Uzmanlar Meclisi üyesi Mahmud Muhammedi Iraki: Hamaney, oğullarının rehber adayları listesinden çıkarılmasını talep etti

Üçlü bir komite liderlik pozisyonunu üstlenecek potansiyel seçenekler üzerinde çalışıyor.

Ali Hamaney, oğlu Mesud ona bakarken ilk Dini Lider Humeyni'nin ölüm yıldönümünde, Haziran 2013'te bir konuşma yapıyor. (arşiv – Tabnak)
Ali Hamaney, oğlu Mesud ona bakarken ilk Dini Lider Humeyni'nin ölüm yıldönümünde, Haziran 2013'te bir konuşma yapıyor. (arşiv – Tabnak)
TT

Uzmanlar Meclisi üyesi Mahmud Muhammedi Iraki: Hamaney, oğullarının rehber adayları listesinden çıkarılmasını talep etti

Ali Hamaney, oğlu Mesud ona bakarken ilk Dini Lider Humeyni'nin ölüm yıldönümünde, Haziran 2013'te bir konuşma yapıyor. (arşiv – Tabnak)
Ali Hamaney, oğlu Mesud ona bakarken ilk Dini Lider Humeyni'nin ölüm yıldönümünde, Haziran 2013'te bir konuşma yapıyor. (arşiv – Tabnak)

Uzmanlar Meclisi seçimlerine iki gün kala, İran Dini Lideri’ni atamaktan ve performansını denetlemekten anayasal olarak sorumlu olan konseyin bir üyesi, ülkedeki en yüksek mevkiyi devralma ve mevcut lider Ali Hamaney'in oğlunu babasının halefi olarak atama olasılığını gündeme getirdi.

Uzmanlar Meclisi üyesi Mahmud Muhammedi Iraki, Hamaney'in ‘makamı devralma şüphesinden kaçınmak için oğullarının rehber pozisyonunu üstlenmeye uygunluğunu değerlendirmeye karşı çıktığını’ iddia etti.

Reformistlere yakın bir kurum olan ILNA ile yaptığı röportajda Muhammedi Iraki, İslam Cumhuriyeti'ndeki üçüncü rehber pozisyonunu üstlenecek potansiyel adayları araştıran üçlü bir komitenin varlığını belirtti.

Muhammedi Iraki'ye göre bu komite Hamaney’in yüksek akademik seviyeye sahip oğullarından birinin görevi devralma olasılığını tartıştı. Ancak Hamaney bunu duydu ve yapılan eylemin liderliğin mirası konusunda şüphe uyandırdığını, bu nedenle izin vermediğini söyleyerek konuyu engelledi.

Muhammedi Iraki, Hamaney'in ‘bu konuyu bir kenara bıraktığını’ söyledi ve ‘rehberin politikasının, ona yakın veya onunla ilişkili hiç kimsenin sorumluluğu üstlenmemesi olduğunu’ ifade etti.

88 sandalyenin yer aldığı Uzmanlar Meclisi seçimleri her sekiz yılda bir yapılıyor ve Hamaney'in 85 yaşına girmesi nedeniyle bu kez seçimler iki kat önem kazanıyor. Yeni seçilecek üyeler önümüzdeki Nisan ayında görevlerine başlayacak.

dvefd
Mücteba Hamaney, ABD saldırısında öldürülen İran Devrim Muhafızları'nın dış operasyonlar sorumlusu Kasım Süleymani ile birlikte. (Tasnim)

İran Dini Lideri’nin görevini yerine getirememesi durumunda halefini belirlemek ve performansını denetlemek, 1982 yılında kurulan Uzmanlar Meclisi’nin tek görevidir.

Uzmanlar Meclisi politika oluşturma sürecine nadiren doğrudan müdahale ediyor, ancak İran Dini Lideri’ni destekleyen kurumlardan biri olarak görülüyor. Her altı ayda bir iki gün boyunca bir araya geliyor ve görüşmelerini İran Dini Lideri’yle yaptığı görüşmeyle sonlandırıyor.

Bu haftanın başlarında Uzmanlar Meclisi üyesi Muhammed Ali Musevi Cezayiri, Dideban İran internet sitesine verdiği röportajda şunları söyledi: “Bir sonraki rehberin adı gizli kalacak. Çünkü önerilen her türlü rehbere İsrail ve ABD, ona suikast düzenlemek için ulaşacak. Bu yüzden sır olarak kalmalı.”

Musevi Cezayiri'ye, Hamaney'in halefi olacak bir adayın olup olmadığı sorulduğunda şöyle yanıt verdi: “Hayır. Bu konu kesinlikle gizli ve kamuya açıklanamaz.”

Rehberlik görevine tek bir kişiyi atamak yerine Liderlik Şurası’na başvurulması ihtimaline ilişkin olarak, Musevi Cezayiri, İran anayasasının tek kişinin aday gösterilmesini önerdiğini ancak anayasa değişikliği yapılması halinde Liderlik Şurası’nın ortaya çıkması ihtimaline de kapıyı açık bıraktığını ifade etti.

Musevi Cezayiri, İran Dini Lideri’nin ismini verecek özel bir komitenin bulunduğunu yalanlayarak, “Böyle bir şey anayasada öngörülmüyor” dedi.

Geçtiğimiz Ağustos ayında reformist lider Mir Hüseyin Musevi, ev hapsindeyken, Hamaney'in oğullarından birine rehberlik pozisyonunu ‘miras bırakmaya yönelik bir komplo’ konusunda uyarıda bulunmuştu.

Musevi, uyarısının Mücteba Hamaney'in babasının yerine geçme ihtimaline ilişkin söylenenlere dayandığını söyledi. Ülkedeki en yüksek makamın miras bırakılması yönündeki uyarısını, bazı çevrelerin ‘Şii liderin ölümünden sonra yerine oğullarının geçmesi’ söylemine dayandırdı.

Haziran 2019'da Uzmanlar Meclisi üyesi Muhsin Araki, Hamaney'in yerini alacak çok gizli aday listesini inceleyen bir ‘soruşturma komitesinin’ varlığını ortaya çıkardı.

Ocak 2019'un sonunda, Uzmanlar Meclisi Başkan Yardımcısı Ahmed Hatemi, Hamaney'den sonra rehber pozisyonunu üstlenecek potansiyel bir adayın varlığını reddetti ve İran Dini Lideri’nin sağlığının kötüleştiğine dair dolaşan söylentileri yalanladı.

Hatemi daha sonra potansiyel adayı araştırmak için Uzmanlar Meclisi’nde özel bir grup oluşturulduğu yönündeki raporları da yalanladı.

cfb vfd
Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve halefi İbrahim Reisi, Mart 2018'deki Uzmanlar Meclisi toplantısının oturum aralarında. (arşiv – Fars Haber Ajansı)

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, son sekiz yılda üst düzey pozisyonlara aniden yükselişi göz önüne alındığında, İran Dini Lideri’nin halefi olabilecek en muhtemel aday olarak görülüyor. Hamaney, 2015 yılında Reisi'yi kendi makamına bağlı İmam Rıza Türbe ve Külliyesi Vakfı Başkanlığı’na atayan bir kararname yayınladı.

Reisi kısa süre sonra 2017'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday oldu ancak Hasan Ruhani'ye karşı kaybetti. Reisi, muhafazakarların desteğiyle tekrar cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday oldu ve gerçek bir rakibinin bulunmadığı İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 1979 devriminden sonra en düşük katılımın görüldüğü yarışı kazandı.

Öte yandan ılımlılar ve reformcular yıllardır Hasan Humeyni'nin üçüncü rehber pozisyonunu üstlenme şansını artırmaya çalışıyorlar.

Hasan Humeyni büyükbabasının kredisine güveniyor. Ancak bugüne kadar büyükbabasının antikaları ve mülkleriyle ilgilenen bir kurumun başkanlığı dışında önemli görevlerde bulunmadı.

Özellikle 24 yıl boyunca üç dönemdir Uzmanlar Meclisi üyesi olmasına rağmen müttefiki eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Uzmanlar Meclisi seçimlerinde aday olma talebinin reddedilmesinin ardından Humeyni'nin şansı az görünüyor. Bazı gözlemciler Ruhani'nin bizzat bu durumu izlediğini söylüyor.

dtbtr
(soldan sağa) Eski Parlamento Başkanı Ali Ekber Natık Nuri, Hasan Humeyni, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi. (Jamaran)

Humeyni ve Reisi'nin yanı sıra mevcut Dini Lider’in ortanca oğlu Mücteba Hamaney'in ismi de Dini Liderlik makamını devralma ihtimaline ilişkin raporlarda sıklıkla anılıyor.

İran Dini Lideri’nin üçüncü oğlu Mesud Hamaney de babasının makamındaki rolü göz önüne alındığında potansiyel bir aday olarak görülüyor. Mesud Hamaney, eski İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi'nin ağabeyinin kızıyla evli.

ABD'nin yaptırımlar listesinde yer alan Mücteba Hamaney'in adı, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) liderleriyle yakın ilişkilerle ve 2005 ve 2009'da Mahmud Ahmedinejad'ın kazandığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yolsuzluk şüpheleriyle bağlantılı. Mücteba Hamaney, İran Dini Lideri’nin kültür danışmanı ve muhafazakarların en önde gelen ismi Gulam Ali Haddad Adil'in kızıyla evli.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe