Rusya, Hamas tarafından tutulan esirlerin serbest bırakılması için arabuluculuk yapıyor

Hamas onayını bildirdi ve "Paris Anlaşması"nın uygulanması için garanti talep etti, İsrail Moskova'nın çabalarını takdir ediyor

Yakınları ve destekçileri, 7 Ekim saldırılarından bu yana Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin fotoğraflarını taşıyan pankartlar kaldırıyor (AFP)
Yakınları ve destekçileri, 7 Ekim saldırılarından bu yana Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin fotoğraflarını taşıyan pankartlar kaldırıyor (AFP)
TT

Rusya, Hamas tarafından tutulan esirlerin serbest bırakılması için arabuluculuk yapıyor

Yakınları ve destekçileri, 7 Ekim saldırılarından bu yana Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin fotoğraflarını taşıyan pankartlar kaldırıyor (AFP)
Yakınları ve destekçileri, 7 Ekim saldırılarından bu yana Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin fotoğraflarını taşıyan pankartlar kaldırıyor (AFP)

Rusya ve İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler gerilimli olmasına rağmen, Moskova, Tel Aviv ve Hamas arasındaki arabuluculuk rolünü üstlenerek, Gazze'de Hamas'ın elinde tuttuğu esirlerin serbest bırakılması için diplomatik çabaları yoğunlaştırıyor.

Ayrıca, "Paris Anlaşması"nın uygulanması yönünde ilerleme kaydedilmesini sağlayarak bölgede ateşkes sağlanmasını amaçlıyor.

Rusya'nın çatışma tarafları arasında arabuluculuk yapmaya başladığı,Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 9 Şubat Cuma günü yaptığı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu.

Putin, "Rusya, rehin alınan kişilere yardım etmek için elinden geleni yapıyor, Hamas'ın siyasi kanadıyla iletişim halindeyiz" ifadelerini kullandı.

Putin, diplomatik yollarla esirlerin serbest bırakılması konusunda önemli sonuçlar elde ettiklerini belirterek, "Görüşmeleri, Hamas'ın siyasi kanadıyla yürütüyoruz. Özellikle Holokost'tan kurtulan İsraillilere yardım etmeye çalışıyoruz ve aynı zamanda bir Filistin devletinin kurulmasını destekliyoruz" dedi.

Aslında, Putin bu sözleriyle, 7 Ekim'deki saldırıları ilk kez "Holokost" olarak nitelendirmesi dikkat çekiciydi.

Putin, saldırıyı o zaman kınamış olmasına rağmen, Filistin-İsrail çatışmasına dair dengeli bir dil kullanmıştı.

Moskova ve Tel Aviv 

Bu açıklamalar, Moskova ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin zaten savaşın başlangıcından bu yana gergin olduğu bir dönemde, ilişkilerin daha da gerildiği bir zamana denk geldi.

Rusya'nın Gazze'deki Hamas hareketine desteği nedeniyle ilişkiler zora girmişti.

Siyasi gözlemciler, Putin'in bu açıklamalarının, Rusya ile İsrail arasındaki gergin diplomatik ilişkileri iyileştirmeye yönelik bir girişim olduğu ve Rusya'nın, Hamas ile iyi ilişkileri sayesinde sahada somut başarılar elde edebilecek bir arabulucu rolü oynamaya çalıştığını düşünüyor.

Putin'in açıklamalarından önce, İsrail ve Rusya arasında, Rusya Dışişleri Bakanlığının Tel Aviv Büyükelçisi Simona Halperin'i çağırmasına neden olan ciddi anlaşmazlıklar yaşanmıştı.

Halperin, Rusya'nın Hamas ile "aşırı dostane" bir şekilde ilişki kurduğunu ve "7 Ekim'deki Holokost'u hafife aldığını" söylemişti.

Buna karşılık, Rusya'nın İsrail Büyükelçisi Anatoly Viktorov, Rusya'nın Hamas ile insani meselelerin çözümü ve esirlerin serbest bırakılması konusunda İsrail'in çıkarlarını gözeten iletişim kurduğunu belirtti.

Viktorov, "Bu konudaki çalışmalarımız hiçbir zaman durmadı ve devam edecek, İsrailliler yaptığımız tüm çabaları biliyor" dedi.

Putin, Rusya ile İsrail arasındaki bu anlaşmazlığı çözmek için Moskova'daki Yahudi liderlerle bir toplantı düzenleyerek esirlerin serbest bırakılması yönünde diplomatik çabalarında önemli sonuçlar elde edildiğini belirtti.

Siyasi gözlemciler, Rusya Devlet Başkanı'nın bu adımlarının, iki ülke arasındaki farklılıkların üstesinden gelmeye ve Tel Aviv ile ilişkileri iyileştirmeye yönelik olduğunu düşünüyor.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, "Hamas liderliğinin acil çağrılarımıza olumlu cevao vermesinden dolayı minnettarız" dedi.

Bu açıklamanın ardından Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne, sivillere yönelik şiddeti ve tüm terör eylemlerini kınayan ve insani ateşkes çağrısında bulunan bir karar tasarısı önerisinde bulundu.

Ancak, Amerika Birleşmiş Devletleri bu tasarıya veto hakkını kullanarak karşı çıktı.

İsrail ile yaşanan gerilimin doğası

Bu gelişmeler, Tel Aviv ile olan ilişkilerde gerilime yol açtı.

Bu gerilimin sonuçlarından biri, Putin'in Hamas'ın İsrail'e saldırısından sonra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yapması gereken telefon görüşmesini yaklaşık 10 gün geciktirmesi ve savaş başladığından bu yana sadece bir kez daha aramasıydı.

Ayrıca, İsrail'in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Gilad Erdan, Moskova'yı, "Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik askeri saldırısından dünyanın dikkatini dağıtmaya çalıştığını, bu konuda İsrail'e ahlak dersi verebilecek son ülke olduğunu" söyleyerek eleştirdi.

Esirlerin serbest bırakılması için müzakereler

Bu gerilim, Rusya devlet başkanının esirlerin serbest bırakılması için müdahalede bulunacağını açıklamasıyla azalmaya başladı.

Bu açıklamanın ardından, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, "Esirlerin serbest bırakılması için çaba sarf ediyoruz ancak İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir ateşkes sağlanması için daha fazla esneklik göstermesi gerekiyor" dedi.

Bogdanov, "Moskova, İsrail ve Hamas arasında esir takası konusunda müzakereler için bir platform sağlamaya hazır. Kimseye bir şey dayatmıyoruz, müzakereler için rahat bir ortam sağlamaya ve bir platform sunmaya hazırız" ifadelerini kullandı.

Rusya'nın Katar Büyükelçisi Dmitry Dogadkin, "Hamas'ın siyasi kanadıyla Doha'daki Rus diplomatik misyonu aracılığıyla Gazze'de tutulan diğer esirlerin serbest bırakılması için düzenli olarak diyalog yürütüyoruz" dedi.

Tel Aviv'in tepkisi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Rusya'nın İsrail vatandaşlarının serbest bırakılması için gösterdiği çabalara değer verdiğini belirterek, "Tel Aviv, tüm esirlerin serbest bırakılması için siyasi ve askeri tüm araçları kullanacak" dedi.

Hamas ise Rusya'nın "Paris Anlaşması"nın uygulanmasını garanti altına alacak ülkelerden biri olmasını kabul etti. Hamas'ın Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Musa ebu Merzuk, "Moskova'yı dost bir ülke olarak görüyoruz. Rus teklifine müzakere platformu sağlama konusunda büyük ilgi gösteriyoruz" dedi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



İsrail'in İran saldırısına yanıt seçenekleri arasında ‘siber operasyonlar’ da yer alıyor

İsrail'e ait bir F-35 savaş uçağı (AP)
İsrail'e ait bir F-35 savaş uçağı (AP)
TT

İsrail'in İran saldırısına yanıt seçenekleri arasında ‘siber operasyonlar’ da yer alıyor

İsrail'e ait bir F-35 savaş uçağı (AP)
İsrail'e ait bir F-35 savaş uçağı (AP)

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İsrail Ordu Radyosu'na verdiği röportajda ülkesinin İran'ın saldırısının ardından atacağı adımları dikkatle değerlendirdiğini söyledi.

Katz, “Biz şunu söyledik: Eğer İran İsrail'e saldırırsa, biz de İran'a saldırırız. Bu taahhüdümüz halen geçerli” ifadelerini kullandı. Katz ayrıca, olası bir karşılık konusunun Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğinde uygun çerçevede tartışılacağını söyledi.

Katz, uygun ve doğru kararların alınacağından emin olduğunu ifade etti.

İsrail Yayın Kurumu, siyasi ve güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde İsrail hükümetinin bugün (pazar) ilerleyen saatlerde İran saldırısına karşılık vermek için bir dizi seçeneği görüşmek üzere toplanacağını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan (AWP) aktardığı habere göre, İsrail Yayın Kurumu’na konuşan kaynaklar İsrail'in doğrudan askeri bir karşılık vermesinin kesin olmadığını söyledi. Söz konusu kaynaklar, “İsrail'in çeşitli siber operasyonlar olasılığı da dahil olmak üzere çeşitli seçenekleri var” dedi.

İran dün gece, Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlenen ve İranlı komutanların ölümüne yol açan saldırıya yanıt olarak İsrail'e füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenledi. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada ‘yeni Siyonist maceralara daha güçlü ve kararlı bir karşılık verileceği’ uyarısında bulundu.


İran, İsrail saldırısının ardından 3 Avrupa ülkesinin büyükelçilerini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Tahran'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlediği bir basın toplantısında (DPA)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Tahran'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlediği bir basın toplantısında (DPA)
TT

İran, İsrail saldırısının ardından 3 Avrupa ülkesinin büyükelçilerini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Tahran'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlediği bir basın toplantısında (DPA)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Tahran'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlediği bir basın toplantısında (DPA)

İran bugün (Pazar) İngiltere, Fransa ve Almanya büyükelçilerini, Tahran'ın Şam'daki konsolosluğunun bombalanmasına cevaben İsrail'e saldırması konusundaki tutumları nedeniyle Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı.

AFP'nin İran resmi haber ajansı IRNA’ya dayandırdığı habere göre İran Dışişleri Bakanlığı, üç büyükelçiyi ‘söz konusu ülkelerdeki bazı yetkililerin Siyonist rejimin İran vatandaşlarına ve çıkarlarına yönelik eylemine Tahran'ın verdiği karşılıkla ilgili sorumsuz tutumları üzerine’ çağırdı.

İran dün gece (Cumartesi) geç saatlerde İsrail'e insansız hava araçları (İHA) ve füze saldırısı başlattı. Saldırı, İsrail'in 1 Nisan'da Suriye'nin başkentindeki İran konsolosluğuna düzenlediği ve yedi Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) mensubunun ölümüne neden olan saldırıya yanıt olarak geldi.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock bugün yaptığı açıklamada, İran'ın İsrail'e yüzlerce roket ve İHA fırlatarak Ortadoğu'yu ‘kasten bir uçurumun eşiğine’ getirdiğini söyledi. Berlin'de yaptığı kısa açıklamada Tahran'ın ‘neredeyse tüm bölgeyi kaosa sürüklediğini’ vurgulayan Baerbock, tüm tarafları ‘ihtiyatlı’ davranmaya çağırdı.


G7 liderleri bugün İran'ın İsrail'e saldırısını görüşecek

İran saldırısı sırasında İsrail semalarında meydana gelen patlamalar (AFP)
İran saldırısı sırasında İsrail semalarında meydana gelen patlamalar (AFP)
TT

G7 liderleri bugün İran'ın İsrail'e saldırısını görüşecek

İran saldırısı sırasında İsrail semalarında meydana gelen patlamalar (AFP)
İran saldırısı sırasında İsrail semalarında meydana gelen patlamalar (AFP)

G7 liderleri bugün (Pazar) bir video konferans düzenleyerek İran'ın dün gece (Cumartesi) İsrail'e düzenlediği insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırısını görüşecek.

Roma'daki hükümetten yapılan açıklamada “İtalya, G7 liderlerini bugün öğleden sonra bir video konferansa davet etti” denildi. Grupta ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada yer alıyor. İtalya şu anda G7'nin dönem başkanlığını yürütüyor.

Geçtiğimiz hafta Şam'daki İran konsolosluğuna yönelik İsrail saldırısında üst düzey bir Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanının öldürülmesinin ardından İran, dün gece geç saatlerde kendi topraklarından İsrail'e yönelik bir İHA ve füze saldırısı başlattı.


İsrail'in Gazze'de Filistinlilere karşı yürüttüğü savaşta verdiği kayıplar

Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
TT

İsrail'in Gazze'de Filistinlilere karşı yürüttüğü savaşta verdiği kayıplar

Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)

Macid Keyali

İsrail'in Gazze Şeridi'ne karşı altı aydır sürdürdüğü imha savaşında, askeri gücüne, teknolojik imkânlarına, Batı'dan aldığı desteğe ve Gazze Şeridi'ni yaşanmaz hale getirecek yeteneğe sahip olmasına rağmen ağır kayıplar verdiğini söylersek abartmış olmayız. Filistinlilerin verdiği kayıpların ise çok daha büyük ve ölçülemeyecek kadar korkunç olduğunu söylersek de ne abartmış ne de yanılmış oluruz.

Her şeyden önce İsrail geçtiğimiz yıl 7 Ekim’de güvenlik, askeri ve moral bakımından hiç beklemediği bir darbe aldı. İsrail’in savaşı kısa sürede sonuçlandıramaması, Hamas savaşçılarının çatışmaya ve füze fırlatmaya devam etmeleri ve İsrail ordusunun altı aydır tek bir rehineyi bile kurtaramamasının da gösterdiği üzere bu savaş İsrail’in tarihinin en uzun ve en maliyetli savaşı haline geldi.

sxdvfbrgnty
İsrail'in Gazze şehrindeki Firas Pazarı bölgesini bombalaması sırasında kendilerini korumaya çalışan Filistinliler, 11 Nisan 2024 (AFP)

Savaş, İsrail'in tüm alanlarda sahip olduğu muazzam potansiyele rağmen güvenliğini ve niteliksel üstünlüğünü garanti altına almak için ABD'ye (ve Batılı ülkelere) ihtiyaç duyduğunu, gösterdi. Çünkü bu ülkeler, İsrail’in akciğerleri olduğu yahut bir başka deyişle göbeğinin bu ülkelere bağlı olduğu söylenebilir. Yani bu ülkeler olmasaydı İsrail farklı bir durumda olacak, sürekli risk altında ve tehditlere maruz kalacaktı. Bu durum, İsrail'in bir ‘muz cumhuriyeti’ olmadığını, demokratik ve egemen bir devlet olduğunu ve sanki 7 Ekim'den bu yana Akdeniz'de demirli ABD, İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden haberdar değillermiş ya da bu ülkeler deniz ve hava filolarıyla İsrail'e silah sevkiyatında bulunmuyormuş yahut ABD İsrail’e 14 milyar dolar değerinde acil yardım göndermemiş, kısacası bu savaş İsrail'in ABD ile olan yakın bağlarını hiç olmadığı kadar derinleştirmemiş gibi ABD'ye hiçbir şey borçlu olmadığını söyleyerek övünen milliyetçi ve dinci Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcıların gördüğü halüsinasyonların tam tersi bir tablo çiziyor.

Gazze’deki savaşı, her alanda muazzam bir potansiyele sahip olmasına rağmen İsrail'in gücünün sınırlarını ortaya koydu.

Öte yandan Gazze’deki savaş, Filistin'in yüzölçümünün yüzde 1,2'sine (365 kilometre kare) tekabül eden küçük bir bölgede mütevazı bir silahlı milis gücüyle karşı karşıya olan İsrail'in her alanda sahip olduğu muazzam potansiyele rağmen gücünün sınırlarını ortaya koydu. Peki ya daha büyük ve daha güçlü bir orduya karşı bir savaş söz konusu olursa ne olur?

Buradan düzenli bir savaşın hesaplarının, İsrail'i karşı tarafa felç edici darbeler indirebilecek hale getiren asimetrik bir savaşın hesaplarından farklı olduğu anlaşılsa da bu durum, İsrail'in sınırlı insan kaynağına sahip olduğu ve başka bir savaşta, düzenli ya da düzensiz daha büyük bir güçle, istikrarına, güvenliğine ve belki de bekasına yönelik daha fazla riskle karşı karşıya kalacağı gerçeğini gizleyemiyor.

xs dfbgn
Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) önünde toplanan ve Filistin bayrağı taşıyan göstericiler, 26 Ocak 2024

İsrail, uluslararası alanda Batılı ülkelerin kamuoyları nezdinde ‘taş atan çocuklar’ intifadasından (1987-1993) bu yana kaybetmeye başladığı mağdur statüsünü tamamen yitirdi ve Filistinlilere karşı soykırım uygulayan, sömürgeci, saldırgan ve ırkçı bir devlet olarak görülmeye başladı. Artık Filistinliler İsrail’in bu uygulamalarından ötürü küresel vicdanda kurban konumundaydı. Bu nedenle Batılı ülkelerin başkentlerinde ve şehirlerinde halk protestoları bazılarının hayal ettiği gibi, gerçeğe aykırı şekilde Hamas'ı desteklemek için değil, Filistinlileri desteklemek için protesto gösterileri başladı.

Söz konusu protesto gösterilerini, Uluslararası Adalet Divanı’nın (ICJ) kararı, dünyanın dört bir yanından edebiyat ve sanat camiasından çok sayıda ünlü sanatçının ortaya koydukları tutumlar ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda 193 ülkeden 153'ünün onayıyla alınan kararlar takip etti. Tüm bunlar, Batılı hükümetlerin tutumlarının değiştirmelerine, İsrail'e baskı yapmaktan yana olmalarına ve İsrail'in Gazze karşı yürüttüğü soykırım savaşını reddetmek de dahil olmak üzere Filistinlilerin acılarını ve haklarını daha anlayışla karşılayan mesajlar göndermelerine yol açtı.

İsrail'in imaj kaybıyla birlikte, tüm dünyada bazı Yahudi kesimleri nezdindeki itibarı da zedelendi.

İsrail içinde ise savaş, Netanyahu, Smitrich ve Ben-Gvir hükümetinin yargının altını oyma ve İsrail'in (Yahudi vatandaşlarına göre) Yahudi ve dini bir devlet kimliğini laik, liberal ve demokratik bir devlet kimliğinin önüne geçirme girişimi çerçevesinde savaştan önce patlak vermiş olan İsrail'deki iç krizi derinleştirdi.

Bu durum, Hamas’ın 7 Ekim saldırısının İsrailliler arasında varoluşsal bir tehlikeyle karşı karşıya oldukları fikrini uyandırdığı gerçeğini gizlemiyor. İsrail’deki farklı kesimler arasında var olan bölünmelerin ardından, dışarıdan, kendi algılarına göre özellikle de Filistinlilerden gelen bir tehdit karşısında kararlılıkları güçlense de kendi içlerindeki anlaşmazlıklar da bir o kadar güçlendi. Milliyetçi ve dinci aşırı sağın devleti ele geçirip karakterini değiştirmesinin tehlikelerine dikkat çekilerek Binyamin Netanyahu hükümetinin düşürülmesi ve erken seçime gidilmesi çağrıları bunun bir göstergesidir. Aynı zamanda Hamas'ın elindeki İsrailli rehinelerin ailelerinin rehinelerin serbest bırakılmalarını sağlayacak bir anlaşma yapılması taleplerini destekleyen protesto gösterilerindeki artış da bu durumun bir işareti.

sy6mu7ö8ıl
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu haftalık kabine toplantısında Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile konuşurken, 7 Ocak 2024 (AP)

Tüm bunlarla birlikte, savaş nedeniyle laiklere tanınmayan ayrıcalıklardan yararlanan, vergiden ve askerlikten muaf tutulan ve yine de devletin kimliğini kendi lehlerine değiştirmek isteyen ultra Ortodoks Yahudilerin de askere alınmaları çağrıları ülkede bölünme yarattı.

İsrail'in imaj kaybıyla birlikte, İsrail'in dünya Yahudileri için güvenli bir sığınak olduğu fikrinin sarsılırken tüm dünyada bazı Yahudi kesimleri nezdindeki itibarı da zedelendi. Kendi ülkelerinde daha güvende olan İsrailli Yahudiler, hükümetlerinin Filistinlilere karşı düşman, faşist ve ırkçı politikalarının kurbanı oldular.

İsrail’in, Nekbe'ye rağmen Filistinlilerin varlığının üstesinden gelmesi ve onları siyasi haritadan silmesi mümkün görünmüyor.

Ayrıca İsrail'in Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırım savaşı, dünya Yahudilerinin bir kısmında Holokost'un (Nazilerin Yahudi soykırımı) hatırlanmasına ve İsrail’in Filistinlilere karşı Nazilerin Yahudilere karşı izlediği politikanın aynısını izlediği, bu devletin kendileri ve yaşadıkları ülkeler için siyasi, ahlaki ve güvenlik yükü haline geldiği izlenimi uyanmasına yol açtı. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'da önde gelen Yahudi isimlerin yanı sıra Yahudi aydınlar, sanatçılar ve akademisyenler tarafından yapılan tarafından açıklamalarda ve Yahudilerin bu ülkelerde Gazze’deki savaşa karşı düzenlenen protesto gösterilerine katılmaları sırasında okunan bildirilerde İsrail'in Yahudileri ya da tek başına Holokost'u temsil ettiği iddiası ve antisemitizmi İsrail karşıtlığıyla bir tutulmasına karşı çıkıldı.

Filistin tarafında ise Nekbe'ye (İsrail güçlerinin Filistinlilere ait yüzlerce köy ve kasabayı yok ettiği Büyük Felaket) rağmen İsrail'in bu halkın varlığının üstesinden gelememiş ve onları siyasi haritadan silememiş gibi görünüyor. Hatta bu savaş Netanyahu hükümetinin isteklerinin aksine, elbette Batı vizyonuna göre olmak kaydıyla bağımsız bir Filistin devleti kurulması ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı verilmesi fikrini, özellikle de sadece Filistin-İsrail çatışmasından çıkış yolları bulmak için değil, aynı zamanda İsrail'in bölgedeki varlığını normalleştirmek için de bir anahtar olarak yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Hatta ve hatta Hamas'ın çabalarının Arap ülkelerinin ve uluslararası kamuoyununun nazarında yeni Nekbe'den sonra Filistin'in durumunu yeniden düzenlemek için en uygun merci haline gelen Filistin Yönetimi'nin konumunu güçlendirdiği ya da başka deyişle normalleştirdiği bile söylenebilir. Hani derler ya: “Bazen rüzgarlar gemilerin istemediği taraftan eser.”

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


ABD'li yetkili: Biden, İsrail'in İran'a yönelik herhangi bir karşı saldırısına karşı çıkıyor

ABD Başkanı Joe Biden’ın ulusal güvenlik ekibiyle yaptığı toplantıdan (Beyaz Saray)
ABD Başkanı Joe Biden’ın ulusal güvenlik ekibiyle yaptığı toplantıdan (Beyaz Saray)
TT

ABD'li yetkili: Biden, İsrail'in İran'a yönelik herhangi bir karşı saldırısına karşı çıkıyor

ABD Başkanı Joe Biden’ın ulusal güvenlik ekibiyle yaptığı toplantıdan (Beyaz Saray)
ABD Başkanı Joe Biden’ın ulusal güvenlik ekibiyle yaptığı toplantıdan (Beyaz Saray)

ABD yönetiminden üst düzey bir yetkilinin bugün (Pazar) CNN'e yaptığı açıklamaya göre Başkan Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ‘ABD'nin İran'a karşı herhangi bir saldırı operasyonuna katılmayacağını’ söyledi. Şarku’l Avsat’ın CNN'den aktardığına göre ABD'li yetkili, “Biden Netanyahu'ya ABD'nin değerlendirmesinin İran saldırılarının büyük ölçüde başarısız olduğunu gösterdiğini ve İsrail'in üstün askeri kapasitesini ortaya koyduğunu söyledi” dedi. ABD'li yetkili, Biden'ın Netanyahu'ya İsrail'in İran saldırısını bir ‘zafer’ olarak görmesi gerektiğini söylediğini de sözlerine ekledi.

Söz konusu yorumlar, geçen hafta Şam'daki İran konsolosluğuna yönelik şüpheli bir İsrail saldırısında üst düzey bir Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanının öldürülmesinin ardından İran'ın Cumartesi gecesi (dün) geç saatlerde İsrail topraklarından insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle düzenlediği saldırının ardından Biden ile Netanyahu arasında yapılan bir telefon görüşmesi sırasında geldi.

sdfb rt
İsrail'in kuzeyinde açıklanmayan noktalardaki hedefleri vurmak için fırlatılan insansız hava araçlarını ya da füzeleri gösteren bir görüntü. (EPA)

Axios'a konuşan bir Beyaz Saray yetkilisine göre, Biden telefon görüşmesi sırasında İsrail Başbakanı’na ABD'nin İsrail'in İran'a yönelik herhangi bir karşı saldırısına da karşı çıkacağını söyledi.

Yetkili, “Yönetim, İsrail'in İran'a yönelik bir saldırıya vereceği yanıtın feci bir bölgesel savaşa yol açmasından korkuyor” dedi.

Biden dün (Cumartesi) İran'ın saldırısı karşısında İsrail'e verdiği ‘kararlı’ desteği yinelerken, ABD güçleri Tahran'ın İsrail'e doğru ateşlediği İHA’lar ve füzelerin ‘neredeyse tamamının’ düşürülmesine yardımcı oldu. Biden yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde ABD'nin ‘İsrail'in güvenliğine olan sarsılmaz bağlılığı’ konusunda güvence verdiğini söyledi.

Biden, “Kendisine İsrail'in eşi benzeri görülmemiş saldırılar karşısında kendini savunma ve bunları engelleme konusunda olağanüstü bir yetenek sergilediğini ve düşmanlarına İsrail'in güvenliğini ciddi bir şekilde tehdit edemeyeceklerine dair açık bir mesaj gönderdiğini söyledim” dedi.

bgrftb
ABD Başkanı Joe Biden Oval Ofis'te (ABD Başkanı'nın X hesabı)

Biden ayrıca, Washington'un İran'ın İsrail'e fırlattığı İHA ve füzelerin ‘neredeyse tamamının’ düşürülmesine katkıda bulunduğunu söyledi.

İsrail Ordusu bugün (Pazar) yaptığı açıklamada İran saldırısının ‘engellendiğini’ duyurdu ve fırlatılan İHA ve füzelerin yüzde 99’unun önlendiğini bildirdi.

Diğer taraftan Biden, İran'ın ‘küstah’ saldırısına karşı ‘ortak bir diplomatik yanıt’ vermek üzere bugün G7'deki mevkidaşlarıyla temasa geçeceğini söyledi.

Birkaç saat

Biden, iki hafta önce Tahran'ın Şam'daki konsolosluğunun bombalanmasına yanıt olarak düzenlenen İran saldırısının açıklanmasından sonra Washington DC'ye yaklaşık 150 kilometre uzaklıkta bulunan Delaware'deki hafta sonu tatilini yarıda kesti.

Söz konusu füze saldırısı İran tarafından doğrudan İsrail'e karşı düzenlenen ilk saldırı olma özelliği taşıyor.

Cumartesi günü erken saatlerde Beyaz Saray ‘İsrail'e yönelik bir hava saldırısının muhtemelen birkaç saat süreceği’ tahmininde bulundu.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrienne Watson yaptığı açıklamada Biden'ın ekibinin İsrailliler ve diğer ABD müttefikleriyle ‘sürekli temas’ halinde olduğunu söyledi.

Beyaz Saray'a döndükten sonra hemen Oval Ofis'e giden Biden, daha sonra yüksek güvenlikli bir odada Savunma Bakanı Lloyd Austin, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns gibi üst düzey yetkililerin de yer aldığı bir kriz toplantısına katıldı.


Rusya'nın Ukrayna'nın doğusundaki ilerleyişi sürüyor

Donetsk bölgesindeki Rus kuvvetlerine füze atan Ukrayna askerleri (Reuters)
Donetsk bölgesindeki Rus kuvvetlerine füze atan Ukrayna askerleri (Reuters)
TT

Rusya'nın Ukrayna'nın doğusundaki ilerleyişi sürüyor

Donetsk bölgesindeki Rus kuvvetlerine füze atan Ukrayna askerleri (Reuters)
Donetsk bölgesindeki Rus kuvvetlerine füze atan Ukrayna askerleri (Reuters)

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy, Doğu Cephesi'ndeki durumun "son günlerde önemli ölçüde kötüleştiğini" kabul etti.  Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre özellikle Chasiv Yar'a doğru ilerleyen Rus ordusunun saldırısında "tırmanış" olduğuna işaret etti.

Sırskiy, Telegram hesabında: “Doğu Cephesinde durum son günlerde önemli ölçüde kötüleşti. Bunun nedeni özellikle Rusya'da mart ortasında yapılan başkanlık seçimlerinin ardından düşmanın saldırılarının büyük ölçüde artmasıdır” ifadelerini kullandı.

Rus kuvvetleri askeri baskıyı artırıp doğu ve güney Ukrayna'ya doğru ilerlerken, Moskova barış görüşmelerine açık olduğunu ima etti. Reuters'ın haberine göre Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov cuma günü, “Rusya ile Ukrayna arasında 2022'de tamamlanmamış bir barış anlaşması yeni müzakerelerin temeli olabilir, ancak Kiev'in müzakerelere hazır olduğuna dair hiçbir gösterge bulunmuyor” açıklamasında bulundu.


Trump: İran'ın İsrail'e saldırısı ABD'nin Biden dönemindeki "zayıflığını" gösteriyor

Eski ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Eski ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump: İran'ın İsrail'e saldırısı ABD'nin Biden dönemindeki "zayıflığını" gösteriyor

Eski ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Eski ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump, İran'ın İsrail'e yönelik saldırısının ABD'nin Demokrat Başkan Joe Biden dönemindeki "büyük zayıflığını" gösterdiğini belirtti.

Eski ABD Başkanı, Pensilvanya'daki mitinginde yaptığı konuşmanın başında, "Tanrı İsrail halkını korusun. Şu anda saldırı altındalar, çünkü biz büyük bir zayıflık gösteriyoruz" ifadelerini kullandı.


Devrim Muhafızları, İsrail ordusu ait önemli askeri hedeflerin imha edildiğini duyurdu

Kudüs semalarında İran füzeleri veya İsrail anti-füzeleri olabilecek parlak nesneler (Reuters)
Kudüs semalarında İran füzeleri veya İsrail anti-füzeleri olabilecek parlak nesneler (Reuters)
TT

Devrim Muhafızları, İsrail ordusu ait önemli askeri hedeflerin imha edildiğini duyurdu

Kudüs semalarında İran füzeleri veya İsrail anti-füzeleri olabilecek parlak nesneler (Reuters)
Kudüs semalarında İran füzeleri veya İsrail anti-füzeleri olabilecek parlak nesneler (Reuters)

İran medyası, Devrim Muhafızlarının İsrail’de orduya ait önemli hedeflerin imha edildiğini doğruladığını bildirdi.

İran Devrim Muhafızları dün gece (Pazar) İsrail’e çok sayıda insansız hava aracı ve füze fırlattı. Bu, iki bölgesel düşman arasında büyük bir gerilime yol açabilecek bir saldırı.


İran ve İsrail… Hesaplaşma gecesi

İran yapımı İHA’ların daha önce düzenlenen tanıtım programından (X)
İran yapımı İHA’ların daha önce düzenlenen tanıtım programından (X)
TT

İran ve İsrail… Hesaplaşma gecesi

İran yapımı İHA’ların daha önce düzenlenen tanıtım programından (X)
İran yapımı İHA’ların daha önce düzenlenen tanıtım programından (X)

İran, Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlenen ve askeri komutanların ölümüne yol açan hava saldırısına misilleme olarak dün gece (cumartesiyi pazara bağlayan) İsrail'e büyük bir füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenledi. İran'ın günlerdir beklenen gece saldırısı, iki ezeli düşman arasında ‘hesaplaşma’ olarak tanımlanabilecek bir sürecin başlangıcı oldu. İran Ordu Komutanı Abdurrahim Musavi, İsrail'in saldırıya karşılık vermesi halinde ülkesinin saldırıların ikinci aşamasını başlatacağını söyledi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından yapılan açıklamada, “Siyonist varlığın Şam konsolosluğuna saldırı ve Suriye'de bazı İranlı komutanların öldürülmesi de dahil olmak üzere işlediği sayısız suça karşılık olarak DMO Hava Kuvvetleri onlarca füze ve İHA’yla işgal altındaki topraklarda bulunan bazı hedefleri vurdu” denildi. Bu gelişme, ABD'li bir yetkilinin İsrail'e Irak, Suriye, Güney Lübnan ve Husiler tarafından 400 ila 500 arasında İHA ve füze fırlatılacağını, ancak bunların büyük bir kısmının İran'dan fırlatılacağını söylemesiyle aynı zamana denk geldi. Nitekim Güney Lübnan'dan gece boyunca roket saldırıları kaydedildi ve Husiler ile Iraklı gruplar da benzer saldırılar düzenleyeceklerini duyurdu.

Beyaz Saray, ABD'nin İsrail halkının yanında duracağını ve İran'ın tehditleri karşısında İsrail'in savunmasını destekleyeceğini açıkladı.

Görgü tanıkları tarafından yayınlanan videolarda İHA’ların Irak topraklarına ulaşmadan önce İran'ın batısındaki birçok bölgeden geçtiği görülüyor.

İran'ın İngilizce yayın yapan devlet kanalı Press TV, DMO’nun İsrail hedeflerine İHA fırlattığını bildirdi. Bu haber, İsrail ordusunun İran'ın kendi topraklarından İsrail'e doğru İHA fırlattığını doğrulamasından kısa bir süre sonra geldi. İsrail Ordusu tarafından yapılan açıklamada, “Yüksek alarm durumundayız ve durumu sürekli takip ediyoruz. Hava savunma sistemi, savaş uçakları ve donanma gemileri yüksek alarm durumunda. İsrail Ordusu tüm hedefleri izliyor. Vatandaşlarımızdan iç cephe talimatlarına uymalarını istiyoruz” ifadeleri yer aldı.

İsrail ordusu İran'ın İsrail'e yönelik saldırısının ‘tehlikeli’ olduğunu söyledi. İsrail Kanal 12 televizyonu, İran'ın İsrail hedeflerine toplam 100 kadar İHA ve seyir füzesi fırlattığını bildirirken, bunların bir kısmının Suriye veya Ürdün üzerinde düşürüldüğünü açıkladı.

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, ordunun İran'ın İHA’larını engellemek için hazırlık yaptığını ve GPS kesintileri olacağını belirterek, İsrail Hava Kuvvetleri'nin İHA’ları izlediğini ve ulaşmalarının saatler alacağını bildiğini söyledi.

İsrail Yayın Kurumu, İHA’ların İran'dan İsrail'e ulaşmasının yedi ila dokuz saat süreceğini bildirdi.

Ürdün hava sahasını kapattığını duyururken, Reuters bölgedeki iki güvenlik kaynağına dayandırdığı haberinde Ürdün hava savunmasının hava sahasını ihlal eden herhangi bir İran İHA'sını ya da uçağını durdurmaya ve düşürmeye hazır olduğunu belirtti.


İsrail ordusu İran saldırısının ‘engellendiğini’ doğrularken, Netanyahu ‘zafer’ sözü verdi

Demir Kubbe sistemi İran saldırısına yanıt verdi. (Reuters)
Demir Kubbe sistemi İran saldırısına yanıt verdi. (Reuters)
TT

İsrail ordusu İran saldırısının ‘engellendiğini’ doğrularken, Netanyahu ‘zafer’ sözü verdi

Demir Kubbe sistemi İran saldırısına yanıt verdi. (Reuters)
Demir Kubbe sistemi İran saldırısına yanıt verdi. (Reuters)

İsrail Ordusu tarafından bu sabah (Pazar) yapılan açıklamada, İran saldırısının ‘engellendiği’ duyuruldu ve fırlatılan insansız hava araçları (İHA) ile füzelerin yüzde 99'unun önlendiği bildirildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bugün yaptığı açıklamada İsrail'in İran'dan fırlatılan füze ve İHA’lara karşı zafer kazanacağını söyledi.

Netanyahu, X hesabı üzerinden yaptığı kısa bir paylaşımda “Önledik ve püskürttük, birlikte galip geleceğiz” ifadesini kullandı.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichai Adrai X platformu üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi:

İsrail topraklarına yönelik tehditlerin yüzde 99'unu önledik. Bu çok önemli bir stratejik başarı. İran İsrail'e 300'den fazla saldırı düzenledi. Balistik füzeler, seyir füzeleri ve İHA’lar kullandı. İran tehdidi, İsrail Ordusu’nun hava ve teknolojik üstünlüğü ile karşılaştı.

Adrai, İran tarafından fırlatılan yaklaşık 170 İHA’dan tek birinin bile İsrail'e girmediğini, zira hava kuvvetleri savaş uçaklarının ve İsrail ile müttefiklerinin hava savunma sistemlerinin onlarcasını engellediğini açıkladı.

Adrai sözlerini şöyle sürdürdü: “İran tarafından fırlatılan 30'dan fazla seyir füzesinden tek bir tanesi bile İsrail topraklarına girmedi. Savaş uçaklarımız 25 füzeyi ülke sınırları dışında durdurdu. İran tarafından ateşlenen 120'den fazla balistik füzenin çok küçük bir kısmı İsrail sınırlarına girerken, geri kalanı önlendi. Bu küçük sayı Nevatim'deki hava kuvvetleri üssüne düştü ve altyapıda küçük çaplı hasara yol açtı.”

Geçtiğimiz hafta Şam'daki İran konsolosluğuna yönelik şüpheli bir İsrail saldırısında üst düzey bir Devrim Muhafızları Ordusu (DMO )komutanının öldürülmesinin ardından İran, Cumartesi gecesi geç saatlerde kendi topraklarından onlarca İHA ve füzeyle İsrail'e karşı bir saldırı başlattı.

İran'ın İsrail'e yönelik bu ilk doğrudan saldırısında İsrail'den herhangi bir kayıp haberi gelmedi.