TikTok gerçekten Çin merkezli mi?

TikTok logosu (AFP)
TikTok logosu (AFP)
TT

TikTok gerçekten Çin merkezli mi?

TikTok logosu (AFP)
TikTok logosu (AFP)

ABD Temsilciler Meclisi’nin geçen hafta TikTok’un ülkede yasaklanmasına yol açabilecek bir yasa tasarısını kabul etmesinin ardından, son derece popüler olan bu uygulamanın ABD’deki geleceği belirsizliğe gömüldü.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre ABD’deki siyasetçiler, Pekin’in uygulama üzerindeki etkisinden endişe duyuyor ve Çinli sahibini TikTok üzerindeki kontrolü bırakmaya zorluyor.

Özellikle Pekin merkezli ByteDance’in sahibi olduğu TikTok’un, Çin hükümetiyle veri paylaşabileceğinden veya platformunda görüntülenen içeriği değiştirebileceğinden endişe ediliyor.

Şu ana kadar bu endişeleri destekleyecek çok az kanıt var.

TikTok hiçbir zaman Çin ana karasında faaliyet göstermedi.

Singapurlu CEO’su Shou Zi Chew, ABD’li yetkililer tarafından sorgulandığında bu gerçeği defalarca dile getirdi.

TikTok gerçekten Çin merkezli mi?

Görünüşte bunun cevabı ‘hayır’ gibi görünebilir.

ABD mahkeme belgelerine göre TikTok ilk olarak Nisan 2015’te Kaliforniya’da kuruldu.

TikTok, Çin ana karasında hiçbir zaman var olmadı. Ancak uygulama, Pekin’in tartışmalı bir ulusal güvenlik yasasını yürürlüğe koymasından kısa bir süre sonra geri çekildiği Temmuz 2020’ye kadar Hong Kong’da mevcuttu.

O dönemde TikTok, Trump yönetiminin artan baskısı karşısında Çin’den uzaklaşmaya çalışıyordu.

Çin’de TikTok’un Douyin adında farklı bir sürümü var.

Douyin, TikTok’tan önce piyasaya sürüldü ve devasa Çin pazarında sansasyon yarattı.

Güçlü algoritması TikTok’un temeli ve küresel başarısının anahtarı oldu.

CEO Chew, Mart 2023’te TikTok’un Çin merkezli olup olmadığı konusunda ABD Kongresi’nde ifade verdi.

Chew bu soruya doğrudan cevap vermedi, yalnızca uygulamanın ülkede mevcut olmadığını ve genel merkezinin Los Angales ve Singapur’da olduğunu söyledi.

Ancak TikTok, karmaşık, çok katmanlı bir kurumsal yapı aracılığıyla, özel sektöre ait bir teknoloji devi olan ByteDance’in mülkiyetinde.

Uygulama, Delaware’de kurulmuş ve Culver City, Kaliforniya merkezli bir limited şirket olan TikTok LLC’ye ait.

LLC, Cayman Adaları’nda kayıtlı ve merkezi Şangay’da bulunan TikTok Ltd tarafından kontrol ediliyor.

Bu firmanın sahibi yine Cayman Adaları’nda bulunan ve merkezi Pekin’de bulunan ByteDance şirketi.

fvde
TikTok CEO’su Shou Zi Chew (AFP)

ByteDance’in web sitesine göre, şirket TikTok’u küresel bir kısa video ürünü olarak geliştirdi ve resmi olarak Mayıs 2017’de piyasaya sürdü.

Altı ay sonra rakip Musical.ly’yi satın aldı ve ardından onu ana platformla birleştirdi.

TikTok’un kendi web sitesine göre de, dünya çapındaki yan kuruluşlarının tümü Bytedance şirketi altında yapılandırıldı.

ByteDance Çin merkezli mi?

Bunun yanıtı kesinlikle ‘evet’.

Şirket bilgilerine göre ByteDance, 2012’de yazılım mühendisi Zhang Yiming ve üniversiteden oda arkadaşı Liang Rubo tarafından Pekin’de kuruldu. O zamandan beri de Pekin’de bulunuyor.

Zhang, 2021’de ByteDance’in CEO’luğundan istifa etti ve şirketin yönetimini, kurucu ortağı olan Liang Rubo’ya devretti. 

Geçen yılki Kongre duruşmasında CEO Chew, ByteDance’in Çin merkezli bir şirket olup olmadığına ilişkin hiçbir soruyu doğrudan yanıtlamadı.

Yalnızca ByteDance’in Çin’de birçok işletmeyi işleten Çin merkezli özel bir şirket olduğunu, ancak doğası gereği ‘küresel’ olduğunu söyledi.

Chew, ByteDance’in yüzde 60’ının Carlyle Group, General Atlantic ve Susquehanna International Group gibi küresel kurumsal yatırımcılara ait olduğunu, firmanın yüzde 20’sinin Zhang’a, yüzde 20’sinin ise dünya çapındaki çalışanlara ait olduğunu belirtti.

Şirketin beş yönetim kurulu üyesinden üçünün ABD’li olduğunu da ekledi.

Çin hükümeti ByteDance veya TikTok’un sahibi mi veya kontrol ediyor mu?

Chew, Kongre’ye, ByteDance’in Çin hükümetine ait olmadığını veya Çin hükümeti tarafından kontrol edilmediğini vurguladı.

Ancak diğer birçok Çin merkezli şirket gibi ByteDance da, yasal olarak parti üyesi çalışanlardan oluşan kurum içi bir Komünist Parti komitesi kurmaya mecbur.

Şirketin Başkan Yardımcısı ve Yazı İşleri Müdürü Zhang Fuping, parti komitesinin sekreteri olarak görev yapıyor.

Komite sık sık partiyi ve Çin lideri Şi Cinping’i incelemek için oturumlar düzenliyor.

Pekin hükümetine göre 2018’deki bir oturuma Zhang Yiming ve yönetim ekibi katıldı.

Ayrıca diğer rakipleri gibi, ByteDance şirketi de, Çin hükümetinin, önemli yan kuruluşlarından birinde ‘altın pay’ olarak adlandırılan hisseyi almasına izin vermek zorunda kaldı.

Bu, Çin hükümetinin artık Bytedance’ın yerel Çin birimi olan Beijing Douyin Information Service’in yüzde 1’ine sahip olduğu anlamına geliyor.

fbrgbf
İnsanlar Çin’in Zhengzhou şehrindeki bir tren istasyonunda Tik Tok logosunu gösteren bir reklamın önünde yürüyor (AFP)

Analistler, ‘altın payın’ Çin hükümetine, halka sağladıkları içerik de dahil olmak üzere teknoloji şirketlerinin günlük işlerine daha doğrudan dahil olması için bir yol sağladığını söyledi.

TikTok CEO’su Chew, ‘altın payın’ var olduğunu kabul etti. Ancak bunun Çin’deki şirketlerin internet lisansı alması amacıyla yapıldığını söyledi.

Çin Komünist Partisi ByteDance’i veya TikTok’u manipüle edebilir mi?

Çin merkezli bir şirket olan ByteDance, çok sayıda ulusal istihbarat, veri güvenliği ve siber güvenlik yasasına tabi.

Çin, 2018 yılında herhangi bir kuruluş veya vatandaşın ulusal istihbarat çalışmalarını desteklemesini, yardım etmesini ve işbirliği yapmasını gerektiren Ulusal İstihbarat Yasası’nı değiştirdi.

Bu, ByteDance’in yasal olarak istihbarat toplanmasına yardımcı olmakla yükümlü olduğu anlamına gelir.

Çin 2021’de ise, ülke dışında gerçekleştirilen ve ‘ulusal güvenliğe veya kamu çıkarlarına zarar verebilecek’ veri işleme faaliyetleri için geçerli olan yeni bir veri güvenliği yasasını yürürlüğe koydu.

Çin’de ayrıca devletin ülke toprakları içinde ve dışında ortaya çıkan siber güvenlik riskleri ve tehditlerini izlemek, önlemek ve ele almak için önlemler alacağını belirten bir siber güvenlik yasası da var.

Bu belirsiz ve geniş yasalar teknoloji şirketleri için geçerlidir ve onları düzenlemek için kullanılabilir.

Çin TikTok’un satışını engelleyebilir mi?

Evet, Pekin'in bunu yapmaya yasal yetkisi var ve bunu yapacağını zaten belirtti.

ABD eski Başkanı Donald Trump yönetiminin Ağustos 2020’de TikTok’u satmaya zorlama girişiminin ardından, Pekin, ihracat kontrol kurallarını, TikTok’un kişiselleştirilmiş bilgi öneri hizmetlerine benzer görünen teknolojiler de dahil olmak üzere, hassas olduğunu düşündüğü çeşitli teknolojileri kapsayacak şekilde revize etti.

Birkaç yıl sonra, 2023’ün başlarında Ticaret Bakanlığı Sözcüsü Shu Yuting, hükümetin konuya ilk doğrudan yanıtında, Çin’in TikTok’un herhangi bir zorla satışına karşı çıkacağını söyledi.

Sözcü Shu Yuting, uygulamanın satışı veya elden çıkarılmasının ‘teknoloji ihracatını’ gerektireceği ve Çin hükümeti tarafından onaylanması gerekeceğini belirtti.

Pekin o zamandan bu yana bu tutumunda herhangi bir değişiklik belirtmedi.



İngiltere’den X’e Grok soruşturması: Cinsel içerikli görüntüler mercek altında

Grok logosu (Reuters)
Grok logosu (Reuters)
TT

İngiltere’den X’e Grok soruşturması: Cinsel içerikli görüntüler mercek altında

Grok logosu (Reuters)
Grok logosu (Reuters)

İngiltere medya düzenleyici kurumu, Elon Musk’a ait X platformu hakkında bugün (Pazartesi) bir soruşturma başlattı. Soruşturma, yapay zekâ sohbet botu Grok tarafından üretilen ve cinsel içerik taşıyan sahte görüntülerin, platformun İngiltere’deki kullanıcıları yasa dışı içerikten koruma yükümlülüğünü ihlal edip etmediğini tespit etmeyi amaçlıyor.

Kurumun yayımladığı açıklamada, X üzerindeki yapay zekâ sohbet botu Grok hesabının, çıplak veya yarı çıplak kişilere ait görüntüler üretip paylaşmak için kullanıldığına dair son derece endişe verici raporlar bulunduğu belirtildi. Açıklamada, bunun cinsel içerikli görüntülerin kötüye kullanımı ya da pornografik materyal kapsamına girebileceği; ayrıca çocuklara yönelik cinsel içerikli görüntülerin çocukların cinsel istismarı materyali sayılabilecek nitelikte olabileceği vurgulandı.

Düzenleyici kurum, Başbakan Keir Starmer’ın Grok tarafından üretilen görüntüleri iğrenç ve yasa dış” olarak nitelendirmesinin ardından harekete geçmesi yönünde yoğun baskı altındaydı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Starmer, perşembe günü yaptığı açıklamada X platformunun Grok’u kontrol altına alması gerektiğini söyleyerek, düzenleyici kurumun atacağı adımlar için hükümetin tam desteğini aldığını ifade etti.

İngiltere’de, rıza olmaksızın cinsel içerikli görüntülerin üretilmesi veya paylaşılması ile çocukların cinsel istismarına ilişkin materyaller yapay zekâ tarafından üretilmiş cinsel görüntüler dâhil yasa dışı kabul ediliyor. Ayrıca teknoloji platformlarının, İngiltere’deki kullanıcıların yasa dışı içeriklere maruz kalmasını önlemesi ve bu tür içerikleri haberdar olur olmaz kaldırması gerekiyor.

X platformu, kadınlar ve reşit olmayan kişilere ait müstehcen görüntüler üretebilen bu özellik nedeniyle başka ülkelerde de eleştirilerin hedefi oldu. Fransız yetkililer, söz konusu içeriği açıkça yasa dışı olarak nitelendirerek savcılığa ve düzenleyici kurumlara bildirimde bulunurken, Hindistan makamları da platformdan açıklama talep etti.

X, bu özelliğin kullanımını yalnızca ücretli abonelerle sınırlandırdı. Platform, geçen hafta yaptığı açıklamada, tüm yasa dışı içerikleri kaldırdığını ve bu tür içeriklere karışan hesapları kalıcı olarak askıya aldığını bildirdi. Açıklamada, “Grok’u yasa dışı içerik üretmek için kullanan veya bu yönde yönlendiren herkes, platforma doğrudan yasa dışı içerik yüklemiş gibi aynı yaptırımlarla karşılaşacaktır” denildi.

İngiltere düzenleyici kurumu, soruşturma kapsamında X platformunun, ülkedeki kullanıcıların yasa dışı içeriklere maruz kalma riskini yeterince değerlendirip değerlendirmediğini ve çocuklara yönelik riskleri göz önünde bulundurup bulundurmadığını inceleyecek. Kurum, en ağır uyumsuzluk durumlarında mahkeme yoluyla ödeme hizmeti sağlayıcıları veya reklam verenlerin platformla ilişkilerini kesmelerinin istenebileceğini ya da internet servis sağlayıcılarına Britanya içinde siteye erişimin engellenmesi talimatı verilebileceğini belirtti.

X platformu ise soruşturmayla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi.


Washington’da FED depremi: FED Başkanı hakkında cezai soruşturma başlatıldı

Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

Washington’da FED depremi: FED Başkanı hakkında cezai soruşturma başlatıldı

Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

ABD’de federal savcılar, ABD Merkez Bankası (Federal Reserve/FED) genel merkezinin, maliyeti 2,5 milyar dolar olarak açıklanan yenileme projesiyle ilgili FED Başkanı Jerome Powell hakkında cezai soruşturma başlattı. Bu hamle, Trump yönetimi ile FED arasındaki gerilimi daha da tırmandırdı.

Powell dün yaptığı açıklamada, FED'in geçtiğimiz cuma günü büyük jüri celbi aldığını ve geçtiğimiz yaz ABD Kongresi'nde genel merkezi yenileme çalışmalarıyla ilgili verdiği ifadeyle ilişkili olarak Adalet Bakanlığı tarafından hakkında cezai soruşturma başlatmakla tehdit edildiğini söyledi.

bghjuk
Yenileme çalışmalarını incelemek için FED genel merkezini ziyaret eden Trump’ın yanında Powell yer alıyor (Reuters)

Powell, soruşturmanın, FED'in faiz oranlarını belirleme konusundaki bağımsızlığını kısıtlamak için kullanılan bir bahane olduğunu öne sürdü. Bu gelişme, Trump'ın Powell'a yönelik, borçlanma maliyetlerini düşürmeyi reddettiği için onu ‘inatçı’ olarak nitelendirdiği eleştirilerini sürdürdüğü bir dönemde yaşandı.

FED Başkanı, açıklamasında şunları söyledi:

“Bu yeni tehdidin, geçtiğimiz haziran ayında verdiğim ifadeyle veya FED binasının yenilenmesiyle hiçbir ilgisi yok. FED'in faiz oranlarını Başkan’ın isteklerini yerine getirmek yerine, kamu yararına olanı en iyi şekilde değerlendirmemiz sonucunda cezai soruşturmalarla tehdit ediliyoruz.”

Trump: Soruşturmaya karışmadım

Ancak Başkan Trump, Adalet Bakanlığı'nın soruşturmasına karıştığı iddialarını reddetti.

Pazar akşamı NBC News'e konuşan Trump, “Bu konuda hiçbir şey bilmiyorum, ancak Powell'ın FED’i yönetme konusunda kesinlikle iyi olmadığı gibi bina inşa etme konusunda da iyi olmadığını’ söyleyerek, soruşturmanın Powell'ın faiz indirimini reddetmesiyle hiçbir ilgisi olmadığını iddia etti.

Bununla birlikte, soruşturma, ABD ekonomi politikasının temel taşı olan ve finans piyasaları için hayati öneme sahip olduğu yaygın olarak kabul edilen dünyanın en önemli FED’in bağımsızlığı konusunda yatırımcıların endişelerini artıracağı düşünülüyor.

Powell: İstifa etmeyeceğim

Öte yandan Trump'ın defalarca kez ‘seve seve’ kovacağını söylediği Powell dün yaptığı açıklamada, soruşturma nedeniyle FED'den istifa etmeyeceğini söyledi.

Powell, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamu hizmeti bazen tehditler karşısında kararlı durmayı gerektirir. Senato tarafından onaylanan görevimi, dürüstlük ve Amerikan halkına hizmet etme taahhüdüyle sürdürmeye devam edeceğim.”

Dolar düşüşte

Powell'ın açıklamasının ardından, dolar bugün Asya piyasalarında altı ana para biriminden oluşan sepet karşısında yaklaşık yüzde 0,2 değer kaybetti.

Önde gelen hisse senetlerinin S&P 500 endeksini takip eden vadeli işlemler yaklaşık yüzde 0,4 geriledi.

ABD’de büyük jüriler, savcıların bir kişiyi suçlamak için yeterli delil sunup sunmadığını belirler.

Adalet Bakanlığı yönergeleri, savcıların soruşturmaları sırasında bazen suçlamada bulunmadan önce kişilere tanıklık etme fırsatı vermek için bildirimde bulunduklarını belirtir.

Mahkeme celplerinin, Powell'ın ifade hazırlıkları hakkında bilgi taleplerinin yanı sıra genel merkezin yenilenmesiyle ilgili iç belgeleri de içerdiği düşünülüyor.

sfrgtyu7
Temmuz ayında büyük çaplı yenileme çalışmaları sürerken FED binasının ön cephesi (Reuters)

Trump yönetimi, bütçesini önemli ölçüde aşan yenileme projesini, Trump'ın faiz oranlarını yüzde 1'e düşürmeyi reddettiği için ‘aptal’ olarak nitelendirdiği FED ve Başkanı Powell'ı eleştirmek için bir araç olarak kullandı.

Mayıs ayında FED başkanlığı görevinden ayrılacak olan Powell, daha önce Trump'ın yakın müttefiki ve Yönetim ve Bütçe Ofisi başkanı Russell Vought'un, genel merkezin yenilenmesi projesiyle ilgili Kongre'yi yanılttığı yönünde öne sürdüğü iddialarını reddetmişti.

FED Başkanı, Vought'un kendisine Kongre üyelerine yalan söylediği veya planlamacılara bilgi vermediği yönündeki suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını, çünkü değişikliklerin açıklanmayı gerektirecek kadar önemli olmadığını söyledi.

Başkan Trump’ın önümüzdeki haftalarda Powell'ın yerine geçecek kişiyi açıklaması bekleniyor.

Beyaz Saray’ın ekonomi danışmanı ve Trump'ın müttefiki Kevin Hassett, bu görev için en güçlü adaylardan biri olarak görülüyor.

Diğer taraftan Senato Bankacılık Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Elizabeth Warren, Trump'ı ‘FED üzerindeki yozlaşmış kontrolünü tamamlamak için başka bir kukla atamaya çalışmakla’ suçladı.

Trump daha önce, soruşturma altında olduğu gayrimenkul dolandırıcılığı iddiaları nedeniyle FED Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook'u görevden almaya çalışmıştı. Cook, iddiaları reddetmiş ve Trump’a karşı bir dava açmıştı.

Federal mahkeme, yürütme organının FED’in üst düzey yetkililerini görevden alma yetkisine ilişkin potansiyel olarak dönüm noktası niteliğindeki bir davayı görüşürken bu ayın sonlarında tarafların savunmalarının dinlenmesi bekleniyor.


Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
TT

Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)

Şarku’l Avsat gazetesi, bugünden itibaren Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında Hizbullah çevresine yakın isimler arasında yapılan kapsamlı bir söyleşinin metnini yayımlıyor. Söyleşi, Şiilerin yaşadıkları ülkelerde bütünleşmesi gerektiğini savunması ve İran’a bağlı bir proje içinde konumlanmalarına karşı uyarılar içermesi nedeniyle dikkat çekiyor.

Söz konusu metin, yıllar boyunca Hizbullah ve Emel Hareketi’ne yakın çevreler tarafından dışlanan Şemseddin’in, Lübnan’daki İran yanlısı tutumlara karşı geliştirdiği eleştirel yaklaşımı da yansıtıyor. Bilindiği üzere Şemseddin, bu görüşleri nedeniyle Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’deki Haret Hreik semtinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

cdfgth
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi)

Metnin, Şemseddin’in oğlu İbrahim Muhammed Mehdi Şemseddin tarafından “Lübnanlı ve Arap Şiiler: Ötekiyle İlişki ve Öz-Kimlik” başlığıyla kitaplaştırılması planlanıyor. Şarku’l Avsat, metinden geniş alıntıları, Şemseddin’in vefatının 25. yılı dolayısıyla bugün (10 Ocak Cumartesi) yayımlıyor.

“Bu metin hâlâ güncel”

İbrahim Şemseddin, metni yayımlama gerekçesini kaleme aldığı önsözde, babasının düşünsel mirasını yeniden gündeme taşımayı amaçladığını belirtti. Şemseddin’in, Şiilerin kendi ülkelerindeki ulusal, Arap ve İslami bütünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladığını hatırlatan İbrahim Şemseddin, metnin bugün de geçerliliğini koruyan sorunlara ışık tuttuğunu ifade etti.

cdfvgthy
Beyrut’un güneyindeki Şiyah’ta, 2024 yılında Şii Emel Hareketi bayrağı dalgalanıyor (AFP)

Yaklaşık dört saat süren ve 18 Mart 1997 gecesi yapılan söyleşi, İran’ın doğrudan himayesinde 1980’lerin ortasında şekillenen Şii İslami hareketlere yakın kadrolarla gerçekleştirildi. Metin, özellikle Lübnanlı Şiilerin kendi toplumlarıyla, Arap ve İslam dünyasıyla ve İran’la ilişkileri konusundaki tartışmaları ele alıyor.

“Ben değişmedim, değişen başkaları”

Söyleşinin başında Şemseddin’e, İslami hareket içindeki bazı çevrelerin kendisinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirme soruldu. Şemseddin, bu iddiayı reddederek, kendi duruşunda bir değişiklik olmadığını savundu. Yaşanan kopuşun, “katı ve kutsallaştırılmış bir parti zihniyetinden” kaynaklandığını belirten Şemseddin, bu sürecin arkasında çıkar ilişkilerinin bulunduğunu ifade etti.

cvfgrhy
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Lübnan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda verilen bir iftar sırasında (Merhum şeyhin arşivinden)

Şemseddin, İslami Şii Yüksek Konseyi başkanlığının, devlet yanlısı bir pozisyona kaydığı iddialarını da kabul etmedi. Konseyin her zaman “ümmetin tercihlerini” temsil ettiğini söyleyen Şemseddin, devletlerin zorunlulukları ile halkın tercihleri arasındaki ayrımın meşru bir tartışma alanı olduğunu dile getirdi.

İran ve Şiilerin konumu

Şemseddin, Şiilerin İran’la ilişkilerine özel bir başlık açarak, Şiilerin İran’ın uzantısı gibi algılanmasına karşı çıktı. Şiilerin, başka bir devletin himayesinde bir topluluk gibi sunulmasının hem siyasi hem de toplumsal açıdan tehlikeli olduğunu vurguladı.

“Şiiler, kendi ülkelerinde kabul gören yurttaşlar olmalı; başka bir devlet tarafından korunuyor görüntüsü vermemeli” diyen Şemseddin, bu yaklaşımın Şiilere yönelik kuşkuları artırdığını savundu.

“Dünyaya karşı değil, dünyayla birlikte”

Şemseddin, Şiilerde yaygın olan “dışlanmışlık” duygusunun tarihsel kökleri olmakla birlikte bugün sürdürülebilir olmadığını belirtti. “Dünya bize karşı değil; biz dünyaya karşıyız” diyen Şemseddin, Şiilerin kendilerini sürekli bir komplo algısı içinde konumlandırmasının yeni gerilimler yarattığını ifade etti.

cdfgthy
Lübnanlı askerler, 2019 yılında Beyrut’ta Emel Hareketi ve Hizbullah destekçileriyle karşı karşıya (AFP)

Bazı Şii liderlerin bu duyguyu siyasi mobilizasyon aracı olarak kullandığını savunan Şemseddin, bunun ahlaki ve dini açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi.

“Devlet malları haramdır”

Şemseddin, Şiilerin yaşadıkları ülkelerin yasalarına saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak, devlet malının yağmalanmasını kesin bir dille reddetti. Devletin mezhebine bakılmaksızın kamu mallarının dokunulmaz olduğunu belirten Şemseddin, bu yaklaşımın fıkhi bir zorunluluk olduğunu söyledi.

İslami hareketlere eleştiri

Söyleşinin ilerleyen bölümünde Şemseddin, İslami hareketlerin de ciddi hatalar yaptığını ifade etti. Cezayir, Afganistan ve Lübnan örneklerine atıfta bulunan Şemseddin, mezhep içi ve mezhepler arası şiddetin İslam’a zarar verdiğini vurguladı. Lübnan’da Emel Hareketi ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmaları da bu bağlamda değerlendirdi.

“Ana hedef kabul görmek”

Şemseddin, söyleşinin sonunda temel hedefini şu sözlerle özetledi:

“Şiilerin, kendi kimliklerini koruyarak toplumları içinde kabul gören bir unsur olmalarını istiyorum. Başka bir devletin korumasına dayanan bir meşruiyet istemiyorum.”

Şemseddin’e göre Şiilerin geleceği, mezhepsel kapanmada değil; hukuka saygı, toplumsal bütünleşme ve ortak çıkarlar temelinde yurttaşlık anlayışında yatıyor.