Endonezya'nın yeni Cumhurbaşkanı Prabovo Subianto kimdir?

Eski general, kendisini sevilen bir figür olarak yeniden şekillendirerek seçimi kazanmış gibi görünüyor

Endonezya'nın yeni Cumhurbaşkanı Prabovo Subianto kimdir?
TT

Endonezya'nın yeni Cumhurbaşkanı Prabovo Subianto kimdir?

Endonezya'nın yeni Cumhurbaşkanı Prabovo Subianto kimdir?

Prabovo Subianto, internette popüler kişiliği ile milyonlarca beğeni aldığı TikTok hesabında kedisi Poppy'yi seven ve harika dans eden sevimli bir dede olarak tanındı. İşte o popüler kişiliği şimdi seçimlerde ona on milyonlarca oy kazandırdı. Rakipleri Endonezya halkını resmî sonuçları beklemeye çağırırken sonuç neredeyse kaçınılmaz. Prabovo, 14 Şubat'ta gerçekleşen Endonezya başkanlık seçimlerinde zaferini ilan etmeye hazırlanıyor.

Şarku’l Avsat’ın Londra merkezli Al Majalla dergisinden aktardığı habere göre resmî sonuçların 20 Mart'a kadar yayınlanmayacağı Endonezya'daki seçimlere yönelik dört kamuoyu yoklama merkezi tarafından gerçekleştirilen resmi olmayan hızlı sayıma göre, oyların yüzde 58'ini alarak ikinci tura çıkmak için gereken yüzde 50 barajını aştı.

Ancak dünyanın üçüncü büyük demokrasisine liderlik etmek üzere aday gösterilen sosyal medya fenomeni, pek çok genç Endonezyalının bilmediği ya da -belki de- umursamadığı çalkantılı bir geçmişe sahip. Endonezya'nın seçildiği varsayılan başkanı kim ve toplumu bu noktaya getiren yol neydi?

Bay Prabovo zengin bir ailede doğdu ama gençlik yıllarını sürgünde geçirdi. Babası Endonezya'nın en ünlü ekonomistlerindendi, ülkenin ilk Cumhurbaşkanı Sukarno'ya muhalefeti nedeniyle kaçtı ve ailesi, 1970 yılında geri dönüp Endonezya'ya yerleşinceye kadar İngiltere, Singapur ve İsviçre’de yaşadılar. Bay Prabovo, orduya katıldı ve kısaltılmış adıyla COPASS olarak bilinen Endonezya Özel Kuvvetleri’nin komutasını devralana kadar yükseldi.

Prabovo’nun 1983 yılında Endonezya diktatörü Suharto'nun kızıyla evlenmesi, servetini ve bağlantılarını sağlamlaştırmasına yardımcı oldu.

Vefat eden Endonezya diktatörü Suharto'nun kızıyla 1983’te evlenmesi, servetini ve ilişkilerini güçlendirmesine yardımcı oldu. Prabovo'nun Endonezya'nın eski eyaleti Doğu Timor'da işlenen insan hakları ihlalleri ile bağlantılı olduğuna dair iddialar var. Aynı zamanda 1998'de 13’ünün hala kayıp olduğu 20'den fazla demokrasi aktivistinin kaçırılması emrini vermekle de suçlanıyor. Fakat muhalefet suçlamaları yalanlıyor. Protestolar Suharto rejimini tehdit ettiğinde Bay Prabovo askerleriyle birlikte Endonezya'nın başkentine geldi, ancak diktatörlük yine de düştü. Ordu tarafından hızla sınır dışı edildi, eşinden ayrıldı ve tekrar Endonezya'dan kaçtı.

Kendisini Suharto rejimi sonrası demokratik reform döneminin kurbanı olarak tanımlayan Prabovo, ülkesine geri döndü ve 2008'de kendi siyasi partisini kurdu; üç kez Cumhurbaşkanlığına aday oldu. Endonezya'nın şu anki oldukça popüler lideri Jokowi lakaplı Joko Widodo'ya karşı iki kez seçim kaybetti. 2014 ve 2019'da Prabovo, seçimin kendisinden çalındığını iddia etti ve taraftarları sonuçları protesto etmek için sokaklara döküldü, gösterilerde 8 kişi hayatını kaybetti.

Bu durumda eski generalin askeri üniformasını terk ederek ve çoğu zaman öfkeli konuşmalarını yumuşatarak imajını yenilemeye çalışması şaşılacak bir şey değil. Prabovo'nun yeni imajı, nüfusunun beşte dördünü oluşturan büyük bir kısmının akıllı telefona sahip olduğu Endonezya’da sosyal medyada büyük bir başarı elde etti ve halkın desteğini kazanmasına yardımcı oldu.

Mevcut Cumhurbaşkanının oğlunu başkan yardımcısı olarak düşünen Prabovo aynı zamanda Endonezya'nın devasa nikel kaynaklarına dayanan altyapı merkezli bir kalkınma ve sanayi politikası olan “Jokowi ekonomisini” de benimsedi ve Jokowi, kendisinin popülaritesini zafere taşıyan Prabowo aracılığıyla etkisini sürdürmeyi umuyor.

Rakiplerinden 30 kat daha fazla servete sahip olduğu tahmin edilen ve büyük bir seçim fonundan da yardım alan seçilmiş Başkan Prabovo’nun sorunlu geçmişi göz önüne alındığında, Başkan Jokowi'ye razı olması pek mümkün görünmüyor.

Peki ya kendi politikaları? Prabovo, daha önce Endonezyalıları "pirinç ambarındaki aç tavuklara" benzeterek ülkesinin ithal gıdaya daha az bağımlı olmasını istiyor.

DSVDS
Endonezya cumhurbaşkanı adayı Prabovo Subianto oyunu sandıkta kullanıyor

Yetersiz beslenmeyi azaltmak amacıyla okuldaki her öğrenciye ücretsiz süt ve öğle yemeği sağlama sözü verdi. Yıllık ekonomik büyümeyi yaklaşık yüzde 5'ten yüzde 6'ya ve ardından yüzde 7'ye çıkarma taahhüdünde bulundu, ancak bunu gerçekleştirme planları hakkında yalnızca birkaç ayrıntı verdi.

Bazıları eski generalin Jokowi döneminde gerileyen Endonezya demokrasisine daha fazla zarar verebileceğinden endişe ediyor. Prabowo, Endonezya'nın otoriter bir lidere ihtiyacı olduğunu söylemişti. Geçen seçim döneminde rakipleri, genç seçmenlerin siyasetten çok sosyal medyadaki dikkat çekici hilelerle ilgilendiklerinden şikayetçiydi. “Nazik dede”nin takipçilerinin politikayla ilgilenmek yerine cihazlarının ekranlarını karıştırmakla meşgul oldukları ortaya çıktı.

*Bu makale Şarku' Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Rusya-Ukrayna savaşının süresi I. Dünya Savaşı'nı geçti

ABD'nin tüm çabalarına rağmen Rusya-Ukrayna cephesindeki çatışmaları durduracak bir anlaşmaya henüz varılamadı (Reuters)
ABD'nin tüm çabalarına rağmen Rusya-Ukrayna cephesindeki çatışmaları durduracak bir anlaşmaya henüz varılamadı (Reuters)
TT

Rusya-Ukrayna savaşının süresi I. Dünya Savaşı'nı geçti

ABD'nin tüm çabalarına rağmen Rusya-Ukrayna cephesindeki çatışmaları durduracak bir anlaşmaya henüz varılamadı (Reuters)
ABD'nin tüm çabalarına rağmen Rusya-Ukrayna cephesindeki çatışmaları durduracak bir anlaşmaya henüz varılamadı (Reuters)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in talimatıyla 24 Şubat 2022'de başlayan Ukrayna savaşında çatışmalar hâlâ sürüyor.

New York Times'ın analizinde, perşembe itibarıyla 1569. gününe girilen çatışmaların, 28 Temmuz 1914'ten 11 Kasım 1918'e kadar devam eden I. Dünya Savaşı'ndan daha uzun sürdüğüne dikkat çekiliyor.

Adının paylaşılmasını istemeyen bir Ukraynalı asker, "Bu belki iki ya da üç yıl sürer, sonra politikacılar bir şekilde uzlaşmaya varırlar diye düşünmüştüm" diyor.

Ancak barış görüşmelerinin tıkanmasıyla Rusya-Ukrayna cephesindeki çatışmalar devam ediyor.

Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl ağustosta Alaska'daki Anchorage kentinde bir araya gelmişti. Kremlin, savaşın sonlanması için Ukrayna'dan ciddi toprak tavizleri istediğini yinelemiş, Trump yönetimi de Kiev'i şartları kabul etmeye zorlamıştı.

Ancak Ukrayna lideri Volodimir Zelenski yönetimi ABD ve Rusya'nın baskılarına direniyor. Ukrayna liderinin geçen hafta Putin'e hitaben yayımladığı açık mektupta, ABD'nin arabuluculuğu için teşekkür edilirken, Ukrayna hakkındaki meselelerin "Anchorage'da karara bağlanmayacağı" vurgulanmıştı.

Putin ise Zelenski'nin mektupta dile getirdiği yüz yüze görüşme talebini reddetmişti.

Uzmanlara göre Ukrayna cephesindeki savaş, tıpkı I. Dünya Savaşı gibi modern Avrupa tarihinin en belirleyici çatışmaları arasında yer alacak. Her iki savaş da askeri ittifakları yeniden şekillendiriyor ve savunma harcamalarının onlarca yıldır görülmemiş seviyelere çıkmasına yol açıyor.

Askeri analistler ayrıca, her iki çatışmanın da yeni teknolojilerin devreye girmesiyle savaşın doğasını değiştirdiğine dikkat çekiyor. Bir asır önceki çatışmalarda bunu uçaklar ve tanklar yapmıştı, mevcut savaştaysa deniz ve karada kullanılabilen drone'lar askeri stratejileri temelden değiştirdi.

Ukraynalı tarihçi Yaroslav Hritsak, "Bu drone'ların kullanıldığı bir I. Dünya Savaşı" diyor.

Emekli Fransız albay ve askeri tarihçi Michel Goya, Rusya-Ukrayna cephesinde özellikle savaşın başında kazılan hendekleri ve karşılıklı yoğun top atışlarını hatırlatarak şunları söylüyor:

Birçok açıdan Ukrayna'daki çatışmalar en çok I. Dünya Savaşı'na benziyor.

Diğer yandan I. Dünya Savaşı'nda haritada Ukrayna diye bir ülke yoktu. Bazı tarihçiler, iki savaş arasındaki karşılaştırmanın sınırları olduğuna dikkat çekiyor. Pek çok cephenin açıldığı ve farklı ülkelerin katıldığı küresel çaptaki bir savaşla iki ülke arasındaki çatışmaların, kayıplar ve ateş gücü bakımından karşılaştırma yapmayı zorlaştırdığını vurguluyorlar.

Independent Türkçe, New York Times, BBC


Trump: İran anlaşması hafta başında Avrupa'da imzalanacak, Hürmüz açılacak... Hark operasyonu artık gündemde değil

Trump: İran anlaşması hafta başında Avrupa'da imzalanacak, Hürmüz açılacak... Hark operasyonu artık gündemde değil
TT

Trump: İran anlaşması hafta başında Avrupa'da imzalanacak, Hürmüz açılacak... Hark operasyonu artık gündemde değil

Trump: İran anlaşması hafta başında Avrupa'da imzalanacak, Hürmüz açılacak... Hark operasyonu artık gündemde değil

ABD ile İran arasındaki gerilim, Perşembe günü hızlı ve dramatik bir dönüşüm yaşadı. ABD Başkanı Donald Trump, gece saatlerinde planlanan askeri saldırıları iptal ettiğini açıklarken, “Hark Adası operasyonunun artık gündemde olmadığını” söyledi.

Trump, “harika bir uzlaşmaya” varıldığını ve anlaşmanın hafta başında Avrupa'da, Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in de katılımıyla imzalanabileceğini duyurdu. Trump, “Anlaşma imzalanır imzalanmaz Hürmüz Boğazı açılacak” dedi.

Anlaşmanın olgunlaştığını düşündüğünü belirten Trump, “İran liderinin anlaşmayı onayladığına inanıyorum. İran'da herkes anlaşmayı kabul etti” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, saatler önce İran'ın petrol tesislerini hedef alma tehdidinde bulunmasının ardından geldi. Ancak Tahran temkinli tutumunu koruyarak müzakere metni üzerinde nihai bir mutabakata varıldığı yönündeki iddiaları reddetti.

Öte yandan İran Silahlı Kuvvetleri, yeni bir Amerikan saldırısının daha geniş ve daha tehlikeli bir savaşa yol açacağı uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı ise ABD'nin son hava saldırıları nedeniyle iki aydır devam eden gerilim azaltma sürecinin artık pratik bir anlam taşımadığını savundu.

Tahran ayrıca Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün'deki askeri üsleri hedef aldığını, Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine kapattığını ve bölgeden geçen gemileri tehdit ettiğini açıkladı. Bu gelişmeler, Trump'ın İran yönetiminin en üst kademelerine ulaştığını ve geniş bölgesel destek gördüğünü söylediği müzakere sürecini duyurmasından önce uluslararası arabuluculuk girişimlerini ciddi baskı altına aldı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise İran'a yönelik son saldırı dalgasının, süregelen saldırganlığa karşılık olarak ülke içindeki askeri gözetleme kapasitesi, iletişim sistemleri ve hava savunma mevzilerini hedef aldığını bildirdi.

Savaş ihtimali ile diplomatik çözüm umutları arasında yaşanan bu keskin dalgalanma, Hürmüz krizini diplomasinin son sınavlarından biri haline getirdi. Trump, nihai anlaşma imzalanıncaya kadar İran'a yönelik deniz ablukasının en güçlü baskı aracı olarak sürdürüleceğini vurgulayarak, müzakere sürecinin son derece karmaşık ve belirsiz bir aşamadan geçtiğini ortaya koydu.

Siyasi gelişmelerle eş zamanlı olarak Washington, 13 Nisan'dan bu yana uygulanan abluka kapsamında deniz operasyonlarını yoğunlaştırmayı sürdürdü. CENTCOM, Umman Körfezi'nde Gine-Bissau bayrağı taşıyan Galver adlı petrol tankerinin talimatlara uymayı reddetmesi üzerine, geminin makine dairesini iki Hellfire füzesiyle vurduğunu ve tankeri etkisiz hale getirdiğini açıkladı.

Galver, bu hafta devre dışı bırakılan üçüncü, ablukanın başlangıcından bu yana ise dokuzuncu gemi oldu. Bu durum, Hürmüz Boğazı çevresindeki deniz yollarının küresel ticaret ve enerji arzını tehdit eden açık bir çatışma alanına dönüşebileceği yönündeki uluslararası endişeleri artırdı.


Arnavutluk’ta Trump’ın damadına soğuk duş: Ülkemiz satılık değil

Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
TT

Arnavutluk’ta Trump’ın damadına soğuk duş: Ülkemiz satılık değil

Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın Arnavutluk’taki 4 milyar euroluk turizm projesi ülkede siyasi kriz yarattı.

Arnavutluk'un başkenti Tiran'da projeye karşı yapılan gösteriler 11. gününde de devam ediyor. Başbakan Edi Rama’nın ofisi önünde toplanan kalabalık "Arnavutluk satılık değildir" sloganları attı.

Avlonya (Vlora) kentindeki Zvernec bölgesinde planlanan proje, flamingo, fok ve deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarının bulunduğu koruma altındaki bölgenin yakınında olduğundan tepki çekiyor.

"Yeni Arnavutluk" mottosuyla Rama yönetiminin istifasını isteyen hükümet karşıtı hareket "flamingo devrimi" diye de niteleniyor.

Bunun yanı sıra projenin şeffaf olmadığına dair eleştiriler de yapılıyor. Reuters’ın iletişime geçtiği protestoculardan Leand Lakrori şunları söylüyor:

Zvernec’teki proje şeffaflıktan yoksun. Bu, Arnavutluk'ta son 35 yılda yaşananların vardığı son noktadır. Bu yüzden bugün, ‘Artık yeter’ diyoruz.

Analize göre protestolar, 2013'ten beri iktidardaki Rama için son sınav niteliğinde. Arnavutluk lideri, ülkedeki yolsuzluk sorununu çözemediği ve sağlık gibi temel hizmetlerde vaat ettiği iyileştirmeleri yapmadığı için eleştiri alıyor.  

Rama, bu haftaki açıklamasında lüks otel projesinin ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını belirterek, inşaatın "sorumlu şekilde tamamlanacağını" savundu.  

Projeyi yöneten Kushner’ın ortaklarından Asher Abehsera, Wall Street Journal’a (WSJ) açıklamasında, protestolara "saygı duyduğunu" söylerken, süreci diyalogla yürüteceklerini öne sürdü.

Projenin detayları henüz belli değil. Ancak WSJ’nin aktardığına göre Zvernec’te otel, villa ve benzeri yapıların inşa edilmesi planlanıyor.

Buna ek olarak Zvernec’in karşısındaki Sazan adasında da ultra lüks bir tatil köyü kurulması öngörülüyor.

Diğer yandan Arnavutluk Özel Savcılık Ofisi’nin (SPAK) turizm projesiyle ilgili haziran başında açtığı soruşturma sürüyor.

Abehsera, arazinin aylar önce müteahhitler tarafından "net şekilde satın alındığını" söylüyor. Müteahhitler de SPAK’ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtiyor.

Ülkedeki kriz, Tiran yönetiminin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini de olumsuz etkileyebilir. Avrupa Komisyonu’ndan bir yetkili, Politico’ya açıklamasında projeyle ilgili endişelerin Arnavutluk yönetimine iletildiğini bildirmişti.

Kushner’ın Sırbistan’daki projesi de protestolarla karşılanmıştı. Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin, 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı bir bölgede yapılması öngörülüyordu.

Belgrad yönetimi, bölgenin kültürel koruma statüsünü kaldırmış ve Kushner’ın firmasıyla anlaşma imzalamıştı. Ancak hukuki işlemler ve protestoların ardından Trump’ın damadı projeyi iptal etmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Politico