İsrail’de kesin seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte ülkede siyasi belirsizlik dönemi başladı. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok da ana muhalefet bloku da parlamentoda çoğunluğu elde edemedi. Associated Press’in (AP) haberine göre ülkeyi önümüzdeki haftalarda hükümet kurma ve başbakanı belirleme müzakerelerinin yoğunlaşacağı bir süreç bekliyor. Görüşmelerin başarısız olması halinde ise erken seçim ihtimali gündeme gelebilir.
Olası senaryolardan biri, Netanyahu karşıtı Yahudi partileri ile Arapların öncülük ettiği partilerin bir araya gelerek ortak bir siyasi blok oluşturması. Siyasi açıdan nadir ve tartışmalı olan bu seçenek, ülkede yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Diğer senaryoda ise seçim kampanyalarını Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırma vaadi üzerine kuran bazı partilerin, Netanyahu liderliğinde kurulacak koalisyona katılması ihtimali bulunuyor.
Her iki olasılık da zaten derin siyasi ve toplumsal ayrışmaların yaşandığı İsrail’de sert tartışmalara yol açtı.

Netanyahu önde ancak çoğunluğu sağlayamadı
Merkez Seçim Komitesi tarafından açıklanan kesin sonuçlara göre Netanyahu’nun liderliğindeki blok, 120 sandalyeli İsrail Meclisi’nde (Knesset) 53 sandalye kazandı. Bu sayı, önceki parlamento döneminde sahip olduğu 68 sandalyenin oldukça gerisinde kaldı.
Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar Partisi’nin öncülük ettiği ana muhalefet bloku 48 sandalye elde ederken, Arapların öncülük ettiği partiler kalan 19 sandalyeyi kazandı.
Oy sayımı tamamlandı, ancak sonuçların resmen onaylanması ve çarşamba gününe kadar Cumhurbaşkanı’na sunulması gerekiyor.

Seçimler, İsraillilerin doğrudan kişilere değil partilere oy vermesine rağmen, büyük ölçüde Netanyahu hakkında bir referandum olarak değerlendirildi.
Netanyahu’nun partisi Likud en fazla oyu alan parti oldu, ancak 2022 seçimlerinde elde ettiği desteğin bir bölümünü kaybetti. Seçime katılım oranı yaklaşık yüzde 78 olarak gerçekleşti. Bu oran, 1999’dan beri kaydedilen en yüksek katılım oldu.
İsrail Cumhurbaşkanı’nın önümüzdeki günlerde hükümeti kurmakla görevlendireceği ismi belirlemesi bekleniyor. Art arda yürütülecek hükümet kurma girişimlerinin başarısız olması durumunda ülke, gelecek yılın başlarında yeniden sandık başına gidebilir.

Arap partileri belirleyici konumda
Salı günü gerçekleştirilen seçimlerde öne çıkan kazananlar arasında Arapların öncülük ettiği partiler yer aldı. Bu partiler, Knesset’teki toplam sandalye sayılarını önemli ölçüde artırarak hükümet kurma müzakerelerinde belirleyici bir konuma yükseldi.
Gadi Eisenkot, belirli şartların yerine getirilmesi halinde Arap partileriyle iş birliğine açık kapı bıraktı. Bu şartlar arasında, Gazze merkezli Hamas’ın aşırılıkçı bir örgüt olduğunun kabul edilmesi de bulunuyor. Ancak Eisenkot’un olası koalisyon ortaklarından bazıları bu seçeneği kesin bir dille reddediyor.
Netanyahu ise Arap partilerinin desteğine dayanan bir hükümet kurulmasına karşı çıkıyor.
Netanyahu ve Likud Partisi, seçimlerin çalındığı yönündeki iddiaları gündeme taşımaya başladı ve Merkez Seçim Komitesi’nden konuyla ilgili soruşturma talep etti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre parti, bu iddiaları destekleyecek herhangi bir kanıt sunmadı.

7 Ekim saldırılarının gölgesi seçimlere yansıdı
Seçimler, Hamas’ın öncülük ettiği 7 Ekim 2023 saldırısının yarattığı travmanın gölgesinde gerçekleştirildi. Söz konusu saldırıda çoğu sivil yaklaşık bin 200 kişi hayatını kaybetmiş, 251 kişi rehin alınmıştı. Saldırının ardından Gazze’de ve bölgenin diğer kesimlerinde savaşlar yaşanmıştı.
İsrail tarihinin en kanlı günü olarak nitelendirilen 7 Ekim saldırısı, seçim kampanyalarının da merkezinde yer aldı.
İsraillilerin gündeminde, savaşın Gazze’de yol açtığı insani yıkımdan ziyade, 7 Ekim saldırısıyla bağlantılı güvenlik zafiyetleri öne çıktı.
Netanyahu, 7 Ekim olaylarına ilişkin kapsamlı bir soruşturma komisyonu kurulmasına karşı çıktı. Destekçileri ise başbakanın ülkeyi o karanlık günün ardından toparladığını, Gazze, Lübnan ve İran cephelerindeki savaşlarda önemli kazanımlar elde ettiğini savunuyor.
Netanyahu karşıtlarından bazıları ise iktidara gelmeleri halinde ilk adımlarından birinin 7 Ekim saldırılarına ilişkin soruşturma komisyonu kurmak olacağını belirtiyor.
Özellikle 7 Ekim saldırısından bu yana çok sayıda İsrailli Yahudi, diğer Filistinlilerle dayanışma gösterdikleri gerekçesiyle Arap vatandaşlarına şüpheyle yaklaşıyor.

Askerlik muafiyetleri ülkedeki ayrışmayı derinleştiriyor
İsrail’de giderek büyüyen bir başka tartışma konusu da Ultra-Ortodoks Yahudilere (Harediler) tanınan askerlik muafiyetleri. Nüfusları hızla artan bu kesime yönelik muafiyetler, özellikle yaklaşık üç yıldır devam eden savaşlarda 1000'e yakın asker ve yedek askerin hayatını kaybetmesinin ardından ciddi bir toplumsal gerilime dönüştü.
Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, uzun süredir askerlik muafiyetlerinin devam etmesini isteyen Ultra-Ortodoks Yahudi partilerine dayanıyor.
Buna karşılık, oğlu Gazze’deki çatışmalarda hayatını kaybeden Gadi Eisenkot, söz konusu muafiyetleri kaldırma sözü verdi.


