Washington, Husilerin iki kargo gemisini hedef aldığını duyurdu

Yemen Başkanlık Konseyi, meşru hükümeti desteklemenin seyrüseferi güvence altına almanın tek yolu olduğunu vurguladı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi dün ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Lenderking ile Riyad’da bir araya geldi. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi dün ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Lenderking ile Riyad’da bir araya geldi. (SABA)
TT

Washington, Husilerin iki kargo gemisini hedef aldığını duyurdu

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi dün ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Lenderking ile Riyad’da bir araya geldi. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi dün ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Lenderking ile Riyad’da bir araya geldi. (SABA)

Dün ABD, Yemen’deki Husilerden Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki iki kargo gemisine doğru yeni bir füze saldırısı gerçekleştirildiğini duyurdu. Bu durum, İran yanlısı örgütün gemileri hedef almasını engellemek için Washington’ın düzenlediği ve Londra’nın üç kez katıldığı operasyonların etkisinin sınırlı kaldığını gösteriyor.

Husilerin İsrail’e karşı Gazze’deki Filistinlileri destekleme kisvesi altında Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki saldırılarına hız vermesine misilleme olarak Washington, 12 Ocak’tan bu yana Husilerin kontrolündeki Yemen topraklarına yaklaşık 15 saldırı düzenlerken, Londra bu operasyonlara üç kez destek verdi.

Fotoğraf Altı: Husi saldırılarının enerji kaynakları üzerindeki etkisine ilişkin korkuların sürdüğü bir dönemde doğal gaz yüklü bir tanker Alman limanına demirledi. (AP)

Yemen hükümeti, seyrüseferi güvence altına almanın çözümünün ABD ve İngiliz saldırılarından değil, Hudeyde ve limanlarının özgürleştirilmesi de dahil olmak üzere meşru hükümet güçlerinin Yemen topraklarının kontrolünü yeniden kazanma gücünü desteklemekten geçtiğini bir kez daha vurguladı.

Altı füze

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, İran destekli Husilerin salı günü Kızıldeniz’in güneyi ve Aden Körfezi’ndeki iki gemiyi altı balistik füzeyle hedef aldığını, herhangi bir can kaybı yaşanmadığını duyurdu.

Açıklamada, İran destekli Husi militanlarının 6 Şubat günü 01:45’ten 16:30’a kadar, Yemen’de kontrol ettikleri bölgelerden Kızıldeniz’in güneyi ve Aden Körfezi’ne doğru altı gemisavar balistik füze fırlattığı belirtildi.

Görsel kaldırıldı.
Washington ve Londra, gemilerin tehdit edilmesini engellemek için Husi mevzilerine operasyonlar düzenledi. (Reuters)

CENTCOM açıklamasının devamında füzelerden üçü ile, Yunanistan’ın sahibi olduğu ve işlettiği, Marshall Adası bandıralı kargo gemisi Star Nasia gemisinin vurulmaya çalışıldığını bildirdi. Geminin, yakınlarında küçük çapta zarara yol açan ancak herhangi bir can kaybına sebep olmayan patlamayı bildirdiği sırada saat 03:20 sıralarında Aden Körfezi’nde olduğunu belirtti.

Açıklamaya göre saat 14:00’da geminin yakınındaki sulara etkisiz başka bir füze düşerken, saat 16:30’da Star Nasia gemisinin yakınındaki USS Laboon destroyeri üçüncü bir gemisavar balistik füzeyi önledi. Gemide bir hasar olmadığı ve varış noktasına doğru ilerlemeye devam ettiği kaydedildi.

CENTCOM’dan yapılan açıklamada, geri kalan üç anti-balistik füzenin, Kızıldeniz’in güneyinde İngilizlere ait bir kargo gemisi olan Barbados bandıralı Morning Tide gemisini hedef aldığı kaydedildi. Üç füzenin etkisiz bir şekilde geminin yakınındaki sulara düştüğü ve geminin rotasına devam ettiği belirtilirken, herhangi bir yaralanma veya hasar bildirilmedi.

Husilerin Ordu Sözcüsü salı günü yaptığı açıklamada, Star Nasia ve Morning Tide adlı iki gemiye yapılan orantılı füze saldırılarının sorumluluğunu üstlenerek füzelerin doğrudan isabet aldığını iddia etti.

Görsel kaldırıldı.
Husiler, Gazze’deki savaş durmadığı sürece gemilere saldırmayı bırakmayacaklarını bildirdi. (AFP)

Husilerin saldırılarının sayısı Geçen 19 Kasım’dan bu yana 42’yi aşarken, CENTCOM salı günü, gemiler için yakın tehlike oluşturan bubi tuzaklı iki botun imha edildiğini bildirdi. Bununla eş zamanlı olarak bir İngiliz kuruluşu Aden Körfezi’ndeki gemilerden birine karşı yeni bir saldırı gerçekleştirildiğini kaydetti.

Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, yaptığı bir konuşmada yeni saldırıların sorumluluğunu üstlendi ve ABD’nin artık hedef alınma korkusuyla gemilerini Marshall Adaları bayrağıyla kamufle ettiğini iddia etti. Husilerin gerilimi tırmandırmaya devam edeceğini ve ABD ile savaştığı sürece verilen kayıpların boyutunu umursamayacağını ifade etti.

Çözüm, meşru hükümetin desteklenmesi

Yemen Başkanlık Konseyi ve üst düzey hükümet yetkilileri, ABD’li ve Avrupalı ​​yetkililerle yaptıkları görüşmelerde, Husilerin mevzilerine saldırmanın çözüm olmadığını, bunun yerine kurumları yeniden tesis etmek ve Husileri barışa zorlamak için hükümeti ve güçlerini desteklemenin en iyi seçenek olduğunu vurguladılar.

En son dün Riyad’da Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ve ABD’nin Yemen Büyükelçisi Stephen Fagin ile bir araya geldi.

Görsel kaldırıldı.
Husiler, gözlerini kurtarılmış Yemen bölgelerine çevirdi. (AFP)

Resmi medya, toplantıda, ‘İran rejimi tarafından desteklenen terörist Husi milislerinin yol açtığı insani acının hafifletilmesi’ de dahil olmak üzere, Yemen ekonomisinin konumunu güçlendirmek için gereken ABD desteğine değinildiğini bildirdi.

SABA’nın haberine göre, toplantıda bölgesel gelişmelere ve İsrail’in Filistin halkına karşı yürüttüğü savaşın küresel barış ve güvenliğe yansımalarına değinildi. Alimi, liderliğini yaptığı konseyin ve hükümetin, başta Birleşmiş Milletler (Güvenlik Konseyi’nin 2216 sayılı kararı olmak üzere ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde mutabakata varılan noktalara uygun olarak, Yemen’de kapsamlı ve adil bir barış tesis edilmesi yaklaşımına olan bağlılığını vurguladı.

Alimi ayrıca Başkanlık Konseyi ve hükümetin, Suudi Arabistan’ın iyi niyetli çabalarının sonuçlarına dayanarak ülkesinde barış sürecini canlandırmak için BM elçisinin gösterdiği çabalara desteğinin altını çizdi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Yemen Savunma Bakanı Muhsin ed-Dairi salı günü Riyad’da ABD’nin Yemen Büyükelçisi Stephen Fagin ve askeri ataşeyle birlikte Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki durumla ilgili gelişmeleri, uluslararası nakliye rotalarına yönelik tehdidi ve terörist Husi milislerinin her düzeyde gerilimi artırmasını görüştü.

Bakan Dairi, resmi medyaya göre, meşru hükümeti ve onun sahadaki güçlerini desteklemenin, devleti yeniden kurma ve küresel nakliye koridorlarını ve rotalarını güvence altına almanın en iyi yolu olduğunu vurguladı. Bakan Dairi aynı zamanda, neredeyse kurtarılacakken Hudeyde vilayetinin kurtarılmasının durdurulması için meşru güçlere yapılan uluslararası baskılara işaret etti.

Görsel kaldırıldı.
Husiler, gözlerini kurtarılmış Yemen bölgelerine çevirdi. (AFP)

Yemen hükümetinin bu tutumuna karşı, Husiler sahada gerilimi artırmaya, daha fazla güç toplamaya ve Taiz cephelerinde tansiyonu yükseltmenin yanı sıra özellikle Şebve ve Marib’e doğru saldırılar düzenlemeye devam ediyor.

Bu bağlamda, resmi medya, Husilerin dün Taiz’de bir yerleşim bölgesini bombalayarak bir çocuğu öldürdüğünü ve kardeşini yaraladığını bildirdi.

SABA’nın aktardığına göre yerel kaynaklar şu açıklamada bulundu:

“Husi milisleri, Taiz şehrinin El-Baarara mahallesine top atışları düzenledi. Toplardan birinin bir vatandaşın evine düşmesi sonucu ev yandı. Bunun sonucunda Mazen Sultan Seyf (14) adlı bir çocuk hayatını kaybederken 13 yaşındaki kardeşi de ağır yaralandı. Kardeşi hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.”



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe