ABD - İran müzakereleri, istişare arası sonrası yeniden başladı

Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)
Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD - İran müzakereleri, istişare arası sonrası yeniden başladı

Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)
Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)

ABD ile İran arasında Cenevre’de yürütülen nükleer müzakerelerin üçüncü turu, tarafların saatler süren istişareleri için verilen aranın ardından perşembe günü yeniden başladı. Ummanlı arabulucu, görüşmelerde “yapıcı ve olumlu fikirlerin” teati edildiğini belirtirken, müzakerelerde ilerleme sağlanıp sağlanamayacağı merakla bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile müzakereler yürütüyor. Sabah saatlerinde başlayan toplantılar yaklaşık üç saat sürdü.

Axios’un kaynaklara dayandırdığı haberine göre üçüncü tur görüşmeler iki formatta gerçekleştirildi: Taraflar arasında doğrudan temaslar ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr al-Busaidi aracılığıyla mesajların iletildiği dolaylı görüşmeler.

Kaynaklar, İran tarafının beklenen nükleer anlaşma taslağını sunduğunu belirtirken, el-Busaidi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi’nin de toplantılara katıldığını aktardı.

El-Busaidi, “X” platformunda yaptığı açıklamada, ABD ve İranlı müzakerecilerin Cenevre görüşmelerinde “yapıcı ve olumlu fikirler” teati ettiğini, tarafların kısa bir ara verme konusunda mutabık kaldığını ve görüşmelerin daha sonra yeniden başlayacağını belirtti. Ummanlı bakan, ilerleme kaydedilmesi yönündeki umudunu da dile getirdi.

dfvbg
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi ile bir araya geldi (AFP)

Umman Dışişleri Bakanlığı, üçüncü turun başlamasıyla birlikte yaptığı açıklamada, görüşmelerde İran tarafının değerlendirme ve önerilerinin ele alındığını; ABD müzakere heyetinin ise İran’ın nükleer programının temel unsurlarının ele alınması ve teknik ile denetim boyutlarını kapsayan sürdürülebilir güvenceler konusunda sorular ve yanıtlar sunduğunu bildirdi.

El-Busaidi, çabaların “benzeri görülmemiş ölçüde yeni fikir ve çözümlere açık bir müzakere ortamında, adil ve sürdürülebilir güvencelere dayalı bir anlaşmaya doğru” yoğun şekilde sürdüğünü ifade etti.

Ummanlı bakan ayrıca, nükleer faaliyetleri denetlemekle görevli Birleşmiş Milletler’e bağlı kurumun başındaki Grossi ile de bir araya geldi. Umman, daha sonra Witkoff ve Kushner’in arabulucuyla görüşmesine ilişkin fotoğraflar yayımladı.

İran devlet televizyonu, mevcut turun saatler süren istişareler için durdurulduğunu ve yerel Cenevre saatine göre daha sonra yeniden başlayacağını bildirdi. Resmî IRNA ajansı ise görüşmelerin iki buçuk saat sürdüğünü ve İran heyetinin “geçmiş tecrübelerden çıkarılan derslere dayalı gerçekçi ve azami dikkatle” müzakereleri takip ettiğini aktardı.

Washington, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını; ayrıca balistik füze programı ve Tahran’ın bölgesel silahlı gruplara desteğinin de müzakerelere dahil edilmesini talep ediyor. İran ise görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı kalmasında ısrar ediyor ve programının tamamen barışçıl amaçlı olduğunu savunuyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’ın “programının bazı unsurlarını yeniden inşa etmeye çalıştığını” söyledi. Rubio, Tahran’ın şu anda uranyum zenginleştirmediğini, ancak “nihayetinde bunu yapabileceği noktaya ulaşmaya çalıştığını” ifade etti.

ABD, eski Başkan Barack Obama döneminde varılan ve zamanla kısıtlamaları gevşeyen 2015 anlaşmasının aksine, kalıcı ve süresiz bir anlaşma talebiyle masaya oturdu. Washington ayrıca İran’ın yaklaşık 10 bin kilogramlık zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor.

Axios kaynaklardan aktardığına göre ABD, İran’ın zenginleştirme hakkını koruma talebi konusunda, nükleer silaha giden bir yolun bulunmadığının kanıtlanması şartıyla belirli bir esneklik göstermeye hazır.

CNN ise görüşmelerin zenginleştirme dosyasındaki uçurumları kapatmaya odaklandığını bildirdi. Ağa konuşan bir kaynak, ABD’li müzakerecilerin dolaylı turda İran’ın uranyum zenginleştirmesinin “sınırlandırılması” ve uzun vadeli doğrulama mekanizmaları kurulması konusunda ısrar ettiğini söyledi.

Kaynağa göre İran, nükleer faaliyetlere ilişkin Amerikan endişelerini gidermeye yönelik “ayrıntılı öneriler” ve Washington’un taleplerine cevap niteliğinde “fikirler” sundu. CNN, Tahran’ın üç ila beş yıl arasında zenginleştirmeyi askıya almayı; ardından düşük seviyeli zenginleştirme için bölgesel bir konsorsiyuma katılmayı ve uluslararası müfettişlerin denetimine izin vermeyi içeren bir öneri üzerinde çalıştığını aktardı.

Ağ ayrıca bazı ABD’li yetkililerin İran’ın pozisyonunun bazı başlıklarda net olmadığını düşündüğünü ve İran lideri Ali Hameney’inin herhangi bir formülü onaylayıp onaylamayacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre İranlı yetkililer, herhangi bir mutabakatın Trump’ın 2015 anlaşmasını aşan bir başarı ilan etmesine imkân tanıması gerektiğinin farkında. Bu bağlamda ekonomik iş birliği, Amerikan mallarının satın alınması ve yatırım fırsatları gibi başlıklar gündeme geliyor.

The Wall Street Journal, ABD’li müzakerecilerin İran’dan Fordo, Natanz ve İsfahan’daki üç ana nükleer tesisini sökmesini ve elindeki tüm zenginleştirilmiş uranyumu ABD’ye teslim etmesini talep etmelerinin beklendiğini yazdı. ABD ordusu, Haziran ayında İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaşta bu üç tesise yönelik saldırılara katılmıştı.

İran, zenginleştirme hakkında ısrar ederken, oranı mevcut yaklaşık yüzde 60 seviyesinden yüzde 1,5’e düşürme, birkaç yıl askıya alma ya da İran merkezli bölgesel bir konsorsiyum aracılığıyla yürütme gibi öneriler sunuyor.

ABD “sıfır zenginleştirme” talebinde bulunurken, bazı Amerikalı yetkililere göre müzakere heyeti Tahran’daki bir nükleer reaktörün tıbbi amaçlarla çok düşük seviyede zenginleştirme için yeniden işletilmesine izin verilmesine açık olabilir.

The New York Times, isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan dört İranlı yetkilinin, Tahran’ın üç ila beş yıl süreyle bazı nükleer faaliyetleri askıya alma ve ardından bölgesel bir nükleer birliğe katılma teklifini değerlendirdiğini aktardı. Öneri, tıbbi araştırma amaçlı yaklaşık yüzde 1,5 gibi çok sınırlı bir zenginleştirme seviyesinin korunmasını da içeriyor. Bu yaklaşımın İran’daki karar alma mekanizmalarında tam mutabakat sağlayıp sağlamadığı ise belirsiz.

Yetkililer, yaklaşık 400 kilogram olduğu tahmin edilen yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stokunun kademeli olarak azaltılmasının ve UAEA müfettişlerinin süreci denetlemesinin de öneriye dahil edilebileceğini söyledi.

İranlı yetkililer ayrıca yolcu uçakları satın alma, enerji ve petrol-gaz sektörlerinde Amerikan yatırımlarına kapı açma ve lityum gibi madenlere erişim sağlama gibi ekonomik teşvikler sunulabileceğini belirtti. İran lideri Ali Hamaney’in Amerikan şirketlerinin girişine ilkesel onay verdiği iddiası ise teyide muhtaç bir politika değişimine işaret ediyor.

İran liderinin danışmanı ve Savunma Yüksek Komitesi Başkanı Ali Şemhani, “müzakerelerin özü İran’ın nükleer silah üretmemesi ise” acil bir anlaşmanın “erişilebilir” olduğunu söyledi. Şemhani, bunun liderin fetvası ve İran’ın savunma doktriniyle uyumlu olduğunu ifade ederek Arakçi’nin böyle bir anlaşmayı imzalamak için yeterli yetkiye sahip olduğunu belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise görüşmelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı olacağını vurguladı.

Rubio, İran’ın balistik füze programını müzakere etmeyi reddetmesini “büyük bir sorun” olarak nitelendirdi ve bunun nihayetinde ele alınması gerekeceğini söyledi. Rubio, bu füzelerin “yalnızca Amerika’yı vurmak için tasarlandığını” ve bölge istikrarı için tehdit oluşturduğunu savundu.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise “İran’a yüzünü kurtarması için çok sınırlı zenginleştirme izni verilmesi düşünülüyorsa, bu cehenneme kadar yolu var” ifadelerini kullandı.

Askerî tırmanma endişesi

Müzakerelerin başarısız olması halinde olası bir ABD saldırısının zamanlaması belirsizliğini koruyor. Askerî seçeneğin amacı İran’ı taviz vermeye zorlamaksa, sınırlı saldırıların sonuç verip vermeyeceği net değil.

Hedef İran liderliğini ortadan kaldırmak olursa, bunun daha geniş ve uzun süreli bir askerî angajman anlamına gelebileceği değerlendiriliyor. İran’da olası bir istikrarsızlık sonrası senaryoya ilişkin kamuoyuna yansıyan bir plan bulunmuyor.

Bölgesel yansımalar da belirsizliğini koruyor. Tahran’ın ABD’nin Körfez’deki müttefiklerine ya da İsrail’e karşılık vermesi ihtimali gündemde. Petrol fiyatları da bu endişeler nedeniyle yükseldi; Brent ham petrolün varil fiyatı yaklaşık 70 dolar seviyesinde bulunuyor. İran, önceki turda, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği geçici olarak durdurduğunu açıklamıştı.

Associated Press’in yayımladığı ve “Planet Labs” tarafından çekilen uydu görüntüleri, Bahreyn’de konuşlu ABD Donanması Beşinci Filosu’na ait gemilerin açık denize çıktığını gösterdi. Filo soruları ABD Merkez Komutanlığı’na yönlendirirken, Komutanlık yorum yapmadı. Haziran ayındaki savaşın son günlerinde İran’ın Katar’daki bir ABD üssüne saldırısından önce de Beşinci Filo gemilerini benzer şekilde denize açmıştı.



Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
TT

Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)

Ukrayna'nın ilk drone üretim fabrikası çarşamba günü Suffolk'ta faaliyete geçti ve bu da Britanya'nın savunma sanayisine ivme kazandırdı.

Ukraynalı firma Ukrspecsystems, Mildenhall ve Elmsett'teki tesislerine 200 milyon sterlin (yaklaşık 12 milyar TL) yatırım yaptı. Sözkonusu yerlerde ve Birleşik Krallık'ın (BK) daha geniş tedarik zincirinde 500'e kadar iş yaratması bekleniyor.

Savunma Tedarikinden Sorumlu Devlet Bakanı Luke Pollard şunları söyledi:

Ukrspecsystems'in yeni fabrikası, BK'nin desteğine duyulan güvenin bir göstergesi ve uluslarımızın savunma sanayileri arasındaki derinleşen işbirliğinin altını çiziyor. Bu yatırım, İngiltere'nin doğusunda 500'e kadar yeni iş yaratacak, savunmayı büyümenin motoru haline getirecek ve Ukrayna'nın Putin'in saldırganlığına karşı kendini savunmasına yardımcı olacak.

BK daha önce Ukrayna'daki Ukrspecystems fabrikalarından 80'den fazla SHARK ve Mini-SHARK drone'u sipariş etmiş ve fabrikanın açılışını iki ülke arasındaki 100 Yıllık Ortaklığın "açık bir göstergesi" diye nitelemişti.

2014'te kurulan firma, Britanya Savunma Bakanlığı'na göre Şubat 2022'den bu yana Vladimir Putin'in savaş makinesine yaklaşık 3 milyar dolar zarar veren çeşitli drone'lar üretiyor.

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni çarşamba günü yaptığı açıklamada, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi.

Sosyal medyada, "Ukrayna, sürekli füze saldırıları, altyapı yıkımı ve üretim tesislerine yönelik tehditler arasında bir savaş veriyor. Dolayısıyla BK'de üretimin başlatılmasının derin bir stratejik mantığı var" ifadelerini kullandı.
 

sdvfbgh
Ukrayna silahlı kuvvetlerinin eski komutanı Zalujni, 2014'te kurulan üretici Ukrspecsystems'in drone'larının cephede etkinliğini kanıtladığını söyledi (Valeri Zalujni/X)

Bu, odak noktasının Ukrayna’dan kayması anlamına gelmiyor. Bu, ortak yeteneklerimizin genişletilmesi ve üretimin sürekliliğini garanti eden ikinci bir savunma hattının oluşturulması.

Zalujni, mühendislik uzmanlığı merkezinin Ukrayna'da kalacağını, üretiminse Britanya'nın savunma sanayisine entegre edileceğini söyledi.

Ukrayna'nın savunma sanayisi, Rusya'yla 4 yıllık savaş boyunca hızla büyüdü. Üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor.

Kiev ayrıca 4 yıl sonra ilk kez malzeme ve hizmet ihracatına yeniden başlamaya hazırlanıyor.

xcvfbg
Ukrayna'nın üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor (Valeri Zalujni / X)

Kiev Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkan Yardımcısı Davyd Aloian, geçen hafta ülkenin 2026'da birkaç milyar dolarlık mal ve hizmet ihraç edebileceğini ve bunun savaş öncesi ihracatın izin verdiğinden "önemli ölçüde daha yüksek" bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Ukrspecsystems'in internet sitesinde şirketin BK'de British Eagle Eye Innovations Ltd ve Digital Concepts Engineering Ltd'yle birlikte 1Force konsorsiyumunun bir parçası olarak çalıştığı belirtiliyor.

Independent Türkçe


Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın en üst düzey ticaret müzakerecisi, Yüksek Mahkeme'nin Trump'ın kapsamlı Kurtuluş Günü" tarifelerini iptal etmesinin ardından açıkladığı yüzde 10 ya da 15'lik gümrük vergisinin, Trump aksini iddia etse de Kongre adım atmadıkça yalnızca 150 gün yürürlükte kalabileceğini kabul etti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, çarşamba günü Bloomberg News'a, Trump'ın geçen haftaki Yüksek Mahkeme kararının ardından tüm ithalatlara küresel olarak yüzde 10 vergi uygulama kararının, Trump'ın 1977 tarihli ve gümrük vergilerinden hiç bahsetmeyen bir yasa uyarınca keyfi olarak uygulamaya koymayı iddia ettiği, artık geçersiz kılınmış vergilerle "süreklilik" sağlamayı amaçlayan "geçici, 150 günlük bir yetki" olduğunu söyledi.

Trump'ın Amerikan ticaret yasasının az bilinen bir bölümü olan 122. Madde uyarınca uyguladığı bu gümrük vergileri, ancak Kongre'nin özel izniyle 150 günlük sürenin ötesinde yürürlükte kalabiliyor.

Ancak Trump, gümrük vergilerini uzatmak için yasama organının adım atmasına gerek olmadığını savunuyor.

Başkan, Ulusa Sesleniş konuşmasında, 122. Madde de dahil kullandığı yetkilerin "zaman içinde kendini kanıtlamış ve onaylanmış" olduğunu iddia ederek, "Kongre'nin adımına gerek duyulmayacağını" belirtti.

Greer ayrıca, kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların büyük çoğunluğu tarafından genel olarak beğenilmese de yönetimin "bu politikayı sürdürmek" için Trump'ın yasadışı vergi planını "alternatif araçlarla yeniden yapılandırmayı" planladığı uyarısını yaptı.

"Sadece uygulamanın yasal dayanağı değişecek" dedi.

ABD ticaret müzakerecisinin Trump'ın gümrük vergisi yetkisinde bazı sınırlamalar olduğunu kabul etmesi, ülkenin muhafazakar çoğunluğa sahip yüksek mahkemesinin, Carter döneminden kalan yasanın kendisine herhangi bir gerekçeyle ithalat vergisi koyma yetkisi vermediği gerekçesiyle, Trump'ın 1977 Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nı kullanarak gümrük vergisi uygulayamayacağına hükmetmesinin üzerinden bir hafta geçmeden gerçekleşti.

Karar, Trump'ın tüm gümrük vergilerini değil, sadece 1970'lerde çıkan yasa kapsamında uygulananları etkiledi. Bu, nisanda "Kurtuluş Günü" diye adlandırdığı etkinlikte duyurduğu "karşılıklı" gümrük vergilerini ve özellikle Kanada, Çin ve Meksika'ya fentanil akışını durdurmak için uygulanan gümrük vergilerini de içeriyordu.

Trump, tek taraflı gümrük vergisi politikasının büyük bir kısmını iptal eden 6'ya 3'lük Yüksek Mahkeme kararına sert tepki göstererek, kararı "son derece üzücü" diye nitelendirmiş ve imza politikasını desteklemeyen mahkemedeki Cumhuriyetçi atamalarından "kesinlikle utandığını" belirtmişti.

Trump, "Aptallık ediyorlar ve RINO'larla radikal sol Demokratlara uşaklık yapıyorlar... Vatanseverlikten son derece uzaklar ve Anayasamıza ihanet ediyorlar" dedi ve kendisine karşı karar veren üç muhafazakar yargıcın (Baş Yargıç John Roberts ve onun atadığı iki yargıç, Yargıç Neil Gorsuch ve Yargıç Amy Coney Barrett) "Sadece İsim Olarak Cumhuriyetçi" (Republicans In Name Only) olduklarını belirten bir kısaltma kullandı.

Independent Türkçe


İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
TT

İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, iki gün süren İsrail ziyaretini, toplam değeri 10 milyar doları aşan ortak anlaşmalara imza atarak tamamladı. Ancak ziyaret sırasında kendisine İsrail Parlamentosu tarafından verildiği duyurulan ve “tarihi ve benzeri görülmemiş bir onur” olarak sunulan sözde “Knesset Nişanı”nın niteliği konusunda İsrail’de tartışmalar yaşandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

İsrail ziyareti boyunca Modi ve Netanyahu arasındaki samimiyet, vedalaşma anında da gözlemlendi. Netanyahu, “İsrail halkı sözlerinle derinden etkilendi; tek bir kuru göz kalmadı. Yahudi-Hint kardeşliğini yeniden tesis ediyorsun. ABD ile birlikte en güçlü demokrasi ittifakını kuruyoruz” diye konuştu. Modi’nin bu sözler karşısında duygulandığı kaydedildi.

Bununla birlikte İsrail’in ziyarete verdiği önem yalnızca duygusal mesajlarla sınırlı kalmadı. İki hükümet arasında çeşitli alanlarda 16 mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaların toplam değerinin 10 milyar dolar olduğu belirtildi.

vfdvdf
Narendra Modi, Binyamin Netanyahu ve eşinin hazır bulunduğu törende, İsrail Knesset ziyaretçi defterini imzaladı (AFP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, söz konusu anlaşmaların “iki ülkenin güvenlik, ekonomi ve kültür alanlarında kazançlı çıkacağı stratejik bir ittifakı pekiştirdiğini” söyledi. Herzog, Modi’nin kendisine yaptığı resmi Hindistan davetini yakın zamanda yerine getirme sözü verdi.

Önemli bir iş birliği durağı

Ziyaret, Kudüs’teki King David Hotel’de gazetecilerle (soru alınmaksızın) gerçekleştirilen basın açıklamasıyla sona erdi. Netanyahu ve Modi, görüşmelerin içeriğini özetleyen açıklamalarda bulundu.

Netanyahu, “Ziyaret ve sonuçları birçok açıdan olağanüstüydü. Görüşme kısa ama verimli ve etkileyiciydi.” Tarafların “somut planlar” üzerinde çalıştığını belirten Netanyahu, ilerleyen dönemde Hindistan’da ortak bir hükümet toplantısı düzenleneceğini açıkladı.

Netanyahu, iki ülkenin geleceğinin inovasyona dayandığını vurgulayarak, İsrail ve Hindistan’ın “geçmişleriyle gurur duyduklarını ancak moderniteye inanan iki çağdaş ülke olarak geleceği birlikte yakalamaya kararlı olduklarını” söyledi.

scsd
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Modi ise ziyaretinin “iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti. Hindistan ile İsrail arasındaki iş birliğinin güvenlik, tarım, su, kalkınma ve iş gücü alanlarında güçlendiğini ifade eden Modi, “İsrail ile karşılıklı fayda sağlayacak bir serbest ticaret anlaşmasını yakında sonuçlandıracağız” dedi.

Modi ayrıca savunma alanında geliştirme, üretim ve teknoloji transferi konularında ortaklığa gidileceğini söyledi ve iki ülkenin ilişkilerini “özel bir stratejik ortaklık” seviyesine yükselttiğini belirterek bunu “doğal ve vizyoner bir gelişme” olarak nitelendirdi.

Hindistan Başbakanı, Gazze konusunda temasların sürdüğünü de kaydederek, “Hindistan terörü en güçlü ifadelerle kınamıştır ve her türden teröre izin verilmemesi gerektiğine inanmaktadır” dedi. Modi, ABD Başkanı Donald Trump’ın planını da överek güçlü destek verdiğini ve bunun bölgede gerçek bir barışın önünü açabileceğini söyledi.

Askerî ittifakın taçlandırılması

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesi, ziyareti Hindistan ile İsrail arasında stratejik askerî ittifakın taçlandırılması olarak değerlendirdi. İsrail sağının önde gelen isimlerinden Albay Yoni Stepoun, ziyareti “uluslararası siyasette tarihi bir kırılma” şeklinde tanımladı. Stepoun, “Avrupa merkezli eski dünya sona erdi. Bugün ABD var ve biz ile Hindistan onun müttefikleriyiz. Uluslararası satranç tahtasında bir oyuncu haline geldik. Avrupa bizi kuşatırken bu ziyaret konumumuzu güçlendiriyor ve gücümüzü teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

Haaretz gazetesi ise Netanyahu’nun ziyaret sırasındaki coşkusuna dikkat çekti. Gazete, Netanyahu’nun Modi’ye sarıldığı anlarda son yıllarda görülmeyen bir sevinç sergilediğini yazdı ve “Başı gökyüzündeydi, ancak ayakları İsrail iç siyasetinin çamuruna saplanmıştı” yorumunu yaptı. Bu değerlendirme, hükümetin yargı sistemi ve yönetim yapısına ilişkin reform girişimleri nedeniyle muhalefetin Netanyahu ile Knesset Başkanı Amir Ohana’nın konuşmalarını boykot etmesine atıfla yapıldı.

Konu edilen nişan tartışması

Kanal 12’nin siyasi analisti Ben Caspit ise, Çarşamba günü Knesset Başkanı Amir Ohana tarafından Modi’ye takdim edilen ve “Knesset Nişanı” olarak adlandırılan ödülün niteliğine ilişkin tartışmalara dikkat çekti. Ohana, bunun İsrail Parlamentosu tarihindeki ilk ve en yüksek nişan olduğunu söylemişti.

Ancak Caspit, “Knesset’te nişan sistemi yoktur; bu tür bir nişanı kararlaştıran bir komite de bulunmamaktadır” diyerek açıklamaların şaşkınlık yarattığını belirtti.

Caspit’e göre Modi’ye verilen nişan “ilk bakışta göründüğü gibi saf altın değil, altın kaplama bronzdan yapılmıştı; yani değeri düşük ve devlet liderlerine layık olmayan bir nesneydi.”