Bolivya Devlet Başkanı: Darbe girişimiyle karşı karşıyayızhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5034566-bolivya-devlet-ba%C5%9Fkan%C4%B1-darbe-giri%C5%9Fimiyle-kar%C5%9F%C4%B1-kar%C5%9F%C4%B1yay%C4%B1z
Bolivya Devlet Başkanı: Darbe girişimiyle karşı karşıyayız
Başkent La Paz'daki Plaza Meydanı yakınlarında askeri güçler zırhlı araçta (AFP)
Bolivya'da ordu, Çarşamba günü bir darbe girişiminde bulunurken, hükümet sarayının kapılarına zırhlı araçlar dayandı.
Bolivya Cumhurbaşkanı Luis Arce, X hesabındaki mesajında “demokrasiye saygı duyulması” çağrısında bulundu.
Eski Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales de X'teki paylaşımında, ordunun sarayın dışındaki Murillo meydanındaki hareketliliğini kınadı ve bunu "yapılmakta olan bir darbe" olarak nitelendirdi.
Bolivya'nın başkenti La Plaza Meydanı'ndaki askeri kuvvetler (AFP)
Aynı meydanda bulunan Ordu Genel Komutanı Juan José Zúñiga, üniformalı subayların hareketini doğruladı.
Bolivyalı üst düzey yetkililer de, ordunun ve tankların meydanı ele geçirdiğini söyleyerek bunu bir "darbe girişimi" olarak nitelendirdi.
Askeri polis La Paz'daki başkanlık sarayının kapısı önünde toplandı (AP)
Sosyal medyada yayılan video kliplerde, ağır silahlı askerlerin ve zırhlı araçların başkentin Plaza Murillo meydanında toplandığı görülüyor. Şu anda Latin Amerika ve Karayip Ülkeleri Grubu'na başkanlık eden Honduras Devlet Başkanı Xiomara Castro, blok üyelerini Bolivya'daki "suç niteliğinde darbeyi" kınamaya çağırdı.
İran ablukayı aşmak için gizli askerî tedarik ağını devreye soktuhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335501-i%CC%87ran-ablukay%C4%B1-a%C5%9Fmak-i%C3%A7in-gizli-asker%C3%AE-tedarik-a%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-devreye-soktu
İran ablukayı aşmak için gizli askerî tedarik ağını devreye soktu
İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi, yeri açıklanmayan bir İHA üretim tesisinde basına röportaj verirken (IRNA)
İran, insansız hava aracı (İHA) ve füze programları için gerekli bileşenleri, patlayıcıları ve ağır vasıtaları temin etmek amacıyla 5 bin kuruluştan oluşan askerî ve mali bir ağı devreye soktu. Sevkiyatların, savaş döneminde dahi ABD'nin deniz ablukasını aşarak İran'a kara, deniz ve hava yoluyla ulaştırıldığı belirtildi.
Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığı araştırmaya göre İran, Ocak 2025'ten bu yana en az 2 milyar dolar değerinde ekipman, patlayıcı ve ağır vasıta ithal etmek için dünya geneline yayılan gizli askerî kuruluşlardan oluşan bir ağ kurdu. Bu ağın, ABD'nin deniz ablukasını ve Batı yaptırımlarını aşarak faaliyet gösterdiği kaydedildi. Gizlice faaliyet yürüten kuruluşların adlarının, İran Savunma Bakanlığının kısaltması olan “VEDJA” harfleriyle başladığı belirtildi.
5 binden fazla kuruluştan meydana gelen bu yapı, geniş kapsamlı bir askerî ve mali sistem oluşturuyor. Kuruluşların finansal işlemleri, 2016 yılına kadar uzanan konşimento belgeleri ve diğer ithalat kayıtları üzerinden takip edilebiliyor. Bu kuruluşların bazıları İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve İran'ın seçkin kesimlerinin kontrolündeki “Bonyad” olarak bilinen ticari gruplarla bağlantılı.
Araştırmanın bulguları, savaşın en büyük sorularından birine de ışık tutuyor: Devrim Muhafızları, binlerce füze ve İHA fırlatmasına rağmen cephaneliğini nasıl güçlendirmeyi sürdürüyor?
Ocak 2025 ile Haziran 2026 arasındaki 18 aylık dönemde, bu kuruluşlardan yalnızca biri olan “VEDJA 346428”, füze yakıtı, patlayıcılar, İHA ve füze üretiminde gerekli silah bileşenleri ile füze fırlatma platformu olarak kullanılabilecek ağır vasıtalardan büyük miktarlarda ithalat gerçekleştirdi. Bu ekipmanların kara, deniz ve hava yoluyla İran'a ulaştırıldığı, sevkiyatların önemli bir bölümünün Çin, Rusya ve Almanya'dan geldiği kayıtlara yansıdı.
Reuters'ın İran Savunma Bakanlığına bağlı bu ağı inceleyen araştırması, binlerce İran bankacılık ve devlet kaydının yanı sıra şirket tescil belgeleri ve ithalat verilerine dayanıyor.
“Eminler” ve tek bir adres
Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri, Eylül 2026 (Reuters).
Gizli kuruluşların tamamı, Tahran'da İran Savunma ve Silahlı Kuvvetleri Destek Bakanlığının adresiyle aynı adresi kullanıyor. Bu kuruluşlar, kuruluş tarihlerini İran'da ilk dinî lider Humeyni'nin Şah rejiminin devrilmesinin ardından iktidara geldiği 11 Şubat 1979 olarak gösteriyor. Ancak kayıtlar, kuruluşların büyük bölümünün gerçekte 2013 yılında kurulduğunu ortaya koyuyor. Bu dönem, İran'ın yaptırımlar nedeniyle ham petrol ihracatının gerilediği ve para biriminin değer kaybettiği yıllara denk geliyor.
Reuters'ın İsrail-ABD merkezli risk danışmanlığı şirketi 240 Analytics ile birlikte ilk kez tespit ettiği bu kuruluşlar, İran'ın askerî tedarik ve yaptırımları aşma sisteminin temelini oluşturuyor.
Kuruluşlar, “eminler” olarak adlandırılan paravan kişiler ve yabancı ülkelerdeki paravan şirketlerden oluşan bir ağı yönetiyor. Bu kişiler, yasa dışı petrol satışlarından elde edilen gelirleri İran adına mal satın almak için kullanıyor.
Ağdan, İran'ın balistik füze ve İHA programlarında görev alan üst düzey askerî yetkililer yararlanıyor. Ayrıca 91 kuruluşa kayıtlı telefon numarasının, devlet bankası Bank Sepah'ın Devrim Muhafızları mensuplarına ait hesap kayıtlarında da yer aldığı görülüyor. Bu kişiler arasında ABD'nin sivil göstericilere yönelik ihlallerle suçladığı en az iki komutan bulunuyor.
İran ordusu onlarca yıldır çeşitli ABD yaptırımlarına tabi olmasına rağmen Reuters, belgelerde adı geçen kuruluşlardan herhangi birinin Batı'nın yaptırım listelerine alındığına ilişkin kanıt bulamadı.
ABD Hazine Bakanlığının İran'a yönelik yaptırım programının oluşturulmasına katkıda bulunan eski üst düzey yetkililerinden Miad Maleki, “Burada gördüğümüz yapı, bu çatışma sırasında ve ondan önceki uzun yıllar boyunca rejimin askerî can damarını oluşturuyor. Bu, İran ordusunun ticari faaliyetlerinin bütünleşik sistemidir” değerlendirmesinde bulundu.
İran'ın hassas saldırıları
İran yapımı Şahid insansız hava aracı (AP)
Silah ithalat ağı, Tahran'ın füze ve İHA üretimi için ihtiyaç duyduğu ham maddelerin önemli bölümünü sağladı. Bu silahlar, İran'ın Körfez'deki enerji tesislerine yönelik devam eden hassas saldırılarında kullanılıyor. Söz konusu saldırıların, İran'ın ABD askerî saldırısının etkisini sınırlamasına imkân sağladığı belirtiliyor.
Reuters, bu yıl yayımladığı diğer araştırmalarda da İran'ın yasa dışı gelir elde etmek ve yaptırımları aşmak için kripto para platformlarından ve yasa dışı kumar ağlarından nasıl yararlandığını, Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü nasıl artırdığını ve savaşın İran'da yeni bir baskı dönemini nasıl başlattığını ortaya koymuştu.
Maleki, Reuters'ın araştırma bulgularını inceleyen İran yaptırımları ve silahları konusunda uzman dört kişiden biriydi. Uzmanlar, söz konusu malzemelerin önemli bir bölümünün İran'ın füze ve insansız hava aracı programlarında kullanılabileceğini doğruladı.
Reuters, ithalat hareketlerini takip etmek için yaklaşık 19 bin ithalat kaydının bir bölümünü konşimento belgeleri, sosyal medya videoları ve resmî medya haberleriyle karşılaştırdı. Veriler, İran'ın ithal ettiği malzemelerin neredeyse tamamının gümrük vergisinden muaf tutulduğunu ve özellikle askerî ekipman olarak sınıflandırıldığını gösterdi. Uzmanlar ise patlayıcılar dâhil birçok ithal ürünün çift kullanımlı olabileceğini, dolayısıyla sivil amaçlarla da kullanılabileceğini belirtti.
Wall Street Journal, 23 Eylül'de Çin'den gelen bazı sevkiyatlara ilişkin bir haber yayımlamıştı. Geçen yıla kadar ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi'nin (OFAC) müdür yardımcılığını yürüten Maleki, gizli askerî kuruluşların resmî küresel ekonominin yanında işleyen paralel bir dış ticaret sistemi oluşturduğunu söyledi. Bu sistem sayesinde İran, yasa dışı petrol satışlarından yurt dışında elde ettiği gelirleri askerî ekipman alımında kullanabiliyor.
Paranın sınır ötesine aktarılması, yaptırım ihlali alarmını tetikleyebileceği için finansal işlemler genellikle doğrudan gerçekleştirilmiyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre incelenen sevkiyatların yüzde 97'sine ilişkin ödemelerin herhangi bir para transferi yapılmadan sonuçlandırıldığı ithalat kayıtlarından anlaşılıyor. Bunun yerine, yurt dışında yaşayan güvenilir İranlı aracılar, yabancı bankalarda bulunan paraları kullanarak ürünleri satın alıyor ve İran'a gönderiyor.
Balistik füze programları
Bu ağ üzerinden ihtiyaçlarını karşılayan kuruluşlar arasında İran'ın balistik füze programlarını denetleyen askerî birim de bulunuyor. Bunlar arasında, Ukrayna'da yıkıma yol açan İHA’larını Rusya'ya üretip tedarik ettiği gerekçesiyle Washington tarafından 2024 yılında yaptırım uygulanan Ra'd el-Sahra şirketi de yer alıyor.
Reuters ve 240 Analytics, ithalat verilerini şirket kayıtları, e-postalar ve İran'dan sızdırılan belgeleri yayımlayan Wiki Iran internet sitesinin topladığı dokümanlarla karşılaştırarak İran'ın askerî birimlerini tespit etti.
Reuters, İran'dan sızdırılan belgeleri yayımlayan Wiki Iran sitesinin arkasındaki kişilerin kimliğini belirleyemedi. Site, hükümete muhalif oldukları için sürgünde yaşamak zorunda kalan İranlılar tarafından yönetildiğini belirtiyor.
Bu yılın ilk altı ayına ait ithalat kayıtlarına göre sevkiyatlar arasında 1,9 milyon dolar değerinde patlayıcı fünyeleri, tonlarca patlayıcı, uçak motoru parçaları, füze yakıtı bileşenleri ve ağır fırlatma araçları bulunuyor.
Silah ve yaptırım uzmanları, söz konusu malzemelerin Şahid tipi İHA’lar da dâhil olmak üzere balistik füze ve İHA üretimi ile fırlatılmasında temel bileşenler olarak kullanılabileceğini belirtti.
İran'ın silah transferlerini ve tedarik zincirlerini son birkaç yıldır inceleyen Columbia Üniversitesi yarı zamanlı öğretim görevlisi Peter Salisbury, “Bu, İran'ın mevcut İHA ve füze cephaneliğini yeniden inşa etmek veya genişletmek için yürütülen kapsamlı bir çaba gibi görünüyor” dedi.
Salisbury, “Bu veriler, İran sisteminin uyum sağlama ve yeni güzergâhlar bulma kapasitesini açıkça ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulundu. Salisbury ve bir başka silah uzmanı, daha önce de Wiki Iran verilerini kullandıklarını ve bunları doğru bulduklarını ifade etti.
Hazar Denizi üzerinden sevkiyat
Tahran'daki bir askerî sergide İran füzeleri, Mücteba Hamaney'in ve savaşta öldürülen askerî komutanların fotoğrafları, Eylül 2026 (AP)
İthalat verileri ve Reuters'ın elde ettiği belgelere göre, İran'a yönelik sevkiyatlar Rusya'dan Hazar Denizi üzerinden kargo gemileriyle, Orta Asya'dan kamyonlarla ve Çin'den kargo uçaklarıyla gerçekleştirildi.
Reuters'ın ayrıntılı sorularına yazılı cevap veren Çin Dışişleri Bakanlığı, “Bölgedeki askerî çatışmalarla Çin arasında kötü niyetli bağlantılar kurulması veya Çin'in itibarının zedelenmesi girişimlerini şiddetle reddediyoruz” açıklamasında bulundu.
İran, tek tek bileşenlerin yanı sıra kendi askerî ekipmanlarını üretebilmesini sağlayacak hassas makineler de satın alıyor. Haziran ayına kadar uzanan ithalat verilerinde, bilgisayar kontrollü gelişmiş torna tezgâhları, elektron ışını fırınları ve parçacık hızlandırıcılar gibi ekipmanlar yer alıyor.
Söz konusu makinelerin tamamı sanayide kullanılabildiği gibi İHA ve füze gövdeleri dâhil askerî ekipmanların üretiminde de kullanılabiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 12 Ekim'de yaptığı açıklamada, Çin ve Rusya'nın Tahran'a destek verdiğini düşünmediğini söyledi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Eğer böyle bir şey yapıyorlarsa, bu çok sınırlı düzeydedir. Ancak bunu hiç yaptıklarını düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.
Trump ayrıca, “Kaybedecek çok şeyleri var. Bunu öğreneceğiz ve çok kısa sürede öğreneceğiz” dedi.
İsrail hükümet kurma çıkmazında... Arap partileri dengeleri değiştirebilirhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335495-i%CC%87srail-h%C3%BCk%C3%BCmet-kurma-%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1nda-arap-partileri-dengeleri-de%C4%9Fi%C5%9Ftirebilir
İsrail'in Tel Aviv kentinde, Arap partilerinin de katılımıyla bir hükümet kurulması çağrısıyla düzenlenen yürüyüş sırasında pankart taşıyan sol aktivistler (28 Ekim 2026, DPA)
İsrail hükümet kurma çıkmazında... Arap partileri dengeleri değiştirebilir
İsrail'in Tel Aviv kentinde, Arap partilerinin de katılımıyla bir hükümet kurulması çağrısıyla düzenlenen yürüyüş sırasında pankart taşıyan sol aktivistler (28 Ekim 2026, DPA)
İsrail’de kesin seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte ülkede siyasi belirsizlik dönemi başladı. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok da ana muhalefet bloku da parlamentoda çoğunluğu elde edemedi. Associated Press’in (AP) haberine göre ülkeyi önümüzdeki haftalarda hükümet kurma ve başbakanı belirleme müzakerelerinin yoğunlaşacağı bir süreç bekliyor. Görüşmelerin başarısız olması halinde ise erken seçim ihtimali gündeme gelebilir.
Olası senaryolardan biri, Netanyahu karşıtı Yahudi partileri ile Arapların öncülük ettiği partilerin bir araya gelerek ortak bir siyasi blok oluşturması. Siyasi açıdan nadir ve tartışmalı olan bu seçenek, ülkede yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Diğer senaryoda ise seçim kampanyalarını Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırma vaadi üzerine kuran bazı partilerin, Netanyahu liderliğinde kurulacak koalisyona katılması ihtimali bulunuyor.
Her iki olasılık da zaten derin siyasi ve toplumsal ayrışmaların yaşandığı İsrail’de sert tartışmalara yol açtı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 28 Ekim 2026’nın ilk saatlerinde Kudüs’te, sandık çıkış anketlerinin açıklanmasının ardından destekçilerine hitap etmeye hazırlanıyor. (AFP)
Netanyahu önde ancak çoğunluğu sağlayamadı
Merkez Seçim Komitesi tarafından açıklanan kesin sonuçlara göre Netanyahu’nun liderliğindeki blok, 120 sandalyeli İsrail Meclisi’nde (Knesset) 53 sandalye kazandı. Bu sayı, önceki parlamento döneminde sahip olduğu 68 sandalyenin oldukça gerisinde kaldı.
Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar Partisi’nin öncülük ettiği ana muhalefet bloku 48 sandalye elde ederken, Arapların öncülük ettiği partiler kalan 19 sandalyeyi kazandı.
Oy sayımı tamamlandı, ancak sonuçların resmen onaylanması ve çarşamba gününe kadar Cumhurbaşkanı’na sunulması gerekiyor.
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim 2026’nın ilk saatlerinde Tel Aviv’de düzenlenen seçim toplantısında destekçilerine hitap ediyor. (AFP)
Seçimler, İsraillilerin doğrudan kişilere değil partilere oy vermesine rağmen, büyük ölçüde Netanyahu hakkında bir referandum olarak değerlendirildi.
Netanyahu’nun partisi Likud en fazla oyu alan parti oldu, ancak 2022 seçimlerinde elde ettiği desteğin bir bölümünü kaybetti. Seçime katılım oranı yaklaşık yüzde 78 olarak gerçekleşti. Bu oran, 1999’dan beri kaydedilen en yüksek katılım oldu.
İsrail Cumhurbaşkanı’nın önümüzdeki günlerde hükümeti kurmakla görevlendireceği ismi belirlemesi bekleniyor. Art arda yürütülecek hükümet kurma girişimlerinin başarısız olması durumunda ülke, gelecek yılın başlarında yeniden sandık başına gidebilir.
Arap Ortak Listesi ittifakının lideri Yusuf Cabbarin, 27 Ekim 2026’da seçim sandık çıkış anketlerinin açıklanması sırasında Nasıra’daki seçim kampanyası merkezinde konuşuyor. (AFP)
Arap partileri belirleyici konumda
Salı günü gerçekleştirilen seçimlerde öne çıkan kazananlar arasında Arapların öncülük ettiği partiler yer aldı. Bu partiler, Knesset’teki toplam sandalye sayılarını önemli ölçüde artırarak hükümet kurma müzakerelerinde belirleyici bir konuma yükseldi.
Gadi Eisenkot, belirli şartların yerine getirilmesi halinde Arap partileriyle iş birliğine açık kapı bıraktı. Bu şartlar arasında, Gazze merkezli Hamas’ın aşırılıkçı bir örgüt olduğunun kabul edilmesi de bulunuyor. Ancak Eisenkot’un olası koalisyon ortaklarından bazıları bu seçeneği kesin bir dille reddediyor.
Netanyahu ise Arap partilerinin desteğine dayanan bir hükümet kurulmasına karşı çıkıyor.
Netanyahu ve Likud Partisi, seçimlerin çalındığı yönündeki iddiaları gündeme taşımaya başladı ve Merkez Seçim Komitesi’nden konuyla ilgili soruşturma talep etti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre parti, bu iddiaları destekleyecek herhangi bir kanıt sunmadı.
Polis, 29 Ekim 2026’da İsrail’in Herzliya kentinde Gadi Eisenkot’un evinin önünde, Arap partilerinin de yer alacağı bir hükümet kurulmasını isteyen sol görüşlü aktivistler ile Netanyahu destekçilerini birbirinden ayırdı (AP)
7 Ekim saldırılarının gölgesi seçimlere yansıdı
Seçimler, Hamas’ın öncülük ettiği 7 Ekim 2023 saldırısının yarattığı travmanın gölgesinde gerçekleştirildi. Söz konusu saldırıda çoğu sivil yaklaşık bin 200 kişi hayatını kaybetmiş, 251 kişi rehin alınmıştı. Saldırının ardından Gazze’de ve bölgenin diğer kesimlerinde savaşlar yaşanmıştı.
İsrail tarihinin en kanlı günü olarak nitelendirilen 7 Ekim saldırısı, seçim kampanyalarının da merkezinde yer aldı.
İsraillilerin gündeminde, savaşın Gazze’de yol açtığı insani yıkımdan ziyade, 7 Ekim saldırısıyla bağlantılı güvenlik zafiyetleri öne çıktı.
Netanyahu, 7 Ekim olaylarına ilişkin kapsamlı bir soruşturma komisyonu kurulmasına karşı çıktı. Destekçileri ise başbakanın ülkeyi o karanlık günün ardından toparladığını, Gazze, Lübnan ve İran cephelerindeki savaşlarda önemli kazanımlar elde ettiğini savunuyor.
Netanyahu karşıtlarından bazıları ise iktidara gelmeleri halinde ilk adımlarından birinin 7 Ekim saldırılarına ilişkin soruşturma komisyonu kurmak olacağını belirtiyor.
Özellikle 7 Ekim saldırısından bu yana çok sayıda İsrailli Yahudi, diğer Filistinlilerle dayanışma gösterdikleri gerekçesiyle Arap vatandaşlarına şüpheyle yaklaşıyor.
İsrail güvenlik güçlerine mensup bir görevli, 29 Ekim 2026’da Bnei Brak kentinde Ultra-Ortodoks Yahudilerin askere alınmasına karşı düzenlenen protesto sırasında cop taşıyarak bir Haredi göstericiyi yoldan uzaklaştırmaya çalışıyor. (Reuters)
İsrail’de giderek büyüyen bir başka tartışma konusu da Ultra-Ortodoks Yahudilere (Harediler) tanınan askerlik muafiyetleri. Nüfusları hızla artan bu kesime yönelik muafiyetler, özellikle yaklaşık üç yıldır devam eden savaşlarda 1000'e yakın asker ve yedek askerin hayatını kaybetmesinin ardından ciddi bir toplumsal gerilime dönüştü.
Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, uzun süredir askerlik muafiyetlerinin devam etmesini isteyen Ultra-Ortodoks Yahudi partilerine dayanıyor.
Buna karşılık, oğlu Gazze’deki çatışmalarda hayatını kaybeden Gadi Eisenkot, söz konusu muafiyetleri kaldırma sözü verdi.
İran Vance’in mesajını değerlendiriyor... Hürmüz Boğazı’nda gerilimi artırıyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335470-i%CC%87ran-vance%E2%80%99-mesaj%C4%B1n%C4%B1-de%C4%9Ferlendiriyor-h%C3%BCrm%C3%BCz-bo%C4%9Faz%C4%B1%E2%80%99nda-gerilimi-art%C4%B1r%C4%B1yor
İran Vance’in mesajını değerlendiriyor... Hürmüz Boğazı’nda gerilimi artırıyor
Bir helikopter, Ortadoğu sularındaki USS Rafael Peralta muhribinin güvertesinden havalanıyor (CENTCOM)
İran, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’ye gönderdiği ve diplomatik süreci yeniden canlandırmayı amaçlayan mesajı değerlendiriyor.
Tahran yönetimi, söz konusu mesajı ve arabulucular tarafından sunulan yeni teklifi, ülkenin dini lideri Mücteba Hamaney ile birlikte değerlendireceğini ve önümüzdeki günlerde cevap vereceğini arabuluculara bildirdi. Beyaz Saray ise İran’ın teklifi kabul edip etmediği netleşmeden yeni öneriyi değerlendirmeye almayacağını açıkladı.
Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın şartlarını arabuluculara defalarca ilettiğini belirterek, yedi şartı yerine getirilmeden ilerleme sağlanmasının mümkün olmadığını söyledi. Kalibaf, “İran’a karşı sopa ve havuç politikası sonuç vermeyecektir” ifadelerini kullandı.
Diplomatik müzakereleri yeniden başlatma girişimleri, Hürmüz Boğazı’nda sahadaki gerilimin arttığı bir dönemde gerçekleşti. İran Devrim Muhafızları Ordusu, dün deniz mayınlarına çarptığını öne sürdüğü dört petrol tankerinde yangın çıktığını duyurdu. Ancak ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın iddiasını yalanlayarak, boğazdaki ana geçiş güzergâhlarında bulunan bütün mayınların ABD güçleri tarafından temizlendiğini bildirdi.
Devrim Muhafızları ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın batısında düzenlenen bir operasyon sırasında ABD’ye ait MQM-170 model keşif insansız hava aracının (İHA) ele geçirildiğini öne sürdü.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham ise savaşın etkilerinin giderek ağırlaştığı bir dönemde, ülkesinin Hürmüz Boğazı’nın yeniden deniz trafiğine açılmasına yardımcı olmak için “elinden gelen her şeyi yaptığını” belirtti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة