular da bu güvensizliğin bir parçası.

Gazze'deki ateşkes resmi olarak yürürlükte kalmaya devam etse de büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalıyor gibi görünüyor.

İsrail ordusu Gazze'nin çeşitli bölgelerini vurmayı sürdürüyor; bu saldırılar iki yıldır devam eden savaşta 70 bini aşan can kaybına yenilerini ekliyor ve Gazze'nin ayakta kalan binalar ile sivil altyapısını tahrip ediyor.

İsrail ayrıca Gazze'deki işgal alanını genişletmeye devam ederek İsrail askeri bölgesini belirleyen ‘sarı hattı’ Gazze’nin derinliklerine doğru ilerletiyor. Başbakan Netanyahu daha önce İsrail ordusunun, Gazze'nin yüzde 60'ından fazlasını, yani 365 kilometrekaresini kontrol ettiğini açıkladı. Bu oran daha önce yüzde 53'tü.

İsrail'in askeri varlığının bu denli genişlemesi, Hamas'ın bazı kaygılarını haklı çıkarır nitelikte. Filistinlilerin yeniden iskânına yönelik İsrail çağrıları ve sahil bölgesini parlak bir uluslararası tatil köyüne dönüştürmeyi amaçlayan kalkınma önerileri ise bu kaygıları daha da derinleştiriyor.

Planın özü, Gazze içinde yönetilebilir cep bölgeler oluşturmayı, bu bölgelerde geçici sivil bir yönetimin sorumluluk üstlenmesini, yeterli miktarda yardımın akmasını ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılmasını öngörüyor.

Kırılgan bir umut kıvılcımı

Gazze'deki 2 milyonu aşkın Filistinli için ateşkes, acılarını hafifletmek bakımından son derece sınırlı kaldı.

İsrail'in iki yıl boyunca sürdürdüğü savaşa damgasını vuran toplu katliamlar ve bombardımanların kısmen azaldığı doğru, ancak günlük yaşam, çatışmalar sırasındaki kadar ağır koşullarda sürüyor. Gazzeliler yaz sıcağını ve kış soğuğunu hâlâ açık havada geçiriyor.

Evlerinin, sokaklarının ve sivil kurumlarının enkazıyla ve İsrail ateşinde hayatını kaybeden sevdiklerinin acı anılarıyla kuşatılmış durumda olan Gazzelilerin gidecekleri bir yer yok. Havadan bakıldığında Trump'ın daha önce, Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Ortadoğu'ya gerçekleştirdiği en az iki ziyaretinde söylediği sözlerine dayanarak ‘yıkım sahnesini’ andıran bir toprakta yaşıyorlar.

sacddsc
Gazze şehrinde, yıkılmış evlerin enkazları arasında, kucağında bir kız çocuğu taşıyarak yürüyen Filistinli bir çocuk, 11 Mayıs 2026 (Davud Ebu el-Kas/Reuters)

İnsani yardımlar Gazze'ye hâlâ sınırlı miktarlarda ulaşıyor. Yaygın açlığı ya da önceki düzeylerde kalmaya devam eden yetersiz beslenme oranlarını fiilen hafifletemiyor. Faaliyetlerini sürdüren az sayıdaki tıbbi tesis ise sonu gelmeyen bir temel malzeme ve ekipman listesiyle boğuşuyor.

İsrail'in iki yıldır sürdürdüğü savaşa damgasını vuran toplu katliamlar ve bombardımanların kısmen azaldığı doğru olsa da günlük yaşam, çatışmalar sırasındaki kadar ağır koşullarda sürüyor.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) mayıs ayı ortalarında yayımladığı raporda belirtildiği gibi Gazze'deki askeri bölgenin genişlemesi insani müdahaleleri sekteye uğratacak, halk üzerindeki baskıyı artıracak ve şiddetten kaynaklanan riskleri yükseltecek. UNRWA ayrıca hastalık taşıyan kemirgen ve böceklerin beslediği halk sağlığı krizinin derinleşmesiyle birlikte Gazze'nin sağlık sisteminin neredeyse çöküşünün eşiğine geldiği ve zaten kötüleşmekte olan yaşam koşullarının daha da kırılgan bir hal aldığı konusunda da uyardı.

Bu bağlamda Gazze'nin ateşkes planı çerçevesinde toparlanma, yeniden yapılanma ve sivil yönetim aşamasına geçmesi, artık yalnızca diğer insanlar gibi güvenlik ve huzur içinde yaşama fırsatı isteyen bölge sakinlerine umut aşılayacak.

Gazzeliler, yeniden yapılanmanın ve normale dönüşün bir gecede gerçekleşemeyeceğinin farkında. Bu geçiş döneminin pratik karmaşıklıklarının da bilincindeler. Bununla birlikte herhangi bir değişim ihtimali, her türlü olumlu değişim, onlara bir ölçüde onur ve güvenlik içinde yaşayabilmek için yeniden can bulmuş bir fırsat sunacak.

Kahire'nin pragmatik hesapları

Mısır, Trump'ın ateşkes planının ilk aşamasının 16 Ekim 2025'te tamamlanmasının ardından planın sonraki aşamalarının uygulamaya konulması için baskı uyguluyor.

Kahire'nin, Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde yeniden yapılanma ve yönetim aşamasına geçişe itiraz etmesi pek olası değil. Bunun ardında Mısır'ın harekete ilişkin ideolojik tutumu ve kendine özgü güvenlik kaygıları yatıyor.

Mısır uzun süredir Gazze için Hamas'ı dışlayan bir yönetim anlayışını tercih ediyor. Resmi adıyla ‘Gazze'yi Yönetmek için Filistin Ulusal Komitesi’ olarak bilinen, Gazze'yi yönetmek üzere partili olmayan Filistinli teknokratlardan oluşan bir komite kurulması fikri de geçtiğimiz yıl mart ayında Kahire'de hayata geçirildi. Bu komitenin en belirgin özelliği Hamas'ın dışarıda bırakılmasıydı.

sxcds
Netanyahu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta görev yapan İsrailli askerleri ziyaret ederken, 18 Temmuz 2024 (AFP)

Mısır, bu öneriyi Hamas'a yönelik bir adım olarak sunmadı. Ancak Kahire ile on iki yıldır Gazze'yi yöneten hareket arasındaki ilişkiyi takip eden herkes iki taraf arasındaki derin ideolojik uçurumun farkında. Hamas, Mısır'ın hem iç hem de dış cephede karşı çıktığı ve mücadele ettiği siyasal İslam akımını temsil ediyor.

Trump'ın Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun rivierası’ yapma önerisine karşın geçtiğimiz yıl mart ayında kendi Gazze yeniden yapılanma planını hazırlayan Mısır, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor. Gazze’nin yeniden inşası Kahire açısından, Gazze ile İsrail'e sınır olan Mısır toprağı Sina'ya Gazze sakinlerinin yerinden edilmesine karşı zorunlu bir set işlevi de görüyor.

Yeniden yapılanma sürecinin başlatılması, Gazze'yi Yönetmek için Filistin Ulusal Komitesi’nin operasyonlarını Kahire'den Filistin topraklarının bizzat içine taşımasına olanak tanıyacak. Bu da geçiş döneminin daha etkin biçimde yönetilmesine imkân sağlayacak.

Bununla birlikte Mısırlı yetkililer, Hamas'ın dışarıda tutulmasının Gazze'de güvenlik boşluğu yaratıp bölgenin Sina'ya açılan sınırı üzerindeki denetimi zayıflatabileceği kaygısını taşımaya devam ediyor.

Edinilen haberlere göre yüzlerce Filistinli polis memuru, yeniden yapılanma döneminde güvenlik işlerini üstlenmek üzere Gazze'ye konuşlandırılmaya hazırlık kapsamında Mısır'da eğitim görmeye başladı.

Kısım kısım yeniden inşanın riskleri

Ne var ki Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde yeniden inşa ve yönetim sürecini başlatmak, tasavvur etmekten çok daha güç.

Gazze'nin bir bölümünün Hamas kontrolünde kalması, bölgenin farklı kesimleri arasındaki hareket özgürlüğünü kısıtlayacak ve yeniden yapılanma çabalarını sekteye uğratacak. Gazze'nin yeniden imarının toplam maliyeti daha önce yaklaşık 70 milyar dolar olarak tahmin edilmişti.

Bu yılın 19 Şubat'ında Barış Konseyi'nin dokuz üyesi yeniden yapılanma planını finanse etmek amacıyla milyarlarca dolar katkı sağlama taahhüdünde bulundu. Ancak bu fonların yalnızca küçük bir bölümü Konsey'e ulaşabildi.

ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş, Gazze'nin yeniden imarını finanse etme umutlarının büyük bölümünü söndürdü. Zira savaş, bu finansmanın büyük kısmını üstlenmesi beklenen Körfez ülkelerinin ekonomilerine ciddi zararlar verdi. Savaşın uluslararası ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri de başka ülkelerin Gazze'nin yeniden imarı için bağış yapma ihtimalini zayıflattı.

sdvv
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye’de yıkılmış binaların enkazının dağıldığı bir caddede yerinden edilmiş Filistinliler, 6 Mayıs 2026 (AFP)

Savaşın ötesinde uluslararası bağışçıların büyük çoğunluğu olası katkılarını Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinden dışlanması koşuluna bağlıyor.

Bu koşullar, Hamas için adeta bir idam hükmüne benziyor.

Siyasi liderliğinin hâlâ istikrar kazanmadığı hareket, elinde kalan silahların, Gazze genelinde işlettiği tünel ağının ve kontrolündeki bölgelerin son kozu olduğunun farkında.

Hamas'ın bu kozu sıkıca tutmaya devam edeceği anlaşılıyor. Bunu yaparken Gazze'ye ve Filistin davasının tamamına verdiği zararın farkında; zira 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlenen saldırılar, kırk yıllık hareket tarihinin en ağır stratejik ve askeri yanlış hesabı olarak Filistinliler nezdinde hareketin popülaritesine derin izler bıraktı.

Öte yandan Gazze'nin bir bölümünün Hamas kontrolünde kalmaya devam ettiğini kabul ederek bazı kesimlerinin yeniden inşasına başlamak, bağımsız bir Filistin devleti hayalinin yolunda atılan bir adım olarak Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'da birleşik bir Filistin sivil yönetimi kurulmasına ilişkin kalan umutlara ağır bir darbe vuracak.

Kısmi yeniden yapılanmanın beraberinde getirebileceği tüm yararlarına karşın bu süreç, Gazze Barış Konseyi yerle bir olmuş bu topraklar için yeni bir yol çizerken dikkatle değerlendirilmesi gereken riskler barındırıyor.