İran Pakistan'ın tarafsızlık politikasının sonunu mu getiriyor?

Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Dr. Necmettin Acar, İran'ın Pakistan'a saldırısını, arka plan detaylarıyla AA'ya kaleme aldı

(AA)
(AA)
TT

İran Pakistan'ın tarafsızlık politikasının sonunu mu getiriyor?

(AA)
(AA)

Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Dr. Necmettin Acar, İran'ın Pakistan'a saldırısını, arka plan detaylarıyla AA için kaleme aldı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik sürdürdüğü vahşi katliam 3'üncü aynı tamamlamışken İran’ın son bir hafta içerisinde Irak ve Suriye’den sonra salı günü Pakistan topraklarına düzenlediği saldırılar gerilimin daha geniş bir coğrafyaya taşınması açısından oldukça önemli. İran bu saldırıların Pakistan topraklarında yuvalanarak İran’a yönelik saldırılar düzenleyen Ceyşul Adl isimli örgüte yönelik olduğunu açıkladı. Saldırı sonrası Pakistan’ın bu saldırıları egemenlik ihlali olarak tanımlayıp İran’la diplomatik ilişkileri askıya alması ve saldırılardan kısa bir süre sonra İran’a yönelik misillemede bulunması iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırdı.

Geleneksel olarak Hindistan ile girdiği jeopolitik rekabete odaklanan ve Orta Doğu ve İslam ülkeleri arasındaki düşmanlık ve rekabette tarafsız kalmaya özen gösteren Pakistan’ı hedef alan saldırılar bölgesel düzlemde önemli sonuçlar doğuracaktır. Her iki ülkenin sınır güvenliğine dair sorunları uzun zamandır aralarında düşük yoğunluklu da olsa gerilim yaşanmasına yol açıyor. Ancak bugünkü gerilimin arkasında Pakistan’ın Çin ve Suudi Arabistan ile İran’ın ise Hindistan ile geliştirdiği yakın işbirliğinin önemli rol oynadığı anlaşılıyor. Dikkatlerin Gazze’deki İsrail vahşetine odaklandığı bir zamanda İran’ın Pakistan egemenliğini ihlal eden beklenmedik saldırıları Pakistan dış politikasında önemli değişimlere yol açacaktır.

İran-Pakistan rekabetinin temelleri

İki ülke arasında güvensizliğe yol açan temel faktör İran ve Pakistan’ın bölgede rakip aktörlerle geliştirdiği ilişki biçimidir. Pakistan açısından ana ulusal düşman olan Hindistan ile girdiği jeopolitik rekabet en önemli ulusal güvenlik sorunu. Hindistan ile girdiği bu jeopolitik rekabette İslam dünyasını bir ağırlık merkezi olarak gören İslamabad yönetimi, Orta Doğu ve İslam ülkeleri arasındaki ihtilaflarda tarafsız kalmaya özen gösteriyor. Hindistan ile yakın işbirliği geliştiren İran ise Suudi Arabistan ile girdiği rekabete büyük önem atfediyor. Etkili bir askeri kapasiteye sahip olan ve aynı zamanda nükleer bir güç olan Pakistan’ın zaman zaman Suudi Arabistan ile yakınlaşması İran’ı doğudan çevrelenme endişesine sevk ediyor.

İslam Devrimi öncesi yakın işbirliği geliştiren iki aktör İran’ın devrim ihracı politikası benimsemesiyle gerilimli bir ilişki dönemine girdi. 1990’lı yıllar boyunca Pakistan toprakları İran ve Suudi Arabistan arsındaki vekalet savaşlarına konu oldu. Bu dönemde ülkenin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan Şiiler ile Sünniler arasında yoğun bir çatışma yaşandı. Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan süreçte İran-Suudi rekabetinin sönümlenmeye başlamasıyla Pakistan iç siyasetindeki bu gerilim de önemli ölçüde hafifledi.

2010’lu yıllardan itibaren iki ülke topraklarında yaşayan ve Sünni bir halk olan Beluciler arasında yaygınlaştığı iddia edilen "ayrılıkçı eğilimler" iki ülkeyi yeniden karşı karşıya getiren önemli bir faktör oldu. Çünkü 2010 sonrası dönemde İran’ın Sistan-Belucistan ve Pakistan’ın Belucistan bölgelerinde İran ve Pakistan güvenlik kuvvetlerini hedef alan çok sayıda kimliği belirsiz saldırı meydana geldi. Her iki ülke de bu saldırılarda birbirini suçlamaya devam etti. İran tarafı Pakistan hükümetinin İran topraklarında terör eylemleri gerçekleştiren Ceyşul Adl ve Cundullah gibi terör örgütlerine güvenli bir alan sağladığını iddia ederken Pakistan tarafı ise İran’ın Belucistan Özgürlük Ordusu adlı ayrılıkçı terör örgütüne destek verdiğini savunuyor. Pakistan kendi topraklarındaki bu saldırıları Hindistan’ın İran topraklarını bir üs olarak kullanarak gerçekleştirdiğini savunuyor.

İki ülke arasındaki gerilimi tırmandıran başka bir faktör ise jeoekonomik rekabettir. İran deniz ticaretinin yüzde 80’ini gerçekleştirdiği Bender Abbas limanının derin su limanı olmaması, Hürmüz boğazının içerisinde kalması sebebiyle son yıllarda sınırlarının Hint Okyanusu’na bakan bölümünde yer alan Çabahar’da derin su limanı inşa etmeye başladı. Amerika Birleşik Devleti’nin (ABD) yaptırım listesinin dışında tuttuğu Çabahar limanı İran-Hindistan işbirliğinin de önemli bir sembolüdür. Hindistan, Çin’in geliştirdiği Kuşak ve Yol inisiyatifini dengelemek ve İran ve Afganistan üzerinden Hazar havzasına ve Avrupa’ya güvenli bir erişim elde etmek için liman ve limanın iç bölgelerle bağlantısına büyük yatırım yaptı. Çin ise uzun yıllardır 60 milyar doların üzerinde bir yatırım yaparak Çin-Pakistan ekonomik koridorunu inşa ediyor. Kuzeyde Doğu Türkistan topraklarında başlayan bu ekonomik koridorun güney ucunda Pakistan’ın Hint Okyanusunda yer alan ve dünyanın en derin su limanı olan Gwadar yer alıyor.

Hem Gwadar hem de Çabahar limanları Belucilerin yaşadığı bölgede yer alıyor. İran ve Pakistan arasında bölünen ve her iki ülkenin de ekonomik olarak en az gelişmiş bölgeleri olan Beluci toprakları jeopolitik ve jeoekonomik önemi sebebiyle son yıllarda Hindistan ve Çin yatırımlarının en önemli adreslerinden biri haline geldi. Beluci bölgesine stratejik yatırımlar yapan Hindistan ve Çin arasındaki gerilim İran ve Pakistan’ı karşı karşıya getiren önemli bir faktör olarak sayılabilir.

Pakistan tarafsızlığının sonu mu?

Hindistan ile girdiği jeopolitik rekabete odaklanan ve İslam dünyasını bu rekabette bir ağırlık merkezi olarak gören Pakistan başta İran-Suudi rekabeti olmak üzere bölgesel meselelerde dengeli ve tarafsız bir politika izlemeye çalışıyor. Örneğin 2015 yılında Suudiler Yemen’e yönelik operasyon başlattıklarında Pakistan kara birliklerine güvenmişlerdi. Ancak Pakistan, Yemen savaşına asker göndermeyi kabul etmeyerek Suudileri şaşkınlığa uğrattı. Yine aynı yıl içerisinde Suudilerin öncülüğünde kurulan ve adı konmasa da pan-Sünni bir nitelik arz eden "İslam Ordusu" koalisyonuna komutan olarak Pakistan Genel Kurmay Başkan Yardımcısı Rahel Şerif’in atanması da İran’da endişe ile karşılandı. 2019 yılında Malezya’da düzenlenen, Türkiye ve İran’ın en üst düzeyde katıldığı İslam İşbirliği Teşkilatı’na alternatif olarak tanımlanan Kuala Lumpur Zirvesi’ne Pakistan’ın devlet başkanı seviyesine katılma girişimi de Suudi Arabistan’ı oldukça kızdırdı. Riyad’ın gösterdiği sert tepki üzerine toplantıya İmran Han yerine Pakistan Dışişleri Bakanı katıldı.

İran’ın hafta başında düzenlediği saldırılar Pakistan’ın bölgesel meselelerdeki tarafsız ve dengeli politikasının sonunu getirecektir. Bu saldırılar, Batı ile yakın işbirliğine dayanarak bölgesel meselelerde etkinliğini hızla artıran Hindistan karşısında güvensizliği artan Pakistan’da yeni ittifak arayışlarına neden olacaktır. İran’ın bölgedeki en önemli rakibi olan Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki ilişkilerin derinleşeceğini ve Pakistan’ın İran-Suudi rekabetindeki tarafsızlığını kaybedeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. İran-Pakistan arasındaki bu gerilim tıpkı 1990’lı yılarda olduğu gibi Pakistan içerisinde Şii-Sünni çatışmalarını yani İran-Suudi vekalet savaşlarını yoğunlaştırabilir. İran’ı dengelemek ve çevrelemek isteyen Suudilerin İslamabad’a olan ihtiyacı iki ülke ilişiklerin hızla ilerlemesine yol açacaktır.

İran’ın Irak ve Suriye’den sonra Pakistan’a saldırması ABD nezdinde de ciddi bir endişeye yol açtı. Uzu yıllardır kritik su yollarının güvenliğini sağlamak için yoğun çaba sarf eden ABD’nin Kızıldeniz ve Hürmüz’den sonra Hint Okyanusu’nda yeni bir gerilimi istemeyeceği aşikar. Bu saldırılar sonrası uzun zamandır bir gerilim yaşayan ABD-Pakistan ilişkilerindeki gerilimin düşeceğini tahmin edebiliriz.

Her ne kadar İran ile Pakistan arasında önemli gerilim kaynakları olsa da bu gerilimin sıcak savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği Çin’in tavrına bağlıdır. Çin’in bölgeye dönük çıkarları ve her iki ülkenin de Çin ile yakın ilişkileri göz önüne alındığında Çin’in sıcak çatışmaya onay vermesinin zor olduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar Pakistan İran’a yönelik bir misilleme yapmış olsa da çatışmaların yoğun bir savaşa dönmesi zayıf bir ihtimal.

[Dr. Necmettin Acar Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanıdır.]



İngiltere Savunma Bakanı Healey, Şarku’l Avsat’a konuştu: Londra, bölgede son 15 yılın en büyük hava görevini gerçekleştirdi

İngiltere Savunma Bakanı John Healey, Başbakanlık konutuna gelişi sırasında, 24 Mart 2026 (EPA)
İngiltere Savunma Bakanı John Healey, Başbakanlık konutuna gelişi sırasında, 24 Mart 2026 (EPA)
TT

İngiltere Savunma Bakanı Healey, Şarku’l Avsat’a konuştu: Londra, bölgede son 15 yılın en büyük hava görevini gerçekleştirdi

İngiltere Savunma Bakanı John Healey, Başbakanlık konutuna gelişi sırasında, 24 Mart 2026 (EPA)
İngiltere Savunma Bakanı John Healey, Başbakanlık konutuna gelişi sırasında, 24 Mart 2026 (EPA)

İngiltere Savunma Bakanı John Healey, İran ile savaşın başlamasından bu yana İngiliz pilotların Ortadoğu bölgesinde savunma görevleri kapsamında bin 200 saatten fazla uçuş gerçekleştirdiğini doğruladı. Healey, Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden birliklerle iş birliği içinde 80'den fazla önleme operasyonu gerçekleştirildiğini belirtti.

Suudi Arabistan ziyaretinin ertesi günü Şarku’l Avsat gazetesine verdiği röportajda, ülkesinin Ortadoğu'da bin askerin yanı sıra Kıbrıs Adası’nda 500 ek personeli bulunduğunu söyleyen Healey, ülkesinin ‘ek destek yolları belirlemek için bölgedeki ortaklarla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam ettiğini’ vurguladı. Ayrıca ‘ortak güvenlik çıkarları ve endüstriyel iş birliğine dayanan’ İngiltere-Suudi Arabistan savunma ortaklığına övgüde bulunan İngiliz Bakan, bu ortaklığın ‘günümüzün zorluklarına yanıt veren modern bir ortaklığa dönüştüğünü’ belirtti.

Healey, ülkesinin, Moskova ile Tahran arasında istihbarat, insansız hava aracı teknolojisi ve siber savaş alanlarında eğitim konusunda iş birliğinin ‘halen devam ettiği’ yönündeki değerlendirmesine dayanarak İran'ın bölgedeki saldırıları kapsamında uyguladığı bazı taktiklerin arkasında ‘gizli bir Rus parmağı’ olabileceğini ifade etti.

İşte röportajın öne çıkan noktaları:

80 önleme operasyonu

İngiltere, ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın başlangıcından bu yana bölgedeki askeri varlığını güçlendirdi ve Irak, Katar ve Bahreyn hava sahalarında insansız hava araçlarının önlenmesine katkıda bulundu. Healey, “Pilotlar ve uçak mürettebatı, bölge genelinde savunma görevleri kapsamında 1200 saatten fazla uçuş gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin topçuları ile iş birliği içinde, çatışmanın başlamasından bu yana 80'den fazla önleme operasyonu gerçekleştirildiğini ekledi.

İngiltere Silahlı Kuvvetleri'nin Körfez'deki ortaklarıyla birlikte bölgedeki insanların güvenliğini korumaya yönelik yürüttüğü çalışmalardan gurur duyduğunu ifade eden Healey, “İran'ın Körfez'deki ülkeleri rastgele hedef aldığı bir dönemde, onların özverisi ve profesyonelliği hayat kurtarmaya katkıda bulunuyor” diye vurguladı.

Askeri varlıkların geniş yayılımı

Bölgede konuşlu askerlerin sayısına ilişkin olarak Kıbrıs Adası’nda bulunan personel dışında İngiltere’nin bölgede yaklaşık bin askeri personeli bulunduğunu doğrulayan Healey, ‘bölgedeki İngiliz üslerinde kuvvetlerin korunmasına yönelik önlemlerin en üst düzeyde olduğunu’ belirtti.

vsvs
HMS Dragon destroyerinin Doğu Akdeniz'e gelişinden bir kare (İngiltere Savunma Bakanlığı)

Bölgede görev yapan İngiliz savaş uçaklarının sayısının son 15 yılın en yüksek seviyesinde olduğunu söyleyen Healey, Bahreyn, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Kıbrıs Adası üzerinde hava savunma operasyonları yürütüldüğünü belirtti.

Ocak ayından bu yana bölgeye ek ekipman ve personel konuşlandırıldığını belirten İngiltere Savunma Bakanı, aynı zamanda Typhoon ve F35 avcı uçakları, insansız hava araçlarına (İHA) karşı Martlet füzeleriyle donatılmış Wildcat helikopterleri, hava gözetimi ve kontrolü sağlayan Merlin Crusader helikopterlerinin yanı sıra radar sistemleri, hava savunma sistemleri ve İHA’larla mücadele birimleri de konuşlandırıldığını açıkladı.

Kıbrıs Adası’na hava savunma güçlerinden 500 ek personelin konuşlandırılmasına ve HMS Dragon destroyerinin Doğu Akdeniz'e sevk edilmesine değinen Healey, “Geminin müttefikler ve ortaklarla birlikte çok katmanlı bir hava savunma sistemi içine tamamen entegre olduğunu” belirtti.

Körfez'i desteklemek için savunma sistemleri

Olası takviyelerle ilgili olarak Healey, ek destek yollarını belirlemek için bölgedeki ortaklarla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam ettiğini vurguladı. Pazartesi günü Riyad'a yaptığı ziyaretin amacının bu olduğunu belirten Healey, “Suudi Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman bin Abdulaziz ile görüşmemde, Suudi Arabistan'da (Sky Saber) sistemini konuşlandıracağımızı teyit ettim. Bu hava savunma sistemi, İran'ın saldırılarına karşı koyma çabalarını desteklemek üzere Suudi savunma sistemine entegre edilecek” dedi.

Kuveyt'te de bir radar ve füze fırlatıcısından oluşan Rapid Sentry sistemi ile Bahreyn'de çok sayıda hafif fırlatma platformu konuşlandırıldığını açıklayan Healey, her gece savunma görevleri yürüten İngiliz savaş uçaklarının Katar'daki operasyonları gerçekleştirdiğini belirtti. Bakan ayrıca, “Sabre Çalışma Grubu, İngiliz sanayi sektörünün katkısını da garanti altına alıyor. Hava savunması ve insansız hava araçlarıyla mücadele yetenekleri sunan şirketleri, Körfez'deki ortaklar da dahil olmak üzere hükümetlerle bir araya getirerek, onlara gerekli ekipmanları hızlı bir şekilde sağlıyor” şeklinde konuştu.

Suudi Arabistan ile gelişmiş bir savunma ortaklığı

Suudi Arabistan ziyaretiyle ilgili olarak Healey, bu ziyaretin amacının, İran’ın sürekli ve rastgele saldırılarının yaşandığı bu dönemde İngiltere’nin Suudi Arabistan’ın yanında olduğunu teyit etmek ve halkları ve ortak çıkarları korumak için işbirliğini güçlendirme yollarını görüşmek olduğunu açıkladı. Healey ayrıca, “Prens Halid bin Salman ile bölgedeki son gelişmeleri görüşmekten memnuniyet duyduğunu” belirtti.

dcd
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İngiltere Dışişleri Bakanı John Healey'i kabul ederken (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

Öte yandan İngiltere ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkinin sıkı ve uzun soluklu olduğunu, on yıllardır süren bir savunma ortaklığına dayandığını ve ortak güvenlik çıkarları ile endüstriyel iş birliğine dayandığını vurgulayan Healey, bu ilişkinin ‘günümüzün zorluklarına cevap veren modern bir ortaklığa dönüştüğünü’ belirtti. Bu ilişkinin bu tür koşullarda özel bir önem kazandığını, çünkü bir güven ortamı ve hızlı ve kararlı hareket etmeyi sağlayan ortak bir anlayış sağladığını söyleyen Healey, bu temelin, Suudi Arabistan'da Sky Saber sisteminin konuşlandırılması gibi adımların atılmasını mümkün kıldığını vurguladı.

Healey, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vladimir Putin’in ‘gizli elinin’ İran’ın kullandığı bazı taktiklerin ve belki de bazı yeteneklerin arkasında olması ihtimaller dahilinde. Rusya ve İran’ı içeren bir saldırı ekseni görüyoruz. Bu iki ülke komşularını tehdit ediyor ve hepimiz için daha geniş bir tehlike oluşturuyor.”

Avrupa'nın hedef alınacağına dair bir işaret yok

Tahran, birkaç gün önce Hint Okyanusu'ndaki İngiltere ve ABD ortak üssü Diego Garcia'yı iki balistik füzeyle hedef aldı. Bu girişim başarısızlıkla sonuçlandı, ancak İran'ın Avrupa hedeflerini vurabilme kabiliyeti konusunda soru işaretleri uyandırdı.

Bu endişelere yanıt olarak, İran'ın Avrupa'yı füzelerle hedef almaya çalıştığına dair hiçbir değerlendirme bulunmadığını söyleyen Healey, “Böyle bir durum olsa bile, Birleşik Krallık topraklarını ve müttefiklerini korumak için gerekli kaynaklara ve ittifaklara sahiptir” diye ekledi. Ülkesinin kendini savunmak için 24 saat boyunca hazır beklediğini belirten Healey, bölgedeki üslerdeki birliklerin korunmasına yönelik önlemlerin en üst düzeyde olduğunu teyit etti.


Massachusetts'te bir adam, Trump'ı öldürmekle tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alındı

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'daki Yüksek Mahkeme'ye gitmek üzere Beyaz Saray'dan ayrılıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'daki Yüksek Mahkeme'ye gitmek üzere Beyaz Saray'dan ayrılıyor (AFP)
TT

Massachusetts'te bir adam, Trump'ı öldürmekle tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alındı

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'daki Yüksek Mahkeme'ye gitmek üzere Beyaz Saray'dan ayrılıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'daki Yüksek Mahkeme'ye gitmek üzere Beyaz Saray'dan ayrılıyor (AFP)

ABD'nin kuzeydoğusundaki Massachusetts eyaletinde dün bir adam gözaltına alındı. Eyalet federal savcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre ABD Başkanı Donald Trump'a karşı “Facebook” üzerinden defalarca ölüm tehditleri yayınladığı gerekçesiyle suçlandı.

Savcılık açıklamasında, Andrew Emerald (45) adlı şüphelinin Mayıs ve Temmuz 2025 tarihleri arasında ABD başkanını öldürmek veya ona zarar vermekle tehdit ettiği sekiz mesaj yayınladığını belirtti.

 Andrew Emerald'ın Massachusetts, Great Barrington'da gözaltına alınmasının ardından kesici aletler bulundu (Reuters)Andrew Emerald'ın Massachusetts, Great Barrington'da gözaltına alınmasının ardından kesici aletler bulundu (Reuters)

Açıklamaya göre, yayınlarından alıntılar yapılan paylaşımlarında, Trump'ı “canavar” olarak nitelendirerek onu Florida'daki Mar-a-Lago'daki ikametgahına kadar takip edeceğini ve “yakacağını” söyleyerek tehdit etti.

Çarşamba günü, Massachusetts eyaletinde 7 bin nüfuslu küçük bir kasaba olan Great Barrington'daki evinde yakalandı. Adli belgelere göre, başlangıçta kılıç sallayarak direndi, ancak daha sonra Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ajanlarına teslim oldu.

Arama sırasında polis, evinde orak ve bıçaklar dahil olmak üzere çok sayıda kesici alet buldu.

Kendisine, cezası beş yıla kadar hapis ve 250 bin dolar para cezası öngörülen “birden fazla eyalete tehdit gönderme” suçu isnat edildi.

Sosyal medyada Trump’a yönelik tehditler içeren birçok benzer vaka kaydedildi.

Mart ayında, Virginia eyaletinden bir adam, Trump'a internet üzerinden ölüm tehditleri yöneltmek suçundan iki yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı.

Cumhuriyetçi milyarder, Temmuz 2024'te Pennsylvania eyaletinde düzenlenen seçim mitingi sırasında silahlı bir kişinin kendisine ateş açtığı suikast girişiminden kurtuldu.


Trump, Macron'la alay etti: Karısı ona "çok kötü" davranıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)
TT

Trump, Macron'la alay etti: Karısı ona "çok kötü" davranıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün özel bir öğle yemeği sırasında Fransız mevkidaşı ve eşiyle alay ederken, Ortadoğu'yu sarsan İran'a karşı savaşa katılmadıkları için NATO müttefiklerini eleştirdi.

Trump, Beyaz Saray'ın YouTube kanalında kısa bir süre yayınlandıktan sonra erişimi engellenen videoda, özel bir öğle yemeği sırasında “Onlara ihtiyacımız yoktu ama yine de davet ettim” dedi.

“Fransa'yla, Macron'la iletişime geçtim. Karısı ona çok kötü davranıyor. Çenesine aldığı şiddetli yumruğun etkilerinden hâlâ kurtulmaya çalışıyor" dedi.

Trump, Mayıs 2025'e ait bir videoya atıfta bulunuyordu. Videoda, Brigitte Macron'un Vietnam gezisi sırasında Fransız cumhurbaşkanının yüzüne yumruk attığı görülüyordu. Macron daha sonra bunu yalanlayarak bunun bir dezenformasyon kampanyasının parçası olduğunu söyledi.

Trump sözlerine şöyle devam etti: “Dedim ki: ‘Emmanuel, Körfez’de biraz yardıma ihtiyacımız var. Her ne kadar yok ettiğimiz kötü adamların sayısı ve imha ettiğimiz balistik füzelerin sayısı konusunda rekorlar kırıyor olsak da. Biraz yardıma ihtiyacımız var. Mümkünse, hemen gemiler gönderebilir misin?’”

Fransız aksanıyla konuşmaya devam ederek Macron'un iddia edilen cevabını şöyle aktardı: "Hayır, hayır, hayır, bunu yapamayız Donald. Bunu savaş bittikten sonra yapabiliriz."

“Ona ‘Hayır, hayır, Emmanuel, savaş bittikten sonra buna ihtiyacım yok’ dedim” diye ekledi.

Ayrıca NATO'yu “kağıt kaplan” olarak nitelendirdi. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu, Trump ve üst düzey yetkililerinin geçen yıl Beyaz Saray'a döndüklerinden sonra NATO'ya yönelik en son saldırısı oldu.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio salı günü, İran ile savaş biter bitmez ABD'nin NATO ile ilişkisini “yeniden gözden geçirmesi” gerekeceğini söyledi.