Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı

Rus ordusunun savaşın başında Ukrayna topraklarındaki hızlı ilerleyişine rağmen ikinci yıl cephenin renklerini değiştirmek kolay olmadı

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı
TT

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı

Rusya'nın, Batı ile NATO'nun kendi sınırlarına yaklaşacağı ve Rusça konuşanları koruma gerekçesiyle başlattığı Ukrayna'daki savaşın ikinci yılı tamamlandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, 2 yıl önce 24 Şubat'ın sabahında duyurduğu "özel operasyon"nun başlamasıyla Rus ordusu, Ukrayna topraklarına girdi.

Rus askeri birlikleri, Ukrayna'nın Donetsk ve Luhansk bölgelerinden Kiev yönetiminin kontrolündeki yerlere, aynı anda Rusya sınırından Harkiv, Sumi ve Çernigiv ile Belarus üzerinden Çernobil bölgesine giriş yaptı.

Kırım üzerinden de Herson ve Melitopol bölgelerine doğru asker çıkaran Rus ordusu, hava ve karadan asker sevk ettiği Kiev'i kuşattı.

Rus ordusu, Kiev çevresinde beklerken iki taraf İstanbul'da müzakere masasına oturdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arabuluculuk girişimlerinin neticesi olarak İstanbul'da 29 Mart 2022'de yapılan müzakereler sonucunda Ukrayna tarafı, Rus tarafına gelecekteki olası yazılı anlaşmanın ilkelerini teslim etti, anlaşmaya çok yaklaşıldı.

Kiev yönetimi birkaç gün sonra Rus silahlı güçlerinin boşalttığı Buça ve İrpin şehirlerinde toplu mezarlar açtı, Rusya'yı katliam yapmakla suçladı. Ukrayna, İstanbul'daki anlaşmadan çekildiğini bildirdi.

İki tarafın İstanbul'daki görüşmelerde ön şatlarda anlaştığı ileri sürülürken, Ukrayna heyetinin Kiev'e döndükten sonra anlaşmadan vazgeçmesinin nedeni aylar sonra ortaya çıktı.

Bazı Ukraynalı yetkililer, dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson'un Kiev yönetimine baskı yaptığını, anlaşmayı bozduğunu söyledi. Bunu Putin de dile getirdi.

Rus ordusu, Kiev'den çekildikten sonra tahkimatını Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson hattında güçlendirdi. Böylece Rusya, Kiev'in Azak Denizi ile bağlantısını kesti, ayrıca 2014'te yasa dışı ilhak ettiği Kırım ile kara yolu bağlantısı kurmuş oldu.

Rusya, liman şehirleri Odessa ve Mıkolayiv bölgelerini de hedef alarak Karadeniz'de stratejik konuma sahip Yılan Adası'nı ele geçirdi. Aynı yılın haziran sonunda Rusya, adadan çekildiğini açıkladı.

Ukrayna'nın kuzeyindeki Sumi ve çevresi, haziranda yeniden Kiev yönetiminin kontrolüne girdi.

Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson'da eylül sonunda Rusya'ya katılım için sözde referandumlar yapıldı. Yasa dışı referandumlara katılanların çoğunluğu ilhak kararına "evet" dedi. Böylece Rusya, Kırım'dan sonra Ukrayna topraklarının yüzde 15'ini daha yasa dışı ilhak etmiş oldu.

Ukrayna, 29 Ağustos 2022'de Herson'u kurtarmak için karşı saldırı başlattığını duyurdu.

Yasa dışı ilhak ettiği Herson'daki vatandaşların büyük çoğunluğunu başka bölgelere tahliye eden Rusya, 9 Kasım'da bu şehirdeki savunma hattının Dnipro Nehri'nin sol yakasına çekileceği kararını açıkladı. Böylece Rus askerleri, Herson şehir merkezinden çıkmış oldu.

Savaş devam ederken Rusya ve Ukrayna heyetleri, ateşkes sağlanması için 3'ü Belarus, 1'i Türkiye'de olmak üzere 4 kez yüz yüze müzakere yaptı. Bu görüşmelerde iki taraf, sadece çatışma bölgelerinden sivillerin tahliyesi için insani yardım koridorları açılması konusunda anlaşabildi.

Tarafların aynı metne imza attığı bir diğer anlaşma ise tahıl anlaşması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın girişimleriyle 22 Temmuz 2022'de Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında, dünyadaki olası gıda krizini önleyecek "Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi" imzalandı. Bu anlaşma da Rusların bazı taleplerinin yerine getirilmemesi gerekçesiyle 1 yıl sürdürülebildi.

- Savaşın ikinci yılında haritayı değiştirmek kolay olmadı

Savaşın ikinci yılında özellikle Donetsk ve Zaporijya bölgelerinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Rus güçleri, Ukrayna'nın başkenti Kiev dahil büyük şehirlerini İskender, S-300 gibi füzelerle vururken Ukrayna ordusu, Rusya'nın sınır şehirlerindeki stratejik hedeflerine saldırılara yoğunluk verdi.

Ukrayna'nın geçen yıl haziranda Donetsk ve Zaporijya bölgelerinde karşı taarruz başlatması 2023'e damga vurdu.

Ukrayna ordusu, yaklaşık 6 ay süren taarruz sırasında Donetsk bölgesindeki Staromayorske, Urojayne, Andriyivka, Klişiyivka, Blagodatne köylerini kurtardığını duyurdu.

Ukrayna makamlarına göre, savaşın başlamasından bu yana ülke topraklarının yaklaşık yüzde 74'ü kurtarıldı, yüzde 26'sı hala Rusya'nın kontrolünde bulunuyor.

- Rusya, Bahmut'u ve Avdiyivka'yı ele geçirdi

Donetsk bölgesinin Bahmut ve Avdiyivka istikametlerinde savaşın en yoğun çatışmaları yaşandı. Her iki taraf önemli kayıplar verirken Rusya, 21 Mayıs 2023'te Bahmut şehrini ele geçirdiklerini duyurdu.

Rus ordusu, daha sonra Avdiyivka istkametinde saldırılarını yoğunlaştırdı. Ukraynalı yetkililere göre, bu saldırılar, 2014'ten beri yapılan en büyük saldırılardı.

Ukrayna, yaklaşık 5 ay süren şiddetli çatışmaların ardından 17 Şubat'ta, daha fazla kayıp vermemek için askerlerini Avdiyivka'dan çektiğini açıkladı. Bu, Rusların yaklaşık 9 ay aradan sonra ilk ilerleyişiydi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vlodimir Zelenskiy, geri çekilmelerini ortaklarından yeterince destek alamadıklarına bağladı.

Savaşın ikinci yılına, Ukrayna ordusunun ABD ve Avrupa Birliği'nden (AB) yeterince destek alıp alamayacağı tartışmaları damgasını vurdu.

- Ukrayna'ya savaş döneminde sağlanan destek 170 milyar avroya ulaştı

Ukrayna 2 yıldır savunmasını tamamen İngiltere, ABD ve AB'nin destekleriyle sağladı. Ancak Ukrayna'ya vadedilen insani, askeri ve finansal desteklerin sağlanması konusu, ABD Kongresi'ndeki Demokratlar ile Cumhuriyetçileri, AB ile bazı üyelerini karşı karşıya getirdi.

Ukrayna Geçici İşgal Altındaki Toprakların Yeniden Entegrasyonu Bakanlığına göre, savaşın başlamasından bu yana ülkeye yapılan uluslararası yardım 170 milyar avroya ulaştı.

Ukrayna'ya ortaklarının destek vaadinin toplamı, verilen katkının yaklaşık 2 katını oluşturuyor. Ukrayna, ortaklarından bir yandan yaptırım paketlerini genişletmelerini diğer yandan savaş uçağı ve daha fazla cephane istiyor.

ABD'li bir üst düzey yetkili, geçen günlerde, savaşın Rusya'ya maliyetinin 211 milyar dolar olduğunu öne sürdü.

Aynı zamanda Rusya'nın, silah satış anlaşmalarının iptal edilmesi ya da ertelenmesi nedeniyle 10 milyar dolardan fazla zarara uğradığı iddia ediliyor. Savaşın ikinci yılının sonlarında, Batı ülkelerinde dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna için kullanılması da tartışılmaya başlandı.

- Batı, Rusya'ya her alanı kapsayan yaptırımlar uyguladı

Savaşın siyasi ve sosyal etkileriyle birlikte ekonomik alanda alınan Rusya'ya yönelik yaptırım kararları, tüm dünyada doğrudan veya dolaylı olarak etkisini gösterdi.

AB üyesi ülkeler, ABD ve diğer Batılı ülkeler, Ukrayna'ya askeri müdahalede bulunan Rusya'ya karşı finans, enerji, ulaşım, ihracatın kontrolü ve finansmanı ile vize politikası gibi çeşitli alanlarda onlarca yaptırım paketi belirledi.

Rusya'ya karşı 2022'den bu yana 12 yaptırım paketi yürürlüğe koyan AB, 13. yaptırım paketini savaşın ikinci yılı tamamlandığında açıkladı. AB, yeni yaptırım listesine 200'e yakın kişi ve kuruluş eklerken, ABD son yaptırım listesine 500 isim kattı.

AB'nin Ukrayna dolayısıyla Rusya'ya uyguladığı yaptırım listesindeki kişi ve kuruluş sayısı 2 bini buldu. Yaptırım paketlerinde Rusya'nın askeri üretim malzemelerine ulaşması da zorlaştırıldı.

- AB, siyasi anlamda da Ukrayna'ya destek verdi

Rusya'nın savaşı başlatma nedenlerinden biri de Ukrayna'nın AB ve NATO'ya yakınlaşma isteğiydi. Savaşa rağmen AB'ye üyelik sürecinden vazgeçmeyen Ukrayna, bu yönde ilerleme kaydetti. AB üyesi ülkelerin liderleri, 14 Aralık 2023'te Ukrayna ve Moldova ile AB üyelik müzakerelerini başlatma kararı aldı.

Ukrayna'nın başka bir hedefi de NATO üyesi olmak ancak bu konuda ittifak liderleri henüz fikir birliğine sahip değil.

Zelenskiy, Ukrayna'nın "NATO üyeliğini hak ettiği ve ülkesini ittifaka yakınlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını" belirtiyor.

- Savaştaki can kayıpları tam bilinmiyor

Ukrayna, savaş boyunca ölen Rus asker sayısının 407 binden fazla olduğunu ileri sürüyor. Rusya da savaşta hayatını kaybeden toplam Ukraynalı asker sayısını açıklamazken, günde ortalama 400-500 Ukrayna askerinin öldürüldüğünü iddia ediyor.

Ancak her iki taraf da kendi kayıplarına ilişkin net ve yeni açıklama yapmadı. Savaştaki sivil kayıplara ilişkin her iki taraf da net rakam veremiyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin verilerine göre, savaşın başlamasından bu yana 10 bin 65 sivil hayatını kaybetti, 18 bin 679 sivil yaralandı.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin verilerine göre, 6 milyon 479 bin 700 Ukraynalı, savaş nedeniyle hala yurt dışında bulunuyor.

Avrupa İstatistik Ofisi, Ekim 2023 sonu itibarıyla AB ülkelerinde 4 milyon 24 bin Ukraynalıya geçici koruma statüsü verildiğini bildirdi.

Rusya'nın tam 2 yıl önce "özel operasyon" adıyla başlattığı savaşta, bugün gelinen noktada ne Moskova'nın hedefleri ne de Kiev'in toprak bütünlüğünü sağlama isteği değişti.

Savaşın ne zaman biteceği ise belirsizliğini koruyor.



Gazze Savaşı'nın 200’üncü günü

Gazze Şeridi'nin kuzeyine hava yoluyla bırakılan gıda kolilerini almak için koşturan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyine hava yoluyla bırakılan gıda kolilerini almak için koşturan Filistinliler (AFP)
TT

Gazze Savaşı'nın 200’üncü günü

Gazze Şeridi'nin kuzeyine hava yoluyla bırakılan gıda kolilerini almak için koşturan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyine hava yoluyla bırakılan gıda kolilerini almak için koşturan Filistinliler (AFP)

İsrail ile Hamas arasında Gazze topraklarında patlak veren savaşın üzerinden 200 gün geçti. Lakin ateş, başlangıçta kimsenin beklemediği kadar büyüdü, cesetlerin üzerini örttü, mezarlar kazdı, dersler yazdı ve onlarca yıldır yerleşmiş olan angajman kurallarını değiştirdi. Bunca gün ve akan kana rağmen savaş çözümsüz kaldı; ne İsrail Hamas'ı yok edebildi ne de Hamas hayal ettiği gibi onu (İsrail) kendisini bekleyen ‘bataklıktan’ çekilmeye zorladı... Şarku’l Avsat bu dosyada, savaşın topraklarında, bölgesinde ve dünyadaki sahnesine daha derinlemesine bakmayı, tarafların çatışma çağının bu anındaki konumlarını haritalandırmayı ve savaşın müttefikler ve düşmanlar arasında neleri değiştirdiğini okumayı amaçlıyor.


Kuzey Koreli yetkililer İran'a geldi

Tahran'da bir caddede Dini Lider Ali Hamaney'in resmi ve yanında sergilenen Şahab 3 karadan karaya füzesi (EPA)
Tahran'da bir caddede Dini Lider Ali Hamaney'in resmi ve yanında sergilenen Şahab 3 karadan karaya füzesi (EPA)
TT

Kuzey Koreli yetkililer İran'a geldi

Tahran'da bir caddede Dini Lider Ali Hamaney'in resmi ve yanında sergilenen Şahab 3 karadan karaya füzesi (EPA)
Tahran'da bir caddede Dini Lider Ali Hamaney'in resmi ve yanında sergilenen Şahab 3 karadan karaya füzesi (EPA)

Kuzey Kore devlet medyası bugün (Çarşamba), gizli askeri bağları olduğuna inanılan iki ülke arasındaki ilişkilere dair bir kamu raporunda, Dış Ekonomik İlişkiler Bakanı başkanlığında Pyongyang'dan bir heyetin şu anda İran'ı ziyaret ettiğini bildirdi.

Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA), Dış Ekonomik İlişkiler Bakanı Yun Jong Ho'nun İran'ı ziyaret etmek üzere bir bakanlık heyetinin başında dün (Salı) hava yoluyla Pyongyang'dan ayrıldığını bildirdi. Konuyla ilgili daha fazla ayrıntı verilmedi.

Kuzey Kore ve İran'ın uzun süredir balistik füze programları konusunda iş birliği yaptıklarından, muhtemelen teknik uzmanlıklarını ve füze üretiminde kullanılan parçaları paylaştıklarından şüpheleniliyor.

Reuters Şubat ayında İran'ın Rusya'ya Ukrayna ile savaşında kullanması için çok sayıda balistik füze sağladığını bildirmişti.

Her ne kadar her iki ülke bu iddiayı reddetse de, Kuzey Kore'nin Rusya'ya füze ve top tedarik ettiğinden şüpheleniliyor.

Güney Kore hükümetinin veri tabanına göre Yun, daha önce Kuzey Kore'nin Suriye ile bağlarını güçlendirmek için çalışmıştı.

Şarku’l Avsat’ın KCNA’dan aktardığı habere göre Yun, Kuzey Kore ve Rusya arasında artan işlemlerde aktif rol oynadı; bu ay Moskova'yı ziyaret eden bir heyete liderlik etti.


ABD'deki üniversitelerde Filistin yanlısı öğrencilerin eylemleri yayılıyor

Fotoğraf: Selçuk Acar / AA
Fotoğraf: Selçuk Acar / AA
TT

ABD'deki üniversitelerde Filistin yanlısı öğrencilerin eylemleri yayılıyor

Fotoğraf: Selçuk Acar / AA
Fotoğraf: Selçuk Acar / AA

ABD'de Columbia Üniversitesi yönetimi ile öğrenciler arasında geçen hafta başlayan ve yüzlerce kişinin gözaltına alınmasına sebep olan Filistin yanlısı protestolar, ülke genelindeki diğer üniversitelere de yayıldı.

Columbia Üniversitesinin Gazze'deki soykırımı destekleyen şirketlere sağladığı mali yatırımlara tepki göstermek için kampüsün bahçesinde oturma eylemi başlatan Filistin yanlısı göstericilere New York polisinin müdahalesi sonrası, yönetim ile öğrenciler arasındaki gerginlik arttı.

Eylemin üniversitenin işleyişi için "tehdit oluşturduğunu" savunan Rektör Minouche Shafik'in yardım talebi üzerine göstericilere müdahale eden polis 108 öğrenciyi gözaltına almış, okul yönetimi de eyleme karışan yaklaşık 80 öğrenciye okuldan uzaklaştırma cezası vermişti.

Bunun üzerine, ABD'nin dört bir yanında öğrenciler, dayanışma amacıyla üniversitelerinde kendi eylemlerini başlattı.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını durdurmasını isteyen üniversite öğrencileri, protestolar kapsamında okullarının Gazze'de ateşkes çağrılarına destek vermesini, İsrail'e silah tedarik eden şirketlerle iş yapmayı durdurmasını, İsrail'in askeri çabalarına yardımcı projeler için bu ülkeden araştırma parası kabul etmeyi sonlandırmasını ve "Gazze'deki soykırıma destek veren şirketlere" finansal yatırımı durdurmasını talep ediyor.

- The New School

New York kentinde bulunan araştırma üniversitesi The New School'da Filistin halkının yaşadığı sorunlara yönelik farkındalık oluşturmayı amaçlayan "Filistin'de Adalet için Öğrenciler (TNS SJP)" grubunun üyeleri, üniversitenin merkez binasında kamp kurdu.

Öğrencilerin kurdukları çadırların yanında "Soykırımdan hemen vazgeçin" yazılı pankartlar gözlemlenirken protestocular kampüsün pencerelerine sokaktan görülebilecek şekilde "Gazze Dayanışma Kampı" yazılı afişler yapıştırdı.

Üniversitenin New York Polisi ile ilişiğini kesmesini isteyen öğrenciler, üniversitenin İsrail'i boykot etmesini de istedi.

Grubun sosyal medya platformu Instagram üzerinden yaptığı paylaşımlarda, "Gazze dayanışma kampına katılın!", "Columbia Üniversitesindeki yoldaşlarımızın ayak izlerini takip ediyoruz." ifadeleri yer aldı.

"Filistin'de Adalet için Öğrenciler (TNS SJP)" grubunun organizatörlerinden Kartik Gupta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Columbia Üniversitesindeki öğrencilerle dayanışma içinde olduklarını ifade etti.

Gupta, "Kampı, Filistin yanlısı sesleri bastıran ve Gazze'de yaklaşık 7 aydır devam eden soykırıma sessiz kalan ülkemizdeki eğitim kurumlarının suç ortaklığını protesto etmek için süresiz olarak kurduk." dedi.

Okulda İsrail'in Gazze'ye saldırılarını kınadıkları için haklarında soruşturma başlatılan ve gözetim altında tutulan öğrenciler ile öğretim üyeleri olduğunu vurgulayan Gupta, "Halktan yana olduğunu iddia eden bir kurumunun, öğrencileri ve öğretim üyeleri için doğru olanı yapmaması bizi rahatsız ediyor." ifadesini kullandı.

- New York Üniversitesi

New York Üniversitesi (NYU) öğrencileri de İsrail'in Gazze'deki saldırılarına karşı çıkmak ve Columbia'daki öğrencilere destek olmak amacıyla kampüste eylem başlattı.

Washington Square Park yakınındaki Gould Plaza önünde protestolarını sürdüren NYU öğrencileri, üniversite yönetiminden İsrail’in Filistin işgaline destek veren şirketlerle yatırım ilişkilerini sonlandırması talebinde bulundu.

Eylem sırasında New York polisi, protesto eden 100'den fazla Filistin yanlısı öğrenciye müdahale ederek gözaltına aldı.

NYU'nun Stern İşletme Fakültesinin önüne kontrplak duvar örüldü.

- Yale Üniversitesi

ABD'nin prestijli okullarından Yale Üniversitesinde de öğrenciler, soykırımla yargılanan İsrail'in Gazze'de devam eden saldırılarına karşı Beinecke Plaza'da oturma eylemi başlattı.

Öğrenciler, Yale yönetiminden, üniversitenin İsrail ile bağlantılı "silah üreten" şirketlere yatırımlarına son vermesi talebinde bulundu.

Üniversite yönetimi ise yaptığı yazılı açıklamada, "Yale topluluğunun emniyeti ve güvenliği" gerekçesiyle polisten yardım istediğini ve eyleme son vermek istemeyen 47 öğrencinin gözaltına alındığını belirtti.

Yale yönetimi, ayrıca söz konusu öğrencilerin "okuldan uzaklaştırma" talebiyle disiplin kuruluna sevk edildiği bilgisini paylaştı.

- Massachusetts Teknoloji Enstitüsü

ABD'nin diğer önde gelen okullarından Massachusetts Teknoloji Ensititüsü (MIT) öğrencileri de üniversite bahçesinde kamp kurdu.

Üniversitenin, İsrail Savunma Bakanlığından 2015'ten bu yana araştırmalar için 11 milyon dolar fon aldığını belirten öğrenciler, MIT'nin İsrail ordusu ile bağlantılarını koparmadan protestolara son vermeyeceklerini açıkladı.

- Tufts Üniversitesi

Tufts Üniversitesinden bir grup öğrenci de okulun Medford'daki kampüsünde oturma eylemi başlattı. Filistin yanlısı öğrenciler, çadırdan oluşan kamp kurdu.

Tufts Üniversitesi yönetim sözcüsü Patrick Collins, yerel basına yaptığı açıklamada, "durumu yakından izlediklerini" belirtti.

Öğrencilerin kampüste gösteri yapmak da dahil olmak üzere görüşlerini ifade etmelerine izin verildiğini ifade eden Collins, üniversite politikasını ihlal eden davranışlarda bulunan tüm topluluk üyelerinin sorumlu tutulacağını kaydetti.

Collins, "Bu konudaki tutumumuz birkaç yıldır açık ve tutarlıdır. Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar (BDS) Hareketi'ni desteklemiyoruz." dedi.

- Emerson College

Emerson College öğrencileri de Filistinlilere destek için düzenledikleri ve Boston'daki Boylston Caddesi'nde kamp kurdukları protestolarına devam ediyor.

Emerson College yönetimi yetkililerinden Jay Bernhardt, öğrencilerin kendi düşüncelerini protestolarla ifade etme hakkı olduğunu ancak yönetimin güvenliği veya eğitimin devamını tehdit edecek faaliyetlere tolerans göstermeyeceğini açıkladı.

- Kuzey Carolina Üniversitesi

Kuzey Carolina Üniversitesi (UNC) öğrencileri de Columbia Üniversitesi eylemlerinde tutuklanan öğrencilere destek için kampüste protesto düzenledi

"Filistin'de Adalet için Öğrenciler (UNC SJP)" adlı öğrenci topluluğunun organize ettiği eylem kapsamında öğrenciler, rektörün ofisinin bulunduğu Güney Binası'nın dışındaki avluda toplandı.

Çadırlarda, sandalyelerde ve piknik örtülerinde oturan öğrenciler, Gazze ile dayanışma sloganları attı.

UNC SJP'in sosyal medya hesabında yapılan açıklamada, "Her yerde bilinçli öğrenciler ayağa kalkıyor ve kurumlarının İsrail'in Filistin ve Filistinlilerin yaşamına yönelik soykırımındaki suç ortaklığına karşı seslerini yükseltiyor." denildi.

- Stanford Üniversitesi

California eyaletindeki Stanford Üniversitesinde Filistin yanlısı öğrenciler, Gazze Şeridi'nde devam eden İsrail saldırılarına tepki gösterdi.

Düzenledikleri gösteri kapsamında Filistin bayrakları ve pankartlar taşıyan öğrenciler, İsrail aleyhine sloganlar attı.

- Minnesota Üniversitesi

Minnesota Üniversitesi, Filistin'e desteklerini göstermek ve üniversitenin İsrail'i destekleyen şirket ve akademik enstitülerle ilişiğini kesmesini talep etmek için Walter Library önünde kamp kurdu.

Öğrenciler, üniversitenin Lockheed Martin, General Dynamics, Boeing ve Honeywell gibi şirketlerle Tel Aviv Üniversitesi, Kudüs İbrani Üniversitesi ve Hayfa Üniversitesi gibi akademik enstitülerle ilişiğini kesmesini talep etti.

Bir üniversite sözcüsü, izinsiz çadırların üniversite arazisinde yasak olduğunu belirterek protestolar sırasında 9 öğrencinin gözaltına alındığını açıkladı.

- California Üniversitesi

California Üniversitesinden (UCLA) öğrenciler, Gazze'de saldırıların sona ermesi ve üniversitenin İsrail'le bağlantılı şirketlere yatırımını sonlandırmasını talep etmek amacıyla Sproul Plaza'da kamp kurdu.

Geçen hafta 100'den fazla kişinin tutuklandığı Columbia Üniversitesinde devam eden Filistin yanlısı protestolarla dayanışma amacıyla çadır kurduklarını belirten öğrenciler, eylemi "dayanışma kampı" olarak adlandırdı.

Öte yandan, üniversite yönetimi sözcüsü, okulun yatırım politikalarını ve uygulamalarını değiştirmeye yönelik planı olmadığını söyledi.

- Michigan Üniversitesi

Michigan Üniversitesi öğrencileri de 22 Nisan'da Filistin'e desteklerini göstermek için merkez kampüste onlarca çadır kurdu.

Üniversitenin İsrail'i destekleyen kuruluş ve şirketlerle olan anlaşmalarını bitirmesini isteyen öğrenciler, protestolarına gelecek iki hafta devam etmeyi planladıklarını bildirdi.

Protestoya 100'den fazla öğrenci katıldı.

- Harvard Üniversitesi, protestoları engellemek için avlusunu kapattı

Üniversite yönetimi, Harvard Avlusu girişlerine astığı yazıda, çadır veya masa gibi binalara girişi kısıtlayacak eşyaların getirilmesi halinde bu eşyaları getirenlere disiplin cezası verilebileceğini açıkladı.

Avluda çalışan öğrencilere yollanan e-postada ise avlunun "tedbirli davranmak ve toplumun güvenliğini ön planda tutmak" amacıyla cuma gününe kadar kapatıldığı aktarıldı.


İsrail anketi: Nüfusun beşte biri 7 Ekim’de başlayan savaşın ardından ülkeyi terk etmeyi düşünüyor

Tel Aviv'de Başbakan Binyamin Netanyahu karşıtı gösteriler düzenleyen İsrailli protestocular (Reuters)
Tel Aviv'de Başbakan Binyamin Netanyahu karşıtı gösteriler düzenleyen İsrailli protestocular (Reuters)
TT

İsrail anketi: Nüfusun beşte biri 7 Ekim’de başlayan savaşın ardından ülkeyi terk etmeyi düşünüyor

Tel Aviv'de Başbakan Binyamin Netanyahu karşıtı gösteriler düzenleyen İsrailli protestocular (Reuters)
Tel Aviv'de Başbakan Binyamin Netanyahu karşıtı gösteriler düzenleyen İsrailli protestocular (Reuters)

Reichman Üniversitesi Özgürlük ve Sorumluluk Enstitüsü tarafından yapılan ve dün (Salı) Yedioth Ahronoth tarafından yayınlanan anketin sonuçlarına göre ‘İsrailliler kendilerini halen güçlü hissediyor, ancak geceleri uyuyamıyor ve hükümete güven duymuyorlar.’ Anket sonuçları hakkında konuşan İsrailli yorumcu Nadav Eyal, “İsrailliler halen orduya güveniyor ve İsrailli olmaktan gurur duyuyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Ankete göre İsraillilerin yüzde 87‘si, 48 Arapları’nın ise yüzde 61’i İsrail vatandaşı olmaktan gurur duyuyor.

Eyal, “Bu şaşırtıcı bir gösterge, ancak anketten ortaya çıkan sert tabloyu gizlememeli. Nüfusun en az beşte biri ülkeyi terk etmeyi düşündüğünü söylüyor. Merkez ve sol görüşlü seçmenler arasında bu oran biraz daha yüksek, sağ görüşlüler arasında ise çok daha düşük. Ancak tablo çok net. Yahudiler, Araplar, solcular, merkezdekiler ve sağcılar devletin varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğuna inanıyor” ifadelerini kullandı.

Eyal'e göre, “her 10 İsrailliden altısından fazlası İsrail'in bugün yok olma tehdidi altında olduğuna inanıyor. Devletin varlığına yönelik en büyük tehdidin ne olduğu sorulduğunda ise farklılıklar net bir şekilde ortaya çıkıyor: Sağ görüşlüler için en büyük tehdit sırasıyla ‘İran, terör örgütleri ve nüfusun bölünmesi’ iken, merkez ve sol görüşlüler için en büyük tehdit sırasıyla, ‘siyasi liderlerin kalitesi (yani Netanyahu ve hükümeti), nüfusun bölünmesi, İran ve terör örgütleri.’ Sağ görüşlü seçmenler arasında siyasi liderlerin kalitesi neredeyse hiçbir etkiye sahip değil.”

Anket ayrıca merkez ve sol seçmenlerin yüzde 98'inin; sağ seçmenlerin ise yaklaşık yüzde 66'sının hükümete güvenmediğini ortaya koyuyor.

İsrail ordusuna gelince, Hamas saldırısını izlemedeki başarısızlığına ve caydırıcılık ve performansındaki olumsuzluğa rağmen, ankete göre orduya büyük bir güven duyuluyor (sağ seçmenler arasında yüzde 77, merkez ve sol seçmenler arasında ise yüzde 80). Anketi hazırlayanların katılımcılara yönelttikleri “Hamas, İsrail'e yönelik saldırısını başlattığından beri geceleri rahat uyuyor musunuz?” sorusuna her 10 kişiden yedisi daha fazla kaygı yaşadığını söylerken, Arap halkı arasında durum daha iyi. Zira Arap halkı içinde her 10 kişiden sadece beşi endişe seviyesinde bir artış olduğunu bildirmiş. Diğer yandan ankete katılanların yüzde 12'si psikolojik yardım aldıklarını bildirmiş (yaklaşık bir milyon kişi). Eyal'in anket okumasına göre İsrail, 7 Ekim öncesinde Yahudi toplumunda da Arap toplumunda da daha muhafazakâr, sağcı ve dindar bir doğrultuda ilerleyen bir ülke idi. Savaş bu eğilimleri daha da güçlendirdi. Eyal, “Sağ, merkez ve sol arasında fark olmaksızın yüzde 56‘lık bir kesim, Filistinlilerle siyasi bir anlaşmaya varma olasılığının sadece yüzde 22’ye düştüğüne inanıyor” dedi.


İsrail ordusu Gazze'nin kuzeyinde yeni tahliye emri verdi

Gazze Şeridi sınırındaki İsrail askerleri (Arşiv - Reuters)
Gazze Şeridi sınırındaki İsrail askerleri (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail ordusu Gazze'nin kuzeyinde yeni tahliye emri verdi

Gazze Şeridi sınırındaki İsrail askerleri (Arşiv - Reuters)
Gazze Şeridi sınırındaki İsrail askerleri (Arşiv - Reuters)

İsrail ordusu sözcüsü dün (Salı), İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki "tehlikeli bir savaş bölgesi" olarak tanımladığı Beyt Lahya bölgesinde yeni tahliye emri verdiğini açıkladı.

Reuters'in bildirdiğine göre bölge sakinleri, dün erken saatlerde İsrail'in haftalardır gerçekleştirdiği en ağır bombalama operasyonlarından birini gerçekleştirerek Gazze Şeridi'ndeki saldırılarını yoğunlaştırdığını ve daha önce güçlerini geri çektiği Şeridi'nin kuzeyini bombaladığını söyledi. Bölge sakinlerinin neredeyse sürekli bombardıman olduğunu söylediği orta ve güney bölgelerde, hava saldırıları ve tank atışları yapıldığına dairler haberler de vardı.

Bölge sakinleri ve Hamas hareketine bağlı medya kuruluşları, ordu tanklarının dün gece Gazze Şeridi'nin kuzey ucundaki Beyt Hanun'un doğusuna yeniden girdiğini, ancak şehrin içine doğru ilerlemediklerini, ancak çatışmanın yerinden edilmiş insanların barındığı bazı okullara ulaştığını belirttiler.


Rusya Savunma Bakan Yardımcısı yolsuzluk şüphesiyle tutuklandı

Rusya Bayrağı (Reuters)
Rusya Bayrağı (Reuters)
TT

Rusya Savunma Bakan Yardımcısı yolsuzluk şüphesiyle tutuklandı

Rusya Bayrağı (Reuters)
Rusya Bayrağı (Reuters)

Rusya Soruşturma Komitesi'nin dün (Salı) yaptığı açıklamaya göre Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Timur İvanov yolsuzluk şüphesiyle tutuklandı.

Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre komite Telegram hesabından yaptığı açıklamada “Rusya Federasyonu Savunma Bakan Yardımcısı Timur Vadimovich Ivanov tutuklandı. Ceza Kanunu'nun 290'ıncı maddesinin altıncı fıkrasına göre suç işlediğinden, yani rüşvet aldığından şüpheleniliyor" ifadeleri yer aldı.


BM Gazze'deki ‘toplu mezarlar’ nedeniyle alarma geçti

Filistin Sivil Savunma Kurumu görevlileri Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde toplu mezarlardan çıkarılan cesetleri taşıyor. (DPA)
Filistin Sivil Savunma Kurumu görevlileri Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde toplu mezarlardan çıkarılan cesetleri taşıyor. (DPA)
TT

BM Gazze'deki ‘toplu mezarlar’ nedeniyle alarma geçti

Filistin Sivil Savunma Kurumu görevlileri Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde toplu mezarlardan çıkarılan cesetleri taşıyor. (DPA)
Filistin Sivil Savunma Kurumu görevlileri Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde toplu mezarlardan çıkarılan cesetleri taşıyor. (DPA)

İsrail dün (Salı) Gazze Şeridi'nde son haftaların en ağır bombardımanlarından birini gerçekleştirirken, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Ravina Shamdasani yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki Nasır ve Şifa hastanelerinin yıkılması ve yüzlerce cesedin bulunduğu ‘toplu mezar’ raporları karşısında ‘dehşete düştüğünü’ söyledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği dün, Gazze'de bulunan ‘toplu mezarlar’ ile ilgili olarak uluslararası bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.

Suudi Arabistan, İsrail işgal güçlerini ‘Gazze Şeridi'nde iğrenç savaş suçları işlemeye devam ettiği ve son olarak Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Nasır Tıp Kompleksi'nde toplu mezarlar bulunduğu’ için kınadığını ifade etti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, “Uluslararası toplumun İsrail işgalinin uluslararası hukuk kurallarını ihlal etmesine yönelik hesap verebilirlik mekanizmalarını harekete geçirmemesi, sadece daha fazla ihlalle sonuçlanacak, insani trajedileri ve yıkımı arttıracaktır” denildi.

Bakanlık, ‘uluslararası toplumun, İsrail işgalinin Gazze Şeridi'ndeki sivillere yönelik saldırılarını durdurma ve işlediği katliamlardan sorumlu tutma sorumluluğunu üstlenmesi’ talebini yineledi.

Gazze savaşının başlamasının 200’üncü gününde İsrail, ordunun daha önce kuvvetlerini çektiği Gazze Şeridi'nin kuzeyini bombaladı. Şarku’l Avsat’ın bölge sakinleri ve Hamas’a bağlı medya kuruluşlarından edindiği bilgilere göre ‘İsrail ordusuna ait tanklar salı gecesi Gazze Şeridi'nin kuzey ucundaki Beyt Hanun'un doğusuna tekrar girdi, ancak şehrin içine kadar ilerlemedi. Ateş, yerinden edilmiş insanların barındığı bazı okullara kadar ulaştı.’

İsrail'de devlet daireleri ve işyerleri Hamursuz (Fısıh) Bayramı nedeniyle kapalıydı. Sirenler güney sınır kasabalarında roket ateşi uyarısında bulundu, ancak herhangi bir can kaybı rapor edilmedi.

İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı, Sderot ve Kibbutz Nir Amir'e yönelik roket saldırılarının sorumluluğunu üstlenerek, savaşçılarının Gazze Şeridi'nin büyük bölümünü dümdüz eden ve 2,3 milyon kişinin neredeyse tamamını yerinden eden savaştan yaklaşık 200 gün sonra, halen roket atabildiğini gösterdi.

Gazze Şeridi’nin başka bir yerinde, tankların bölgeyi bombalamasının ardından güneydeki Han Yunus'un doğusu bombalanırken, orta bölgede Nuseyrat Mülteci Kampı’nda gece boyunca vurulan bir evden dört ceset çıkarıldı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Gazze'ye yönelik yeni bombardımanı kınayarak, bombardımanda çoğunlukla kadın ve çocukların öldüğünü söyledi. Türk, İsrail'e Refah'a yönelik planladığı saldırıya devam etmemesi yönündeki uyarısını yineleyerek, bunun ‘daha iğrenç suçlara’ yol açabileceğini ifade etti.

Gazze'nin güneyindeki ana sağlık tesisi olan Nasır Tıp Kompleksi'ndeki yetkililer, bölgede bulunan en az üç toplu mezardan biri olduğunu söyledikleri yerden 35 ceset daha çıkardı ve bir hafta içinde burada bulunan toplam ceset sayısı 310'a ulaştı.

Filistinliler, İsrail güçlerinin suçlarını gizlemek için cesetleri buldozerlerle gömdüğünü söylüyor. İsrail ordusu ise güçlerinin alandaki cesetleri çıkardığını ve aralarında esir olmadığından emin olmak için inceledikten sonra yeniden gömdüğünü söyledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, dün Gazze Şeridi'ndeki Şifa ve Nasır yerleşkelerinde bulunan toplu mezarlarla ilgili uluslararası soruşturma açılması çağrısında bulunarak, ‘cezasızlık iklimine’ karşı bağımsız hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Türk, Gazze'deki en büyük hastane olan Şifa yerleşkesinin ve Gazze'deki ikinci büyük hastane merkezi olan Han Yunus'taki Nasır Tıp Kompleksi'nin yıkılmasını ‘dehşet verici’ olarak nitelendirdi. Volker Türk yaptığı açıklamada, söz konusu ölümlerle ilgili ‘bağımsız, etkili ve şeffaf soruşturmalar’ yapılması gerektiğini vurguladı.


İran, nükleer bomba malzemesine ‘haftalar uzaklıkta’

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, İran'ın 14 Nisan'da İsrail'e verdiği yanıttan saatler sonra yabancı diplomatlarla konuşuyor. (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, İran'ın 14 Nisan'da İsrail'e verdiği yanıttan saatler sonra yabancı diplomatlarla konuşuyor. (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

İran, nükleer bomba malzemesine ‘haftalar uzaklıkta’

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, İran'ın 14 Nisan'da İsrail'e verdiği yanıttan saatler sonra yabancı diplomatlarla konuşuyor. (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, İran'ın 14 Nisan'da İsrail'e verdiği yanıttan saatler sonra yabancı diplomatlarla konuşuyor. (İran Dışişleri Bakanlığı)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi'ye göre İran'ın nükleer bomba geliştirmeye yetecek materyale sahip olmasına ‘aylar değil, haftalar’ kaldı.

Tahran'ın bu seviyeye yaklaşmasından duyduğu endişeyi dile getiren Grossi, bunun, İran'ın bu süre içinde nükleer silaha sahip olduğu ya da olacağı anlamına gelmediğini belirtti. Grossi, “Etkili bir nükleer savaş başlığı, yeterli bölünebilir malzemeye sahip olmanın yanı sıra birçok ek şey gerektirir” dedi.

Grossi, Deutsche Welle'ye (DW) verdiği röportajda, Tahran'a UAEA müfettişleriyle iş birliği düzeyini UAEA’nın talepleri doğrultusunda arttırması çağrısını yineleyerek, İran'ın programının şeffaflığı üzerine artan şüpheler konusunda uyarıda bulundu. Grossi, İran'ın faaliyetlerine ilişkin üç aylık bir rapor yayınlamadan önce iki taraf arasında çözüm bekleyen konuları görüşmek üzere önümüzdeki ay Tahran'ı ziyaret etmeyi planladığını söyledi.

Batılı güçler Grossi'den, İran'la ilgili kararları görüşebilmeleri için haziran başında Viyana'da yapılması planlanan UAEA Yönetim Kurulu'nun üç aylık toplantısına kadar, üç aylık bir rapor sunmasını istediler.

Bu arada İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi üyesi Cevad Kerimi Kuddusi, İran'ın izin verilmesi halinde bir hafta içinde ilk nükleer denemesini yapabileceğini söyledi. Şarku’l Avsat’ın İran merkezli internet sitelerinden aktardığına göre Kuddusi, İran Dini Lideri Ali Hamaney'in silahların yasaklanmasına ilişkin fetvasına atıfta bulundu.

Diğer yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, geçtiğimiz pazartesi günü yaptığı açıklamada “İran'ın nükleer doktrininde silahların yeri olmadığını” söyledi. İranlı bir yetkili ise tesislerin İsrail bombardımanı altında kalması halinde, nükleer politikalarını gözden geçirecekleri tehdidinde bulundu.


NASA uydusu, Dubai'deki seli görüntüledi

Selin vurduğu Dubai'de yaklaşık 3,3 milyon kişi yaşıyor (Reuters)
Selin vurduğu Dubai'de yaklaşık 3,3 milyon kişi yaşıyor (Reuters)
TT

NASA uydusu, Dubai'deki seli görüntüledi

Selin vurduğu Dubai'de yaklaşık 3,3 milyon kişi yaşıyor (Reuters)
Selin vurduğu Dubai'de yaklaşık 3,3 milyon kişi yaşıyor (Reuters)

Ortadoğu'yu vuran selin, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) en kalabalık şehri Dubai'de yarattığı etki uydu görüntüleriyle ortaya kondu.

16-17 Nisan'da etkili olan yoğun yağışta Dubai'de birçok yer sular altında kaldı. 

BAE'de 24 saatten kısa sürede düşen yağış miktarı 254,8 milimetreye ulaştı. Bu, ülkede 75 yıldır görülen en yüksek yağış miktarı olarak kayda geçti.

Dubai'de de bir yıllık yağış miktarına sadece 12 saatte ulaşıldı. 

sdef
Dubai'de birçok nokta su altında kaldı (NASA)

NASA'nın gözlem uydusu Landsat 9'un 19 Nisan'da BAE üzerinden geçerken topladığı görüntüler, yolların ve havalimanlarının sular altında kaldığı Dubai'de selin etkisini gözler önüne serdi.

3 Nisan-19 Nisan'daki görüntülerde koyu mavi noktalar, sel sularının vurduğu alanları işaret ediyor.

NASA uydusu, selin ülkenin başkenti Abu Dabi'de yarattığı etkiyi de görüntüledi. Aynı zaman aralığında yakalanan görüntülerde, suların şehrin içlerine kadar ulaştığı dikkat çekiyor.

sdef
Şehrin sel öncesi uydu görüntüsü farkı dikkat çekici kılıyor (NASA)

Sel felaketi nedeniyle BAE'de üçü Filipinler yurttaşı 4 kişi ölürken, Umman'da da en az 20 kişi yaşamını yitirdi. 

Dubai Havalimanı'ndan bugün yapılan açıklamada, yoğun yağış nedeniyle askıya alınan seferlerin yeniden başladığı da duyuruldu.

Independent Türkçe, CNN, AA


Tayvan tartışmalı figür Çan Kay Şek'in tüm heykellerini kaldıracak

Askerler tarafından korunan Çan Kay Şek'in heykellerine geçmişte saldırılar düzenlenmişti (Reuters)
Askerler tarafından korunan Çan Kay Şek'in heykellerine geçmişte saldırılar düzenlenmişti (Reuters)
TT

Tayvan tartışmalı figür Çan Kay Şek'in tüm heykellerini kaldıracak

Askerler tarafından korunan Çan Kay Şek'in heykellerine geçmişte saldırılar düzenlenmişti (Reuters)
Askerler tarafından korunan Çan Kay Şek'in heykellerine geçmişte saldırılar düzenlenmişti (Reuters)

Tayvan yönetimi, adanın eski lideri Çan Kay Şek'e ait yaklaşık 800 heykel ve büstün kaldırılacağını bildirdi.

İktidardaki liberal Demokratik İlerici Parti (DPP) liderliğinde dün düzenlenen kabine toplantısında, İçişleri Bakanlığı'nın talimatıyla Çan'a ait yaklaşık 770 büst ve heykelin yıkılacağı belirtildi.

Tayvan yönetimi, 1949-1992'de adayı tek parti olarak yöneten Çin Milliyetçi Partisi'nin (Kuomintang -KMT) insan hakkı ihlallerinin araştırılması için 2018'de İnsan Hakları ve Geçiş Adaleti Komisyonu'nu kurmuştu. 

Komisyonun aynı yıl yayımladığı raporda, 1950-1975'te Tayvan'ın lideri olan Çan'ın heykellerinin kaldırılması önerilmişti. Ülkede resmi rakamlara göre Çan'a adanan 934 heykel var.

Bunun üzerine Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-wen, heykel ve büstlerin kaldırılması için belediyelere ve ilgili kuruluşlara devlet tarafından maddi destek sağlanacağını duyurmuştu. 

Ancak DPP'li parlamenter Huang Jie, geçen ayki açıklamasında, bu karara rağmen sadece 165 heykelin kaldırdığını belirterek, sürecin neden yavaş işlediğini sormuştu. 

Komisyonun yardımcı direktörü Şi Pu, pazartesi günkü kabine toplantısında Huang'ın sorusuna cevaben açıklama yaptı.

Şi, Savunma Bakanlığı ve ordunun heykellerin yıkılması sürecini yavaşlattığını belirterek, işlemlerin hızlandırılacağı teminatını verdi.

Savunma Bakanı Chiu Kuo-cheng, geçen haftaki açıklamasında, Çan'ın modern Tayvan ordusunun kurucusu olduğunu hatırlatıp, ona saygısızlık edilmemesi gerektiğini savunmuştu. 

Tayvan'daki Tamkang Üniversitesi'nden James Yifan Chen, Hong Kong merkezli İngilizce yayın yapan South China Morning Post'a (SCMP), DPP'nin heykellerin yıkılması için baskıyı artırmasının, Beyaz Terör olayıyla ilgili olduğunu söyledi.

Tayvan yönetimi, cuma günü aldığı bir kararla 19 Mayıs'ın Beyaz Terörü Anma Günü olarak belirlenmesi için çalışma başlatılmasını onaylamıştı. 

28 Şubat olayı diye de bilinen Beyaz Terör, Tayvan'da iktidarı ele geçiren Çan liderliğindeki KMT'nin, halk ayaklanmasını bastırdığı ve sıkıyönetim ilan ettiği 1949-1992 dönemine ithafen kullanılıyor. Bu dönemde yaklaşık 30 bin kişinin öldürüldüğü düşünülüyor. 

Tayvan'da bazı kesimler Çan ve KMT'nin, Mao Zedong liderliğindeki Çin Komünist Partisi'ne (ÇKP) karşı savaşarak Tayvan'ın kuruluşuna öncülük ettiğini savunurken, diğerleriyse Çan ve KMT'nin tek parti yönetimini diktatörlük diye niteliyor. 

Çin - Tayvan gerginliği

II. Dünya Savaşı sonrasında Çin'de KMT ve Komünist Parti arasındaki iç savaş Komünist Parti'nin zaferiyle sonuçlanmıştı. Mağlubiyetin ardından KMT liderleri Tayvan'a sığınmıştı.

Soğuk Savaş nedeniyle Batı'yla ilişkilerini koparan Çin'i 1970'lerin başına kadar Birleşmiş Milletler'de (BM) Tayvan ya da resmi adıyla Çin Cumhuriyeti temsil ediyordu.

BM'nin 1971'de aldığı Çin Halk Cumhuriyeti'ni tanıma kararı gerginliği yeni bir boyuta taşımıştı. Kararın ardından Tayvan, BM'den çıkarılmıştı.

Pekin yönetimi, "tek Çin" ilkesini benimseyerek Tayvan'ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor. Buna göre Çin, boğaz ve çevresindeki askeri varlığının yanı sıra Tayvan'ın ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmasına, BM'de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

Tayvan ise o günden bu yana bağımsızlık arayışını farklı biçimlerde sürdürüyor.

Independent Türkçe, Guardian, SCMP, Taipei Times