Kanada, İran rejimi yetkilileri için sığınağa dönüşüyor

Muhalefete tepki olarak Kuzey Amerika ülkesinde akrabalarının yanında kalan etkili isimlere yönelik soruşturma

İran Lideri Ali Hamaney (AFP)
İran Lideri Ali Hamaney (AFP)
TT

Kanada, İran rejimi yetkilileri için sığınağa dönüşüyor

İran Lideri Ali Hamaney (AFP)
İran Lideri Ali Hamaney (AFP)

Daryuş Mimar 

İran Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf'ın oğlunun Kanada Göç Örgütü'ne yönelik şikayeti ve burada ikamet etmek için vize alma girişimi medyanın, rejim yetkilileri ve yakınlarının bu ülkeye gitme arzusunun sırrını bir kez daha araştırmasının kapılarını açtı.

Aslına bakılırsa İran rejiminde üst düzey yetkililere yakın olan ve Kanada'da ikamet etmek isteyen tek kişi İshak Kalibaf değil.

İran rejimine karşı çıkan grupların aylarca süren protestolarının ardından Kanada Göçmenlik Bürosu, Kanada'da ikamet eden ve Tahran'daki rejimle bağlantısı olduğundan şüphelenilen 100 İran uyruklu şahıs hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Üst düzey İranlı yetkililerin ve akrabalarının Kanada'daki ikametlerine ilişkin bir soruşturma, uzun süredir İran rejimine karşı çıkanların Kanada hükümetinden taleplerinden biri oldu.

Bu bağlamda İran rejimindeki bazı eski yetkililerin ihraç edilme süreci başlamış gibi görünüyor.

Bu bağlamda Kanada medyası, bazı İranlıların yaptığı göçmenlik başvurularını incelerken şu ana kadar 9'u Kanada topraklarında ikamet eden 10 kişinin başvurusunun reddedildiğini, Göçmenlik Dairesi'nin bunları dinlemek için duruşma yapmayı planladığını belirtti.

Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde İçişleri Bakanlığı sözcüsü Salman Samani'nin davası, Kanada hükümetinin İran rejimindeki eski yetkilileri ihraç etme konusundaki ciddiyetini gösteren en önemli dava.

Samani, savunma oturumlarında Kasım 2019'da protestocuların bastırılmasından haberdar olan İçişleri Bakanlığı yetkililerinden biri olmakla suçlandı.

Ancak İran İçişleri Bakanlığı'ndaki bu eski yetkili, bu suçlamaları reddetti ve faaliyetlerinin çoğunun Koronavirüs salgınıyla mücadele alanında olduğunu iddia etti.

Basında çıkan haberlere göre Samani, İran rejiminin politikalarına karşı olduğunu iddia ederken Kanada Sınır Ajansı bu iddiayı reddetti. Samani'nin yanı sıra Kanada topraklarından sınır dışı edilmek üzere olan eski bir yetkili daha var.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde İran Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Bilgi ve İletişim Teknolojileri Dairesi Genel Müdürü Mecid Iranmansh, Kanada topraklarından sınır dışı edilmesi muhtemel ikinci yetkili olarak kabul ediliyor ve Kanada Göçmenlik Dairesi sözcüsü Anna Pope, "yönetiminin Mecid Iranmenesh'in dosyasını 29 Kasım 2023'te aldığını ve değerlendirilmek üzere Toronto Şehri Göçmenlik ve Mülteci Kurulu'na gönderdiğini" duyurdu.

Aslında İran rejiminin Kanada'ya göç etmiş eski yetkililerinden çok bilinen isimler de var.

İran Merkez Bankası'nın eski CEO'su ve 3 trilyon tümenin (2,9 milyar dolar) zimmete geçirilmesi davasının baş sanığı Mahmud Havri, bu isimlerin en ünlülerinden biri.

Ancak davanın sanıkları tutuklanmadan ve yargılama başlamadan kaçtı.

Mahmud Havri, başkent Tahran'daki Devrim Mahkemesi tarafından ekonomik sisteme zarar vermek suçlamasıyla 20 yıl, rüşvet suçlamasıyla ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Mahmud Havri’nin isminin 2016 yılında Interpol tarafından sanıklar listesinden çıkarılmasının ardından, İran'dan çıkışı konusunda hiyerarşideki etkili kişiler arasında koordinasyon olduğu yönünde bir söylenti ortaya çıktı.

Havri’nin evi ve bu eski merkez bankası yetkilisinin lüks hayatına ilişkin yayınlanan fotoğraflar, Kanada ve İran'daki rejim karşıtı birçok İranlıyı endişelendirdi.

Ağustos 2012'de eski Kanada Başbakanı Stephen Harper, Mahmud Havri’nin ülkesine nasıl girip oturma vizesi aldığına ilişkin soruşturma çağrısında bulunmuştu.

Harper'ın talebinin üzerinden 11 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Havri’nin ne sınır dışı edilmiş ne de İran'a geri gönderilmiş olması dikkat çekici.

Eski Kanada Başbakanı Stephen Harper (Arşiv - Reuters)
Eski Kanada Başbakanı Stephen Harper (Arşiv - Reuters)

Listedeki ikinci isim, 2003'teki protestoların bastırılmasında önemli bir rol oynamasına rağmen Kanada'da ikamet eden Tahran Polis Şefi ve İran'ın başkenti Belediye Meclisi Başkan Yardımcısı Murteza Talai.

Tahran'daki kampüs olaylarının yıldönümünde protestocu öğrencilerin ve gençlerin tutuklanması, Talai’nin protestocuları bastırmada oynadığı önemli rolü gösteren en iyi örnek.

Murteza Talai’nin fotoğraflarının Kanada'da yayılmasının ardından sorumlu memur/Talai? kendisinin başkent Tahran'daki "Bel Tabiat" bölgesinde dolaşırken çekilmiş bir videosunu yayınladı ve Kanada'ya seyahat ettiği haberinin sadece bir söylenti olduğunu iddia etti ancak daha sonra geri döndü ve Kanada'ya yaptığı ziyaretin daimi ikamet için değil, geçici olduğunu söyledi.

Kasım 2022'de Kanada hükümeti, Murteza Talai’nin adını "ağır ve sistematik insan hakları ihlallerindeki" rolleri nedeniyle yaptırımlara tabi olan İran rejimine bağlı liderler ve askeri kurumlar listesine dahil etti.

Hasan Ruhani döneminin Sağlık Bakanı Hasan Gazizade Haşimi de Kanada'da ikamet eden bir diğer İranlı yetkili.

"Cihad el-Bina" örgütünün kurucularından biri ve İran'ın en ünlü göz doktorlarından biri olarak kabul edilen Gazizade Haşimi'nin Kanada'yı gezerken çekilen fotoğrafları, İranlı rejim yetkililerinin bu ülkede sahip olduğu hareket özgürlüğünü gösteriyor.

Kanada Göçmenlik, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanı Marc Miller, X platformunda yaptığı açıklamada, "Yapılan değerlendirmelere göre, Hüseyin Gazizade Haşimi'nin Kanada'da geçici kalış süresini maksimum 36 ay ile sınırlamak için yetkilerimi kullandım" dedi.

Daha sonra Kültürel Miras Haber Ajansı Direktörü Mercan Şeyh el-İslami el-Aka adı Kanada'da ikamet eden İranlı şahsiyetlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Mercan’ın siyasi sistemde herhangi bir yönetici pozisyonu olmadığı doğrudur ancak petrokimya davası olarak bilinen mali yolsuzluk davasında hüküm giymiş ve İran polisi Kanada hükümetine onun iade edilmesi yönünde talepte bulundu.

Mercan’ın, İran rejimine uygulanan ve 7 milyar dolar değerinde büyük mali yolsuzluğa yol açan petrol ve petrokimya yaptırımlarının atlatılmasında oynadığı rol göz önüne alındığında İran rejimiyle bağlantılı kurumlarla işbirliği yaptığı düşünülen kişiler arasında yer aldı.

Kirli/ kara paraya kolay köprü

İran rejiminin muhalifleri, yaptırımlara rağmen Havri, Şeyh el-İslami ve diğerlerinin Kanada'yı seçtiğini, çünkü buranın kara paranın transferi için kolay bir köprü görevi gördüğünü, yetkililerin ve yakınlarının gözünde Kanada’nın güvenli bir yer olarak görüldüğünü düşünüyor.

Ruhullah Humeyni'nin torunu Naima İşraki’nin kızı Naima Tahiri de Kanada'da ikamet eden İran rejimiyle bağlantılı figürlerden biri olarak kabul ediliyor.

Naima, yaşam tarzı rejimin İranlılara dayattığı yaşam tarzıyla tamamen çelişen bir kız.

Kanada'da ikamet eden İranlılar, bu ülkede rejim destekçilerinin varlığını protesto etmek için Naima’nın evinin önünde toplandı.

Rejimin kurucusu Ruhullah Humeyni'nin torununun kızı, Kanada'da yaşayan üst düzey İranlı rejim yetkililerinin akrabaları listesindeki son kişi değil.

Hatta üst düzey hükümet yetkililerinin çocuklarının ve akrabalarının Kanada ve diğer ülkelerde ikamet ettiğini doğrulayan resmi olmayan haberler bile var.

Naima İşraki, Ruhullah Humeyni'nin torunu (Sosyal paylaşım siteleri)
Naima İşraki, Ruhullah Humeyni'nin torunu (Sosyal paylaşım siteleri)

Rejimin, politikalarını kendisine düşman olarak değerlendirdiği Amerika ve Kanada gibi ülkelerde ikamet etmek ve yaşamak, üst düzey İranlı yetkililerin davranışlarındaki çelişkiyi açıkça ortaya koyuyor.

Çocuklarının bu ülkelerde ikamet ettiği ortaya çıkınca bu yetkililer, çocuklarının bu ülkelerde bulunmasının rejimin çıkarlarına uygun olduğunu iddia etti.

Bu iddia, rejim muhalifleri tarafından bu kişilerin sınır dışı edilmesinin gerekliliğini doğrulamak için kullanıldı.

İran rejimiyle iş birliği yapan bu kişilerin tam sayısı konusundaki belirsizlik, Kanada medyasında hükümet yetkililerinin akrabaları olan yaklaşık 700 kişinin Kanada'da bulunma ihtimaline ilişkin bir haberin yayınlanmasıyla daha da arttı.

Muhafazakar Parti lideri Pierre Balliot bu raporu dehşet verici olarak nitelendirdi ve bu kişilerin ülkesinden sınır dışı edilmesi çağrısında bulundu.

Global News tarafından hazırlanan bir raporda, "Geçici ikamet edenler, daimi ikamet sahibi olanlar veya Kanada vatandaşlığına sahip olanlar da dahil olmak üzere İran rejimini destekleyen 700 kişinin tespit edildiği" belirtildi.

Global News, "İran rejimine yakın bu kişilerin Kanada gibi bir ülkede bulunmasının temel nedeninin, buranın güvenli bir liman olarak görülmesi" olduğunu kaydetti.

İran rejimine yakın kişilerin Kanada ve diğer ülkelerdeki sayısını artırabilecek konulardan biri de İran Parlamentosu'nun, yaptırım listesinde yer alan kişilere yeni kimlik ve seyahat belgeleri verilmesi yönünde aldığı karar.

Bu karar, geçen günlerde İran Parlamentosu arşivlerinden sızdırılan belgelerde ortaya çıktı.

Eğer bu belgeler gerçekse, Kanada ve Amerika topraklarına yeni isim ve kimliklerle giren kişiler arasında hükümet yetkililerinin akrabalarının bulunup bulunmadığı sorusu gündeme geliyor.

Bu durum göz önüne alındığında, özellikle Kanada hükümetinin İran rejimine yakın bu kişilerin tespit edilmesi konusunda ısrar etmesinden sonra bekleyip görmemiz gerekiyor:

Bu onların Kanada topraklarından sınır dışı edilmesine mi yol açacak, yoksa rejim karşıtlarının inandığı gibi Kanada, İranlı rejim yetkilileri için bir sığınak haline mi gelecek?

Independent Arabia - Independent Türkçe



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.