İran’da seçim yaklaşıyor: Reformistler, muhafazakarların duvarına gedik açılması çağrısında bulundu

Aktivistler, ‘gerici güçlerin’ parlamento üzerindeki kontrolünü sona erdirmek için seçimlere katılma çağrısında bulundu.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçen ayın başlarında hükümet üyeleri ve eyaletler valileri arasında yapılan ortak toplantıda (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçen ayın başlarında hükümet üyeleri ve eyaletler valileri arasında yapılan ortak toplantıda (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran’da seçim yaklaşıyor: Reformistler, muhafazakarların duvarına gedik açılması çağrısında bulundu

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçen ayın başlarında hükümet üyeleri ve eyaletler valileri arasında yapılan ortak toplantıda (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçen ayın başlarında hükümet üyeleri ve eyaletler valileri arasında yapılan ortak toplantıda (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran parlamento seçimleri için aday kampanyasının başlamasından 10 gün önce İran’daki reformcu hareketten 100’ü aşkın sivil, siyasi ve medya aktivisti, ‘gerici güçlerin’ parlamento koltuklarında kalmaya devam etmesini önlemek için ‘bir gedik açılması’ çağrısında bulundu. Ülkenin en büyük reformcu partileri, parlamento yetkilerinin paralel kurumlar tarafından baltalanmasını eleştirdi.

Siyasi partiler ve kültürel güçlerden 103 aktivist, yasama seçimlerinin tanık olduğu zor koşullar ortasında ‘gerçekçilik olmadan idealizm’ ve ‘idealizm olmadan gerçekçilikten’ kaçınmak için ılımlı, reformcu ve kalkınmacı adaylar ile siyasi güçlerin ittifakını desteklemeye çağırdı.

Yetkililer ve hükümet medyası, özellikle genç kadın Mahsa Amini’nin Eylül 2022’deki ölümünün ardından ülkeyi sarsan ve 500’den fazla kişinin ölümüne yol açan kitlesel halk protestolarının ardından ilk seçim olması nedeniyle İranlıları seçimlere katılmaya teşvik etme kampanyalarını artırdı.

4 yıl önce yapılan parlamento seçimleri, başta başkent Tahran olmak üzere ülke genelinde rekor bir katılıma sahne olmuştu. Tahran, en büyük seçim bölgesi ve parlamentoda 30 sandalyeye sahip. Durum, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin kazandığı 2021 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de tekrarlandı.

Geçtiğimiz aylarda İran Dini Lideri Ali Hamaney, son dönemde benzeri görülmemiş tepkilere sahne olan protestoların ardından, rejimin kamuoyu tarafından kabul edildiğini teyit etmek amacıyla seçimlere katılımın artırılması yönünde defalarca çağrıda bulunmuştu.

İran İçişleri Bakanı General Ahmed Vahidi, İran’ın 31 valisinin katıldığı ve 1 Mart’ta yapılacak parlamento seçimleri öncesinde bakanlığın son dokunuşlarının ele alındığı toplantıya başkanlık etti.

İran ajanslarının haberlerine göre, Vahidi, “Bugün milletvekili adaylarının yüzde 70'i, 30 ila 50 yaşları arasında” dedi. Ahmed Vahidi ayrıca, aday listesinde, seçimlerin uygulanmasını denetleyen organ olan Anayasa Koruma Konseyi tarafından onaylanmış 15 bin adayın yer aldığına dikkat çekti.

İran İçişleri Bakanlığı’na göre, İran Parlamentosu’nun 290 yeni üyesinin seçileceği seçim kampanyası yaklaşık 10 gün içinde başlayacak.

Bu yılki seçimlerle eş zamanlı olarak Uzmanlar Meclisi seçimleri de düzenlenecek. Uzmanlar Meclisi seçimleri, anayasanın, Dini Lider’in görevlerini yerine getirmesinin mümkün olmadığı durumlarda halefini belirlemesine izin verdiği organdaki 88 nüfuzlu din adamını seçmek üzere 8 yılda bir düzenleniyor.

Partiler, kendileriyle bağlantılı kişilerden gelen yaklaşık 30 talebin onaylanmasının ardından adayların uygunluğuna karar verme sürecine sert eleştiriler yöneltti.

Bununla birlikte reformist akımın bazı tarafları, özellikle İran Dini Lideri Ali Hamaney’in yakın zamanda ‘ayrıcalıklı’ olarak tanımladığı kişilere yönelik yaptığı uyarının ardından, seçimleri boykot çağrılarına ilişkin tutumlarını hâlâ belirlemiş değil.

Reformist Etemad gazetesi, ön sayfasını onlarca aktivistin seçimlerle ilgili açıklamasına ayırdı
Reformist Etemad gazetesi, ön sayfasını onlarca aktivistin seçimlerle ilgili açıklamasına ayırdı

Aynı şekilde reformist aktivistler, dün resmi ve hükümet haber ajansları tarafından geniş çapta yayınlanan bir açıklamada, yaklaşan seçimlerin, İran’ın çağdaş tarihindeki seçimler gibi, ‘özgür ve adil seçim koşullarından çok uzak’ olduğunu vurguladı. Aktivistler, “Bu seçimleri uygulayanların yöntemi geçmişe göre çok daha sert. Aday ve seçimleri temizlemeye odaklanıyor” dedi.

Eski reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi de dahil aktivistler, açıklamalarında, “Kısıtlı seçimlerde bile oy vermek, vatandaşların oy kullanma hakkına yönelik her türlü kısıtlama karşısında sessiz kalmamak anlamına gelebilir. Temel hakların ihlaline ve beceriksizliğe teslim olmak ya da razı olmak değildir” ifadelerini kullandı.

Bildiriye imza atanların çoğu, rejim çerçevesinde değişim ve reformlara inandıklarını söylerken, başta reformist lider Mir Hüseyin Musavi olmak üzere bu hareketin bazı yüzleri tarafından desteklenen mevcut siyasi yapının dışına çıkma çağrılarını reddediyor.

2 Şubat’ta Hatemi, “Seçim şart ve gereklerini yerine getirmek için katetmemiz gereken uzun bir yol var” demiş, seçimlerin kesin şartının özgür olmaları, temel ve nihai kararı halkın vermesi gerektiğini dile getirmişti.

“Görüş hakkı, bu uygulamalara karşı yadsınamaz, duyulabilir bir protestonun ve kademeli değişime karşı pozitif faaliyetin veya pasif direnişin yolu olmalıdır” diyen katılımcılar, sözlerinin devamında, “Bu tür oylama, hükümet sisteminin adaletsizliğini ve etkisizliğini azaltmak için seçim dışı faaliyetleri tamamlar” şeklinde konuştu. Katılımcılar ayrıca, bu konuda daha önce İran’da ve diğer ülkelerde yaşanan deneyimlere dikkat çekti.

Katılımcılar, açıklamada, oy hakkına bağlılığın iki seçenekle sınırlı olmadığını söylerken, bu iki seçeneğin ‘istenilen adaylar listesine oy vermek veya seçimleri boykot etmek” olduğunu belirtti. Bu bağlamda seçimlere 3 tür katılım önerirken, “Birincisi: Daha düşük hedef ve beklentilere sahip bir gedik açmak için oy vermek. İkincisi: Alternatif bir listeye oy vermek anlamına gelen olumlu protesto oyu. Üçüncüsü: Taktiksel bir olumsuz oy olan protesto oyu ve beyaz oylar (boş oy)” dedi.

Aktivistler, seçimlere katılmanın amacının daha büyük kötülüğü önlemek, seçimlerin objektifliğinin kaybolmasını önlemek ve gerici güçlerin parlamentodaki sandalyeleri ele geçirmeye devam etmesini engellemek olduğunu vurguladı. Aktivistler ayrıca, deneyimli adayların katılımındaki düşüşe rağmen parlamentoda onlarca sandalye için rekabet olasılığına dikkat çekti.

Açıklamaya imza atanlar ise, “Bizim kriterimiz, güce ve servete erişim ya da kişisel bir ödül kazanmak değil, pratik olarak İran’ın kolektif çıkarlarını elde etmek için adımlar atmaktır” ifadelerini kullandı.

Hatemi, müttefiki eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin geçen ay Tahran’da ölümünün yedinci yıldönümü töreninde (Jamaran)
Hatemi, müttefiki eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin geçen ay Tahran’da ölümünün yedinci yıldönümü töreninde (Jamaran)

Reformist ‘Eteheda Melat’ ise dün dokuzuncu genel konferansının sonuç bildirisinde, “Bir yanda toplumsal hoşnutsuzluğun giderek artması ve çözülmemiş sorunların birikmesi, diğer yanda yöneticilerin halkın sorunlarını çözmede gözle görülür verimsizliği ve yöneticiler ile halk arasındaki belirgin uçurum; iktidarın radikal reformlara razı olmadan, reformistlerin her zaman harekete geçmenin gerekliliğini vurguladığı yaklaşım ve davranışı izlemeden mevcut çıkmazların aşılamayacağını gösteriyor” açıklamasında bulundu.

Eteheda Melat Partisi, yaptığı açıklamada, anayasadaki tek yasama organı olan parlamentonun yetkilerinin, hukuk dışındaki birçok paralel kurum tarafından elinden alındığını kaydetti.

Açıklamanın siyasi kısmında, “Parlamento fiilen sevilmeyen ve etkisiz bir organa dönüştü” denildi. Ayrıca partiler ve reformist güçler arasındaki koordinasyon çerçevesine atıfta bulunarak, partinin ‘bu seçimlerde reform cephesinin yanında hareket edeceği’ vurgulandı.

Parti, açıklamasında, “Güvenlik güçlerinin ve kurumlarının ülkenin kısmi ve kapsamlı meselelerine yaygın müdahaleleri, devlet kurumlarının birleştirilmesi hizmetinde tehlikeli ve zararlı bir yöntem haline geldi” ifadelerine yer verdi. Ayrıca, bu yanlış yöntemin sivil kurumlara kadar uzandığına dikkat çekti.

Açıklamada, reformist hareketten siyasi aktivistlerin hapsedilmesi de protesto edildi. Bunlar arasında 2011 yılından bu yana ev hapsinde tutulan Mustafa Taczadeh ve sosyolog Said Madani’nin yanı sıra reformist Mir Hüseyin Musavi ve eşi Zehra Rahnavard ile halefi Mehdi Karubi de bulunuyor.



Çin “Üçüncü Cephe’yi” yeniden mi açıyor?

Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
TT

Çin “Üçüncü Cephe’yi” yeniden mi açıyor?

Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)

Çin, Soğuk Savaş'ta uyguladığı "Üçüncü Cephe" stratejisini tekrar devreye sokuyor.

1964'te Mao Zedong'un başlattığı "Üçüncü Cephe" projesi, ABD ve Sovyetler Birliği'nden gelebilecek saldırılara karşı iç ve dağlık bölgelerde gizli sanayi ve savunma altyapısı kurulmasını hedefliyordu.

15 milyon kişinin çalıştığı dev proje, 1970'lerin sonundan itibaren ABD'yle ilişkilerin yumuşamasıyla rafa kaldırıldı. Bugün bu eski tesisler harabeye dönmüş durumda, çevrelerindeki yerleşimlerin büyük bölümü de boşalmış halde.

Ancak Guardian'ın analizine göre ABD-Çin ilişkilerinin yeniden gerilmesiyle Pekin yönetimi, iç bölgeleri tekrar stratejik bir "yedek sanayi ve savunma alanı" olarak konumlandırıyor.

Çin Komünist Partisi (ÇKP), Temmuz 2024'te "Çin'in stratejik hinterlandını geliştirme ve kilit sektörler için yedek planlar oluşturma" kararı almıştı.

Bu kapsamda, işgal tehdidine veya uluslararası pazarlardan izole olma riskine karşı dayanıklılığı artırmak için Çin'in uzak iç bölgelerindeki eyaletlerin kullanılması gerektiği vurgulanmıştı.

Analize göre 2024'teki bu kararlar, yeni bir "Üçüncü Cephe" stratejisinin devreye sokulduğunu gösteriyor.

Şi Cinping yönetiminin artan riskler karşısında savaş senaryolarına hazırlık yaptığına dikkat çekiliyor.

Çin tarihine odaklanan araştırmacı Covell Meyskens, Asya devinin eskiye kıyasla çok daha güçlü olduğunu vurgulayarak, ordusunun ABD güçleriyle savaşabilecek seviyede olduğunu hatırlatıyor.

ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi verilerine göre Şi'nin iktidara geldiği 2012'de Çin'in savunma harcamaları ABD'nin 6'da biri düzeyindeyken, 2024 itibarıyla bu oran üçte bire yükselerek 317,6 milyar dolara ulaştı.

Ayrıca Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne göre Çin'in silah ithalatı 2021-2025 döneminde önceki 5 yıla kıyasla en az yüzde 70 azaldı. Bu da ülkenin yerli üretim kapasitesindeki artışı gösteriyor.

Tarihçi Meyskens, bölgesel risklerin arttığına ve "Üçüncü Cephe" ideolojisinin yeniden canlandığına işaret ederek şunları söylüyor:

Kesinlikle yeniden düşmanca bir ortama dönülüyor. Bir tür soğuk savaşın içindeyiz.

Pekin ve Tokyo yönetimleri arasındaki gerginlikler de Tayvan meselesi nedeniyle son dönemde artıyor.

Japonya Savunma Bakanlığı, Kumamoto eyaletine Çin anakarasına ulaşabilecek iki uzun menzilli füze yerleştirildiğini bugün duyurdu.

Açıklamada bunun güvenlik ve savunma amacıyla yapılmış olduğu savunulsa da ÇKP'ye ait İngilizce yayın yapan Global Times'da bugün yayımlanan makalede Tokyo'nun hamlesi eleştirildi.

Analizde, Type 12 füzelerinin etkili bir saldırı kapasitesine sahip olduğu, Japonya'nın "barışçıl Anayasası'ndan uzaklaştığı" vurgulandı.

Independent Türkçe, Guardian, Global Times


NASA'nın şimdiden tarih yazan Artemis ekibinde kimler var?

Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
TT

NASA'nın şimdiden tarih yazan Artemis ekibinde kimler var?

Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)

NASA, 50 yıldan uzun süren bir aranın ardından 4 astronotu Ay'a göndermeye hazırlanıyor ve geri sayım resmen başladı.

İnsanlığın 1972'den bu yana ilk kez uyduyu ziyaret edeceği Artemis 2 görevinin, çeşitli ertelemelerden sonra 1 Nisan Çarşamba günü EDT 18.24'te (TSİ 2 Nisan 01.24) Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden fırlatılması bekleniyor. 

NASA'nın bu sefer Ay'a göndereceği ekipse, Apollo programıyla bu yolculuğu yapan 24 astronottan epey farklı.

12'si Ay'da yürüyen bu grubun tamamı Amerikalı beyaz erkeklerden oluşuyordu. 

Artemis 2'nin 4 kişilik mürettebatında ise bir kadın, bir siyah ve bir Kanadalı var.

Bu ekip Ay'a iniş yapmayacak ve hatta yörüngesine bile çıkmayacak. Ancak gidiş-dönüş yolculuklarında Apollo astronotlarından binlerce kilometre daha derinlere giderek Ay'ın karanlık tarafının eşi benzeri görülmemiş manzaralarıyla karşılaşacaklar. 

İşte gelecekteki Ay inişlerinin önünü açması hedeflenen Artemis 2 görevindeki astronotlar:

Reid Wiseman

10 günlük görevin liderliğini üstlenecek 50 yaşındaki Reid Wiseman, iki kızını tek başına büyütmeyi hayatının en büyük ve en tatmin edici mücadelesi olarak görüyor.

Emekli bir ABD Deniz Kuvvetleri kaptanı olan Wiseman, 2009'da NASA'ya astronot olarak katıldı.

2014'te Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 5 aydan uzun süre kaldı ve 2020-2022 döneminde Astronot Ofisi'nin başkanlığını yaptı.

dsvfr
Artemis 2, NASA'nın Space Launch System (Uzay Fırlatma Sistemi) roketi ve Orion uzay aracının ilk insanlı görevi (NASA)

2020'de eşini kanser nedeniyle kaybeden Wiseman'ın kızları, babalarının yeniden uzaya gitmesi fikrine başlangıçta pek sıcak bakmamış.

Wiseman durumu "Bunu konuştuk ve ben de 'Bakın, şu anda Dünya'daki tüm insanlar arasında, Ay'ın etrafında uçabilecek konumda olan sadece 4 kişi var. Bu fırsata hayır diyemem' dedim" diye anlatıyor.

Ardından kızlarının desteğini alan Wiseman, en zor kısmın onlardan ayrılmak değil "onlara yüklediği stres" olduğunu söylüyor.

2023'te göreve seçilen astronot o zaman yaptığı açıklamada NASA'nın Ay'a neden gittiği sorusuna "Çünkü insanları Mars'ta görmek istiyoruz" diye yanıt vermişti.

NASA'nın astronotlara yanlarında taşıma izni verdiği kişisel eşyalar arasında Wiseman, görev sırasında düşüncelerini not edebilmek için küçük bir not defteri götürmeyi planlıyor.

Victor Glover

12 yıldır NASA astronotu olarak görev yapan Glover, Artemis 2'de pilot koltuğunda oturacak.

Eski bir ABD Deniz Kuvvetleri savaş pilotu ve test pilotu olan Glover, ABD uzay ajansının az sayıdaki siyah astronotundan biri.

Test uçuşu mühendisliği de dahil üç yüksek lisans derecesi bulunan astronot, aynı zamanda Ay'a giden ilk siyah kişi olacak.

Evli ve 4 çocuk babası olan 49 yaşındaki Glover, "NASA beni hazırlamak için ne kadar zaman ve emek harcıyorsa, ben de ailemi hazırlamak için aynı ölçüde çaba gösteriyorum" diyor.

Ayrıca görev süresince mürettebatın aileleriyle yakın temas kuracak bir astronotun Dünya'da görevlendirilmesinden memnun olduğunu söylüyor.

Göreve hazırlanırken 1960'lardaki görevlerin makalelerini inceleyen pilot, astronotları ve onların ailelerini düşünmeye başladığını belirtiyor.

Glover "Kendimizi keşfetmeye itmek, kimliğimizin özüdür" diyerek ekliyor:

İnsan olmanın bir parçası... Nerede olduğumuzu, neden burada bulunduğumuzu ve evrendeki yerimize dair büyük soruları anlamak için keşfe çıkıyoruz.

Glover yanına bir İncil, evlilik yüzükleri ve aile yadigarlarının yanı sıra Apollo 9 astronotu Rusty Schweickart tarafından derlenen ilham verici alıntılar koleksiyonunu almayı planlıyor.

Christina Koch

Görev uzmanı olarak Artemis 2'de yer alan Christina Koch, 2019'da Uluslararası Uzay İstasyonu'nda 328 gün geçirerek tek seferde uzayda en uzun süre kalan kadın rekorunu kırdı.

Bu dönemde tamamen kadınlardan oluşan ilk uzay yürüyüşüne de katıldı.

47 yaşındaki mühendis ve fizikçi, 2013'te NASA'ya katılarak daha sonra Maryland'deki Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nde Dünya gözlem uyduları üzerinde çalıştı.

Koch'un Ay'a gidecek ilk kadın olma yolculuğu bir fotoğrafla başlamış. Apollo 8 görevindeki Bill Anders'ın ünlü "Dünya'nın doğuşu" fotoğrafını odasına asmış ve deklanşöre otomatik bir kameranın değil, bir insanın bastığını öğrendiğinde astronot olmaya karar vermiş.

NASA tarafından çağrılmadan önce Koch, Güney Kutbu'ndaki bir araştırma istasyonunda bir yıl geçirdi.

Bilim insanı 2020'de yaptığı bir açıklamada "Beni küçük hissettiren, evrenin büyüklüğünü, evrendeki yerimi düşünmemi sağlayan şeyleri çok severim" demişti.

Koch geçmiş görevleri sayesinde ailesini ve arkadaşlarını duruma alıştırdığını söylüyor:

Şu ana kadar çevremdekilerden pek endişe duyan olmadı. Belki köpeğim hariç ama ona bunun sadece 10 gün süreceğini açıkladım. Geçen seferki kadar uzun sürmeyecek.

Ayrıca iletişim, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki kadar rahat olmayacağı için eşinin evde bir şeyi bulamadığında kendisini arayamayacağını söyleyerek espri yapıyor.

Koch uzaya giderken, yakın olduğu kişilerin elleriyle yazdığı notları alıyor.

Jeremy Hansen

İlk uzay yolculuğuna çıkmaya hazırlanan Jeremy Hansen, aynı zamanda böyle bir göreve seçilen ilk Kanadalı olmanın sorumluluğunu da taşıyor.

Kanada Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde görev yapmış eski bir savaş pilotu ve fizikçi olan Hansen, 2009'da Kanada Uzay Ajansı'na katıldı.

Daha önce hiç uzaya gitmese de NASA'nın Johnson Uzay Merkezi'nde yeni astronotların eğitiminde önemli bir rol oynadı.

Evli ve üç çocuğu olan fizikçi, uzaya duyduğu hayranlığının kökenini tıpkı Koch gibi Apollo 8'e borçlu. 
 

vd
Artemis görevindeki başka bir mürettebatın 2028'de Ay yüzeyine inmesi planlanıyor

Kanada'nın kırsal kesiminde büyüyen Hansen, Buzz Aldrin'in Ay yüzeyinde durduğu bir fotoğrafı gördükten sonra ağaç evini hayali bir uzay gemisine dönüştürmüş.

Görev uzmanı olarak ekibe katılan astronot, Apollo görevinde insanları Ay'a göndermenin ne kadar büyük bir çaba gerektirdiğini ancak şimdi anladığını söylüyor.

Hansen "Şimdi dışarı çıkıp Ay'a baktığımda, bana eskisinden biraz daha uzak geliyor" diyerek ekliyor:

Videolarını izlerken düşündüğümden çok daha zor olduğunu ayrıntılarıyla anlıyorum.

Kanadalı astronot, eşi ve çocuklarına hediye ettiği, Ay şeklindeki kolye uçlarının yanı sıra akçaağaç şurubu ve akçaağaç kurabiyelerini de uzaya götürecek.

Independent Türkçe, Science Alert, CNN, BBC, NASA


İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
TT

İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)

Almanya'da radikal sağcılar, yükselen akaryakıt fiyatları nedeniyle Rusya'dan enerji tedarikinin artırılması gerektiğini savunuyor.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bu ayki eyalet seçimlerinde önemli sonuçlar elde ettikten sonra, Rusya'dan ucuz enerji tedariki için uzun süredir devam eden çağrılarını yeniden gündeme getirdi.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı saldırılarıyla patlak veren savaşın başından bu yana Almanya'da benzin fiyatları yüzde 15'in üzerinde arttı.

AfD'nin yükselen akaryakıt fiyatları üzerinden kurduğu söylem, ülkenin otomotiv endüstrisinin merkezi olan Baden-Württemberg'deki seçmenler arasında büyük yankı buldu.

Radikal sağcı partinin eyaletteki başbakan adayı Markus Frohnmaier, seçim kampanyasında bu meseleye odaklandıklarını belirtiyor:

Almanya ekonomisinin şu anki durumu vahim. Almanya'nın enerji bağımsızlığı ve uygun fiyatlı elektrik için yeniden Rus doğalgazı ve petrolü ithal etmeye başlaması hayati önem taşıyor.

2022'de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından önce Moskova, Almanya'nın ham petrol ithalatının üçte birinden fazlasını ve doğalgaz ihtiyacının yarısından fazlasını karşılıyordu.

Ancak Kuzey Akım'a sabotaj düzenlenmesi ve Avrupa Birliği'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları nedeniyle Berlin yönetimi Norveç, Hollanda ve Belçika'dan enerji tedarik ediyor.

Alman istatistik kurumunun verilerine göre, az miktarda sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) dolaylı ithalatı dışında Rus petrolü ve doğalgazı alınmıyor.

AfD uzmanı Johannes Hillje, "Bu argüman, soyut jeopolitik açıklamalara kıyasla insanların günlük yaşamlarıyla çok daha yakından bağlantılı" diyor.

Ancak Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakar Hıristiyan Demokratlar (CDU) partisinden Parlamento Dışişleri Komisyonu üyesi Roderich Kiesewetter, AfD'nin bu çağrıları tekrar gündeme getirmesini eleştiriyor:  

AfD, Almanya'da kasıtlı olarak Rus söylemlerini yaygınlaştırıyor. Rusya'dan petrol ve doğalgaz ithalatının artması, Avrupa'nın güvenliği ve ortaklarımızın güveni açısından felaket olur.

Almanya'nın güneybatısındaki Baden-Württemberg eyaletinde 8 Mart'ta düzenlenen Meclis seçiminde, Yeşiller partili Cem Özdemir zafer kazanarak ilk Türk kökenli eyalet başbakanı olmuştu.

Diğer yandan AfD'nin oy oranını neredeyse ikiye katlayarak yüzde 18,8'e çıkarması dikkat çekmişti. Genelde doğu eyaletlerinde yüksek oy toplayan parti, bir batı eyaletinde şimdiye kadar aldığı en yüksek oy oranına ulaşmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, DW Türkçe