Trump, seçim kampanyasını finanse etmek için ayakkabı satışına başladı

Yasal sorunlarına rağmen popülaritesi artıran Trump, "Teslim Olmak Yok" sloganlı spor ayakkabılarını tanıtıyor.

Trump, Cumartesi günü Philadelphia'da yeni spor ayakkabısını sergiledi (AP)
Trump, Cumartesi günü Philadelphia'da yeni spor ayakkabısını sergiledi (AP)
TT

Trump, seçim kampanyasını finanse etmek için ayakkabı satışına başladı

Trump, Cumartesi günü Philadelphia'da yeni spor ayakkabısını sergiledi (AP)
Trump, Cumartesi günü Philadelphia'da yeni spor ayakkabısını sergiledi (AP)

Florida'daki federal mahkemede yapılacak kapalı oturumla haftaya başlayacak olan Amerika Birleşik Devletleri eski Başkanı Donald Trump, Güney Karolina'da yapılacak ön seçimle haftayı tamamlayacak. Öte yandan Trump, kampanyasını finanse etmek için sıradışı bir adım attı. Trump, 399 dolara satılacak altın renkli spor ayakkabı tanıttı. Ayakkabının lansmanı, Trump'ın emlak dolandırıcılığı suçundan 355 milyon dolar para cezasına çarptırılmasının ardından yapıldı.

Hukuki zorluklarına rağmen Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin başkanlık adaylığı yarışında, tek rakibi Nikki Haley'in önünde lider konumunu korumaya devam ediyor. Yoğun mahkeme programı, Trump'ı seçim kampanyasını sürdürmekten ve geniş kitlelerden aldığı desteği pekiştirmekten alıkoymuyor. Aksine bu süreci cadı avı olarak tanımlayarak seçim şansını artırma fırsatı olarak kullanıyor.

Bu çabaların bir parçası olarak Trump, Pensilvanya'nın Philadelphia şehrinde düzenlenen bir etkinlikte, "Teslim Olmak Yok" sloganıyla tanıttığı 399 dolar fiyat etiketli yeni promosyon ürünü olan altın renkli bir spor ayakkabıyı piyasaya sürdü. Bu ürün lansmanı, New York'taki ticari dolandırıcılık suçlaması nedeniyle 355 milyon dolar para cezasına çarptırılmasından birkaç saat sonra gerçekleşti.

Trump daha sonra, başkanlık seçimlerinin kritik eyaletlerinden Michigan'a geçti ve orada Amerikan yargı sistemine yönelik eleştirilerini içeren öfkeli bir konuşma yaptı. Kendisine bu büyük para cezasını veren New York yargıcı Arthur Engoron'u hedef alarak, bu davanın "tam bir sahtekarlık" olduğunu ve seçim kampanyasındaki ilerleyişini engellemeyi amaçladığını savundu. Trump, seçim etkinliklerinde sık sık bu iddiaları tekrarlayarak Joe Biden yönetimini yargıyı siyasallaştırmakla suçladı.



Trump: Ekonomik baskı savaş ihtimalini dışlamıyor

İran'a uygulanan ablukaya destek veren 20'den fazla savaş gemisinden biri olan USS Ross destroyerinin güvertesine inen bir helikopteri izleyen Amerikalı denizciler (CENTCOM)
İran'a uygulanan ablukaya destek veren 20'den fazla savaş gemisinden biri olan USS Ross destroyerinin güvertesine inen bir helikopteri izleyen Amerikalı denizciler (CENTCOM)
TT

Trump: Ekonomik baskı savaş ihtimalini dışlamıyor

İran'a uygulanan ablukaya destek veren 20'den fazla savaş gemisinden biri olan USS Ross destroyerinin güvertesine inen bir helikopteri izleyen Amerikalı denizciler (CENTCOM)
İran'a uygulanan ablukaya destek veren 20'den fazla savaş gemisinden biri olan USS Ross destroyerinin güvertesine inen bir helikopteri izleyen Amerikalı denizciler (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, İranlıların ‘anlaşma yapmayı çok istediklerini’ ancak Washington'ın istediği anlaşmaya hazır olmadıklarını söylerken İran’a yönelik ekonomik baskının askeri bir çatışmaya dönüşme ihtimalini dışlamadığını vurguladı.

ABD'nin Hürmüz Boğazı çevresindeki bölge üzerinde geniş bir kontrole sahip olduğunu belirten Trump, Washington'ın çatışmadaki gelişmeleri izlediğini açıkladı.

Öte yandan Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, yaptırımların ve deniz ablukasının İran ekonomisini ciddi şekilde zayıflattığını belirterek ülkeyi ‘tamamen iflas etmiş’ olarak nitelendirdi. Yetkili, Trump’ın elinde, önümüzdeki haftalarda daha güçlü bir şekilde kullanmakla tehdit ettiği ‘çeşitli baskı kozları’ olduğunu da sözlerine ekledi. Ancak yetkili, Washington'ın ekonomik baskıların Tahran'ı taviz vermeye itebileceğine inandığı bir dönemde, İran'la savaş ve krizi sona erdirmenin olası yolları konusunda Beyaz Saray içinde görüş ayrılıkları bulunduğunu da kabul etti. Bu açıklamalar, ABD yönetiminin önündeki seçeneklerin yalnızca ekonomik yaptırımlarla sınırlı olmadığını gösterdi.

ABD ve İran, Washington'ın yarın açıklayacağı ve ABD yönetiminin ‘tarihin en ağırı’ olarak nitelendirdiği yeni ekonomik yaptırım paketinin arifesinde karşılıklı meydan okuyan mesajlar vermeye devam ediyor. Bu durum, yaptırımların etkilerinin başta Çin olmak üzere Tahran'ın ticari ortaklarına sıçramasından duyulan endişelerin gölgesinde gerçekleşiyor. Kpler şirketinin 2025 yılı verilerine göre Çin, deniz yoluyla taşınan İran petrol sevkiyatının yüzde 80'inden fazlasını aldı.

Bu son gerilim, iki ülke arasındaki savaşın altıncı ayını doldurmaya yaklaştığı bir dönemde yaşanırken şu an için aralarındaki doğrudan çatışmalar durmuş olsa da Washington ve Tahran müzakere masasına dönmeye hazır görünmüyor. Hürmüz Boğazı ise, üzerinden yapılan petrol sevkiyatı trafiğinin benzeri görülmemiş seviyelere gerilemesiyle birlikte ‘en belirgin gerilim noktası’ olmaya devam ediyor.


Tahran, Irak petrolünün Hürmüz'den geçişine izin verilmesinin ardından Bağdat'tan doğalgaz ve elektrik borçlarını talep ediyor

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Irak'ın Kerbela kentindeki bir basın toplantısı sırasında, 20 Ağustos 2026 (AFP)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Irak'ın Kerbela kentindeki bir basın toplantısı sırasında, 20 Ağustos 2026 (AFP)
TT

Tahran, Irak petrolünün Hürmüz'den geçişine izin verilmesinin ardından Bağdat'tan doğalgaz ve elektrik borçlarını talep ediyor

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Irak'ın Kerbela kentindeki bir basın toplantısı sırasında, 20 Ağustos 2026 (AFP)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Irak'ın Kerbela kentindeki bir basın toplantısı sırasında, 20 Ağustos 2026 (AFP)

Bilgi sahibi kaynaklar dün, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın Iraklı yetkililerle Bağdat'ın ödemesi gereken doğalgaz ve elektrik borçlarını, Irak petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine izin verilmesiyle eş zamanlı olarak görüştüğünü bildirdi.

Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Şarku'l Avsat gazetesine konuşan kaynaklara göre Kalibaf, Iraklı yetkililerle Irak'ın 12 milyar Amerikan dolarını aşan borç meselesini ele aldı.

İran resmi haber ajanslarının aktardığına göre Tahran'ın borç talebi, Irak petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine izin vermesinin ardından geldi.

İran haber ajansı IRNA, Irak’ın İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın Irak'a yaptığı ziyaret de dâhil olmak üzere çeşitli kanallar aracılığıyla petrol tankerlerinin geçişi için talepte bulunduğunu bildirdi. IRNA, Irak'ın petrolünün büyük bir bölümünü ihraç etmek için Hürmüz'den başka bir seçeneği olmadığına dikkati çekti.

Kalibaf, Irak ziyaretini tamamlamadan kısa bir süre önce, ülkesinin Irak'ın içişlerine ‘kesinlikle’ müdahale etmeyeceğini söylerken, aynı zamanda Irak'ın, İran'ın ‘bölgenin yeni güvenlik sisteminde’ etkili bir rol oynayabileceği ilk ülke olduğuna işaret etti.


Barack, “herhangi bir hatanın ağır sonuçları” konusunda uyardı

Suriye’deki “Ebu Zuhur” Askeri Havaalanı (Reuters)
Suriye’deki “Ebu Zuhur” Askeri Havaalanı (Reuters)
TT

Barack, “herhangi bir hatanın ağır sonuçları” konusunda uyardı

Suriye’deki “Ebu Zuhur” Askeri Havaalanı (Reuters)
Suriye’deki “Ebu Zuhur” Askeri Havaalanı (Reuters)

ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur Havalimanı'nı bombalamasının “İsrail'in Türkiye'yi provoke etme girişimi” kapsamında değerlendirilebileceğini belirterek, bunun “tehlikeli bir oyun” olduğunu söyledi. Barrack, “Herhangi bir hata ağır sonuçlara yol açabilir” uyarısında bulundu.

Barrack, Mario Nawfal'ın YouTube'daki podcast programında ve ABD'nin PBS kanalına yaptığı açıklamalarda, bu tür saldırıların bölgedeki istikrar üzerindeki etkisine dikkat çekti. Barrack, 2014'ün sonlarında Türkiye'nin Suriye sınırında bir Rus uçağını düşürmesi olayını hatırlatarak, söz konusu olayın “bölgesel gerilimlerin artmasına neden olduğunu” ifade etti.

Ankara ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin izlediği ve seçim kazanımlarını da hedeflediğini belirttiği “ucuz siyasetin”, “ne İsrail toplumunda ne bölgede ne de uluslararası kamuoyunda herhangi bir karşılık bulduğunu” kaydetti.