DEAŞ’ın Avrupa'daki stadyumları hedef alma tehdidini yinelemesi neyi gösteriyor?

Uzmanlar örgütün yeni üyeler kazanma girişimlerinden bahsetti

DEAŞ’ın Moskova'daki Crocus City Hall adlı konser binasına düzenlediği terör saldırısı sonucu meydana gelen hasar (EPA)
DEAŞ’ın Moskova'daki Crocus City Hall adlı konser binasına düzenlediği terör saldırısı sonucu meydana gelen hasar (EPA)
TT

DEAŞ’ın Avrupa'daki stadyumları hedef alma tehdidini yinelemesi neyi gösteriyor?

DEAŞ’ın Moskova'daki Crocus City Hall adlı konser binasına düzenlediği terör saldırısı sonucu meydana gelen hasar (EPA)
DEAŞ’ın Moskova'daki Crocus City Hall adlı konser binasına düzenlediği terör saldırısı sonucu meydana gelen hasar (EPA)

DEAŞ terör örgütü Avrupa’daki stadyumları hedef alma tehdidini yineledi. Örgütün bu yeni tehdidi, her ne kadar daha önce tekrarladığı tehditlere benzese de özellikle liderlik ve üye krizi yaşayan örgütün geleceği açısından önemi konusunda soru işaretlerinin belirmesine yol açtı. Bazı uzmanlar DEAŞ’ın ‘örgüte yeni üye çekme girişimlerinden’ bahsetti. Uzmanlara göre örgüt, Avrupa’yı yeniden tehdit ederek ‘varlığını kanıtlamayı ve yalnız kurtlar aracılığıyla terör eylemleri gerçekleştirmeyi’ amaçlıyor.

Gözlemcilere göre DEAŞ ilk kez spor etkinliklerini hedef alma tehdidinde bulunmadı. Rusya'da 2018 yılında düzenlenen FIFA Dünya Kupası'nı hedef alma tehdidinde bulunan örgüt, bazı futbolcuları tehdit etmiş ve isimlerini yayınlamıştı.

Uyuyan hücrelerin faaliyete geçirilmesi

Mısırlı köktendinci hareketler uzmanı Ahmed Ban, DEAŞ’ın Avrupa'daki stadyumları hedef alma tehdidinin normal olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Ban, “DEAŞ, şu an terör eylemleri gerçekleştirmek için uzak bölgelerdeki uzantıları ve uyuyan hücreleri aracılığıyla yapılarını yeniden görevlendirmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı. DEAŞ Sözcüsü Ebu Huzeyfe el-Ensari, kısa bir süre önce video kaydı olarak yaptığı konuşmada örgütün ideolojisinden etkilenenleri Avrupa'da, özellikle de Fransa'da eylemler gerçekleştirmeye çağırmıştı. Mısırlı uzman, geçtiğimiz ay Rusya'da meydana gelen terör saldırısının örgütün daha fazla savaşçı devşirme ve Avrupa'da cihatçı bir platform kurarak yalnız kurtları örgüte çekme iştahını kabarttığı yorumunda bulundu.

frgbgrf
Afrika'nın Sahel bölgesindeki DEAŞ’lılar (Arşiv - AFP)

DEAŞ geçtiğimiz ocak ayında DEAŞ Sözcüsü Ensari'nin “Onları nerede bulursanız öldürün!’ başlıklı 33 dakikalık bir konuşmasını yayınlamıştı. Bu konuşma, yayınlandığı sırada örgütün önümüzdeki dönemde ne tür eylemlerde bulunabileceği konusunda soru işaretleri yaratmıştı. Örgütün varlığını kanıtlamak ve Avrupa içinde eylemler düzenlemek istediğini vurgulayan Ban, “Örgüt varlığını kanıtlamak ve özellikle Orta Asya'da cihatçı fikirlere ikna olmuş gençlerden üye çekmek için Avrupa içinde eylemler düzenlemek istiyor” dedi.

Afrika ve DEAŞ

Geçtiğimiz ay Moskova’da Crocus City Hall adlı konser binasına düzenlenen ve Rusya'da son 20 yılın en ölümcül saldırısı olan terör saldırısında en az 144 kişi hayatını kaybetmiş, saldırının sorumluluğunu DEAŞ üstlenmişti. Örgütün haftalık dergisi Al-Naba'nın son sayısında saldırının dört eylemci tarafından gerçekleştirildiği belirtildi.

DEAŞ’ın Avrupa için yaptığı çağrının Afrika'ya etkisiyle ilgili görüşlerini de dile getiren Ban,  örgütün gerçekleştirdiği her operasyonun diğer uzantılarının üyelerinin moralini yükselttiğini söyledi. Örgütün Afrika'nın Sahel bölgesinde yükselişte olduğunu ve Doğu ve Batı Afrika'da terör örgütü El Kaide ile rekabet ettiğini belirten Mısırlı uzman, “Örgüt birçok savaşı kendi lehine çözmeyi başardı. Tüm bunların örgütün üyelerinin iştahını kabartırken daha fazla yeni üyenin örgüte katılmasına kapı açtı” şeklinde konuştu.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından geçtiğimiz ay yayınlanan bir rapora göre binlerce El Kaide ve DEAŞ üyesi Afrika'nın çeşitli bölgelerinde, özellikle de Sahel ve Afrika Boynuzu'nda konuşlanmış ve terör tehdidi Ortadoğu'nun diğer bölgelerinde azalırken Afrika kıtasında zirveye ulaşmış durumda.

Raporda, El-Kaide ve DEAŞ’ın geçtiğimiz yıllarda Mali'nin merkezinde ve Burkina Faso ile Nijer sınırında aralarında yaşanan ve her iki terör örgütünün de çok sayıda üyesinin hayatına mal olan şiddetli çatışmaya son verdiklerine dikkat çekildi.

En büyük zorluk

DEAŞ’ın tehdidinin önümüzdeki dönemde Avrupa kıtası üzerindeki etkisine ilişkin bir raporu da değerlendiren Mısırlı uzman Ban, “Almanya ve Avusturya'da DEAŞ’ın uyuyan hücrelerinin tutuklanmasının ardından Avrupa ülkeleri arasında koordinasyon, istihbarat ve güvenlik paylaşımı söz konusu olsa da Avrupa'daki DEAŞ karşıtı çabaların önündeki en büyük zorluk yalnız kurtlar olmaya devam ediyor” diye konuştu.

fvfr
Başkent Moskova yakınlarındaki bir konser salonuna düzenlenen saldırının ardından Rus güvenlik güçleri Moskova'daki Kızıl Meydan'da konuşlandırıldı (AFP)

İtalyan polisi tarafından pazartesi günü yapılan açıklamada, on yıl önce savaşmak üzere Suriye'ye giden ve halen DEAŞ’ın aktif bir üyesi olan Tacik bir kişinin tutukladığı duyuruldu. Polis, Tacik adamın tutuklanmasının İtalyan makamlarının ‘önleyici’ tedbirlerinin bir parçası olduğunu belirtirken, mevcut uluslararası durumun ‘aşırı hassas olduğuna’ dikkati çekti. Öte yandan Reuters haber ajansının bildirdiğine göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz perşembe günü yaptığı açıklamada ülkesinin köktendincilerin hedefi haline gelmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.

fdrevf
Rusya'da geçtiğimiz ay meydana gelen terör saldırısının ardından yanan konser salonu binası (Reuters)

Mısır’daki El-Ezher Üniversitesi'ne bağlı olan Ezher Aşırılıkla Mücadele Gözlemevi, DEAŞ’ın futbol stadyumlarına yönelik tehdidiyle ilgili değerlendirmesinde DEAŞ’ın futbolun büyük popülaritesinin ve taraftarların futbol maçlarında oluşturduğu kalabalığın farkında olduğunu, bu yüzden de terör eylemleri gerçekleştirmek üzere daha fazla genci saflarına katmak için bu tür tehditlere başvurduğunu kaydetti. Avrupa ülkelerini DEAŞ’ın olası terör saldırılarına karşı uyanık olmaya ve gerekli tedbirleri almaya çağıran Ezher Aşırılıkla Mücadele Gözlemevi, aksi takdirde büyük insan topluluklarının örgütün daha fazla sayıda ölüme ve yaralanmaya yol açmak amacıyla araç çarpması gibi geleneksel olmayan yöntemleri kullanması için uygun bir fırsat oluşturduğunun altını çizdi.

Yeni bir hareketlilik

Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde terörizm konusunda uzmanlaşmış bir araştırmacı olan Ahmed Kamil el-Buhayri ise DEAŞ Sözcüsü Ensari’nin yaptığı son konuşmanın örgütün terör eylemlerinin önümüzdeki dönemde artacağına dair yeni bir başlangıç gibi göründüğünü söyledi. Buhayri, söz konusu konuşmada örgütün yakın düşman olarak adlandırılan taraflara ilişkin öncelikleri hedef alma kuralını uygulamaya devam edeceğinin vurguladığına da dikkati çekti.



Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland'la ilgili tavrı, transatlantik ittifakını geri dönülmez şekilde değiştirdi.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Cumhuriyetçi lider, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da açıklamıştı.

CNN'in analizinde, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditleriyle ABD'nin Avrupa ve NATO'yla ilişkilerini "diplomatik kaosa" sürüklediği belirtiliyor.

İsveç Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, "Son birkaç haftada yaşananlar Avrupa Birliği (AB), Avrupa ve ABD arasındaki ilişkilere çok zarar verdi" diyor.

Eski Litvanya Savunma Bakanı Dovile Sakaliene de ABD-Avrupa ilişkilerinin tamamen kopması ihtimaline dair "Bu, siyam ikizlerinin ayrılması gibi olur. Her ikisi için de kesin ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca Avrupa'nın ABD ordusunun seviyesine ulaşıp kendi kendine yetebilecek silahlı güçlere sahip olması için 5 ila 10 yıla ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizindeyse Grönland meselesinin "transatlantik diplomasisi için stres testine dönüştüğü" yazılıyor.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği askeri üsler de kendi toprağı olarak sayılıyor. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü.

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

New York Times'ın dün yayımladığı analizde de benzer iddialar paylaşılıyor. Adlarının açıklanmamasını isteyen kaynaklar, ortada yazılı bir anlaşmanın olmadığını söylüyor.

Kopenhag yönetiminin ABD'yle herhangi bir anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı belli değil.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtmişti.

Diğer yandan Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, sürecin dışında bırakıldıklarını WSJ'ye açıklayarak, "Katılmadığım bazı görüşmeler sonucunda, ülkemle ilgili anlaşma yapılıp yapılmadığını veya anlaşmada neler olduğunu bilmiyorum" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN


Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
TT

Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)

Teknoloji milyarderi Elon Musk, ABD siyasetine geri dönüyor.  

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, Musk'ın politika ekibinin kasımda düzenlenecek ara seçim için çalışmalara başladığını söylüyor.

Musk'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın 2024'teki seçim kampanyasına destek için kurduğu America PAC üzerinden bağışları artırmayı planladığı belirtiliyor.

Musk'ın ekibi, Trump'a başkanlık seçiminde oy veren kitlenin ara seçimde de sandığa gitmesini sağlamak istiyor.

Kaynaklar, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance başta olmak üzere üst düzey Cumhuriyetçilerin destek için Musk'la iletişime geçtiğini söylüyor.

Bu kişiler, X CEO'sundan Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu korumasına yardım etmesini istemiş.

Axios'un pazartesi günkü haberinde, Musk'ın Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell'ın boşaltacağı koltuğa iş insanı Nate Morris'in gelmesi için 10 milyar dolarlık bağışta bulunduğu yazılmıştı.

Tesla CEO'su, şimdiye kadar bir senatör için yaptığı en yüksek bağışı Fight for Kentucky PAC'i üzerinden vermiş.

WSJ'nin analizinde, Morris'in Vance'le yakın bağları olduğu ve Fight for Kentucky PAC'inin ABD Başkan Yardımcısı'nın üst düzey bir danışmanı tarafından yönetildiği belirtiliyor.

ABD Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nı (DOGE) yönetirken yaptığı federal kesintilerle ses getiren Musk, Tesla hisselerindeki düşüşün ardından mayısta kurumdan ayrıldığını duyurmuştu.

Teknoloji milyarderiyle Trump'ın arası, Beyaz Saray'ın tartışmalı vergi indirimi tasarısı nedeniyle bozulmuştu. Sosyal medya üzerinden atışmaların ardından ikili daha sonra "dostluk mesajları" paylaşmıştı.

Analizde, Musk'ın Cumhuriyetçi adayları destekleyerek yeniden Trump'ın kampına katıldığı belirtiliyor. Bu "pragmatik ittifakta" Trump'ın, SpaceX CEO'sunun parası ve teknik altyapısına yeniden erişim kazanacağı, Musk'ın da Washington'daki nüfuzunu sürdürme imkanı bulacağı ifade ediliyor.

Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre Musk, geçen yıl hazirandan bu yana Cumhuriyetçilerin siyasi kampanyalarına yaklaşık 42 milyon dolar bağış yaptı. Bu rakamlara, Morris'i desteklemek için yaptığı bağış dahil değil.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios


ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
TT

ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)

Gazze’yi “modern bir kıyı kenti”ne dönüştürmeyi amaçlayan ABD planının yeniden gündeme gelmesi, bölgedeki demografik dengelere ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı ve Filistinli gözlemcilere göre bu girişim, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi riskini barındırırken, uzmanlar Washington’un “Yeni Gazze” tasarımının Arap-İslam dünyasının benimsediği yeniden imar planı karşısında sahada karşılık bulmasının zor olduğunu vurguluyor.

ABD, yıkıma uğrayan Filistin topraklarının yeniden inşasını hedefleyen “Yeni Gazze” planını kamuoyuna açıkladı. Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında gerçekleştirilen “Yeni Küresel Barış Konseyi” imza töreninde, Akdeniz kıyısı boyunca uzanan gökdelenler, Refah bölgesinde yer alacak konut projeleri ile yeni yerleşim, tarım ve sanayi alanlarının aşamalı gelişimini gösteren bir harita sunuldu.

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Davos’ta “Barış Konseyi”ni resmen başlattı. Konseyin ilk aşamada Gazze’de ateşkesin kalıcı hale getirilmesine, yeniden imar çalışmalarına ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına odaklanacağını belirten Trump, ilerleyen dönemde daha geniş bir rol üstleneceğini söyledi. Trump, konseyin “Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde çalışacağını” da ifade etti.

Gazze’de “büyük bir başarı” elde edeceklerini savunan Trump, “Ben bir emlakçıyım; her şey Gazze’nin konumuyla ilgili” dedi. Trump, “Deniz kıyısında bir yerden söz ediyoruz. Bu alan pek çok insan için çok şey ifade edebilir” ifadelerini kullandı.

ABD’nin açıkladığı “ana plan” haritasında, “kıyı turizmi” için ayrılmış bir bölge, 180 kule, çeşitli “konut alanları”, “sanayi kompleksi, veri merkezleri ve ileri üretim tesisleri”, “parklar ile tarım ve spor alanları” yer aldı. Plan ayrıca Mısır sınırına yakın bir bölgede yeni bir liman ve havalimanı inşasını ve Mısır, İsrail ve Gazze sınırlarının kesiştiği noktada “üçlü sınır kapısı” oluşturulmasını öngörüyor.

vfdvfd
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının imza töreni, Şarm eş-Şeyh (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

ABD planına göre Gazze Şeridi’nin yeniden geliştirilmesi dört aşamada gerçekleştirilecek; süreç Refah’tan başlayarak kademeli biçimde kuzeye, Gazze kentine doğru ilerleyecek.

Uluslararası Filistin’i Destekleme Kurumu Başkanı Salah Abdülati, “Yeni Gazze” planının zorunlu göç riskini yeniden gündeme getirdiği uyarısında bulundu. Abdülati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “ABD planı iddialı, ancak Gazze halkının yerinden edilmesine yönelik bir projenin vitrini olmasından endişe ediliyor” dedi.

Abdülati, Trump yönetiminin planının Filistinli grupların silahsızlandırılmasına, Gazze’nin yeniden yapılandırılmasına ve mülkiyetlerin yeniden dağıtılmasına bağlı olduğunu belirterek, bunun “yeniden göç kapısını aralayabileceğini” savundu. Planın, Gazze’yi halkının denetimi dışında bir ekonomik bölgeye dönüştürmeyi hedeflediğini ifade etti.

Buna karşılık Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi Tarek Fahmi, Washington’un “Yeni Gazze” vizyonunu “Amerikan temennileri” olarak nitelendirdi. Fahmi, Gazze için hazırlanmış “Arap-İslam yeniden imar planının” daha kapsamlı ve uygulanabilir olduğunu söyledi.

Arap Birliği, Mart ayında Mısır tarafından hazırlanan Gazze’nin yeniden imar planını kabul etmiş, plan daha sonra İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından da onaylanmıştı. Söz konusu plan, Filistinlilerin yerinden edilmeden erken toparlanma ve yeniden imar sürecini hedefliyor.

Fahmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “ABD planı ile Arap planı arasında doğrudan bir çelişki yok, ancak iki plan arasında bir tamamlayıcılık da bulunmuyor” dedi. Kahire’nin, ABD himayesinde uluslararası bir yeniden imar konferansı düzenlemek için çalıştığını aktardı.

Mısır, Gazze’nin yeniden inşası için uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacağını açıklarken, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Şarm eş-Şeyh’te düzenlenen Barış Zirvesi sırasında ABD Başkanı’nı konferansa katılmaya davet etti.

Mısır ve Arap ülkeleri, Gazze’nin mevcut yönetimi için kurulan bağımsız komitenin etkinleştirilmesine odaklanıyor. Fahmi’ye göre, komitede Filistinli bir ortağın yer alması, Gazze’de barış planının devamı açısından önemli bir kazanım niteliği taşıyor.

ABD Başkanı’nın geçen hafta duyurduğu kararla kurulan ve Ali Şaş’ın başkanlığını yaptığı Filistinli “teknokrat komite”, Gazze’nin yönetimini devralmak üzere çalışmalarına başladı.

Salah Abdülati ise Arap ve İslam dünyası tarafından kabul edilen planın Filistinliler için en uygun seçenek olduğunu vurguladı. Bu planın zorunlu göçü engellediğini, kısa bir zaman dilimi içinde yeniden imarı mümkün kıldığını ve Filistinlilerin sürece gerçek anlamda katılımını sağladığını belirtti. Abdülati, ABD planının ise Filistinlileri yeterince dahil etmemesi nedeniyle çok sayıda engelle karşılaşacağını söyledi.

Öte yandan Trump’ın Şubat ayında yaptığı ve Gazze’yi “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüştürmeyi, Filistinlileri başka bölgelere yerleştirmeyi öngören açıklamaları, Mısır ve birçok Arap ülkesi tarafından sert biçimde reddedilmişti.

Trump, o dönemde yaptığı açıklamada, “ABD Gazze Şeridi’nin kontrolünü üstlenecek. Bölgede bulunan patlamamış mühimmatları ve tehlikeli silahları temizleyeceğiz. Bu alanı devralacak, geliştirecek, binlerce istihdam yaratacağız. Ortadoğu’nun tamamının gurur duyacağı bir yer olacak” demiş ve Gazze’nin “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüşeceğini savunmuştu.