ABD'nin Gazze'de ‘ertesi gün’ için planı yok… Hamas'ın ortadan kaldırılması öncelik olmaya devam ediyor

Şarku’l Avsat’a konuşan araştırmacılar: Çok uluslu güç Washington için ölü ya da erken.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
TT

ABD'nin Gazze'de ‘ertesi gün’ için planı yok… Hamas'ın ortadan kaldırılması öncelik olmaya devam ediyor

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşını sona erdirmeyi ve Filistinli tutuklular karşılığında İsrailli esirleri serbest bırakmayı amaçlayan görüşmeler tıkanırken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti, savaşı sona erdirmek ve Hamas'ı ortadan kaldırmak için kilit bir hedef olarak gördüğü Refah'ın işgali için bastırmaya devam ediyor.

Bazılarının ‘amaçtan’ ziyade ‘araçlar’ etrafında döndüğünü düşündüğü ‘anlaşmazlıklara’ rağmen, ABD'li yetkililer İsrail'in Gazze savaşından sonraki ‘ertesi güne’ ilişkin bir ‘planın’ olmadığından bahsediyor. Peki ABD'nin planı ne?

Analistler, Hamas'ın geçen yıl 7 Ekim'de başlattığı ve devam eden savaşı tetikleyen saldırının sadece İsrail'i değil, ABD, İran, bölge ülkeleri ve Filistinlileri de şaşırttığını söylüyor.

Ancak saldırının yankıları, savaşın İsrail ve Filistin arasındaki önceki savaşlara benzemeyeceğini gösterdi. Netanyahu açıkça “bunun bölgenin çehresini değiştirecek uzun bir savaş olacağını” ifade etti.

Savaşın başlamasından yedi aydan fazla bir süre sonra bugün, Gazze'de ‘ertesi gün’ ile ilgili sorular yoğunlaşırken, Bahreyn Zirvesi bildirisine göre iki devletli bir çözüme hazırlık olarak Filistin topraklarında güvenliği devralacak çok uluslu güçlerin oluşturulması da dahil olmak üzere öneriler ve senaryolar ortaya atılıyor.

dsfdvf
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan (Reuters)

Öte yandan, Hamas'ın kontrolünün sona erdirilmesi koşuluyla, güvenliğin yeniden sağlanması ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına katılmak üzere ortak güçlerin Gazze Şeridi'nde konuşlandırılmasına ilişkin, bazıları ABD tarafından ortaya atılan ‘fikirler’ öne sürülüyor.

Stratejik ikilemler

Bazı raporlar, konunun hem ABD'nin hem de İsrail'in karşı karşıya olduğu stratejik ve siyasi ikilemleri ortaya koyduğuna ve Başkan Joe Biden yönetiminin çatışmayı sona erdirmek için yeni bir girişimde bulunmadığına inanıyor. Çünkü çok az ABD'li yetkili Arap ülkeleriyle aralarındaki farklılıkların çözülmeye yakın olduğuna dair herhangi bir iyimserlik ifade etti.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve bir dizi üst düzey ABD'li yetkilinin geçtiğimiz hafta Pazar günü Riyad ve diğer Arap başkentlerini de kapsayan bir turla İsrail'e gelmesiyle birlikte Biden yönetimi Refah ve ötesindeki seçenekleri, özellikle de buradaki askeri operasyon ve Gazze'nin geleceğini görüşmek istiyor.

ABD planı yok

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı olan Gays el-Ömeri, ABD'nin bir planı olmadığını, zira ABD'nin ‘savaşın bir parçası olmadığını’ vurguladı. Şarku’l Avsat'a konuşan el-Ömeri, “ABD'nin İsrail'e Washington'un şehir savaşları konusundaki deneyimlerine dayanarak tavsiyelerde bulunduğunu, ancak ABD savaşın bir tarafı olmadığı için plan yapmanın ABD'nin yetkisinde olmadığını” söyledi. El-Ömeri, “Bunun yerine ABD net hedefler belirledi: İsrail'in Refah'a yönelik herhangi bir operasyonda sivilleri korumak için inandırıcı planlar sunması gerekiyor. İsrail'in planları bu hedefe göre değerlendirilecektir” ifadelerini kullandı.

dsfv
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

Demokrasileri Savunma Vakfı'nda kıdemli araştırmacı olan Richard Goldberg Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Biden yönetimi nihayetinde İsrail için kabul edilemez olan bazı parametreler konusunda rahat. Söz konusu parametreler şunlar: ‘Hamas'ın El Fetih ile birleşmiş bir siyasi parti olarak kalması, Filistin Yönetimi liderliğindeki hükümetin Gazze Şeridi'ni yönetmesinin desteklenmesi ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) birincil sosyal ve insani yardım sağlayıcısı olarak kalması’. Biden için bu, bir Filistin devletine giden yoldur. İsrail içinse bu, 7 Ekim'e giden bitmeyen bir yoldur.”

Çok uluslu güç ölü mü, yoksa henüz vakti mi değil?

Arap Birliği, Gazze Şeridi de dahil olmak üzere iki devletli çözüm beklentisiyle Filistin topraklarına çok uluslu güçlerin gönderilmesini tavsiye etti. Bu önerinin Amerikan pozisyonuyla uyumlu olmadığı ve İsrail'in bunu reddettiği açıkça görüldü.

El-Ömeri, “ABD, Hamas'ı yenilgiye uğratma ve esirlerin serbest bırakılmasını sağlama hedeflerini İsrail ile paylaşıyor. Şu anda uluslararası bir güç oluşturulması Washington'da erken bir fikir olarak görülüyor. Bu fikir, savaş sona erdikten sonra ABD'nin sıcak bakabileceği bir şey. Ancak buna rağmen uluslararası güç fikri, bu gücün yapısıyla ilgili pek çok soruyu da gündeme getiriyor: Bu gücün içinde Arap kuvvetleri olacak mı? Bu gücün görev alanı nedir? Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki kalıntılarıyla savaşabilecek mi? Gücünün kaynağı ne olacak?” ifadelerini kullandı.

sxdvfb
Bahreyn'deki 33. Arap Birliği Zirvesi’nden (EPA)

İsrail'e gelince, el-Ömeri, Netanyahu'nun Gazze Şeridi'ndeki savaştan sonraki gün için herhangi bir siyasi ya da güvenlik fikrini tartışmayı reddettiğini belirtti. Zira Netanyahu, koalisyonunu kaybetme korkusuyla uluslararası güçleri bile tartışmak istemiyor. El-Ömeri, “Ancak İsrail Savunma Bakanı'nın son açıklamaları, Netanyahu üzerinde ertesi günün senaryosunu ortaya koyması için baskı yaratıyor. Buna savaştan sonra Gazze Şeridi'nde güvenliği kimin sağlayacağı sorusu da dahil” dedi.

Goldberg, çok uluslu bir güç oluşturma önerisinin iki nedenden ötürü duyurulduğu günden bu yana ölü doğduğunu düşünüyor: “Birincisi, böyle bir öneri, Kudüs ve gelecekteki herhangi bir barış anlaşmasında İsrail'in kontrolünde kalması muhtemel bölgeler üzerindeki İsrail egemenliğini silmeyi amaçlıyor. İkincisi, İran'ın Hamas'ı sadece Gazze Şeridi'nde değil Batı Şeria'da da yeniden inşa etmesinin önünü açıyor.” Goldberg, “Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün İran destekli terör örgütleriyle nasıl başa çıktığı konusunda daha fazla bilgi edinmek istiyorsak, son 17 yılda Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile Hizbullah arasında neler yaşandığını gözden geçirelim” ifadesini kullandı.

Öncelik Hamas'ı yenmek

Bazı ABD'li yetkililer, İsrail'in stratejisinin Hamas'ı yenmekte başarısız olduğunu ve dolayısıyla Refah operasyonunun da başarısız olduğunu söylese de el-Ömeri, “Bunun Washington'un görüşünü tam olarak yansıttığından emin değilim. Biden yönetimi Hamas'ı yenme kararlılığını sürdürüyor, ancak bu hedefe sivilleri koruyan bir askeri operasyonla ulaşılabileceğine inanıyor. İsrail'le aralarındaki gerilim ise hedefle değil yöntemlerle ilgili” dedi.

dsvfbgn
ABD Başkanı Joe Biden (AFP)

Goldberg şu değerlendirmede bulundu: “Bu, Hamas'ı olduğu gibi bırakan bir ateşkesi zorlamayı haklı çıkarmak için mümkün olduğunca çok argüman yaratmayı amaçlayan siyasi bir iletişim çabası gibi görünüyor. Hem ABD hem de İsrail gerçeklerle ve ayrıntılarla uğraşsa daha iyi olur: Hamas bugün ne kadar güçlü? Hâlâ nerelerde faaliyet gösteriyor? Gazzelilerin Hamas'ın bir daha iktidara gelmeyeceğine inanması için kalan birimlerin dağıtılması, Hamas liderliğinin ve kontrolünün ortadan kaldırılması ve üst düzey liderlerinin öldürülmesi için ne gerekiyor?”



Hegseth, Kara Kuvvetleri Komutanı ve iki generali görevden aldı

General Randy George (AP)
General Randy George (AP)
TT

Hegseth, Kara Kuvvetleri Komutanı ve iki generali görevden aldı

General Randy George (AP)
General Randy George (AP)

Pentagon, ABD Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanı General Randy George'un, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in talebi üzerine diğer iki generalin görevden alınmasıyla eş zamanlı olarak derhal istifa ettiğini doğruladı. Hegseth ayrıca, kararın gerekçesine dair gerçek bir açıklama yapmadan, askeri personelin üsler içinde kendi kişisel silahlarını taşımasına izin veren bir başka karar daha yayınladı.

Demokratlar ve ordunun bazı kesimleri, yaşananları sadece bir "yeniden yapılanma" olarak değil, partizan çatışmalardan uzak durması gereken bir kurum içinde siyasi sadakatin sınanması süreci olarak görüyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu endişeler, Hegseth tarafından hedef alınanların birçoğunun Biden yönetimi altında görev yapmış veya Trump'ın kültürel ve siyasi gündemiyle ters düşen askeri liderlerle ilişkili olması nedeniyle daha da artıyor. Amerikan basınında da yansıtıldığı gibi, bu kararlar sadece güvenlik veya idari nitelikte değil, aynı zamanda ABD ordusunun kimliği ve geleneksel tarafsızlığının sınırları üzerine bir mücadelenin de devamı.


Trump, kötü şöhretli Alcatraz hapishanesinin yeniden açılması için fon talep etti

 San Francisco Körfezi'ndeki Alcatraz Adası'nda bulunan Alcatraz hapishane kompleksi (Arşiv-Reuters)
San Francisco Körfezi'ndeki Alcatraz Adası'nda bulunan Alcatraz hapishane kompleksi (Arşiv-Reuters)
TT

Trump, kötü şöhretli Alcatraz hapishanesinin yeniden açılması için fon talep etti

 San Francisco Körfezi'ndeki Alcatraz Adası'nda bulunan Alcatraz hapishane kompleksi (Arşiv-Reuters)
San Francisco Körfezi'ndeki Alcatraz Adası'nda bulunan Alcatraz hapishane kompleksi (Arşiv-Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, yeni bütçe teklifinde, kötü şöhretli Alcatraz hapishanesini yeniden açmak için Kongre'den 152 milyon dolar talep etti.

Beyaz Saray tarafından dün açıklanan 2027 mali yılı bütçe teklifi, Alcatraz hapishanesinin "son teknolojiye sahip, güvenli bir hapishane tesisi" olarak yeniden inşası için fon ayrılmasını öngörüyor.

Bu fon, projenin ilk yılını kapsıyor ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki "harap haldeki gözaltı tesisleri" için ayrılan 1,7 milyar dolarlık daha büyük fon talebinin bir parçası.

Trump, mayıs ayında yetkililere hapishaneyi yeniden inşa edip açmaları talimatını verdiğini söylemişti.

"Kaya" olarak bilinen Alcatraz, San Francisco Körfezi'ndeki rüzgârların estiği adada bulunan yüksek güvenlikli bir hapishaneydi.

Ada, 29 yıl boyunca "en ağır suçluların" -isyancıların ve firar ustalarının- sürgün yeri olarak hizmet verdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre hapishanede tutulan son mahkumlar 1963 yılında serbest bırakıldı.


İki Amerikan uçağının düşmesi savaşın yeni bir aşamasını başlattı

ABD Donanması'na ait savaş uçakları, çarşamba günü İran'da düzenlenen bir operasyon sırasında muharebe görevlerine hazırlanıyor (CENTCOM)
ABD Donanması'na ait savaş uçakları, çarşamba günü İran'da düzenlenen bir operasyon sırasında muharebe görevlerine hazırlanıyor (CENTCOM)
TT

İki Amerikan uçağının düşmesi savaşın yeni bir aşamasını başlattı

ABD Donanması'na ait savaş uçakları, çarşamba günü İran'da düzenlenen bir operasyon sırasında muharebe görevlerine hazırlanıyor (CENTCOM)
ABD Donanması'na ait savaş uçakları, çarşamba günü İran'da düzenlenen bir operasyon sırasında muharebe görevlerine hazırlanıyor (CENTCOM)

Savaşın altıncı haftasına girilirken, dün iki Amerikan uçağı düştü; bu, nadir görülen bir gelişme. Bir savaş uçağı İran toprakları içinde düştü ve mürettebatı için arama kurtarma operasyonu başlatıldı. New York Times (NYT) ise ikinci bir Amerikan A-10 Warthog savaş uçağının Hürmüz Boğazı yakınlarında düştüğünü ve pilotunun kurtarıldığını bildirdi.

Böylece Washington, bir günde hem İran içinde hava kayıplarıyla hem de Körfez bölgesinde ikinci bir çatışmayla karşı karşıya kaldı; üstelik bu sırada Tahran'a yönelik saldırılarına devam ediyor ve gerilimi daha da artırmakla tehdit ediyordu.

ABD ve İsrail yetkilileri, uçağın İran sınırları içinde düşmesinin ardından bir mürettebatın kurtarıldığını açıkladı. Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre bir kaynak, İran devlet medyasının güneybatı İran'da bir ABD savaş uçağının düşürüldüğünü ve en az bir mürettebatın uçak düşmeden önce fırlatma koltuğuyla uçaktan ayrıldığını duyurmasının ardından, ABD'nin bir kurtarma operasyonu yürüttüğünü belirtti.

Olay, Washington'un İran içindeki hedeflere yönelik saldırılarına devam ettiği bir dönemde meydana geldi. İran devlet ve yarı resmi medyası ise savaş uçağının ülkenin güneybatısında hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü ve düştüğü bölgede arama çalışmalarının başladığını bildirdi.

Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump'ın olay hakkında bilgilendirildiğini söyledi ancak daha fazla ayrıntı vermedi. Olayın hemen ardından geçen saatlerde ne ABD Savunma Bakanlığı ne de ABD Merkez Komutanlığı yorum taleplerine yanıt vermedi.

İran Parlamento Başkanı Muhammed Kalibaf, ABD'nin başlattığı savaşın, kendi ifadesiyle, "rejim değişikliği" hedefinden, İran üzerinde bir Amerikan savaş uçağının düşürülmesinin ardından pilotlarını arama hedefine kaydığını söyledi.

Bir ABD yetkilisi Reuters'e, düşürülen uçağın bir F-15 olduğunu söyledi. Constable Ground Project'ten adli görüntü analisti William Goodhind, uçağın kuyruğuna ait dolaşan görüntülerin, bunun bir F-15E Strike Eagle olduğunu gösterdiğini belirtti.

 İran'ın batısında pilotların kurtarılması operasyonu sırasında ABD savaş uçaklarının uçtuğu görülüyor (Sosyal Medya)İran'ın batısında pilotların kurtarılması operasyonu sırasında ABD savaş uçaklarının uçtuğu görülüyor (Sosyal Medya)

Buna karşılık, İran kaynakları uçağın Lakenheath filosuna ait bir F-35 olduğunu belirtti. İran medyası, enkazı ve fırlatma koltuğunu gösterdiği iddia edilen görüntüleri yayınlarken, sosyal medya hesaplarında da kaza yerinden olduğu iddia edilen fotoğraf ve videolar dolaştı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Fars Haber Ajansı, askeri güçlerin dün erken saatlerde düşen Amerikan savaş uçağının pilotunu arama operasyonu başlattığını bildirdi. Devlet televizyonu ayrıca, pilotu veya pilotları yakalayıp polise veya orduya teslim eden herkese maddi ödül verileceğini duyurdu.

İran medyasında paylaşılan fotoğraflarda Amerikan savaş uçağının enkazının bir kısmı görülüyor (Sosyal ağlarda)İran medyasında paylaşılan fotoğraflarda Amerikan savaş uçağının enkazının bir kısmı görülüyor (Sosyal ağlarda)

Devlet haber ajansı ISNA, Kohgiluye ve Buyer Ahmed vilayetinin valisinin, mürettebattan birini yakalayan veya öldüren herkese "özel bir takdir verileceğini" söylediğini aktardı. Yerel kanallar da bölge sakinlerini, hayatta kalanları arama çalışmalarında yetkililerle iş birliği yapmaya çağırdı.

Sosyal medyada dolaşan görüntülerde, İranlı bir kanalın en az bir pilotun fırlatma koltuğuyla atladığını bildirdiği dağlık bölge üzerinde ABD insansız hava araçları, savaş uçakları ve helikopterlerinin uçtuğu görüldü. İran medyası, bu uçuşların arama ve kurtarma görevinin bir parçası gibi göründüğünü öne sürdü.

Associated Press (AP), İsrail'in arama ve kurtarma operasyonunda Amerika Birleşik Devletleri'ne yardım ettiğini bildirdi. Resmi bir ABD açıklaması yapılmadan önce isminin açıklanmaması şartıyla konuşan bilgi sahibi bir İsrail askeri yetkilisi, kurtarma operasyonunun devam ettiğini doğruladı.

Mürettebat üyelerinden herhangi birinin İran içinde hayatta kalmış olma olasılığı, Amerika Birleşik Devletleri için özel bir risk oluşturmaktadır; çünkü olay sadece bir savaş uçağının kaybını değil, aynı zamanda düşman hava sahasında ve İran güvenlik ve askeri gözetimi altındaki bir bölgede potansiyel bir kurtarma operasyonunun başlatılmasını da içermektedir.

Olay, ABD ordusuna aynı anda iki hedef sunuyor: kalan mürettebat üyelerini kurtarmaya çalışmak ve görevde yer alan kuvvetleri ve varlıkları korumak. Riskler daha da artıyor çünkü muharebe kurtarma operasyonları genellikle nispeten düşük irtifalarda uçan helikopterlere ve uçaklara dayanıyor.

ABD raporları, ABD ordusunun operasyonlar sırasında uçakların düşürülmesi ihtimaline karşı İran yakınlarında, Irak ve Suriye de dahil olmak üzere, arama ve kurtarma yeteneklerini zaten koruduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, bu tür bir görevi İran hava sahası içinde veya yakınında yürütmek son derece hassas bir konu olmaya devam ediyor.

Bu olay, savaşın başlamasından beri İran içinde düşman ateşiyle düşürülen ilk ABD uçağı vakası olarak biliniyor. Bu durum, Trump yönetiminin son günlerde askeri operasyonlarının hedeflerine yaklaştığını defalarca belirtmesi ve yoğun bombalamalara devam edeceğini bildirmesi ile aynı zamana denk geliyor.

Daha sonra, NYT isminin açıklanmasını istemeyen ABD'li yetkililere atıfta bulunarak, dün Körfez bölgesinde ikinci bir ABD savaş uçağının düştüğünü ve uçaktaki tek pilotun fırlatma koltuğuyla atladığını bildirdi.

NYT, bir A-10 Warthog saldırı uçağının Hürmüz Boğazı yakınlarında düştüğünü, aynı zamanda bir ABD F-15E savaş uçağının da İran üzerinde düşürüldüğünü bildirdi. Habere göre, savaş uçağının mürettebatından bir kişi kurtarılırken, arama kurtarma ekipleri diğer pilotu bulmak için çalışmalarını sürdürdü.

Gazeteye göre, yetkililer A-10 kazasıyla ilgili, nasıl meydana geldiği veya kesin yeri de dahil olmak üzere, çok az ayrıntı verdi.

Resim arapça

İHA'nın düşürülmesi, Trump'ın İran'ı "taş devrine dönene kadar" bombalamaya devam edeceği tehdidinde bulunmasının ardından geldi. Bu tehdit, Trump'ın Tahran'a savaşı Amerikan şartlarına göre sonlandırması için uyguladığı baskı kampanyasının bir parçasıydı. Trump ayrıca saldırıların enerji altyapısını ve tuzdan arındırma tesislerini hedef alabileceğini de söyledi.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), savaşın şu ana kadar 13 Amerikan askerinin ölümüne ve 300'den fazla askerin yaralanmasına yol açtığını, İran tarafından hiçbir Amerikan askerinin esir alınmadığını belirtiyor. İHA olayı, savaşın doğrudan insani ve askeri maliyetine bir boyut daha ekliyor.

Trump, İran ordusunu defalarca çoktan yenilmiş olarak göstermeye çalışmıştı, ancak Reuters, ABD istihbaratına atıfta bulunarak, haftalarca süren yoğun ABD ve İsrail saldırılarına rağmen İran'ın hala önemli füze ve İHA yeteneklerine sahip olduğunu bildirdi.

Reuters kaynakları, ABD'nin İran'ın füze cephaneliğinin yaklaşık üçte birinin imha edildiğini ancak yakın zamanda kesin olarak doğrulayabildiğini belirtti. Geri kalan üçte birinin akıbetinin daha belirsiz olduğunu, ancak muhtemelen hasar gördüğünü, imha edildiğini veya yer altı tünellerine ve hendeklerine gömüldüğünü ifade ettiler.

Bu bağlamda, savaş uçağı olayı, savaşın artık sabit hedeflere yönelik uzun menzilli saldırılarla sınırlı olmadığını, İran hava sahasında doğrudan hava tehditlerini de içerdiğini ve bununla birlikte mürettebat kayıpları ve karmaşık kurtarma operasyonlarına duyulan ihtiyacı da beraberinde getirdiğini gösteren ilave bir kanıt sunmaktadır.

İran açısından bakıldığında, yetkililerin olayı hızla kullanmaya çalıştığı açıktı. Uçağın düşürüldüğünü duyurmanın yanı sıra, resmi anlatı, şüpheli pilotların peşine düşülmesi, ödüller teklif edilmesi ve enkazın görüntülerinin yayınlanmasının yanı sıra İran hava sahasındaki Amerikan uçaklarının görüntülerinin yayınlanmasını da içerecek şekilde genişledi.

İlk saatlerde uçaktaki mürettebat sayısı belirsizliğini korurken, mürettebattan birinin kurtarıldığı yönündeki haberlerin ardından ikinci mürettebatın akıbeti netleşmedi. Arama ve kurtarma operasyonunun sona erip ermediği veya hala devam edip etmediği de henüz net değil.