Tahran, İran’ın 6’ya bölünmesi çağrısında bulunan İsrailli araştırmacıya ne yanıt verdi?

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kenani basın toplantısında (IRNA-Arşiv)
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kenani basın toplantısında (IRNA-Arşiv)
TT

Tahran, İran’ın 6’ya bölünmesi çağrısında bulunan İsrailli araştırmacıya ne yanıt verdi?

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kenani basın toplantısında (IRNA-Arşiv)
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kenani basın toplantısında (IRNA-Arşiv)

İsrailli araştırmacı Mordechai Kedar’ın, özellikle İranlı olmayan milletlerin yaşadığı bölgelerde, ülkenin altıya bölünmesi çağrısında bulunması İran’ı kızdırdı.

Kedar, Jerusalem Post gazetesinde yer alan, ‘İran rejimini devirmenin sırrı: İran’ın etnik azınlıkları’ başlıklı makalesinde “İran’daki etnik azınlıkların isyan etmek için akla gelebilecek her türlü nedeni var” ifadelerini kullandı.

İsrailli araştırmacı makalesine şöyle devam etti;

Kürt Mahsa Amini’nin İran’ın baskıcı başörtüsü yasalarını protesto ettiği için vahşice öldürülmesinin ardından, İran’ın etnik grupları, Tahran’daki merkezi hükümetten daha fazla özerklik ve özgürlük arayışında birleşti. Bu gruplar, İran rejiminin, etnik azınlıklarının yaşadığı bölgelerde Azerice, Kürtçe, Beluci ve Arapça dillerine baskı yapmasından öfkeli.

Şarku’l Avsat’ın Mehr haber ajansından aktardığına göre İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kenani, Kedar’ın İran’ın bölünmesine ilişkin açıklamalarını, Tahran’ın düşmanlarının kötü niyetlerini açıkça gösterdiğini vurguladı.

Kenani, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Begin-Sadat Stratejik Araştırmalar Merkezi üyesi Kedar’ın, İran’ın çeşitli etnik gruplarını kışkırtarak, ülkeyi altıya bölme önerisini ‘kaba ifadeler’ olarak nitelendirdi.

dfvfde
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kenani basın toplantısında (Jamaran)

Bakanlık Sözcüsü, İranlı etnik grupların her zaman birlik ve güçlü bir şekilde safları sıkılaştırması nedeniyle İran’ın 40 yılı aşkın süredir bütünlüğünü koruduğunu vurguladı.

İran’ı oluşturan çeşitli etnik gruplardan yaklaşık 250 bin kişinin, ülke topraklarının güçlü ve birlik içinde kalması için son 45 yılda hayatını feda ettiğini hatırlatan Kenani, “İran için fedakarlık yapanlar kuzeyden, güneyden, doğudan, batıdan, merkezden ve farklı milletlerden bir araya gelen kadın ve erkeklerdir” dedi.

Kedar makalesinde ne önerdi?

İsrailli araştırmacı makalesinde, ABD’de yaşayan Azerbaycanlı insan hakları savunucusu Dr. Sarang Zeynizadeh’in şu ifadelerine yer verdi;

İran’ın petrol fakiri kuzeybatısında (Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan sınırı boyunca) yoğunlaşan Azerbaycan Türkleri tahminen, İran’ın 70 milyonluk nüfusunun dörtte birini oluşturuyor. Azerbaycanlılar sıklıkla yüzde 40’a yakın bir nüfus payına sahip olduklarını iddia ediyor. Bu sayıya Türkmenler, Kaşkaylar ve Türkçe konuşan diğer gruplar gibi etnik kardeşler de dahil.

Güney Azerbaycanlıların tek başına Tahran’daki rejime isyan etmesinin mollalara ölümcül bir darbe olacağının altını çizen Kedar, makalesine şu ifadelerle devam etti;

Öte yandan Kürtler, Beluclar, Ahvazlar ve diğer etnik azınlıklarla birleşip rejim değişikliği için mücadele ederlerse mollaların sonu gelecek ve nükleer programları tarihin çöplüğüne atılacaktır. Bu nedenle, eğer uluslararası toplum İran’ın nükleer programını hızlı bir şekilde durdurmayı önemsiyorsa, İran rejiminden ayrılıp, şu anda bölgede bağımsız etnik devletler yaratmaya çalışan tüm etnik azınlıkları desteklemek için gereken her şeyi yapmalıdır.

Kedar makalesinde, “Soru şu: İran’ın nükleer programını en iyi şekilde nasıl devirebiliriz? Cevap: İran’daki etnik azınlıkların kışkırttığı rejim değişikliğidir” yazarak, şöyle devam etti;

Bu gerçekleştiğinde, Hizbullah, Hamas ve Irak, Suriye ve Yemen’deki düzinelerce İran yanlısı milis tehdidi hızla azalacak, İsrail ile tüm Ortadoğu’nun barış ve güvenlik içinde yaşama şansı büyük ölçüde artacak. Bağımsız etnik devletler Batı ile daha yakın ilişkilere sahip olacak, Rusya silah tedarikçisini kaybedecek. Çin, İran’ın doğalgaz ve petrol kaynağı olan ‘Arap devleti’ Ahvaz ile iyi ilişkiler kuracak olan Batı’ya karşı politikalarını değiştirmek zorunda kalacak.

İsrailli araştırmacı, İran’ın geçen yıl 834 kişiyi idam ettiğine vurgu yaparak, “Bu rakam 2015’ten bu yana en yüksek rakam. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 43’lük bir artışı temsil ediyor” diye yazdı.

Kedar makalesinde, Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHR) Direktörü Mahmud Amiri Mukaddem’in şu ifadelerine de yer verdi;

Topluma korku salmak, rejimin iktidarı elinde tutmasının tek yoludur ve idam cezası da rejimin en önemli aracıdır.

Makalede görüşü yer alan İran İnsan Hakları Merkezi (CHRI) genel müdürü Hadi Ghaemi ise, “Hükümetin ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük’ protestolarına yönelik acımasız baskısı, aralarında yargısız infaz, işkence ve tecavüzün de bulunduğu çok sayıda zulme sahne oldu. Bu ihlaller orantısız bir şekilde toplumdaki en savunmasız kişileri, yani çocukları, kadınları ve azınlık gruplarını etkiliyor” diye konuştu.



Eski ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Epstein soruşturması kapsamında ifade verdi: Onunla tanıştığımı hatırlamıyorum

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)
ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)
TT

Eski ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Epstein soruşturması kapsamında ifade verdi: Onunla tanıştığımı hatırlamıyorum

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)
ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Perşembe günü Temsilciler Meclisi üyeleri önünde verdiği ifadede, Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell’in suç faaliyetlerinden haberdar olmadığını söyledi. İki gün sürecek sorgu oturumlarının başlangıcında konuşan Clinton’ın yanı sıra eski Başkan Bill Clinton’ın da ifade vermesi bekleniyor.

Hillary Clinton, sosyal medya hesaplarında yayımladığı açılış beyanında, “Onların suç faaliyetlerinden haberim yoktu. Bay Epstein ile hiç görüştüğümü hatırlamıyorum” ifadelerini kullandı.

Clinton, Epstein dosyasını inceleyen Temsilciler Meclisi komitesine, ABD Başkanı Donald Trump’ın da mahkûm finansörle ilişkileri konusunda ifade vermesi gerektiğini söyledi. Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu komite önünde yaptığı açıklamada ise kendisinin çağrılmasını “siyasi bir tercih” olarak nitelendirdi ve bunun Başkan’a yönelik tartışmaları geri plana itmeye hizmet ettiğini ifade etti.

Kapalı oturumlar, Clinton ailesinin memleketi olan ve New York’un kuzeyinde yer alan sakin bir kasaba olan Chappaqua’da gerçekleştiriliyor. Bu gelişme, eski Demokrat çift ile Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi arasında aylardır süren gerilimin ardından geldi. Bu süreç, bir eski başkanın Kongre önünde ifade vermeye zorlanacağı ilk örnek olacak.

Bu ayın başlarında Hillary Clinton, BBC’ye verdiği röportajda, “Konuşmaya hazır olduğumuz son derece açık bir sicilimiz var” demişti. Eşinin Epstein ile hayır amaçlı seyahatlere katıldığını belirten Clinton, Epstein ile görüştüğünü hatırlamadığını; ancak eski partneri ve yakın çevresinden olan Maxwell ile Clinton Vakfı’nın ev sahipliği yaptığı konferanslarda etkileşimde bulunduğunu ifade etmişti. İngiliz sosyetik Maxwell ayrıca 2010 yılında Chelsea Clinton’ın düğününe de katılmıştı.

Clinton, “Bildiklerimizi —ki son derece sınırlıdır ve onların davranışları ya da suçlarıyla bağlantılı değildir— memnuniyetle açıklarız ve bunu kamuoyu önünde yapmak istiyoruz” dedi.

Öte yandan Bill Clinton, Epstein ile ilişkileri konusunda en yoğun incelemeye tabi tutulması gereken isim tartışmalarının odağında Cumhuriyetçilerin başlıca hedefi olarak öne çıktı. Adalet Bakanlığı’nın ocak ayında yayımladığı Epstein dosyalarının ilk bölümünde, eski başkana ait bazı fotoğraflar da yer aldı. Bunlar arasında yüzleri gizlenmiş kadınlarla çekilmiş kareler bulunuyor. Ancak Clinton, Epstein ile ilişkisi bağlamında herhangi bir suçlamayla karşı karşıya kalmadı.

Gelişmeler, Demokratların bu hafta Trump yönetiminin Epstein dosyalarına yaklaşımını eleştirmek amacıyla adımlar attığı bir dönemde yaşandı. Demokratlar, Epstein’ın saldırılarından sağ kurtulan kadınları, Başkan Trump’ın yaptığı Birliğin Durumu konuşmasına davetli olarak katılmaya çağırmıştı.

Kaliforniya’dan eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi de dahil olmak üzere üst düzey Demokrat isimler, Epstein ile bağlantısı bulunan herkesin —eski başkan da dahil— komite tarafından sorgulanmasının uygun olduğunu belirtti.

Pelosi, “Herkesi dinlemek istiyoruz” dedi ve Hillary Clinton’ın neden sorgulandığını anlamadığını ifade ederek, “Hayatta kalanlara inanmanın önemli olduğunu” vurguladı.


ABD - İran müzakereleri, istişare arası sonrası yeniden başladı

Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)
Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD - İran müzakereleri, istişare arası sonrası yeniden başladı

Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)
Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)

ABD ile İran arasında Cenevre’de yürütülen nükleer müzakerelerin üçüncü turu, tarafların saatler süren istişareleri için verilen aranın ardından perşembe günü yeniden başladı. Ummanlı arabulucu, görüşmelerde “yapıcı ve olumlu fikirlerin” teati edildiğini belirtirken, müzakerelerde ilerleme sağlanıp sağlanamayacağı merakla bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile müzakereler yürütüyor. Sabah saatlerinde başlayan toplantılar yaklaşık üç saat sürdü.

Axios’un kaynaklara dayandırdığı haberine göre üçüncü tur görüşmeler iki formatta gerçekleştirildi: Taraflar arasında doğrudan temaslar ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr al-Busaidi aracılığıyla mesajların iletildiği dolaylı görüşmeler.

Kaynaklar, İran tarafının beklenen nükleer anlaşma taslağını sunduğunu belirtirken, el-Busaidi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi’nin de toplantılara katıldığını aktardı.

El-Busaidi, “X” platformunda yaptığı açıklamada, ABD ve İranlı müzakerecilerin Cenevre görüşmelerinde “yapıcı ve olumlu fikirler” teati ettiğini, tarafların kısa bir ara verme konusunda mutabık kaldığını ve görüşmelerin daha sonra yeniden başlayacağını belirtti. Ummanlı bakan, ilerleme kaydedilmesi yönündeki umudunu da dile getirdi.

dfvbg
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi ile bir araya geldi (AFP)

Umman Dışişleri Bakanlığı, üçüncü turun başlamasıyla birlikte yaptığı açıklamada, görüşmelerde İran tarafının değerlendirme ve önerilerinin ele alındığını; ABD müzakere heyetinin ise İran’ın nükleer programının temel unsurlarının ele alınması ve teknik ile denetim boyutlarını kapsayan sürdürülebilir güvenceler konusunda sorular ve yanıtlar sunduğunu bildirdi.

El-Busaidi, çabaların “benzeri görülmemiş ölçüde yeni fikir ve çözümlere açık bir müzakere ortamında, adil ve sürdürülebilir güvencelere dayalı bir anlaşmaya doğru” yoğun şekilde sürdüğünü ifade etti.

Ummanlı bakan ayrıca, nükleer faaliyetleri denetlemekle görevli Birleşmiş Milletler’e bağlı kurumun başındaki Grossi ile de bir araya geldi. Umman, daha sonra Witkoff ve Kushner’in arabulucuyla görüşmesine ilişkin fotoğraflar yayımladı.

İran devlet televizyonu, mevcut turun saatler süren istişareler için durdurulduğunu ve yerel Cenevre saatine göre daha sonra yeniden başlayacağını bildirdi. Resmî IRNA ajansı ise görüşmelerin iki buçuk saat sürdüğünü ve İran heyetinin “geçmiş tecrübelerden çıkarılan derslere dayalı gerçekçi ve azami dikkatle” müzakereleri takip ettiğini aktardı.

Washington, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını; ayrıca balistik füze programı ve Tahran’ın bölgesel silahlı gruplara desteğinin de müzakerelere dahil edilmesini talep ediyor. İran ise görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı kalmasında ısrar ediyor ve programının tamamen barışçıl amaçlı olduğunu savunuyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’ın “programının bazı unsurlarını yeniden inşa etmeye çalıştığını” söyledi. Rubio, Tahran’ın şu anda uranyum zenginleştirmediğini, ancak “nihayetinde bunu yapabileceği noktaya ulaşmaya çalıştığını” ifade etti.

ABD, eski Başkan Barack Obama döneminde varılan ve zamanla kısıtlamaları gevşeyen 2015 anlaşmasının aksine, kalıcı ve süresiz bir anlaşma talebiyle masaya oturdu. Washington ayrıca İran’ın yaklaşık 10 bin kilogramlık zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor.

Axios kaynaklardan aktardığına göre ABD, İran’ın zenginleştirme hakkını koruma talebi konusunda, nükleer silaha giden bir yolun bulunmadığının kanıtlanması şartıyla belirli bir esneklik göstermeye hazır.

CNN ise görüşmelerin zenginleştirme dosyasındaki uçurumları kapatmaya odaklandığını bildirdi. Ağa konuşan bir kaynak, ABD’li müzakerecilerin dolaylı turda İran’ın uranyum zenginleştirmesinin “sınırlandırılması” ve uzun vadeli doğrulama mekanizmaları kurulması konusunda ısrar ettiğini söyledi.

Kaynağa göre İran, nükleer faaliyetlere ilişkin Amerikan endişelerini gidermeye yönelik “ayrıntılı öneriler” ve Washington’un taleplerine cevap niteliğinde “fikirler” sundu. CNN, Tahran’ın üç ila beş yıl arasında zenginleştirmeyi askıya almayı; ardından düşük seviyeli zenginleştirme için bölgesel bir konsorsiyuma katılmayı ve uluslararası müfettişlerin denetimine izin vermeyi içeren bir öneri üzerinde çalıştığını aktardı.

Ağ ayrıca bazı ABD’li yetkililerin İran’ın pozisyonunun bazı başlıklarda net olmadığını düşündüğünü ve İran lideri Ali Hameney’inin herhangi bir formülü onaylayıp onaylamayacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre İranlı yetkililer, herhangi bir mutabakatın Trump’ın 2015 anlaşmasını aşan bir başarı ilan etmesine imkân tanıması gerektiğinin farkında. Bu bağlamda ekonomik iş birliği, Amerikan mallarının satın alınması ve yatırım fırsatları gibi başlıklar gündeme geliyor.

The Wall Street Journal, ABD’li müzakerecilerin İran’dan Fordo, Natanz ve İsfahan’daki üç ana nükleer tesisini sökmesini ve elindeki tüm zenginleştirilmiş uranyumu ABD’ye teslim etmesini talep etmelerinin beklendiğini yazdı. ABD ordusu, Haziran ayında İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaşta bu üç tesise yönelik saldırılara katılmıştı.

İran, zenginleştirme hakkında ısrar ederken, oranı mevcut yaklaşık yüzde 60 seviyesinden yüzde 1,5’e düşürme, birkaç yıl askıya alma ya da İran merkezli bölgesel bir konsorsiyum aracılığıyla yürütme gibi öneriler sunuyor.

ABD “sıfır zenginleştirme” talebinde bulunurken, bazı Amerikalı yetkililere göre müzakere heyeti Tahran’daki bir nükleer reaktörün tıbbi amaçlarla çok düşük seviyede zenginleştirme için yeniden işletilmesine izin verilmesine açık olabilir.

The New York Times, isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan dört İranlı yetkilinin, Tahran’ın üç ila beş yıl süreyle bazı nükleer faaliyetleri askıya alma ve ardından bölgesel bir nükleer birliğe katılma teklifini değerlendirdiğini aktardı. Öneri, tıbbi araştırma amaçlı yaklaşık yüzde 1,5 gibi çok sınırlı bir zenginleştirme seviyesinin korunmasını da içeriyor. Bu yaklaşımın İran’daki karar alma mekanizmalarında tam mutabakat sağlayıp sağlamadığı ise belirsiz.

Yetkililer, yaklaşık 400 kilogram olduğu tahmin edilen yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stokunun kademeli olarak azaltılmasının ve UAEA müfettişlerinin süreci denetlemesinin de öneriye dahil edilebileceğini söyledi.

İranlı yetkililer ayrıca yolcu uçakları satın alma, enerji ve petrol-gaz sektörlerinde Amerikan yatırımlarına kapı açma ve lityum gibi madenlere erişim sağlama gibi ekonomik teşvikler sunulabileceğini belirtti. İran lideri Ali Hamaney’in Amerikan şirketlerinin girişine ilkesel onay verdiği iddiası ise teyide muhtaç bir politika değişimine işaret ediyor.

İran liderinin danışmanı ve Savunma Yüksek Komitesi Başkanı Ali Şemhani, “müzakerelerin özü İran’ın nükleer silah üretmemesi ise” acil bir anlaşmanın “erişilebilir” olduğunu söyledi. Şemhani, bunun liderin fetvası ve İran’ın savunma doktriniyle uyumlu olduğunu ifade ederek Arakçi’nin böyle bir anlaşmayı imzalamak için yeterli yetkiye sahip olduğunu belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise görüşmelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı olacağını vurguladı.

Rubio, İran’ın balistik füze programını müzakere etmeyi reddetmesini “büyük bir sorun” olarak nitelendirdi ve bunun nihayetinde ele alınması gerekeceğini söyledi. Rubio, bu füzelerin “yalnızca Amerika’yı vurmak için tasarlandığını” ve bölge istikrarı için tehdit oluşturduğunu savundu.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise “İran’a yüzünü kurtarması için çok sınırlı zenginleştirme izni verilmesi düşünülüyorsa, bu cehenneme kadar yolu var” ifadelerini kullandı.

Askerî tırmanma endişesi

Müzakerelerin başarısız olması halinde olası bir ABD saldırısının zamanlaması belirsizliğini koruyor. Askerî seçeneğin amacı İran’ı taviz vermeye zorlamaksa, sınırlı saldırıların sonuç verip vermeyeceği net değil.

Hedef İran liderliğini ortadan kaldırmak olursa, bunun daha geniş ve uzun süreli bir askerî angajman anlamına gelebileceği değerlendiriliyor. İran’da olası bir istikrarsızlık sonrası senaryoya ilişkin kamuoyuna yansıyan bir plan bulunmuyor.

Bölgesel yansımalar da belirsizliğini koruyor. Tahran’ın ABD’nin Körfez’deki müttefiklerine ya da İsrail’e karşılık vermesi ihtimali gündemde. Petrol fiyatları da bu endişeler nedeniyle yükseldi; Brent ham petrolün varil fiyatı yaklaşık 70 dolar seviyesinde bulunuyor. İran, önceki turda, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği geçici olarak durdurduğunu açıklamıştı.

Associated Press’in yayımladığı ve “Planet Labs” tarafından çekilen uydu görüntüleri, Bahreyn’de konuşlu ABD Donanması Beşinci Filosu’na ait gemilerin açık denize çıktığını gösterdi. Filo soruları ABD Merkez Komutanlığı’na yönlendirirken, Komutanlık yorum yapmadı. Haziran ayındaki savaşın son günlerinde İran’ın Katar’daki bir ABD üssüne saldırısından önce de Beşinci Filo gemilerini benzer şekilde denize açmıştı.


İsrail, Somaliland'ın büyükelçi atamasını onayladı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Reuters)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Reuters)
TT

İsrail, Somaliland'ın büyükelçi atamasını onayladı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Reuters)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Reuters)

İsrail Dışişleri Bakanlığı çarşamba günü, Afrika Boynuzu'ndaki ayrılıkçı Somaliland'ı resmen tanımasından iki ay sonra, Somaliland'ın Yahudi devletine ilk büyükelçisinin atanmasını onayladığını duyurdu.

 Aralık ayı sonlarında İsrail, 1991'de iç savaşın patlak vermesinin ardından Somali'den tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden Somaliland'ı tanıyan ilk ülke oldu.

Bakanlık, hükümetin "Somaliland'ın İsrail'e ilk büyükelçisi Dr. Muhamed Haji'nin atanmasını onayladığını" açıkladı.

Ayrıca, şimdiye kadar Somaliland Cumhurbaşkanı'na danışmanlık yapan Haji'nin, 2025 yılında İsrail ile ayrılıkçı cumhuriyet arasında ilişkilerin kurulmasına yardımcı olduğu belirtildi.

İsrail'in yakında Somaliland'a bir büyükelçi atayacağını belirtti.

Somaliland, Aden Körfezi'nde stratejik bir konuma sahip olup kendi para birimi, pasaportu ve ordusuna sahiptir; ancak Somali'yi kışkırtabileceği ve Afrika'daki diğer ayrılıkçı hareketleri cesaretlendirebileceği endişeleri nedeniyle uluslararası tanınırlık kazanmakta zorlanmaktadır.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, ocak ayında Somaliland'ı ziyaret etti; bu hareket Mogadişu tarafından kınandı.