Reuters: Biden yönetimi Suudi Arabistan'a saldırı silahları satışına yeniden başladı

Kongre kaynakları Şarku'l Avsat'a Beyaz Saray'ın milletvekilleriyle istişarede bulunduğunu doğruladı

 Suudi savaş uçakları Ulusal Gün kutlamalarında (Suudi Savunma Bakanlığı X hesabı).
Suudi savaş uçakları Ulusal Gün kutlamalarında (Suudi Savunma Bakanlığı X hesabı).
TT

Reuters: Biden yönetimi Suudi Arabistan'a saldırı silahları satışına yeniden başladı

 Suudi savaş uçakları Ulusal Gün kutlamalarında (Suudi Savunma Bakanlığı X hesabı).
Suudi savaş uçakları Ulusal Gün kutlamalarında (Suudi Savunma Bakanlığı X hesabı).

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi Suudi Arabistan'a saldırı silahı satışını yeniden başlatma kararı aldı. Reuters'in kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Beyaz Saray'ın en erken önümüzdeki hafta yürürlüğe girecek olan kararını bu hafta Kongre'ye bildirdiği belirtildi.

 ABD yönetimi Kongre'ye, saldırı silahları yasağının kaldırılması konusunda bilgi verdi (AFP)ABD yönetimi Kongre'ye, saldırı silahları yasağının kaldırılması konusunda bilgi verdi (AFP)

Reuters'ın aktardığına göre ABD yönetiminden bir yetkili, Suudi Arabistan'ın taahhütlerini yerine getirdiğini ve Beyaz Saray'ın da taahhütlerini yerine getirmeye ve Kongre'yi bilgilendirip danışarak bu satışlarda benimsenen geleneksel yola geri dönmeye hazır olduğunu söyledi.

Kongre kaynakları Şarku’l Avsat’’a ABD yönetiminin ilgili komitelerle görüştüğünü ve kararı kendilerine bildirdiğini teyit etti.

Dışişleri Bakanlığı eski askeri danışmanı Albay Abbas Dehok Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada "7 Ekim'den bu yana Biden'ın Suudilerin Yemen'deki rolüne ilişkin çekinceleri geçersiz hale geldi" değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan, Yemen'de, hükümet ile Husiler arasında Umman'ın da katılımıyla yürütülen arabuluculuk çabalarına öncülük ederken, BM Yemen Temsilcisi Hans Grundberg de Yemen yol haritası konusunda taahhütlere ulaştıklarını açıkladı.

Dehok, durum değişti ve ABD, Bab al-Mendeb Boğazı çevresindeki uluslararası nakliye yollarını korumak için Husilerle doğrudan karşı karşıya geldi; bu nedenle Suudi Arabistan'a gerekli savunma ekipmanı ve hizmetlerini sağlamak, ABD-Suudi savunma ittifakını güçlendirmek ve İran ile bölgedeki vekillerine karşı kolektif caydırıcılığı artırmak için mantıklı bir adımdır görüşünü dile getirdi.

 Biden, 8 Ağustos 2024'te Delaware'de Air Force One'dan inerken (AP)Biden, 8 Ağustos 2024'te Delaware'de Air Force One'dan inerken (AP)

Gözlemciler, Suudi-ABD ilişkilerindeki seviyenin büyük bir güvenlik ve savunma anlaşmasına doğru ilerlediğine belirtiyor ve her iki tarafın açıklamaları da anlaşmanın başarıya ulaşması için iki taraf arasında bir yakınlaşmaya işaret ettiğini ediyor.

Washington'daki Ortadoğu Enstitüsü'nde kıdemli araştırma görevlisi olan Firas Maksad Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, "Ambargonun kaldırılması kararı ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanacak stratejik anlaşmanın önünü açıyor ve ikili ilişkilerde ve bölgede yaşanan değişimin boyutlarını yansıtıyor" ifadelerini kullandı.

Bir güvenlik anlaşmasının işaretleri

Bu durum, ABD'nin Suudi Arabistan'la, savunması için resmi ABD garantilerini ve gelişmiş ABD silahlarına erişimi içeren savunma ve güvenlik anlaşmaları imzalamaya çalıştığı bir dönemde ortaya çıktı.

ABD Dışişleri Bakanı bir kongre oturumunda (AFP) ABD Dışişleri Bakanı bir kongre oturumunda (AFP)

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Haziran 2024'te Senato Dış İlişkiler Komitesi tarafından düzenlenen bir oturumda, bu anlaşmaların sonuçlandırılmasının çok yakın olduğunu teyit etti. Bu durum, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda bir ABD-Suudi anlaşmasına varmanın önemine atıfta bulunan ABD'nin eski Ortadoğu elçisi Dennis Ross tarafından da yinelendi: "Ross, İran 300'den fazla seyir füzesi, insansız hava aracı ve balistik füze fırlattığında, ABD'nin "silahlarının üstünlüğünü" kanıtladığını ve bunlardan sadece dördünün az hasarla geçebildiğini belirtti.

Dış İlişkiler Konseyi'nde kıdemli araştırmacı olan Stephen Cook, Şarku’l Avsat’a daha önce yaptığı bir açıklamada "İki ülke arasında bir anlaşmaya varılması son derece önemli" dedi. Cook, böyle bir anlaşmanın "şimdiye kadar gayri resmi olan ABD ve Suudi Arabistan'ın güvenliğini resmi olarak birbirine bağlayarak bir emsal oluşturacaktır. Aynı zamanda Çin'e karşı üstünlük sağlayacak ve ilk fırsatta anlaşmayı test etmesi muhtemel olan İranlılara güçlü bir mesaj gönderecektir" ifadelerini kullandı.



İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
TT

İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, iki gün süren İsrail ziyaretini, toplam değeri 10 milyar doları aşan ortak anlaşmalara imza atarak tamamladı. Ancak ziyaret sırasında kendisine İsrail Parlamentosu tarafından verildiği duyurulan ve “tarihi ve benzeri görülmemiş bir onur” olarak sunulan sözde “Knesset Nişanı”nın niteliği konusunda İsrail’de tartışmalar yaşandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

İsrail ziyareti boyunca Modi ve Netanyahu arasındaki samimiyet, vedalaşma anında da gözlemlendi. Netanyahu, “İsrail halkı sözlerinle derinden etkilendi; tek bir kuru göz kalmadı. Yahudi-Hint kardeşliğini yeniden tesis ediyorsun. ABD ile birlikte en güçlü demokrasi ittifakını kuruyoruz” diye konuştu. Modi’nin bu sözler karşısında duygulandığı kaydedildi.

Bununla birlikte İsrail’in ziyarete verdiği önem yalnızca duygusal mesajlarla sınırlı kalmadı. İki hükümet arasında çeşitli alanlarda 16 mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaların toplam değerinin 10 milyar dolar olduğu belirtildi.

vfdvdf
Narendra Modi, Binyamin Netanyahu ve eşinin hazır bulunduğu törende, İsrail Knesset ziyaretçi defterini imzaladı (AFP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, söz konusu anlaşmaların “iki ülkenin güvenlik, ekonomi ve kültür alanlarında kazançlı çıkacağı stratejik bir ittifakı pekiştirdiğini” söyledi. Herzog, Modi’nin kendisine yaptığı resmi Hindistan davetini yakın zamanda yerine getirme sözü verdi.

Önemli bir iş birliği durağı

Ziyaret, Kudüs’teki King David Hotel’de gazetecilerle (soru alınmaksızın) gerçekleştirilen basın açıklamasıyla sona erdi. Netanyahu ve Modi, görüşmelerin içeriğini özetleyen açıklamalarda bulundu.

Netanyahu, “Ziyaret ve sonuçları birçok açıdan olağanüstüydü. Görüşme kısa ama verimli ve etkileyiciydi.” Tarafların “somut planlar” üzerinde çalıştığını belirten Netanyahu, ilerleyen dönemde Hindistan’da ortak bir hükümet toplantısı düzenleneceğini açıkladı.

Netanyahu, iki ülkenin geleceğinin inovasyona dayandığını vurgulayarak, İsrail ve Hindistan’ın “geçmişleriyle gurur duyduklarını ancak moderniteye inanan iki çağdaş ülke olarak geleceği birlikte yakalamaya kararlı olduklarını” söyledi.

scsd
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Modi ise ziyaretinin “iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti. Hindistan ile İsrail arasındaki iş birliğinin güvenlik, tarım, su, kalkınma ve iş gücü alanlarında güçlendiğini ifade eden Modi, “İsrail ile karşılıklı fayda sağlayacak bir serbest ticaret anlaşmasını yakında sonuçlandıracağız” dedi.

Modi ayrıca savunma alanında geliştirme, üretim ve teknoloji transferi konularında ortaklığa gidileceğini söyledi ve iki ülkenin ilişkilerini “özel bir stratejik ortaklık” seviyesine yükselttiğini belirterek bunu “doğal ve vizyoner bir gelişme” olarak nitelendirdi.

Hindistan Başbakanı, Gazze konusunda temasların sürdüğünü de kaydederek, “Hindistan terörü en güçlü ifadelerle kınamıştır ve her türden teröre izin verilmemesi gerektiğine inanmaktadır” dedi. Modi, ABD Başkanı Donald Trump’ın planını da överek güçlü destek verdiğini ve bunun bölgede gerçek bir barışın önünü açabileceğini söyledi.

Askerî ittifakın taçlandırılması

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesi, ziyareti Hindistan ile İsrail arasında stratejik askerî ittifakın taçlandırılması olarak değerlendirdi. İsrail sağının önde gelen isimlerinden Albay Yoni Stepoun, ziyareti “uluslararası siyasette tarihi bir kırılma” şeklinde tanımladı. Stepoun, “Avrupa merkezli eski dünya sona erdi. Bugün ABD var ve biz ile Hindistan onun müttefikleriyiz. Uluslararası satranç tahtasında bir oyuncu haline geldik. Avrupa bizi kuşatırken bu ziyaret konumumuzu güçlendiriyor ve gücümüzü teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

Haaretz gazetesi ise Netanyahu’nun ziyaret sırasındaki coşkusuna dikkat çekti. Gazete, Netanyahu’nun Modi’ye sarıldığı anlarda son yıllarda görülmeyen bir sevinç sergilediğini yazdı ve “Başı gökyüzündeydi, ancak ayakları İsrail iç siyasetinin çamuruna saplanmıştı” yorumunu yaptı. Bu değerlendirme, hükümetin yargı sistemi ve yönetim yapısına ilişkin reform girişimleri nedeniyle muhalefetin Netanyahu ile Knesset Başkanı Amir Ohana’nın konuşmalarını boykot etmesine atıfla yapıldı.

Konu edilen nişan tartışması

Kanal 12’nin siyasi analisti Ben Caspit ise, Çarşamba günü Knesset Başkanı Amir Ohana tarafından Modi’ye takdim edilen ve “Knesset Nişanı” olarak adlandırılan ödülün niteliğine ilişkin tartışmalara dikkat çekti. Ohana, bunun İsrail Parlamentosu tarihindeki ilk ve en yüksek nişan olduğunu söylemişti.

Ancak Caspit, “Knesset’te nişan sistemi yoktur; bu tür bir nişanı kararlaştıran bir komite de bulunmamaktadır” diyerek açıklamaların şaşkınlık yarattığını belirtti.

Caspit’e göre Modi’ye verilen nişan “ilk bakışta göründüğü gibi saf altın değil, altın kaplama bronzdan yapılmıştı; yani değeri düşük ve devlet liderlerine layık olmayan bir nesneydi.”


Eski ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Epstein soruşturması kapsamında ifade verdi: Onunla tanıştığımı hatırlamıyorum

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)
ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)
TT

Eski ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Epstein soruşturması kapsamında ifade verdi: Onunla tanıştığımı hatırlamıyorum

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)
ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Perşembe günü Temsilciler Meclisi üyeleri önünde verdiği ifadede, Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell’in suç faaliyetlerinden haberdar olmadığını söyledi. İki gün sürecek sorgu oturumlarının başlangıcında konuşan Clinton’ın yanı sıra eski Başkan Bill Clinton’ın da ifade vermesi bekleniyor.

Hillary Clinton, sosyal medya hesaplarında yayımladığı açılış beyanında, “Onların suç faaliyetlerinden haberim yoktu. Bay Epstein ile hiç görüştüğümü hatırlamıyorum” ifadelerini kullandı.

Clinton, Epstein dosyasını inceleyen Temsilciler Meclisi komitesine, ABD Başkanı Donald Trump’ın da mahkûm finansörle ilişkileri konusunda ifade vermesi gerektiğini söyledi. Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu komite önünde yaptığı açıklamada ise kendisinin çağrılmasını “siyasi bir tercih” olarak nitelendirdi ve bunun Başkan’a yönelik tartışmaları geri plana itmeye hizmet ettiğini ifade etti.

Kapalı oturumlar, Clinton ailesinin memleketi olan ve New York’un kuzeyinde yer alan sakin bir kasaba olan Chappaqua’da gerçekleştiriliyor. Bu gelişme, eski Demokrat çift ile Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi arasında aylardır süren gerilimin ardından geldi. Bu süreç, bir eski başkanın Kongre önünde ifade vermeye zorlanacağı ilk örnek olacak.

Bu ayın başlarında Hillary Clinton, BBC’ye verdiği röportajda, “Konuşmaya hazır olduğumuz son derece açık bir sicilimiz var” demişti. Eşinin Epstein ile hayır amaçlı seyahatlere katıldığını belirten Clinton, Epstein ile görüştüğünü hatırlamadığını; ancak eski partneri ve yakın çevresinden olan Maxwell ile Clinton Vakfı’nın ev sahipliği yaptığı konferanslarda etkileşimde bulunduğunu ifade etmişti. İngiliz sosyetik Maxwell ayrıca 2010 yılında Chelsea Clinton’ın düğününe de katılmıştı.

Clinton, “Bildiklerimizi —ki son derece sınırlıdır ve onların davranışları ya da suçlarıyla bağlantılı değildir— memnuniyetle açıklarız ve bunu kamuoyu önünde yapmak istiyoruz” dedi.

Öte yandan Bill Clinton, Epstein ile ilişkileri konusunda en yoğun incelemeye tabi tutulması gereken isim tartışmalarının odağında Cumhuriyetçilerin başlıca hedefi olarak öne çıktı. Adalet Bakanlığı’nın ocak ayında yayımladığı Epstein dosyalarının ilk bölümünde, eski başkana ait bazı fotoğraflar da yer aldı. Bunlar arasında yüzleri gizlenmiş kadınlarla çekilmiş kareler bulunuyor. Ancak Clinton, Epstein ile ilişkisi bağlamında herhangi bir suçlamayla karşı karşıya kalmadı.

Gelişmeler, Demokratların bu hafta Trump yönetiminin Epstein dosyalarına yaklaşımını eleştirmek amacıyla adımlar attığı bir dönemde yaşandı. Demokratlar, Epstein’ın saldırılarından sağ kurtulan kadınları, Başkan Trump’ın yaptığı Birliğin Durumu konuşmasına davetli olarak katılmaya çağırmıştı.

Kaliforniya’dan eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi de dahil olmak üzere üst düzey Demokrat isimler, Epstein ile bağlantısı bulunan herkesin —eski başkan da dahil— komite tarafından sorgulanmasının uygun olduğunu belirtti.

Pelosi, “Herkesi dinlemek istiyoruz” dedi ve Hillary Clinton’ın neden sorgulandığını anlamadığını ifade ederek, “Hayatta kalanlara inanmanın önemli olduğunu” vurguladı.


ABD - İran müzakereleri, istişare arası sonrası yeniden başladı

Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)
Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD - İran müzakereleri, istişare arası sonrası yeniden başladı

Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)
Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi, bugün Cenevre’de ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya geldi (Reuters / Umman Dışişleri Bakanlığı)

ABD ile İran arasında Cenevre’de yürütülen nükleer müzakerelerin üçüncü turu, tarafların saatler süren istişareleri için verilen aranın ardından perşembe günü yeniden başladı. Ummanlı arabulucu, görüşmelerde “yapıcı ve olumlu fikirlerin” teati edildiğini belirtirken, müzakerelerde ilerleme sağlanıp sağlanamayacağı merakla bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile müzakereler yürütüyor. Sabah saatlerinde başlayan toplantılar yaklaşık üç saat sürdü.

Axios’un kaynaklara dayandırdığı haberine göre üçüncü tur görüşmeler iki formatta gerçekleştirildi: Taraflar arasında doğrudan temaslar ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr al-Busaidi aracılığıyla mesajların iletildiği dolaylı görüşmeler.

Kaynaklar, İran tarafının beklenen nükleer anlaşma taslağını sunduğunu belirtirken, el-Busaidi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi’nin de toplantılara katıldığını aktardı.

El-Busaidi, “X” platformunda yaptığı açıklamada, ABD ve İranlı müzakerecilerin Cenevre görüşmelerinde “yapıcı ve olumlu fikirler” teati ettiğini, tarafların kısa bir ara verme konusunda mutabık kaldığını ve görüşmelerin daha sonra yeniden başlayacağını belirtti. Ummanlı bakan, ilerleme kaydedilmesi yönündeki umudunu da dile getirdi.

dfvbg
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de Umman Dışişleri Bakanı Badr al-Busaidi ile bir araya geldi (AFP)

Umman Dışişleri Bakanlığı, üçüncü turun başlamasıyla birlikte yaptığı açıklamada, görüşmelerde İran tarafının değerlendirme ve önerilerinin ele alındığını; ABD müzakere heyetinin ise İran’ın nükleer programının temel unsurlarının ele alınması ve teknik ile denetim boyutlarını kapsayan sürdürülebilir güvenceler konusunda sorular ve yanıtlar sunduğunu bildirdi.

El-Busaidi, çabaların “benzeri görülmemiş ölçüde yeni fikir ve çözümlere açık bir müzakere ortamında, adil ve sürdürülebilir güvencelere dayalı bir anlaşmaya doğru” yoğun şekilde sürdüğünü ifade etti.

Ummanlı bakan ayrıca, nükleer faaliyetleri denetlemekle görevli Birleşmiş Milletler’e bağlı kurumun başındaki Grossi ile de bir araya geldi. Umman, daha sonra Witkoff ve Kushner’in arabulucuyla görüşmesine ilişkin fotoğraflar yayımladı.

İran devlet televizyonu, mevcut turun saatler süren istişareler için durdurulduğunu ve yerel Cenevre saatine göre daha sonra yeniden başlayacağını bildirdi. Resmî IRNA ajansı ise görüşmelerin iki buçuk saat sürdüğünü ve İran heyetinin “geçmiş tecrübelerden çıkarılan derslere dayalı gerçekçi ve azami dikkatle” müzakereleri takip ettiğini aktardı.

Washington, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını; ayrıca balistik füze programı ve Tahran’ın bölgesel silahlı gruplara desteğinin de müzakerelere dahil edilmesini talep ediyor. İran ise görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı kalmasında ısrar ediyor ve programının tamamen barışçıl amaçlı olduğunu savunuyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’ın “programının bazı unsurlarını yeniden inşa etmeye çalıştığını” söyledi. Rubio, Tahran’ın şu anda uranyum zenginleştirmediğini, ancak “nihayetinde bunu yapabileceği noktaya ulaşmaya çalıştığını” ifade etti.

ABD, eski Başkan Barack Obama döneminde varılan ve zamanla kısıtlamaları gevşeyen 2015 anlaşmasının aksine, kalıcı ve süresiz bir anlaşma talebiyle masaya oturdu. Washington ayrıca İran’ın yaklaşık 10 bin kilogramlık zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor.

Axios kaynaklardan aktardığına göre ABD, İran’ın zenginleştirme hakkını koruma talebi konusunda, nükleer silaha giden bir yolun bulunmadığının kanıtlanması şartıyla belirli bir esneklik göstermeye hazır.

CNN ise görüşmelerin zenginleştirme dosyasındaki uçurumları kapatmaya odaklandığını bildirdi. Ağa konuşan bir kaynak, ABD’li müzakerecilerin dolaylı turda İran’ın uranyum zenginleştirmesinin “sınırlandırılması” ve uzun vadeli doğrulama mekanizmaları kurulması konusunda ısrar ettiğini söyledi.

Kaynağa göre İran, nükleer faaliyetlere ilişkin Amerikan endişelerini gidermeye yönelik “ayrıntılı öneriler” ve Washington’un taleplerine cevap niteliğinde “fikirler” sundu. CNN, Tahran’ın üç ila beş yıl arasında zenginleştirmeyi askıya almayı; ardından düşük seviyeli zenginleştirme için bölgesel bir konsorsiyuma katılmayı ve uluslararası müfettişlerin denetimine izin vermeyi içeren bir öneri üzerinde çalıştığını aktardı.

Ağ ayrıca bazı ABD’li yetkililerin İran’ın pozisyonunun bazı başlıklarda net olmadığını düşündüğünü ve İran lideri Ali Hameney’inin herhangi bir formülü onaylayıp onaylamayacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre İranlı yetkililer, herhangi bir mutabakatın Trump’ın 2015 anlaşmasını aşan bir başarı ilan etmesine imkân tanıması gerektiğinin farkında. Bu bağlamda ekonomik iş birliği, Amerikan mallarının satın alınması ve yatırım fırsatları gibi başlıklar gündeme geliyor.

The Wall Street Journal, ABD’li müzakerecilerin İran’dan Fordo, Natanz ve İsfahan’daki üç ana nükleer tesisini sökmesini ve elindeki tüm zenginleştirilmiş uranyumu ABD’ye teslim etmesini talep etmelerinin beklendiğini yazdı. ABD ordusu, Haziran ayında İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaşta bu üç tesise yönelik saldırılara katılmıştı.

İran, zenginleştirme hakkında ısrar ederken, oranı mevcut yaklaşık yüzde 60 seviyesinden yüzde 1,5’e düşürme, birkaç yıl askıya alma ya da İran merkezli bölgesel bir konsorsiyum aracılığıyla yürütme gibi öneriler sunuyor.

ABD “sıfır zenginleştirme” talebinde bulunurken, bazı Amerikalı yetkililere göre müzakere heyeti Tahran’daki bir nükleer reaktörün tıbbi amaçlarla çok düşük seviyede zenginleştirme için yeniden işletilmesine izin verilmesine açık olabilir.

The New York Times, isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan dört İranlı yetkilinin, Tahran’ın üç ila beş yıl süreyle bazı nükleer faaliyetleri askıya alma ve ardından bölgesel bir nükleer birliğe katılma teklifini değerlendirdiğini aktardı. Öneri, tıbbi araştırma amaçlı yaklaşık yüzde 1,5 gibi çok sınırlı bir zenginleştirme seviyesinin korunmasını da içeriyor. Bu yaklaşımın İran’daki karar alma mekanizmalarında tam mutabakat sağlayıp sağlamadığı ise belirsiz.

Yetkililer, yaklaşık 400 kilogram olduğu tahmin edilen yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stokunun kademeli olarak azaltılmasının ve UAEA müfettişlerinin süreci denetlemesinin de öneriye dahil edilebileceğini söyledi.

İranlı yetkililer ayrıca yolcu uçakları satın alma, enerji ve petrol-gaz sektörlerinde Amerikan yatırımlarına kapı açma ve lityum gibi madenlere erişim sağlama gibi ekonomik teşvikler sunulabileceğini belirtti. İran lideri Ali Hamaney’in Amerikan şirketlerinin girişine ilkesel onay verdiği iddiası ise teyide muhtaç bir politika değişimine işaret ediyor.

İran liderinin danışmanı ve Savunma Yüksek Komitesi Başkanı Ali Şemhani, “müzakerelerin özü İran’ın nükleer silah üretmemesi ise” acil bir anlaşmanın “erişilebilir” olduğunu söyledi. Şemhani, bunun liderin fetvası ve İran’ın savunma doktriniyle uyumlu olduğunu ifade ederek Arakçi’nin böyle bir anlaşmayı imzalamak için yeterli yetkiye sahip olduğunu belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise görüşmelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı olacağını vurguladı.

Rubio, İran’ın balistik füze programını müzakere etmeyi reddetmesini “büyük bir sorun” olarak nitelendirdi ve bunun nihayetinde ele alınması gerekeceğini söyledi. Rubio, bu füzelerin “yalnızca Amerika’yı vurmak için tasarlandığını” ve bölge istikrarı için tehdit oluşturduğunu savundu.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise “İran’a yüzünü kurtarması için çok sınırlı zenginleştirme izni verilmesi düşünülüyorsa, bu cehenneme kadar yolu var” ifadelerini kullandı.

Askerî tırmanma endişesi

Müzakerelerin başarısız olması halinde olası bir ABD saldırısının zamanlaması belirsizliğini koruyor. Askerî seçeneğin amacı İran’ı taviz vermeye zorlamaksa, sınırlı saldırıların sonuç verip vermeyeceği net değil.

Hedef İran liderliğini ortadan kaldırmak olursa, bunun daha geniş ve uzun süreli bir askerî angajman anlamına gelebileceği değerlendiriliyor. İran’da olası bir istikrarsızlık sonrası senaryoya ilişkin kamuoyuna yansıyan bir plan bulunmuyor.

Bölgesel yansımalar da belirsizliğini koruyor. Tahran’ın ABD’nin Körfez’deki müttefiklerine ya da İsrail’e karşılık vermesi ihtimali gündemde. Petrol fiyatları da bu endişeler nedeniyle yükseldi; Brent ham petrolün varil fiyatı yaklaşık 70 dolar seviyesinde bulunuyor. İran, önceki turda, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği geçici olarak durdurduğunu açıklamıştı.

Associated Press’in yayımladığı ve “Planet Labs” tarafından çekilen uydu görüntüleri, Bahreyn’de konuşlu ABD Donanması Beşinci Filosu’na ait gemilerin açık denize çıktığını gösterdi. Filo soruları ABD Merkez Komutanlığı’na yönlendirirken, Komutanlık yorum yapmadı. Haziran ayındaki savaşın son günlerinde İran’ın Katar’daki bir ABD üssüne saldırısından önce de Beşinci Filo gemilerini benzer şekilde denize açmıştı.