Türkiye İdlib'deki askeri mevzilerini güçlendiriyor

 Suriye'nin kuzeyinde SDG kontrolündeki bölgelere bakan Türk tankları (arşiv - Milli Savunma Bakanlığı)
Suriye'nin kuzeyinde SDG kontrolündeki bölgelere bakan Türk tankları (arşiv - Milli Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye İdlib'deki askeri mevzilerini güçlendiriyor

 Suriye'nin kuzeyinde SDG kontrolündeki bölgelere bakan Türk tankları (arşiv - Milli Savunma Bakanlığı)
Suriye'nin kuzeyinde SDG kontrolündeki bölgelere bakan Türk tankları (arşiv - Milli Savunma Bakanlığı)

Türk ordusu, İdlib'de ‘Putin-Erdoğan mutabakatı’ olarak bilinen Türk-Rus anlaşması alanları içinde yer alan ‘çatışmasızlık bölgesindeki’ noktalarına, askeri ve lojistik takviye göndermeyi yoğunlaştırdı.

Takviyelerin büyük kısmı, Suriye ordusunun faaliyetlerini artırdığı İdlib'in güneyindeki Cebel ez-Zaviye ekseninde yoğunlaşıyor. Türk güçleri, İdlib'in doğusundaki noktalarında, bölgedeki yaklaşık 20 kasaba ve köyü kapsayan bir ‘güvenlik hattı’ oluşturmayı tamamlarken, takviyeler İdlib'in batısında konuşlanan noktaları da içeriyor.

Yoğun Türk takviyesi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Türk güçlerinin Suriye güçleriyle temas hatlarındaki noktalarına takviye göndermeye üçüncü gün de devam ettiğini ve İdlib'in güney kırsalında bulunan Cebel ez-Zaviye bölgesindeki Şenan, Ferkiya, Serce, İhsim ve el-Bare eksenlerinde konuşlu noktalara 12 Haziran'da gönderilen takviyelerden sonra ikinci kez dün (Cuma) takviye geldiğini bildirdi.

Bu gelişme, Suriye ordusunun Rakka kırsalındaki Tabka ve Halep kırsalındaki Sarrin havaalanlarından bir grup Buk ve Tochka füze sistemini Heyetu Tahriru'ş Şam ve diğer grupların kontrolündeki bölgelerin karşısındaki noktalara nakletmesiyle aynı zamanda gerçekleşti.

SOHR’un Suriye güçleri ile İdlib'i kontrol eden muhalif gruplar arasında çatışmaların yaşanabileceğini öne sürdüğü İdlib'in batı kırsalına dün, aralarında zırhlı araçların da bulunduğu askeri araçlar ve takviye birlikleri ulaştı.

SOHR, Türk güçlerinin, Putin-Erdoğan anlaşması bölgesindeki sivil ve askeri hareketliliği hedef alan ve şubat ayından bu yana artan intihar saldırılarına karşı çarşamba günü, İdlib'deki mevzilerine gelişmiş elektronik sinyal bozucu sistemleri gönderdiğini kaydetti.

Rusya’nın rolü

İlginçtir ki Türk takviyesi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 11 Haziran'da Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinin ardından başladı. Suriye hükümetine yakın kaynakların Şam'daki iktidar çevrelerine yakın Vatan Partisi'nin sözcüsü olan Aydınlık gazetesine, Lazkiye'nin güneydoğusunda Rusya tarafından işletilen Hmeymim Hava Üssü’nde Rus, Türk ve Suriyeli askeri personel arasında bir toplantı yapıldığını açıklamasıyla aynı zamanda yapıldı.

Gazete, toplantıda İdlib ve çevresindeki son gelişmelerin ele alındığını ve bunun Suriye topraklarında yapılan ilk güvenlik toplantısı olduğuna dikkat çekti.

Şarku’l Avsat'ın ulaştığı Türk kaynaklar, bu toplantının yapıldığını doğrulamadı ama yalanlamadı da. Ancak 2021'de başlayan ve Moskova'nın desteklediği görüşmelerin yeniden başlatılması konusunun Fidan-Putin görüşmesinde gündeme geldiğini ve 3-4 Temmuz'da Astana'da yapılacak uluslararası zirve sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Vladimir Putin arasında yapılacak görüşmede yeniden ele alınacağını belirttiler.

Türkiye'nin SDG seçimlerini reddetmesi

Kaynaklar, Suriye dosyasının, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol edilen özerk bölgelerde yerel seçimlerin yapılmasını, Suriye'nin bütünlüğüne ve Türkiye'nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğu gerekçesiyle reddeden tutumu çerçevesinde ele alındığını belirtti. Ayrıca Şam'ın 11 Haziran'dan Ağustos ayına ertelenen bu seçimlerin yapılmasını engellemek için gerekli tutumu göstermesi de önemli.

Fidan ile Putin arasındaki görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye hükümetinin seçimlerin yapılmasına izin vermeyeceğinden emin olduğunu ifade ederek, “Şüphesiz Suriye yönetimi seçimlerin yapılmasına izin vermeyecek, bu yönde adım atmayacaktır” dedi.

Ankara, uygun koşulların olmaması nedeniyle Haziran ayında seçimlerin yapılmasına karşı çıkmasına rağmen, ABD'nin tutumundan endişe duyuyor ve Washington'un Türkiye'nin güney sınırında bir ‘Kürt devleti’ kurulmasına verdiği destekten vazgeçmeyeceğini düşünüyor.

Gizli toplantı

Aynı bağlamda SOHR, Türk güçleri ve Ankara'ya sadık Suriye Millî Ordusu grupları tarafından kontrol edilen Barış Pınarı bölgesinde yer alan Tel Abyad kentinde çarşamba akşamı Rus ve Türk askeri personeli arasında ‘gizli bir toplantı’ yapıldığını açıkladı. Gruplar arasında kafa karışıklığı yaşanırken, bölgenin, Rusya ile Türkiye arasında varılan anlaşma uyarınca Suriye ordusunun kontrolüne geçmesinden endişe ediliyor.

Diğer yandan Ekim 2019'da Ankara ile Moskova arasında imzalanan Soçi Mutabakatı kapsamında yapılan Türk-Rus askeri devriyeleri aylardır durmuş durumda.

Türk güçleri ile Suriye Millî Ordusu’nun kontrolündeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerindeki El-Bab, Azez, Mare ve Afrin'de, Rus askerlerinin Türk mevkidaşları ve Birleşmiş Milletler (BM) temsilcileri eşliğinde 12 Haziran'da Suriye Ordusu ve muhalif bölgeleri ayıran Ebu Zindeyn geçiş bölgesini yeniden açmak üzere bölgeye girmesini protesto eden halk gösterileri düzenlendi.

SOHR, Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı bölgelerinde Suriye ordusunun kontrolünü yeniden sağlamak ve SDG'yi zayıflatmak için Rus ve Türk tarafları arasında zımni anlaşmalar varmış gibi görünürken, İdlib ve kırsalının, askeri bir gerilim veya olası çatışmalar beklentisiyle, Suriye güçleriyle temas hatlarının karşı tarafında Türk askeri takviyelerine tanık olduğunu belirtti.

Ankara, İdlib üzerinden kendi topraklarına yeni bir göç dalgasına izin vermeyeceğini defalarca vurgularken, Suriyeli mültecilerin gönüllü olarak ülkelerine dönmelerini teşvik ediyor.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe