Trump, ‘çizgileri aşmış olsa bile’ kapsamlı yargı dokunulmazlığı olmasını talep ediyor

Eski ABD Başkanı Donald Trump, Portsmouth, New Hampshire’da düzenlenen bir seçim etkinliğinde (AFP)
Eski ABD Başkanı Donald Trump, Portsmouth, New Hampshire’da düzenlenen bir seçim etkinliğinde (AFP)
TT

Trump, ‘çizgileri aşmış olsa bile’ kapsamlı yargı dokunulmazlığı olmasını talep ediyor

Eski ABD Başkanı Donald Trump, Portsmouth, New Hampshire’da düzenlenen bir seçim etkinliğinde (AFP)
Eski ABD Başkanı Donald Trump, Portsmouth, New Hampshire’da düzenlenen bir seçim etkinliğinde (AFP)

Eski ABD Başkanı Donald Trump dün (Perşembe) eylemleri ‘sınırları’ aşmış olsa bile, cezai kovuşturmaya karşı ‘kapsamlı’ başkanlık dokunulmazlığı olmasını talep etti.

Trump, Kasım ayında yapılacak seçimlerde yeniden seçilmek için aday olurken, 2020’deki seçim kaybını iptal etmeye çalışmak ve yasa dışı olarak gizli belgeleri özel golf kulübünde bulundurmak da dahil olmak üzere 4 ayrı davada 91 suçlamayla karşı karşıya bulunuyor.

Gece saat 02.00 sıralarında sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda Trump, eski bir cumhurbaşkanı olarak cezai kovuşturmalara karşı tam dokunulmazlığı olduğunu belirterek, Yüksek Mahkeme’yi kendi lehine karar vermeye çağırdı.

Fransız haber ajansı AFP’ye göre, Trump, ‘Truth Social’ platformunda ‘sınırları aşan’ olaylarda bile tam dokunulmazlığa tabi olması gerektiğini, aksi takdirde ‘iyi ile kötüyü ayırmaya çalışmanın’ yıllar alacağını söyledi.

Eski Başkan, ABD başkanlarının zor kararlar alabilmek için dokunulmazlığa ihtiyaçları olduğunu ve bu ihtiyacın, kuralları ihlal etme riskinden daha ağır bastığını belirtti. Cumhuriyetçi Eski Başkan söz konusu durumu, ara sıra ‘itaatsiz’ bireyler ihlalde bulunsa da çalışmaya devam etmesi gereken bir polis gücüne benzetti.

Başkanlık dönemindeyken atadığı üç yargıç ile sağ kanada yönelen Yargıtay hakkında Trump, ‘kolay karar’ vermesini beklediğini söyledi.

Washington’daki bir federal temyiz mahkemesi şu anda Trump’ın, Demokrat Joe Biden’ın kazandığı 2020 seçimlerinin sonuçlarını değiştirmeye çalıştığı için ‘kovuşturmaya karşı dokunulmazlık’ talebini inceliyor.

Çoğu hukuk uzmanına göre, Trump’ın itirazı reddedilirse davanın nihai karar için Yüksek Mahkeme’ye gönderilmesi bekleniyor.



Elon Musk saat başı roket fırlatmayı planlıyor

SpaceX'in Falcon Heavy roketinin iki yan itici roketi, Florida'daki Cape Canaveral'a iniş yapıyor (SpaceX)
SpaceX'in Falcon Heavy roketinin iki yan itici roketi, Florida'daki Cape Canaveral'a iniş yapıyor (SpaceX)
TT

Elon Musk saat başı roket fırlatmayı planlıyor

SpaceX'in Falcon Heavy roketinin iki yan itici roketi, Florida'daki Cape Canaveral'a iniş yapıyor (SpaceX)
SpaceX'in Falcon Heavy roketinin iki yan itici roketi, Florida'daki Cape Canaveral'a iniş yapıyor (SpaceX)

ABD Federal Havacılık İdaresi'ne (FAA) göre Elon Musk, 5 yıl içinde uzaya saatte ortalama bir roket fırlatmayı hedefliyor.

Hükümet kurumu, SpaceX Başkanı Gwynne Shotwell'le yaptığı görüşmenin ardından bu iddialı fırlatma temposunu açıkladı. Çarşamba günü FAA Başkanı Bryan Bedford'la konuşan Shotwell, Musk'ın şirketinin 2025'te 170 olan yıllık roket fırlatma sayısını 2031'e gelindiğinde 10 bine çıkarmayı planladığını söyledi.

Reuters'ın haberine göre FAA, SpaceX'in bu kadar yüksek sayıda fırlatmaya lisans alabilmek için şirketin güvenilirliğini artırması gerektiğini belirtti.

Geçen yıl 165 uzay aracını yörüngeye gönderen ve 5 adet yörüngealtı Starship fırlatması gerçekleştiren SpaceX, bir yılda en fazla roket fırlatma rekorunu elinde tutuyor.

Çin'in 2025'te yürüttüğü yörünge görevlerinin sayısının iki katından fazla olan bu rakam, tüm ABD roket fırlatmalarının yaklaşık yüzde 85'ini oluşturuyor.

Bu son fırlatma hedefi, SpaceX'in tarihin en büyük halka arzı olabilecek bir sürece hazırlandığı dönemde duyuruldu.

Musk'ın şirketi, SpaceX'in değerini 1,25 trilyon dolar olarak belirleyen halka arz başvurusunu çarşamba günü açıkladı.

Başvuru kapsamında SpaceX uzaydaki hakimiyetini genişletmeyi planladığını açıklarken, Musk halihazırda tüm aktif uyduların üçte ikisinden fazlasını kontrol ediyor.

Halka arzda listelenen gelecek planları arasında yörüngedeki veri merkezleri, Ay ve Mars'ta fabrikalar, uzay turizmi ve asteroit madenciliği yer alıyor.

Halka arz başvurusunda, "Uzayın, insanlık tarihinin en büyük ekonomik sınırını temsil ettiğine inanıyoruz" ifadelerine yer veriliyor.

Şu anda uzay uçuşlarıyla keşifleri, küresel bağlantı ve yapay zeka alanlarında devrim niteliğinde atılımlar gerçekleştirmede rakibimiz yok. Bu da küresel ekonomide benzeri görülmemiş bir büyümeyi tetikleme potansiyeli taşıdığına inandığımız bir bolluk çağının önünü açıyor.

Halka arzın başarısı, dünyanın en büyük roketinin 2026'daki ilk yörünge uçuş testini gerçekleştireceği, yaklaşan Starship denemesinin sonucuna bağlı olabilir.

Bu, Starship Version 3'ün ilk testi olacak. Version 3, NASA'nın 2028'deki Artemis IV misyonu kapsamında SpaceX'in Ay yüzeyine mürettebat ve kargo taşımak için kullanmayı planladığı roket sisteminin geliştirilmiş bir versiyonu.

Independent Türkçe


ABD’den Lübnan’da Hizbullah bağlantılı yetkililere yaptırım

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)
TT

ABD’den Lübnan’da Hizbullah bağlantılı yetkililere yaptırım

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)

ABD yönetimi, aralarında Lübnan’daki Hezbollah mensubu dört milletvekili, Amal Movement yetkilileri, Lübnanlı güvenlik görevlileri ve bir İranlı diplomatın bulunduğu dokuz kişiye yaptırım uyguladı. Söz konusu isimler, Lübnan’daki “barış sürecini engellemek” ve İran destekli örgütün silahsızlandırılmasını zorlaştırmakla suçlandı.

ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), yaptırım kararının, Lübnan parlamentosu, ordu ve güvenlik kurumlarına sızdığı belirtilen Hizbullah yanlısı yetkilileri kapsadığını açıkladı. OFAC açıklamasında, bu kişilerin “İran destekli terör örgütünün devletin temel kurumları üzerindeki nüfuzunu korumaya çalıştığı” ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, Hizbullah’ın silahlı faaliyetlerini sürdürmesi ve Lübnan devleti üzerindeki baskıcı etkisinin, hükümetin devlet kurumları üzerindeki otoritesini tesis etmesini ve örgütün silahsızlandırılmasını engellediği belirtildi.

Yaptırım listesinde Hizbullah’ın parlamentodaki milletvekilleri Muhammed Fneiş, Hasan Fadlallah, İbrahim Musevi ve Hüseyin Hac Hasan yer aldı.

Karar kapsamında ayrıca, Lübnan Dışişleri Bakanlığı tarafından “istenmeyen kişi” ilan edilen İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani ile Amal Hareketi’nin güvenlik sorumluları Ahmed Esad el-Baalbeki ve Ali Ahmed Safavi’ye de yaptırım uygulandı.

ABD Hazine Bakanlığı, Hizbullah’ın Lübnan’daki meşru güvenlik kurumları içinden de yasa dışı destek aldığını savunarak, Lübnan Genel Güvenlik Müdürlüğü Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Hattar Nasreddin ile Askerî İstihbarat Müdürlüğü Dahiye Şubesi Başkanı Albay Samir Hamade’yi de yaptırım listesine ekledi. İki yetkilinin Hizbullah’a önemli istihbarat bilgileri aktardığı öne sürüldü.

İran gündemi vurgusu

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yaptırımlarla ilgili açıklamasında, “Hizbullah bir terör örgütüdür ve tamamen silahsızlandırılmalıdır” dedi.

Bessent, bakanlığının “Lübnan hükümetine sızarak Hizbullah’ın Lübnan halkına karşı yürüttüğü anlamsız şiddet kampanyasını sürdürmesine ve kalıcı barışı engellemesine yardımcı olan yetkililere karşı gerekli adımları atmayı sürdüreceğini” söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott da yaptığı açıklamada, Hizbullah’a destek veren kişilerin “İran rejiminin Lübnan’daki kötü niyetli gündemini güçlendirdiğini” ve Lübnan halkının barış ile toparlanma sürecini aktif şekilde engellediğini ifade etti.

Pigott, Hizbullah’ın teröre desteğini sürdürmesi ve silah bırakmayı reddetmesinin, Lübnan hükümetinin halkın hak ettiği barış, istikrar ve refahı sağlamasını engellediğini belirtti.

Açıklamada, yaptırımların Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını engelleyen kişileri hedef aldığı, bunlar arasında parlamenterler, Lübnan’ın egemenliğini ihlal eden İranlı bir diplomat ve görevlerini bir terör örgütü lehine kötüye kullanan Lübnanlı güvenlik yetkililerinin bulunduğu kaydedildi.

ABD yönetimi ayrıca, “Rewards for Justice” programı kapsamında Hizbullah’ın mali ağlarının çökertilmesine yardımcı olacak bilgi sağlayanlara 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Bu sadece başlangıç” denilerek, Hizbullah’ı koruyan, onunla iş birliği yapan veya Lübnan’ın egemenliğini herhangi bir şekilde zayıflatan herkesin hesap vereceği uyarısında bulunuldu.

Açıklamada, “İstikrarlı, güvenli ve bağımsız bir Lübnan için Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılması ve güvenlik alanındaki yetkinin tamamen Lübnan devletine geri dönmesi gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

ABD’nin, Lübnan halkı ve hükümetine “daha barışçıl, daha müreffeh ve daha istikrarlı bir gelecek” inşa etme yolunda destek vermeye hazır olduğu da vurgulandı.


Pakistan, Washington ile Tahran arasındaki uçurumu daraltmaya çalışıyor... Rubio savaşın sona ermesinde umutlu

Pakistan, Washington ile Tahran arasındaki uçurumu daraltmaya çalışıyor... Rubio savaşın sona ermesinde umutlu
TT

Pakistan, Washington ile Tahran arasındaki uçurumu daraltmaya çalışıyor... Rubio savaşın sona ermesinde umutlu

Pakistan, Washington ile Tahran arasındaki uçurumu daraltmaya çalışıyor... Rubio savaşın sona ermesinde umutlu

ABD-İsrail ile İran arasında süren savaşı sona erdirme çabaları, Tahran ile Washington arasında nükleer programın geleceği ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği konularındaki görüş ayrılıklarının derinleştiğine işaret eden gelişmelerle birlikte son derece karmaşık bir dönemece girdi.

İran lideri Mücteba Hamaney’in, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun yurt dışına gönderilmemesi yönünde sert bir talimat yayımlaması, Washington’un en önemli taleplerinden birine yeni bir “kırmızı çizgi” çekti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de bu tutumu açık şekilde doğrulayarak, söz konusu materyallerin neden ülke dışına taşınması gerektiğini sorguladı; İran’ın nükleer programının “barışçıl” olduğunu savunurken Washington’u “fazla talepte bulunmakla” suçladı.

İran’ın bu sert tutumu, küresel petrol fiyatlarındaki rekor artış sonrası yükselen enflasyon ve yakıt fiyatlarına ilişkin kaygılar nedeniyle Kongre ara seçimleri öncesinde kamuoyu desteğinde gerileme yaşayan ABD Başkanı Donald Trump’ın hesaplarını daha da zorlaştırabilir.

Bu gelişmeler, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla patlak veren ciddi denizcilik kriziyle eş zamanlı yaşandı. Savunma raporlarına göre ABD Donanması, İran’ın gelişmiş deniz mayınları nedeniyle boğazı tek başına temizleyip yeniden deniz trafiğine açmakta yetersiz kalabilir. Bu durum, Trump yönetimini mayın temizleme konusunda NATO müttefiklerinin kapasitesine başvurmaya zorlayabilir. Bu tablo, Washington’un yıllardır Avrupa’nın savunma kapasitesini eleştirmesinin ardından dikkat çekici bir çelişki olarak değerlendiriliyor.

Bu sırada bölgesel diplomasi, krizin daha da büyümesini önlemek için yoğun mesai yürütüyor. Pakistan, tarafları yeniden müzakere masasına çekmek amacıyla arabuluculuk çabalarını artırırken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti sistemi uygulanmasının diplomatik çözümü imkânsız hale getireceği uyarısında bulundu. Rubio, çatışmanın sürmesinden İran’ın uzlaşmaz tavrını sorumlu tuttu.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Munir’in İranlı yetkililerle görüşmeleri sürdürmek üzere Tahran’a gitmesi beklenirken, uluslararası çevreler bu girişimin sonucunu yakından izliyor. Ziyaret, Trump’ın bir gün önce yaptığı ve kapsamlı bir anlaşma ile geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlaması arasında durumun “uçurumun kenarında” olduğunu söylediği sert açıklamanın hemen ardından gerçekleşiyor. Trump, İran’ın uranyum stoklarına ilişkin “doğru yanıtları” alamaması halinde yeni askeri saldırılar düzenleyebileceği tehdidinde bulunmuştu. Trump daha önce bu stokların İsrail’e gönderileceği taahhüdünde bulunmuştu.

Rubio, NATO’yu İran konusunda hiçbir şey yapmamakla suçladı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsveç’te düzenlenecek NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’na giderken yaptığı açıklamada, ittifakın ABD’nin İran’a yönelik savaşına destek vermemesini eleştirdi.

Rubio, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Başkan Donald Trump onlardan savaş uçaklarını göndermelerini istemiyor. Ancak onlar her şeyi reddediyorlar. Bundan büyük rahatsızlık duyduk” ifadelerini kullandı.

Rubio, Pakistan’ın İran arabuluculuğunun savaşı bitirecek bir anlaşmaya yol açmasını umuyor
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Pakistan’ın arabuluculuk girişiminin ABD ile İran arasında savaşı sona erdirecek bir anlaşmayla sonuçlanmasını umut ettiğini belirterek bu konuda ilerleme kaydedildiğini söyledi.

Gazetecilere yaptığı açıklamada Rubio, “Sanırım Pakistanlılar bugün Tahran’a gidiyor. Bunun süreci biraz daha ileri taşımasını umuyorum” dedi.

İran medyasına göre Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in Tahran’a gitmesi bekleniyor. Bu ziyaret, İslamabad’ın yürüttüğü arabuluculuk çabaları kapsamında gerçekleşirken, Tahran da 28 Şubat’ta başlayan savaşı sona erdirmeye yönelik Amerikan önerisini değerlendiriyor.

Fransa Başbakanı: İran çatışması uzun süreceğe benziyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio: “Hürmüz Boğazı’nda ücret toplama sistemi kurulması diplomatik anlaşmayı imkânsız hale getirir.  İran ile anlaşma sağlanıp sağlanamayacağını göreceğiz; bazı olumlu işaretler var.  Pakistanlı yetkililer bu gece İran’a gidiyor. “ dedi.

Şarku’l Avsat’ın Rus Interfax’tan aktardığı habere göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping İran dosyasını görüştü. Putin, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun Rusya’da taşınması ve depolanması fikrini Şi’ye sundu.

Trump, Hürmüz çıkmazıyla karşı karşıya... Washington’un NATO’nun deniz kapasitesine ihtiyacı var

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta Tahran’a saldırı başlatmasından yaklaşık iki hafta sonra İran, dünyanın en stratejik su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın tabanına “Meham”, “Sadaf”, “MDM” ve “EM-52” tipi ölümcül deniz mayınları döşedi.

Telegraph gazetesine göre Donald Trump şimdi karmaşık bir açmazla karşı karşıya. Avrupa donanmaları, daha küçük filolara sahip olmalarına rağmen onlarca yıldır mayın savaşı konusunda özel yetenekler geliştirirken, ABD Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana bu alandaki kapasitesinin gerilemesine izin verdi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü: NATO’nun hedefleri arasında Orta Doğu veya Hürmüz Boğazı meselelerine odaklanmak yok ve bu uygun da değil.

Arakçi, Pakistan İçişleri Bakanı ile Tahran’da görüştü

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün, İran ile ABD arasında yürütülen görüşmelerin seyrini değerlendirmek üzere Tahran’da bulunan Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile bir araya geldi.

İRNA Haber Ajansı, Nakvi’nin İran ile ABD arasındaki müzakerelere ilişkin arabuluculuk girişimlerini sürdürmek amacıyla Tahran’da bulunduğunu bildirdi.

Pakistan İçişleri Bakanı’nın bir hafta içinde Tahran’a yaptığı ikinci ziyaret olduğu ve bu kapsamda İran Cumhurbaşkanı ile İçişleri Bakanı başta olmak üzere üst düzey yetkililerle görüştüğü belirtildi.