ABD, İsrail'deki iktidar koalisyonuna nasıl bakıyor?

Gantz'ın Washington ziyareti, ABD'nin savaşın devamına ilişkin uluslararası baskıyı önlemek için yeni parlamento seçimlerini hızlandırma arzusunu gösteriyor.

ABD Dışişleri Bakanı Anthoy Blinken, eski İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü. (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Anthoy Blinken, eski İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü. (AFP)
TT

ABD, İsrail'deki iktidar koalisyonuna nasıl bakıyor?

ABD Dışişleri Bakanı Anthoy Blinken, eski İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü. (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Anthoy Blinken, eski İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü. (AFP)

ABD'nin İsrail içindeki hamleleri, yaklaşan başkanlık seçimleri ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD eski Başkanı Donald Trump'ın dönüşüne dair iddiaları nedeniyle, ortak siyasi sahnenin yönetilmesiyle ilgili birçok engel ve sorunla karşı karşıya kalacak.

İsrail Savaş Kabinesi üyesi Benny Gantz'ın ABD yönetiminden bir dizi üst düzey yetkiliyle görüşmek üzere Washington'a yaptığı ziyaret, Netanyahu’nun koalisyonu içinde Gazze savaşına ilişkin anlaşmazlıkların arttığının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Gantz, ziyareti çerçevesinde ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken’la görüştü.

Mevcut İsrail hükümeti içinde yaşanan gerilimler ne olursa olsun ABD yönetimi, İsrail içinde güçlü ve merkezi bir oyuncudur. Böyle bir konumda bulunan ABD yönetimi oyunun kurallarını gerçekten değiştirmek istiyor. Diğer yandan İsrail'in pozisyonu ne olursa olsun, en azından taktiksel olarak İsrail'i sakinleşmeye zorlamak için sadece Amerikan değil, uluslararası baskı çerçevesinde de sükunetle hareket edilmelidir.

ABD'nin Gantz'ı davet etmesi, Netanyahu üzerinde bir baskı hamlesi olarak da yorumlanabilir. Ayrıca Biden yönetiminin Gantz ile iş birliği yapmayı tercih ettiği şeklinde de yorumlanabilir. Aynı zamanda, savaş konusunda uluslararası ve iç baskılardan kaçınmak için yeni parlamento seçimlerini hızlandırmaya yönelik bir başka mesaj olarak da anlaşılabilir.

Spesifik hedefler

ABD yönetimi, birkaç seçenek üzerinde çalışıyor. Bunlardan ilki mevcut koalisyonun bileşenlerini değiştirmeye çalışmak. Çünkü İsrail'deki mevcut gelişmeler ABD yönetimini siyasi ve partizan ortamdaki istikrarsızlık durumuyla başa çıkma yönünde ilerlemeye teşvik ediyor ve şu anda tüm koşullar buna izin veriyor. Öyle ki hükümetin kendi içinde, Likud Partisi içinde, Savaş Kabinesi içinde çatışmalar devam ediyor. Bu da ABD yönetiminin Yair Lapid, Benny Gantz ve diğerleri gibi bazı isimlere güvenerek mevcut ortamdan istifade etmeye çalıştığını doğruluyor.

ABD yönetimi söz konusu isimlerin çatışmaya girerek baştakilerle mücadele edebileceğini düşünüyor. Siyasi ya da partizan yolun sonunda, ateşkesin ardından bir ulusal birlik hükümeti kurulabilir. Bu hükümetin amacı İsrail'deki tüm gelişmelerle yüzleşecek koşulları hazırlamak olmalıdır. Öncelikler bağlamında böyle yapılmalıdır. Çünkü İsrail hükümeti içinde bir gerilim durumu yaşanıyor. Aşırılık yanlısı Yahudilerin askere gitmeyi reddetmesi de buna dahil. Sağcı Yisrael Beiteinu (Evimiz İsrail) Partisi lideri Avigdor Liberman, İsrail hükümetinin sonuna geldiğini ve Netanyahu'dan kurtulmanın İsrailliler için bir ödül olduğunu belirtti.

İkinci olarak ABD yönetimi, İsrail’deki siyasi ve partizan ortamı Netanyahu'nun mevcut durumun devamlılığını kontrol edemediği gerçeğine dayanarak değerlendiriyor. Netanyahu, inatçılığına, kibrine ve olayların üstesinden gelme çabalarına rağmen mevcut düzene hâkim değil. Dolayısıyla Netanyahu’nun İsrail'in başında olması, bir sonraki manzaraya ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Likud Partisi içinde de Netanyahu’nun devam etmesi yönünde bir istek yok. Bilakis Netanyahu’nun ezeli rakibinin revaç bulma ihtimali var.

Dolayısıyla mücadele Likud Partisi’nin dışından değil içinden başlayabilir. Çünkü muhalefet, sembolleriyle birlikte tekrarlanan politikalar alanında manevralar yapıyor. Bu da Netanyahu'nun hileleri göz önüne alındığında faydalı olmayabilir. Bu yüzden ABD yönetimi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns ile Dışişleri Bakanlığı’ndan ve istihbarattan yetkin bir ekibi sahnenin yönetimine müdahale etmek için görevlendirdi. ABD, ikinci aşama anlaşmasını tamamlamak ve ateşkes anlaşmasını sonuçlandırmak için değil, İsrail'de olup bitenlerle yüzleşmek için harekete geçti.

Ciddi yönelimler

ABD'nin doğrudan kararı, İsrail’e yardımı kesmek ve üst düzey siyasi ve parti yetkilileriyle temaslar ve toplantılar düzenleyerek kamuya açık bir şekilde sürece müdahale etmekti. Buradaki amaç, Netanyahu'ya sadece sakinleştirici adımlarla değil, ABD'nin algılarını kabul etmesi konusunda baskı yapmaktı. Zira ABD yönetimi, İsrail'e yönelik  federalizm ve acil acil durum koşulları altında yapılan büyük askeri ve stratejik desteğine rağmen, ABD yönetimini Amerikan çıkarlarına zarar veren ayrıntılara dahil eden İsrail hükümetine karşı önemli pozisyonlar benimsemesinin olumsuz yansımalarına maruz kalıyor.

ABD yönetiminin, Trump'ın başkanlık seçimlerinin ön turunda geri dönmesinin yanı sıra, ABD Başkanı Joe Biden'ın popülaritesindeki ciddi düşüşten gelecek tepkiden korktuğu açık. Bu, ABD içinde bir çatışmaya yol açabilir ve Amerikan politikasının acilen gözden geçirilmesini ve özellikle Başbakan Netanyahu'nun Amerikan fikirlerini kabul etme konusundaki inatçılığı göz önüne alındığında, uygunsuz bir zamanda önerilmiş olabilecek bir rotanın düzeltilmesi yönünde baskı girişiminde bulunulmasını gerektirebilir. Veya Yerleşimciler ile Harediler arasındaki çatışmaların, İsrail'in içini etkilemeye devam etmesi çerçevesinde ele alınarak düzenlenmesi ve yönlendirilmesi yüksek bir ihtimaldir.

ABD yönetimi, artan kitlesel hareket dalgasından, dönemsel protestoların patlak vermesinden ve esir ailelerinin baskılarından da korkuyor. İsrail'in bir hükümet olarak içinde bulunduğu diğer önemli gelişmeler, ABD'nin mevcut davranışları üzerinde daha fazla yansımaya yol açabilir. Ayrıca ABD yönetiminin özellikle bölgedeki ana çıkarlarını korumaya odaklanmaya başlamasıyla birlikte siyasi ve stratejik yolda ilerleme isteği bulunuyor. İşte bu noktada, artan zorluklar karşısında tutarlı ABD-Arap bölgesel fikir birliğine ve ortaklıklara yönelik bir girişim inşa edilme çabasında bulunulabilir.

Disiplinli referanslar

Her şeye rağmen, ABD'nin planlanan hamlesi, İsrail içindeki iş birliği alanlarına odaklanarak üzerinde mümkün olan en kısa sürede çalışılabilecek acil ve ivedi bir vizyon olarak karşımıza çıkıyor. Hükümetin kurulmasından önceki aşamalarda ABD yönetimi, Smotrich ve Ben-Gvir gibi iktidara gelip hükümete giren bazı isimlere müdahale ederek, onları dışlamaya çalıştı. ABD'nin Kudüs Büyükelçiliği, her iki ismin de bakanlığa hiç girmemeleri ve koalisyon bileşenlerine katılmalarını talep etti. Bu, Netanyahu tarafından reddedildi ve o sırada hükümetini kurmaya başladı.

Bu artık değişiyor. Netanyahu kalsın ya da partisinden atılsın, ABD yönetimi koalisyonu parçalamaya ve farklı temeller üzerinde yeni bir koalisyon kurmaya çalışıyor. Netanyahu'nun gücü, uyumu ve tüm krizlerle yüzleşme, fırtınaya boyun eğmeme ve içinden geçme becerisi teyit edilmesine rağmen bu kuvvetle muhtemel. Bu durum Netanyahu'yu öne sürülebilecek politikalarla yüzleşmeye itecektir. Ancak siyasi farklılıkların artması ve Gantz'ın hükümetten çekilmesi halinde kapıların ardına kadar açılacağı söyleniyor. Bu, hükümetin performansından zaten memnun olmayan ve 7 Kasım saldırısından Netanyahu'nun kendisini sorumlu tutan vatandaşların daha geniş çaplı protestolarına kapı açacaktır. Gazze Şeridi'nde ‘ertesi gün’ politikası için bir ilkeler belgesi olarak bilinen bu belge, İsrail'in Gazze Şeridi'nin tamamında zaman sınırı olmaksızın hareket özgürlüğünü elinde tutmasını ve Gazze Şeridi'nde bir güvenlik bölgesi kurulmasını içeriyor. Bu belge aynı zamanda Gazze Şeridi'nde İsrail kentlerine bitişik bir güvenlik bölgesi kurulmasını, İsrail'in Gazze ile Mısır arasındaki güney sınırını kapatmaya devam etmesini ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) kapatılarak yerine başka uluslararası yardım kuruluşlarının getirilmesini de içeriyor.

Bu bağlamda, özellikle Savaş Kabinesi'ndeki generallerin birçoğunun gidebileceği düşünüldüğünde, mevcut gelişmeler aslında ABD tarafının meydana gelebilecek her türlü gelişme karşısında hareket etme ve harekete geçme yeteneği ile bağlantılı olacaktır. Benny Gantz'a siyasi sıfatından ziyade askeri sıfatıyla katılıyorlar; bu konu farklı bir zeminde ele alınıyor. Bunun gerçek sonuçları, önümüzdeki dönemde herhangi bir gerçek değişim olması durumunda görülebilecektir.

İsrail'de yaklaşan değişimden bahsetmek aslında mevcut koalisyonun kapsamının genişletilmesiyle bağlantılıdır. Ayrıca, muhalif güçleri de dahil etme eğilimiyle, yani tüm seçeneklerle yüzleşen bir ulusal birlik hükümeti kurmaya yönelik eğilimle bağlantılıdır. İsrail'de yaklaşan değişim hakkında konuşmak, ateşkesin ilk aşamasına girmesini takip eden dönemde savaşın kuzeye yayılma olasılığı ile ilgilidir. Aynı zamanda, Hizbullah'ın yönlendirmeleri üzerinde çalışmak için belirli haftaları beklemekle alakalıdır. Askeri rolün gelişimi ve Hizbullah'a karşı büyük ve gerçek bir tehlike olarak kullanılması, farklı bir askeri-stratejik bağlamda ele alınabilir.

Bu durum ABD ve Fransa'yı, Batı Şeria cephesinden Gazze'nin kuzey cephesine doğru çalışabileceği bir yol çemberine yerleştiriyor. Öyle ki, Ramazan ayı boyunca kanlı çatışmaların yaşanması bekleniyor. Ayrıca güvenlik güçlerinin gözleri önünde artan yerleşimci dalgasına karşı uyarılar da geliyor. İsrail hükümetindeki bazı bakanların kışkırtmaları, ABD'nin bu konuyu engellemek için hızlı bir şekilde harekete geçmesini gerektiriyor. Her halükârda belirli ve kontrollü baskılar altında, farklı bir siyasi gerçeklik için bu meseleyle ilgilenmek gerekiyor. Tüm bunlar farklı bir siyasi gerçeklik temelinde ele alınmalı, her durumda belirli ve kontrollü baskılar altında değerlendirilmelidir.

Sonuç

ABD'nin İsrail içindeki hamleleri, ortak siyasi sahnenin yönetilmesiyle ilgili birçok engel ve sorunla karşılaşacaktır. ABD başkanlık seçimleri yaklaşırken, Netanyahu'nun eski Başkan Trump'ın geri döneceği yönündeki iddiaları, meseleyi tepeden halletmek ve mevcut fırsatlardan yararlanmakla ilgili olacak.

Dolayısıyla ABD'nin mevcut İsrail hükümetinin bileşenlerinde gerçek bir değişiklik yapma girişimleri, öncelikle İsrail'in iç işlerine hizmet edecek şekilde durmayacak. Bu, Arap ve İslam toplulukları ve bazı siyahi lobiler de dahil olmak üzere Amerikan kesimlerinin gidişatını düzeltmek, mevcut ABD yönetimine ve onun Biden tarafından temsil edilen liderliğine karşı önyargılı tutumlarını değiştirmek için çok geç kalmış olabilecek bir girişimdir. Özellikle Washington'un İsrail'i himaye konusundaki destekleyici rolünün ardından  önümüzdeki dönemde  Biden yönetimine yönelik baskıların artacağı düşünüldüğünde Amerikan çıkarlarına zarar verecektir.

Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Amerikalı milyarder Les Wexner: Epstein'e güvenmekle saf ve aptalca davrandım

Amerikalı milyarder Les Wexner (Arşiv-AP)
Amerikalı milyarder Les Wexner (Arşiv-AP)
TT

Amerikalı milyarder Les Wexner: Epstein'e güvenmekle saf ve aptalca davrandım

Amerikalı milyarder Les Wexner (Arşiv-AP)
Amerikalı milyarder Les Wexner (Arşiv-AP)

Milyarder perakende devi Les Wexner, hüküm giymiş cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile on yıllarca süren ilişkisi hakkında bir kongre komitesi önünde dün kapalı kapılar ardında verdiği ifadede, Epstein'ın kendisini "aldattığını" söyledi.

Victoria's Secret markasını da bünyesinde bulunduran L Brands'in 88 yaşındaki kurucusu, Demokratların da yer aldığı Temsilciler Meclisi denetleme komitesinin çağrısı üzerine Ohio, New Albany'deki evinden verdiği ifadede, Epstein'ın suçlarından haberdar olduğunu reddetti.

fvfdvfd
ABD Temsilciler Meclisi üyesi, ABD'li milyarder Les Wexner'in fotoğrafını gösteren FBI tarafından yayınlanan bir belgeyi inceliyor (Reuters)

ABD medyasında yayımlanan yazılı açıklamada milyarder, "Saf, aptal ve kolayca kandırılarak Jeffrey Epstein'e güvendim. O bir dolandırıcıydı," dedi. "Aldatılmış olsam da yanlış bir şey yapmadım ve saklayacak hiçbir şeyim yok."

Komitenin Demokrat üyeleri, Wexner'ın ilişkilerinin gücünü küçümsediğini ve önemli olayları hatırlayamadığını tekrar tekrar belirterek çok az yeni ayrıntı sunduğunu söyledi.

Ancak Kaliforniya Milletvekili Robert Garcia, bu ifadenin, Epstein'ın suçlarını işlemesini sağlayan serveti nasıl biriktirdiğini anlamak için hala önemli olduğunu savundu.

Şarku’l Avsat’ın ABD basınından aktardığına göre Garcia gazetecilere şunları söyledi: “Epstein’in adası, uçağı ve kadın ve kız çocuklarını kaçırmak için kullanılan para, Les Wexner’in desteği olmadan var olmazdı… ve Bay Epstein, şu anki zengin adam haline gelemezdi.”

Wexner ise herhangi bir yanlışlık yaptığını reddederek, Epstein’in suç teşkil eden davranışlarına asla tanık olmadığını veya bunlardan haberdar olmadığını savundu. Ayrıca mahkeme belgelerinde yer alan, Epstein’in kurbanlarıyla cinsel ilişki yaşadığı iddialarını da reddetti.

İki adam 1980'lerde tanıştı; Wexner daha sonra Epstein'e devasa gayrimenkul yatırımlarını ve anlaşmalarını yönetmesi için resmi vekaletname verdi ve onun varlıklı elitler arasında itibar kazanmasına yardımcı oldu.

Wexner, Epstein'ın ailesinden büyük miktarda para çaldığını ve çocuk cinsel istismarı suçlamalarıyla karşı karşıya olduğunu öğrendikten sonra 2007 yılında Epstein ile bağlarını kestiğini söyledi.

Adalet Bakanlığı, Wexner'ın Epstein soruşturmasında hedef olmadığını ve hakkında herhangi bir suçlama yöneltilmediğini açıkladı. Avukatları, Wexner'ın 2019 yılında federal yetkililerle iş birliği yaptığını belirtti.

Bu ifade, Epstein'ın güçlü ortaklarından oluşan ağını yeniden inceleyen binlerce sayfalık hükümet dosyasının yayınlanmasının ardından geldi.

Milletvekilleri ayrıca diğer isimleri de sorgulamayı hedefliyor; eski Başkan Bill Clinton ve eşi, eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın şubat ayı sonunda Kongre önünde ifade vermeleri planlanıyor.

Hayatta kalanlar ve insan hakları örgütleri, Ohio Eyalet Üniversitesi de dahil olmak üzere Wexner ile bağlantılı kurumlara yönelik baskıyı yoğunlaştırdı ve üniversiteden kampüs içindeki tesislerden adını kaldırması istendi.

Denetim komitesi, Epstein'ın mali durumuna ilişkin soruşturmasına devam edeceğini belirtti ve Demokratlar, "bu suçların işlenmesine ve mümkün kılınmasına katkıda bulunan herkesi" takip edeceklerine söz verdiler.


ABD Güney Komutanlığı komutanı Venezuela'yı ziyaret ederek geçici cumhurbaşkanıyla görüştü

General Francis Donovan ve Savaş Bakan Yardımcısı Joseph Humer Karakas'ta (ABD Güney Komutanlığı'nın X hesabı)
General Francis Donovan ve Savaş Bakan Yardımcısı Joseph Humer Karakas'ta (ABD Güney Komutanlığı'nın X hesabı)
TT

ABD Güney Komutanlığı komutanı Venezuela'yı ziyaret ederek geçici cumhurbaşkanıyla görüştü

General Francis Donovan ve Savaş Bakan Yardımcısı Joseph Humer Karakas'ta (ABD Güney Komutanlığı'nın X hesabı)
General Francis Donovan ve Savaş Bakan Yardımcısı Joseph Humer Karakas'ta (ABD Güney Komutanlığı'nın X hesabı)

Karayipler'de uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen tekneleri hedef almakla görevli ABD Güney Komutanlığı (SOUTHCOM) komutanı, Venezuela hükümetine göre dün Venezuela'yı ziyaret ederek geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez ve bakanlarıyla görüştü.

X platformunda yayınlanan hükümet açıklamasına göre, Güney Komutanlığı komutanı General Francis Donovan, Rodriguez, Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez ve İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ile görüşmeler gerçekleştirdi.

#SOUTHCOM Commander Gen. Francis L. Donovan concluded a visit to Venezuela today, joining Amb. Laura F. Dogu and @jmhumire for productive meetings with Venezuelan interim authorities. The U.S. is committed to a free, safe and prosperous Venezuela for the Venezuelan people, the… pic.twitter.com/Gkd6vjT3VW

— U.S. Southern Command (@Southcom) February 18, 2026

 

Açıklamada, iki ülkenin "uyuşturucu kaçakçılığı, terörizm ve göçle mücadele için ikili iş birliğine yönelik bir eylem programı" geliştirme konusunda anlaştığı belirtildi.

Bu ziyaret, geçen ay ABD askeri operasyonuyla Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun devrilmesinin ardından gerçekleşti.

ABD Büyükelçiliği, X platformunda Donovan'ın Venezuela başkentine yaptığı ziyaret sırasında çekilmiş bir fotoğrafını yayınladı.

Otro día histórico en el que dimos la bienvenida al comandante del @SOUTHCOM, el general Donovan, a Venezuela. En Caracas, el General Donovan comenzó reuniéndose con su equipo de miembros del servicio de la Fuerza Conjunta, una vez más vigilando las instalaciones de la embajada… pic.twitter.com/mjkWmfUlOd

— Embajada de los EE.UU., Venezuela (@usembassyve) February 18, 2026

 

Büyükelçilikten yapılan açıklamada, Donovan'ın önce büyükelçilik tesislerini korumakla görevli ABD askeri personeliyle, ardından da geçici hükümet üyeleriyle "güvenlik durumunu değerlendirmek" amacıyla görüştüğü ifade edildi.

Southcom, Washington'ın kanıt sunmadan uyuşturucu taşıdığını iddia ettiği onlarca tekneye yönelik saldırılar emri verdi.

Aileleri ve hükümetlere göre, bu saldırılarda 130'dan fazla kişi öldü ve bunların bazıları balıkçıydı.

Maduro'nun devrilmesinden bu yana diplomatları yeniden görevlendirilen büyükelçilik, Donovan'ın Venezuela'nın geçici yetkilileriyle "verimli görüşmeler" yaptığını belirtti.

 vfdgb
General Francis Donovan, büyükelçilik tesislerini korumakla görevli ABD askeri personeliyle konuşuyor (AFP)

Konuşmasına şöyle devam etti: “Görüşmeler, güvenlik durumu ve Başkan Donald Trump’ın üç aşamalı planının uygulanmasını sağlamak için gerekli adımlar üzerinde yoğunlaştı. Özellikle Venezuela’nın istikrara kavuşturulması ve Batı Yarımküre genelinde ortak güvenliğin önemi üzerinde duruldu.”

Planın daha önce duyurulan son aşaması ise “dostane, istikrarlı, müreffeh ve demokratik bir Venezuela’ya geçiş”tir.

ABD Başkanı Donald Trump, Maduro'nun tutuklanmasından günler önce, aralık ayında Donovan'ı atamıştı.

Donovan, medya haberlerine göre teknelere yapılan saldırıları eleştiren bir amiralin yerine geçti.


ABD ordusu, cumartesi günü Başkan Trump'a İran'a saldırı hazırlığında olduğunu bildirdi

ABD uçak gemisi USS Gerald Ford'da personel tarafından yapılan hazırlıkları gösteren bir fotoğraf (ABD Donanması)
ABD uçak gemisi USS Gerald Ford'da personel tarafından yapılan hazırlıkları gösteren bir fotoğraf (ABD Donanması)
TT

ABD ordusu, cumartesi günü Başkan Trump'a İran'a saldırı hazırlığında olduğunu bildirdi

ABD uçak gemisi USS Gerald Ford'da personel tarafından yapılan hazırlıkları gösteren bir fotoğraf (ABD Donanması)
ABD uçak gemisi USS Gerald Ford'da personel tarafından yapılan hazırlıkları gösteren bir fotoğraf (ABD Donanması)

ABD televizyonu CBS News’e konuşan kaynaklar, ABD’li üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin, cumartesi günü Başkan Donald Trump'a ordunun İran'a olası saldırıları gerçekleştirmeye hazır olduğunu ve herhangi bir eylemin takviminin hafta sonunu aşabileceğini bildirdiklerini söyledi.

Ulusal güvenlik konularının hassasiyeti nedeniyle kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen yetkililer, Trump'ın saldırı konusunda henüz nihai bir karar vermediğini belirterek, istişarelerin devam ettiğini ve çeşitli olasılıklara açık olduğunu vurguladı.

Kaynaklardan bazıları, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Washington’ın operasyona devam etmesi halinde İran'ın başlatabileceği olası eylemler veya karşı saldırılara hazırlık olarak bazı personeli geçici olarak Ortadoğu'dan Avrupa'ya veya ABD içindeki başka yerlere naklettiğini de sözlerine ekledi.

Kaynaklardan biri, varlıkların ve personelin yeniden konuşlandırılmasının, olası bir ABD askeri harekâtı öncesinde rutin bir prosedür olduğunu ve İran'a bir saldırının yakın olduğu anlamına gelmediğini açıkladı.

Pentagon’un bir sözcüsü ise çarşamba öğleden sonra CBS News'e yaptığı açıklamada, paylaşacak herhangi bir bilgisi olmadığını söyledi.

CNN'e konuşan bazı kaynaklar da ABD ordusunun bu hafta sonu İran'a saldırı düzenlemeye hazır olduğunu, ancak Başkan Trump'ın böyle bir harekatı onaylayıp onaylamayacağına dair henüz nihai bir karar vermediğini söyledi.

Kaynaklar, Beyaz Saray’ın, Ortadoğu'daki ABD hava ve deniz kuvvetleri de dahil olmak üzere son günlerde önemli takviye güçlerin gönderilmesinin ardından, ordunun hafta sonu itibarıyla saldırıya hazır olabileceği konusunda bilgilendirildiğini belirtti. Ancak bir kaynak, Trump'ın özel olarak gerçekleştirilen toplantılarda askeri harekatın lehine ve aleyhine olan argümanları tartıştığını ve en iyi hareket tarzı konusunda danışmanlarının ve müttefiklerinin görüşlerini aldığını belirterek, hafta sonuna kadar bir karar verip vermeyeceğinin belirsiz olduğunu ekledi. Kaynak, “Bu konuyu düşünmek için çok zaman harcıyor” ifadelerini kullandı.

ABD merkezli haber sitesi Axios daha önce bazı kaynaklara dayanarak, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran ile büyük bir savaşa daha yakın olduğunu ve devam eden diplomatik çabaların başarısız olması halinde bunun yakında gerçekleşebileceğini öne sürmüştü.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran ve ABD'nin dün Cenevre'de yapılan ikinci tur müzakerelerde temel ‘kılavuz ilkeler’ üzerinde anlaşmaya vardığını, ancak iki tarafın hala üzerinde çalışması gereken konular olduğunu açıkladı.

Öte yandan ABD'li bir yetkili, İran'ın nükleer müzakerelerdeki uçurumları kapatmak için önümüzdeki iki hafta içinde ayrıntılı öneriler sunacağını söyledi. Kimliğini açıklamak istemeyen yetkili, “İlerleme kaydedildi, ancak hala tartışılması gereken birçok ayrıntı var” diye ekledi.

Trump, müzakerelerin öncesinde yaptığı bir açıklamada, Cenevre’deki görüşmelere ‘dolaylı olarak’ katılacağını söylemiş ve Tahran'ın bir anlaşmaya varmak istediğine inandığını ifade etmişti.