Likud milletvekili Saada: İsraillilerin çoğunluğu Gazze halkını yok etmek istiyor

İsrailli iki bakan, Gazze Şeridi halkının Kongo’ya taşınması çağrısında bulundu.

İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah kentindeki en-Nahhal ailesinin evine düzenlediği saldırı geniş çaplı hasara neden oldu. (DPA)
İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah kentindeki en-Nahhal ailesinin evine düzenlediği saldırı geniş çaplı hasara neden oldu. (DPA)
TT

Likud milletvekili Saada: İsraillilerin çoğunluğu Gazze halkını yok etmek istiyor

İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah kentindeki en-Nahhal ailesinin evine düzenlediği saldırı geniş çaplı hasara neden oldu. (DPA)
İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah kentindeki en-Nahhal ailesinin evine düzenlediği saldırı geniş çaplı hasara neden oldu. (DPA)

ABD’nin İsrailli iki bakanın açıklamalarını kınamasının ardından iktidardaki Likud Partisi’nden milletvekili Moşe Saada daha tehlikeli bir açıklama yaparak, kendisinin ve çoğu İsraillinin Gazze halkının ‘yok edilmesini’ istediğini söyledi. İki İsrailli bakan, yaptıkları açıklamada savaşın bitiminden sonra Yahudi yerleşimcilerin Gazze’ye geri dönmesi ve Filistinlilerin ‘Gazze Şeridi’nden Kongo ve diğer ülkelere göç etmeleri’ yönünde teşvik edilmesi çağrısında bulunmuştu.

Saada, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu destekleyen sağcı Kanal 14’e verdiği röportajda şunları söyledi:

Nasıl ki bugün Filistin devletinin kurulmasına karşı hakkın dürüst ve doğru bir duruş sergilediği herkesçe netleştiyse, basit bir konu da onların yok edilmesidir. Bugün nereye giderseniz gidin size ‘Onları yok edin’ diyorlar. Savcılıkta birlikte görev yaptığım yoldaşlarım, hatta kibbutzlarda bile herkes bana ‘Moşe, herkes onları yok etmek istiyor’ diyorlar.

Ancak Likud milletvekilinin açıklamalarına yönelik eleştirilerin gelmesinin ardından hukukçular, Saada’yı ‘bir halkın yok edilmesi çağrısında bulunduğu ve bunun savaş suçları kategorisine girdiği’ konusunda uyardı. Bunun ardından Moşe Saada geri adım atarak, ‘sadece Hamas’ın yok edilmesini’ kastettiğini iddia ederek açıklamalarını düzeltmeye çalıştı. Ancak açıklamaları, sosyal medyada geniş çapta yayılarak, tepkiye yol açtı.

Sağ kanat desteği

Times of Israel gazetesinin dün yayınlanan haberine göre mini kabineden üst düzey bir kaynak, İsrail’in Gazze Şeridi’nden göçmen kabul etmek için Kongo ve diğer ülkelerle görüşmelerde bulunduğunu belirtirken, İsrailli bir bakan da Gazzelilerin Şerid dışına yerleştirilmesi yönündeki talebini yineledi.

Kaynak, “Kongo göçmen almaya hazır olacak. Diğer ülkelerle de görüşme halindeyiz” dedi. İsrail’in bu konuda görüştüğü diğer ülkelerden ise söz etmedi.

Aynı şekilde gazeteye göre İsrail İstihbarat Bakanı Gila Gamliel de geçen salı günü Knesset’te yaptığı konuşmada “Savaşın sonunda Hamas yönetimi çökecek, belediye yetkilileri kalmayacak ve sivil halk tamamen insani yardıma bağlı kalacak. İş olmayacak. Gazze’deki tarım arazilerinin yüzde 60’ı güvenli tampon bölgelerine dönüşecek” dedi.

dsve
Filistinli aileler, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarından kaçmak için Refah’a sığındı. (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller geçen salı günü Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve İç Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in 7 Ekim saldırısının cezası olarak ‘Gazze halkının, topraklarından sınır dışı edilmesi’ çağrısı da dahil, ırkçı saldırıları eleştirdi. Miller, “ABD, İsrailli Bakanlar Smotrich ve Ben Gvir’in Filistinlilerin Gazze dışına yerleştirilmesi çağrısında bulunan son açıklamalarını reddediyor” derken, bu açıklamaların sorumsuz olduğunu dile getirdi.

dww
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanında yaralanan Filistinli kadın, çarşamba günü Refah’taki bir hastaneye nakledildi. (AP)

Ancak Miller, “Başbakan Binyamin Netanyahu’nun da aralarında bulunduğu İsrail hükümeti, bu açıklamaların İsrail hükümetinin tutumunu yansıtmadığını defalarca bize bildirdi” diyerek ABD’nin Gazze’yi Filistin toprağı olarak gördüğünü ve Gazze’nin Filistin toprağı olarak kalacağını vurguladı.

Ben Gvir, ABD’ye meydan okudu

Hem Ben Gvir hem de Smotrich, ABD’li yetkiliye, sözlerini tamamen reddederek yanıt verdi. Öyle ki Ben Gvir, “ABD’yi çok takdir ediyorum. Kusura bakmayın, biz Amerikan bayrağındaki başka bir yıldız değiliz. Önce İsrail'in çıkarına olanı yaparız” diyerek, bir kez daha Gazzelilerin göçünü teşvik eden bir çözümü yineledi. Bakan, “Çünkü Gazze Şeridi çevresinde yaşayan İsraillilerin güvenliğini sağlamak ve onları savaşın başından beri boşaltmak zorunda kaldıkları kasabalara geri döndürmek tek çözümdür” dedi.

Diğer yandan Smotrich ise bugün İsraillilerin yüzde 70’inden fazlasının, ‘Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden kendilerini kabul edecek ülkelere gönüllü göçünü amaçlayan insani bir çözümü’ desteklediğini savundu. Ayrıca dünyanın, ‘İsrail’in, kendisini yok etmek isteyen düşmanlarını şehirlerinden dört dakika uzakta ​​tutmaya devam edemeyeceğini’ anladığını iddia etti. İsrailli Bakan, bu gerçeğin böyle devam edemeyeceğini ve bunu değiştirmek için dostlarının da kendilerine katılması gerektiğini vurguladı.

Smotrich, Gazze’deki Yahudi yerleşim birimlerinin yeniden kurulması arzusunu gizlemezken, “Filistinlilerin Gazze’den çıkışı, aynı zamanda orada Yahudi yerleşim birimlerinin yeniden kurulmasının da önünü açacaktır” dedi.

dffd
Gazze Şehri, İsrail bombardımanları nedeniyle yıkıma sahne oldu. (AP)

İsrailli sağcı yerleşimciler, yerinden edilmeyi desteklemenin gerekliliği konusunda halkı ikna etmek için büyük bir kampanya yürütüyor. Sağ eğilimli Makor Rishon gazetesi, İsrailli yazar ve tarihçi Yoav Sorek’e ‘Gazze halkının yerinden edilmesi konusunu dikkat skalasının en üstüne koyması’ çağrısında bulundu.

Sağ eğilimli partilerin otoritelerinden biri olarak kabul edilen Sorek, savaşın ertesi gününü barış gününe çevirecek tek çıkış yolu olarak, Gazze’den kitlesel bir göçü zorlamaya çalışan birkaç grubun üyesi.

Başbakan Binyamin Netanyahu, Gazze halkının gönüllü göçünü teşvik etme fikrini incelemek üzere bir çalışma grubu kurma sözü vermişti. Geçtiğimiz ekim ayında İsrail medyası, savaşın başlamasından bir hafta sonra İstihbarat Bakanlığı tarafından hazırlanan ve ‘Gazze nüfusunun tamamen nakledilmesinin uygulanmasını’ tavsiye eden bir belge ortaya koydu.

Belgeye göre İsrail’in, savaş sırasında Gazze halkını Sina’ya tahliye etmesi ve sınır dışı edilen Gazzeliler için kuzey Sina’da çadır kentler ve yeni şehirler kurması gerekiyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre daha sonra, Mısır’ın içerisinde birkaç kilometre uzunluğunda bir tampon bölge oluşturması ve Gazze sakinlerinin geri dönüp İsrail sınırlarına yakın bir alanda faaliyet göstermesine veya yaşamasına izin vermesi planlanıyor.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.