Kanada, İran rejimi yetkilileri için sığınağa dönüşüyor

Muhalefete tepki olarak Kuzey Amerika ülkesinde akrabalarının yanında kalan etkili isimlere yönelik soruşturma

İran Lideri Ali Hamaney (AFP)
İran Lideri Ali Hamaney (AFP)
TT

Kanada, İran rejimi yetkilileri için sığınağa dönüşüyor

İran Lideri Ali Hamaney (AFP)
İran Lideri Ali Hamaney (AFP)

Daryuş Mimar 

İran Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf'ın oğlunun Kanada Göç Örgütü'ne yönelik şikayeti ve burada ikamet etmek için vize alma girişimi medyanın, rejim yetkilileri ve yakınlarının bu ülkeye gitme arzusunun sırrını bir kez daha araştırmasının kapılarını açtı.

Aslına bakılırsa İran rejiminde üst düzey yetkililere yakın olan ve Kanada'da ikamet etmek isteyen tek kişi İshak Kalibaf değil.

İran rejimine karşı çıkan grupların aylarca süren protestolarının ardından Kanada Göçmenlik Bürosu, Kanada'da ikamet eden ve Tahran'daki rejimle bağlantısı olduğundan şüphelenilen 100 İran uyruklu şahıs hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Üst düzey İranlı yetkililerin ve akrabalarının Kanada'daki ikametlerine ilişkin bir soruşturma, uzun süredir İran rejimine karşı çıkanların Kanada hükümetinden taleplerinden biri oldu.

Bu bağlamda İran rejimindeki bazı eski yetkililerin ihraç edilme süreci başlamış gibi görünüyor.

Bu bağlamda Kanada medyası, bazı İranlıların yaptığı göçmenlik başvurularını incelerken şu ana kadar 9'u Kanada topraklarında ikamet eden 10 kişinin başvurusunun reddedildiğini, Göçmenlik Dairesi'nin bunları dinlemek için duruşma yapmayı planladığını belirtti.

Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde İçişleri Bakanlığı sözcüsü Salman Samani'nin davası, Kanada hükümetinin İran rejimindeki eski yetkilileri ihraç etme konusundaki ciddiyetini gösteren en önemli dava.

Samani, savunma oturumlarında Kasım 2019'da protestocuların bastırılmasından haberdar olan İçişleri Bakanlığı yetkililerinden biri olmakla suçlandı.

Ancak İran İçişleri Bakanlığı'ndaki bu eski yetkili, bu suçlamaları reddetti ve faaliyetlerinin çoğunun Koronavirüs salgınıyla mücadele alanında olduğunu iddia etti.

Basında çıkan haberlere göre Samani, İran rejiminin politikalarına karşı olduğunu iddia ederken Kanada Sınır Ajansı bu iddiayı reddetti. Samani'nin yanı sıra Kanada topraklarından sınır dışı edilmek üzere olan eski bir yetkili daha var.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde İran Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Bilgi ve İletişim Teknolojileri Dairesi Genel Müdürü Mecid Iranmansh, Kanada topraklarından sınır dışı edilmesi muhtemel ikinci yetkili olarak kabul ediliyor ve Kanada Göçmenlik Dairesi sözcüsü Anna Pope, "yönetiminin Mecid Iranmenesh'in dosyasını 29 Kasım 2023'te aldığını ve değerlendirilmek üzere Toronto Şehri Göçmenlik ve Mülteci Kurulu'na gönderdiğini" duyurdu.

Aslında İran rejiminin Kanada'ya göç etmiş eski yetkililerinden çok bilinen isimler de var.

İran Merkez Bankası'nın eski CEO'su ve 3 trilyon tümenin (2,9 milyar dolar) zimmete geçirilmesi davasının baş sanığı Mahmud Havri, bu isimlerin en ünlülerinden biri.

Ancak davanın sanıkları tutuklanmadan ve yargılama başlamadan kaçtı.

Mahmud Havri, başkent Tahran'daki Devrim Mahkemesi tarafından ekonomik sisteme zarar vermek suçlamasıyla 20 yıl, rüşvet suçlamasıyla ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Mahmud Havri’nin isminin 2016 yılında Interpol tarafından sanıklar listesinden çıkarılmasının ardından, İran'dan çıkışı konusunda hiyerarşideki etkili kişiler arasında koordinasyon olduğu yönünde bir söylenti ortaya çıktı.

Havri’nin evi ve bu eski merkez bankası yetkilisinin lüks hayatına ilişkin yayınlanan fotoğraflar, Kanada ve İran'daki rejim karşıtı birçok İranlıyı endişelendirdi.

Ağustos 2012'de eski Kanada Başbakanı Stephen Harper, Mahmud Havri’nin ülkesine nasıl girip oturma vizesi aldığına ilişkin soruşturma çağrısında bulunmuştu.

Harper'ın talebinin üzerinden 11 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Havri’nin ne sınır dışı edilmiş ne de İran'a geri gönderilmiş olması dikkat çekici.

Eski Kanada Başbakanı Stephen Harper (Arşiv - Reuters)
Eski Kanada Başbakanı Stephen Harper (Arşiv - Reuters)

Listedeki ikinci isim, 2003'teki protestoların bastırılmasında önemli bir rol oynamasına rağmen Kanada'da ikamet eden Tahran Polis Şefi ve İran'ın başkenti Belediye Meclisi Başkan Yardımcısı Murteza Talai.

Tahran'daki kampüs olaylarının yıldönümünde protestocu öğrencilerin ve gençlerin tutuklanması, Talai’nin protestocuları bastırmada oynadığı önemli rolü gösteren en iyi örnek.

Murteza Talai’nin fotoğraflarının Kanada'da yayılmasının ardından sorumlu memur/Talai? kendisinin başkent Tahran'daki "Bel Tabiat" bölgesinde dolaşırken çekilmiş bir videosunu yayınladı ve Kanada'ya seyahat ettiği haberinin sadece bir söylenti olduğunu iddia etti ancak daha sonra geri döndü ve Kanada'ya yaptığı ziyaretin daimi ikamet için değil, geçici olduğunu söyledi.

Kasım 2022'de Kanada hükümeti, Murteza Talai’nin adını "ağır ve sistematik insan hakları ihlallerindeki" rolleri nedeniyle yaptırımlara tabi olan İran rejimine bağlı liderler ve askeri kurumlar listesine dahil etti.

Hasan Ruhani döneminin Sağlık Bakanı Hasan Gazizade Haşimi de Kanada'da ikamet eden bir diğer İranlı yetkili.

"Cihad el-Bina" örgütünün kurucularından biri ve İran'ın en ünlü göz doktorlarından biri olarak kabul edilen Gazizade Haşimi'nin Kanada'yı gezerken çekilen fotoğrafları, İranlı rejim yetkililerinin bu ülkede sahip olduğu hareket özgürlüğünü gösteriyor.

Kanada Göçmenlik, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanı Marc Miller, X platformunda yaptığı açıklamada, "Yapılan değerlendirmelere göre, Hüseyin Gazizade Haşimi'nin Kanada'da geçici kalış süresini maksimum 36 ay ile sınırlamak için yetkilerimi kullandım" dedi.

Daha sonra Kültürel Miras Haber Ajansı Direktörü Mercan Şeyh el-İslami el-Aka adı Kanada'da ikamet eden İranlı şahsiyetlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Mercan’ın siyasi sistemde herhangi bir yönetici pozisyonu olmadığı doğrudur ancak petrokimya davası olarak bilinen mali yolsuzluk davasında hüküm giymiş ve İran polisi Kanada hükümetine onun iade edilmesi yönünde talepte bulundu.

Mercan’ın, İran rejimine uygulanan ve 7 milyar dolar değerinde büyük mali yolsuzluğa yol açan petrol ve petrokimya yaptırımlarının atlatılmasında oynadığı rol göz önüne alındığında İran rejimiyle bağlantılı kurumlarla işbirliği yaptığı düşünülen kişiler arasında yer aldı.

Kirli/ kara paraya kolay köprü

İran rejiminin muhalifleri, yaptırımlara rağmen Havri, Şeyh el-İslami ve diğerlerinin Kanada'yı seçtiğini, çünkü buranın kara paranın transferi için kolay bir köprü görevi gördüğünü, yetkililerin ve yakınlarının gözünde Kanada’nın güvenli bir yer olarak görüldüğünü düşünüyor.

Ruhullah Humeyni'nin torunu Naima İşraki’nin kızı Naima Tahiri de Kanada'da ikamet eden İran rejimiyle bağlantılı figürlerden biri olarak kabul ediliyor.

Naima, yaşam tarzı rejimin İranlılara dayattığı yaşam tarzıyla tamamen çelişen bir kız.

Kanada'da ikamet eden İranlılar, bu ülkede rejim destekçilerinin varlığını protesto etmek için Naima’nın evinin önünde toplandı.

Rejimin kurucusu Ruhullah Humeyni'nin torununun kızı, Kanada'da yaşayan üst düzey İranlı rejim yetkililerinin akrabaları listesindeki son kişi değil.

Hatta üst düzey hükümet yetkililerinin çocuklarının ve akrabalarının Kanada ve diğer ülkelerde ikamet ettiğini doğrulayan resmi olmayan haberler bile var.

Naima İşraki, Ruhullah Humeyni'nin torunu (Sosyal paylaşım siteleri)
Naima İşraki, Ruhullah Humeyni'nin torunu (Sosyal paylaşım siteleri)

Rejimin, politikalarını kendisine düşman olarak değerlendirdiği Amerika ve Kanada gibi ülkelerde ikamet etmek ve yaşamak, üst düzey İranlı yetkililerin davranışlarındaki çelişkiyi açıkça ortaya koyuyor.

Çocuklarının bu ülkelerde ikamet ettiği ortaya çıkınca bu yetkililer, çocuklarının bu ülkelerde bulunmasının rejimin çıkarlarına uygun olduğunu iddia etti.

Bu iddia, rejim muhalifleri tarafından bu kişilerin sınır dışı edilmesinin gerekliliğini doğrulamak için kullanıldı.

İran rejimiyle iş birliği yapan bu kişilerin tam sayısı konusundaki belirsizlik, Kanada medyasında hükümet yetkililerinin akrabaları olan yaklaşık 700 kişinin Kanada'da bulunma ihtimaline ilişkin bir haberin yayınlanmasıyla daha da arttı.

Muhafazakar Parti lideri Pierre Balliot bu raporu dehşet verici olarak nitelendirdi ve bu kişilerin ülkesinden sınır dışı edilmesi çağrısında bulundu.

Global News tarafından hazırlanan bir raporda, "Geçici ikamet edenler, daimi ikamet sahibi olanlar veya Kanada vatandaşlığına sahip olanlar da dahil olmak üzere İran rejimini destekleyen 700 kişinin tespit edildiği" belirtildi.

Global News, "İran rejimine yakın bu kişilerin Kanada gibi bir ülkede bulunmasının temel nedeninin, buranın güvenli bir liman olarak görülmesi" olduğunu kaydetti.

İran rejimine yakın kişilerin Kanada ve diğer ülkelerdeki sayısını artırabilecek konulardan biri de İran Parlamentosu'nun, yaptırım listesinde yer alan kişilere yeni kimlik ve seyahat belgeleri verilmesi yönünde aldığı karar.

Bu karar, geçen günlerde İran Parlamentosu arşivlerinden sızdırılan belgelerde ortaya çıktı.

Eğer bu belgeler gerçekse, Kanada ve Amerika topraklarına yeni isim ve kimliklerle giren kişiler arasında hükümet yetkililerinin akrabalarının bulunup bulunmadığı sorusu gündeme geliyor.

Bu durum göz önüne alındığında, özellikle Kanada hükümetinin İran rejimine yakın bu kişilerin tespit edilmesi konusunda ısrar etmesinden sonra bekleyip görmemiz gerekiyor:

Bu onların Kanada topraklarından sınır dışı edilmesine mi yol açacak, yoksa rejim karşıtlarının inandığı gibi Kanada, İranlı rejim yetkilileri için bir sığınak haline mi gelecek?

Independent Arabia - Independent Türkçe



Lavrov: Avrupa, Rusya ve ABD arasında anlaşmazlık yaratmaya çalışıyor

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (DPA)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (DPA)
TT

Lavrov: Avrupa, Rusya ve ABD arasında anlaşmazlık yaratmaya çalışıyor

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (DPA)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (DPA)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Avrupa'yı Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri arasında anlaşmazlık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak, Avrupalı ​​elitlerin Ukrayna rejimini Rusya'ya karşı savaş açmak için kullandığını belirtti.

RT televizyonunun haberine göre Lavrov, "Avrupa, (ABD Başkanı Donald) Trump'ın politikalarını Avrupa çıkarlarına zararlı gördüğü için Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasında anlaşmazlık yaratmaya çalıştı ve hâlâ çalışıyor" ifadelerini kullandı.

Rusya Dışişleri Bakanı sözlerine şöyle devam etti: "Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki çıkar ayrışmasının sıcak bir çatışmaya dönüşmesine izin vermek suç olur."

Bu bağlamda, Rusya Devlet Başkanlığı sözcüsü Dmitry Peskov bugün yaptığı açıklamada, Polonya ve Baltık ülkelerinin, "Rusya'ya düşman olanlar" listesinde en üst sıralarda yer aldığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Rus haber ajansı Sputnik'ten aktardığına göre Peskov, Rossiya 1 televizyon kanalından Pavel Zarubin'e, "Rus karşıtı saflarda Baltık ülkeleri ve Polonyalılar muhtemelen en ön sıralarda yer alıyor" dedi. Peskov ayrıca, "Rusya'ya ait her şeye duyulan nefret, Polonya liderliğinin tutumlarına da nüfuz etmiş durumda" ifadesini kullandı.

Peskov daha önce, Polonya ve Baltık yetkililerinin Rusya'ya karşı beslediği yoğun nefreti "ciddi bir hata" olarak nitelendirmiş ve Polonya ile Baltık devletlerinin, nedense Rusya'dan korktuğunu ve onu "şeytanlaştırdığını" belirtmişti. 

Peskov sözlerine şöyle sürdürdü: "Bu bir hata mı? Kesinlikle ciddi bir hata, çünkü bu ülkeler Rus kültüründen çok şey öğrenebilir ve Rusya ile etkileşim kurabilirlerdi."


İran’dan misilleme: Avrupa ordularını "terör örgütü" olarak tanımladı

İran Devrim Muhafızları askeri geçit töreninde, (AFP)
İran Devrim Muhafızları askeri geçit töreninde, (AFP)
TT

İran’dan misilleme: Avrupa ordularını "terör örgütü" olarak tanımladı

İran Devrim Muhafızları askeri geçit töreninde, (AFP)
İran Devrim Muhafızları askeri geçit töreninde, (AFP)

İran, Avrupa ordularını “terör örgütü” olarak sınıflandırdı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, bugün yaptığı açıklamada, söz konusu kararın Avrupa Birliği’nin (AB) İran Devrim Muhafızları’nı terör örgütleri listesine alma kararına misilleme olarak alındığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kalibaf, diğer milletvekilleri gibi Devrim Muhafızları üniforması giyerek dayanışma mesajı verdiği meclis binasında yaptığı açıklamada, “İslami Devrim Muhafızları Ordusu’nun terör örgütü ilan edilmesine karşı alınacak tedbirler yasasının yedinci maddesi uyarınca, Avrupa ülkelerinin orduları terörist gruplar olarak kabul edilmektedir” dedi.

Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Devrim Muhafızları’nı bütünüyle terör örgütleri listesine dahil etmişti. Bu adımı, İran’daki üst düzey yetkililer sert tepkilerle karşıladı.

İran düzenli ordusu tarafından yayımlanan resmi bildiride, “Avrupa bugün bölünmüşlük ve felç hali içindedir ve uluslararası sistemde etkili bir rol oynamamaktadır” ifadelerine yer verildi. Bildiride, Avrupa’nın bu kararının “ABD Başkanını memnun etmeye yönelik bir girişim” olduğu savunularak, Ukrayna savaşı, Grönland ve NATO krizi gibi dosyalarda Washington’un desteğini kazanma çabasına işaret edildi.

Açıklamada, Avrupa’nın aldığı karar, “Avrupa sömürgeciliğinin kara sayfalarına eklenen yeni bir utanç lekesi” olarak nitelendirildi. Kararın İran halkının direncini zayıflatmayacağı belirtilirken, silahlı kuvvetlerin “Batı destekli terörizme karşı durmayı sürdüreceği” ifade edildi.

İran ordusu, yayımladığı bildiride Devrim Muhafızları ile aynı safta kalma taahhüdünü vurguladı.

Devrim Muhafızları, İran’da düzenli orduya paralel bir yapı olarak faaliyet gösteriyor ve iki kurum Silahlı Kuvvetler Genelkurmayı tarafından koordine ediliyor. Doğrudan İran Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı olan dini lider Ali Hamaney’e bağlı olan yapı, ekonomi ve medya alanlarında da geniş bir etkiye sahip. 1979 İslam Devrimi’nin ardından, dönemin lideri Ayetullah Humeyni’nin talimatıyla, devrimi korumak ve olası darbe girişimlerini önlemek amacıyla kurulan Devrim Muhafızları, İran-Irak Savaşı’nda faaliyet alanını genişletti.

Devrim Muhafızları’na bağlı Besic gücü, özellikle protesto dönemlerinde polis teşkilatına paralel bir görev yapıyor. Yapı ayrıca, kendi istihbarat ağına da sahip bulunuyor. Kudüs Gücü, sınır ötesi istihbarat ve askeri operasyonlar yürüten dış koldur. Kriz zamanlarında, Devrim Muhafızları'nın özel bir birimi başkent Tahran'ı korumakla görevlidir.


Hamaney, Amerika'nın İran'a saldırması halinde "bölgesel çatışma" çıkacağı konusunda uyardı

İran Yüksek Lideri Ali Hamaney (Reuters)
İran Yüksek Lideri Ali Hamaney (Reuters)
TT

Hamaney, Amerika'nın İran'a saldırması halinde "bölgesel çatışma" çıkacağı konusunda uyardı

İran Yüksek Lideri Ali Hamaney (Reuters)
İran Yüksek Lideri Ali Hamaney (Reuters)

İran'ın dini lideri Ali Hamaney, bugün yaptığı açıklamada, ABD'nin ülkesine saldırması durumunda bunun bölgesel bir çatışmaya dönüşeceğini söyledi.

İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Tesnim haber ajansına göre Hamaney sözlerine şöyle devam etti: "Biz hiçbir savaşın başlatıcısı değiliz, hiçbir ülkeye saldırmak da istemiyoruz, ancak İran halkı kendilerine saldıran herkese güçlü bir darbe indirecektir."

“Amerikalılar, savaş da dahil olmak üzere tüm seçeneklerin masada olduğunu iddia ediyorlar,” diye vurgulayan Hameney, “Bize karşı savaş ve askeri seferberlik söylemleri yeni bir şey değil ve İran tarihsel olarak bu tür olaylarla karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı.

Son haftalarda İran'da yaşanan protestolara da değinen Hameney, “Son ayaklanma askeri darbeye benziyordu, ancak kesinlikle bastırıldı” dedi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in "düşmanlığı ve gerilimi artırma ve savaş dayatma yolunda ilerlemeye devam ettiğini" iddia etti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah es-Sisi ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'ın savaştan ziyade diplomatik çözümlere öncelik verdiğini belirterek, ülkesinin savaş istemediğini ve istemeyeceğini, çünkü bunun "İran'ın, Amerika'nın veya bölgenin çıkarına olmadığını" vurguladı.

Ancak İran Cumhurbaşkanı, Tahran'ın önceliğinin "sorunları diplomasi yoluyla çözmek" olduğunu göz önünde bulundurarak, Amerika Birleşik Devletleri ile görüşmelerin sakin bir ortamda yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Pezeşkiyan, “Umarız karşı taraf, Tahran'ın tehdit ve güç yoluyla müzakereye zorlanamayacağını ve İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırı veya girişimin kararlı ve güçlü bir şekilde karşılanacağını anlar” ifadesini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump ise dün, Tahran'ı askeri bir saldırıyla tehdit ettikten ve bölgedeki güçlerini takviye ettikten sonra, iki taraf arasında çeşitli ülkeler tarafından yürütülen yoğun diplomatik çabalar arasında İran'ın ABD ile “görüşmelerde” bulunduğunu söyledi.

 ABD Başkanı Fox News'e verdiği demeçte, Tahran'ın "bizimle görüşüyor, bir şeyler yapabilir miyiz bakacağız, aksi takdirde ne olacağını göreceğiz" diyerek, "oraya doğru giden büyük bir filomuz var" ifadesini yineledi.