Yeni bir ekonomik kalkınma bloğu: Afrika-Atlantik,

Fas, yükselen ve gelişmekte olan ülkeler arasında “Güney yarımküre iş birliğini” güçlendirmeyi hedefliyor

Atlantik Okyanusu ile Akdeniz'in Cebelitarık Boğazı ile birbirine bağlandığı noktanın (Shutterstock)
Atlantik Okyanusu ile Akdeniz'in Cebelitarık Boğazı ile birbirine bağlandığı noktanın (Shutterstock)
TT

Yeni bir ekonomik kalkınma bloğu: Afrika-Atlantik,

Atlantik Okyanusu ile Akdeniz'in Cebelitarık Boğazı ile birbirine bağlandığı noktanın (Shutterstock)
Atlantik Okyanusu ile Akdeniz'in Cebelitarık Boğazı ile birbirine bağlandığı noktanın (Shutterstock)

Muhammed eş-Şarki

Güney Atlantik uluslararası ticaret rotası, Husilerin ve onları destekleyenlerin Kızıldeniz’de nakliye gemilerine yönelik tehditleri nedeniyle Kızıldeniz’i Aden Körfezi'ne bağlayan Babu’l Mendeb Boğazı’na (geçici) alternatif oldu. Hint Okyanusu'ndan gelen yüzlerce gemi, Afrika kıtasının en güneyindeki Ümit Burnu'nu, Afrika'nın Atlantik kıyısı önünden geçen bu eski ama artık yeni olan bu rota üzerinden geçmeye başladı. Cebelitarık Boğazı üzerinden Akdeniz’e gitmek ya da Kuzey Atlantik'e doğru yelken açmaya devam etmek isteyen gemiler için seyrüsefer süresi daha önce kullandıkları rotaya kıyasla bir hafta daha uzuyor.

Kızıldeniz'den Karanlıklar Denizi'ne (Atlantik Okyanusu) uzanan nakliye rotasının değişmesinin, Fas'ın haftalar önce Afrika-Atlantik bölgesinin doğuşunu duyurmasıyla aynı zamana denk gelmesi belki de sadece bir tesadüftür. Afrika-Atlantik, coğrafi ve ekonomik bir blok olmasının yanında güvenlik ve kalkınma iş birliği için de alana sahip. Afrika-Atlantik bölgesinde batısı denize bakan ve bazılarının denize kıyısı binlerce kilometreyi yani Ümit Burnu'nun dörtte birini bulan 23 ülke yer alıyor. Dolayısıyla artık belirli bir coğrafi bölgeyi ilgilendirmeyen, daha ziyade denizlere ve okyanuslara bakan tüm ülkeleri kapsayan deniz yollarının güvenliğini sağlamaya yardımcı olacak bir blok.

Öncelikle denizden oluşan yeni dünya düzeninin haritasının çizilmesinde okyanuslar ve uluslararası ticaret yollarının büyük önem taşıdığına şüphe yok. Çünkü denizlerin ve okyanusların karadan daha geniş bir alana sahip olması ve büyük güçlerin bazen ‘ticaret ve karşılıklı alışveriş özgürlüğü’ adına, bazen de ‘Kuşak-Yol Girişimi’ gibi projeler adına giderek artan rekabeti bu gerçeği gizlemiyor. İklim değişikliği, nüfus artışı, deniz havası, esinti ve ufuklara duyulan ihtiyaç nedeniyle önümüzdeki yıllarda tüm çatışmaların sular çevresin şekillenmesi mümkün.

Fas’tan Afrika-Atlantik girişimi

Toplam 3 bin 500 kilometreye varan kıyı şeridiyle kuzeyde Akdeniz'e, batıda Atlas Okyanusu'na bakan Fas, bundan sonra deniz hakimiyetinin yeni dünya düzeni haritasında kuzey yarımküre ile güney yarımküre arasındaki konumunu güçlendireceğinin farkında. Fas, 15. yüzyılın sonlarında Endülüs'ün düşüşünden sonra bile yüzyıllar boyunca Avrupa ile Afrika arasında bu tarihi rolü oynadı. Bundan dolayı, kıtanın Atlantik kıyılarının geliştirilmesi ve Fez, Marakeş ve Batı Sahra ile tarihi ve kültürel bağları olan Sahel ülkelerindeki kalkınmanın hız kazanması Fas'ın çıkarına. Ancak bunun için şu an dünyanın başka bölgelerle meşgulken yatırımlar yapılmasını gerektiriyor.

Fas Kralı 6. Muhammed, Afrika-Atlantik girişiminin ayrıntılarını açıklamak için geçtiğimiz yıl 6 Kasım'da Batı Sahra'nın ‘Yeşil Yürüyüş’le İspanya işgalinden kurtuluşunun 40'ıncı yıl dönümündeki konuşmasını seçti.

Fas Kralı, konuşmasında şunları söyledi:

“Eğer Akdeniz kıyıları, Fas ile Avrupa arasında bir bağlantı ise, Atlantik kıyıları da Fas'ın Afrika'ya açılan kapısı ve Amerika kıtasına açılan penceresidir.”

Fas Kralı tarafından detayları açıklanan girişimde ülkenin güneyindeki altyapının denize kıyısı olmayan ülkelerin kullanımına sunulması, denizle olan izolasyonlarının kırılması ve Atlantik Okyanusu'na bağlanmalarının sağlanması öngörülüyor. Ayrıca Dahla şehri sahillerinde yaklaşık 1,5 milyar dolara mal olacak olan ve uluslararası ticaret, enerji, balıkçılık, depolama ve yeniden dağıtım için kullanılması amaçlanan dört limandan oluşan devasa bir liman kompleksi inşa edilmesi de planlanıyor.

Fas, aynı kıtadaki yükselen ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki Güney-Güney iş birliğini güçlendirmeyi ve eldeki ekonomik ve doğal kaynakları kapsamlı bir kıtasal kalkınma kaynağı haline getirmeyi amaçlıyor.

Fas Kralı konuşmasında, ‘Sahel bölgesi ülkelerinin karşı karşıya olduğu sorunların ve zorlukların güvenlik ve askeri yaklaşımlarla değil, iş birliği ve ortak kalkınmaya dayalı bir yaklaşımın benimsenmesiyle çözülebileceğini’ değerlendirdi. Sahel ülkelerini Atlantik Okyanusu'na girmelerini sağlamayı amaçlayan uluslararası düzeyde bir girişim başlatılmasını öneren Kal 6. Muhammed, girişimin başarısının altyapı iyileştirilerek ulaşım ve iletişim ağlarına bağlanmasına bağlı olduğunu vurguladı.  Fas Kralı, ülkesinin karayolları, limanlar ve demiryolları dahil olmak üzere altyapısını Sahel bölgesi ülkelerinin hizmetine sunmaya hazır olduğunu, çünkü bunun kendi ekonomisinde ve tüm bölgede köklü bir dönüşüm yaratacağını söyledi.

Analistler, kıtadaki ikinci, Batı Afrika’daki ise birinci yatırımcı olan Fas’ın bu bölgesel ekonomik bloklaşmadan yararlanacağını düşünüyorlar. Analistlere göre bu blok, Afrika Altı Sahra bölgesini Afrika kıtasına doğru kalkınmaya açılan bir kapı ve Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve dünyanın geri kalanı arasındaki limanlarla bir buluşma noktası haline getirecek. Yine analistlere göre dört bir yanı çöllerle çevrili olan Afrika kıyılarındaki coğrafi izolasyonun kırılmasından diğer ülkeler de faydalanacak. Radikal grupların tehdidi altında olan, askeri darbeler, güvenlik ve toplumsal alanlarda kırılgan olan ve ekonomik olarak geri kalan bu ülkeler, Paris'ten Moskova'ya, Washington'dan Pekin'e kadar maden ve enerji kaynaklarının iştahlarını kabarttığı güçlerin ilgisini alanına giriyor.

Güney yarımküre iş birliği

Fas, aynı kıtadaki yükselen ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki Güney yarımküre iş birliğini güçlendirmeyi ve eldeki ekonomik ve doğal kaynakları kapsamlı bir kıtasal kalkınma kaynağı haline getirmeyi amaçlıyor. Son dönemde yaşanan bölgesel ve uluslararası olaylar ile Batı'nın sömürgeci kibrinin yeniden gün yüzüne çıkması ve sonuncusu Gazze’deki savaş olmak üzere yaşanan savaşlar ve çatışmalar, bu ülkelerin gençleri arasında geleneksel sömürgeci güçlerin, kendi endüstrilerinin üretim maliyetlerini azaltmak ve buralardaki yoksul insanları sömürerek rekabet gücünü korumak amacıyla kaynaklara hakim olma çabalarının körüklediği sınır anlaşmazlıklarına girmek yerine bölgesel iş birliğine gidilmesi gerektiği konusunda farkındalıklarının artmasına katkıda bulundu.

Rabat'taki Kral 6. Muhammed Kulesi, 21 Ağustos 2023 (AFP)
Rabat'taki Kral 6. Muhammed Kulesi, 21 Ağustos 2023 (AFP)

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Afrika-Atlantik girişiminin diğer bölgesel ve Afrika kuruluşlarıyla rekabet etmeyi amaçlamadığını söyledi. Burita, ülkesinin, ortaklarıyla birlikte, Afrika-Atlantik bölgesini güçlendirmeyi, ortak konumlar benimsemeyi ve uzun vadede Atlantik Okyanusu'nun diğer güney kıyılarındaki ülkeler ve Latin Amerika ile bağlantı kurmayı amaçladığını belirtti.

Nijerya ile Fas arasında denizin altından 5 bin 660 kilometre uzunluğunda 25 milyar dolarlık bir doğalgaz boru hattı projesi fikrinin başarısı, çatışmaların tehdit ettiği ve yoksulluğun ve kırılganlığın zayıflattığı bir bölgede siyasi istikrarı ve sürdürülebilir kalkınmayı garanti eden entegrasyonu sağlamak için Güney Atlantik ülkeleri arasında yeni iş birliği alanlarının açılmasını amaçlayan ekonomik ve politik bir teşvik olarak değerlendirilebilir. Boru hattıyla enerji güvenliğinin tesis edilmesi ve Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üyesi 15 ülkede 440 milyon kişiye elektrik ulaştırılması hedefleniyor.

Güçlü, homojen ve entegre bir bölgesel blok

Fas, bundan üç yıl önce Afrika’daki dost ülkelere, hızlı ve sürdürülebilir kalkınma ve temiz bir çevre için Güney Atlantik Okyanusu kıyılarında ekonomik iş birliği, siyasi ve güvenlik koordinasyonuna dayalı bir bölgesel blok kurulmasını teklif etti. Çoğu, kullanılmayan ve yetersiz donanıma sahip kıyı şeritlerine sahip yaklaşık yirmi ülke, 2022 yılında kıtanın toplam gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 55'ini (yaklaşık 3,5 trilyon dolar) oluşturan ülkeler arasında entegrasyonun sağlanması ve denizcilik faaliyeti etrafında dönen mavi ekonominin geliştirilmesi fikrini memnuniyetle karşıladı.

Afrika-Atlantik blokunun yapılanmasını incelemek ve onu stratejik ve ekonomik bir kutba dönüştürmeye çalışmak amacıyla sonuncusu geçtiğimiz yılın temmuz ayında olmak üzere 21 ülkenin dışişleri bakanları düzeyinde Fas’ın başkenti Rabat’ta ve ABD’nin New York şehrinde üç zirve düzenlendi. Bu zirvelerde zenginlik bakımından zengin, ancak hem eski sömürge ülkeleri hem de yeni dış güçler tarafından tehdit edilen bir bölgede bu girişimi coğrafi olarak hayata geçirmenin formülleri tartışıldı. Ekonomi, politika, enerji, mavi ekonomi, bölgesel güvenlik ve denizcilik ekonomisi konularıyla ilgilenmek üzere üç çalışma grubu oluşturuldu.

Kuzeyde Cebelitarık Boğazı ile güneyde Ümit Burnu arasında yer alan ve Kristof Kolomb’un Amerika kıtasını keşfinden önce, geleneksel ticaret rotası üzerinde bulunan Latin Amerika kıyılarına bakan 23 ülkeyi kademeli olarak ekonomik ve coğrafi açıdan güçlü, homojen ve entegre bir bölgesel bloka dönüştürmek hedefleniyor. Askeri bir yapılanma olan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne (NATO) benzemeyen blokla daha ziyade küçük ülkelerin güvenliklerini ve istikrarlarını korumalarının zorlaştığı bir dönemde istikrar, kalkınma ve bölgesel iş birliği için bir blok oluşturulması ve kaynaklarını serbestçe ve egemen bir şekilde kullanabilmelerinin sağlanması amaçlanıyor. Fas, bu ülkelerin, halklarının çıkarlarına hizmet edecek şekilde hem yerüstüne hem de yeraltındaki kıyı ve kara zenginliklerini kontrol altında tutmasını ve eski sömürgeci güçlerin rollerinin azalmasının ardından kendisini yeni yırtıcı güçlere karşı güçlendirmesini istiyor.

Afrika-Atlantik Bloku’na Afrika kıyısında yer alan Mali, Çad, Burkina Faso ve Nijer olmak üzere dört ülke katıldı. Bu ülkeler tamamen çorak bir çöl bölgesinde bulunmaları nedeniyle coğrafi bir izolasyon yaşıyorlar. Yeniden yapılanma ve pazarlama gerektiren muazzam maden ve hammadde kaynaklarına sahip olmalarına rağmen, okyanus üzerinde bir deniz çıkış noktasına sahip değiller. Bu da ekonomik gelişimlerini sınırlıyor.

Afrika-Atlantik yükselen ve gelişmekte olan 23 ülkeden oluşurken bloktaki ülkeler ekonomik güç bakımından üç kategoriye ayrılıyor.

Le Courrier International gazetesi, Fas’ın jeopolitik önceliklerini tanımlayıp bunları Akdeniz'den Atlantik Okyanusu'na taşıyarak ve kıtanın denize ve okyanusa kıyısı olan 1,2 milyon kilometrekareyi aşan yüzölçümüne sahip tek ülkesi olarak kendisine Afrika'ya tam erişim ve Amerika kıtasına bir pencere açmayı amaçlayan Afrika-Atlantik Bloku projesiyle Avrupa üzerinde baskı kurduğunu yazdı.

Dolayısıyla Fas'ın coğrafyası, İspanya, Portekiz, Moritanya, Senegal, Gambiya, Cape Verde (Yeşil Burun) Adaları, Gine Bissau, Gine ve Sierra Leone ile komşu olmasına olanak tanıyor. Kral 5. Muhammed Üniversitesi'nden öğretim görevlisi ve araştırmacı Zekeriya Ebu ez-Zeheb’e göre Fas, coğrafi olarak aynı zamanda Orta Amerika ve ABD ülkelerine bakıyor.

İber Yarımadası ve Avrupa kıtası Cebelitarık Boğazı'nın Atlantik’e bakan ucunda yer alıyor (Shutterstock)
İber Yarımadası ve Avrupa kıtası Cebelitarık Boğazı'nın Atlantik’e bakan ucunda yer alıyor (Shutterstock)

Fas-İspanya yakınlaşması

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in hükümetinin yeniden iktidarın dizginlerini eline alması ve ana muhalefetteki sağ görüşlü Halk Partisinin (PP) lideri Alberto Nunez Feijoo ile aşırı sağcıların iktidara gelme ihtimalinin ortadan kalkmasının ardından Rabat ve Madrid rahat bir nefes aldı. Aralarındaki ittifak, siyasi, ekonomik ve güvenlik iş birliğiyle daha uzun yıllar sürecek gibi görünüyor. Derin devlet ve güvenlik çevrelerine yakınlığıyla bilinen Atalayar gazetesi, Fas'la ilişkilerin güçlü bir iş birliği, güven ve karşılıklılık döneminden geçtiği değerlendirmesinde bulundu. Madrid, Afrika-Atlantik Bloku projesini memnuniyetle karşıladı. İspanya, Las Palmas Adaları'nı (Ebedi Adalar) Fas'ın güneyindeki kıyılara bitişik olarak görmesi bakımından projenin kendi çıkarlarına da hizmet ettiğini düşünüyor. Ayrıca projeye katılmayı düşünen birçok bölge ülkesinde İspanyolca konuşuluyor. Latin Amerika'ya açılan bir pencere olmasının yanı sıra İspanya, bölgede ticaret ve turizm pazarına ve uluslararası varlığını güçlendiren kültürel kimliğe de sahip.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan farklı olarak Afrika-Atlantik Bloku projesini destekleyen Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Berlin'de Fas Başbakanı Aziz Ahnuş ile G20 Compact with Africa (CwA) zirvesi sırasında yaptığı görüşmede, projenin bölgede istikrar ve kalkınmanın sağlanması, iş birliği ufuklarının açılması ve yatırımların çekilmesi açısından iyi bir fikir olduğunu değerlendirdi.

Yükselen ve rekabet eden güçler

Afrika-Atlantik yükselen ve gelişmekte olan 23 ülkeden oluşurken bloktaki ülkeler ekonomik güç bakımından üç kategoriye ayrılıyor. Birinci kategoride Nijerya, Güney Afrika ve Fas, ikinci kategoride Angola, Namibya, Senegal, üçüncü kategoride ise Gana, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Gabon bulunuyor. Sahel ülkeleri (Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad) ise son sıralarda yer alıyor.

Dünya Bankası'na göre Afrika kıtasının toplam borcunun yaklaşık 1,14 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Kıtanın güneyinde ve doğusunda borçlarını ödemeyi tamamen bırakan ülkeler var. Uluslararası Para Fonu (IMF), Afrika'nın borcunun 2013 yılından 2022 yılına kadar iki katına çıktığını ve şu an ortalama olarak Afrika’nın toplam GSYİH’nın yüzde 60'ına tekabül ettiğini açıkladı. Afrika'nın dış borcunun yüzde 66'sını 9 ülke oluşturuyor. Bu ülkelerin başında yüzde 15'lik payla Güney Afrika geliyor.

IMF’e göre 22 Afrika ülkesi şu an ya borçlarıyla boğuşuyor ya da alacaklılara karşı mali yükümlülüklerini yerine getiremiyor. Afrika ülkelerine yapılan doğrudan yabancı yatırımlar güvenlik ve siyasi nedenlerden dolayı 2022 yılında yüzde 42 oranında azaldı.

Ancak Afrika-Atlantik ülkelerinin durumu, kıtanın doğusundaki komşu ülkelere göre daha iyi görünüyor. Kıtanın kuzey ülkeleri dış borç açısından da güney ülkelerinden daha iyi durumda. Güney Afrika'yı kıtanın kuzeyinde, özellikle Cezayir ile Fas arasında bölünmeyi körüklemeye iten neden de bu, yani ekonomi. Mısır ve Nijerya, Afrika Birliği'ne (AfB) en çok katkıda bulunan ülkeler arasında yer alıyorlar. Bu ülkeler kıtanın en büyük beş ekonomisi olsalar da çeşitli nedenlerle değişen yoğunlukta bir rekabet durumu yaşıyorlar. Bu ülkelerin tamamı aynı zamanda geçmişte sömürge olan ülkelerdir.

* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe