Macron: Filistin devletini tanımak Fransa için tabu değil

Ürdün Kralı, Fransa Cumhurbaşkanı ile görüştü ve iki devletli çözümün önemini vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron dün öğleden sonra Elysee Sarayı’na Ürdün Kralı 2. Abdullah ile bir araya geldi. (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron dün öğleden sonra Elysee Sarayı’na Ürdün Kralı 2. Abdullah ile bir araya geldi. (AP)
TT

Macron: Filistin devletini tanımak Fransa için tabu değil

Fransa Cumhurbaşkanı Macron dün öğleden sonra Elysee Sarayı’na Ürdün Kralı 2. Abdullah ile bir araya geldi. (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron dün öğleden sonra Elysee Sarayı’na Ürdün Kralı 2. Abdullah ile bir araya geldi. (AP)

Hamas ile İsrail arasında geçtiğimiz ekim ayında Gazze savaşının patlak vermesinden bu yana Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ürdün Kralı 2. Abdullah’la birlikte dün öğleden sonra basına yaptığı yazılı açıklamada kullandığı ifadeleri nadiren kullandı. Macron ve Kral Abdullah, bir çalışma yemeği çerçevesinde düzenlenen görüşme oturumunun başlamasından önce açıklamada bulundu. Görüşmede Gazze’deki gelişmelere, ateşkese ulaşma çabalarına, Gazze Şeridi sakinlerine. Gıda yardımı ulaştırmaya ve 2014’ten bu yana dondurulan siyasi süreci yeniden başlatmak için çalışmaya odaklanıldı.

Paris dün Ürdün Kralı’nın ABD, Kanada ve İngiltere’yi kapsayan ve Berlin’de sona erecek olan turun dördüncü durağıydı.

Bakış açılarının uyumu

Macron ve Kral 2. Abdullah’ın söz konusu açıklamalarında savaştan ve beraberinde gelen trajedilerden kurtulmak için önceliklerin belirlenmesi ve yol haritasının çizilmesinde bir uyum olduğu görülüyor. Bu sonuç şaşırtıcı değil, çünkü iki ülkenin liderleri sürekli iletişim halinde. Son toplantıları geçen aralık ayında Ürdün’de gerçekleşti. Ürdün Kralı’nın Cumhurbaşkanı Macron’la yaptığı görüşmenin sıcaklığı, arabasından indiğinde gördüğü karşılama ve ardından gelen uzun kucaklaşmalar bunu gösteriyor.

Macron, Ürdün Krallığı tahtına çıkışının 25’inci yıl dönümünde 2. Abdullah’ı tebrik etmeyi ve onları birbirine bağlayan dostluk ve güvene imada bulunmayı da ihmal etmedi. Ortadoğu’da gerçek ve kalıcı barışa ulaşma konusunda aynı derin bağı ve aynı kararlılığı paylaştıklarını vurguladı. Macron ayrıca şu açıklamada bulundu:

“İsrail halkının güvenlik ihtiyaçlarına ve Filistin halkının meşru özlemlerine yanıt veren tek uygulanabilir çözümün iki devletli çözümün etkili bir şekilde uygulanması, yani İsrail ile yan yana ve barış ve güvenlik içerisinde yaşanabilir bir Filistin devletinin kurulması olduğunu biliyoruz. Bu, bir gerçeklik haline gelmeli.”

Fotoğraf Altı: Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah, başkanlık sarayında basın mensuplarına açıklamalarda bulundular. (EPA)
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah, başkanlık sarayında basın mensuplarına açıklamalarda bulundular. (EPA)

Her ne kadar bu hedefe ulaşmak hala çok uzak ve karmaşık olsa da Macron’a göre Fransa’nın üzerinde çalıştığı mutlak öncelik, tüm sivillerin korunmasına ve geniş bir alana acil yardım akışına olanak tanıması gereken bir ateşkes anlaşmasına varmaktır. Macron’a göre bu savaşın insani bedeli artık dayanılmaz hale geldi. Fransa Cumhurbaşkanı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yakın zamanda telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini söylerken, ‘İsrail’in Refah’a saldırısının yalnızca benzeri görülmemiş bir insani felakete yol açacağı ve bu çatışmada bir dönüm noktası olacağı konusunda uyarıda bulunduğunu belirtti. “Ürdün ve Mısır, nüfusun zorla ve kitlesel olarak yerinden edilmesiyle ilgili endişelerini paylaşıyor” diyen Macron, bu yerinden edilmenin sadece uluslararası hukukun ciddi bir ihlali olmadığını, aynı zamanda bölgesel bir gerilime yol açabilecek büyük bir tehlike olduğunu da vurguladı.

Mutlak bir insani acil durum içinde yaşayan Gazze halkına yardım ulaştırmak, Fransa’nın ikinci önceliği sayılıyor. Macron, mevcut insani yardım erişiminin yetersiz olduğunu belirtirken, “Gazze’deki siviller açlık ve hastalıktan ölüyor” uyarısında bulundu. Netanyahu’dan Aşdod limanını açmasını ve Ürdün’den Gazze’ye yardım ulaştırmak için ek bir insani merkez haline gelebilecek doğrudan bir kara yolu açmasını istediğini ve Fransa’nın buna katkıda bulunmaya hazır olduğunu dile getirdi. Durumun trajik olduğu kuzey Gazze Şeridi de dahil olmak üzere tüm geçiş noktalarının açılması gerektiğini de vurgulayan Macron, Ürdün’le ortaklığa ve yardım ulaştırmak için Mısır’la iş birliğine değinirken, Gazze’deki Ürdün hastanelerine destek verildiğini ve desteklerin bir kısmının paraşütle teslim edildiğini ifade etti.

Filistin devletinin tanınması

Pek çok taraf ve ülkenin yanı sıra Fransa’nın da üçüncü önceliği, herkes için barış ve güvenliğe ulaşma umudunu yeniden canlandırmak. Bu da tüm bölgede, özellikle Lübnan ve Kızıldeniz’de yangınların önlenmesi anlamına geliyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre nihai hedef iki devletli çözümün uygulanmasına yönelik kararlı ve geri dönülemez bir yaklaşım. Macron, cumhurbaşkanlığının üstlendiği yedi yıldan bu yana ilk kez, ‘Filistin devletinin tanınmasının Fransa için tabu olmadığını’ belirtti. Macron şu açıklamada bulundu:

“Bunu, uzun zamandır umutları bastırılan Filistinlilere borçluyuz. Bunu, yüzyılımızın en büyük Anti-semitizm pogromuna maruz kalan İsraillilere borçluyuz. Kaos tacirlerinden ve intikam tohumları ekenlerden kaçmak isteyen bölgeye de bunu borçluyuz.”

Macron ayrıca Paris’in çatışmanın özellikle İran’a yayılmasını önlemek için tüm bölgesel aktörlere mesajlar ilettiğini vurgularken, Batı Şeria’da gerilimin devam ettiğini hatırlattı ve Netanyahu’dan Filistinlilere yönelik ‘yerleşim politikasına ve yerleşimci şiddetine son verilmesini"’ sağlayacak ‘kesin taahhütler’ talebini yineledi. Paris’in yerleşimcilerden oluşan bir gruba (28 kişi) yaptırım uygulanmasını onayladığına dikkati çeken Macron, Paris’in Avrupa çerçevesinde iki devletli bir çözüm için Güvenlik Konseyi’nde ve aynı zamanda bölgesel ortaklarla çalışmaya hazır olduğunu dile getirdi.

Macron’un mesajları, Ürdün Kralı’nın ziyaretleri boyunca vurguladığı ana mesajlarla bütünleşmiş durumda ve tutarlıydı. Ürdün Kral 2. Abdullah, Fransa Cumhurbaşkanı ile görüşmesini ‘bu savaşa son vermek ve bu insani felaketle baş etmek için koordinasyon’ olarak nitelendirdi. Ayrıca kalıcı bir ateşkes sağlamak için ellerinden gelen her şeyi yapma çağrısında bulundu. 1,4 veya 1,5 milyon insanın Refah’ta çok dar bir alana itilmesini kınayan Kral Abdullah, bu durumun kesinlikle kabul edilemez sonuçları olduğunu söyledi. Ayrıca Gazze, Kudüs ve Batı Şeria’da da bu eylemler sonucunda bölgede gelecekte yaşanacak gelişmelerin veya yangınların önlenmesi konusunda uyarıda bulundu.

2. Abdullah, iki devletin kurulması temelinde barışa yol açacak siyasi bir çözüm bulunması çağrısı yaptı. Avrupa’nın oynayabileceği role dikkat çekerek, “Filistinliler, İsrail ve tüm bölge için barışı ve güvenliği garanti etmenin tek yolu budur” dedi. Fransa’ya ‘ateşkes sağlama ve tıbbi yardım da dahil olmak üzere yardım sağlama çabaları ve tüm geçişlerin açılması çağrısı’ nedeniyle teşekkür eden Ürdün Kralı, yaklaşık iki milyon Filistinlinin kıtlığın eşiğinde yaşadığını belirterek, daha ileriye gidilmesi gerektiğini vurguladı.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe