ABD'nin Gazze'de ‘ertesi gün’ için planı yok… Hamas'ın ortadan kaldırılması öncelik olmaya devam ediyor

Şarku’l Avsat’a konuşan araştırmacılar: Çok uluslu güç Washington için ölü ya da erken.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
TT

ABD'nin Gazze'de ‘ertesi gün’ için planı yok… Hamas'ın ortadan kaldırılması öncelik olmaya devam ediyor

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşını sona erdirmeyi ve Filistinli tutuklular karşılığında İsrailli esirleri serbest bırakmayı amaçlayan görüşmeler tıkanırken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti, savaşı sona erdirmek ve Hamas'ı ortadan kaldırmak için kilit bir hedef olarak gördüğü Refah'ın işgali için bastırmaya devam ediyor.

Bazılarının ‘amaçtan’ ziyade ‘araçlar’ etrafında döndüğünü düşündüğü ‘anlaşmazlıklara’ rağmen, ABD'li yetkililer İsrail'in Gazze savaşından sonraki ‘ertesi güne’ ilişkin bir ‘planın’ olmadığından bahsediyor. Peki ABD'nin planı ne?

Analistler, Hamas'ın geçen yıl 7 Ekim'de başlattığı ve devam eden savaşı tetikleyen saldırının sadece İsrail'i değil, ABD, İran, bölge ülkeleri ve Filistinlileri de şaşırttığını söylüyor.

Ancak saldırının yankıları, savaşın İsrail ve Filistin arasındaki önceki savaşlara benzemeyeceğini gösterdi. Netanyahu açıkça “bunun bölgenin çehresini değiştirecek uzun bir savaş olacağını” ifade etti.

Savaşın başlamasından yedi aydan fazla bir süre sonra bugün, Gazze'de ‘ertesi gün’ ile ilgili sorular yoğunlaşırken, Bahreyn Zirvesi bildirisine göre iki devletli bir çözüme hazırlık olarak Filistin topraklarında güvenliği devralacak çok uluslu güçlerin oluşturulması da dahil olmak üzere öneriler ve senaryolar ortaya atılıyor.

dsfdvf
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan (Reuters)

Öte yandan, Hamas'ın kontrolünün sona erdirilmesi koşuluyla, güvenliğin yeniden sağlanması ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına katılmak üzere ortak güçlerin Gazze Şeridi'nde konuşlandırılmasına ilişkin, bazıları ABD tarafından ortaya atılan ‘fikirler’ öne sürülüyor.

Stratejik ikilemler

Bazı raporlar, konunun hem ABD'nin hem de İsrail'in karşı karşıya olduğu stratejik ve siyasi ikilemleri ortaya koyduğuna ve Başkan Joe Biden yönetiminin çatışmayı sona erdirmek için yeni bir girişimde bulunmadığına inanıyor. Çünkü çok az ABD'li yetkili Arap ülkeleriyle aralarındaki farklılıkların çözülmeye yakın olduğuna dair herhangi bir iyimserlik ifade etti.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve bir dizi üst düzey ABD'li yetkilinin geçtiğimiz hafta Pazar günü Riyad ve diğer Arap başkentlerini de kapsayan bir turla İsrail'e gelmesiyle birlikte Biden yönetimi Refah ve ötesindeki seçenekleri, özellikle de buradaki askeri operasyon ve Gazze'nin geleceğini görüşmek istiyor.

ABD planı yok

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı olan Gays el-Ömeri, ABD'nin bir planı olmadığını, zira ABD'nin ‘savaşın bir parçası olmadığını’ vurguladı. Şarku’l Avsat'a konuşan el-Ömeri, “ABD'nin İsrail'e Washington'un şehir savaşları konusundaki deneyimlerine dayanarak tavsiyelerde bulunduğunu, ancak ABD savaşın bir tarafı olmadığı için plan yapmanın ABD'nin yetkisinde olmadığını” söyledi. El-Ömeri, “Bunun yerine ABD net hedefler belirledi: İsrail'in Refah'a yönelik herhangi bir operasyonda sivilleri korumak için inandırıcı planlar sunması gerekiyor. İsrail'in planları bu hedefe göre değerlendirilecektir” ifadelerini kullandı.

dsfv
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

Demokrasileri Savunma Vakfı'nda kıdemli araştırmacı olan Richard Goldberg Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Biden yönetimi nihayetinde İsrail için kabul edilemez olan bazı parametreler konusunda rahat. Söz konusu parametreler şunlar: ‘Hamas'ın El Fetih ile birleşmiş bir siyasi parti olarak kalması, Filistin Yönetimi liderliğindeki hükümetin Gazze Şeridi'ni yönetmesinin desteklenmesi ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) birincil sosyal ve insani yardım sağlayıcısı olarak kalması’. Biden için bu, bir Filistin devletine giden yoldur. İsrail içinse bu, 7 Ekim'e giden bitmeyen bir yoldur.”

Çok uluslu güç ölü mü, yoksa henüz vakti mi değil?

Arap Birliği, Gazze Şeridi de dahil olmak üzere iki devletli çözüm beklentisiyle Filistin topraklarına çok uluslu güçlerin gönderilmesini tavsiye etti. Bu önerinin Amerikan pozisyonuyla uyumlu olmadığı ve İsrail'in bunu reddettiği açıkça görüldü.

El-Ömeri, “ABD, Hamas'ı yenilgiye uğratma ve esirlerin serbest bırakılmasını sağlama hedeflerini İsrail ile paylaşıyor. Şu anda uluslararası bir güç oluşturulması Washington'da erken bir fikir olarak görülüyor. Bu fikir, savaş sona erdikten sonra ABD'nin sıcak bakabileceği bir şey. Ancak buna rağmen uluslararası güç fikri, bu gücün yapısıyla ilgili pek çok soruyu da gündeme getiriyor: Bu gücün içinde Arap kuvvetleri olacak mı? Bu gücün görev alanı nedir? Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki kalıntılarıyla savaşabilecek mi? Gücünün kaynağı ne olacak?” ifadelerini kullandı.

sxdvfb
Bahreyn'deki 33. Arap Birliği Zirvesi’nden (EPA)

İsrail'e gelince, el-Ömeri, Netanyahu'nun Gazze Şeridi'ndeki savaştan sonraki gün için herhangi bir siyasi ya da güvenlik fikrini tartışmayı reddettiğini belirtti. Zira Netanyahu, koalisyonunu kaybetme korkusuyla uluslararası güçleri bile tartışmak istemiyor. El-Ömeri, “Ancak İsrail Savunma Bakanı'nın son açıklamaları, Netanyahu üzerinde ertesi günün senaryosunu ortaya koyması için baskı yaratıyor. Buna savaştan sonra Gazze Şeridi'nde güvenliği kimin sağlayacağı sorusu da dahil” dedi.

Goldberg, çok uluslu bir güç oluşturma önerisinin iki nedenden ötürü duyurulduğu günden bu yana ölü doğduğunu düşünüyor: “Birincisi, böyle bir öneri, Kudüs ve gelecekteki herhangi bir barış anlaşmasında İsrail'in kontrolünde kalması muhtemel bölgeler üzerindeki İsrail egemenliğini silmeyi amaçlıyor. İkincisi, İran'ın Hamas'ı sadece Gazze Şeridi'nde değil Batı Şeria'da da yeniden inşa etmesinin önünü açıyor.” Goldberg, “Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün İran destekli terör örgütleriyle nasıl başa çıktığı konusunda daha fazla bilgi edinmek istiyorsak, son 17 yılda Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile Hizbullah arasında neler yaşandığını gözden geçirelim” ifadesini kullandı.

Öncelik Hamas'ı yenmek

Bazı ABD'li yetkililer, İsrail'in stratejisinin Hamas'ı yenmekte başarısız olduğunu ve dolayısıyla Refah operasyonunun da başarısız olduğunu söylese de el-Ömeri, “Bunun Washington'un görüşünü tam olarak yansıttığından emin değilim. Biden yönetimi Hamas'ı yenme kararlılığını sürdürüyor, ancak bu hedefe sivilleri koruyan bir askeri operasyonla ulaşılabileceğine inanıyor. İsrail'le aralarındaki gerilim ise hedefle değil yöntemlerle ilgili” dedi.

dsvfbgn
ABD Başkanı Joe Biden (AFP)

Goldberg şu değerlendirmede bulundu: “Bu, Hamas'ı olduğu gibi bırakan bir ateşkesi zorlamayı haklı çıkarmak için mümkün olduğunca çok argüman yaratmayı amaçlayan siyasi bir iletişim çabası gibi görünüyor. Hem ABD hem de İsrail gerçeklerle ve ayrıntılarla uğraşsa daha iyi olur: Hamas bugün ne kadar güçlü? Hâlâ nerelerde faaliyet gösteriyor? Gazzelilerin Hamas'ın bir daha iktidara gelmeyeceğine inanması için kalan birimlerin dağıtılması, Hamas liderliğinin ve kontrolünün ortadan kaldırılması ve üst düzey liderlerinin öldürülmesi için ne gerekiyor?”



İran savaşı ABD içindeki bölünmeleri alevlendiriyor

İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
TT

İran savaşı ABD içindeki bölünmeleri alevlendiriyor

İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)

Washington’da İran savaşı etrafında süren siyasi tartışmalar, son günlerde eleştiri boyutunu aşarak karşılıklı ‘ihanet’ suçlamalarına dönüştü. Bu durumun, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler açısından kritik önem taşıyan seçim sürecinde siyasi söylemin sertleşeceğine işaret ettiği değerlendiriliyor. Her ne kadar Trump yönetimi, Kongre’ye gönderdiği mesajda İran ile yürütülen askeri faaliyetlerin sona erdiğini belirterek, savaşın başlamasından 60 gün sonra anayasal olarak zorunlu hale gelen savaş yetkisi oylamasından kaçınmaya çalışsa da Demokratlar bu yaklaşımı reddetti. Demokrat siyasetçiler, yönetimi kamuoyunu yanıltmak ve anayasayı ihlal etmekle suçlayarak savaşın hangi somut hedeflere ulaştığını sorguladı.

Washington Raporu programı ise Şarku’l Avsat ile iş birliği kapsamında hazırlanan analizinde, Kongre’nin yasal sürenin dolmasının ardından başkanın yetkilerini sınırlandırmak için adım atıp atmayacağını ele aldı. Programda ayrıca, ara seçimlerin çerçevesini belirleyen açık siyasi mücadelede yönetimin Cumhuriyetçi Parti içindeki görüş ayrılıklarını kontrol altına alıp alamayacağı da tartışıldı.

Savaş karşıtları, ABD’nin en büyük düşmanı

İran savaşı başladıktan sonra ABD Kongresi önünde kamuoyuna açık ilk oturumda konuşan Pete Hegseth, savaş karşıtlarını ‘ABD’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit’ olarak nitelendirdi. Hegseth’in açıklamaları, siyasi tartışmalardaki sertleşmeyi gözler önüne sererken, İran dosyasındaki tartışmaların eleştiri boyutundan çıkarak karşılıklı suçlamalara dönüştüğüne işaret etti.

dfvfd
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Senato Komitesi’nde düzenlenen bir oturumda... 30 Nisan 2026 (EPA)

Eski Başkan George W. Bush döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde görev yapan Mark Pfeifle, söz konusu açıklamaların savaşın Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki uçurumu daha da derinleştirdiğini gösterdiğini söyledi. Washington’daki mevcut siyasi atmosferin ciddi bir kutuplaşma içerdiğini belirten Pfeifle, yaşanan gerilimi ‘son derece tehlikeli’ olarak nitelendirdi. Bu durumun ülkedeki keskin ayrışmayı daha da artırdığına dikkat çekti. İran savaşının seyrine ilişkin değerlendirmede bulunan Pfeifle, “Savaşa verilen destek oldukça düşük seviyede. Ayrıca Donald Trump’ın destek oranı da ciddi biçimde geriledi” ifadelerini kullandı. Pfeifle, yönetimin bu nedenle krizden çıkış yolu aradığını ve İran ile müzakere ederek kendisine siyasi kazanım sağlayacak bir anlaşmaya ulaşmaya çalıştığını savundu. Pfeifle ayrıca, yönetimin kasım ayında yapılacak ara seçimlerden önce askerleri ülkeye geri döndürmeyi hedeflediğini belirtti.

Öte yandan Dış İlişkiler Konseyi kıdemli araştırmacısı Steven Cook ise Trump’ın Kongre’deki Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğu üzerindeki etkisini koruduğunu ifade etti. Cook, Trump’a açık şekilde karşı çıkan herhangi bir Cumhuriyetçi temsilcinin büyük ihtimalle görev süresinin sonunda siyaseti bırakmayı planladığını söyledi. Ancak Cook, savaşın uzaması ve fiyat artışlarının seçim döneminde Cumhuriyetçiler açısından risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. Özellikle benzin fiyatlarındaki yükselişin Amerikan kamuoyu üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Cook, bunun başkanın ve partisinin popülaritesine zarar verdiğini dile getirdi. Cook, “Önümüzde ön seçimler ve kasım ayındaki ara seçimler var. Benzin fiyatları yükseliyor ve Amerikan halkı bu konuda son derece hassas. Bu durum artık Amerikalıları gerçekten etkilemeye başladı” değerlendirmesinde bulundu. Cumhuriyetçilerin şimdilik başkanın tutumunu desteklemeyi sürdüreceğini kaydeden Cook, siyasi çıkarların seçmenin yaşadığı ekonomik sıkıntılarla çakışması halinde parti içindeki dengelerin değişebileceğini ifade etti.

vfdrvf
ABD’de benzin fiyatları hızla yükseliyor. (AFP)

Cumhuriyetçi strateji uzmanı Angie Wang da yükselen benzin fiyatlarının Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki şansına zarar verebileceği görüşüne katıldı. Wang, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden iç politikaya odaklanması gerektiğini belirterek, “İkinci görev döneminin ilk yarısını tamamen dış politika meselelerine yoğunlaşarak geçirdi. Ancak ara seçimlere yalnızca birkaç ay kaldı ve artık ülke içindeki sorunlara dönmesi gerekiyor” dedi.

Wang ayrıca, Indiana’daki ön seçim sonuçlarına dikkat çekerek, Trump’ın desteklediği adayların büyük farkla kazandığını ve bunun Cumhuriyetçi Parti tabanında Trump’a verilen desteğin hâlâ güçlü olduğunu gösterdiğini ifade etti. Ancak Wang, Demokratların seçim yarışında baskıyı artırdığını belirterek, “Bu çabaları sürdürmek zorundayız, çünkü Demokratlar kazanabilecekleri her noktada üstünlük sağlamaya çalışıyor. Kasım ayına kadar rekabetin doğası bu olacak” değerlendirmesinde bulundu. Wang, buna rağmen benzin fiyatlarının eylül ayına kadar yüksek seviyelerde kalması durumunda Cumhuriyetçi Parti’nin ciddi bir siyasi sıkıntıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Azalan popülerlik

Pfeifle, İran savaşının sonuçlarına yönelik artan hoşnutsuzluğun Trump’ı çatışmayı hızlı şekilde sona erdirmeye yönelttiğini söyledi. Pfeifle, “Özellikle de ABD’nin İran’a neden müdahil olduğunu Amerikan halkına açık biçimde anlatamadı. Bu durum kamuoyu yoklamalarına da yansıdı” değerlendirmesinde bulundu.

vfbfgb
ABD Başkanı Donald Trump… Beyaz Saray, 7 Mayıs 2026 (Reuters)

Pfeifle, savaşın sürmesine yönelik iç tepkilerin Cumhuriyetçi Parti tabanında giderek arttığını, özellikle de partiye yakın etkili isimler ve podcast yayıncıları arasında rahatsızlığın büyüdüğünü belirtti. Pfeifle, “Bu durum Trump’ı etkiliyor. Medyada kendisini olumlu şekilde görmeyi seviyor ancak uzun süredir bunu göremiyor. Bazı istisnalar dışında olumlu bir tablo oluşmadı ve şimdi bunu yeniden sağlamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Pfeifle, Trump’ın kamuoyu desteğinin şu anda yüzde 30 seviyesinde bulunduğunu ve bunun hem mevcut dönemi hem de ilk başkanlık dönemi dahil olmak üzere şimdiye kadarki en düşük oran olduğunu söyledi. Pfeifle’a göre Trump’ın siyasi tabloyu tersine çevirebilmesinin tek yolu, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak ve ardından eski Başkan Barack Obama döneminde 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan daha iyi bir anlaşma sağladığını gösterecek bir çıkış yolu bulmak.

Buna karşılık Cook ise Trump’ın 2015 anlaşmasından daha iyi şartlar elde etmesinin zor olduğunu savundu. Cook, İran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden vazgeçmeyi reddettiğini, füze teknolojisi programına bağlı kaldığını ve bölgedeki müttefik gruplara finansman sağlamayı durdurmaya karşı çıktığını belirtti. Cook, “ABD ve İsrail’in çatışmalar sırasında çeşitli taktiksel başarılar elde ettiği kesin. Ancak genel stratejik tablo Washington’ın lehine görünmüyor” değerlendirmesinde bulundu. Trump’ın Obama dönemindeki anlaşmadan daha avantajlı bir uzlaşı sağlayamayacağını ifade eden Cook, “Trump’ın kendi yarattığı bu durumdan çıkma konusundaki çaresizliği, ABD’yi 27 Şubat’takinden daha kötü bir konuma bırakacak bir anlaşmaya yol açabilir” dedi.

Kongre ve savaş

Wang, bu değerlendirmeye katılmadığını belirterek, Trump’ın müzakere sürecinde güçlü avantajlara sahip olduğunu ve ‘kötü bir anlaşmayı’ kesinlikle kabul etmeyeceğini ifade etti. Wang, ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçi çoğunluğun Demokratların İran savaşında başkanın yetkilerini sınırlandırma girişimlerini engellediğini hatırlatarak, bunun Trump’a krizi sonlandırmak için zaman kazandırdığını söyledi. Wang, bu sürecin başkana ‘İran’daki çatışmayı tamamen ve kalıcı biçimde bitirmek için gerekli alanı sağladığını’ dile getirdi. Aynı zamanda İran ile yürütülen müzakerelere dair belirsizliklere dikkat çeken Wang, ABD’nin karşısında net ve tek bir muhatap olup olmadığının açık olmadığını vurguladı. Wang, “Dışişleri Bakanı müzakereci gibi görünüyor ancak gerçekten lider adına tam yetkiyle hareket edip etmediğini bilmiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

fvfv
Demokrat Senatör Kirsten Gillibrand, Kongre’deki bir oturumda... 30 Nisan 2026 (AP)

Demokratların ABD Kongresi içinde, Trump’ın savaş yetkilerini sınırlamaya yönelik girişimlerinin birçok kez başarısız olduğu bildirildi. Söz konusu girişimlerin Senato’da altı, Temsilciler Meclisi’nde ise iki kez Cumhuriyetçi çoğunluk tarafından reddedildiği aktarıldı. Pfeifle, Trump yönetimi açısından asıl kritik sınavın Kongre’de savunma bütçesinin onaylanması sürecinde yaşanacağını belirtti. Yaklaşık 1,5 trilyon dolara ulaşan bütçe talebinin savaşın mali yükü nedeniyle ciddi tartışmalara yol açtığı ifade edildi. Pfeifle, savaş kapsamında bugüne kadar önemli miktarda harcama yapıldığını, ancak gerçek maliyetin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını söyledi. Her bir füzenin yüksek maliyet taşıdığına dikkat çeken Pfeifle, çok sayıda füze kullanıldığını ve bunların yeniden ikmal edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca İran’a ait insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerin ABD askeri tesislerinde yol açtığı hasarların onarımı için de ek maliyetler oluştuğu belirtildi.

Cook, ABD iç siyasetindeki gerilimler nedeniyle İran’ın zaman kazandığını düşündüğünü ve mevcut koşullarda Tahran’ın Trump’ın görev süresi bitene kadar direnebileceğini hesapladığını söyledi. Cook, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler arasındaki temel ayrışmanın İran’ın bir tehdit olup olmadığı konusunda olmadığını, bu konuda geniş bir mutabakat bulunduğunu ifade etti. Asıl tartışmanın bu tehdide nasıl yanıt verileceği üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Cook’a göre Cumhuriyetçiler güç kullanımını öne çıkararak Trump’ın daha önce hiçbir başkanın denemediği bir yöntemle soruna yaklaştığını savunuyor. Demokratlar ise kararların ekonomik maliyetine ve sürdürülebilirliğine odaklanıyor.

Çin’e önemli bir ziyaret

Trump’ın hem destekçileri hem de eleştirmenleri, önümüzdeki hafta gerçekleştirmesi beklenen Çin ziyaretiyle İran savaşı sürecinde kritik bir dönüm noktasına ulaşılabileceğini değerlendiriyor.

Wang, Çin’in arabulucu rolü üstlenebileceğini ve bunun Pekin’in çıkarına olacağını belirterek, Çin’in İran’la petrol ticaretine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Wang’a göre Çin, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasından en fazla fayda sağlayan aktörlerden biri.

dfvbgrt
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore’de düzenlenen APEC Zirvesi’nin oturum aralarında ikili bir görüşme gerçekleştirdi... 30 Ekim 2025 (Reuters)

Wang, en kritik tarihin 14 Mayıs olduğunu, bu tarihte Cinping ile Trump arasında gerçekleşmesi beklenen görüşmenin süreci şekillendirebileceğini ifade etti. Bu buluşmanın, taraflar arasında bir tür uzlaşıya yönelik müzakerelere sahne olabileceğini öne sürdü. Pfeifle de bu değerlendirmeye katılarak Trump’ın Çin ziyaretinden siyasi bir kazanım elde etmeyi hedeflediğini söyledi. Pfeifle, bunun bir ticaret anlaşması ya da önemli bir siyasi açıklama şeklinde olabileceğini belirtti.

Bununla birlikte Çin’in Hürmüz Boğazı krizine ABD’nin zorlanmasını tamamen sorun olarak görmediği, ancak aynı zamanda güçlü bir ABD pazarına ihtiyaç duyduğu ifade edildi. Çin’in uzun vadede İran petrolüne de bağımlı olduğu değerlendirmesi yapıldı.


Yeni araştırmada iç huzurunun bedeli belirlendi

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Yeni araştırmada iç huzurunun bedeli belirlendi

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir araştırmaya göre, iç huzurunun bir bedeli var.

Talker Research adlı anket ve pazarlama firmasının 2 bin kişiyle yaptığı bir araştırmaya göre, ortalama bir ABD tüketicisi kafa rahatlığı için yılda 57 bin dolar ödemeye razı.

Anket, katılımcılara şu 5 garanti için ne kadar ödeyeceklerini sordu: Beklenmedik bir tıbbi fatura veya katkı payı çıkmaması, iş kaybı konusunda endişelenmemek, konser ve etkinlik biletlerine erişim garantisi, ihtiyaç duyulduğunda ilaçla gıda maddelerinin mevcut olması ve ulaşım hizmetlerinin hiç iptal edilmemesi.

Katılımcılar, gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara garantili erişim için yılda ortalama 21 bin dolar, işlerini kaybetme konusunda endişelenmemek içinse 19 bin 800 dolar harcamaya razıydı. Ankete katılanların ortalama maaşı yıllık 79 bin dolardı.

Anketin sonuçları, son 17 ayda karmaşık bir ekonomik ve finansal ortamda yolunu bulmaya çalışan tüketiciler için kafa rahatlığının ne kadar değerli olduğunu vurguluyor.

Tüketicilerin muhtemelen tahmin etmediği bir dizi olay, özellikle Trump yönetiminin gümrük vergileri ve İran'la savaş, günlük temel harcamaları etkiledi.

Kongre Ortak Ekonomik Komitesi'nin yakın tarihli bir raporuna göre ortalama bir ABD ailesi, gümrük vergilerinin günlük mal ve hizmetlerin fiyatlandırması üzerindeki etkisi nedeniyle Şubat 2025'ten Şubat 2026'ya kadar 1700 dolardan fazla ek ödeme yaptı.

İran'la savaş benzin fiyatlarını o kadar yükseltti ki tüketiciler son iki ayda benzin için 24 milyar dolar daha fazla ödedi.

Bu ekonomik sürprizler ve genel siyasi istikrarsızlık duygusu, tüketicileri kaygılandırıyor. Ortalama bir Amerikalının mali geleceğine dair korkusu, son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Gemstone Wellness'ın kurucusu Dr. Jenny Martin, Talker Research anketinin bir parçası olarak görüşlerini sunarken, bu durumun tüketicilerin kafa rahatlığı için yaklaşık 60 bin dolar ödemeye hazır olmalarını açıklayabileceğini söyledi.

Martin, "Ekonomik belirsizlik ve siyasi istikrarsızlıkla tanımlanan bir ortamda yaşıyoruz" dedi.

Kafa rahatlığı, psikolojik açıdan kontrol duygusuyla eşdeğer hale geldi ve bu kontrolü bulmak giderek zorlaşıyor… 'Kafa rahatlığı için ödeme yapma' fikri, güvenliği ve öngörülebilirliği sağlama, kronik tetikte olma halinden kurtulma arzusunu yansıtıyor.

Tüketiciler huzur için ödeme yapmak isteseler de ankete göre yüzde 41'i bunu istedikleri zaman gerçekleştiremediklerini itiraf etti.

Independent Türkçe


Trump'ın medya şirketi bir kez daha milyonlarca dolarlık zarar açıkladı

ABD Başkanı Trump'ın sosyal medya şirketi, ilk çeyrekte 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi; bu, bir dizi kötü finansal sonucun sonuncusu (Reuters)
ABD Başkanı Trump'ın sosyal medya şirketi, ilk çeyrekte 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi; bu, bir dizi kötü finansal sonucun sonuncusu (Reuters)
TT

Trump'ın medya şirketi bir kez daha milyonlarca dolarlık zarar açıkladı

ABD Başkanı Trump'ın sosyal medya şirketi, ilk çeyrekte 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi; bu, bir dizi kötü finansal sonucun sonuncusu (Reuters)
ABD Başkanı Trump'ın sosyal medya şirketi, ilk çeyrekte 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi; bu, bir dizi kötü finansal sonucun sonuncusu (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Truth Social platformunun ana şirketi, yılın ilk çeyreğinde 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi. Bu, geçen ay CEO'sunu değiştiren medya holdinginde şirketteki sorunların son işareti.

Finansal sonuçlara göre Trump Media and Technology Group ilk çeyrekte 871 bin doların biraz üzerinde net satış gerçekleştirdi.

Truth Social, dijital varlıklar ve yakında sunulacak tahmin piyasalarına erişim gibi alanlarda faaliyet gösteren şirket, zararları "dijital varlıklardaki gerçekleşmemiş kayıplar, rehin verilen dijital varlıklar ve öz sermaye menkul kıymetleri (368,7 milyon dolar), tahakkuk eden faiz (11,5 milyon dolar) ve hisse bazlı ücretlendirme (11,8 milyon dolar)" olarak açıkladı.

Şirket, basın bülteninde toplam varlıklarının 2,2 milyar dolar olduğunu ve art arda 4. çeyrekte pozitif işletme nakit akışı elde ettiğini vurguladı.

Cuma akşamı itibarıyla TMTG hissesi 9 doların biraz altında işlem görüyordu, yıl başından beri düşüşteydi ve hissenin 2022'deki rekor zirvesinden bu yana 10 kattan fazla değer kaybetti.

Bu çeyrek sonuçları, ailesinin çoğunluğa yakın hissesi olduğu başkanın medya şirketi için son kötü performansı gösteriyor.

Son üç yılda net zararlar hızlandı ve 2023'te 58,2 milyon dolardan 2024'te 400,9 milyon dolara ve 2025'te 712 milyon dolardan fazla bir değere ulaştı.

Geçen ay Trump Media, uzun süredir CEO olan eski Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Devin Nunes'i görevden almıştı.

Şirket, yatırımcı ilgisi yaratmak için beklenmedik iş kollarına yöneliyor.

Aralık ayında yapay zekayı beslemek için gereken enerji talebini gerekçe göstererek, nükleer füzyon şirketi TAE Technologies'le 6 milyar dolardan fazla, tamamı hisse senedi karşılığı birleşme anlaşmasına vardı; anlaşmanın 2026 ortalarında tamamlanması bekleniyor.

TAE, bu yıl bir füzyon santralinin inşaatına başlamayı ve 2031'e kadar elektrik üretmeyi planlıyor.

ilim insanları, tükettiklerinden güvenilir biçimde daha fazla enerji üreten nükleer füzyon sistemleri inşa etmeyi, bunları ticarileştirmek bir yana, henüz başaramadı.

Ekimde Trump Media, Truth Social'da tahmin piyasaları sunmaya başlayacağını açıklamıştı.

Başkanın oğlu Donald Trump Jr., mevcut iki tahmin piyasası olan Kalshi ve Polymarket'in danışmanı.

Independent Türkçe