Türkiye, İran ve Fas’ın Afrika’nın Sahel bölgesindeki yerlerini güçlendirme rekabeti

Fransa’nın bölgeden çekilmesinin ardından Rusya bölgede ‘müttefik’ olarak yerini alırken İran, Nijer uranyumunun peşine düştü.

Nijer’in başkenti Niamey’de Fransa’nın askeri üssü önünde toplanan göstericilerin önünde duran Nijerli güvenlik güçleri, 2 Eylül 2023 (AFP)
Nijer’in başkenti Niamey’de Fransa’nın askeri üssü önünde toplanan göstericilerin önünde duran Nijerli güvenlik güçleri, 2 Eylül 2023 (AFP)
TT

Türkiye, İran ve Fas’ın Afrika’nın Sahel bölgesindeki yerlerini güçlendirme rekabeti

Nijer’in başkenti Niamey’de Fransa’nın askeri üssü önünde toplanan göstericilerin önünde duran Nijerli güvenlik güçleri, 2 Eylül 2023 (AFP)
Nijer’in başkenti Niamey’de Fransa’nın askeri üssü önünde toplanan göstericilerin önünde duran Nijerli güvenlik güçleri, 2 Eylül 2023 (AFP)

Fas, Türkiye ve İran, Fransa’nın Afrika’nın Sahel bölgesinden çekilmesiyle bölgede müttefiklerini çeşitlendirmek isteyen askeri cunta yönetimlerine yönelik girişimlerini iki katına çıkardı.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) Genel Müdürü, Burkina Faso Devlet televizyonu RTB kameraları karşısında, terör örgütleriyle mücadele eden askeri cunta yönetimlerine savaş uçaklarından askeri helikopterlere kadar cazip seçeneklerin yer aldığı bir kataloğun tanıtımını yaptı.

FOTO: Burkina Faso’nun Mali sınırındaki Soum bölgesinde konuşlu Burkina Fasolu askerler, Kasım 2019 (AFP)
Burkina Faso’nun Mali sınırındaki Soum bölgesinde konuşlu Burkina Fasolu askerler, Kasım 2019 (AFP)

Burkina Faso Dışişleri, Bölgesel İş Birliği ve Yurtdışı Burkinalılar Bakanı Karamoko Jean-Marie Traore, orduları kronik olarak teçhizat sıkıntısı çeken Sahel bölgesi yönetimlerinin sloganlarından biri haline gelen ‘bizim meselemiz, bağımlılığımızı azaltmak için kendi askeri yeteneklerimizi geliştirmeliyiz’ ifadesini hatırlattı.

Bu ifade, başta Fransa ve diğer Batılı ülkeler olmak üzere 10 yılı aşkın bir süredir bölgede konuşlu yabancı güçlerin desteğine güvenmek anlamına gelse de söz konusu ülkeler, sivil halka karşı ihlallerde bulunmakla suçlanan ordulara teçhizat tedarik etmekten kaçınıyor.

Fransa ordusu, Mali ve Burkina Faso’daki askerlerini geri çekerken, Türkiye'nin tedarik ettiği insansız hava araçları (İHA), şartların eşit olmadığı bir çatışmanın ortasında kalan iki Afrika ülkesinin ordularının başlıca silahları haline geldi.

Nijer'den çekilme operasyonu çerçevesinde askeri uçağa binmeye hazırlanan Fransız askerleri, 22 Aralık 2023 (Reuters)
Nijer'den çekilme operasyonu çerçevesinde askeri uçağa binmeye hazırlanan Fransız askerleri, 22 Aralık 2023 (Reuters)

ABD merkezli sivil toplum kuruluşu İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün ocak ayında yayınladığı, ancak yetkililerin yalanladığı bir rapora göre İHA saldırıları büyük kayıplara neden oldu.

Mali ordusu bu yılın başlarında gösterdikleri performans nedeniyle popüler hale gelen Bayraktar TB2 SİHA sistemlerini envanterine kattı. Bayraktar TB2 SİHA sistemlerinin üreticisi Baykar’ın Genel Müdürü Haluk Bayraktar’a, Burkina Faso’daki mevcut askeri yönetimin Cumhurbaşkanı Yüzbaşı İbrahim Traore’nin talimatıyla geçtiğimiz yıl nisan ayında Vagadugu’da düzenlenen bir törenle devlet nişanı verildi.

Türkiye'nin Afrika'daki nüfuzuyla ilgili bir kitap yazan siyasi analist Federico Donelli, ‘Türkiye’nin Afrika ülkelerindeki dış politikasının ana itici gücünün savunma sanayi olduğunu’ söyledi.

Rusya’nın Sahel bölgesindeki askeri cunta yönetimlerinin kendisini önemli bir müttefikleri olarak görmeleri için çalıştığını vurgulayan Donelli, “Ankara fırsatçı bir politika izliyor ve hem Avrupalılara hem de Rusya'ya alternatif olarak bir yer edinmeye çalışıyor” yorumunda bulundu.

FOTO: Türk yapımı Bayraktar TB2 SİHA’sı (Arşiv – Türk haber ajansları)
Türk yapımı Bayraktar TB2 SİHA’sı (Arşiv – Türk haber ajansları)

İtalya merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Siyasi Araştırmalar Enstitüsü (Institute for International Political Studies/ISPI), eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 2020 yılının ağustos ayında Mali'deki askeri darbeden sonra yönetimi ele geçiren askeri cuntayla görüşen ilk üst düzey uluslararası isim olduğuna dikkat çekiyor.

ISPI’ye göre Nijer, Ankara'nın pek çok çıkarının olduğu Libya’nın güney sınırında yer alması nedeniyle, Türkiye için bölgede vazgeçilmez bir ülke haline gelirken Ankara, Nijer’deki askeri cunta yönetimiyle uzlaşmacı bir tutum benimsedi.

Federico Donelli, Ankara’nın Gine Körfezi ülkelerini Kuzey Afrika’daki Türk yatırımlarının diğer kalesi Cezayir’e bağlayacak Sahra ötesi bir koridor projesi üzerinde çalıştığını söyledi.

Öte yandan Fas, rakip bir proje başlattı ve geçtiğimiz eylül ayında ‘karayolu, liman ve demiryolu altyapısını’ denize kıyısı olmayan Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad'ın hizmetine sunmaya hazır olduğunu açıkladı. Ardından Mali, Burkina Faso, Nijer, ocak ayının sonlarında Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üyeliğinden çekildiklerini duyurdular.

FOTO: Burkina Faso’nun Mali sınırındaki Soum bölgesinde konuşlu Burkina Fasolu askerler, Kasım 2019 (AFP)
 Burkina Faso’nun Mali sınırındaki Soum bölgesinde konuşlu Burkina Fasolu askerler, Kasım 2019 (AFP)

Nijer’deki bir hükümet kaynağı, Türkiye’nin askeri yeteneklerinin altını çizerek, “Bağımsızlığımızı kazanmamızdan bu yana Fas’la mükemmel ilişkilerimiz var. İlişkilerimiz daha çok ekonomik kalkınmayla ilgili konulara odaklanıyor” şeklinde konuştu.

Fas ve Türkiye, bölgede uzun süredir nüfuza sahipler. Ancak iki ülkenin karşısına Mali, Burkina Faso ve Nijer'de askeri darbelerin gerçekleştiği 2020 yılından bu yana bölgedeki girişimlerini artıran İran yeni bir rakip olarak çıktı.

Tahran, ekim ayında Burkina Faso ile özellikle enerji, şehir planlaması, yüksek öğrenim ve inşaat alanlarında çeşitli mutabakatlar imzaladı.

Aynı zamanda savaş uçağı üreticisi olan Tahran, geçtiğimiz ocak ayı sonunda Mali'de iki üniversite kuracağını ve Mali ile çeşitli alanlarda yeni mutabakatlar imzalayacağını duyurdu.

FOTO: İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Nijer’in askeri cunta yönetimi tarafından atanan Dışişleri Bakanı Bakary Yaou Sangare’yi kabul etti (Arşiv - İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Nijer’in askeri cunta yönetimi tarafından atanan Dışişleri Bakanı Bakary Yaou Sangare’yi kabul etti (Arşiv - İran Cumhurbaşkanlığı)

Fransa merkezli Uluslararası ve Stratejik İşler Enstitüsü’nden (IRIS) ekonomist Tiare Kofi yaptığı değerlendirmede, İran’ın Afrika politikasının, eski sömürgecisi Fransa’dan ayrılan ülkeler için açık diplomatik argümanlarla birlikte kullanılan devrimci bir dil ve Üçüncü Dünya’da ortaya çıkan anti-emperyalist mantığı üzerine inşa edildiğini belirtiyor.

Kofi, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Fakat onlarca mutabakat imzalayan İranlıların bu mutabakatlarının hiçbiri başarıya ulaşamıyor. Çünkü ne bu mutabakatları destekleyecek ne de Türkiye ya da Suudi Arabistan'la ciddi rekabete girebilecek bir finansmana sahipler.

O halde Uluslararası Atom Enerji Ajansı’na (UAEA) göre zenginleştirilmiş uranyum üretimini yüzde 60 artıran İran bir gün, Nijer’in şimdiye kadar Fransa merkezli Orano Şirketi tarafından sömürülen uranyum rezervlerine ulaşma imkanı bulabilir mi?

Burada Nijer hükümetinden bir kaynağın, “Bunlar bizim kaynaklarımız ve bunları istediğimiz kişiye satabiliriz” dediğini hatırlatmakta fayda var.



İran’ın ekonomik çöküşü Trump için geç kalmış olabilir

Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
TT

İran’ın ekonomik çöküşü Trump için geç kalmış olabilir

Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)

Savaş ve sonrasında yaşananlar, haftalar içinde İran'ın zaten vahim olan ekonomik sorunlarını daha da kötüleştirdi ve savaş sonrası bir felaketin habercisi oldu. Ancak Tahran, enerji ihracatını durduran ABD deniz ablukasına rağmen, şimdilik Arap Körfezi’ndeki çatışmaya dayanabilecek gibi görünüyor.

Büyük askeri operasyonların 8 Nisan’da başlayan ateşkesle durmasının ardından, İran, ABD ve İsrail arasındaki durum donma noktasına geldi. Savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde tıkanıklık yaşanırken, İran, Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutuyor ve ABD, İran’ın Körfez’e kıyısı olan limanlarına deniz ablukası uygulamaya devam ediyor.

Altyapı ve sanayiye büyük zararlar gelmiş olmasına ve petrol ihracatının düşmesine rağmen İran, iç piyasasında yeterli stoklarla ve komşuları ile istikrarlı bir ticaretle ayakta kalabiliyor. Devlet gelirlerindeki kayıplara rağmen, mevcut ablukadan kaynaklanan acil bir baskıya dair sadece sınırlı göstergeler ortaya çıkmış durumda.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın bu ekonomik ‘güç gösterisinde’ ilk önce geri adım atacağını umuyordu, ancak dünya genelinde enflasyon yükselirken ve Kongre ara seçimleri yaklaşırken, bu bekleyişin uzun sürebileceği görünüyor.

Tahran’daki bir marketten alışveriş yapan İranlı bir adam, 28 Nisan 2026 (Reuters)Tahran’daki bir marketten alışveriş yapan İranlı bir adam, 28 Nisan 2026 (Reuters)

Direniş ekonomisi

Uzmanlara göre İran liderleri, ülkenin Batılı karar alıcıların beklediğinden daha uzun süre dayanabileceğine inanıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu inanç, sıkı bir güvenlik kontrolüne ve ‘direniş ekonomisi’ anlayışına dayalı olarak iç kaynakların mobilize edilmesine ve kara sınırları üzerinden ticaret yapılmasına dayanıyor.

İran’ın dini liderleri ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), İslam Cumhuriyeti için varoluşsal bir tehdit olarak gördükleri bu durumu aşabilmek için, ülke üzerindeki demir yumruklarını kullanarak, Washington ile kalıcı bir anlaşma sağlanana kadar ayakta kalmayı planlıyor. Uzmanlar, İran yönetiminin, baskı araçlarını ve halkın tasarruflarını kullanarak, Washington ile bir anlaşmaya varılana kadar direneceklerini belirtiyor.

Savaşın yol açtığı ekonomik zarar ve yaklaşan bir ekonomik kriz olasılığı, güvenilir resmi verilerin eksikliği ve ocak ayında başlayan internet kesintileri nedeniyle tam olarak tahmin edilemiyor.

Reuters, bu ay yaptığı haberde, durumun kötüleştiğini ve İran yetkililerinin yeni protesto dalgalarının patlak vermesinden endişe ettiğini bildirdi. Yetkililer, ülkenin, yaptırımlar kaldırılmadığı takdirde felakete sürükleneceği konusunda uyardı.

Uzmanlar, bu yıl İran’ın gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) çift haneli bir oranda küçülmesini bekliyor. İran riyali geçen yıl yüzde 70 değer kaybetti, bu da enflasyonu daha da arttırarak, ocak ayında büyük çaplı protestoların patlak vermesine yol açtı.

Riyal son birkaç günde yüzde 15 değer kaybetti, ancak halen savaş öncesi seviyelerine yakın bir noktada bulunuyor.

Kısa vadede mali baskılara dair fazla bir gösterge yok. Yetkililer banka çekimlerini kısıtlamadı, temel gıda maddeleri veya yakıt için kota koymadı, devlet çalışanlarının maaş ödemelerinde gecikme yaşanmadı. Market rafları halen dolu ve işletmeler ile bankalar faaliyetlerini sürdürüyor.

13-25 Nisan arasında yapılan sevkiyat verileri, bu dönemde tankerlerle yüklü bir milyondan fazla varilden sadece 300 bin varilinin Hint Okyanusu’na hareket ettiğini gösterdi. Depolama kapasitesinin sınırlı olmasına rağmen, enerji sektöründeki analistler, İran’ın üretimi düşürmeden önce iki ay daha dayanabileceğini öngörüyor.

Tahran, savaşın başındaki yaptırım muafiyet döneminde enerji satışlarından ek gelir elde etti. İran, kara yoluyla sınırlı miktarda petrol ihraç ediyor, ancak bu deniz yoluyla uygulanan ablukayı telafi etmek için yeterli değil.

Tahran’daki yerel bir pazardan alışveriş yapan İranlılar, 28 Nisan 2026 (Reuters)Tahran’daki yerel bir pazardan alışveriş yapan İranlılar, 28 Nisan 2026 (Reuters)

İran Merkez Bankası’ndan üst düzey bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ülkenin gerektiğinde kullanılabilecek büyük miktarda altın rezervine sahip olduğunu ve Tahran’ın, yaptırımlardan yıllarca kaçınma deneyimiyle, ithalatlarını sürdürmek için gerektiğinde küçük bir ek ödeme yapma yoluna gidebileceğini belirtti.

Kpler Tarım Emtiaları Baş Analisti Ishan Bhanu, İran’ın bölgedeki en büyük gıda ithalatçısı olduğunu vurguladı, ancak aynı zamanda bölgedeki en düşük gıda güvensizliği seviyelerine sahip ülke olduğunu da ekledi.

Bhanu, İran’daki gıda güvenliği durumunun, özellikle yaklaşan hasat sezonunun beklenenden daha iyi olacağı öngörüsüyle iyileşmeye devam ettiğini söyledi. Bu durum, ülkenin bu yıl buğday ithalatına duyduğu ihtiyacın azalmasına yol açarak, deniz ablukasının gıda sevkiyatlarına genişlemesi riskini de düşürüyor ve döviz harcamalarını ertelemeye olanak tanıyor.

Ayrıca, takip edilen gemi hareketlerine dikkat çeken Bhanu, ABD ablukasının şu ana kadar sadece Körfez’e kıyısı olan limanlarla sınırlı olduğunu, ancak İran’ın Umman Denizi’ne açılan Çabahar Limanı’na etkisi olmadığını, ayrıca ablukayı daha çok petrol tankerlerine odaklandığını belirtti.

Türkiye, Irak ve Pakistan’dan Reuters’a yapılan açıklamalarda ise sınır ticaretinde herhangi bir düşüşe dair şu ana kadar bir işaret olmadığı belirtildi. Rusya Tarım Bakanlığı verilerine göre Moskova, bu yıl Hazar Denizi üzerinden ticareti artırmış durumda; Ocak-Mart döneminde Hazar üzerinden 500 bin ton mısır, 180 bin ton arpa ve 4 bin ton buğday sevk etti, böylece Körfez’deki ablukayı aşarak ticaret yaptı.

Ağır ekonomik sıkıntılar

İran Meclisi Tarım Komisyonu Başkanı Muhammed Cevad Askeri, resmi medya organlarına yaptığı açıklamada, Trump’ın ocak ayında artan askeri tehditleriyle birlikte İran’ın altı aylık temel ihtiyaçları karşılayacak kadar ithalat yapmaya başladığını belirtti.

Çatışmanın patlak vermesinin hemen ardından Merkez Bankası, küçük kredilere uygulanan gecikme faizlerinden muafiyet getirerek, bankalardan yapılan para çekme limitlerini yükselten bir destek paketini devreye soktu. Bu adımlar, mevduat sahiplerine güven vermeyi amaçlıyordu.

Buna rağmen Tahran ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmış durumda; İranlı şirketler, fiyatların artması, tedarik zincirlerinin aksaması ve internet kesintileri nedeniyle zorluk yaşıyor. Bu durum, işsizlik oranlarının artmasına neden oldu.

Tahran’da bir döviz tüccarı, İran riyali değer kaybederken 100 dolarlık banknotları sayıyor. (Reuters)Tahran’da bir döviz tüccarı, İran riyali değer kaybederken 100 dolarlık banknotları sayıyor. (Reuters)

Pirinç ve tahıl tüccarı Abbas İsmailzade, “Temel gıda maddelerinin, özellikle de insanların beslenmesiyle doğrudan bağlantılı olan ürünlerin fiyatlarındaki artış, tüccarlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor” diyerek, savaşın başından itibaren satışlarının yaklaşık yüzde 40 oranında azaldığını belirtti.

Mekanikçi Hüseyin Amiri ise atölyesine gelen müşteri sayısının savaş öncesine göre büyük ölçüde düştüğünü ifade etti. Amiri, “İşimiz neredeyse durdu” diyerek, durumun çok daha kötüye gidebileceği uyarısında bulundu.

İran hükümeti, halk arasında yeni bir protesto dalgası endişesi taşıyor. Ocak ayında yaşanan huzursuzluklar, son yılların en kanlı protesto dalgasıyla sona ermiş ve binlerce gösterici hayatını kaybetmişti.

Uzmanlar, İran’ın, Washington ile yapacağı herhangi bir anlaşmada yaptırımların hafifletilmesini içeren bir maddeyi mutlaka dahil etmesi gerektiğini, aksi takdirde yaklaşan ekonomik felaketi önlemenin imkânsız olacağına dikkat çekiyor.


Trump, özel görüşmelerinde kendisini "gelmiş geçmiş en güçlü insan" olarak tanımlıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 30 Nisan 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde düzenlenen başkanlık kararnamesi imzalama töreninde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, 30 Nisan 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde düzenlenen başkanlık kararnamesi imzalama töreninde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor (EPA)
TT

Trump, özel görüşmelerinde kendisini "gelmiş geçmiş en güçlü insan" olarak tanımlıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 30 Nisan 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde düzenlenen başkanlık kararnamesi imzalama töreninde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, 30 Nisan 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde düzenlenen başkanlık kararnamesi imzalama töreninde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, eski bir reality show yıldızı olarak bilinen geçmişine rağmen son günlerde müttefiklerine göre kendisini “tarihte yaşamış en güçlü insan” gibi tanımlayan açıklamalar yapıyor.

İngiliz The Independent gazetesinin aktardığına göre, Trump’a yakın bir isim The Atlantic dergisine verdiği demeçte, Trump’ın “son zamanlarda kendisini gelmiş geçmiş en güçlü insan olarak gördüğünü” söyledi. Aynı kaynak, Trump’ın “büyük gücü ve güçlü iradesi sayesinde başkalarının yapamadığı şeyleri yapan kişi olarak hatırlanmak istediğini” ifade etti.

ABD yönetiminden bir yetkili de dergiye yaptığı açıklamada, Trump’ın “siyasi hesaplarla sınırlı olmadığını ve siyasi çıkarlar yerine doğru olanı yapabildiğini” savundu; bu yaklaşımın İran’a yönelik saldırı kararını da açıkladığını belirtti.

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Olivia Wells ise The Independent’a yaptığı açıklamada, Trump’ın her gün “güçlü, güvenli ve refah içinde bir Amerika için mücadele ettiğini” belirtti ve “onun ilgilendiği tek miras, Amerika’yı her zamankinden daha büyük yapmak” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın Oval Ofisinde gazetecilere konuşuyor, 30 Nisan 2026 (AP)ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın Oval Ofisinde gazetecilere konuşuyor, 30 Nisan 2026 (AP)

Haberde, Trump’a yakın çevrelerin onun küresel tarih içinde merkezi bir figür olarak kendini gördüğünü düşündüğü belirtilirken, Trump’ın da bu algıyı zaman zaman açıkça dile getirdiği aktarıldı.

Trump, Beyaz Saray Muhabirleri Derneği etkinliğine yönelik silahlı saldırı girişiminin ardından yaptığı açıklamada, suikastlar üzerine yaptığı çalışmalardan bahsederek, Abraham Lincoln gibi “en etkili insanların hedef alındığını” söylemişti.

Ayrıca Trump ve destekçilerinin, federal kurumlarda, pasaportlarda, para birimlerinde ve bazı anıtsal yapılarda kendi isim ve görüntüsünün daha fazla yer almasını savunduğu; Beyaz Saray’ın doğu kanadının yıkılarak yeni bir salon inşa edildiği ve bunun başkanlık merkezini onun vizyonuna göre yeniden şekillendirdiği ifade edildi.

Haberde ayrıca Trump’ın bazı açıklamalarında kendisini “kral” olarak nitelendirdiği ve ABD Anayasası’na aykırı olarak üçüncü bir dönem için aday olma fikrini de kamuoyunda gündeme getirdiği belirtildi.


Amerika Birleşik Devletleri, "Sumud Filosu"nun Gazze'ye ulaşma girişimini kınadı

Gazze'ye gitmeyi amaçlayan "Küresel Sumud Filosu" bünyesindeki gemiler pazar günü İspanya'nın Barselona limanında demirledi (EPA)
Gazze'ye gitmeyi amaçlayan "Küresel Sumud Filosu" bünyesindeki gemiler pazar günü İspanya'nın Barselona limanında demirledi (EPA)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, "Sumud Filosu"nun Gazze'ye ulaşma girişimini kınadı

Gazze'ye gitmeyi amaçlayan "Küresel Sumud Filosu" bünyesindeki gemiler pazar günü İspanya'nın Barselona limanında demirledi (EPA)
Gazze'ye gitmeyi amaçlayan "Küresel Sumud Filosu" bünyesindeki gemiler pazar günü İspanya'nın Barselona limanında demirledi (EPA)

Amerika Birleşik Devletleri, Gazze’ye doğru yola çıkan ve İsrail tarafından durdurulan “Küresel Sumud Filosu”nu kınayarak, müttefik ülkelerin bu gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını engellemesi gerektiğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott dün yaptığı açıklamada, “Uluslararası hukuka uygun olarak limanlar, kıyı devletlerinin tam egemenlik yetkisi kullandığı iç sulardır. ABD, tüm müttefiklerinden bu sonuçsuz siyasi girişime karşı kararlı adımlar atmalarını; filoya katılan gemilerin limanlara girişini, demirlemesini, ayrılmasını veya yakıt ikmali yapmasını engellemelerini beklemektedir” ifadelerini kullandı.

Pigott ayrıca, ABD’nin “Hamas yanlısı bu filoya destek verenleri sorumlu tutmak için elindeki araçları kullanacağını ve müttefiklerinin bu yönde atacağı hukuki adımları destekleyeceğini” belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre “Küresel Sumud Filosu” girişimi, İsrail’in Gazze Şeridi’ne uyguladığı ablukayı kırmaya yönelik son girişim olarak öne çıkıyor. Abluka, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği benzeri görülmemiş saldırının ardından başlayan ve iki yılı aşkın süredir devam eden savaş bağlamında sürüyor.

Öte yandan, sol eğilimli hükümetinin politikaları sık sık ABD Başkanı Donald Trump ile ayrışan İspanya, İsrail’in filoya müdahalesini kınadı ve Madrid’deki İsrail maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı.