Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’

Biden’ın popülaritesinde büyük düşüş ve ‘üçüncü parti’ adayları destekleme veya oy vermekten kaçınma eğilimleri var

Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’
TT

Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’

Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’

Washington merkezli Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Dr. James Zogby, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ABD Başkanı Joe Biden’in popülaritesinde Arap ve Müslüman topluluklar ile genel olarak genç Amerikalılar arasında, Gazze’de savaşın başladığı günden bu yana İsrail’e sağladığı koşulsuz destek nedeniyle muazzam bir düşüş yaşandığını söyledi. Zogby, bunun birçok eyalette, özellikle Michigan, Virginia, Pensilvanya, Florida ve belki de Georgia’da net ve etkili yansımaları olacağını vurguladı. Söz konusu eyaletler, rakibi eski Başkan Donald Trump ile rekabet marjlarının dar olduğu eyaletler olarak sayılıyor.

Eski ABD Başkanı Donald Trump, New Hampshire’daki seçim mitinginde (AP)
Eski ABD Başkanı Donald Trump, New Hampshire’daki seçim mitinginde (AP)

Yaklaşık elli yıldır devam eden parti kariyerinde bir Demokrat olmasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) en eski Arap-Amerikan araştırma merkezlerinden birinin kurucusu, mevcut yönetime nadir eleştiriler yöneltti. Zogby, her renkten ve her kökenden genç neslin hem Biden’ın hem de Trump’ın yaşı nedeniyle üçüncü parti adaylarının çok sayıda oy alacağını ve pek çok kişinin ise oy kullanmaktan kaçınacağını söyledi.

Filistinlilerin haklarını destekleyen tutumu nedeniyle çok sayıda kişinin hapse atılacağı tehditlerine maruz kalan Zogby, bazı Yahudi örgütlerinin İsrail düşmanlığını antisemitizmin bir parçası olarak tanımlamayı teşvik ettiğini vurguladı. Yetkili, Arap topluluklarının üyelerinin, Filistin davasına verdikleri destek nedeniyle üniversite kampüslerinde ve işyerlerinde karşılaştıkları tacize karşı uyarıda bulunarak, bu durumun Araplar arasında korkuya yol açtığını vurguladı.

ABD Başkanı Joe Biden, Washington’daki Beyaz Saray’ın güney bahçesinde (AP)
ABD Başkanı Joe Biden, Washington’daki Beyaz Saray’ın güney bahçesinde (AP)

Zoom platformu üzerinden gerçekleştirilen röportajda Şarku’l Avsat, Zogby’ye, Başkan Biden’ın Gazze’deki savaş sırasında İsrail’e yönelik tavrından dolayı hayal kırıklığına uğrayıp uğramadığını sordu. James Zogby ise “Biden’la ilgili hayal kırıklığım derin ve uzun süreli. Önceki başkanların neredeyse hepsinde gördüğümüz gibi onun da İsrail’i desteklemesini bekliyordum” şeklinde yanıt verdi. “7 Ekim ve o gün yaşananlardan sonra, Hamas’ın yaptıklarını kınaması ve öfkesini ifade etmesi beni şaşırtmadı” diyen Zogby, “Birkaç gün sonra Beyaz Saray’a ‘Kendinize bir çıkış yolu bırakmıyorsunuz. Başkanlar genellikle şunu şunu kınadığımızı söylüyorlar. Ama daha sonra bir şeyin olumsuz yönde geliştiğini görürlerse kendilerine değişim şansı veriyorlar’ dedim. Biden bunu yapmadı. Koşulsuz destek sağladı. Sivilleri koruma konusundaki dilini değiştirmeye ya da oyunun sonunu düşünmeye başladığında artık çok geçti; Çünkü İsrail savaş makinesi vahşet işliyordu” ifadelerini kullandı.

James Zogby, ateşkes talebinde bulunmak için yönetimden birisiyle üst düzey bir toplantı yaptığını hatırlatırken, “Bana ateşkese ulaşmanın kabul edilemez olduğu yanıtını verdiler. Çünkü onlara göre bu, sadece Hamas’a silahlanma şansı verecektir. Ama zaten öldürülen binlerce sivili olduğunu söyledim. O sıralarda bu sayı üç bindi. Çok vahim bir duruma tanık oluyoruz. Evet dediler ve bunun dayanılmaz olduğunu söylediler. Ben de dayanılmaz iki durumun olduğunu söyledim. Ayrıca ‘Siz birlikte yaşamak istediğiniz bir şey seçtiniz; Filistinlilerin ölümü’ dedi.” Şeklinde konuştu.

İsrail anlatısı

Son üç ayda görüştüğü bazı Arap Amerikalıların ‘Arapların ve Filistinlilerin canının önemli olmadığı’ yönündeki düşüncelerine dikkati çeken Zogby, “Evet ve Joe Biden’ın ve yönetimindeki pek çok kişinin yaptığı gibi İsrail anlatısında inanılacak bir şeyler olduğuna inanıyorum. Bu pozisyonlar 1970’lerde ve 1980’lerde gelişti hala da aynı. İsrail, ABD gibi, sınırlarında vahşilerle savaşan ve hayallerin gerçekleşebileceği bir özgürlük alanı yaratan öncü bir sınır devletidir. Yerli halk ise medeniyete yer açmak için kesilmesi gereken ağaçlar gibidir. Zihniyet budur ve bugün de mevcuttur. Hemen hemen mantık budur. ABD’deki Arapların bu şekilde hissettiğine inanıyorum.  Bu, Biden’in Arap toplumunun desteğine mal olacak” ifadelerini kullandı.

Göstericiler, 28 Aralık’ta New York’ta düzenlenen protesto sırasında Gazze’de öldürülen çocukları anıyor (AFP)
Göstericiler, 28 Aralık’ta New York’ta düzenlenen protesto sırasında Gazze’de öldürülen çocukları anıyor (AFP)

Zogby, seçimlerin yaklaştığını ve ABD’li Arapların yaklaşan seçimlerde Biden’ın kendilerinden istediği desteği sağlayamayabileceğini belirtirken, “Bir kamuoyu yoklaması yaptık. Savaş çoktan başlamıştı ve insanlara kime oy vereceklerini sorduk. 2020’de ona oy verenlerin oranı yüzde 59’a kıyasla yüzde 17’si Biden’ı destekleyeceğini bildirdi. Bu, çok büyük bir düşüş. Açıkçası Demokrat Parti ve Beyaz Saray’daki insanlar, bana şunları söyledi: ‘Kasım ayına kadar bunu unutacaklar’. Onlara bunun tamamen cahilce ve yanlış olduğunu belirttim. Bu, aynı zamanda tehlikeli. Çünkü neredeyse tüm hayatım boyunca bu siyaset oyununun içindeyim. Gördüğüm şey şu ki, insanlar bu kadar sinirlendiğinde ya da hayal kırıklığına uğradığında geri adım atmıyorlar. Tamam, Biden ya da Trump demiyorlar. Zaten bu kararı 2020’de verdiler. (...) 2020’de (isteksizce) Joe Biden’a oy verdiler. Onun şimdiye kadarki en iyi kişi olduğunu düşünmüyorlardı. Hillary’nin gelmiş geçmiş en iyi kişi olduğunu düşünmüyorlardı. (...) Öte yandan pek çok kişi hiç oy vermeyeceğini söyledi. Hiç oy kullanmayacak ve üçüncü parti adaylarını seçecek kişilerin sayısının ciddi oranda artacağını düşünüyorum. Donald Trump’a oy vermeyecekler. Yapmayacaklar. Gençler, sadece Arap gençliğini kastetmiyorum, siyahlar, Latinler, Asyalılar ama genel olarak gençler ve ilerici Yahudiler, üçüncü parti adaylarına oy verecek ya da hiç oy vermeyecekler. Bunun 2000 yılında Al Gore’da olduğunu gördük, 2016’da da gördük. Tekrar olacağını düşünüyorum. Üçüncü parti adaylarının Kasım 2024’te çok başarılı olmasını bekliyorum. Bu, özellikle gençlerin bunun kendileri için önemli olduğunu hissetmemelerinin bir sonucudur. Demokratların kendilerine oy verilmesini olduğu gibi kabul etmesi son derece tehlikelidir” ifadelerini kullandı.

Üçüncü Parti

Lübnan asıllı olan ve Amerikalı karar vericiler arasında kendisine önemli bir konum yaratan Zogby, üçüncü parti adaylarının zaten kombinasyona dahil olduğunu söylerken, aralarında Cornel West’in destek alacağını dile getirdi. James Zogby, “İsrail konusunda, daha iyi olmasa da Bob Kennedy’nin destek alacağını düşünüyorum. Kendisi, Biden kadar sert değil ve toplumu aynı şekilde kızdırmadı. Bu seçimde fark yaratacak. Partideki insanlara, ‘Yardımınıza ihtiyacımız olacak’ diyeceklerini söyledim. Onlara şunu söyledim: ‘Benden Dearborn, Michigan’a veya Paterson, New Jersey veya Anaheim, California'ya gidip Arap topluluklarıyla konuşup onlara şunu yapın, bunu yapmayın dememi beklemeyin’” dedi.

ABD vatandaşı Arapların duygularında birlik olup olmadığına ilişkin olarak, “Anketlerde ve politikada öğrendiğimiz bir şey varsa o da ortada hiçbir birliğin olmadığıdır” şeklinde konuştu.

Arap oylarının Trump ya da Biden üzerindeki etkisiyle ilgili olarak da “Örneğin Michigan’ı büyük ölçüde etkiliyorlar. Ayrıca Virginia’yı da etkiliyorlar. Florida’da, seçim sonucunun yüzde üç ya da dört farkla belirlendiği herhangi bir eyalette etkili olabilirler. Ohio’da yaklaşık yüzde 2, Pensilvanya’da yüzde 2, Michigan’da yaklaşık yüzde 5, Florida’da yüzde 1,5 oranında destek alan bir topluluğu ele alalım, bu büyük bir fark yaratıyor. Bu seçimler, bazen 20 bin oy çoğunluğuyla kararlaştırılırken, Georgia’da az sayıda oyla karar veriliyordu. Artık Georgia’da öyle ya da böyle fark yaratabilecek, büyüyen bir topluluğumuz var. Bunun dikkate almamız gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Burada iki milyon seçmenden bahsetmiyoruz. 150 bin seçmenden bahsediyoruz ama 10 bin oy ile yapılan seçimlerde bunun etkisi oluyor” ifadelerini kullandı.

Antisemitizm ve Araplar

ABD’de antisemitizmin yükselişte olduğu ve bunun yalnızca topluluklar arasında değil, aynı zamanda üniversitelerde ve İslamofobi gibi her yerde çok hassas bir konu olduğu yönündeki karşı argüman sorulduğunda Zogby, Yahudi karşıtlığının gerçek bir sorun olduğunu itiraf etti. Yetkili, “Şüphesiz. Kendi topluluğumda her zaman Yahudi karşıtlığına karşı mücadele ettim. Çünkü inanın Arap toplumunda antisemitizm var. Şüphesiz. Bununla uğraştım ve hala bununla uğraşıyorum” dedi.

James Zogby, konuyla ilgili gözlemde bulunurken, “İki Yahudi örgütü, Yahudi karşıtlığını, Siyonizm karşıtlığını ve İsrail karşıtı davranışları birleştirme çabasına öncülük etti. Bu temelde yanlış” dedi. Zogby, “Antisemitizmin yükselişine baktığımızda, İsrail’i destekleyen bir posteri yırtan biriyle İsrail bayrağını yakan birini birbirinden ayırmamız gerekiyor. Bu antisemitizm değil. Ama bu İsrail karşıtı” ifadelerini kullandı.

Zogby, “Bununla ilgili çok fazla gürültü var, ama üniversite kampüslerinde Arap öğrencilerin başına gelenler hakkında o kadar fazla gürültü yok. Açıkçası bu sadece üniversite kampüslerinde değil, aynı zamanda işyerlerinde de yaşanıyor. Bazı büyük Yahudi örgütlerinin, İsrail’e yönelik her türlü eleştiriyi de içeren bir anti-Semitizm tanımını kabul ettikleri bir bildiriyi imzalamaları için baskı yaptığı şirketlerde de yaşanıyor. Bunun şirket politikası olduğunu söylüyorlar. Bunu çalışanlarına göndererek İsrail karşıtı herhangi bir faaliyette bulunmayacaklarına dair imza atmalarını istiyorlar. Bu, temelden yanlıştır, ifade özgürlüğünün reddidir (...) Halkımızın birçoğu korkuyor. Birçoğu şikâyette bulunmaktan korkuyor. Kendi deneyimimden biliyorum. Büyüdüğümde ölüm tehditleri aldım ve siyasi örgütlerden dışlandım” açıklamasında bulundu.

Sessiz kavgalar

Her yönetimde gerçekten etkili olan çok sayıda ABD’li Arap’ın olduğuna ve bunların ‘Gazze’deki savaşın, özellikle Lübnan’a doğru yayılmasının önlenmesine yardımcı olmak için’ Beyaz Saray’da veya başka yerlerde tüm hastalıkların iyileştirilmesine yardım edip etmediklerini sorusuna ise, iki gözlemi olduğunu söyledi. Zogby, “Birincisi, yüksek mevkilerde bulunanlar sessiz savaşlar yaparlar, yaptıkları da budur. Orada oldukları için mutluyum. Onlardan benim yaptığımı yapmalarını istemiyorum. Onların işi kapıları kırmak, talepte bulunmak, sorun yaratmak değil. Amaçları dili düzeltip odada oturmak. Çünkü odaya girdiklerinde konuşma değişecek. Bunu daha önceki yönetimlerde birlikte olduğum ve birlikte çalıştığım insanlardan biliyorum. Ne kadar etkili olduğunu da biliyorum. Bir de kıdemsiz çalışanlar var. Onlar adına korkuyorum, çünkü çok zor bir durumla karşı karşıyalar. Birçoğuyla gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.

Önümüzdeki 5 Kasım’da, yani yaklaşık on bir ay sonra yapılacak seçimlere ilişkin olarak ise James Zogby, “Açıkçası hiçbir fikrim yok. 2020 için tekrarlanan bir döngü hayal edemiyorum. Joe Biden ve Donald Trump’ın aday olması konusunda pek çok Amerikalının da aynı şekilde hissettiğini düşünüyorum. Anketlere bakın, çoğunluk bunun mümkün olmadığını söylüyor. Bu iki adam seksenli yaşlarında olacaklar (...) değil mi? Yani genç liderlerimiz var. Aynı zamanda Joe Biden aday olmazsa kimin aday olacağını bilmiyorum. Bu noktada insanların ön seçimlere girip koşması için artık çok geç. Donald Trump için de aynı şey geçerli. Eyaletler onun oy pusulasında yer alamayacağına karar vermesine rağmen şu ana kadar çok büyük bir farkla önde. Bazıları da bunu şimdi yapıyor. Aday olmasaydı kükreyecek sadık takipçileri var” dedi.



Devrim Muhafızları savaş sırasında İran içinde kontrolü ele aldı

Devrim Muhafızları savaş sırasında İran içinde kontrolü ele aldı
TT

Devrim Muhafızları savaş sırasında İran içinde kontrolü ele aldı

Devrim Muhafızları savaş sırasında İran içinde kontrolü ele aldı

Üst düzey kaynaklar, İran Devrim Muhafızlarının, üst düzey komutanlarının öldürülmesine rağmen savaş zamanı karar alma süreçlerindeki kontrolünü sıkılaştırdığını, bunun da Tahran tarafından başlatılan, bölgenin genelini hedef alan insansız hava aracı ve füze operasyonlarını yönlendiren sert bir stratejiyi öne çıkardığını söylüyor.

 

Komutanlarının öldürülmesini öngören Devrim Muhafızları, geçen cumartesi günkü ABD-İsrail saldırısından önce, direnç ve kararlılığını güçlendirme stratejisi kapsamında, alt rütbelilere geniş yetkiler devretti. Bu adım yanlış hesaplar veya savaşın tırmanması riskini de beraberinde taşıyor. Buna ek olarak, orta rütbeli subaylara komşu ülkelere saldırı düzenleme yetkisi de verildi. Nitekim çarşamba günü İran, NATO üyesi Türkiye'ye balistik füze fırlattı.

İran'da Devrim Muhafızlarının rejimin her kademesinde oynadığı kilit rol ve güvenlik düzeyinde benimsediği baskıcı yaklaşım, protestoların patlak vermesini zorlaştırabilir ve böylece ABD veya İsrail'in saldırılarının bir ayaklanmaya ve rejim değişikliğine yol açması yönündeki umutlarını baltalayabilir.

ABD merkezli siyasi bir örgüt olan Nükleer İran'a Karşı Birleşmişler Örgütü'nde Devrim Muhafızları ile ilgili araştırmalar bölümü başkanı Kasra Orabi, Ayetullah Ali Hamaney'in cumartesi günü öldürülmesinin ardından bir sonraki Dini Liderin seçiminin Devrim Muhafızlarının rolünü önemli ölçüde artırabileceğini söylüyor.

Hamaney'in muhtemel halefi olarak görülen oğlu Mücteba’nın, Devrim Muhafızları ile çok yakın bağları ve üzerinde önemli bir kontrolü bulunuyor. Keza daha sert alt kademeler de dahil olmak üzere unsurları arasında geniş bir desteğe de sahip. Orabi, “Eğer çatışma aniden durur ve rejim ayakta kalırsa, Muhafızların daha da önemli bir rol oynayacağından emin olabiliriz” dedi.

Devrim Muhafızları’nın merkeziyetçilikten uzaklaşma stratejisi, esnekliğin anahtarı

Reuters, bu yazıyı hazırlarken İran Devrim Muhafızları’nın işleyişi hakkında bilgili altı İranlı ve bölgesel kaynakla görüştü ve hepsi, Devrim Muhafızları’nın geçen cumartesi günü savaşın başlangıcından bu yana hiyerarşide çok daha büyük bir rol üstlendiğini ve artık tüm önemli karar süreçlerine ortak olduğunu teyit etti. Konuya hakim bir güvenlik yetkilisi, yeni Devrim Muhafızları Komutanı Ahmed Vahidi'nin tüm üst düzey toplantılara katıldığını belirtti. Vahidi’nin birincil amacının her zaman İran'daki rejimin hayatta kalması ve hedeflerini gerçekleştirmek olduğunu söyledi. Salı günü katıldığı bir televizyon programında, Savunma Bakan Yardımcısı ve Devrim Muhafızları komutanlarından Reza Telayi Nik, özel kuvvetlerin direniş oluşturma çabalarıyla ilgili açıklamada bulunarak, komuta yapısındaki her figürün, kendisine yerini almaya hazır üç halef belirlediğini söyledi. “Her bir birim ve birliğin rolü, herhangi bir komutanın öldürülmesi durumunda halefinin hemen görevi devralmasını sağlayacak şekilde organize edilmiştir” diye ekledi.

Geçen yıl İsrail hava saldırıları, Devrim Muhafızları komutanını ve istihbarat, havacılık ve ekonomi birimlerinin başkanlarını öldürmüştü. Geçen cumartesi günkü hava saldırılarında da son Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Pakpur öldürüldü. Orabi, merkeziyetçilikten uzaklaşmanın, yaklaşık 20 yıldır Devrim Muhafızları'nın bir saldırı durumunda benimsemeyi düşündüğü stratejinin bir parçası olduğunu söyledi. Bu strateji, 2003 yılında ABD liderliğindeki işgal sırasında Irak kuvvetlerinin çöküşünden sonra geliştirildi. “Bu düşünce bir bütün olarak merkeziyetçilikten uzaklaşmaya dayanıyor. Böylece belirli bir şehir saldırıya maruz kalırsa, kendini savunabilir ve rejimin otoritesini ve yönetimini koruyabilir” diye ekledi.

Hem dış hem de iç tehditlere karşı koyma

Orabi, en önemli hususun, planın Devrim Muhafızları'nın İran'ın dış saldırılara karşı askeri yanıtında öncü güç olarak görevini sürdürme yeteneğini güvence altına almanın yanı sıra, Tahran'da iç güvenliğin sağlayıcısı olarak da hizmet etmesini sağlamak üzere tasarlanmış olması olduğunu belirtti.

Bu yaklaşım şimdilik işe yarıyor gibi görünse de, üst ve alt düzey Devrim Muhafızları komutanlarını hedef almaya devam eden saldırılar, Muhafızların stratejik bütünlüğünü koruma gücünü nihayetinde test edebilir. Devrim Muhafızları şüphesiz tamamen homojen bir birim değil ve rolüyle ilgili hizipsel rekabetlerden ve kişisel anlaşmazlıklardan muzdarip. Ancak bir kaynak, “İran saldırı altındayken her zamankinden daha birleşikler” dedi.

Orabi, Körfez'deki sivil hedeflere yönelik giderek daha acımasız saldırılar olarak tanımladığı duruma işaret ederek, İsrail ve Amerikan saldırılarından beş gün sonra, komuta yapısının zayıflamaya başladığına dair göstergeler de olabileceğini açıkladı. Bu saldırıların, İran'a yapılan saldırının küresel sonuçları olan bir hata olduğunu göstermeye yönelik kasıtlı bir stratejiyi ne ölçüde yansıttığı ise belirsizliğini koruyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'ın saldırıya verdiği yanıtın önceden planlanmış olduğunu belirtti. Bir televizyon kanalına verdiği demeçte, “Bu birlikler, mevcut siyasi liderlikten gelen doğrudan ve acil emirlerden ziyade, önceden kendilerine verilen genel talimatlara dayanarak görevlerini yerine getiriyorlar” dedi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı analize göre Devrim Muhafızları, şimdi savaşın başlangıcından önce oynadığı merkezi rolün bile ötesine geçerek, İran'da alınan neredeyse her stratejik karara ortak olurken, aynı zamanda geride kalan ve Devrim Muhafızları'nın eski üyelerinden üç üst düzey ismi de içeren bir siyasi liderliğe de dayanabilir.

Siyasi ve ekonomik bir imparatorluk

İran Devrim Muhafızları Ordusu, 1979 İran Devrimi'nden kısa bir süre sonra, yeni cumhuriyeti iç ve dış düşmanlara karşı savunmak ve düzenli silahlı kuvvetlere karşı bir denge unsuru olarak kuruldu. Doğrudan Dini Lider’e bağlı olması nedeniyle, askeri güç, istihbarat ağı ve ekonomik gücü bir arada toplayan, rejimin İran'daki otoritesini korumayı amaçlayan, devlet içinde bir devlet olarak öne çıktı. Bu rolü, devrimden aylar sonra Irak'ın İran'ı işgal etmesi ve ardından yaşanan sekiz yıllık yıpratma savaşı sırasında test edildi. Söz konusu savaş, mevcut İran liderlerinin birçoğu için şekillendirici bir deneyim oldu. Savaş sırasında Devrim Muhafızları’nda görev yapan önde gelen İranlı şahsiyetler arasında, Hamaney'in ölümünden bu yana İran'da en önemli pozisyonları üstlenen üç din adamı olmayan isim de bulunuyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, savaş sırasında sahada görev yapan bir cerrahtı. Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Devrim Muhafızları’nın hava kuvvetleri birliğine komuta etmeden önce ön cephede savaştı. Hamaney'in kıdemli danışmanı Ali Laricani, ön cephenin gerisinde görev yapan bir kurmay subaydı.

2000'li yılların başlarından itibaren, savaş kuşağı daha fazla liderlik pozisyonu üstlenirken ve İran ile Batı arasındaki uzun süreli çatışma yoğunlaşırken, İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun İran devleti içindeki rolü de genişlemeye başladı. Devrim Muhafızları, Tahran'ın sürekli olarak tamamen barışçıl amaçlı olduğunu savunduğu, ancak Batı ülkelerinin nükleer bomba geliştirmek için bir kılıf olduğuna inandığı İran'ın nükleer programını yönetmekle görevlendirildi.

Nükleer program nedeniyle uygulanan sıkı yaptırımlar arasında, Devrim Muhafızları ekonomide de önemli bir rol üstlendi. İnşaat kolu olan Hatemül Enbiya, hayati önem taşıyan enerji sektöründe büyük sözleşmeler elde etti. Devrim Muhafızları ayrıca Ortadoğu genelinde Şii vekiller ile bağlantı noktası olarak önemli bir rol oynarken, kendisine bağlı ve binlerce gönüllüden oluşan paramiliter Besic gücünü de iç karışıkları bastırmakta kullandı.


Irak Hizbullah Tugayları: Ülkenin güneyinde düzenlenen saldırıda liderlerinden biri öldürüldü

Irak Hizbullah Tugayları mensupları, ülkeye yönelik son saldırılarda hayatını kaybeden savaşçıların cenaze töreninde, (Reuters)
Irak Hizbullah Tugayları mensupları, ülkeye yönelik son saldırılarda hayatını kaybeden savaşçıların cenaze töreninde, (Reuters)
TT

Irak Hizbullah Tugayları: Ülkenin güneyinde düzenlenen saldırıda liderlerinden biri öldürüldü

Irak Hizbullah Tugayları mensupları, ülkeye yönelik son saldırılarda hayatını kaybeden savaşçıların cenaze töreninde, (Reuters)
Irak Hizbullah Tugayları mensupları, ülkeye yönelik son saldırılarda hayatını kaybeden savaşçıların cenaze töreninde, (Reuters)

İran destekli Irak Hizbullah Tugayları bugün yaptığı açıklamada, liderlerinden birinin dün Irak'ın güneyinde düzenlenen bir saldırıda öldürüldüğünü duyurdu.

Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Hacı Ebu Hüseyin el-Hamidevi, yaptığı açıklamada, “Yirmi yılı aşkın süredir görevlerini yerine getiren büyük lider Ali Hasan el-Fureyci”nin kaybından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Ketaib Hizbullah'tan iki kaynak dün AFP'ye, grubun Irak'ın güneyinde konuşlandığı Jurf el-Nasr üssü yakınlarında bir araca düzenlenen hava saldırısında iki üyenin öldürüldüğünü söyledi.

Komutanın ölümünün doğrulanmasının ardından ölü sayısı üçe yükseldi.

Bir kaynak saldırıyı "Siyonist-Amerikan saldırısı" olarak nitelendirdi.

Güney Irak'ta bulunan ve Jurf al-Sakhr olarak da bilinen Jurf al-Nasr üssü, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'ne atfedilen ve daha sonra diğer bölgelere de yayılan saldırıların ilk Irak hedefi oldu.


İran savaşı şiddetleniyor... Kongre Trump’ı kısıtlamayı reddediyor

İran savaşı şiddetleniyor... Kongre Trump’ı kısıtlamayı reddediyor
TT

İran savaşı şiddetleniyor... Kongre Trump’ı kısıtlamayı reddediyor

İran savaşı şiddetleniyor... Kongre Trump’ı kısıtlamayı reddediyor

 

İsrail ordusu bugün Tahran’da bir dizi saldırının başladığını duyurdu. Buna karşılık İran, İsrail’e yoğun füze saldırıları gerçekleştirdi ve milyonlarca kişi sığınaklara yöneldi.

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi üyeler, hava saldırılarını durdurmayı ve herhangi bir askerî harekât için Kongre onayı gerektirmeyi amaçlayan öneriye karşı oy kullandı. Bu gelişme, Başkan Donald Trump’ın savaşı yürütme yetkilerini büyük ölçüde sınırlamadan sürdürmesine olanak tanıdı.

Lübnan’da ise İsrail ordusu, Beyrut’un güney banliyösündeki Hizbullah hedeflerine yönelik yeni saldırıların başladığını açıkladı. Öte yandan Lübnan resmi medyası, bugün kuzey Lübnan’da İsrail tarafından düzenlenen bir insansız hava aracı (İHA) saldırısında Hamas’ın üst düzey bir yetkilisinin öldürüldüğünü bildirdi.