Gazze savaşını durdurmak ve sonrası

Müzakerelerin ulaştığı darboğazın aşılmasına yönelik çok sayıda yoğun uluslararası, bölgesel ve ulusal baskılar var

Filistinli bir kız, İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat Kampında gerçekleştirdiği operasyonun ertesi günü enkaz arasında yürürken, 9 Haziran 2024 (AFP)
Filistinli bir kız, İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat Kampında gerçekleştirdiği operasyonun ertesi günü enkaz arasında yürürken, 9 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşını durdurmak ve sonrası

Filistinli bir kız, İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat Kampında gerçekleştirdiği operasyonun ertesi günü enkaz arasında yürürken, 9 Haziran 2024 (AFP)
Filistinli bir kız, İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat Kampında gerçekleştirdiği operasyonun ertesi günü enkaz arasında yürürken, 9 Haziran 2024 (AFP)

Nebil Fehmi

Gazze açısından mercekler artık ABD Başkanı Joe Biden'ın rehine ve tutukluların serbest bırakılması, ateşkes, insani yardımların girişine izin verilmesi, Gazze Şeridi'nde zorla yerinden edilenlerin yeniden yerlerine dönmelerinin sağlanması, ardından aylarca süren acılardan sonra, insani altyapının yeniden inşa edilmesi, barınma ihtiyacının ve geçim kaynaklarının temin edilmesi şeklindeki üç aşamalı bir anlaşma ile ilgili açıkladığı fikirlere odaklanıyor.

Oyalama, oldubittileri sürdürme, mevcut duruma sessiz kalma aşamasını geride bıraktık. Artık bazıları stratejik, bazıları ise taktiksel ve manevra amaçlı kararlar alma anına geldik. Dolayısıyla tarafların anlaşmaya varamadığı ve diğer tarafları sorumlu tuttuğu yönünde bir açıklama yapmaları veya tam aksine farklı yorumlara bağlı ve koşullu olarak anlaşmayı kabul ettiklerini ilan etmeleri beni şaşırtmaz.

Müzakerelerin ulaştığı darboğazın aşılmasına yönelik çok sayıda ve yoğun uluslararası, bölgesel ve ulusal baskılar var. Nedeni de insanlık dışı uygulamaların reddedilmesi ile Filistin çevresinde gerilimin tırmanması, Gazze Şeridi'nin güneyinden Mısır’a doğru ve oradan da Lübnan ile bölgesel başka yerlere uzaması yönündeki gerçek endişedir. ABD de anlaşma için baskı yapıyor çünkü başkanlık seçimlerinin belirleyici aşamaları yaklaşıyor. Biden açısından pozisyonlarını desteklemeyen Amerikalıların duruşları seçim sonuçları için belirleyici olacak. Zira Amerikalıların bir kısmı Netanyahu ve İsrail ile ilişkileri gergin olduğu için Biden’a karşı bir tutum içindeyken, bazıları da İsrail’e verdiği destek ve bu desteğin İsrail’in bazı insani değerlere saygı gösterilmesini gerektiren tüm yasal ve insani sınırları aşmasına izin verdiğine inandıkları için kendisine karşı.

İsrail ve Hamas'ın, dikkate almaları gereken çeşitli nedenlerden ötürü anlaşmaya varmaktan çekinmeyeceklerine inanıyorum. İsrail Başbakanı açısından bunların en önemlisi, rehinelerin kurtarılması yönündeki iç baskı, uygulamalarını reddeden, kendisinden ve yetkililerinden hesap sorulmasını talep eden Batılı ve uluslararası liberal hareket ile Filistin tarafına artan uluslararası desteği dizginleme arzusudur.

Hamas'ı da anlaşmaya varma fikrini kabul etmeye itecek çeşitli nedenler var; İsrail'in yoğun askeri baskısının ardından nefes almak ve kartlarını yeniden karmak, Gazze Şeridi'nde işgal altındaki Filistinlilerin acılarını hafifletmek, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki uygulamalarına yönelik uluslararası öfkenin meyvelerini toplamak ve Hamas'ın Filistinliler arasındaki konumunu güçlendirmek için bunlardan yararlanmak.

İşgalci devlet ile yönelimi ne olursa olsun herhangi bir Filistinli siyasi akımı, aynı kefeye koymaktan her zaman kaçındım. Çünkü işgal en büyük günahtır, sorunun ve çatışmanın temelidir ki bunu, burada bir kez daha tüm netlik ve açıklıkla vurgulamak istiyorum.

Siyasi manevralar ve uzlaşmalar bir yana, mevcut İsrail hükümeti veya Netanyahu liderliğindeki herhangi bir hükümet ile Gazze'deki çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya varılacağını hayal etmek zor. Zira bu anlaşmayı hemen, şahsiyetlerde, konumlarda, politikalarda ve ideolojilerde değişimi dayatan bir değerlendirme, hesap sorma, siyasi ve adli inceleme aşaması izleyecek.

Hamas liderlerinin, hareketin, Gazze Şeridi'ndeki ve tüm Filistin sahasındaki etkisini ve varlığını ortadan kaldıracak ABD ve İsrail koşullarını ve taleplerini içeren bir anlaşmanın lafzına ve ruhuna uyması da pek mümkün görmüyorum; özellikle de Hamas'a başka bir siyasi rol sağlayacak Filistin uzlaşısının yokluğunda ve İsrail'in, Hamas'ı izlediğini ve liderlerini Filistin topraklarının içinde ve dışında öldürdüğünü ilan ettiği bir ortamda.

Dolayısıyla anlaşmanın onaylanması, İsrail ve Hamas'ın bu aşamada Amerikan Başkanı'nın bahsettiği önerileri reddetmek konusunda karşı tarafı sorumlu tutarak uluslararası, bölgesel ve ulusal imajlarını iyileştirmeye odaklandıklarını yansıtıyor. Bu ise İsrail'in, anlaşmaya varılsa bile savaşın devam edeceği ve yeni öneride savaşın hiçbir aşamada sona erdirilmesine ilişkin bir maddenin yer almadığı dahil, Hamas'ın kabul etmesi zor tutumların altını çizmesine yol açtı. Buna karşılık Hamas, İsrail’in toptan reddettiği Gazze'deki savaşın tamamen sona erdirilmesi şartını içermeyen hiçbir anlaşmayı kabul etmeyeceğini yineledi.

Bütün bu yaklaşımlar ve çelişkiler ışığında bir yol ayrımında olduğumuza, ilgili ana tarafların itiraz etmediği ama uygun da bulmadığı bir anlaşmanın eşiğinde bulunduğumuza inanıyorum. Gazze Şeridi, çevresi ve Lübnan’daki büyük gerilimin ortasında, anlaşmayı kendileri için uygun bulmadıklarından, tarafların ve özellikle de İsrail tarafının anlaşmaya ciddi ve temel düzeyde bağlılık göstermeleri pek olası görünmüyor.

Buna rağmen, direnişçi, mücadeleci ve kahraman Filistin halkının vahşice öldürülmesini durdurmanın tek yolu olduğundan, tarafları anlaşmaya varmaya zorlama çabasının sürdürülmesini hâlâ destekliyorum. Anlaşmanın kapsamlı, ayrıntılı ve doğru bir anlaşma olması için çalışarak veya anlaşmanın tamamlanması için hızlı ilave adımlar atarak, insani acıları hafifletme çabalarının devam etmesini de destekliyorum.

Bugün ABD Başkanı'nın teklif edilen anlaşmanın şartları veya unsurları hakkındaki açıklamaları hakkında yayınlananların içeriğiyle ilgili yorum yapmayacağım, çünkü bu satırları yazarken orijinal tam metinler elimde değildi. Yaklaşık 50 yılı kapsayan siyasi ve diplomatik çalışma kariyeri bana açıklananlara veya yayınlananlara güvenerek analiz yapmamayı öğretti

Burada şunu belirtmekle yetineceğim; mevcut veya gelecekteki çabalarla varılacak herhangi bir anlaşma, tam ve nihai bir ateşkesi, rehine ve tutuklu takasını, İsrail güçlerinin tamamen geri çekilmesiyle Filistinlilerin insani ihtiyaçlarının sağlanmasını, yeniden inşayı, Filistinliler için güvenlik ve emniyetin temin edilmesini, sınırlardaki güvenlik düzenlemelerinin sağlanmasını içermelidir. Bütün bunlar bizi İsrail ve Filistin devletlerini içeren iki devletli çözüme götürecek siyasi bir bağlama oturtulmalıdır.

Dolayısıyla anlaşmaya varılsa da ve hatta bunda başarısız olunsa da BM Güvenlik Konseyi'nden üç eksende hareket etmeyi içeren bir karar çıkarılmasını öneriyorum:

Birincisi, kaçırılanların ve tutukluların kademeli olarak değişimi, ateşkes ve İsrail güçlerinin geri çekilmesi, Gazze içinde ve sınırlarda güvenliği ve denetimi sağlayacak uluslararası bir gücün oluşturulması, gıda ve insani yardımların yoğunlaştırılması.

İkincisi, başkenti Doğu Kudüs olan ve 1967 sınırları esas alınarak kurulacak Filistin devletinin iki yıl süreyle BM’nin vesayeti altında olması ve bu süreçte, Filistin'in uluslararası alanda elde ettiği tanımalara ve Filistin Otoritesi’nin İsrail ile daha önceki anlaşmalara uygun olarak sahip olduğu sorumluluklara dokunulmaması.

Üçüncüsü, 1967 sınırları esas alınarak ve Kudüs’ün ikisinin de başkenti olduğu iki devlet temelinde çözüme varılması için BM Güvenlik Konseyi ve himayesinde iki yıllık bir müzakere sürecinin başlatılması. Genel Sekreter ve beş ülkenin, müzakerelerin ilerleyişi hakkında periyodik raporlar sunması.

Bu adımlarla, varılan her türlü anlaşmayı kayıt altına almış, tamamlamış ya da eğer çabalar sekteye uğrarsa, Gazze savaşı ve sonrasındaki sorunlarla başa çıkmak için yeni bir çerçeve sunmuş oluruz.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe