Berlin polisi 30 yıldır aranan solcu militanların peşine düştü

Militanlardan biri geçen hafta yakalanmıştı

Operasyona 1300 polis memuru katıldı (Reuters)
Operasyona 1300 polis memuru katıldı (Reuters)
TT

Berlin polisi 30 yıldır aranan solcu militanların peşine düştü

Operasyona 1300 polis memuru katıldı (Reuters)
Operasyona 1300 polis memuru katıldı (Reuters)

Berlin polisi 30 yıldan uzun süredir kaçak durumda olan iki solcu militanı bulmak için operasyonlarını yoğunlaştırdı.

Baader-Meinhof grubu olarak da bilinen Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) üyesi oldukları öne sürülen 69 yaşındaki Ernst-Volker Staub ve 55 yaşındaki Burkhard Garweg'in yakalanması için pazar günü düzenlenen operasyonun başarısızlıkla sonuçlandığı belirtildi.

Alman polisinin operasyon sırasında birkaç kişiyi kısa süreliğine gözaltına aldıktan sonra serbest bıraktığı aktarıldı. Polisten yapılan açıklamada, kimlik kontrolleri sonrasında gözaltına alınan kişilerin aranan militanlar olmadığı belirtildi.

1970'ler ve 1980'lerde Batı Almanya'yı sarsan bombalama, cinayet ve insan kaçırma eylemlerine imza atan RAF'ın üç üyesi yakalanamamıştı.

Geçen pazartesi günü 65 yaşındaki Daniela Klette'nin yakalanmasıyla birlikte, diğer iki firarinin bulunmasıyla ilgili çalışmalar da yoğunlaştırıldı.

Europol'ün en çok arananlar listesinde "tehlikeli" diye nitelenen tek kadın şüpheli olan Klette, 1999-2016'da gerçekleştirilen bir dizi soygun ve cinayet girişimiyle suçlanıyor.

Klette'nin diğer iki şüpheliyle temas halinde olabileceğini düşünen Berlin polisi, Staub ve Garweg'in de halen başkentte yaşadığını varsayıyor.

Polis ayrıca, üç firari militanın da yıllardır süpermarketleri ve para taşıyan araçları soyarak geçimlerini sağladığına inanıyor.

Andreas Baader ve Ulrike Meinhof tarafından kurulan radikal solcu grup RAF, Vietnam Savaşı'na karşı yükselen Alman öğrenci hareketinin içinden çıkmıştı. Örgüt, en faal dönemini yaşadığı 1970'lerde aralarında kamu görevlileri, polis memurları, iş insanları ve Amerikan askerlerinin de olduğu en az 33 kişiyi öldürmüştü.

1976'da aralarında Baader ve Meinhof'un da bulunduğu, 4 örgüt yöneticisi cezaevinde ölü halde bulunmuştu. Yetkililer örgüt üyelerinin toplu şekilde intihar ettiğini bildirse de, ölümler Alman kamuoyu tarafında şüpheli olarak görülmüştü.

Almanya'nın terör örgütü olarak kabul ettiği RAF'ın sonraki nesilleri 1998'de örgütü feshetmişti. Reuters haber ajansının Köln bürosuna militanlar tarafından gönderilen ve "RAF adındaki şehir gerillası grubu tarihe karıştmıştır" ifadelerinin yer aldığı mektupla örgütün feshi ilan edilmişti.
 

Independent Türkçe, Euractiv, Reuters



Irak Başbakanı Sudani’nin ABD ziyaretinin ardından: Ortaklık konusunda anlaşma, uygulama konusunda anlaşmazlık söz konusu

ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’daki görüşmelerinin başında Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile tokalaşırken, 15 Nisan 2024 (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’daki görüşmelerinin başında Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile tokalaşırken, 15 Nisan 2024 (AFP)
TT

Irak Başbakanı Sudani’nin ABD ziyaretinin ardından: Ortaklık konusunda anlaşma, uygulama konusunda anlaşmazlık söz konusu

ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’daki görüşmelerinin başında Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile tokalaşırken, 15 Nisan 2024 (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’daki görüşmelerinin başında Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile tokalaşırken, 15 Nisan 2024 (AFP)

İyad Amber

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin Washington’a gerçekleştirdiği son ziyaret, Irak’ta 2003 yılındaki rejim değişikliğinden sonra Irak başbakanları tarafından ABD’ye gerçekleştirilen ziyaretlerden çok farklıydı. Bu farklılığın en önemli nedenlerinden biri, Sudani hükümetinin kurulmasının arkasında Şii siyasi güçleri olmasıydı. Irak’taki Şii siyasi güçlerin bazıları açıkça ABD karşıtıyken, bazıları siyasi sloganlarında halen ABD’nin Irak'taki askeri varlığına karşı direnişin bir işareti olarak silahlarını hava kaldırıyorlar.

Ziyaret, zamanlama açısından da eski ziyaretlerden farklı. Sudani ile ABD Başkanı Joe Biden arasında Beyaz Saray'da yapılan görüşme, İran'ın İsrail tarafından Şam'daki konsolosluğunun hedef alınmasına misilleme olarak Irak hava sahasından İsrail'e yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve balistik füzeyle hava saldırısı gerçekleştirdiği güne denk geldi. İsrail ve İran arasındaki bu askeri gerilim, Sudani ile görüşmesinin başında ‘ABD’nin İsrail’in güvenliğine olan bağlılığını’ vurgulayan Başkan Biden'ın açıklamalarında da yer aldı. Irak Başbakanı’nın yanıtı diplomatik bir tona sahipti. Ortadoğu’da olup bitenleri (açık sözlülükle ve ortaklık ruhuyla) değerlendirmedeki farklılığa dikkati çeken Sudani, uluslararası hukuk ilkeleri üzerinde mutabık kalındığını, sivillere yönelik saldırıların reddedildiğini ve diplomatik misyonların korunmasında uluslararası kanunlara ve normlara bağlı kalınması çağrısında bulunulduğunu söyledi.

Ziyarette gözlemlenen bir diğer farklılık ise Irak ile ABD arasındaki ilişkinin niteliğini tanımlamak üzere ‘ortaklık’ başlığı üzerinde anlaşmaya varılması oldu. Bu anlaşma, her ne kadar yeni değilse de ABD'nin Bağdat Büyükelçisi Alina Romanowski’nin ‘gelecekteki Irak-ABD stratejik ortaklığı’ etiketiyle Iraklı siyasetçilerle görüşmeler başlattığından beri üzerinde çalıştığı meselelerden sonra ABD-Irak ilişkilerinin başlığı olarak vurgulanması onu yeni bir kimliğe bürüdü. Sudani hükümeti de bu ortaklığı gerçekleştirme ve ufkunu genişletme yolunda ilerliyor gibi görünüyor.

Sonuç olarak Sudani’nin Başkan Biden ile Beyaz Saray'da bir araya gelmesi, Irak Başbakanı’na rahat bir nefes aldırttı. Çünkü kısa süren görev süresi boyunca ABD’lilerle ilişkileri en ılımlı ve en gergin ilişkiler içinde olan ve Washington'a davet edilmeyen eski Başbakan Adil Abdulmehdi senaryosunun tekrarlanması tehlikesini ortadan kaldırdı. Kişisel düzeyde Sudani, bölgedeki gergin ortamın ve hükümetini kuran güçlerin açıkça ABD karşıtı tutumlarının benzerliğine rağmen Abdulmehdi’nin ABD’lilerle yaşadığı karmaşayı çözmeyi başardı.

Genişletilen güvenlik ortaklığı

Irak hükümetinden ABD’ye giden heyette güvenlik birimlerinin yetkilileri de yer aldı. Ancak Washington ziyaretinin ana hedefleri arasında, özellikle Irak'ta DEAŞ’a karşı savaşan Uluslararası Koalisyonun misyonunu sona erdirmek için müzakerelerin başlamasından sonra, güvenlik ortaklığının yeniden başlatılması konusu yoktu. Yine de Sudani'nin ziyaretinde Bağdat ve Washington arasındaki güvenlik alanındaki iş birliğinde bir dönüşüm olduğunun sinyalleri güçlü bir şekilde görüldü.

Biden'ın Sudani ile görüşmesinde ABD kuvvetlerinin Irak'tan ‘çekilmesi’ kelimesi geçmedi. Aksine ABD Başkanı, Irak'ın topraklarının ve halkının güvenliği için Iraklı güvenlik güçlerinin kabilyetlerini güçlendirmekte kararlı olduklarını vurguladı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre hem Sudani hem de Biden, Yüksek Askeri Komisyon'un devam eden çalışmalarının yanı sıra ‘DEAŞ tehdidinin devam etmesi, operasyonel ve çevresel ihtiyaçlar ve Irak güvenlik güçlerinin kabiliyetlerinin arttırılmasını’ değerlendirecek olan üç çalışma grubunun çalışmalarına ve bu çalışmaların sonuçlarına bağlılıklarını ifade ettiler. Söz konusu gruplar, Uluslararası Koalisyon güçlerinin, Irak'taki rolünün ne zaman ve nasıl sona ereceğini belirlemenin yanında Irak Anayasası ve ABD-Irak Stratejik Çerçeve Anlaşması uyarınca sürdürülebilir güvenlik ortaklıklarına geçişin organize edilmesi için yukarıdaki faktörleri gözden geçirecekler.

Irak ve ABD arasında güvenlik ortaklığına geçişin en önemli göstergesi, Başkan Biden ve Başbakan Sudani’nin, güvenlik ortaklığının geleceğini konuşmak üzere bu yıl içinde ABD ve Irak arasında ikili bir güvenlik diyaloğu başlatma niyetinde olduklarını açıklamaları oldu. Bu tür niyetler her ne kadar ABD'deki başkanlık seçimlerinin sonucuna bağlı olsa da Bağdat ve Washington arasındaki güvenlik ortaklığının geleceği konusunda iki taraf arasındaki ilk anlaşmayı yansıtıyor.

xcdfrg
Bağdat'taki Irak Merkez Bankası'nın girişi, 25 Mart 2024 (AFP)

Sudani'nin ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile görüşmesi daha çok güvenlik ortaklığının ayrıntılarıyla ilgiliydi. ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) Sudani- Austin görüşmesiyle ilgili yapılan açıklamada, ‘yabancı bir ülkeye’ askeri malzeme satışlarının yanında güvenlik güçlerini destekleyen ve DEAŞ’la Mücadele Eğitim ve Donatım Fonu aracılığıyla finanse edilen çok çeşitli eğitim ve donatım faaliyetleriyle Iraklı güvenlik güçlerinin modernizasyonuna ve askeri kabiliyetlerinin arttırılmasına yönelik çabaların ele alındığı belirtildi. Açıklamada ayrıca – ABD Dışişleri Bakanlığı adına profesyonel askeri eğitim kursları olan Yabancı Askeri Finansman (FMF) ve Uluslararası Askeri Eğitim ve Talim Programları (IMET) aracılığıyla finanse edilen savunma hizmetleri de sunulduğu kaydedildi.

İsrail ve İran arasındaki askeri gerilim, ‘ABD’nin İsrail’in güvenliğine olan bağlılığını’ vurgulayan Başkan Biden'ın açıklamalarında da yer aldı. Irak Başbakanı Sudani’nin yanıtı ise diplomatik bir tondaydı.

Öte yandan Irak'ın esnek ödeme mekanizması Kredi Garantili Ödeme Planı’nı (Credit Assured Payment Schedule/CAPS) kullanarak yaklaşık 550 milyon dolarlık kredi çekmesini öngören bir ortak çalışma protokolü imzalandı. Irak, tüm ödemeyi peşin yapmak yerine taksitlere bölerek yapmasına izin veren bu mekanizmayı kullanma fırsatından yararlanan ilk ülke olacak. Pentagon'dan yapılan açıklamada çalışma protokolünün imzalanmasının Irak ve ABD arasındaki güvenlik ortaklığının şimdi ve gelecekteki gücüne işaret ettiği belirtildi.

Güvenlikten ekonomiye

Muhammed Şiya es-Sudani, beraberinde çok sayıda Iraklı işadamıyla Washington'ı ziyaret eden ya da ABD’li şirketlerle sözleşmeler imzalanmasına öncülük eden ilk Irak başbakanı değil. Ancak Başbakan Sudani, ekonomik ortaklığa giden yolun ABD’lilerle ilişkilerin güçlendirilmesinde güvenilebilecek yeni ufkun enerji alanında yatırım kapılarının açılmasından geçtiğini anlamış gibi gibi görünüyor.

Irak, ekonomisi petrole dayalı bir ülke olduğundan doğalgaz alanında yatırım yapma niyetinde. Bu yüzden de petrol ve doğalgaz alanında faaliyet gösteren ABD’li şirketlerle çeşitli görüşmeler ve Houston, Teksas'taki Baker Enerji Çalışmaları ve Araştırmaları Enstitüsü'nden bir heyetle toplantı yapıldı. 

ABD merkezli General Electric, Honeywell, Transatlantic Petroleum ve diğer bazı şirketlerle elektrik, petrol ve doğalgaz alanlarında 14 ayrı mutabakat zaptı ve ortaklık sözleşmesi imzalandı.

Bu mutabakatlar, ABD ile stratejik ortaklığın yeniden yapılandırılması ve bu ortaklığın güvenlik alanından ekonomik ortaklığa taşınması için yeni bir yol haritası olabilir. Ancak ekonomik ortaklığa geçiş sadece mutabakatlar yeterli değil. Gerek ABD ile ilişkileri tamamen reddeden bazı siyasi güçlerin varlığı olsun gerek devleti etkisi altına alan yolsuzluk vakaları olsun, gerek bürokratik engeller olsun gerekse hükümetin güvenliği sağlamada zayıf kaldığı petrol ve doğalgaz sahaları ile elektrik tesislerinin bulunduğu coğrafi bölgelerin devletin kontrolü dışındaki silah gruplarının varlığı olsun, söz konusu anlaşmaların, sözleşmelerin ve mutabakatların uygulanmasını engelleyen çeşitli iç zorluklarla yüzleşmeye karar verilmesi gerekiyor.

Sudani hükümetinin, ABD ile ekonomik ortaklığa geçişte tüm bu konuları ele alması, doğrudan eyleme geçmesi ve mutabakatlarla sözleşmelerin uygulanmasını takip etmesi gerekiyor. ABD’lilerle yeni bir ilişki biçimine doğru cesur ve net kararlar almazsa Sudani’nin güvenilirliği tehlikeye girmesi işten bile değil.

En büyük kazanan IKBY oldu

Öte yandan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesrur Barzani'nin Başbakan Sudani'den önce gerçekleştirdiği ABD ziyareti, Irak Yüksek Federal Mahkemesi’nin kararları nedeniyle Bağdat ile Erbil arasında yaşanan gerilimi, Sudani’nin Washington ziyareti sırasında ele alınacak önceliklerden biri haline getirmeyi başarmış gibi görünüyor.

xcdsrg
ABD saldırısında ölen bir arkadaşlarını cenaze törenine katılan Haşdi Şabi üyeleri, 26 Aralık 2023 (AFP)

Bu yüzden Biden-Sudani görüşmesinde IKBY’ye değinilmesi son derece önemliydi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre Biden ve Sudani, IKBY’nin istikrarlı ve refah içinde bir Irak'ın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladılar. Biden’ın Başbakan Sudani ve hükümetinin IKBY ile devam eden sorunları çözecek kalıcı anlaşmalara ulaşma çabalarını överken daha fazla ilerleme kaydedilmesi için cesaretlendirdiği belirtilen açıklamada, ayrıca ABD’nin IKBY’de özgür, adil ve şeffaf seçimler yapılması başta olmak üzere Irak'ta demokrasinin güçlendirilmesini desteklediğini bir kez daha teyit ettiği aktarıldı.

Beyaz Saray açıklamasında Biden ve Sudani görüşmesinde IKBY’nin istikrarlı ve refah içinde bir Irak'ın ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulandığı belirtildi.

ABD merkezli bazı haber siteleri ve araştırma merkezleri, ABD'nin Erbil ile yaşanan ve Başbakan Sudani’nin IKBY’ye karşı tutumunu sertleştirmesinden ziyade Yüksek Federal Mahkeme'nin Erbil aleyhine aldığı kararların bir sonucu olan krizleri çözmesi için Sudani hükümetine baskı yapmasının önemini vurguladı.

Irak’taki dolar krizine çözüm getirmeyen ortaklık

Washington’a giden Irak heyetinde yer alan Irak Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamaları, Irak’ın ABD Merkez Bankası (Fed) ile olan sorunlarının ele alındığına dair herhangi bir işaret taşımıyordu. Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamaları Irak’ın Hazine Bakanlığı ve ABD Merkez Bankası ile olan sorunlarının ele alındığına dair herhangi bir izlenim vermiyordu. Merkez Bankası Başkanı, daha ziyade ortak komitelerin kurulmasına ilişkin daha önce yaptığı bir tekrarını yaparken Irak'ın mali geçiş süreçleri konusunda aldığı tedbirlere övgüde bulundu. Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamalarına göre ABD’den bir heyetin Irak Merkez Bankası'nın aldığı söz konusu tedbirleri görüşmek üzere Irak'ı ziyaret etmesi bekleniyor.

Bunun yanında Sudani hükümeti ve Irak Merkez Bankası yönetiminin Irak'tan yapılan dolar kaçakçılığı, kara para aklama ve ABD'nin yaptırım uyguladığı ülkelere finansman sağlanması gibi konuların ele alınmasına yönelik açık bir gündemi ve hatta bankacılık sektöründeki ihlallere ilişkin net bir stratejisi olmadığı görülüyor. Ayrıca doların resmi kur değeri ile kara borsadaki fiyatı arasındaki uçuruma çözüm bulacak bir mali politika taslağı dahi yok.

Irak Başbakanı ve Merkez Bankası Başkanı, ülkedeki dolar krizi ve yerel bankalara uygulanan yaptırımlar konusunda yeni bir vizyona ya da plana sahip olmadıkları aşikar. Bu yüzden ABD Hazine Bakanlığı’dan bir heyetle yapılan görüşmede, ABD'nin Irak’taki bankacılık sektörüne ve dolar kaçakçılığına karşı daha önceki itirazlarını yeniden dinlemekle yetindiler. Bu ziyarette yeni olarak yalnızca Irak'taki bankacılık ve finans sistemine yardımcı olmak için geliştirilmiş interaktif bir plan sunuldu. Söz konusu plan, Irak Merkez Bankası’nın para transferi konularındaki politikasının daha fazla incelenmesinin ve gözden geçirilmesinin yanı sıra Irak’taki bankacılık sektörüne yeni şartların getirilmesini de içerebilir. Ancak bunun, sorunu çözmekten ziyade daha da karmaşık hale getireceği kesin.

*Bu makale Şarkul Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Abdullahiyan: Avrupa Birliği'nin İran'a ek kısıtlamalar getirme kararından üzüntü duyuyoruz

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (DPA)
TT

Abdullahiyan: Avrupa Birliği'nin İran'a ek kısıtlamalar getirme kararından üzüntü duyuyoruz

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (DPA)

Arap Dünyası Haber Ajansı'nın (AWP) bildirdiğine göre İran Dışişleri Bakanı Hossein Amir Abdullahian bugün (Salı) yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği'nin, İsrail'in saldırısı karşısında "meşru müdafaa hakkını" kullanması nedeniyle İran'a daha fazla "yasadışı" kısıtlamalar getirme kararından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Avrupa Birliği dışişleri bakanları geçen hafta Lüksemburg'da yaptıkları toplantıda, İran’ın İsrail'e yönelik balistik füze ve insansız hava aracı ile yaptığı saldırısının ardından Tahran'a yönelik yaptırımların genişletilmesi konusunda anlaştılar.

Geçtiğimiz cuma günü İran'ın orta kesimindeki İsfahan şehrinde patlamalar meydana geldi. İran Ordusu Başkomutanı Abdulrahim Musavi, bunların hava savunmasının bir dizi "uçan cisimle" karşı karşıya gelmesinden kaynaklandığını söyledi. Resmi televizyon ise İsfahan'daki hava savunmasının devreye sokulduğunu belirttiği bir video yayınladı.

Bu son gelişmeler, İran Devrim Muhafızları'ndan üst düzey bir komutanın, İsrail'in Şam'daki İran konsolosluğunu hedef aldığına inanılan saldırıda öldürülmesinden ve İran'ın İsrail'e yüzlerce insansız hava aracı ve füzeyle saldırı başlatmasından birkaç gün sonra meydana geldi.


ABD: Hamas, rehine görüşmelerinde taleplerini değiştirdi

İsrail'in Refah’a hava saldırısında hedef alınan bir evdeki Filistinli çocuklar (Reuters)
İsrail'in Refah’a hava saldırısında hedef alınan bir evdeki Filistinli çocuklar (Reuters)
TT

ABD: Hamas, rehine görüşmelerinde taleplerini değiştirdi

İsrail'in Refah’a hava saldırısında hedef alınan bir evdeki Filistinli çocuklar (Reuters)
İsrail'in Refah’a hava saldırısında hedef alınan bir evdeki Filistinli çocuklar (Reuters)

Netanyahu, çoğu kuzeyden gelen 1,5 milyondan fazla insanın yığılmış olduğu Gazze Şeridi'nin en güneyindeki Refah şehrine kara saldırısı düzenleme tehdidini sürdürüyor. Bunu yaparak Hamas'ın son kalesini de ortadan kaldıracağını varsayıyor.

İsrail ordusu Gazze'ye yönelik askeri baskının arttığını ve Hamas'a karşı "savaşın sonraki aşamalarına" hazırlandığını teyit ederken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller dün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, Hamas’ın Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda İsrail ile yürütülen rehine görüşmelerinde "taleplerini değiştirdiğini" söyledi.

Miller, düzenlediği basın toplantısında, ABD'nin Gazze'deki çatışmaların durdurulması ve 7 Ekim saldırısının ardından Hamas’ın elinde bulundurduğu rehinelerin serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varılması için baskı yapmaya devam edeceğini belirtti.

Başbakan Binyamin Netanyahu pazar akşamı yayınlanan bir videosunda, "Önümüzdeki günlerde ilave ve acı verici darbeler indireceğiz. Hamas üzerindeki askeri ve siyasi baskıyı artıracağız, çünkü rehineleri serbest bırakmanın ve zafere ulaşmanın tek yolu bu " ifadelerini kullandı. Gazze'de halen 129 rehine tutuluyor.

xzsd
Gazze'de bir zırhlı personel taşıyıcı (Reuters)

Netanyahu, çoğu kuzeyden gelen 1,5 milyondan fazla insanın yığılmış olduğu Gazze Şeridi'nin en güneyindeki Refah şehrine kara saldırısı düzenleme tehdidini sürdürüyor. Bunu yaparak Hamas'ın son kalesini de ortadan kaldıracağını varsayıyor.

Ancak insani yardım kuruluşları ve sayıları giderek artan yabancı ülkeler, çok sayıda sivil kaybına yol açacağı endişesiyle bu sürece karşı çıkıyorlar.

İsrail ordusu, Refah'ta çok sayıda rehinenin tutulduğunu vurguluyor. Ordu sözcüsü, "Hamursuz Bayramında (Pesah) rehineler esaret altında 200 gün geçirmiş olacaklar... Siz bizim yanımıza geri dönene kadar savaşacağız" dedi.

Hava saldırıları devam ediyor

Fransız Basın Ajansı’nın (AFP) haberine göre İsrail ordusu pazartesi günü Nuseyrat ve Magazi kamplarını, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Balah'ın sahil şeridini ve güneydeki Refah ve Han Yunus şehirlerini hedef alan hava saldırıları düzenledi.

sdvfber
Filistinliler İsrail'in Refah'ta hava saldırısı düzenlediği bir alanı inceliyor (Reuters)

Hava saldırıları ayrıca Gazze Şehri'nin güneydoğusundaki el-Zeytun mahallesini de hedef aldı. İnsansız hava araçları, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bulunan bir okulun oyun alanını bombaladı. Tıbbi kaynaklara göre aynı kampta bir camiyi hedef alan hava saldırısında ise en az üç kişi yaralandı.

Pazartesi akşamı ise hava saldırıları Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Hanun ve Beyt Lahiya'yı hedef aldı. Buna Doğu Cebaliye ile Zeytun, el-Şucaiye ve Darac mahalleleri, el-Ehli Hastanesi ile Filistin Meydanı civarını hedef alan topçu bombardımanı eşlik etti. Gazze şehrinin batısındaki el-Rimal mahallesi de hava saldırısına maruz kaldı.

ABD "çifte standart"ı reddediyor

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Gazze'de gerçekleştirdiği ihlallere ilişkin ABD yasalarının uygulanmasında "çifte standart" uygulandığı iddialarını reddetti. Blinken, bu suçlamaların incelendiğini belirtti.

Blinken, Dışişleri Bakanlığı'nın insan haklarına ilişkin yıllık raporunu açıkladığı basın toplantısında; "Genel olarak dünyada insan haklarının ne durumda olduğuna bakarken, herkese aynı standardı uyguluyoruz" diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Söz konusu ülkenin düşman, rakip, dost veya müttefik olması bunu değiştirmez."

Raporda, İsrail ile Hamas arasında Gazze'de on binlerce Filistinlinin hayatına mal olan savaşın İsrail'deki insan hakları durumu üzerinde "büyük olumsuz etki" yarattığı belirtildi.

2023 yılı raporuna göre, önemli insan hakları sorunları arasında yargısız infazlar, zorla kaybetme, işkence, gazetecilere yönelik haksız tutuklamalar ve diğer bazı konularla ilgili güvenilir raporlar yer alıyor.

Sorumluların cezalandırılması

Raporda, İsrail Hükümeti'nin bu ihlallere karışmış olabilecek yetkilileri tespit etmek ve cezalandırmak için bazı güvenilir adımlar attığı da belirtildi.

Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkililerine göre, çoğu sivil ve çocuk olan 34 bin Filistinlinin Gazze'de öldürülmesinin ardından, İsrail ordusunun davranışları giderek daha fazla inceleniyor. Gazze Şeridi çorak bir araziye dönüştü ve şiddetli gıda kıtlığı, açlık korkusunu artırdı.

dfbrth
Kurtarma ekipleri Refah'ta İsrail hava saldırısında hasar gören bir binanın enkazı altında hayatta kalanları ararken, Filistinli bir adam kızından haber bekliyor (AFP)

İsrail, Gazze Şeridi'nde kasıtlı olarak insanların acı çekmesine neden olduğu yönündeki suçlamaları reddediyor. Ayrıca sivilleri kasten hedef aldığını da reddediyor ve Hamas'ı korunmak için konut binalarını kullanmakla suçluyor. Hamas ise bu iddiayı reddediyor.

İnsan hakları grupları, İsrail ordusunun Gazze'de başlattığı harekât sırasında sivillerin zarar gördüğü çok sayıda olay yaşandığını bildirdi. Aynı zamanda İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da şiddetin tırmanması nedeniyle tehlike alarmını çaldı.

Filistin Sağlık Bakanlığı kayıtları, İsrail güçlerinin veya yerleşimcilerin, 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da en az 460 Filistinliyi öldürdüğünü gösteriyor. Ancak ABD Başkanı Joe Biden yönetimi hâlâ İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği sonucuna varmadığını söylüyor.

Washington, uzun süredir müttefiki olan İsrail'e yıllık 3,8 milyar dolar değerinde askeri yardım sunuyor. Sol görüşlü Demokratlar ve Arap Amerikalı gruplar, Biden yönetiminin İsrail'e verdiği kararlı desteği eleştiriyor ve bunun İsrail'e dokunulmazlık hissi verdiğini söylüyorlar.

Ancak bu ay Biden ilk kez İsrail'e desteğe koşullar getirme tehdidinde bulundu ve insani yardım çalışanları ile sivilleri korumaya yönelik somut adımlar atılmasında ısrar etti.

Fotoğraf: Protestocular Netanyahu'nun evinin önünde bir Hamursuz Bayramı sofrası yakıyor

İsrailli protestocular ise dün (Pazartesi) Yahudi Hamursuz Bayramının başlangıcı günüde Başbakan Binyamin Netanyahu'nun konutunun önünde, sembolik bir Hamursuz Bayramı sofrası yakarak onu Gazze'deki rehineleri yüz üstü bırakmakla suçladı.

dftyj6u7k
İsrailli protestocular 7 Ekim'de meydana gelen "felaketten" Netanyahu'nun sorumlu olduğunu söylüyor (Reuters)

Sahil kasabası Kayseriya’daki konutunun kapısı önünde toplanan yüzlerce protestocu, rehinelerin serbest bırakılmasını talep etti ve Netanyahu'nun liderliğini eleştirdi.

Bu yıl rehinelerin çektiği acılar, İbranice'de "Kölelikten Kurtuluş Bayramı" olarak da bilinen Hamursuz Bayramı'na gölge düşürdü. Guy Ben Dror, "İsrail tarihinin en kötü başbakanına" karşı düzenlenen protestoya katıldığını söyledi.

 Bir yatırım şirketinde çalışan 54 yaşındaki Ben Dror, "O (Netanyahu), rehinelerin geri dönmesini istemiyor çünkü savaşın bitmesini istemiyor çünkü o zaman hapse girecek" dedi.

Netanyahu'nun evinin önünde, bazıları rehinelerin akrabaları olan protestocular, sembolik bir Hamursuz Bayramı sofrasını ateşe verdiler. Bir başka masada sandalyelerin boş bırakılması ise rehinelerin acılarının devam ettiğini simgeliyordu.

Protestocu Yael Ben Porat, "Rehinelerin aileleriyle duygularımızı ve üzüntümüzü paylaşmak için buradayız” dedi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre 62 yaşındaki avukat, "Gazze'de hâlâ birçok insanımız, kardeşimiz rehin tutulurken bu bayramı kutlamak istemiyorum" ifadelerini kullandı.

Ben Porat sözlerini şöyle sürdürdü: "Hepimiz 7 Ekim'de meydana gelen korkunç felaketten onun (Netanyahu) sorumlu olduğuna inanıyoruz." Ben Porat ayrıca Başbakanı onların serbest bırakılması konusundaki müzakerelerde başarısız olmakla suçladı ve bu gecenin "özgürlüğün olmadığı acı bir geceden başka bir şey olmadığını" söyledi.

Netanyahu, Hamursuz Bayramı arifesinde X platformunda videoda yayınlanan açıklamasında, "Tüm rehinelerin ailelerine geri döndüklerini görmekte kararlıyız" dedi. Hamursuz Bayramı sofrasında "bu gece ailelerine katılamayanları düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Sözlerini; "Onların yokluğu kararlılığımızı güçlendiriyor ve bize görevimizin aciliyetini hatırlatıyor. Her biri özgürleşene kadar dinlenmeyeceğiz" şeklinde sürdürdü.


KİK vatandaşlarına ilk başvurudan itibaren 5 yıl süreyle Schengen vizesi

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell (EPA)
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell (EPA)
TT

KİK vatandaşlarına ilk başvurudan itibaren 5 yıl süreyle Schengen vizesi

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell (EPA)
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell (EPA)

Avrupa Birliği (AB) dün (Pazartesi) Lüksemburg'da AB ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Güvenlik ve Bölgesel İşbirliği Forumu'nun açılışında, KİK vatandaşlarına çok girişli vize verilmesine ilişkin kararın kabul edildiğini duyurdu.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “AB'nin KİK ülkelerine yönelik çok girişli vize kurallarının uyumlaştırılması yönünde aldığı kararı memnuniyetle karşılıyorum” dedi.

Asss
AB ve KİK ülkeleri dışişleri bakanları Lüksemburg'daki forum sırasında (EPA)

Fansa'nın Riyad Büyükelçisi Ludovic Pouille, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Suudi Arabistan vatandaşları artık ilk başvurularında beş yıllık Schengen vizesi alabilecekler” diye yazdı. AB'nin kararının Paris tarafından güçlü bir şekilde desteklendiğini belirten Pouille, “İster turizm ister iş için olsun, Fransa'da daha fazla Suudi’yi görmeyi dört gözle bekliyoruz” ifadesini kullandı.

KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ise forumun düzenlenmesinin AB ile ilişkilere duyulan büyük ilgiyi vurguladığını belirterek, “Bölgedeki olumsuz gelişmelerle başa çıkamadığımız takdirde felaketle sonuçlanabilecek tehlikeli bir dönemeçteyiz” dedi.

El-Budeyvi, forumun açılışında yaptığı konuşmada, KİK'in, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını kınadığını ve derhal ateşkes sağlanmasını isteğini yineledi.


Kiev: Yaklaşık 25 bin  Rus askeri doğu Ukrayna'daki stratejik bir bölgeye saldırmaya çalışıyor

Ukrayna, Donetsk bölgesinde stratejik öneme sahip Chasiv Yar'ı kontrol ediyor (AP)
Ukrayna, Donetsk bölgesinde stratejik öneme sahip Chasiv Yar'ı kontrol ediyor (AP)
TT

Kiev: Yaklaşık 25 bin  Rus askeri doğu Ukrayna'daki stratejik bir bölgeye saldırmaya çalışıyor

Ukrayna, Donetsk bölgesinde stratejik öneme sahip Chasiv Yar'ı kontrol ediyor (AP)
Ukrayna, Donetsk bölgesinde stratejik öneme sahip Chasiv Yar'ı kontrol ediyor (AP)

Ukrayna ordusu dün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, Rusya'nın 20 ila 25 bin arasında askerinin Ukrayna'nın doğusundaki Chasiv Yar kasabası ve çevre köylere saldırmaya çalıştığını belirterek, bölgedeki durumu zor olarak nitelendirdi.

Reuters'e göre Ukrayna, kısmen işgal altındaki Donetsk bölgesinde stratejik öneme sahip Chasiv Yar'ın tamamını kontrol ediyor. Ancak Kiev'deki askeri liderlik, Rusya'nın, II. Dünya Savaşı'ndaki Sovyet Zafer Bayramı'nın yıldönümüne denk gelen 9 Mayıs'a kadar kasabayı kontrol altına almak istediğini belirtti.

Doğu Askeri Komutanlığı sözcüsü Nazar Voloshyn açıklamasında "Kasabanın etrafındaki durum zor ama kontrol altında. Savunmacılarımız takviye alıyor ve durumu istikrara kavuşturmak için çalışıyor" ifadelerini kullandı

Ukrayna Televizyonu Suspilne’nin haberinde ise "20 ila 25 bin arasında Rus askeri Chasev Yar'a ve yakınındaki nüfus merkezlerinin dış mahallelerine saldırmaya çalışıyor" ifadeleri yer aldı.

Chasev Yar'ın ele geçirilmesi, Rusya'yı Ukrayna kontrolü altındaki stratejik açıdan önemli iki şehre, Kramatorsk ve Slovyansk'a yakınlaştıracak.

Rusya son dönemde yavaş da olsa ilerleme kaydediyor, ancak uzun süredir beklenen ABD askeri yardımının, ciddi mühimmat sıkıntısını hafifletmek için bu hafta nihai onayın alınmasından sonra Ukrayna'ya ulaşması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Telegram uygulaması aracılığıyla "Askerlerimiz için zor ama gerekli yardımın alınması durumu dengeleyecektir" paylaşımında bulundu.


TBMM arşivinden ilk 23 Nisan kutlamaları

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

TBMM arşivinden ilk 23 Nisan kutlamaları

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, Türk çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın yurt genelindeki ilk kutlamalarına ilişkin belgeler, TBMM arşivinde özenle muhafaza ediliyor.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 23 Nisan 1921'de milli bayram olarak kutlanmaya başlandı.

fdvgbrth

23 Nisan'ın Milli Bayram Addine Dair Kanun, Birinci Büyük Millet Meclisinin açılışından bir yıl sonra, 23 Nisan 1921'de kabul edildi ve 2 Mayıs 1921'de yürürlüğe girdi.
İki maddeden oluşan kanunun birinci maddesinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk yevmi küşadı olan 23 Nisan günü milli bayramdır."; ikinci maddesinde ise "Tarihi kabulünden muteber olan işbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur." hükümleri yer alıyor.

uk78l

1921'de milli bayram olarak kutlanmasına karar verilen 23 Nisan, 1927'de Atatürk'ün himayesinde ilk kez Çocuk Bayramı olarak kutlandı. Atatürk'ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan, 97 yıldır çocuk bayramı olarak kutlanıyor.

23 Nisan, 27 Mayıs 1935'te çıkarılan Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile "Ulusal Egemenlik Bayramı" olarak kutlanmaya devam edildi.

myuöıl

1981 tarihli Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'da 20 Nisan 1983'te yapılan değişiklikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı'nın adı, "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak değiştirildi.

1979'da ilk olarak 6 ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşınan bu milli bayramda, dünyanın birçok ülkesinden çocuklar Türkiye'ye gelmeye başladı. Türkiye, dünyada çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke olmayı sürdürüyor.

88ş

Türk milletinin gönlünde, bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri alan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurt içinde ve yurt dışındaki temsilciliklerde, bütün kurumlarda ve okullarda çeşitli etkinliklerle kutlanarak milli birliğin kenetlenen ruhunu temsil ediyor.

İlk 23 Nisan törenleri
Yurt genelinde ilk 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerine ait fotoğraflar, TBMM arşivinde özenle muhafaza ediliyor.

Belgeler arasında ilk kez kutlanan "Çocuk Bayramı" hakkında Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayımlanan 24 Nisan 1927 tarihli habere ait gazete kupürü de yer alıyor.

dfbrgt

"Çocuk Bayramı Sevinçle Kutlandı" manşetiyle basılan gazetede, ilk kez kutlanan Çocuk Bayramı'nın heyecan ve ilgi uyandırdığı belirtiliyor.

Meclis arşivindeki 23 Nisan kutlamalarına ait çok sayıda fotoğrafta, ilk kez Çocuk Bayramı'na katılmanın heyecanını yaşayan miniklerin kıyafetleri ve bayram sevinci dikkati çekiyor.


Cumhurbaşkanı Erdoğan: Irak ziyaretim ve anlaşmalar Türkiye-Irak münasebetlerinde yeni bir dönüm noktası teşkil edecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Irak ziyaretim ve anlaşmalar Türkiye-Irak münasebetlerinde yeni bir dönüm noktası teşkil edecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Sudani ile yaptığı ortak basın toplantısında, "Ziyaretimin ve az önce imzalanan anlaşmaların, Türkiye-Irak münasebetlerinde yeni bir dönüm noktasını teşkil edeceğine inanıyorum." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bağdat'taki resmi programları kapsamında, Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile baş başa ve heyetler arası görüşme gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ziyaretimin ve az önce imzalanan anlaşmaların Türkiye-Irak münasebetlerinde yeni bir dönüm noktasını teşkil edeceğine inanıyorum." dedi.

Görüşmelerin ardından, Irak Başbakanı Sudani ile Bağdat'taki Hükümet Sarayı'nda düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, aziz kardeşinin davetine icabetle uzun bir aradan sonra medeniyetlerin kadim şehirlerinden Bağdat'ta bulunmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.

Iraklı kardeşlerinin misafirperverlikleri, samimiyetleri ve muhabbetleriyle kendilerine evlerinde olduklarını hissettirdiklerini dile getiren Erdoğan, şahsına ve heyetine gösterilen hüsnükabulden ötürü Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani başta olmak üzere Iraklı kardeşlerine teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak'ın; ortak tarihi, beşeri ve kültürel bağlara sahip olunan, stratejik değer atfettikleri bir komşuları olduğunu vurgulayarak, "Irak'la ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve iyi komşuluk ilkesi temelinde ortak çıkarlarımızı gözeterek ilerletme yönünde güçlü siyasi iradeye sahibiz. Bugünkü ziyaretimizde bunu bir kez daha teyit etmiş olduk. Ziyaretimin ve az önce imzalanan anlaşmaların, Türkiye-Irak münasebetlerinde yeni bir dönüm noktasını teşkil edeceğine inanıyorum. Sayın Başbakanla birlikte altına imza attığımız ortak işbirliği için stratejik çerçeve anlaşması, sağlam bir yol haritasını teşkil ediyor." diye konuştu.

Anlaşma metniyle güvenlik, terörle mücadele, ekonomi, ticaret, enerji, ulaştırma, çevre, sınır aşan sular, sağlık, eğitim gibi pek çok alanda teknik müzakerelerin sürdürülmesini ve takibini sağlayacak ortak daimi komiteler kurulmasına karar verdiklerini anlatan Erdoğan, ayrıca güvenlikten ticarete, ulaştırmadan tarıma, pek çok başlıkta akdedilen metinlerin, ilişkilerinin ahdi zeminini güçlendirirken yeni işbirliği imkanlarını da beraberinde getireceğini kaydetti.

"Irak Hükümeti'nin bu doğrultuda atacağı her adımda ihtiyaç duyacağı tüm desteği sağlamaya hazırız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, imza altına aldıkları anlaşmaların bihakkın hayata geçirilmesi için de gereken koordinasyonu sağlayacaklarını belirterek, şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanı Sayın Reşid ve ardından Başbakan Sayın Sudani ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde Türkiye-Irak ilişkilerini geniş bir yelpazede ele aldık. Güvenlik ve terörle mücadelede işbirliği, en önemli gündem maddelerimizden birini oluşturdu. Irak topraklarından Türkiye'yi hedef alan terör örgütü PKK'ya ve uzantılarına karşı alabileceğimiz müşterek adımları istişare ettik. PKK'nın, Irak'ta yasaklı örgüt ilan edilmesini memnuniyetle karşıladık. Resmen terör örgütü ilan edilerek Irak topraklarındaki varlığının en kısa zamanda sonlanacağına olan güçlü inancımı, bu vesileyle mevkidaşlarımla paylaştım. Bu komşuluk ve kardeşlik hukukumuzun da gereğidir. Irak Hükümeti'nin bu doğrultuda atacağı her adımda ihtiyaç duyacağı tüm desteği sağlamaya hazırız. FETÖ'yle ortak mücadeleye dair beklentimiz de bu kulvardaki gündem başlıklarımızdan birini teşkil etti."

"Geçtiğimiz yıl 20 milyar dolar seviyesinde seyreden ticaret hacmimizi daha üst seviyelere taşımak istiyoruz"
Irak'ın, önde gelen ticaret ortaklarından olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Geçtiğimiz yıl 20 milyar dolar seviyesinde seyreden ticaret hacmimizi daha üst seviyelere taşımak istiyoruz. Sayın Başbakanla bu çerçevede atılacak adımları ele aldık. Ticaretimizin önündeki suni engellerin ortadan kaldırılması noktasında yapılabilecekleri değerlendirdik. Kalkınma Yolu Projesi'nin bu hedef bakımından hayati önemine değindik. Başta Irak olmak üzere tüm bölgemizin istikrarına ve refahına büyük katkı sunacak bu stratejik planlamaya dair kararlılığımızı, imzaladığımız Mutabakat Muhtırasıyla perçinlemiş olduk."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mevkidaşlarımla İsrail'in Filistin'de uyguladığı zulmün bölgemize etkilerini ele aldık atabileceğimiz müşterek adımlar hakkında istişarede bulunduk. İlgili tüm taraflara, gerilimi tırmandırıcı adımlardan kaçınmaları telkinimi tekrar hatırlatmak istiyorum." dedi.


AB ülkeleri, İsrail'e saldırısı nedeniyle İran'a yönelik yaptırımları genişletmekte mutabık kaldı

Avrupa Birliği dışişleri ve savunma bakanları dün Lüksemburg'da buluştu (DPA)
Avrupa Birliği dışişleri ve savunma bakanları dün Lüksemburg'da buluştu (DPA)
TT

AB ülkeleri, İsrail'e saldırısı nedeniyle İran'a yönelik yaptırımları genişletmekte mutabık kaldı

Avrupa Birliği dışişleri ve savunma bakanları dün Lüksemburg'da buluştu (DPA)
Avrupa Birliği dışişleri ve savunma bakanları dün Lüksemburg'da buluştu (DPA)

Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, Rusya'ya insansız hava aracı transferiyle ilgili halihazırda İran'a uyguladıkları yaptırımları, füzeleri ve Orta Doğu ile Kızıl Deniz'e transferleri de kapsayacak şekilde genişletme kararı aldı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, üye ülkelerin dışişleri ve savunma bakanlarının Lüksemburg'daki toplantısının ardından yaptığı açıklamada, İran'ın İsrail'e saldırısı sonrasında bu ülkeye karşı aldıkları yeni yaptırım kararını duyurdu.

Borrell, "İran'a karşı mevcut dron yaptırımları rejimimizi, füzeleri ve onların Rusya'ya transferini kapsayacak şekilde genişletmek için siyasi bir anlaşmaya vardık. Ayrıca, bu çerçevenin coğrafi alanını genişletip, dron ve füzelerin sadece Rusya'ya değil, aynı zamanda tüm Orta Doğu ve Kızıl Deniz bölgesine transferine de uygulamaya karar verdik." diye konuştu.

AB'nin İran'a karşı kitle imha silahlarının yayılması, insan hakları ihlalleri ve Rusya'ya insansız hava araçları tedariki nedeniyle yaptırım programları bulunuyor.

- İran-İsrail gerilimi

İsrail, İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü.

İran, İsrail'in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu.

İsrail de İran'ın saldırılarına karşılık vereceğini bildirmişti.

İran, 13 Nisan'da İsrail'e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırı başlatmıştı.

İran bazı hedeflerin vurulduğunu, İsrail ise saldırıların çoğunun hava savunma sistemlerince önlendiğini ancak güneydeki bir askeri üsse füze isabet ettiğini açıklamıştı.

AB, akabinde saldırıları kınamış, bazı AB ülkeleri İran büyükelçilerini dışişleri bakanlığına çağırmıştı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mesut Barzani ile görüştü

Fotoğraf: Barzani'nin ofisi
Fotoğraf: Barzani'nin ofisi
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mesut Barzani ile görüştü

Fotoğraf: Barzani'nin ofisi
Fotoğraf: Barzani'nin ofisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesut Barzani'yi kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erbil'deki temasları kapsamında Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesut Barzani ile bir araya geldi.

IKBY Başkanlık Sarayı'ndaki görüşme basına kapalı gerçekleşti.


Hatıraların beyne maliyeti ortaya kondu

Beynin anıları nasıl depoladığını keşfetmek hafızayı etkileyen hastalıkların tedavisinde yeni kapılar açabilir (Unsplash)
Beynin anıları nasıl depoladığını keşfetmek hafızayı etkileyen hastalıkların tedavisinde yeni kapılar açabilir (Unsplash)
TT

Hatıraların beyne maliyeti ortaya kondu

Beynin anıları nasıl depoladığını keşfetmek hafızayı etkileyen hastalıkların tedavisinde yeni kapılar açabilir (Unsplash)
Beynin anıları nasıl depoladığını keşfetmek hafızayı etkileyen hastalıkların tedavisinde yeni kapılar açabilir (Unsplash)

Hatıraları uzun süreli belleğe kaydetmek için beyin hücrelerinin zarar gördüğü ortaya çıktı. 

New York'taki Albert Einstein Tıp Fakültesi'nden bilim insanları, uzun süreli anıların kontrollü bir DNA hasarı ve inflamasyonla depolandığını buldu.

Araştırmacılar fareler üzerinde yaptıkları testlerde bu hasarın hipokampusta gerçekleştiğini gözlemledi. Beynin bu bölümü anıların oluşmasında temel bir yere sahipken, uzun süreli bellek açısından da kilit bir rol oynuyor. 

Önde gelen hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmayı yürüten nörolog Dr. Jelena Radulovic, "Beyin nöronlarının inflamasyonu, Alzheimer ve Parkinson hastalığı gibi nörolojik sorunlara yol açabildiğinden genellikle kötü bir şey olduğu düşünülür" diyor. 

Ancak bulgularımız, beynin hipokampus bölgesindeki bazı nöronlardaki inflamasyonun uzun süreli anılar oluşturmak için gerekli olduğunu gösteriyor.

Farelere hafif ve kısa süreli elektrik şoku veren araştırmacılar bu sayede, deneyimlenen olayların hatırasını ifade eden epizodik belleği tetikledi. Hipokampustaki nöronları inceleyen bilim insanları Toll benzeri reseptör 9 (TLR9) adlı inflamasyon yolundaki genlerin aktive olduğunu gözlemledi. TLR9 normalde virüs ve bakterilerden gelen yabancı DNA parçalarını tespit ederek bağışıklık tepkilerini harekete geçiriyor. 

Bilim insanları ayrıca farelere verilen şokun DNA kırılmalarına yol açtığını fark etti. Bu tür kırılmalar sık sık meydana gelse de normalde hemen onarılıyor. Ancak buradaki hasar daha ciddi ve uzun süreliydi. 

Nöronlardaki TLR9 yolu aktive edildikten sonra kırılmayla ortaya çıkan DNA parçaları ve diğer moleküller hücre çekirdeğinden salınmaya başladı. Ardından DNA onarımı, bilim insanlarını şaşırtan bir yerde gerçekleşti: sentrozom. Hücre içindeki küçük bir yapı olan sentrozom normalde hücre bölünmesini kontrol ediyor. Fakat nöronların bölünmediğini belirten araştırmacılar inflamasyonla harekete geçen sentrozomun DNA onarımına katılarak nöronları "hafıza kümeleri" halinde bir araya getirdiğini ve anıların kaydedilmesini sağladığını düşünüyor.

Dr. Radulovic, "Hücre bölünmesi ve bağışıklık tepkisi milyonlarca yıldır hayvan yaşamında büyük ölçüde muhafaza ediliyor" diyor.

Evrim sürecinde hipokampustaki nöronların bu bağışıklık temelli hafıza mekanizmasını benimsemesi ve DNA'yı algılayan TLR9 yoluyla sentrozomun DNA'yı onarma işlevini birleştirerek hücre bölünmesine geçmeden anıları oluşturması muhtemel görünüyor.

Bilim insanları ayrıca nöronların, onarım süreci devam ederken geçici olarak yeni bilgilere kapandığını da kaydetti. Dr. Radulovic, "Bu önemli bir şey çünkü sürekli bilgi akışına maruz kalıyoruz ve anıları depolayan nöronların halihazırda edindikleri bilgileri koruması ve yeni girdilerle dikkatlerinin dağılmaması gerekiyor" diyor.

Son olarak araştırmacılar TLR9 yolu tamamen kapatıldığında uzun süreli anıların artık oluşmadığını ve DNA'nın nörodejeneratif hastalıklardakine benzer bir hasar aldığını gözlemledi. 

Independent Türkçe, Science Alert, Earth, Nature