Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’

Biden’ın popülaritesinde büyük düşüş ve ‘üçüncü parti’ adayları destekleme veya oy vermekten kaçınma eğilimleri var

Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’
TT

Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’

Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’

Washington merkezli Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Dr. James Zogby, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ABD Başkanı Joe Biden’in popülaritesinde Arap ve Müslüman topluluklar ile genel olarak genç Amerikalılar arasında, Gazze’de savaşın başladığı günden bu yana İsrail’e sağladığı koşulsuz destek nedeniyle muazzam bir düşüş yaşandığını söyledi. Zogby, bunun birçok eyalette, özellikle Michigan, Virginia, Pensilvanya, Florida ve belki de Georgia’da net ve etkili yansımaları olacağını vurguladı. Söz konusu eyaletler, rakibi eski Başkan Donald Trump ile rekabet marjlarının dar olduğu eyaletler olarak sayılıyor.

Eski ABD Başkanı Donald Trump, New Hampshire’daki seçim mitinginde (AP)
Eski ABD Başkanı Donald Trump, New Hampshire’daki seçim mitinginde (AP)

Yaklaşık elli yıldır devam eden parti kariyerinde bir Demokrat olmasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) en eski Arap-Amerikan araştırma merkezlerinden birinin kurucusu, mevcut yönetime nadir eleştiriler yöneltti. Zogby, her renkten ve her kökenden genç neslin hem Biden’ın hem de Trump’ın yaşı nedeniyle üçüncü parti adaylarının çok sayıda oy alacağını ve pek çok kişinin ise oy kullanmaktan kaçınacağını söyledi.

Filistinlilerin haklarını destekleyen tutumu nedeniyle çok sayıda kişinin hapse atılacağı tehditlerine maruz kalan Zogby, bazı Yahudi örgütlerinin İsrail düşmanlığını antisemitizmin bir parçası olarak tanımlamayı teşvik ettiğini vurguladı. Yetkili, Arap topluluklarının üyelerinin, Filistin davasına verdikleri destek nedeniyle üniversite kampüslerinde ve işyerlerinde karşılaştıkları tacize karşı uyarıda bulunarak, bu durumun Araplar arasında korkuya yol açtığını vurguladı.

ABD Başkanı Joe Biden, Washington’daki Beyaz Saray’ın güney bahçesinde (AP)
ABD Başkanı Joe Biden, Washington’daki Beyaz Saray’ın güney bahçesinde (AP)

Zoom platformu üzerinden gerçekleştirilen röportajda Şarku’l Avsat, Zogby’ye, Başkan Biden’ın Gazze’deki savaş sırasında İsrail’e yönelik tavrından dolayı hayal kırıklığına uğrayıp uğramadığını sordu. James Zogby ise “Biden’la ilgili hayal kırıklığım derin ve uzun süreli. Önceki başkanların neredeyse hepsinde gördüğümüz gibi onun da İsrail’i desteklemesini bekliyordum” şeklinde yanıt verdi. “7 Ekim ve o gün yaşananlardan sonra, Hamas’ın yaptıklarını kınaması ve öfkesini ifade etmesi beni şaşırtmadı” diyen Zogby, “Birkaç gün sonra Beyaz Saray’a ‘Kendinize bir çıkış yolu bırakmıyorsunuz. Başkanlar genellikle şunu şunu kınadığımızı söylüyorlar. Ama daha sonra bir şeyin olumsuz yönde geliştiğini görürlerse kendilerine değişim şansı veriyorlar’ dedim. Biden bunu yapmadı. Koşulsuz destek sağladı. Sivilleri koruma konusundaki dilini değiştirmeye ya da oyunun sonunu düşünmeye başladığında artık çok geçti; Çünkü İsrail savaş makinesi vahşet işliyordu” ifadelerini kullandı.

James Zogby, ateşkes talebinde bulunmak için yönetimden birisiyle üst düzey bir toplantı yaptığını hatırlatırken, “Bana ateşkese ulaşmanın kabul edilemez olduğu yanıtını verdiler. Çünkü onlara göre bu, sadece Hamas’a silahlanma şansı verecektir. Ama zaten öldürülen binlerce sivili olduğunu söyledim. O sıralarda bu sayı üç bindi. Çok vahim bir duruma tanık oluyoruz. Evet dediler ve bunun dayanılmaz olduğunu söylediler. Ben de dayanılmaz iki durumun olduğunu söyledim. Ayrıca ‘Siz birlikte yaşamak istediğiniz bir şey seçtiniz; Filistinlilerin ölümü’ dedi.” Şeklinde konuştu.

İsrail anlatısı

Son üç ayda görüştüğü bazı Arap Amerikalıların ‘Arapların ve Filistinlilerin canının önemli olmadığı’ yönündeki düşüncelerine dikkati çeken Zogby, “Evet ve Joe Biden’ın ve yönetimindeki pek çok kişinin yaptığı gibi İsrail anlatısında inanılacak bir şeyler olduğuna inanıyorum. Bu pozisyonlar 1970’lerde ve 1980’lerde gelişti hala da aynı. İsrail, ABD gibi, sınırlarında vahşilerle savaşan ve hayallerin gerçekleşebileceği bir özgürlük alanı yaratan öncü bir sınır devletidir. Yerli halk ise medeniyete yer açmak için kesilmesi gereken ağaçlar gibidir. Zihniyet budur ve bugün de mevcuttur. Hemen hemen mantık budur. ABD’deki Arapların bu şekilde hissettiğine inanıyorum.  Bu, Biden’in Arap toplumunun desteğine mal olacak” ifadelerini kullandı.

Göstericiler, 28 Aralık’ta New York’ta düzenlenen protesto sırasında Gazze’de öldürülen çocukları anıyor (AFP)
Göstericiler, 28 Aralık’ta New York’ta düzenlenen protesto sırasında Gazze’de öldürülen çocukları anıyor (AFP)

Zogby, seçimlerin yaklaştığını ve ABD’li Arapların yaklaşan seçimlerde Biden’ın kendilerinden istediği desteği sağlayamayabileceğini belirtirken, “Bir kamuoyu yoklaması yaptık. Savaş çoktan başlamıştı ve insanlara kime oy vereceklerini sorduk. 2020’de ona oy verenlerin oranı yüzde 59’a kıyasla yüzde 17’si Biden’ı destekleyeceğini bildirdi. Bu, çok büyük bir düşüş. Açıkçası Demokrat Parti ve Beyaz Saray’daki insanlar, bana şunları söyledi: ‘Kasım ayına kadar bunu unutacaklar’. Onlara bunun tamamen cahilce ve yanlış olduğunu belirttim. Bu, aynı zamanda tehlikeli. Çünkü neredeyse tüm hayatım boyunca bu siyaset oyununun içindeyim. Gördüğüm şey şu ki, insanlar bu kadar sinirlendiğinde ya da hayal kırıklığına uğradığında geri adım atmıyorlar. Tamam, Biden ya da Trump demiyorlar. Zaten bu kararı 2020’de verdiler. (...) 2020’de (isteksizce) Joe Biden’a oy verdiler. Onun şimdiye kadarki en iyi kişi olduğunu düşünmüyorlardı. Hillary’nin gelmiş geçmiş en iyi kişi olduğunu düşünmüyorlardı. (...) Öte yandan pek çok kişi hiç oy vermeyeceğini söyledi. Hiç oy kullanmayacak ve üçüncü parti adaylarını seçecek kişilerin sayısının ciddi oranda artacağını düşünüyorum. Donald Trump’a oy vermeyecekler. Yapmayacaklar. Gençler, sadece Arap gençliğini kastetmiyorum, siyahlar, Latinler, Asyalılar ama genel olarak gençler ve ilerici Yahudiler, üçüncü parti adaylarına oy verecek ya da hiç oy vermeyecekler. Bunun 2000 yılında Al Gore’da olduğunu gördük, 2016’da da gördük. Tekrar olacağını düşünüyorum. Üçüncü parti adaylarının Kasım 2024’te çok başarılı olmasını bekliyorum. Bu, özellikle gençlerin bunun kendileri için önemli olduğunu hissetmemelerinin bir sonucudur. Demokratların kendilerine oy verilmesini olduğu gibi kabul etmesi son derece tehlikelidir” ifadelerini kullandı.

Üçüncü Parti

Lübnan asıllı olan ve Amerikalı karar vericiler arasında kendisine önemli bir konum yaratan Zogby, üçüncü parti adaylarının zaten kombinasyona dahil olduğunu söylerken, aralarında Cornel West’in destek alacağını dile getirdi. James Zogby, “İsrail konusunda, daha iyi olmasa da Bob Kennedy’nin destek alacağını düşünüyorum. Kendisi, Biden kadar sert değil ve toplumu aynı şekilde kızdırmadı. Bu seçimde fark yaratacak. Partideki insanlara, ‘Yardımınıza ihtiyacımız olacak’ diyeceklerini söyledim. Onlara şunu söyledim: ‘Benden Dearborn, Michigan’a veya Paterson, New Jersey veya Anaheim, California'ya gidip Arap topluluklarıyla konuşup onlara şunu yapın, bunu yapmayın dememi beklemeyin’” dedi.

ABD vatandaşı Arapların duygularında birlik olup olmadığına ilişkin olarak, “Anketlerde ve politikada öğrendiğimiz bir şey varsa o da ortada hiçbir birliğin olmadığıdır” şeklinde konuştu.

Arap oylarının Trump ya da Biden üzerindeki etkisiyle ilgili olarak da “Örneğin Michigan’ı büyük ölçüde etkiliyorlar. Ayrıca Virginia’yı da etkiliyorlar. Florida’da, seçim sonucunun yüzde üç ya da dört farkla belirlendiği herhangi bir eyalette etkili olabilirler. Ohio’da yaklaşık yüzde 2, Pensilvanya’da yüzde 2, Michigan’da yaklaşık yüzde 5, Florida’da yüzde 1,5 oranında destek alan bir topluluğu ele alalım, bu büyük bir fark yaratıyor. Bu seçimler, bazen 20 bin oy çoğunluğuyla kararlaştırılırken, Georgia’da az sayıda oyla karar veriliyordu. Artık Georgia’da öyle ya da böyle fark yaratabilecek, büyüyen bir topluluğumuz var. Bunun dikkate almamız gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Burada iki milyon seçmenden bahsetmiyoruz. 150 bin seçmenden bahsediyoruz ama 10 bin oy ile yapılan seçimlerde bunun etkisi oluyor” ifadelerini kullandı.

Antisemitizm ve Araplar

ABD’de antisemitizmin yükselişte olduğu ve bunun yalnızca topluluklar arasında değil, aynı zamanda üniversitelerde ve İslamofobi gibi her yerde çok hassas bir konu olduğu yönündeki karşı argüman sorulduğunda Zogby, Yahudi karşıtlığının gerçek bir sorun olduğunu itiraf etti. Yetkili, “Şüphesiz. Kendi topluluğumda her zaman Yahudi karşıtlığına karşı mücadele ettim. Çünkü inanın Arap toplumunda antisemitizm var. Şüphesiz. Bununla uğraştım ve hala bununla uğraşıyorum” dedi.

James Zogby, konuyla ilgili gözlemde bulunurken, “İki Yahudi örgütü, Yahudi karşıtlığını, Siyonizm karşıtlığını ve İsrail karşıtı davranışları birleştirme çabasına öncülük etti. Bu temelde yanlış” dedi. Zogby, “Antisemitizmin yükselişine baktığımızda, İsrail’i destekleyen bir posteri yırtan biriyle İsrail bayrağını yakan birini birbirinden ayırmamız gerekiyor. Bu antisemitizm değil. Ama bu İsrail karşıtı” ifadelerini kullandı.

Zogby, “Bununla ilgili çok fazla gürültü var, ama üniversite kampüslerinde Arap öğrencilerin başına gelenler hakkında o kadar fazla gürültü yok. Açıkçası bu sadece üniversite kampüslerinde değil, aynı zamanda işyerlerinde de yaşanıyor. Bazı büyük Yahudi örgütlerinin, İsrail’e yönelik her türlü eleştiriyi de içeren bir anti-Semitizm tanımını kabul ettikleri bir bildiriyi imzalamaları için baskı yaptığı şirketlerde de yaşanıyor. Bunun şirket politikası olduğunu söylüyorlar. Bunu çalışanlarına göndererek İsrail karşıtı herhangi bir faaliyette bulunmayacaklarına dair imza atmalarını istiyorlar. Bu, temelden yanlıştır, ifade özgürlüğünün reddidir (...) Halkımızın birçoğu korkuyor. Birçoğu şikâyette bulunmaktan korkuyor. Kendi deneyimimden biliyorum. Büyüdüğümde ölüm tehditleri aldım ve siyasi örgütlerden dışlandım” açıklamasında bulundu.

Sessiz kavgalar

Her yönetimde gerçekten etkili olan çok sayıda ABD’li Arap’ın olduğuna ve bunların ‘Gazze’deki savaşın, özellikle Lübnan’a doğru yayılmasının önlenmesine yardımcı olmak için’ Beyaz Saray’da veya başka yerlerde tüm hastalıkların iyileştirilmesine yardım edip etmediklerini sorusuna ise, iki gözlemi olduğunu söyledi. Zogby, “Birincisi, yüksek mevkilerde bulunanlar sessiz savaşlar yaparlar, yaptıkları da budur. Orada oldukları için mutluyum. Onlardan benim yaptığımı yapmalarını istemiyorum. Onların işi kapıları kırmak, talepte bulunmak, sorun yaratmak değil. Amaçları dili düzeltip odada oturmak. Çünkü odaya girdiklerinde konuşma değişecek. Bunu daha önceki yönetimlerde birlikte olduğum ve birlikte çalıştığım insanlardan biliyorum. Ne kadar etkili olduğunu da biliyorum. Bir de kıdemsiz çalışanlar var. Onlar adına korkuyorum, çünkü çok zor bir durumla karşı karşıyalar. Birçoğuyla gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.

Önümüzdeki 5 Kasım’da, yani yaklaşık on bir ay sonra yapılacak seçimlere ilişkin olarak ise James Zogby, “Açıkçası hiçbir fikrim yok. 2020 için tekrarlanan bir döngü hayal edemiyorum. Joe Biden ve Donald Trump’ın aday olması konusunda pek çok Amerikalının da aynı şekilde hissettiğini düşünüyorum. Anketlere bakın, çoğunluk bunun mümkün olmadığını söylüyor. Bu iki adam seksenli yaşlarında olacaklar (...) değil mi? Yani genç liderlerimiz var. Aynı zamanda Joe Biden aday olmazsa kimin aday olacağını bilmiyorum. Bu noktada insanların ön seçimlere girip koşması için artık çok geç. Donald Trump için de aynı şey geçerli. Eyaletler onun oy pusulasında yer alamayacağına karar vermesine rağmen şu ana kadar çok büyük bir farkla önde. Bazıları da bunu şimdi yapıyor. Aday olmasaydı kükreyecek sadık takipçileri var” dedi.



İran anlaşması: İmza öncesinde yorum savaşları yaşanıyor

İran'ın Bandar Abbas şehrinden Hürmüz Boğazı (AP)
İran'ın Bandar Abbas şehrinden Hürmüz Boğazı (AP)
TT

İran anlaşması: İmza öncesinde yorum savaşları yaşanıyor

İran'ın Bandar Abbas şehrinden Hürmüz Boğazı (AP)
İran'ın Bandar Abbas şehrinden Hürmüz Boğazı (AP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile bir mutabakat zaptı imzalayarak "savaşın sona ermek üzere olduğunu" duyurmasının ardından yaşanan büyük iyimserlik, yerini imza öncesi son dakikalarda kartları yeniden karan karşılıklı açıklamalara ve bu açıklamaların arkasındaki yorumlara bıraktı.

Trump’ın mutabakat zaptının hafta sonu bir Avrupa ülkesinde imzalanacağını açıklamasının ardından İran medyası, Washington’un onayladığını iddia ettiği 14 maddelik bir taslak metin yayımladı. Söz konusu taslakta öne çıkan en önemli maddeler; İran petrolüne yönelik yaptırımların kaldırılması ve deniz ablukasına katılan ABD güçlerinin geri çekilmesi karşılığında Hürmüz Boğazı'nın trafiğe açılması oldu.

"İran taslağı" ayrıca, dondurulmuş milyarlarca dolarlık fonun serbest bırakılmasını ve Lübnan da dahil olmak üzere bütün cephelerde çatışmaların durdurulmasını içeriyor. Taslakta, nükleer program konusunda nihai bir anlaşmaya varılması amacıyla müzakereler için 60 günlük bir ateşkes öngörülürken, İran’ın füze programının müzakere dışı bırakıldığı belirtiliyor.

Ancak ABD Başkanı, kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda bu iddialara hızla şüphe düşürdü ve "İran tarafından sızdırılan maddelerin, üzerinde yazılı olarak anlaşılan maddelerle hiçbir alakası olmadığını" belirtti. Trump, İranlıların "müzakerelerde dürüstlükten yoksun olduğunu ve iyi niyetle hareket etmenin ne anlama geldiğini bilmediklerini" ifade etti.

Diğer taraftan, Trump’ın bu açıklamalarının ardından İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ABD ile bir mutabakat zaptına varılmasının "hiç olmadığı kadar yakın" olduğunu ifade etti. Arakçi, medyayı anlaşma nihai olarak imzalanana kadar metnin içeriği hakkında spekülasyon yapmaktan kaçınmaya çağırdı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre dün Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili ise Washington’un, Tahran üzerinde anlaşılan mutabakat kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmeden, dondurulan hiçbir varlığına erişimine imkan tanımayacağını  net bir dille ortaya koydu.


Papa 14. Leo uçağında meydana gelen motor arızası nedeniyle İspanya'dan geç ayrıldı

Kral Felipe VI, Tenerife havaalanında Papa'ya veda etti (EPA)
Kral Felipe VI, Tenerife havaalanında Papa'ya veda etti (EPA)
TT

Papa 14. Leo uçağında meydana gelen motor arızası nedeniyle İspanya'dan geç ayrıldı

Kral Felipe VI, Tenerife havaalanında Papa'ya veda etti (EPA)
Kral Felipe VI, Tenerife havaalanında Papa'ya veda etti (EPA)

Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14. Leo’nun İspanya’ya gerçekleştirdiği tarihi ziyaret, Kanarya Adaları’ndan Roma’ya dönüşü sırasında yaşanan bir teknik aksaklıkla noktalandı. Papa’yı taşıyacak uçağın motorunda meydana gelen arıza nedeniyle rötar yaşanırken, İspanya Kralı VI. Felipe’nin tahsis ettiği özel uçak dün devreye girdi.

İspanya Kralı tarafından Tenerife Kuzey Havalimanı pistinde uğurlanan Papa, TSİ 18:15 sularında Roma’ya hareket edecek olan uçağa bindi. Ancak motordaki arıza nedeniyle birkaç dakika sonra uçaktan inmek zorunda kaldı. Yaşanan bu aksaklığın ardından, Kral VI. Felipe’nin sağladığı yedek uçak TSİ 20:10 civarında havalandı.

Papa ve yakın kurmayları bu özel uçakla ayrılırken; gazeteciler, Vatikan temsilcileri ve din görevlilerinden oluşan heyetin geri kalanı için Iberia hava yolları tarafından Madrid'den gönderilen ikinci bir uçağın kullanılacağı açıklandı.

7 günlük ziyarete yoğun katılım

Uçak arızası, yüz binlerce Katolik’in katılımıyla gerçekleşen ve büyük ilgi gören 7 günlük İspanya seyahatindeki tek olumsuzluk oldu. Madrid, Barselona ve Kanarya Adaları’nda düzenlenen etkinlikleri devasa kalabalıklar takip etti. Başkent Madrid’de pazar günü düzenlenen açık hava ayinine 1,5 milyondan fazla kişi katıldı.

Hepimiz göçmeniz

Papa 14. Leo, İspanya ziyareti kapsamındaki son gününde, Avrupa’ya ulaşmaya çalışan on binlerce düzensiz göçmenin geçiş noktası haline gelen ve Atlantik Okyanusu’nda yer alan Kanarya Adaları’nın Tenerife adasındaki bir kabul merkezini ziyaret etti. Burada göçmenlerle bir araya gelen Papa, "Hepimiz göçmeniz" mesajını verdi.

İspanya Kralı tarafından Papa'yı taşımak için tahsis edilen uçak, Tenerife havaalanından kalktıktan sonra (EPA).İspanya Kralı tarafından Papa'yı taşımak için tahsis edilen uçak, Tenerife havaalanından kalktıktan sonra (EPA).

Dünya genelindeki 1.4 milyar Katolik’in lideri, göç konusunun küresel siyasette sıcak gündem maddesi olmaya devam ettiği bir dönemde, seyahatini göçmenlere daha fazla yardım yapılması ve insan kaçakçılığıyla mücadele edilmesi çağrısıyla tamamladı.

Tenerife’de göçmen örgütleriyle gerçekleştirdiği buluşmada entegrasyonun hem ev sahibi toplumlar hem de yeni gelenler için "karşılıklı bir yolculuk" olduğunu belirten ruhani lider, göçmenlere ev sahibi ülkenin dilini öğrenme, "yasalarına saygı duyma" ve "örf ile adetlerini tanıma" çağrısında bulundu.

Denize çelenk bıraktı

Hafta başında Madrid ve Barselona’yı ziyaret ettikten sonra perşembe günü takımadaların bir diğer noktası olan Gran Canaria’ya geçen Papa, göçmenlere yönelik gösterilen "kayıtsızlığı" kınadı. Arguineguín Limanı’nda denize çelenk bırakan Papa 14. Leo, Kanarya Adaları’na ulaşmaya çalışırken hayatını kaybeden binlerce göçmenin anısını yad etti.

Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre, ajansa konuşan İspanya İslam Komisyonu Temsilcisi 37 yaşındaki Muhammed Amjahdi de ziyaretin önemine değindi. Kendisi de çocuk yaşta derme çatma bir göçmen teknesiyle Kanarya Adaları'na ulaşan Amjahdi, "Hassas bir dönemde gerçekleştirilen bu ziyaret bizler için çok önemli. Katolik Kilisesi'nin göçmenler için yürüttüğü bu hayati çalışmayı yakından görüyor ve takdir ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Ukrayna: Son 3 yılın en yüksek aylık sivil ölümü kaydedildi

Ukrayna kurtarma ekipleri, 6 Mayıs 2026'da Ukrayna'nın kuzeydoğusundaki Harkiv kentinde özel bir binaya düzenlenen Rus hava saldırısının ardından olay yerinde çalışıyor (EPA)
Ukrayna kurtarma ekipleri, 6 Mayıs 2026'da Ukrayna'nın kuzeydoğusundaki Harkiv kentinde özel bir binaya düzenlenen Rus hava saldırısının ardından olay yerinde çalışıyor (EPA)
TT

Ukrayna: Son 3 yılın en yüksek aylık sivil ölümü kaydedildi

Ukrayna kurtarma ekipleri, 6 Mayıs 2026'da Ukrayna'nın kuzeydoğusundaki Harkiv kentinde özel bir binaya düzenlenen Rus hava saldırısının ardından olay yerinde çalışıyor (EPA)
Ukrayna kurtarma ekipleri, 6 Mayıs 2026'da Ukrayna'nın kuzeydoğusundaki Harkiv kentinde özel bir binaya düzenlenen Rus hava saldırısının ardından olay yerinde çalışıyor (EPA)

Birleşmiş Milletler (BM), Ukrayna’da Nisan 2022'den bu yana bir ay içinde kaydedilen en yüksek sivil ölüm ve yaralanma sayısına ulaştı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan rapora göre, mayıs ayında ülkede en az 274 sivil hayatını kaybetti, bin 763 sivil ise yaralandı.

Dün yayımlanan raporda, bu verilere göre sivil kayıpların, 191 ölüm ve 865 yaralanmanın kaydedildiği Mayıs 2025'e kıyasla yüzde 93 oranında büyük bir artış gösterdiği belirtildi.

Uzaktan füze saldırıları ve cephede kısa menzilli İHA tehdidi

Rapora göre, sivil kayıpların yüzde 45’ine füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları neden oldu. Bu kayıpların büyük çoğunluğu Kiev ve Dnipro gibi cephe hattından uzak şehirlerde meydana geldi.Cephe hattına yakın bölgelerde ise sivil kayıpların ana nedeni kısa menzilli İHA'lar oldu. Mayıs ayında sadece İHA saldırıları nedeniyle 64 kişi hayatını kaybederken, 539 kişi de yaralandı. Bu sayı, savaşın

BM verilerine göre, savaşın başladığı Şubat 2022'den bu yana Ukrayna'da 16 binden fazla sivil yaşamını yitirirken, 46 binden fazla sivil de yaralandı.

başladığı günden bu yana bir ay içinde İHA'lar nedeniyle meydana gelen en yüksek sivil kayıp olarak kayıtlara geçti.

Toplam bilanço çok daha ağır olabilir

Şarku’l Avsat’ın rapordan aktardığına göre, Rusya işgali altındaki bölgelere erişim sağlanamaması nedeniyle, gerçek can kaybı ve yaralı sayısının BM istatistiklerine yansıyan bu rakamların çok daha üzerinde olabilir.