7 ay süren savaşın ardından Gazze'de ateşkes sağlanmasına yönelik umutlar artıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde bulunan Han Yunus kentinde İsrail bombardımanı sonucu meydana gelen yıkımdan (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyinde bulunan Han Yunus kentinde İsrail bombardımanı sonucu meydana gelen yıkımdan (Reuters)
TT

7 ay süren savaşın ardından Gazze'de ateşkes sağlanmasına yönelik umutlar artıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde bulunan Han Yunus kentinde İsrail bombardımanı sonucu meydana gelen yıkımdan (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyinde bulunan Han Yunus kentinde İsrail bombardımanı sonucu meydana gelen yıkımdan (Reuters)

İsrail ile Hamas arasında yaklaşık yedi ay süren savaşın ardından dün (Pazartesi) Gazze Şeridi'nde ateşkes ve takas anlaşmasına varılması yönünde umutlar yükseldi.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı habere göre ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Hamas'ın ‘çok cömert’ olarak nitelendirdiği son ateşkes ve takas önerisini kabul edeceği yönündeki umudunu dile getirdi.

Kahire'de dün, ABD ile arabuluculuk yapan Mısır ve Katar temsilcileri ile İsrail ve Mısır arasında müzakere edilen ve aylar süren sonuçsuz tartışmaların ardından teklife yanıt vermesi beklenen Hamas heyeti arasında bir toplantı yapıldı.

AFP'ye konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir Hamas kaynağı, Hamas heyetinin Mısır'dan ayrılarak ‘fikir alışverişinde bulunmak ve mümkün olan en kısa sürede yanıt vermek üzere’ Katar'a döndüğünü söyledi.

El-Kahire el-İhbariyye televizyon kanalı, Hamas heyetinin Kahire'den ayrıldığını ve Gazze Şeridi'ndeki son ateşkes önerisine yazılı bir yanıt ile cevap vereceğini bildirdi.

Cömert teklif

İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron, Riyad'da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) özel oturumunda yaptığı konuşmada, Gazze'deki İsrailli esirlerin serbest bırakılması karşılığında ‘40 günlük ateşkes ve binlerce Filistinli mahkûmun serbest bırakılmasını içeren çok cömert bir teklif’ sunulduğunu söyledi.

Diğer taraftan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, “Herhangi bir ateşkesin geçici değil kalıcı olması gerekli. Tüm esirlerin serbest bırakılmasından yanayız” ifadelerini kullandı.

Faysal bin Ferhan’ın açıklamasından önce Blinken Riyad'da, “Hamas'ın İsrail'den çok cömert bir teklifi var. Karar vermek zorundalar ve hızlı karar vermeleri gerekiyor. Umarım doğru kararı verirler” şeklinde konuştu.

Blinken'ın Suudi Arabistan'ın ardından, büyük bir insani krizin yaşandığı kuşatma altındaki Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanması için bastırmayı amaçlayan yeni Ortadoğu turunun bir parçası olarak bugün (Salı) İsrail'e gitmesi bekleniyor.

Kalıcı ateşkes

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Gazze'deki yeni ateşkes önerisi konusunda ‘iyimser’ olduğunu ifade ederek, önerinin ‘her iki tarafın pozisyonlarını dikkate aldığını ve ılımlılık sağlamaya çalıştığını’ kaydetti.

Hamas'ın siyasi büro ve müzakere ekibi üyesi Zahir Cebbarin ise “Müzakerelerde olumlu bir atmosferden bahsetmek için henüz çok erken” dedi.

“Hamas İsrail'in yanıtını aldı ve buna yanıt vermek için istişare sürecinde” diyen Cebbarin, Hamas'ın koşullarını yineledi: “Kalıcı ateşkes, Gazze Şeridi'nden çekilme, yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü, yeniden inşanın başlaması için net bir takvim ve başta Gazzeli mahkumlar olmak üzere Filistin halkının mahkumlarına yönelik adaletsizliği ortadan kaldıracak gerçek bir takas anlaşmasına varılması.”

Serbest bırakılacak esir sayısı

Basında yer alan haberlere göre İsrail Savaş Kabinesi savaşın başlangıcından bu yana Gazze Şeridi'nde tutulan 40 esirin serbest bırakılmasını talep etti, ancak daha sonra müzakerecilerin bu sayıyı azaltmasına izin verdi.

Amerikan haber sitesi Axios, İsrail'in insani nedenlerle sivil ve asker kadınlar ile 50 yaş üstü ya da sağlık durumu kötü olan erkeklerin serbest bırakılmasını talep ettiğini belirtti.

Siteye göre Hamas sadece 20 esirin bu kriterlere uyduğunu söylüyor. Ayrıca ateşkesin gün sayısının serbest bırakılan esir sayısına eşit olacağı ifade ediliyor.

Diğer yandan Hamas tarafından Cumartesi günü yayınlanan videoda yer alan iki İsrailli esirin yakınları dün, esirlerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Hamas tarafından 7 Ekim'de kaçırılan 64 yaşındaki Keith Siegel'in kızı Ilan Siegel, “İsrail, Mısır, Katar ve ABD'yi sevdiklerimizi hemen eve getirmek için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çağırıyoruz” dedi.



Uzmanlardan Venedik'in sadece denizaltıyla görülebileceği uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Uzmanlardan Venedik'in sadece denizaltıyla görülebileceği uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanları, deniz seviyesi yükselmeye devam ederse Venedik'in anıtlarına yalnızca denizaltıyla ulaşılabileceğini öngörüyor.

İtalyan şehri Venedik, kıvrımlı kanalları ve adalar ağıyla ünlü. Ancak şehir, yükselen deniz seviyesi ve aşırı turizmin yarattığı baskı nedeniyle sular altında kalma riskiyle karşı karşıya; son yıllarda hem turistlerin hem de suların sokakları doldurmasıyla bu risk daha da görünür hale geldi.

Salento Üniversitesi'nin 16 Nisan Perşembe günü yayımlanan raporu, öngörülen deniz seviyesi yükselmesinin, mirasın korunması, sosyal refah ve bakımın maliyeti arasında denge kurarak "benzeri görülmemiş" uzun vadeli uyarlamalar gerektireceğini belirtiyor.

Araştırmacılar, Venedik'in şehri lagünden izole etmek için büyük sel bariyerleri kullanmayı veya lagünü kalıcı kıyı barajlarıyla çevrelemeyi düşünmesi gerektiğini tavsiye ediyor.

Şehrin tamamen sular altında kaldığı en kötü senaryoda, tarihi yerlerin sökülüp yeniden birleştirilerek daha iç kesimlere taşınması gerekecektir.

Bu tehlike kapıda olmasa da mevcut iklim politikaları ve Antarktika buz tabakasında beklenen çöküş gerçekleşirse 22. yüzyılda aşırı deniz seviyesi yükselmesi kaçınılmaz olabilir.

Venedik, Bizans tarzı Aziz Mark Bazilikası ve Gotik Palazzo Ducale gibi birçok tarihi anıta ev sahipliği yapıyor.

Makalede, bazı anıtların yerlerinin değiştirilmesi durumunda kurtarılabileceği belirtilse de, "Tarihi kentsel doku, lagün temelli kültür, geleneksel yaşam tarzları ve çoğu ekonomik faaliyet geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybolacaktır" deniyor.

Araştırmacılar, böyle bir projenin maliyetinin 100 milyar euroyu bulabileceğini tahmin ediyor. Anıtların yanı sıra konutların da terk edilmesi gerekecek ve özel mülklerin kaybının maliyeti 6,5 milyar euroyu bulabilir.

Sular altında kalan kalıntıları ziyaret etmek isteyen herkes, bunu ancak sınırlı bir süre için tekne ve denizaltıyla yapabilecektir.

Salento Üniversitesi'nde araştırmayı yürüten Piero Lionello, The Times'a, "Bu senaryoyu geciktirmek için yapabileceğimiz şeyler var ancak bunlar sonsuza dek işe yaramayacak; gelecek kaçınılmaz görünüyor" diye konuştu.

Venedik, 2020'de, şehri ve adalarını yüksek gelgitlerden ve büyük sel baskınlarından korumak için lagünün çeşitli girişlerine yerleştirilen bir sel bariyer sistemi olan Mose'yi uygulamaya sokmuştu.

Şehrin yarısından fazlası ortalama deniz seviyesinin yalnızca 80 ila 120 santimetre üzerinde bulunuyor, bu da kenti sel baskınlarına karşı çok hassas hale getiriyor. Lionello, 2100'e kadar Venedik'teki ortalama deniz seviyesinin 42 ila 81 cm yükselebileceğini söyledi.

Mose ve diğer bariyer sistemleri Venedik'e uzun vadede yardımcı olabilirken, araştırmacılar en kötü uzun vadeli sonuçlardan kaçınmak için hızlı hareket etmenin hâlâ çok önemli olduğunu belirtti.

Independent Türkçe


Çin, drone'ları havada şarj eden sistemi tanıttı

Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
TT

Çin, drone'ları havada şarj eden sistemi tanıttı

Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)

Çinli bilim insanları, drone'ları havada mikrodalgayla şarj etmek için özel bir enerji iletim platformu geliştirdi. Bu, bir gün insansız hava araçlarının süresiz uçmasına yol açabilecek bir prototip tasarım.

Çin'in Xidian Üniversitesi'nden araştırmacılar, platformun drone'ları fırlatabilen ve onların operasyonel menzilini uzatabilen kara tabanlı bir araca dönüştürülmesini öngörüyor.

Bilim insanlarının yürüttüğü testler, otomobile monte edilen sistemin sabit kanatlı drone'ları 15 metre yükseklikte 3 saatten biraz fazla havada tutabildiğini gösterdi.

Araca monte edilen enerji iletim sistemi, hem drone hem de şarj platformu hareket halindeyken, enerjiyi hava aracının altındaki anten dizisine iletmek için mikrodalga yayıcı kullandı.

Ancak araştırmacılar, Aeronautical Science & Technology adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, mikrodalga yayıcıyla drone arasındaki hizalamayı korumanın zor olduğunu belirtti.

Bu, GPS konumlandırma ve drone içi uçuş kontrol sistemleri arasında yakın bir koordinasyon gerektiriyordu.

Bilim insanları, ışınlanan enerjinin yalnızca yaklaşık yüzde 3 ila 5'inin drone'a ulaştığını ve mikrodalga enerjisinin büyük çoğunluğunun boşa gittiğini belirterek, sistemin hâlâ başlangıç ​​aşamasında olduğunu kaydetti.

Sonuç olarak drone tarafından alınan enerji, rüzgar ve konumlandırma hataları nedeniyle de dalgalanma gösterdi.

Ekibe, anten yapıları ve mikrodalga tabanlı kablosuz enerji iletimi araştırmalarında uzman olan Xidian Üniversitesi profesörü Song Liwei liderlik etti.

Son yıllarda ortamdaki ve yönlendirilmiş elektromanyetik enerjiyi kullanılabilir doğrudan elektrik enerjisine dönüştürme kavramı, araştırma prototip aşamasından standartlaştırılmaya hazır bir teknolojiye dönüşüyor.

Geçen yıl ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), lazer ışınıyla 8,6 km'lik bir mesafeye 30 saniyeden fazla süre boyunca 800 vat güç ileterek enerji aktarımında yeni bir rekor kırmıştı.

Sistemin verimliliği yalnızca yaklaşık yüzde 20 olsa da DARPA, teknoloji daha düşük maliyetli hale geldikçe iyileştirmelerin mümkün olduğunu belirtti.

Devam eden bir ABD savunma projesi, neredeyse anlık enerji iletimi için bir "kablosuz enerji ağı" geliştirmeyi hedefliyor.

Son Çin çalışmasından farklı olarak DARPA tasarımı, yerdeki bir lazerin havadaki birden fazla düğümden geçerek tekrar yerdeki bir alıcıya inmesini sağlayarak uzun mesafeli güç iletimi gerçekleştirmeyi umuyor.

ABD ajansı, bu ağın drone filoları için sınırsız menzil veya dayanıklılık sağlamasını umuyor.

Independent Türkçe


Obama çiftinin prodüksiyon şirketinin akıbeti belli oldu

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Obama çiftinin prodüksiyon şirketinin akıbeti belli oldu

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Barack Obama, kendisi ve eşi Michelle'in yapım şirketi Higher Ground'un Netflix'le 8 yıllık işbirliğinin ardından geleceğini dair konuştu.

Eski ABD Başkanı ve First Lady, şirketi 2018'de kurmuş ve yayın platformuyla anlaşma imzalamıştı. Bu anlaşma daha sonra 2024'te tüm film ve televizyon projelerini kapsayan çok yıllık bir ilk bakış anlaşmasına dönüştürülmüştü. Bu süre zarfında Higher Ground, Julia Roberts ve Ethan Hawke'ın başrollerini paylaştığı 2023 yapımı kıyamet temalı gerilim filmi Dünyayı Ardında Bırak (Leave the World Behind) da dahil birçok filme imza attı.

Ancak Netflix'le olan anlaşmanın sona ermesiyle birlikte 64 yaşındaki Barack, daha bağımsız bir yapıya geçmeyi planladıklarını söyledi.

The Hollywood Reporter'a göre, cumartesi günü Philadelphia'da düzenlenen bir medya, spor ve eğlence etkinliğinde konuşan siyasetçi, kendisi ve Michelle'in Netflix'le yaptıkları başlangıç için "çok minnettar" olduklarını belirterek, artık "çeşitli stüdyolarla çalışabilecekleri daha bağımsız bir [şirkete] geçiş sürecinde olduklarını" ekledi.

Higher Ground, Oscar'a aday gösterilen Rustin, American Symphony ve Crip Camp filmlerinin yanı sıra Oscar ve Emmy ödüllü belgesel American Factory'nin de yapımcılığını üstlendi. Diğer önemli yapımları arasında mini dizi Bodkin, NBA belgesel dizisi Starting Five ve Kevin Hart'ın başrolünde yer aldığı 2021 yapımı aile komedisi Bir Eksik (Fatherhood) var.

Son zamanlarda Higher Ground, film ve televizyonun ötesine geçerek faaliyet alanını genişletti. Geçen ay Obama çifti, Pulitzer ödüllü oyun Proof'un Broadway'deki yeni sahnelenişine ortak yapımcı olarak dahil oldu. 16 Nisan'da sahnelenmeye başlayan oyunda Ayo Edebiri, Don Cheadle, Pachinko'dan Jin Ha ve Orange Is the New Black yıldızı Samira Wiley rol alıyor. 16 haftalık gösterim, Tony ödüllü Thomas Kail tarafından yönetiliyor ve Kail, Mike Bosner ve Obamalarla birlikte yapımcılığı da üstleniyor.

Obama çifti daha önceki bir açıklamalarında "Bu dönüm noktası niteliğindeki oyunu Ayo, Don ve Tommy'yle ve Mike'ın öncülüğünde Broadway'e geri getirmek olağanüstü bir ayrıcalık ve bu yapımın bir parçası olmaktan daha fazla gurur duyamazdık" demişti.

Proof, Higher Ground'un desteklemek için kurulduğu türden bir hikaye; deha, şüphe ve en çok sevdiklerimizden bize kalanlar hakkında derin sorular soran bir oyun.

Higher Ground ayrıca podcast alanına da açılarak IMO with Michelle Obama and Craig Robinson, Talk Easy with Sam Fragoso ve Audible Originals yapımları olan The Wonder of Stevie ve Fela Kuti: Fear No Man gibi programların yapımını üstlendi.

Toplamda şirket, üç Akademi Ödülü adaylığı, 12 adaylıktan 6 Emmy ve üç adaylıktan iki Grammy kazandı.

Independent Türkçe