ABD'nin Gazze'de ‘ertesi gün’ için planı yok… Hamas'ın ortadan kaldırılması öncelik olmaya devam ediyor

Şarku’l Avsat’a konuşan araştırmacılar: Çok uluslu güç Washington için ölü ya da erken.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
TT

ABD'nin Gazze'de ‘ertesi gün’ için planı yok… Hamas'ın ortadan kaldırılması öncelik olmaya devam ediyor

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin sokaklarında yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşını sona erdirmeyi ve Filistinli tutuklular karşılığında İsrailli esirleri serbest bırakmayı amaçlayan görüşmeler tıkanırken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti, savaşı sona erdirmek ve Hamas'ı ortadan kaldırmak için kilit bir hedef olarak gördüğü Refah'ın işgali için bastırmaya devam ediyor.

Bazılarının ‘amaçtan’ ziyade ‘araçlar’ etrafında döndüğünü düşündüğü ‘anlaşmazlıklara’ rağmen, ABD'li yetkililer İsrail'in Gazze savaşından sonraki ‘ertesi güne’ ilişkin bir ‘planın’ olmadığından bahsediyor. Peki ABD'nin planı ne?

Analistler, Hamas'ın geçen yıl 7 Ekim'de başlattığı ve devam eden savaşı tetikleyen saldırının sadece İsrail'i değil, ABD, İran, bölge ülkeleri ve Filistinlileri de şaşırttığını söylüyor.

Ancak saldırının yankıları, savaşın İsrail ve Filistin arasındaki önceki savaşlara benzemeyeceğini gösterdi. Netanyahu açıkça “bunun bölgenin çehresini değiştirecek uzun bir savaş olacağını” ifade etti.

Savaşın başlamasından yedi aydan fazla bir süre sonra bugün, Gazze'de ‘ertesi gün’ ile ilgili sorular yoğunlaşırken, Bahreyn Zirvesi bildirisine göre iki devletli bir çözüme hazırlık olarak Filistin topraklarında güvenliği devralacak çok uluslu güçlerin oluşturulması da dahil olmak üzere öneriler ve senaryolar ortaya atılıyor.

dsfdvf
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan (Reuters)

Öte yandan, Hamas'ın kontrolünün sona erdirilmesi koşuluyla, güvenliğin yeniden sağlanması ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına katılmak üzere ortak güçlerin Gazze Şeridi'nde konuşlandırılmasına ilişkin, bazıları ABD tarafından ortaya atılan ‘fikirler’ öne sürülüyor.

Stratejik ikilemler

Bazı raporlar, konunun hem ABD'nin hem de İsrail'in karşı karşıya olduğu stratejik ve siyasi ikilemleri ortaya koyduğuna ve Başkan Joe Biden yönetiminin çatışmayı sona erdirmek için yeni bir girişimde bulunmadığına inanıyor. Çünkü çok az ABD'li yetkili Arap ülkeleriyle aralarındaki farklılıkların çözülmeye yakın olduğuna dair herhangi bir iyimserlik ifade etti.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve bir dizi üst düzey ABD'li yetkilinin geçtiğimiz hafta Pazar günü Riyad ve diğer Arap başkentlerini de kapsayan bir turla İsrail'e gelmesiyle birlikte Biden yönetimi Refah ve ötesindeki seçenekleri, özellikle de buradaki askeri operasyon ve Gazze'nin geleceğini görüşmek istiyor.

ABD planı yok

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı olan Gays el-Ömeri, ABD'nin bir planı olmadığını, zira ABD'nin ‘savaşın bir parçası olmadığını’ vurguladı. Şarku’l Avsat'a konuşan el-Ömeri, “ABD'nin İsrail'e Washington'un şehir savaşları konusundaki deneyimlerine dayanarak tavsiyelerde bulunduğunu, ancak ABD savaşın bir tarafı olmadığı için plan yapmanın ABD'nin yetkisinde olmadığını” söyledi. El-Ömeri, “Bunun yerine ABD net hedefler belirledi: İsrail'in Refah'a yönelik herhangi bir operasyonda sivilleri korumak için inandırıcı planlar sunması gerekiyor. İsrail'in planları bu hedefe göre değerlendirilecektir” ifadelerini kullandı.

dsfv
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

Demokrasileri Savunma Vakfı'nda kıdemli araştırmacı olan Richard Goldberg Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Biden yönetimi nihayetinde İsrail için kabul edilemez olan bazı parametreler konusunda rahat. Söz konusu parametreler şunlar: ‘Hamas'ın El Fetih ile birleşmiş bir siyasi parti olarak kalması, Filistin Yönetimi liderliğindeki hükümetin Gazze Şeridi'ni yönetmesinin desteklenmesi ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) birincil sosyal ve insani yardım sağlayıcısı olarak kalması’. Biden için bu, bir Filistin devletine giden yoldur. İsrail içinse bu, 7 Ekim'e giden bitmeyen bir yoldur.”

Çok uluslu güç ölü mü, yoksa henüz vakti mi değil?

Arap Birliği, Gazze Şeridi de dahil olmak üzere iki devletli çözüm beklentisiyle Filistin topraklarına çok uluslu güçlerin gönderilmesini tavsiye etti. Bu önerinin Amerikan pozisyonuyla uyumlu olmadığı ve İsrail'in bunu reddettiği açıkça görüldü.

El-Ömeri, “ABD, Hamas'ı yenilgiye uğratma ve esirlerin serbest bırakılmasını sağlama hedeflerini İsrail ile paylaşıyor. Şu anda uluslararası bir güç oluşturulması Washington'da erken bir fikir olarak görülüyor. Bu fikir, savaş sona erdikten sonra ABD'nin sıcak bakabileceği bir şey. Ancak buna rağmen uluslararası güç fikri, bu gücün yapısıyla ilgili pek çok soruyu da gündeme getiriyor: Bu gücün içinde Arap kuvvetleri olacak mı? Bu gücün görev alanı nedir? Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki kalıntılarıyla savaşabilecek mi? Gücünün kaynağı ne olacak?” ifadelerini kullandı.

sxdvfb
Bahreyn'deki 33. Arap Birliği Zirvesi’nden (EPA)

İsrail'e gelince, el-Ömeri, Netanyahu'nun Gazze Şeridi'ndeki savaştan sonraki gün için herhangi bir siyasi ya da güvenlik fikrini tartışmayı reddettiğini belirtti. Zira Netanyahu, koalisyonunu kaybetme korkusuyla uluslararası güçleri bile tartışmak istemiyor. El-Ömeri, “Ancak İsrail Savunma Bakanı'nın son açıklamaları, Netanyahu üzerinde ertesi günün senaryosunu ortaya koyması için baskı yaratıyor. Buna savaştan sonra Gazze Şeridi'nde güvenliği kimin sağlayacağı sorusu da dahil” dedi.

Goldberg, çok uluslu bir güç oluşturma önerisinin iki nedenden ötürü duyurulduğu günden bu yana ölü doğduğunu düşünüyor: “Birincisi, böyle bir öneri, Kudüs ve gelecekteki herhangi bir barış anlaşmasında İsrail'in kontrolünde kalması muhtemel bölgeler üzerindeki İsrail egemenliğini silmeyi amaçlıyor. İkincisi, İran'ın Hamas'ı sadece Gazze Şeridi'nde değil Batı Şeria'da da yeniden inşa etmesinin önünü açıyor.” Goldberg, “Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün İran destekli terör örgütleriyle nasıl başa çıktığı konusunda daha fazla bilgi edinmek istiyorsak, son 17 yılda Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile Hizbullah arasında neler yaşandığını gözden geçirelim” ifadesini kullandı.

Öncelik Hamas'ı yenmek

Bazı ABD'li yetkililer, İsrail'in stratejisinin Hamas'ı yenmekte başarısız olduğunu ve dolayısıyla Refah operasyonunun da başarısız olduğunu söylese de el-Ömeri, “Bunun Washington'un görüşünü tam olarak yansıttığından emin değilim. Biden yönetimi Hamas'ı yenme kararlılığını sürdürüyor, ancak bu hedefe sivilleri koruyan bir askeri operasyonla ulaşılabileceğine inanıyor. İsrail'le aralarındaki gerilim ise hedefle değil yöntemlerle ilgili” dedi.

dsvfbgn
ABD Başkanı Joe Biden (AFP)

Goldberg şu değerlendirmede bulundu: “Bu, Hamas'ı olduğu gibi bırakan bir ateşkesi zorlamayı haklı çıkarmak için mümkün olduğunca çok argüman yaratmayı amaçlayan siyasi bir iletişim çabası gibi görünüyor. Hem ABD hem de İsrail gerçeklerle ve ayrıntılarla uğraşsa daha iyi olur: Hamas bugün ne kadar güçlü? Hâlâ nerelerde faaliyet gösteriyor? Gazzelilerin Hamas'ın bir daha iktidara gelmeyeceğine inanması için kalan birimlerin dağıtılması, Hamas liderliğinin ve kontrolünün ortadan kaldırılması ve üst düzey liderlerinin öldürülmesi için ne gerekiyor?”



Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir

Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir
TT

Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir

Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat edilmesini öngören “Özgürlük Projesi”ni geçici olarak durduracağını açıkladı. Trump, İran ile kapsamlı bir anlaşmaya varılması yönünde kaydedilen ilerlemeye dikkat çekerken, savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın yakın olduğuna dair haberler gündeme geldi.

Trump, salı günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ablukanın tamamen yürürlükte kalmaya devam etmesi konusunda anlaştık. Ancak bir anlaşmanın imzalanıp imzalanamayacağını görmek için ‘Özgürlük Projesi’ kısa bir süreliğine askıya alınacak” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı, Pekin ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Tahran’ın yalnızca “adil ve kapsamlı bir anlaşma” istediğini vurguladı.

Daha sonra Axios haber sitesi, yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ile İran’ın “savaşı sona erdirmek için tek sayfalık bir mutabakata yaklaşmakta olduğunu” aktardı. Söz konusu anlaşmanın, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini askıya almasını, ABD’nin ise yaptırımları kaldırmasını ve dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran varlığını serbest bırakmasını içerdiği belirtildi. Ayrıca iki tarafın da Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere yönelik kısıtlamaları kaldırması öngörülüyor.


Hydra 70... İran’ın Şahid İHA’larını düşürmek için tasarlanmış küçük bir füze

13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)
13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)
TT

Hydra 70... İran’ın Şahid İHA’larını düşürmek için tasarlanmış küçük bir füze

13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)
13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)

İran’daki savaş, ABD ordusu ve Ortadoğu’daki müttefiklerinin hava savunma yetenekleri için ciddi bir sınav oldu. Çatışmalar sırasında pahalı Patriot füzelerinden binlercesi kullanılırken, İran’ın daha düşük maliyetli Şahid tipi kamikaze insansız hava araçları (İHA) ve orta menzilli balistik füzelerle saldırılar düzenlemesi dikkat çekti.

Bir Patriot füzesinin yaklaşık 4 milyon dolara mal olmasına karşın, düşürülen İHA’ların maliyetinin 25 bin dolar civarında olması, ABD Savunma Bakanlığı’nı daha düşük maliyetli alternatifler geliştirmeye yöneltti. Bu kapsamda, hem havadan hem de karadan ateşlenebilen ve Patriot sistemlerinin kapsayamadığı üsleri koruyabilecek yeni çözümler üzerinde çalışıldığı belirtildi.

ABD ordusu, başlangıçta uçak ve helikopterlerden kara hedeflerine karşı kullanılmak üzere tasarlanmış küçük, lazer güdümlü bir füzeyi bu ihtiyaca uyarladı. ‘Advanced Precision Kill Weapon System’ (Gelişmiş Hassas Vuruş Silah Sistemi) olarak bilinen sistem, 2000’li yılların başında düşman savaşçı grupları ve zırhsız araçları hedef almak üzere geliştirilmişti.

feefv
(foto altı) 18 Temmuz 2023 tarihinde Kaliforniya’daki Camp Pendleton’da gerçekleştirilen gerçek mühimmatlı tatbikat öncesinde, ABD Deniz Piyadeleri mensupları bir AH-1Z Viper helikopterine Hydra 70 füzeleri yüklüyor. (Arşiv – ABD ordusu)

ABD Dışişleri Bakanlığı cuma gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, söz konusu sistemin İsrail, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) satılacağını duyurdu. Açıklamada, satışın toplam değerinin 8,6 milyar dolar olduğu kaydedildi.

Bu füzeler nereden geldi?

Söz konusu sistem, ABD güçlerinin Kore Savaşı sırasında kullandığı ve ‘Mighty Mouse’ olarak bilinen küçük, güdümsüz bir hava füzesine dayanıyor.

Çapı 2,75 inç ve uzunluğu yaklaşık 1,2 metre olan bu füze, oldukça basit bir yapıya sahipti: bir fünyeden, bir savaş başlığından ve bir roket motorundan oluşuyordu. Tüm parçalar, uçağa yüklenmeden önce bir araya getiriliyordu.

Her bir roketin ağırlığı yaklaşık 25 pounddu (yaklaşık 11 kg).

Vietnam Savaşı sırasında ABD Hava Kuvvetleri pilotlarının bu türden yaklaşık 6,2 milyon roket kullandığı resmi kayıtlara yansıdı.

Bu roketler, ‘pod’ olarak adlandırılan harici lançerlerde gruplar halinde taşınıyor ve tek tek ya da seri atışlar halinde fırlatılabiliyordu.

Roketin modern versiyonu ise metrik ölçüye göre 70 milimetrelik çapına atıfla Hydra 70 adıyla biliniyor.

Nasıl çalışıyor?

Yeni sistemde, savaş başlığı ile roket motoru arasına yerleştirilen yaklaşık 1,5 fit uzunluğunda ve 2,75 inç çapında tüp biçimli bir parça bulunuyor. Genellikle ‘güdüm kiti’ olarak adlandırılan bu bölüm, roket ateşlendikten sonra açılan dört hareketli kanat içeriyor. Her kanatta, hedefe yöneltilen lazer ışığını algılayan küçük sensörler yer alıyor. Kitin içindeki mini bilgisayar ise bu kanatları hareket ettirerek roketin hedefe yönelmesini sağlıyor.

Güdüm kitinin eklenmesiyle birlikte roketin toplam uzunluğu 6 fitin biraz üzerine çıkarken, ağırlığı da yaklaşık 35 pounda (yaklaşık 16 kg) ulaşıyor.

Maliyeti ne kadar?

Füze başına yaklaşık 40 bin dolar.

ABD ordusunda bunlardan kaç tane var?

Üretici şirket BAE Systems, ABD Savunma Bakanlığı’na 100 bin adet güdüm kiti teslim ettiğini açıkladı. Şirket ayrıca yılda yaklaşık 20 bin adet daha üretim kapasitesine sahip olduğunu bildirdi.

Ordu bunu nasıl kullanıyor?

ABD Donanması bu tür roketleri 2011 yılından itibaren kullanmaya başladı. Sistem, havadan atılan birçok bombaya kıyasla çok daha küçük bir savaş başlığıyla yüksek hassasiyetli hedef vurma imkânı sağladı.

İlk versiyonlarda, yıllar öncesine dayanan ve çarpma anında patlayan klasik fünye sistemleri kullanılıyordu. Ancak İHA’lara karşı kullanımda, daha gelişmiş bir fünyenin devreye girdiği ve hedefe yakın bir cisim algılandığında savaş başlığını patlattığı belirtildi. Bu özellik, özellikle Şahid tipi gibi hareketli hedeflere karşı etkinlik sağlıyor.

dsf
4 Ağustos 2025’te Michigan’da düzenlenen bir tatbikat sırasında, ABD Deniz Piyadeleri’nden bir çavuş, UH-1Y Venom helikopterine yüklenmek üzere Hydra 70 füzesini hazırlıyor. (Arşiv – ABD ordusu)

2025 yılına gelindiğinde, ABD Hava Kuvvetleri’nin bu sistemi Kızıldeniz üzerinde Husi İHA’larını düşürmek için kullandığı ifade edildi.

Söz konusu roketler, savaş uçakları ve helikopterlerin yanı sıra kara konuşlu mobil lançerlerden de ateşlenebiliyor.

Ayrıca İsrail, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) de bu roketi kullanabilecek kapasitede uçaklara sahip olduğu bildirildi.


Libya krizi: Petrol zenginliği meselesi ile siyasi çözüm süreci arasındaki çakışma

Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)
Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)
TT

Libya krizi: Petrol zenginliği meselesi ile siyasi çözüm süreci arasındaki çakışma

Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)
Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)

Rafet Bilhayr

Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Libya Uzmanlar Paneli raporunun yayınlandığı tarih, siyasi sonuçlarına ilişkin bazı soruları gündeme taşıdı. Rapor, Libya petrol sektöründeki yönetişim düzeyine yönelik ciddi kaygılara ve devlet kurumlarının sürdürülebilirliğini ile egemenlik kaynaklarını yönetme kapasitesini etkileyen yapısal sorunlara ilişkin belgelenmiş olgular içeriyordu.

Geçtiğimiz yılın nisan ayında yayınlanan rapor, farklı bölgelerden üst düzey yetkililerin devlet kurumlarının petrol gelirlerinin bir bölümüne erişimini kısıtlayan düzenlemelere dahil olduğuna işaret eden göstergeler tespit etti. Rapor, bu durumun kamu yararını olumsuz etkilediğini ve devletin temel işlevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattığını vurguladı.

Bu bağlamda, Ulusal Petrol Kurumu'ndaki (NOC) karar alma mekanizmaları üzerindeki etki biçimlerini çözümlerken hem sivil hem de askeri liderlikten üst düzey yetkililere atıfta bulunan rapora göre bu düzenlemeler, bazı silahlı tarafların kapasitesini güçlendirmeye katkıda bulunurken hükümet kurumlarının kullanabileceği kaynakları da olumsuz etkiledi.

Rapor ayrıca ham petrol gelirlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla oluşturulan ve ülkenin doğusu ile batısındaki ilgili taraflar arasındaki karşılıklı çıkar düzenlemelerinin somut bir örneğini temsil ettiği tanımlanan ticari bir petrol kuruluşuna da değindi. Bu düzenlemelerin sonraki aşamalarda genişleyip yayılma olasılığına da dikkat çekti.

NOC ise raporun bazı içeriklerine ilişkin temel çekincelerini dile getirdi. Rapora ilişkin ilk incelemenin analitik metodolojide eksiklikler ve bazı sonuçların resmi ve teknik yetkili kaynaklara dayanmadığını ortaya koyduğunu vurgulayan kurum, rapordaki bilgi ve rakamlar hakkındaki tam tutumunu açıklayacağı bir basın toplantısı öncesinde ayrıntılı resmi bir yanıt hazırlama sürecinde olduğunu da duyurdu.

cfdbgf
Libya'nın kuzeyindeki Ras Lanuf kentinde bir petrol rafinerisi, 3 Haziran 2020 (AFP)

Bu durum silahlı grupların nüfuzunu genişletmesine imkân tanımakla kalmadı, Libya devletinin sürekliliğini doğrudan zayıflatarak kamu yararını da olumsuz etkiledi.

BMGK Uzmanlar Paneli raporu, Washington'ın Libya dosyasına yönelik yoğun diplomatik hareketliliğin yaşandığı bir dönemde yayımlandı. ABD, yasama sürecindeki çıkmazın seçim kanunu üzerinde uzlaşı sağlanamaması ve birleşik hükümet kurulamaması nedeniyle doğurduğu siyasi tıkanıklığı aşmak ve yürütme otoritesini birleştirmeyi hedefleyen bir vizyon çerçevesinde başlıca Libya tarafları arasındaki yakınlaşmayı güçlendirmeye çalışıyor.

scvsd
Libya Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus Uluslararası Konferans Merkezi'nde düzenlenen Libya Enerji ve Ekonomi Zirvesi'nin açılış gününde, 24 Ocak 2026 (Fotoğraf)

Öte yandan Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, BMGK Uzmanlar Grubu'nun görev süresini yenileme ve raporunu yayımlama kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Menfi, ulusal ekonomiyi korumaya ve uluslararası hukuka uyumu güçlendirmeye yönelik çabaları desteklediğini de teyit etti.

Menfi ayrıca BMGK’dan ve 1970 sayılı karar çerçevesinde kurulan Yaptırımlar Komitesi'nden, raporda yer alan bulgular doğrultusunda nesnel ölçütler çerçevesinde ve siyasi seçicilikten uzak biçimde gerekli adımları atmasını talep etti. Bu talep, yürürlükteki uluslararası hukuki çerçevelerde öngörülen varlık dondurma mekanizmalarının devreye sokulmasını da kapsıyor.

Ancak Menfi'nin iç gelişmelere yaklaşımı belirli bir karmaşıklık taşıyordu. Başlangıçta Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) gerçekleştirdiği son kabine değişikliğine yönelik olumlu sinyaller verdi; akabinde bu atamaların yürürlükteki anayasal çerçevelerle uyumuna, özellikle yetkili merci huzurunda anayasal yemin töreni prosedürlerine ilişkin hukuki sorular yöneltti.

Bu tutum, bir yanda prosedürel meşruiyet gereklilikleri, diğer yanda son derece hassas bir geçiş döneminde siyasi istikrarın zorunlulukları arasında denge kurmanın güçlüğünü yansıtıyor.

Resmi çerçeveleri aile kuruluşları ya da bölgesel grupları desteklemek suretiyle devre dışı bırakmaya yönelik her türlü girişim, krizi derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmaz.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos liderliğindeki Afrika ve Arap İşleri Amerikan çabalarına yaptığı yorumda herhangi bir siyasi çözüm sürecinin tanınan meşru kurumlara dayanması ve yürürlükteki hukuki ve anayasal çerçevelere istinat etmesi gerektiğini vurguladı. Kalıcı uzlaşıların bu kurumlardan bağımsız bireysel ya da ikili düzenlemeler üzerine inşa edilemeyeceğini ve bunların görmezden gelinmesinin siyasi tabloyu çözmek yerine daha da karmaşık hale getirebileceğine dikkati çekti.

DYK ayrıca BM Libya Destek Misyonu'nun (UNSMIL) bazı çalışma yöntemlerine yönelik ciddi çekincelerini dile getirerek UNSMIL’i yasama ve yürütme organlarıyla ilişkilerinde kurumsal mekanizmalara saygı göstermeye, şeffaflık ve önceden koordinasyon yoluyla Libya taraflarıyla güven inşa etmeye davet etti; böylece UNSMIL’in etkinliğinin güçlendirilebileceğini ve siyasi sürecin ulusal sahipliği ilkesinin korunabileceğini belirtti.

Aynı zamanda bazı uluslararası tarafların Libya'daki siyasi çözüm sürecini etkilemeye yönelik çabalar olarak nitelendirdiği girişimlere ilişkin kaygılarını da dile getiren DYK, Libya halkının iradesine ve siyasi geleceğini belirleme önceliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu ve kalıcı siyasi düzenlemelerin meşru kurumları öne çıkaran ve demokratik hesap verebilirlik ilkesini pekiştiren gerçek bir ulusal mutabakatla ortaya çıkması gerektiğini vurguladı.

Bununla birlikte iki yasama meclisi arasında seçimler dosyasında uzlaşının sağlanamamasının siyasi tabloyu karmaşık hale getirdiğine ve bazı uluslararası tarafları kabul görmüş kurumsal çerçevenin dışında alternatif yollar aramaya yönelttiğine dikkati çeken DYK, bunu yürürlükteki hukuki ve anayasal çerçevelerin aşılması olarak değerlendirdiğinin de altını çizdi.

dsvd
ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos, Paris'te düzenlenen Büyük Göller Bölgesi'nde Barış ve Kalkınmayı Destekleme Konferansı'na katıldı, 30 Ekim 2025 (Reuters)

Öte yandan küçük diyalog grubunun kurulmasının, başta seçim dosyasıyla ilgilenen ortak komisyonların oluşturulması olmak üzere yol haritasındaki kilit adımlara doğru iki meclisin ilerlemesini sekteye uğratan tıkanıklığa verilen bir yanıt olduğunu vurgulayan UNSMIL’e göre bu süreçler, mevcut meşru kurumların yerini almak değil tıkanma nedenlerini teşhis etmeyi amaçlıyor.

Uluslararası arenada ise ABD, ülkede kurumsal istikrarı hedefleyen bir girişim aracılığıyla Libya dosyasına aktif diplomatik katılımını sürdürüyor. Bu katılımda BM özel temsilcilerinin çabaları ABD’nin yönelimleriyle örtüşürken bu durum Libya’nın yönetimi dosyası etrafındaki uluslararası koordinasyonun niteliğini yansıtmaktadır. Bununla birlikte bu yaklaşımın kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözümün gereklilikleriyle ne ölçüde örtüştüğüne dair meşru sorular gündeme geliyor. Bu çözüm, her şeyden önce Libya taraflarının siyasi geçiş için açık ve net temeller üzerinde uzlaşmaya hazır olup olmadığına bağlı kalmaya devam ediyor.