ABD'nin Gazze'de ‘ertesi gün’ için planı yok… Hamas'ın ortadan kaldırılması öncelik olmaya devam ediyor

Şarku’l Avsat’a konuşan araştırmacılar: Çok uluslu güç Washington için ölü ya da erken.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
TT

ABD'nin Gazze'de ‘ertesi gün’ için planı yok… Hamas'ın ortadan kaldırılması öncelik olmaya devam ediyor

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşını sona erdirmeyi ve Filistinli tutuklular karşılığında İsrailli esirleri serbest bırakmayı amaçlayan görüşmeler tıkanırken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti, savaşı sona erdirmek ve Hamas'ı ortadan kaldırmak için kilit bir hedef olarak gördüğü Refah'ın işgali için bastırmaya devam ediyor.

Bazılarının ‘amaçtan’ ziyade ‘araçlar’ etrafında döndüğünü düşündüğü ‘anlaşmazlıklara’ rağmen, ABD'li yetkililer İsrail'in Gazze savaşından sonraki ‘ertesi güne’ ilişkin bir ‘planın’ olmadığından bahsediyor. Peki ABD'nin planı ne?

Analistler, Hamas'ın geçen yıl 7 Ekim'de başlattığı ve devam eden savaşı tetikleyen saldırının sadece İsrail'i değil, ABD, İran, bölge ülkeleri ve Filistinlileri de şaşırttığını söylüyor.

Ancak saldırının yankıları, savaşın İsrail ve Filistin arasındaki önceki savaşlara benzemeyeceğini gösterdi. Netanyahu açıkça “bunun bölgenin çehresini değiştirecek uzun bir savaş olacağını” ifade etti.

Savaşın başlamasından yedi aydan fazla bir süre sonra bugün, Gazze'de ‘ertesi gün’ ile ilgili sorular yoğunlaşırken, Bahreyn Zirvesi bildirisine göre iki devletli bir çözüme hazırlık olarak Filistin topraklarında güvenliği devralacak çok uluslu güçlerin oluşturulması da dahil olmak üzere öneriler ve senaryolar ortaya atılıyor.

dsfdvf
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan (Reuters)

Öte yandan, Hamas'ın kontrolünün sona erdirilmesi koşuluyla, güvenliğin yeniden sağlanması ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına katılmak üzere ortak güçlerin Gazze Şeridi'nde konuşlandırılmasına ilişkin, bazıları ABD tarafından ortaya atılan ‘fikirler’ öne sürülüyor.

Stratejik ikilemler

Bazı raporlar, konunun hem ABD'nin hem de İsrail'in karşı karşıya olduğu stratejik ve siyasi ikilemleri ortaya koyduğuna ve Başkan Joe Biden yönetiminin çatışmayı sona erdirmek için yeni bir girişimde bulunmadığına inanıyor. Çünkü çok az ABD'li yetkili Arap ülkeleriyle aralarındaki farklılıkların çözülmeye yakın olduğuna dair herhangi bir iyimserlik ifade etti.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve bir dizi üst düzey ABD'li yetkilinin geçtiğimiz hafta Pazar günü Riyad ve diğer Arap başkentlerini de kapsayan bir turla İsrail'e gelmesiyle birlikte Biden yönetimi Refah ve ötesindeki seçenekleri, özellikle de buradaki askeri operasyon ve Gazze'nin geleceğini görüşmek istiyor.

ABD planı yok

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı olan Gays el-Ömeri, ABD'nin bir planı olmadığını, zira ABD'nin ‘savaşın bir parçası olmadığını’ vurguladı. Şarku’l Avsat'a konuşan el-Ömeri, “ABD'nin İsrail'e Washington'un şehir savaşları konusundaki deneyimlerine dayanarak tavsiyelerde bulunduğunu, ancak ABD savaşın bir tarafı olmadığı için plan yapmanın ABD'nin yetkisinde olmadığını” söyledi. El-Ömeri, “Bunun yerine ABD net hedefler belirledi: İsrail'in Refah'a yönelik herhangi bir operasyonda sivilleri korumak için inandırıcı planlar sunması gerekiyor. İsrail'in planları bu hedefe göre değerlendirilecektir” ifadelerini kullandı.

dsfv
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

Demokrasileri Savunma Vakfı'nda kıdemli araştırmacı olan Richard Goldberg Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Biden yönetimi nihayetinde İsrail için kabul edilemez olan bazı parametreler konusunda rahat. Söz konusu parametreler şunlar: ‘Hamas'ın El Fetih ile birleşmiş bir siyasi parti olarak kalması, Filistin Yönetimi liderliğindeki hükümetin Gazze Şeridi'ni yönetmesinin desteklenmesi ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) birincil sosyal ve insani yardım sağlayıcısı olarak kalması’. Biden için bu, bir Filistin devletine giden yoldur. İsrail içinse bu, 7 Ekim'e giden bitmeyen bir yoldur.”

Çok uluslu güç ölü mü, yoksa henüz vakti mi değil?

Arap Birliği, Gazze Şeridi de dahil olmak üzere iki devletli çözüm beklentisiyle Filistin topraklarına çok uluslu güçlerin gönderilmesini tavsiye etti. Bu önerinin Amerikan pozisyonuyla uyumlu olmadığı ve İsrail'in bunu reddettiği açıkça görüldü.

El-Ömeri, “ABD, Hamas'ı yenilgiye uğratma ve esirlerin serbest bırakılmasını sağlama hedeflerini İsrail ile paylaşıyor. Şu anda uluslararası bir güç oluşturulması Washington'da erken bir fikir olarak görülüyor. Bu fikir, savaş sona erdikten sonra ABD'nin sıcak bakabileceği bir şey. Ancak buna rağmen uluslararası güç fikri, bu gücün yapısıyla ilgili pek çok soruyu da gündeme getiriyor: Bu gücün içinde Arap kuvvetleri olacak mı? Bu gücün görev alanı nedir? Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki kalıntılarıyla savaşabilecek mi? Gücünün kaynağı ne olacak?” ifadelerini kullandı.

sxdvfb
Bahreyn'deki 33. Arap Birliği Zirvesi’nden (EPA)

İsrail'e gelince, el-Ömeri, Netanyahu'nun Gazze Şeridi'ndeki savaştan sonraki gün için herhangi bir siyasi ya da güvenlik fikrini tartışmayı reddettiğini belirtti. Zira Netanyahu, koalisyonunu kaybetme korkusuyla uluslararası güçleri bile tartışmak istemiyor. El-Ömeri, “Ancak İsrail Savunma Bakanı'nın son açıklamaları, Netanyahu üzerinde ertesi günün senaryosunu ortaya koyması için baskı yaratıyor. Buna savaştan sonra Gazze Şeridi'nde güvenliği kimin sağlayacağı sorusu da dahil” dedi.

Goldberg, çok uluslu bir güç oluşturma önerisinin iki nedenden ötürü duyurulduğu günden bu yana ölü doğduğunu düşünüyor: “Birincisi, böyle bir öneri, Kudüs ve gelecekteki herhangi bir barış anlaşmasında İsrail'in kontrolünde kalması muhtemel bölgeler üzerindeki İsrail egemenliğini silmeyi amaçlıyor. İkincisi, İran'ın Hamas'ı sadece Gazze Şeridi'nde değil Batı Şeria'da da yeniden inşa etmesinin önünü açıyor.” Goldberg, “Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün İran destekli terör örgütleriyle nasıl başa çıktığı konusunda daha fazla bilgi edinmek istiyorsak, son 17 yılda Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile Hizbullah arasında neler yaşandığını gözden geçirelim” ifadesini kullandı.

Öncelik Hamas'ı yenmek

Bazı ABD'li yetkililer, İsrail'in stratejisinin Hamas'ı yenmekte başarısız olduğunu ve dolayısıyla Refah operasyonunun da başarısız olduğunu söylese de el-Ömeri, “Bunun Washington'un görüşünü tam olarak yansıttığından emin değilim. Biden yönetimi Hamas'ı yenme kararlılığını sürdürüyor, ancak bu hedefe sivilleri koruyan bir askeri operasyonla ulaşılabileceğine inanıyor. İsrail'le aralarındaki gerilim ise hedefle değil yöntemlerle ilgili” dedi.

dsvfbgn
ABD Başkanı Joe Biden (AFP)

Goldberg şu değerlendirmede bulundu: “Bu, Hamas'ı olduğu gibi bırakan bir ateşkesi zorlamayı haklı çıkarmak için mümkün olduğunca çok argüman yaratmayı amaçlayan siyasi bir iletişim çabası gibi görünüyor. Hem ABD hem de İsrail gerçeklerle ve ayrıntılarla uğraşsa daha iyi olur: Hamas bugün ne kadar güçlü? Hâlâ nerelerde faaliyet gösteriyor? Gazzelilerin Hamas'ın bir daha iktidara gelmeyeceğine inanması için kalan birimlerin dağıtılması, Hamas liderliğinin ve kontrolünün ortadan kaldırılması ve üst düzey liderlerinin öldürülmesi için ne gerekiyor?”



Kolombiya yetkilileri, Epstein ve Maxwell'in ülkeyi ziyaret ettiğini doğruladı

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell'in fotoğrafı (ABD Adalet Bakanlığı- Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell'in fotoğrafı (ABD Adalet Bakanlığı- Reuters)
TT

Kolombiya yetkilileri, Epstein ve Maxwell'in ülkeyi ziyaret ettiğini doğruladı

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell'in fotoğrafı (ABD Adalet Bakanlığı- Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell'in fotoğrafı (ABD Adalet Bakanlığı- Reuters)

Cinsel suçlardan hüküm giymiş milyarder Jeffrey Epstein, 2002 yılında partneri Ghislaine Maxwell ile Kolombiya'yı ziyaret etmişti; Bogota'daki göçmenlik yetkilileri dün günü bu bilgiyi açıkladı.

Ziyaret, adı Epstein'ın suçlarıyla ilgili olarak ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan belgelerde birkaç kez geçen Kolombiya eski Cumhurbaşkanı Andres Pastrana'nın iktidarı döneminde gerçekleşti.

Kolombiya’nın merkezindeki Cundinamarca’da bir mahkeme pazartesi günü, Göç İdaresi’nin Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell’in ülkeye gerçekleştirdiği ziyaretlerin ayrıntılarının açıklaması kararını verdi. Göç idaresi tarafından paylaşılan veriler, "Casa Macondo" adlı medya kuruluşu aracılığıyla kamuoyuna duyuruldu.

Yayımlanan belgelere göre Epstein, 20 Temmuz 2002 tarihinde Bogota’daki El Dorado Havalimanı’ndan Miami’ye gitmek üzere ülkeden ayrıldı. Ancak kayıtlarda Epstein’ın ülkeye ne zaman ve nasıl girdiğine dair herhangi bir veri bulunmuyor. Epstein’ın Kolombiya’da ne kadar kaldığı ve ziyaretinin amacı da gizemini koruyor.

sdvfdvd
Ghislaine Maxwell, 4 Temmuz 2020'de Brooklyn'deki hapishanede (Reuters)

Epstein’ın suç ortağı Ghislaine Maxwell’in ise 19 Mart 2007’de ülkeye giriş yaptığı ve üç gün sonra Panama’ya gitmek üzere ayrıldığı belirlendi.

Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, "Göç İdaresi, Epstein’ın Andrés Pastrana döneminde Kolombiya’da olduğunu teyit ediyor" ifadelerini kullandı.

Daha önce kamuoyuna sızan dosyalarda, eski Cumhurbaşkanı Pastrana’nın 2003 yılında Epstein’ın özel uçağının yolcuları arasında olduğu görülüyor. Ayrıca sızdırılan e-postalar, Pastrana ile Epstein ve Maxwell arasında yakın bir ilişki olduğuna işaret ediyor.

Belgelerdeki en çarpıcı detaylardan biri, Maxwell ile Pastrana’nın 2002 yılında Kolombiya Hava Kuvvetleri üniformalarıyla çekilmiş bir fotoğrafının bulunması oldu.

Gizliliği kaldırılan e-postalarda Maxwell, Kolombiya’da bir Black Hawk askeri helikopterini kullandığını ve Amazon bölgesinde havadan bir grup militana ateş ettiğini iddia ediyor.

Eski Cumhurbaşkanı Pastrana, Epstein ve Maxwell ile birkaç kez görüştüğünü kabul etse de bu görüşmelerin tamamen "resmi nitelikte" olduğunda ısrar ediyor.


Trump, Venezuela'yı ABD'nin 51. eyaleti olarak gösteren bir fotoğraf paylaştı

Trump, Maryland'deki Joint Base Andrews'e indikten sonra Air Force One'ın merdivenlerinden el sallıyor (AP)
Trump, Maryland'deki Joint Base Andrews'e indikten sonra Air Force One'ın merdivenlerinden el sallıyor (AP)
TT

Trump, Venezuela'yı ABD'nin 51. eyaleti olarak gösteren bir fotoğraf paylaştı

Trump, Maryland'deki Joint Base Andrews'e indikten sonra Air Force One'ın merdivenlerinden el sallıyor (AP)
Trump, Maryland'deki Joint Base Andrews'e indikten sonra Air Force One'ın merdivenlerinden el sallıyor (AP)

Başkan Donald Trump dün, sosyal medya platformu Truth Social'da Venezuela'yı küçük bir Amerikan bayrağıyla gösteren ve "51. Eyalet" yazan bir harita paylaştı.

Resim  Donald J. Trump (@realDonaldTrump)

Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yapılacak zirveye katılmak üzere Çin’e giderken paylaştığı bu mesaj, Venezuela Devlet Başkan Vekili Delcy Rodríguez’in, ABD güçlerinin eski Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu ocak ayında gözaltına almasının ardından bile ülkelerinin “51’inci eyalet olma ihtimalini hiçbir zaman değerlendirmediğini” söylemesinden bir gün sonra geldi.

Trump, pazartesi günü daha önce Fox News kanalına yaptığı açıklamada, petrol zengini ülke üzerinde kontrol sağladığını öne sürdükten aylar sonra Venezuela’yı ABD’nin yeni bir eyaleti yapma fikrini değerlendirdiğini söyledi.

Rodríguez ise göreve gelmesinden bu yana ABD ile ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik adımlar attı. Bu kapsamda, özellikle ABD’li şirketler olmak üzere yabancı firmalara Venezuela’nın madencilik ve petrol sektörlerinin yeniden açılmasını sağlayan reformları kabul etti.


İran, savaşı yeniden başlatmaya hazırlanıyor

Dün İran'ın başkenti Tahran çevresinde düzenlenen tatbikatta DMO üyeleri (EPA)
Dün İran'ın başkenti Tahran çevresinde düzenlenen tatbikatta DMO üyeleri (EPA)
TT

İran, savaşı yeniden başlatmaya hazırlanıyor

Dün İran'ın başkenti Tahran çevresinde düzenlenen tatbikatta DMO üyeleri (EPA)
Dün İran'ın başkenti Tahran çevresinde düzenlenen tatbikatta DMO üyeleri (EPA)

İran, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın Washington'ın teklifine verdiği yanıtı reddetmesinin ardından Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Tahran çevresinde gerçekleştirdiği tatbikatlar ve Şura Meclisi’nin uranyumu yüzde 90 oranında zenginleştirme seçeneğini gündeme getirmesiyle olası bir savaş ihtimaline karşı hazırlıklarını sürdürdü.

Başkent Tahran'daki DMO Genel Komutanı Hasan Hasanzade, ani tatbikatların düzenlenmesinin hemen ardından yaptığı açıklamada, ‘düşmanın’ yeni bir hata yapması durumunda güçlerinin ‘yıkıcı darbeler’ indirmeye hazır olduğunu vurguladı.

Öte yandan Meclis Başkanı ve İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, Washington'ın önünde ya Tahran'ın 14 maddelik teklifini kabul etmesi ya da ‘art arda yenilgilere’ razı olması olmak üzere yalnızca iki seçenek bulunduğunu söyledi. Meclis Milli Güvenlik Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai ise, İran'ın yeni bir saldırıya maruz kalması halinde uranyumun yüzde 90 oranında zenginleştirilmesinin bir seçenek olarak değerlendirilebileceği uyarısında bulundu.

Washington cephesinde ise Trump, İran'ın zenginleştirme faaliyetlerini ‘yüzde yüz’ durduracağına olan güvenini dile getirdi. Dün yaptığı açıklamada ellerinde bir abluka bulunduğunu hatırlatan Trump, “Hiçbir şeyi aceleye getirmeyeceğiz” dedi.

Diğer taraftan Hürmüz Boğazı'nda ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik abluka kapsamında 65 geminin rotasının değiştirildiğini ve 4 geminin faaliyetlerinin engellendiğini açıkladı. DMO Deniz Kuvvetleri ise boğazın 200 ile 300 mil arasında uzanan bir alanının, yaklaşık 500 kilometrelik bir ‘geniş operasyon bölgesi’ olarak tanımlandığını bildirdi.

Öte yandan Trump'ın Pekin ziyareti öncesi Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Pakistanlı mevkidaşıyla gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ateşkesin sürdürülmesinin ve Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanmasının önemini vurguladı.