Kanada, İran rejimi yetkilileri için sığınağa dönüşüyor

Muhalefete tepki olarak Kuzey Amerika ülkesinde akrabalarının yanında kalan etkili isimlere yönelik soruşturma

İran Lideri Ali Hamaney (AFP)
İran Lideri Ali Hamaney (AFP)
TT

Kanada, İran rejimi yetkilileri için sığınağa dönüşüyor

İran Lideri Ali Hamaney (AFP)
İran Lideri Ali Hamaney (AFP)

Daryuş Mimar 

İran Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf'ın oğlunun Kanada Göç Örgütü'ne yönelik şikayeti ve burada ikamet etmek için vize alma girişimi medyanın, rejim yetkilileri ve yakınlarının bu ülkeye gitme arzusunun sırrını bir kez daha araştırmasının kapılarını açtı.

Aslına bakılırsa İran rejiminde üst düzey yetkililere yakın olan ve Kanada'da ikamet etmek isteyen tek kişi İshak Kalibaf değil.

İran rejimine karşı çıkan grupların aylarca süren protestolarının ardından Kanada Göçmenlik Bürosu, Kanada'da ikamet eden ve Tahran'daki rejimle bağlantısı olduğundan şüphelenilen 100 İran uyruklu şahıs hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Üst düzey İranlı yetkililerin ve akrabalarının Kanada'daki ikametlerine ilişkin bir soruşturma, uzun süredir İran rejimine karşı çıkanların Kanada hükümetinden taleplerinden biri oldu.

Bu bağlamda İran rejimindeki bazı eski yetkililerin ihraç edilme süreci başlamış gibi görünüyor.

Bu bağlamda Kanada medyası, bazı İranlıların yaptığı göçmenlik başvurularını incelerken şu ana kadar 9'u Kanada topraklarında ikamet eden 10 kişinin başvurusunun reddedildiğini, Göçmenlik Dairesi'nin bunları dinlemek için duruşma yapmayı planladığını belirtti.

Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde İçişleri Bakanlığı sözcüsü Salman Samani'nin davası, Kanada hükümetinin İran rejimindeki eski yetkilileri ihraç etme konusundaki ciddiyetini gösteren en önemli dava.

Samani, savunma oturumlarında Kasım 2019'da protestocuların bastırılmasından haberdar olan İçişleri Bakanlığı yetkililerinden biri olmakla suçlandı.

Ancak İran İçişleri Bakanlığı'ndaki bu eski yetkili, bu suçlamaları reddetti ve faaliyetlerinin çoğunun Koronavirüs salgınıyla mücadele alanında olduğunu iddia etti.

Basında çıkan haberlere göre Samani, İran rejiminin politikalarına karşı olduğunu iddia ederken Kanada Sınır Ajansı bu iddiayı reddetti. Samani'nin yanı sıra Kanada topraklarından sınır dışı edilmek üzere olan eski bir yetkili daha var.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde İran Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Bilgi ve İletişim Teknolojileri Dairesi Genel Müdürü Mecid Iranmansh, Kanada topraklarından sınır dışı edilmesi muhtemel ikinci yetkili olarak kabul ediliyor ve Kanada Göçmenlik Dairesi sözcüsü Anna Pope, "yönetiminin Mecid Iranmenesh'in dosyasını 29 Kasım 2023'te aldığını ve değerlendirilmek üzere Toronto Şehri Göçmenlik ve Mülteci Kurulu'na gönderdiğini" duyurdu.

Aslında İran rejiminin Kanada'ya göç etmiş eski yetkililerinden çok bilinen isimler de var.

İran Merkez Bankası'nın eski CEO'su ve 3 trilyon tümenin (2,9 milyar dolar) zimmete geçirilmesi davasının baş sanığı Mahmud Havri, bu isimlerin en ünlülerinden biri.

Ancak davanın sanıkları tutuklanmadan ve yargılama başlamadan kaçtı.

Mahmud Havri, başkent Tahran'daki Devrim Mahkemesi tarafından ekonomik sisteme zarar vermek suçlamasıyla 20 yıl, rüşvet suçlamasıyla ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Mahmud Havri’nin isminin 2016 yılında Interpol tarafından sanıklar listesinden çıkarılmasının ardından, İran'dan çıkışı konusunda hiyerarşideki etkili kişiler arasında koordinasyon olduğu yönünde bir söylenti ortaya çıktı.

Havri’nin evi ve bu eski merkez bankası yetkilisinin lüks hayatına ilişkin yayınlanan fotoğraflar, Kanada ve İran'daki rejim karşıtı birçok İranlıyı endişelendirdi.

Ağustos 2012'de eski Kanada Başbakanı Stephen Harper, Mahmud Havri’nin ülkesine nasıl girip oturma vizesi aldığına ilişkin soruşturma çağrısında bulunmuştu.

Harper'ın talebinin üzerinden 11 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Havri’nin ne sınır dışı edilmiş ne de İran'a geri gönderilmiş olması dikkat çekici.

Eski Kanada Başbakanı Stephen Harper (Arşiv - Reuters)
Eski Kanada Başbakanı Stephen Harper (Arşiv - Reuters)

Listedeki ikinci isim, 2003'teki protestoların bastırılmasında önemli bir rol oynamasına rağmen Kanada'da ikamet eden Tahran Polis Şefi ve İran'ın başkenti Belediye Meclisi Başkan Yardımcısı Murteza Talai.

Tahran'daki kampüs olaylarının yıldönümünde protestocu öğrencilerin ve gençlerin tutuklanması, Talai’nin protestocuları bastırmada oynadığı önemli rolü gösteren en iyi örnek.

Murteza Talai’nin fotoğraflarının Kanada'da yayılmasının ardından sorumlu memur/Talai? kendisinin başkent Tahran'daki "Bel Tabiat" bölgesinde dolaşırken çekilmiş bir videosunu yayınladı ve Kanada'ya seyahat ettiği haberinin sadece bir söylenti olduğunu iddia etti ancak daha sonra geri döndü ve Kanada'ya yaptığı ziyaretin daimi ikamet için değil, geçici olduğunu söyledi.

Kasım 2022'de Kanada hükümeti, Murteza Talai’nin adını "ağır ve sistematik insan hakları ihlallerindeki" rolleri nedeniyle yaptırımlara tabi olan İran rejimine bağlı liderler ve askeri kurumlar listesine dahil etti.

Hasan Ruhani döneminin Sağlık Bakanı Hasan Gazizade Haşimi de Kanada'da ikamet eden bir diğer İranlı yetkili.

"Cihad el-Bina" örgütünün kurucularından biri ve İran'ın en ünlü göz doktorlarından biri olarak kabul edilen Gazizade Haşimi'nin Kanada'yı gezerken çekilen fotoğrafları, İranlı rejim yetkililerinin bu ülkede sahip olduğu hareket özgürlüğünü gösteriyor.

Kanada Göçmenlik, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanı Marc Miller, X platformunda yaptığı açıklamada, "Yapılan değerlendirmelere göre, Hüseyin Gazizade Haşimi'nin Kanada'da geçici kalış süresini maksimum 36 ay ile sınırlamak için yetkilerimi kullandım" dedi.

Daha sonra Kültürel Miras Haber Ajansı Direktörü Mercan Şeyh el-İslami el-Aka adı Kanada'da ikamet eden İranlı şahsiyetlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Mercan’ın siyasi sistemde herhangi bir yönetici pozisyonu olmadığı doğrudur ancak petrokimya davası olarak bilinen mali yolsuzluk davasında hüküm giymiş ve İran polisi Kanada hükümetine onun iade edilmesi yönünde talepte bulundu.

Mercan’ın, İran rejimine uygulanan ve 7 milyar dolar değerinde büyük mali yolsuzluğa yol açan petrol ve petrokimya yaptırımlarının atlatılmasında oynadığı rol göz önüne alındığında İran rejimiyle bağlantılı kurumlarla işbirliği yaptığı düşünülen kişiler arasında yer aldı.

Kirli/ kara paraya kolay köprü

İran rejiminin muhalifleri, yaptırımlara rağmen Havri, Şeyh el-İslami ve diğerlerinin Kanada'yı seçtiğini, çünkü buranın kara paranın transferi için kolay bir köprü görevi gördüğünü, yetkililerin ve yakınlarının gözünde Kanada’nın güvenli bir yer olarak görüldüğünü düşünüyor.

Ruhullah Humeyni'nin torunu Naima İşraki’nin kızı Naima Tahiri de Kanada'da ikamet eden İran rejimiyle bağlantılı figürlerden biri olarak kabul ediliyor.

Naima, yaşam tarzı rejimin İranlılara dayattığı yaşam tarzıyla tamamen çelişen bir kız.

Kanada'da ikamet eden İranlılar, bu ülkede rejim destekçilerinin varlığını protesto etmek için Naima’nın evinin önünde toplandı.

Rejimin kurucusu Ruhullah Humeyni'nin torununun kızı, Kanada'da yaşayan üst düzey İranlı rejim yetkililerinin akrabaları listesindeki son kişi değil.

Hatta üst düzey hükümet yetkililerinin çocuklarının ve akrabalarının Kanada ve diğer ülkelerde ikamet ettiğini doğrulayan resmi olmayan haberler bile var.

Naima İşraki, Ruhullah Humeyni'nin torunu (Sosyal paylaşım siteleri)
Naima İşraki, Ruhullah Humeyni'nin torunu (Sosyal paylaşım siteleri)

Rejimin, politikalarını kendisine düşman olarak değerlendirdiği Amerika ve Kanada gibi ülkelerde ikamet etmek ve yaşamak, üst düzey İranlı yetkililerin davranışlarındaki çelişkiyi açıkça ortaya koyuyor.

Çocuklarının bu ülkelerde ikamet ettiği ortaya çıkınca bu yetkililer, çocuklarının bu ülkelerde bulunmasının rejimin çıkarlarına uygun olduğunu iddia etti.

Bu iddia, rejim muhalifleri tarafından bu kişilerin sınır dışı edilmesinin gerekliliğini doğrulamak için kullanıldı.

İran rejimiyle iş birliği yapan bu kişilerin tam sayısı konusundaki belirsizlik, Kanada medyasında hükümet yetkililerinin akrabaları olan yaklaşık 700 kişinin Kanada'da bulunma ihtimaline ilişkin bir haberin yayınlanmasıyla daha da arttı.

Muhafazakar Parti lideri Pierre Balliot bu raporu dehşet verici olarak nitelendirdi ve bu kişilerin ülkesinden sınır dışı edilmesi çağrısında bulundu.

Global News tarafından hazırlanan bir raporda, "Geçici ikamet edenler, daimi ikamet sahibi olanlar veya Kanada vatandaşlığına sahip olanlar da dahil olmak üzere İran rejimini destekleyen 700 kişinin tespit edildiği" belirtildi.

Global News, "İran rejimine yakın bu kişilerin Kanada gibi bir ülkede bulunmasının temel nedeninin, buranın güvenli bir liman olarak görülmesi" olduğunu kaydetti.

İran rejimine yakın kişilerin Kanada ve diğer ülkelerdeki sayısını artırabilecek konulardan biri de İran Parlamentosu'nun, yaptırım listesinde yer alan kişilere yeni kimlik ve seyahat belgeleri verilmesi yönünde aldığı karar.

Bu karar, geçen günlerde İran Parlamentosu arşivlerinden sızdırılan belgelerde ortaya çıktı.

Eğer bu belgeler gerçekse, Kanada ve Amerika topraklarına yeni isim ve kimliklerle giren kişiler arasında hükümet yetkililerinin akrabalarının bulunup bulunmadığı sorusu gündeme geliyor.

Bu durum göz önüne alındığında, özellikle Kanada hükümetinin İran rejimine yakın bu kişilerin tespit edilmesi konusunda ısrar etmesinden sonra bekleyip görmemiz gerekiyor:

Bu onların Kanada topraklarından sınır dışı edilmesine mi yol açacak, yoksa rejim karşıtlarının inandığı gibi Kanada, İranlı rejim yetkilileri için bir sığınak haline mi gelecek?

Independent Arabia - Independent Türkçe



Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
TT

Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)

Google'ın kendi etik ilkelerini ihlal ederek İsrail ordusu için çalışan bir şirkete yardımda bulunduğu ifşa oldu.

Washington Post, eski bir Google çalışanının ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) yaptığı şikayeti haberleştirdi. 

Temmuz 2024'te İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) sağladığı e-posta adresini kullanan bir müşterinin Google'ın bulut bilişim biriminden destek talep ettiği aktarıldı. 

İsrail ordusuyla iş yapan CloudEx için çalıştığı anlaşılan bu kişinin, havadan çekilen görüntüler kullanılarak drone, zırhlı araç ve askerlerin teşhisinde Google'ın Gemini hizmetinin daha isabetli sonuçlar vermesini istediği belirtildi.  

Yanıt veren Google ekibinin iç testler yaptığı ve önerilerde bulunduğu ortaya kondu. 

CloudEx çalışanının sonrasında sorunun çözüldüğünü aktardığı ifade edildi. 

Google'ın o dönemki etik ilkelerine göre, yapay zeka teknolojisinin silahlar veya "uluslararası normları ihlal eden" gözetim uygulamaları için kullanılamayacağına dikkat çekildi. 

CloudEx aracılığıyla bu iki ilkeyi de çiğneyen Google'ın, yatırımcıları ve düzenleyici kurumları kandırdığı iddia edildi. 

Adı ve görevi açıklanmayan ifşacı, Amerikan gazetesine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Google'daki pek çok projem, yapay zeka etiğine dair iç değerlendirme sürecinden geçti. Bu süreç çok sağlamdır ve çalışanlara düzenli olarak şirketin yapay zeka prensiplerinin ne kadar önemli olduğu hatırlatılır. Ama mesele İsrail ve Gazze olunca tam tersi geçerli oldu. SEC'e başvuruda bulundum çünkü şirketin bu çifte standarttan sorumlu tutulması gerektiğini hissettim.

SEC'e yapılan şikayette, İsrail'in 71 bini aşkın Filistinliyi öldürdüğü Gazze savaşında Gemini'dan istifade ettiği öne sürüldü. 

Google geçmişte İsrail hükümeti için silahlar ya da istihbarata dair "çok hassas" çalışmalar sergilemediklerini savunuyordu. 

Teknoloji devinin bir sözcüsü, son iddialar üzerine Washington Post'a konuşarak suçlamaları reddetti:

Bir genel kullanım sorusunu yanıtladık. Standart yardım masası bilgisini her müşteriye veririz. Bunu aşan bir teknik destek sağlamadık. Bu soruyu, yapay zeka ürünlerine birkaç yüz dolardan fazla harcamayan bir hesap yöneltti ki bu şartlarda yapay zekanın herhangi bir şekilde kayda değer kullanımı imkansız.

Google belgeleri, "bulut video zekası" hizmetinin nesne takibinin ilk bin dakika boyunca ücretsiz olduğunu, sonrasındaysa dakika başına 15 sent para aldığını bildiriyor.

Şirket, yapay zekanın silah ve gözetim için kullanılmasına karşı çıkan prensiplerini, çalışanlarının tüm protestolarına rağmen Şubat 2025'te rafa kaldırmıştı. 

Aralık ayında Pentagon, çalışanlarının Gemini'ı kullanmaya başladığını duyurmuştu. 

SEC, IDF ve CloudEx, Amerikan gazetesinin yorum taleplerine yanıt vermedi. 

Independent Türkçe, Washington Post, Jerusalem Post


Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
TT

Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)

Rusya, bugün yaptığı açıklamada, dört yıldır süren savaşı sona erdirmek amacıyla pazar günü yapılması planlanan Ukrayna ve ABD ile Abu Dabi'deki görüşmelerin, üç tarafın programlarının koordinasyonu gerekliliği gerekçesiyle çarşamba gününe ertelendiğini doğruladı.

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov gazetecilere, "Görüşmeler gerçekten de geçen pazar günü yapılacaktı, ancak üç tarafın programlarının daha fazla koordinasyonu gerekiyordu" dedi.

Şunları da ekledi: “İkinci tur görüşmeler gerçekten de çarşamba ve perşembe günleri Abu Dabi'de yapılacak. Bunu teyit edebiliriz.”

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymir Zelenskiy pazar günü, üçlü görüşmelerin çarşamba ve perşembe günleri BAE başkentinde yapılacağını duyurmuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde 23 ve 24 Ocak tarihlerinde yapılan bu görüşmelerin ilk turu diplomatik bir atılım sağlayamadı.

Bu ikinci tur görüşmeler, Moskova'nın Ukrayna'ya karşı büyük çaplı saldırısının dördüncü yıldönümünden iki haftadan kısa bir süre önce gerçekleşiyor.

Görüşmelerin, şu ana kadar herhangi bir ilerleme kaydedilememesiyle birlikte, hassas bir konu olan toprak meselesine odaklanması bekleniyor.

Washington, on binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerinin büyük bir kısmının harap olmasına neden olan iki komşu ülke arasındaki savaşa son verilmesi için baskı yapıyor.


İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
TT

İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars Haber Ajansı, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın nükleer müzakerelerin başlatılması yönünde talimat verdiğini bildirdi. Bu adım, yalnızca nükleer dosyayla sınırlı bir çerçevede ABD ile görüşmelere girilmesi ihtimalinin resmi düzeyde ele alındığına işaret ediyor.

Ajans, Tahran ile Washington arasında bu kapsamda müzakerelerin başlatılması konusunda bir mutabakata varılmasının mümkün olabileceğini aktardı.

Aynı bağlamda Tesnim Haber Ajansı, bilgili bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran ile ABD arasında önümüzdeki günlerde üst düzey yetkililerin katılımıyla müzakerelerin başlayabileceği ihtimalini doğruladı.

Kaynak, görüşmenin yer ve zamanının henüz netleşmediğini, ancak temasların İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff düzeyinde yapılmasının beklendiğini ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise günün erken saatlerinde yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD ile yaşanan gerilimleri ele almak üzere farklı diplomatik yolların ayrıntılarını değerlendirdiğini söyledi. Bekayi, önümüzdeki günlerde somut sonuçlar elde edilmesini umduklarını dile getirdi.

Bekayi, Pezeşkiyan’ın yürüttüğü temasların ‘devlet başkanları düzeyinde ve Dışişleri Bakanlığı kanalıyla en üst seviyede’ gerçekleştiğini belirterek, yapılan ziyaretlerin ‘İran diplomasisinin ulusal çıkarları koruma çabalarının bir parçası’ olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün yaptığı açıklamada, İran’la bir anlaşmaya varmayı umduğunu söyledi. Trump’ın bu açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, İslam Cumhuriyeti’ne yönelik herhangi bir saldırının bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki uyarısının ardından geldi.

Hamaney’in uyarılarını küçümseyen Trump, Florida eyaletinde bulunan Mar-a-Lago’daki malikanesinden gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Elbette bunu söyleyecek” dedi. Trump, “Bir anlaşmaya varmayı umuyoruz. Eğer bu gerçekleşmezse, o zaman haklı olup olmadığını görürüz” ifadelerini kullandı.

Axios internet sitesi, Trump yönetiminin İran’a farklı kanallar aracılığıyla bir anlaşma müzakere etmek üzere görüşmeye açık olduğunu ilettiğini aktardı. Konuya yakın kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Katar’ın, gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar kapsamında, önümüzdeki günlerde Ankara’da Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında olası bir toplantı düzenlenmesi için temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yetkilileri ise Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı konusunda henüz nihai bir karar almadığını ve diplomatik seçeneğe açık olmaya devam ettiğini vurguladı. Yetkililer, Trump’ın müzakere söyleminin ‘bir manevra olmadığının’ altını çizdi.

Tahran, AB büyükelçilerini çağırdı

Bu kapsamda İran, Avrupa Birliği’nin (AB) DMO’yu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmasını protesto etmek amacıyla, ülkede görev yapan AB üyesi tüm devletlerin büyükelçilerini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, Tahran bu adımı AB’nin kararına resmi bir tepki olarak attı.

İran, AB’ye yönelik söylemini de sertleştirdi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dün yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin ordularını ‘terörist gruplar’ olarak nitelendirdi. Kalibaf’ın bu çıkışı, AB’nin DMO’yu terör örgütleri listesine alma kararına karşılık olarak geldi ve Avrupa’dan sert tepkilerle karşılandı.

AB dışişleri bakanları, DMO’yu tüm unsurlarıyla terör örgütleri listesine dahil etmişti. Karar, İran’daki üst düzey yetkililerden sert ve tepkili açıklamaların gelmesine yol açtı. Avrupa cephesinden doğrudan yanıt ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’dan geldi. Wadephul, İran’ın Avrupa ordularını ‘terörist’ olarak nitelemesini reddederek, bu açıklamayı “temelsiz ve propaganda amaçlı bir iddia” olarak değerlendirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Çin ve Rusya ile gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlara ilişkin olarak, bu konudaki liderlik kararlarında herhangi bir sorun ya da değişiklik bulunmadığını ifade etti.