Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı

Rus ordusunun savaşın başında Ukrayna topraklarındaki hızlı ilerleyişine rağmen ikinci yıl cephenin renklerini değiştirmek kolay olmadı

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı
TT

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı

Rusya'nın, Batı ile NATO'nun kendi sınırlarına yaklaşacağı ve Rusça konuşanları koruma gerekçesiyle başlattığı Ukrayna'daki savaşın ikinci yılı tamamlandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, 2 yıl önce 24 Şubat'ın sabahında duyurduğu "özel operasyon"nun başlamasıyla Rus ordusu, Ukrayna topraklarına girdi.

Rus askeri birlikleri, Ukrayna'nın Donetsk ve Luhansk bölgelerinden Kiev yönetiminin kontrolündeki yerlere, aynı anda Rusya sınırından Harkiv, Sumi ve Çernigiv ile Belarus üzerinden Çernobil bölgesine giriş yaptı.

Kırım üzerinden de Herson ve Melitopol bölgelerine doğru asker çıkaran Rus ordusu, hava ve karadan asker sevk ettiği Kiev'i kuşattı.

Rus ordusu, Kiev çevresinde beklerken iki taraf İstanbul'da müzakere masasına oturdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arabuluculuk girişimlerinin neticesi olarak İstanbul'da 29 Mart 2022'de yapılan müzakereler sonucunda Ukrayna tarafı, Rus tarafına gelecekteki olası yazılı anlaşmanın ilkelerini teslim etti, anlaşmaya çok yaklaşıldı.

Kiev yönetimi birkaç gün sonra Rus silahlı güçlerinin boşalttığı Buça ve İrpin şehirlerinde toplu mezarlar açtı, Rusya'yı katliam yapmakla suçladı. Ukrayna, İstanbul'daki anlaşmadan çekildiğini bildirdi.

İki tarafın İstanbul'daki görüşmelerde ön şatlarda anlaştığı ileri sürülürken, Ukrayna heyetinin Kiev'e döndükten sonra anlaşmadan vazgeçmesinin nedeni aylar sonra ortaya çıktı.

Bazı Ukraynalı yetkililer, dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson'un Kiev yönetimine baskı yaptığını, anlaşmayı bozduğunu söyledi. Bunu Putin de dile getirdi.

Rus ordusu, Kiev'den çekildikten sonra tahkimatını Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson hattında güçlendirdi. Böylece Rusya, Kiev'in Azak Denizi ile bağlantısını kesti, ayrıca 2014'te yasa dışı ilhak ettiği Kırım ile kara yolu bağlantısı kurmuş oldu.

Rusya, liman şehirleri Odessa ve Mıkolayiv bölgelerini de hedef alarak Karadeniz'de stratejik konuma sahip Yılan Adası'nı ele geçirdi. Aynı yılın haziran sonunda Rusya, adadan çekildiğini açıkladı.

Ukrayna'nın kuzeyindeki Sumi ve çevresi, haziranda yeniden Kiev yönetiminin kontrolüne girdi.

Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson'da eylül sonunda Rusya'ya katılım için sözde referandumlar yapıldı. Yasa dışı referandumlara katılanların çoğunluğu ilhak kararına "evet" dedi. Böylece Rusya, Kırım'dan sonra Ukrayna topraklarının yüzde 15'ini daha yasa dışı ilhak etmiş oldu.

Ukrayna, 29 Ağustos 2022'de Herson'u kurtarmak için karşı saldırı başlattığını duyurdu.

Yasa dışı ilhak ettiği Herson'daki vatandaşların büyük çoğunluğunu başka bölgelere tahliye eden Rusya, 9 Kasım'da bu şehirdeki savunma hattının Dnipro Nehri'nin sol yakasına çekileceği kararını açıkladı. Böylece Rus askerleri, Herson şehir merkezinden çıkmış oldu.

Savaş devam ederken Rusya ve Ukrayna heyetleri, ateşkes sağlanması için 3'ü Belarus, 1'i Türkiye'de olmak üzere 4 kez yüz yüze müzakere yaptı. Bu görüşmelerde iki taraf, sadece çatışma bölgelerinden sivillerin tahliyesi için insani yardım koridorları açılması konusunda anlaşabildi.

Tarafların aynı metne imza attığı bir diğer anlaşma ise tahıl anlaşması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın girişimleriyle 22 Temmuz 2022'de Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında, dünyadaki olası gıda krizini önleyecek "Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi" imzalandı. Bu anlaşma da Rusların bazı taleplerinin yerine getirilmemesi gerekçesiyle 1 yıl sürdürülebildi.

- Savaşın ikinci yılında haritayı değiştirmek kolay olmadı

Savaşın ikinci yılında özellikle Donetsk ve Zaporijya bölgelerinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Rus güçleri, Ukrayna'nın başkenti Kiev dahil büyük şehirlerini İskender, S-300 gibi füzelerle vururken Ukrayna ordusu, Rusya'nın sınır şehirlerindeki stratejik hedeflerine saldırılara yoğunluk verdi.

Ukrayna'nın geçen yıl haziranda Donetsk ve Zaporijya bölgelerinde karşı taarruz başlatması 2023'e damga vurdu.

Ukrayna ordusu, yaklaşık 6 ay süren taarruz sırasında Donetsk bölgesindeki Staromayorske, Urojayne, Andriyivka, Klişiyivka, Blagodatne köylerini kurtardığını duyurdu.

Ukrayna makamlarına göre, savaşın başlamasından bu yana ülke topraklarının yaklaşık yüzde 74'ü kurtarıldı, yüzde 26'sı hala Rusya'nın kontrolünde bulunuyor.

- Rusya, Bahmut'u ve Avdiyivka'yı ele geçirdi

Donetsk bölgesinin Bahmut ve Avdiyivka istikametlerinde savaşın en yoğun çatışmaları yaşandı. Her iki taraf önemli kayıplar verirken Rusya, 21 Mayıs 2023'te Bahmut şehrini ele geçirdiklerini duyurdu.

Rus ordusu, daha sonra Avdiyivka istkametinde saldırılarını yoğunlaştırdı. Ukraynalı yetkililere göre, bu saldırılar, 2014'ten beri yapılan en büyük saldırılardı.

Ukrayna, yaklaşık 5 ay süren şiddetli çatışmaların ardından 17 Şubat'ta, daha fazla kayıp vermemek için askerlerini Avdiyivka'dan çektiğini açıkladı. Bu, Rusların yaklaşık 9 ay aradan sonra ilk ilerleyişiydi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vlodimir Zelenskiy, geri çekilmelerini ortaklarından yeterince destek alamadıklarına bağladı.

Savaşın ikinci yılına, Ukrayna ordusunun ABD ve Avrupa Birliği'nden (AB) yeterince destek alıp alamayacağı tartışmaları damgasını vurdu.

- Ukrayna'ya savaş döneminde sağlanan destek 170 milyar avroya ulaştı

Ukrayna 2 yıldır savunmasını tamamen İngiltere, ABD ve AB'nin destekleriyle sağladı. Ancak Ukrayna'ya vadedilen insani, askeri ve finansal desteklerin sağlanması konusu, ABD Kongresi'ndeki Demokratlar ile Cumhuriyetçileri, AB ile bazı üyelerini karşı karşıya getirdi.

Ukrayna Geçici İşgal Altındaki Toprakların Yeniden Entegrasyonu Bakanlığına göre, savaşın başlamasından bu yana ülkeye yapılan uluslararası yardım 170 milyar avroya ulaştı.

Ukrayna'ya ortaklarının destek vaadinin toplamı, verilen katkının yaklaşık 2 katını oluşturuyor. Ukrayna, ortaklarından bir yandan yaptırım paketlerini genişletmelerini diğer yandan savaş uçağı ve daha fazla cephane istiyor.

ABD'li bir üst düzey yetkili, geçen günlerde, savaşın Rusya'ya maliyetinin 211 milyar dolar olduğunu öne sürdü.

Aynı zamanda Rusya'nın, silah satış anlaşmalarının iptal edilmesi ya da ertelenmesi nedeniyle 10 milyar dolardan fazla zarara uğradığı iddia ediliyor. Savaşın ikinci yılının sonlarında, Batı ülkelerinde dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna için kullanılması da tartışılmaya başlandı.

- Batı, Rusya'ya her alanı kapsayan yaptırımlar uyguladı

Savaşın siyasi ve sosyal etkileriyle birlikte ekonomik alanda alınan Rusya'ya yönelik yaptırım kararları, tüm dünyada doğrudan veya dolaylı olarak etkisini gösterdi.

AB üyesi ülkeler, ABD ve diğer Batılı ülkeler, Ukrayna'ya askeri müdahalede bulunan Rusya'ya karşı finans, enerji, ulaşım, ihracatın kontrolü ve finansmanı ile vize politikası gibi çeşitli alanlarda onlarca yaptırım paketi belirledi.

Rusya'ya karşı 2022'den bu yana 12 yaptırım paketi yürürlüğe koyan AB, 13. yaptırım paketini savaşın ikinci yılı tamamlandığında açıkladı. AB, yeni yaptırım listesine 200'e yakın kişi ve kuruluş eklerken, ABD son yaptırım listesine 500 isim kattı.

AB'nin Ukrayna dolayısıyla Rusya'ya uyguladığı yaptırım listesindeki kişi ve kuruluş sayısı 2 bini buldu. Yaptırım paketlerinde Rusya'nın askeri üretim malzemelerine ulaşması da zorlaştırıldı.

- AB, siyasi anlamda da Ukrayna'ya destek verdi

Rusya'nın savaşı başlatma nedenlerinden biri de Ukrayna'nın AB ve NATO'ya yakınlaşma isteğiydi. Savaşa rağmen AB'ye üyelik sürecinden vazgeçmeyen Ukrayna, bu yönde ilerleme kaydetti. AB üyesi ülkelerin liderleri, 14 Aralık 2023'te Ukrayna ve Moldova ile AB üyelik müzakerelerini başlatma kararı aldı.

Ukrayna'nın başka bir hedefi de NATO üyesi olmak ancak bu konuda ittifak liderleri henüz fikir birliğine sahip değil.

Zelenskiy, Ukrayna'nın "NATO üyeliğini hak ettiği ve ülkesini ittifaka yakınlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını" belirtiyor.

- Savaştaki can kayıpları tam bilinmiyor

Ukrayna, savaş boyunca ölen Rus asker sayısının 407 binden fazla olduğunu ileri sürüyor. Rusya da savaşta hayatını kaybeden toplam Ukraynalı asker sayısını açıklamazken, günde ortalama 400-500 Ukrayna askerinin öldürüldüğünü iddia ediyor.

Ancak her iki taraf da kendi kayıplarına ilişkin net ve yeni açıklama yapmadı. Savaştaki sivil kayıplara ilişkin her iki taraf da net rakam veremiyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin verilerine göre, savaşın başlamasından bu yana 10 bin 65 sivil hayatını kaybetti, 18 bin 679 sivil yaralandı.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin verilerine göre, 6 milyon 479 bin 700 Ukraynalı, savaş nedeniyle hala yurt dışında bulunuyor.

Avrupa İstatistik Ofisi, Ekim 2023 sonu itibarıyla AB ülkelerinde 4 milyon 24 bin Ukraynalıya geçici koruma statüsü verildiğini bildirdi.

Rusya'nın tam 2 yıl önce "özel operasyon" adıyla başlattığı savaşta, bugün gelinen noktada ne Moskova'nın hedefleri ne de Kiev'in toprak bütünlüğünü sağlama isteği değişti.

Savaşın ne zaman biteceği ise belirsizliğini koruyor.



İran ordusu ABD üslerini tehdit ediyor: Tüm senaryolar için planlar hazır

ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
TT

İran ordusu ABD üslerini tehdit ediyor: Tüm senaryolar için planlar hazır

ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)

İran’daki düzenli ordu, olası bir ABD saldırısına ‘derhal’ karşılık verileceği tehdidinde bulunarak savaşa hazır olduğunu duyurdu. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise dün yaptığı açıklamada, ordunun İran konusunda başkanın alacağı ‘her türlü kararı uygulamaya hazır olacağını’ söyledi.

İran Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, düşmanların yapacağı herhangi bir ‘yanlış hesaplamaya’ derhal karşılık verileceğini belirterek, silahlı kuvvetlerin son 12 gün savaşından ‘tereddüt etmenin ve düşmana zaman tanımanın artık bir seçenek olmadığı’ yönünde temel bir ders çıkardığını ifade etti.

Ekreminiya, İran’ın Ufuk televizyon kanalına yaptığı açıklamada, operasyonel planların önceden hazırlandığını ve ‘tüm olası senaryolara’ gecikmeksizin karşılık verilmesi yönünde talimatların verildiğini söyledi. Karşılık mekanizmasının netleştiğini ve devreye alındığını vurguladı.

Ekreminiya ayrıca, bölgeye yayılmış ABD üslerinin ‘yarı ağır silahlar, insansız hava araçları (İHA) ve füzeler’ kullanılarak ‘doğrudan hedef alma menzili içinde’ bulunduğunu belirterek, olası bir saldırının ‘sınırlı ya da kısa süreli olmayacağını’, aksine ‘Batı Asya’nın tamamını kapsayan geniş çaplı bir çatışmaya’ yol açabileceğini kaydetti.

ABD’nin olası bir saldırısının ‘Donald Trump’ın hayal ettiği şekilde’, yani hızlı bir operasyon yürütülüp saatler içinde sona erdiğinin ilan edilmesiyle gerçekleşmeyeceği uyarısında bulundu.

ABD uçak gemilerinin ‘dokunulmaz olmadığını’ söyleyen Ekreminiya, bu gemilerin hipersonik füzeler de dahil olmak üzere İran füzelerine karşı savunmasız olduğunu ifade etti ve ABD’nin deniz üstünlüğüne bel bağlamanın ‘misillemeye karşı bir güvence sağlamadığını’ dile getirdi.

Ekreminiya, ABD uçak gemilerinin ‘ciddi zayıf noktaları’ bulunduğunu, Körfez bölgesindeki çok sayıda ABD üssünün de ‘İran’ın orta menzilli füzelerinin erişim alanı içinde’ yer aldığını sözlerine ekledi.

Ekreminiya, ‘uluslararası ilişkilerde diplomatın rolü sona erdiğinde askerin rolünün başladığını’ vurgulayarak, karşı karşıya kalınan mücadelenin araçlarının ‘diplomasi, askerî güç ve yumuşak savaş’ unsurlarını birlikte içerdiğini söyledi. İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘ülkeyi savunmak ve caydırıcılığı güçlendirmek için en üst düzeyde hazırlık içinde olduğunu’ ifade etti.

İran’daki düzenli ordunun envanteri, paralel yapı olan Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) silahlarıyla kıyaslandığında eski kabul ediliyor. Buna rağmen, nükleer program nedeniyle Batı ile artan gerilimler ışığında, ordu birlikleri son dönemde bazı yeni silahları envanterine almaya başladı.

Ekreminiya’nın açıklamalarının ardından konuşan İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Bugün savaşa hazır olmamız gerekiyor… İran İslam Cumhuriyeti asla savaş başlatmaz, ancak kendisine dayatılırsa güçlü biçimde kendini savunur” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’ndan (ISNA) aktardığına göre Arif, İran’ın ABD ile müzakereye ‘hazır’ olduğunu, ancak ‘bu kez garantilere ihtiyaç duyulduğunu’ söyledi; ayrıntı vermedi.

Aynı bağlamda İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Emir Hatemi, herhangi bir işgal ya da saldırıya ‘ezici bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Devlet televizyonu ise Hatemi’nin talimatıyla yerli üretim ‘bin İHA’nın’ muharip birliklere dahil edildiğini bildirdi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki protestoların bastırılması gerekçesiyle yeni bir saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamadı. Washington’ın bölgede, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin öncülük ettiği bir deniz filosu başta olmak üzere ek askeri güç konuşlandırdığı belirtildi. Trump, nükleer dosyada askerî müdahaleden kaçınılması için Tahran’a tanınan sürenin ‘tükenmek üzere olduğu’ uyarısında bulundu.

Hegseth dün yaptığı açıklamada, ordunun İran konusunda başkanın alacağı ‘her türlü kararı uygulamaya hazır olacağını’ söyledi. Washington’ın Tahran’ın nükleer kapasite edinmesine ‘izin vermeyeceğini’ vurgulayan Hegseth, Trump’ın seçenekleri değerlendirdiğini, ancak henüz nihai bir karar vermediğini belirtti.

ABD’nin olası askerî müdahale ihtimali, halihazırda kırılgan olan Ortadoğu’da istikrarsızlığın daha da derinleşebileceği endişesiyle bölge ülkeleri, Birleşmiş Milletler (BM) ve önde gelen uluslararası başkentlerde kaygı yaratıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres dün, İran’la -özellikle nükleer dosya konusunda- diyalog çağrısı yaparak, aksi halde bölge için ‘yıkıcı sonuçlar’ doğurabilecek bir kriz yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Rusya Devlet Başkanlığı da İran dosyasıyla ilgili verimli müzakerelere ulaşma ihtimalinin ‘henüz tükenmediğini’ belirterek, tüm tarafları itidale ve güç kullanımından kaçınmaya davet etti. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise ‘bölgenin yeni bir savaşa ihtiyacı olmadığını’ vurguladı.


Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
TT

Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)

UNICEF'in Ortadoğu ve Kuzey Afrika şubesi dün yaptığı açıklamada, Sudan'ın dünyadaki en büyük iç göç dalgasına sahne olduğunu ve 18 eyalette yaklaşık 9,5 milyon insanın yerinden edildiğini belirtti.

Örgüt açıklamasında, yaklaşık üç yıl önce başlayan ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmanın yol açtığı savaş, salgın hastalıklar ve kıtlık nedeniyle çocukların insani bir felaketten muzdarip olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler'e göre Nisan 2023'te başlayan çatışma, ülke içinde ve dışında 12,5 milyondan fazla insanı yerinden etti; bunların 4 milyonu komşu ülkelere sınır geçmek zorunda kaldı. UNICEF, Sudan'daki duruma çözüm bulmak için daha fazla medya desteğine ve fonlamaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Öte yandan, AB'nin dış politika şefi Kaja Kallas dün, AB'nin HDK ve ordunun unsurlarını hedef alan yeni yaptırımları onayladığını duyurdu. Kallas, "Bu önlemler tek başına savaşı sona erdirmeyecek, ancak sorumlular için maliyeti artıracaktır" ifadelerini kullandı.


Trump: İran’a karşı askeri müdahaleye gerek kalmamasını umuyoruz

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran’a karşı askeri müdahaleye gerek kalmamasını umuyoruz

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, eşi Melania adına çekilen belgeselin gala gösterimi sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’a yönelik askerî bir müdahaleye gerek kalmamasını umduğunu belirtti. Trump, “İlk başkanlık dönemimde orduyu yeniden inşa ettim. Şimdi ise İran denen bir yere doğru ilerleyen bir (savaş gemileri) grubumuz var. Umarım onları kullanmak zorunda kalmayız” dedi.

Tahran’la olası müzakerelere ilişkin bir soruya da yanıt veren Trump, “Bunu daha önce yaptım ve yine yapmayı planlıyorum. Evet, şu anda İran’a doğru seyreden çok büyük ve çok güçlü gemilerimiz var. Onları kullanmak zorunda kalmamak harika olurdu” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekremi Niya, “kesin ve derhal” karşılık verileceğini söyleyerek, olası bir ABD saldırısının “Trump’ın hayal ettiği gibi hızlı bir operasyon yapılıp saatler içinde bittiğinin ilan edilmesi şeklinde olmayacağını” dile getirdi.

Ekremi Niya, ABD uçak gemilerinin “ciddi zayıf noktaları” bulunduğunu savunarak, Körfez bölgesindeki çok sayıda ABD üssünün “İran’ın orta menzilli füzelerinin menzili içinde” olduğunu vurguladı.

Gerilimi düşürme çabaları kapsamında Türkiye, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi cuma günü ağırlayacak. Ankara, komşusu İran ile müttefiki ABD arasında arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Aynı çerçevede Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telefon görüşmesi yaparak “gerilimi düşürme ve istikrarı tesis etmeye yönelik çabaları” ele aldı.

Buna karşın taraflar uyarı dozunu artırmayı sürdürdü. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Bugün savaşa hazır olmamız gerekiyor. İran İslam Cumhuriyeti asla savaş başlatmaz; ancak kendisine dayatılırsa güçlü bir şekilde savunur” dedi.

İran Öğrenci Haber Ajansı (İSNA), Arif’in İran’ın aynı zamanda ABD ile müzakereye “hazır” olduğunu, ancak “bu kez garantilere ihtiyaç duyulduğunu” söylediğini aktardı. Arif bu garantilerin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Emir Hatemi de “her türlü saldırı ve işgale karşı ezici bir karşılık” tehdidinde bulundu. Devlet televizyonu, Hatemi’nin talimatıyla yerli üretim “bin stratejik insansız hava aracının” muharip birliklere katıldığını bildirdi.

Trump ise protestoların bastırılması gerekçesiyle yeni bir saldırı olasılığını dışlamazken, Washington’un bölgede askerî yığınak yaptığı, başını “Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz filosunu konuşlandırdığı belirtildi. ABD Başkanı, Tahran’ı nükleer dosyada askerî müdahaleden kaçınmak için zamanın daraldığı konusunda da uyardı.

“Yıkıcı sonuçlar”

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Bakan Hakan Fidan’ın Arakçi ile yapacağı görüşmede Ankara’nın “mevcut gerilimlerin diyalog yoluyla çözümüne katkı sunmaya hazır olduğunu” vurgulayacağını söyledi. Aynı yetkiliye göre Fidan, “Türkiye’nin İran’a karşı herhangi bir askerî müdahaleye karşı olduğunu, böyle bir adımın bölge ve dünya açısından taşıdığı riskleri” de dile getirecek.

ABD’nin olası bir askerî müdahalesi ihtimali, Ortadoğu ülkeleri, Birleşmiş Milletler ve önde gelen başkentlerde ciddi endişelere yol açıyor. Körfezli bir yetkili, AFP’ye yaptığı açıklamada, İran’a yönelik bir ABD saldırısına dair kaygıların “son derece açık” olduğunu belirterek, bunun “bölgeyi kaosa sürükleyeceğini, yalnızca bölgeyi değil ABD ekonomisini de olumsuz etkileyeceğini ve petrol ile doğal gaz fiyatlarında büyük bir artışa yol açacağını” söyledi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de perşembe günü, özellikle nükleer dosya konusunda İran’la diyaloğa çağrı yaparak, aksi takdirde “bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracak” bir krizin yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise İran dosyasında “verimli müzakereler yürütme imkânlarının henüz tükenmediğini” belirtti. Peskov, “Müzakere potansiyelinin tüketilmediği açıktır” diyerek tüm taraflara “itidal ve bu anlaşmazlığın çözümünde güç kullanmaktan kaçınma” çağrısı yaptı. “Güç kullanımı yalnızca bölgede kaosu körükler ve son derece ciddi sonuçlar doğurur” dedi.

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da “bölgenin yeni bir savaşa ihtiyacı olmadığını” vurguladı.

“Sorumsuz”

Bu gelişmelerin gölgesinde Avrupa Birliği dışişleri bakanları, perşembe günü İran Devrim Muhafızları’nı “terör örgütü” olarak sınıflandırma kararı aldı. Kararın, son protestolar sırasında yürütülen kanlı baskı kampanyasıyla bağlantılı olduğu belirtildi.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Baskı karşılıksız kalamaz. AB dışişleri bakanları, İran Devrim Muhafızları’nı terör örgütü olarak sınıflandırarak belirleyici bir adım attı” dedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de yine X üzerinden, “Halkının gösterilerini kan dökerek bastıran bir rejimi tanımlamak için ‘terörist’ ifadesi doğru bir tanımdır” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar kararı “önemli ve tarihi” diye nitelendirerek memnuniyetle karşılarken, Tahran’dan sert tepki geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, kararı “büyük bir stratejik hata” olarak tanımladı ve Avrupa’yı “çatışmayı körüklemekle” suçladı.

İran Silahlı Kuvvetleri de kararı “mantıksız ve sorumsuz” olarak niteleyerek, bunun AB’nin İran’a yönelik “derin düşmanlığını” yansıttığını savundu. Açıklamada, Avrupa Birliği’nin bu “düşmanca ve kışkırtıcı kararın ağır sonuçlarına doğrudan katlanacağı” uyarısı yapıldı.

Avrupalılar ayrıca 21 kişi ve kurumu hedef alan yeni yaptırımlar üzerinde de uzlaştı. Yaptırımlar, AB’ye giriş yasağı ve birlik ülkelerindeki mal varlıklarının dondurulmasını kapsıyor. AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan listeye göre İçişleri Bakanı İskender Mümini ile Başsavcı Muhammed Mevhedi Azad da yaptırım kapsamına alındı. Toplamda 15 yetkili ve 6 kuruluşun mal varlıkları dondurulurken, vize yasağı getirildi.

İnsan hakları örgütleri, Aralık ayı sonlarında yaşam koşullarının kötüleşmesiyle başlayan ve kısa sürede rejim karşıtı sloganların atıldığı protestolarda, çoğu gösterici olmak üzere binlerce kişinin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü belgeliyor. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 5 bin 856’sı gösterici ve 100’ü çocuk olmak üzere 6 bin 479 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Ajans, 17 bin 91 olası ölüm vakasını daha araştırdığını ve en az 42 bin 324 kişinin gözaltına alındığını aktardı.

Tahran’da ise bazı vatandaşlar karamsarlıklarını dile getiriyor. 29 yaşındaki bir garson, savaşın “kaçınılmaz hale geldiğini” düşündüğünü söylerken, başkentin kuzeyinden bir kadın, yaşam koşullarının “tarihinin en düşük seviyesine” indiğini ifade etti. İran makamlarının resmî verilerine göre ise olaylarda, çoğu güvenlik görevlisi ve sivil olmak üzere, “isyancılar” da dâhil 3 binden fazla kişi hayatını kaybetti.