İran rejimi Zarif oyununu yeniden sahneye koydu

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, Trump'ın ABD’de yapılacak başkanlık seçimlerini kazanması ve Beyaz Saray'a dönmesi ihtimali çerçevesinde Cumhuriyetçilerle müzakere etmesi için eski Dışişleri Bakanı Zarif’i göreve çağırdı

Mesud Pezeşkiyan’ın ülkeyi yönetme ya da insanların önemsediği işleri yapma konusunda çok az geçmişe sahip olduğu halde halk ona oy verdi (AFP)
Mesud Pezeşkiyan’ın ülkeyi yönetme ya da insanların önemsediği işleri yapma konusunda çok az geçmişe sahip olduğu halde halk ona oy verdi (AFP)
TT

İran rejimi Zarif oyununu yeniden sahneye koydu

Mesud Pezeşkiyan’ın ülkeyi yönetme ya da insanların önemsediği işleri yapma konusunda çok az geçmişe sahip olduğu halde halk ona oy verdi (AFP)
Mesud Pezeşkiyan’ın ülkeyi yönetme ya da insanların önemsediği işleri yapma konusunda çok az geçmişe sahip olduğu halde halk ona oy verdi (AFP)

Camelia Fard

İran'daki seçimler rejimdeki yetkililer için özel bir öneme sahip. Seçimler, hem yetkililere 85 milyonluk ülkede halkın ve durumun nasıl algılandığını hem de siyasi durumu ve rejimin geleceğini gösterir.

Bu sebeplerden ötürü Tahran rejiminde ‘seçim mühendisliği’ oldukça önemli bir yere sahiptir. İran’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu, katı muhafazakar kamp ile ılımlı raformist kamptan iki aday arasında bir hafta süren müzakerelerin ardından yapıldı ve seçimler, reformist aday Mesud Pezeşkiyan'ın zaferiyle sonuçlandı.

Rejim, eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazası sonucu aktif görevdeyken ölümünden yaklaşık 50 gün sonra yerine aday olmak isteyenlerden altı kişiyi seçti. Bu adayların hepsi benzer sicillere sahipti. Aralarındaki fark ise içlerinden biri olan Mesud Pezeşkiyan'ın seçim kampanyası sırasında eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in yanında görünmeye özen göstermesiydi.

John Kerry ile Cenevre sokaklarında yürüyen ve bazı ABD yetkililerinden daha iyi İngilizce konuşan bir diplomat olan Muhammed Cevad Zarif, seçimlerde aday değildi, ancak seçim kampanyasındaki varlığı ve etkinliği İran rejiminin dış tehditler karşısında istikrarlı olduğu bir dönemi anımsattı. Tartışmalı bir siyasi figür olan Zarif, nükleer anlaşmanın imzalanmasından sonra rejimdeki yetkililer arasında eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'den daha önemli bir konuma geldi.

Reformistlerin bu yükselen yıldızı, protestoların kanlı bir şekilde bastırılması ve 176 kişiye mezar olan Ukrayna’ya ait bir yolcu uçağının Tahran semalarındayken düşürülmesinin ardından söndü. Muhammed Cevad Zarif, gazeteci Said Lilaz ile bir görüşmesinin ses kaydı sızdı. Ses kaydının sızdırılmasının ardından Zarif'in ne planladığı ortaya çıktı. Ses kaydında Zarif, uçağın düşürülmesinden iki gün sonra İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi'ne gittiğini ve oradaki yetkililere “Eğer uçağı siz düşürdüyseniz bana gerçeği söyleyin ki konuyu ele alabileyim” dediğini söylüyor.

Eski Cumhurbaşkanı Ruhani, ülkede akaryakıt fiyatlarında yapılan artışın ardından yaptığı açıklamada bundan haberi olmadığını söylemişti. Dünya güçleri ile İran arasında yapılan nükleer anlaşma halkın beklediği açılımı sağlayamadı ama İran’ı daha fazla yaptırım uygulanması tehdidinden kurtardı. Muhammed Cevad Zarif, Batı ülkeleriyle resmi diplomatik kanallar oluşturarak rejimi kurtarmak için çok çalıştı. Çünkü bu kanallar İran rejimi ülkede iktidarı ele geçirdikten sonra kapanmıştı. Bu gelişme, ancak İran Dini Lideri Ali Hamaney'in onayıyla gerçekleşebildi. Fakat ABD’de Donald Trump’ın iktidara gelmesinin ardından işler değişti. Zarif ve ekibinin tüm çabaları yerle bir oldu. ABD’nin Barack Obama liderliğindeki Demokrat yönetimi ile İran rejimi arasında imzalanan nükleer anlaşma, Trump tarafından ilan edilen sürenin üç kez uzatılması ve İran rejimi ile doğrudan görüşmeler yapılması için tekrarlanan taleplerin ardından sona erdi. Ancak doğrudan müzakereler ve iki başkanın kameralar önünde el sıkışması, İran rejiminin kurulması fikrinin sonu anlamına geliyordu. Bunu da Hamaney'in kabul etmesi beklenemezdi.

İran rejimi, iki ülkenin dışişleri bakanları arasında yapılan görüşmeler, eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin görev süresi boyunca Umman'da gerçekleşen toplantılar gibi ABD ile dolaylı müzakereler yürütmeyi tercih etti. Mesud Pezeşkiyan pek karizmatik biri değil. Ülkeyi yönetmek ya da halkın kendisine oy vermesini sağlamak için ilgi çekici bir iş yapmışlığı da yok. Ancak Hamaney, seçime katılım oranını arttırmak için Muhammed Cevad Zarif'i Mesut Pezeşkiyan’a eşlik etmeye ikna ederek, sinsi bir şekilde seçim mühendisliği yapmayı başardı.

Mesut Pezeşkiyan, Muhammed Hatemi döneminde Sağlık Bakanlığı yaptı. İran asıllı Kanadalı gazeteci Zehra Kazımi'nin Evin Cezaevi’nde öldürülmesinin ardından İran rejimi lehine açıklamalarda bulundu. O dönemde bir doktor olarak Zehra Kazımi'nin otopsi sonuçlarını gördüğünü, cesedini incelediğini ve ölümüne neden olacak herhangi bir yara izine rastlanmadığını söyleyen Pezeşkiyan, daha sonra rejimi savunarak, Zehra Kazımi'nin cezaevindeki ölümünü gizlemeye çalıştı. Pezeşkiyan, 2022 yılına gelindiğinde ise Zehra Kazımi'nin cezaevinde dövülerek öldürüldüğünü doğruladı.

İran Anayasayı Koruyucular Konseyi, 2021 yılında Mesud Pezeşkiyan’ın adaylığını reddetmişti. Peki, Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin fikrini bu kez değiştiren neydi? Neden 2024 yılında cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasını onayladı?

Bahsettiğimiz seçim mühendisliği, meselenin tüm taraflarının detaylara dikkat etmesine dayanıyordu. Çünkü rejim, mevcut dönemde İbrahim Reisi gibi bir cumhurbaşkanının gelmesinin, çıkarlarını tehlikeye atacağını biliyordu. Seçim kampanyası sırasında ve son 50 günde gördüklerimiz, Muhammed Cevad Zarif'in bu grubun merkezinde olduğunu gösteriyordu. İran halkı Zarif'i, dünya da onun seçim kampanyalarına katılımını izliyordu. Mesut Pezeşkiyan, sorumluluk sicilinde halk lehine önemli bir başarısı olmayan ılımlı bir isim iken, Ali Hamaney tarafından Muhammed Cevad Zarif'in yanında yer almaya ve seçimi kazanmaya itilen reformist bir figüre dönüştü.

Rejim, seçimlere katılım oranını arttırmak ve meşruiyet kazandırmak için halkı sandık başına gitmeye teşvik etmenin yanı sıra,  ABD seçimlerinden sonra da Zarif kartını oynamayı planlıyor.

Nasıl ki Amerikan halkı ve Batılı ülkeler ABD'de yapılacak seçimleri Trump'ın kazanmasını bekliyorsa, rejim yetkililerinin de bu gelişmeyi dikkate alması gayet doğaldır. Zarif'in Mesut Pezeşkiyan gibi tanınmayan bir ismin yanında seçim kampanyasına katılması, onun bir kez daha siyaset sahnesine dönmesine ve daha önce bahsettiği saha (askeri) ile diplomasi arasındaki uyumu bulmaya çalışmasına neden oldu.

Zarif, Said Lilaz ile yaptığı görüşmenin sızdırılan ses kaydında rejimin diplomasiden çok sahaya (askeri) önem vermeye karar verdiğini vurguluyor. Ses kaydı kamuoyuna kasıtlı olarak sızdırıldı. Şu an nükleer anlaşma dosyasının karmaşıklığı ve İran'ın nükleer silah üretmeye yakın olduğu söylentileri göz önüne alındığında, Trump'ın nükleer anlaşma dosyasına ve İran’ın vekillerinin bölgedeki eylemlerine bakışının Demokratlardan ve Başkan Joe Biden'dan farklı olması gayet doğal görünüyor.

Hamaney, Trump'ın başkanlık seçimlerini kazanması ve Beyaz Saray'a geri dönmesi ihtimaline karşı Cumhuriyetçilerle müzakere etmesi için Zarif'i çağırdı. Bu durumda Muhammed Cevad Zarif, Mesud Pezeşkiyan hükümetinin en önemli figürü haline gelecek.

Yaşı iyice ilerleyen Hamaney’in halefinin atanmasından önce karşılaştığı zorluklar, Batı'nın rejimin stratejik öneme sahip olan nükleer programına karşı girişimleri etrafında ortaya çıkıyor. Bu girişimlere ve rejimin politikalarına rağmen seçimlere katılım düşük oldu. Rejimin son yıllarda gerçekleştirdiği diğer seçimlerdeki katılım oranından daha düşüktü.

Mesud Pezeşkiyan, İbrahim Reisi'nin aldığı 16 milyon oydan daha az oy alarak kazandı. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre katı muhafazakar aday Celili'nin iktidara gelmesi korkusunun yanında Muhammed Cevad Zarif ve reformistlerin aktif çalışmaları bunda etkili oldu.

Bu seçimler İranlı seçmenlerin büyük bölümünün sandık başına gitmediğini gösterdi. Muhammed Cevad Zarif önümüzdeki günlerde ve aylarda nükleer anlaşma dosyasını takip etmek ve Trump'ın saldırılarına ve uluslararası yaptırımlara karşı bir kalkan olma görevini üstlenecek. Yeni Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan ise ekonomik sorunları çözme vaadinde bulundu. Hasılı rejimin geçtiğimiz cuma günü Muhammed Cevad Zarif ve Mesud Pezeşkiyan'ı birlikte cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmek üzere seçtiği söylenebilir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Trump'ın İran'a saldırı kararını altı faktör belirleyecek

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
TT

Trump'ın İran'a saldırı kararını altı faktör belirleyecek

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)

Brian Katulis

Başkan Donald Trump'ın önümüzdeki haftalarda İran konusunda ne karar vereceğini tahmin etmek zor ve hatta kendisi bile pozisyonunu henüz kesinleştirmemiş olabilir. Hem rakiplerini hem de müttefiklerini kasıtlı olarak diken üstünde tutan bir başkan için dış politikasının bugüne kadarki sonucu muğlaklık oldu. Göreve geri döndüğü ilk yılda uluslararası sahnede bazı kazanımlar elde etti, ancak aynı zamanda açık gerilemeler de yaşadı. Ukrayna'daki savaştan küresel ticaret savaşına kadar, genel yaklaşımının başarısını değerlendirmek için henüz çok erken.

Trump'ın İran ile mücadelesi bu bağlamda değerlendirilebilir. Tam teşekküllü bir savaşa girme olasılığı veya “baş kesme”yi hedefleyen taktiksel bir saldırıyla yetinme olasılığı değerlendirmelere ve spekülasyonlara tabi. Ancak, Trump'ın birkaç hafta önce İranlı protestoculara “kurumlarınızı ele geçirin” çağrısında bulunup “yardım yolda” sözü vererek yaptığı tehditlerden geri adım atıyor gibi görünmesine rağmen, Washington bazı adımlar atmaya hazır görünüyor.

dfvgthy
Arap bölgesine varmadan önce Hint Okyanusu'nda seyreden USS Abraham Lincoln uçak gemisinde bir ABD askeri bakım çalışması yapıyor, 26 Ocak 2026 (CENTCOM)

O zamandan beri Trump, İran meselesini ele alırken seçeneklerini genişletti. Diplomasiye kapıyı açık tutarken, aynı zamanda USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden savaş gemileri de dahil olmak üzere Ortadoğu'ya askeri takviye gönderdi. Trump, askeri danışmanlarından “kesin ve kati seçenekleri” incelemelerini isterken, Ortadoğu’daki baş temsilcisi Steve Witkoff ise bu ayın başlarında İsviçre'deki Davos Forumu'nda ABD'nin Tahran ile diplomatik bir yol arayışında olmaya devam ettiğini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Trump'ın İran'a yönelik izleyeceği yolu belirleyebilecek veya etkileyebilecek temel faktörler aşağıda verilmektedir.

Birincisi: Bölgedeki ABD askeri yığınağı

Trump'ın Ortadoğu'ya daha fazla askeri güç konuşlandırması, yönetiminin bölgedeki ABD kaynaklarını ve taahhütlerini azaltmayı, Batı Yarımküre'ye odaklanmayı öngören “Ulusal Güvenlik Stratejisi” ve “Ulusal Savunma Stratejisi” belgelerini yayınlamasıyla eş zamanlı olarak geliyor. Bu durum, İran'a karşı bir saldırının yakın olduğu tahminlerini destekliyor.

İsrail, ABD'nin İran'a saldırması için baskı yaparken, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere birçok Körfez Arap devleti, Tahran ile gerilimi azaltmaya dayalı farklı bir yaklaşım izliyor

Bu ay Ortadoğu'ya ilave güç sevk edilmesi, sadece bir pazarlık kozu olabilir veya ABD özel kuvvetlerinin bu ayın başlarında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasına benzer şekilde, yakın bir askeri harekatın göstergesi olabilir. Ancak, ABD bir saldırı başlatırsa, Irak ve Afganistan'da olduğu gibi yeniden uzun süreli bir kara harekatı beklenmemelidir.

Bölge genelinde, İsrail, Suriye, Irak ve bazı Körfez ülkeleri gibi çeşitli ülkelerde konuşlandırılmış ABD personelinin ve askeri yeteneklerinin savunmasızlığı göz önüne alındığında, olası bir saldırının kapsamının sınırlı kalması muhtemel. Buna karşılık İran, geçen yıl yaşanan 12 günlük savaş sırasında saldırıları büyük ölçüde İsrail ile sınırlı kalırken, bu kez sert bir misilleme sözü verdi.

İkinci faktör: ABD'nin İran ile diplomatik kanalları

Amerikalı müzakereciler, geçen bahar Umman'ın ev sahipliğinde Maskat ve Roma'da düzenlenen birkaç tur görüşmede İranlı yetkililerle doğrudan bir araya gelerek, 12 günlük savaşın başlamasından önce ana anlaşmazlık noktası haline gelen İran'ın nükleer programını görüşmüşlerdi. Ancak İsrail, bu müzakerelerin ortasında İran'a bir saldırı düzenleyerek Tahran'ın ABD'nin diplomatik süreç konusundaki ciddiyetine olan güvensizliğini derinleştirdi.

sdfryj
ABD Başkanı Donald Trump, başkent Washington'daki Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu kabul ediyor, 29 Eylül 2025 (AFP)

Diplomatik kanalların bu kez aktif olup olmadığı belirsizliğini koruyor, ancak iletişim olduğuna dair herhangi bir açık göstergenin yokluğu endişe verici. Diplomasi ancak bir devlet sadece konuşmakla yetinmeyip, ciddi bir şekilde kendisini yürüttüğünde başarılı olur.

Üçüncü faktör: ABD'nin bölgesel müttefikleri

İsrail, ABD'nin İran'a saldırması için baskı yaparken, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere birçok Körfez Arap devleti, Tahran ile gerilimi azaltmaya dayalı farklı bir yaklaşım izliyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de bu hafta, herhangi bir tarafın İran'a saldırı düzenlemek için hava sahasını kullanmasına karşı olduğunu açıkladı. Körfez müttefiklerinden gelen baskı, Trump'ın olası bir saldırının kapsamını daraltmasına ve hatta tamamen vazgeçmesine katkıda bulunabilir.

İkinci döneminin birinci yılında Trump'ın popülaritesi keskin bir düşüş yaşıyor. Göçmenlik Dairesi’nin düzenlediği baskınlara ilişkin olumsuz medya haberlerinden veya Epstein dosyalarının daha fazla ifşa edilmesi durumunda yapılacak olumsuz haberlerden dikkatleri uzaklaştırmak için İran'ı hedef alma eğiliminde olabilir

Dördüncü faktör: İran halkı

İranlıların rejimlerine karşı durma cesaretini göstermelerine rağmen, Trump'ın “yardım yolda” dedikten sonra geri adım atması, özellikle yaşadıkları acımasız baskı göz önüne alındığında, birçok kişinin sokaklara geri dönme coşkusunu azaltabilir.

gthyrth
İran'da bir binaya çizilmiş Amerikan karşıtı bir duvar resmi, Tahran, 24 Ocak 2026 (Reuters)

Buna ek olarak, ABD'nin Venezuela'da izlediği yol, İranlıların korkularını güçlendirebilir. Zira orada Maduro gözaltına alınırken, Chavez rejiminin yapısına dokunulmadı, bu da Trump'ın İran halkının pahasına Tahran ile bir anlaşma yapması gibi benzer bir senaryo hakkındaki endişeleri artırıyor.

Beşinci faktör: İran rejimi

Tahran'ın Trump'ın baskı ve tehditleri ile olası diplomatik girişimlere vereceği yanıt, bir sonraki aşama hakkında çok şey ortaya koyacaktır. Gözlemciler, rejim içindeki ve özellikle de güvenlik aygıtının başındakiler arasındaki bölünmelere ve çatlaklara dair herhangi bir işareti yakından takip edeceklerdir.

Altıncı faktör: Amerikan kamuoyu

İkinci döneminin birinci yılında Trump'ın popülaritesi keskin bir düşüş yaşıyor. Eğer İran'a bir saldırı düzenlemenin, Maduro'nun tutuklanmasının ardından destek oranlarında görülen ani yükselişe benzer şekilde, kendisine iç kamuoyunda bir yükseliş sağlayacağına inanıyorsa, bu, seçeceği eylem biçimini etkileyebilir. Ayrıca, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) düzenlediği baskınlara ilişkin olumsuz medya haberlerinden veya Epstein dosyalarının daha fazla ifşa edilmesi durumunda yapılacak olumsuz haberlerden dikkatleri uzaklaştırmak için İran'ı hedef alma eğiliminde olabilir.

Sonuç olarak, Trump, kendisini dizginleyebilecek tek gücün kendi ahlakı olduğunu açıkça ifade etti. Bundan sonra ne olacağı henüz belirsizliğini koruyor, ancak göstergeler İran'a yönelik bir saldırının yakın olabileceğini gösteriyor.


Tahran, diplomasiyi baskının durdurulmasına ve bölgesel gerilimin kontrol altına alınmasına bağlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
TT

Tahran, diplomasiyi baskının durdurulmasına ve bölgesel gerilimin kontrol altına alınmasına bağlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın Washington ile müzakere talebinde bulunmadığını, ancak ‘tehditlerin durması’ şartıyla diplomasinin yeniden canlandırılmasına kapıyı açık bıraktığını söyledi. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’daki protestoların bastırılmasına karşı askeri müdahalenin bir seçenek olmaya devam ettiğini dile getirmesinin ardından geldi.

Bölgede gerilimi kontrol altına alma amacıyla diplomatik temaslar sürüyor. Bölgedeki etkili başkentleri kapsayan bir dizi görüşme yoluyla arabuluculuk kanallarının devreye sokulması ve Tahran ile Washington arasında siyasi diyaloğun yeniden başlatılması hedefleniyor. Bu çabalar, bölgesel tansiyonun arttığı son dönemde yoğunlaştı.

Bu çerçevede, ABD Donanması’na bağlı bir taarruz gücü dün Ortadoğu’da konuşlandırıldı. İran ise herhangi bir saldırıya karşılık vereceğini yineledi. Trump, Washington’un İran’a doğru ‘büyük bir savaş filosu’ gönderdiğini belirtirken, bunu kullanmak zorunda kalmamayı umduğunu ifade etti. Trump ayrıca, Tahran’ın hâlâ diyalog arayışında olduğunu savundu ve göstericilerin öldürülmesi ya da nükleer programın yeniden başlatılması konusunda uyarılarını yineledi.

dfrt
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın bahçesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunuyor. (EPA)

Tahran yönetimi, hükümet karşıtı protestoları sert biçimde bastırdı. Olaylarda binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve on binlerce kişinin gözaltına alındığı bildirildi. İranlı yetkililer, yaşananlardan ABD ve İsrail’le bağlantılı olduklarını öne sürdükleri ‘silahlı teröristler ve kışkırtıcıları’ sorumlu tutarken, insan hakları örgütleri protestoları 1979 İslam Devrimi’nden bu yana görülen en büyük gösteriler olarak nitelendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarına yanıt veren Arakçi, bugün düzenlenen kabine toplantısı kapsamında gazetecilere yaptığı açıklamada, son günlerde ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile herhangi bir temasın gerçekleşmediğini söyledi. Arakçi, İran’ın müzakere talebinde bulunmadığını vurgulayarak, “Arabuluculuk yürüten bazı ülkeler var ve onlarla temas halindeyiz” dedi.

Arakçi, tehdit ortamında müzakerenin mümkün olmadığını belirterek, “Müzakerenin kendine özgü ilkeleri vardır; eşitlik temelinde ve karşılıklı saygı çerçevesinde yürütülmelidir. Eğer müzakerelerin sonuç vermesini istiyorlarsa, tehditlere ve aşırı taleplere son vermeleri gerekir” ifadelerini kullandı.

Arakçi’nin açıklamaları, bölgesel diplomatik temasların hız kazandığı bir döneme denk geldi. Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin hem Witkoff hem de Arakçi ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşmelerde, ‘diplomatik sürece bağlı kalınmasının önemi ve Washington ile Tahran arasında diyaloğun yeniden başlatılması için uygun koşulların hazırlanması’ üzerinde durulduğu belirtildi.

rgty
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, kabine toplantısı sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Doha yönetimi de Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin, Abbas Arakçi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşmede ikili ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alınırken, ‘bölgesel istikrarın korunması ve gerilimin düşürülmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesinin gerekliliği’ vurgulandı.

Aynı çerçevede Katar Başbakanı, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ile de telefon görüşmesi yaptı. Tahran’daki Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nden yapılan açıklamaya göre görüşmede, ‘mevcut aşamadaki son gelişmeler ve diplomatik çözümlerin ilerletilmesine yönelik yollar’ ele alındı.

Ankara’da ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün yaptığı açıklamada, ABD’ye İran ile yaşanan ihtilaflı konuları kapsamlı bir anlaşma yerine ‘tek tek’ çözme çağrısında bulundu. Fidan, Tahran’ın nükleer programı konusunda görüşmelere açık olduğunu da ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Fidan, basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin İran’a yönelik herhangi bir yabancı müdahaleye ya da saldırıya karşı olduğunu belirterek, bunun “savaşı yeniden başlatmak anlamına geleceğini ve yanlış olacağını” söyledi.

Fidan, “Amerikalı dostlarıma her zaman tavsiyem, İranlılarla meseleleri birer birer çözmeleridir. Nükleer dosyayla başlayın ve kapatın, ardından diğer başlığa geçin” dedi. Tüm konuların tek bir paket halinde sunulmasının, İran açısından süreci zorlaştıracağını ve zaman zaman aşağılayıcı algılanabileceğini belirten Fidan, bunun yalnızca kamuoyuna değil, İran liderliğine de anlatılmasının güç olacağını vurguladı.

Geçtiğimiz haziran ayında ABD, Gazze savaşı nedeniyle İsrail ile bölgede artan gerilim ortamında İran’ın nükleer tesislerini vurmuştu. İran’ın barışçıl amaçlarla yürüttüğünü savunduğu nükleer programına ilişkin müzakerelerde ise kayda değer bir ilerleme sağlanamadı.

NATO üyesi ve İran’ın komşusu olan Türkiye, ABD ve İranlı yetkililerle temaslarını sürdürdüğünü belirterek, Tahran’a iç sorunlarını kendi başına çözmesi için fırsat tanınması gerektiğini ifade etti. Ankara ayrıca, bölgede yaşanacak herhangi bir istikrarsızlığın mevcut koşullarda bölgenin taşıyabileceği sınırları aşacağı uyarısında bulundu. Fidan, İsrail’in İran’a yönelik saldırı arayışını sürdürdüğünü de dile getirdi.


Şera, Suriye'deki Rus güçlerinin geleceğini görüşmek üzere Putin ile bir araya geliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
TT

Şera, Suriye'deki Rus güçlerinin geleceğini görüşmek üzere Putin ile bir araya geliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)

Kremlin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın, bugün Moskova’da yapacakları görüşmede Suriye’deki Rus askeri varlığını ele alacaklarını açıkladı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, iki liderin ayrıca, ekonomik iş birliği ile Ortadoğu’daki durumu da görüşeceğini söyledi.

Peskov, Reuters’ın Beşşar Esed’in geleceğine ilişkin sorusuna, “Bu konu hakkında yorum yapmayacağız” yanıtını verdi.

Kremlin, Putin’in Şera ile ekonomik iş birliği ve bölgesel gelişmeleri masaya yatıracağını bildirdi.

Rus basını dün, Kremlin kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, Putin ile Şera’nın ‘ikili ilişkilerin farklı alanlardaki durumu ve geleceği ile Ortadoğu’daki gelişmeleri’ ele alacaklarını bildirmişti.

Geçtiğimiz ekim ayında gerçekleştirilen ilk görüşmede iki lider uzlaşıcı bir dil kullanmıştı. Söz konusu ziyaret, Şera’nın Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelmesinden sonra Moskova’ya yaptığı ilk ziyaret olmuştu. Rusya, Esed yönetiminin en güçlü destekçileri arasında yer alıyordu.

Beşşar Esed, eşi Esma Esed ve kendisine yakın bazı yetkililerle birlikte, iktidarının 8 Aralık 2024’te sona ermesinin ardından Moskova’ya kaçmıştı. Şam’daki yeni yönetim, söz konusu isimlerin yargılanmak üzere iadesini talep ediyor.

Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump dün Şera’yı övdü. Trump, Şera ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından gazetecilere verdiği demeçte, “Kendisine büyük saygı duyuyorum… İşler çok iyi gidiyor” ifadelerini kullandı.

Esed’in devrilmesinin ardından Ortadoğu’daki nüfuzu zayıflayan Putin, bölgede Rus askeri varlığını korumayı hedefliyor. Moskova, yeni yönetim döneminde Tartus’taki deniz üssü ile Hmeymim’deki hava üssünün geleceğini güvence altına almaya çalışıyor. Bu iki üs, Rusya’nın eski Sovyet coğrafyası dışında sahip olduğu tek askeri tesis olma özelliğini taşıyor. Öte yandan Rusya, 2019’dan bu yana kuzeydoğu Suriye’de Kürt güçlerinin nüfuz alanlarında askeri üs olarak kullandığı Kamışlı Havalimanı’ndan askeri teçhizat ve birliklerini ise dün çekti.

Rusya, Esed’in en önemli müttefiklerinden biri olmuş ve 2015’te çatışmaların başlamasının ardından askeri müdahalede bulunmuştu. Bu müdahale, sahadaki dengelerin rejim güçleri lehine değişmesinde belirleyici rol oynadı. Ancak Esed’in devrilmesi, Rusya’nın bölgedeki etkisine ağır bir darbe niteliği taşıdı ve Ukrayna savaşı sürerken Moskova’nın askeri kapasitesinin sınırlarını da ortaya koydu.

Buna karşılık, Esed’in düşüşünü memnuniyetle karşılayan Washington, Şera ile ilişkilerini güçlendirdi. ABD, 2014’ten bu yana Suriye ve komşu Irak’ta aşırılık yanlısı gruplara karşı uluslararası bir koalisyona liderlik ediyor.

Öte yandan Fransa, Birleşik Krallık, Almanya ve ABD, dün yayımladıkları ortak bildiride, ateşkesin sağlanmasının ardından Suriye ordusu ile Kürt savaşçıları, binlerce militanı ve aile fertleri kuzeydoğu Suriye’deki cezaevleri ve kamplarda tutulan DEAŞ’ın güvenlik boşluğundan yararlanmasını önlemek amacıyla ‘her türlü güvenlik boşluğundan kaçınmaya’ çağırdı.