Ukrayna'nın Rusya'ya Putin'i utandıran saldırısı savaşın gidişatını nasıl etkileyecek?

Rusya sınırı yakınlarındaki Sumy bölgesinde Sovyet yapımı T64 tanklarını kullanan Ukraynalı askerler, 11 Ağustos 2024 (AFP)
Rusya sınırı yakınlarındaki Sumy bölgesinde Sovyet yapımı T64 tanklarını kullanan Ukraynalı askerler, 11 Ağustos 2024 (AFP)
TT

Ukrayna'nın Rusya'ya Putin'i utandıran saldırısı savaşın gidişatını nasıl etkileyecek?

Rusya sınırı yakınlarındaki Sumy bölgesinde Sovyet yapımı T64 tanklarını kullanan Ukraynalı askerler, 11 Ağustos 2024 (AFP)
Rusya sınırı yakınlarındaki Sumy bölgesinde Sovyet yapımı T64 tanklarını kullanan Ukraynalı askerler, 11 Ağustos 2024 (AFP)

Associated Press (AP) bir haberinde, Ukrayna'nın Rusya'nın Kursk bölgesine yönelik ani saldırısı, Kiev güçlerinin iki buçuk yıllık savaşta gerçekleştirdiği en büyük sınır ötesi saldırı olurken Rusya'nın zayıf noktalarını ortaya çıkararak Kremlin'e ağır bir darbe indirdiğini yazdı.

Ukrayna'nın ani saldırısı on binlerce Rus sivilin bölgeden kaçmasına neden olurken, Rusya ordusu da saldırıyı püskürtmek amacıyla karşı saldırı başlattı.

Ukrayna için bu sınır ötesi saldırı, Ukrayna güçlerinin yetersiz silah ve teçhizatla bin kilometreden uzun bir cephe hattı boyunca amansız Rus saldırılarına maruz kaldığı bir dönemde çok ihtiyaç duyulan bir motivasyon kaynağı oldu. 

Ukrayna saldırısı ve etkilerine genel bir bakış: Ukrayna saldırısı nasıl gelişti?

Ukrayna birlikleri 6 Ağustos'ta Kursk bölgesine çeşitli yönlerden hücum başlatarak hafif silahlı Rus sınır muhafızları tarafından yönetilen birkaç kontrol noktasını ve saha tahkimatını hızla aştı ve Rusya'nın Ukrayna ile olan 245 kilometrelik (152 mil) kara sınırındaki Rus piyade birliklerini atlattı.

Ukrayna güçlerinin yanında savaşan Rus gönüllülerden oluşan küçük grupların daha önceki saldırılarının aksine, Ukrayna’nın Rusya’nın Kursk bölgesine yaptığı saldırıda eski Ukrayna ordusunun birkaç tugayından birliklerin yer aldığı bildirildi.

Rus askeri blog yazarları, birkaç zırhlı araçtan oluşan Ukraynalı mobil grupların, Rus tahkimatlarını atlatarak Rus topraklarının onlarca kilometre derinliklerine girdiğini ve bölge genelinde panik havası estirdiğini ifade ettiler.

Londra merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI) Askeri Bilimler Direktörü Matthew Saville, son gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, “Ukrayna güçleri bazı yönlerde 30 kilometreye kadar ilerledi. Saldırıların kapsadığı toplam alan yaklaşık 400 kilometrekare gibi görünüyor, ancak bu bölgenin ne kadarının gerçekte Ukrayna güçleri tarafından kontrol edildiği belli değil” ifadelerini kullandı.

Saville, Ukrayna birliklerinin en az dört tugaydan ve muhtemelen daha fazlasından oluştuğuna, sayılarının 10 bini bulduğuna ve piyade muharebe araçları gibi Batı ülkelerine ait teçhizatı kullandıklarına dair kanıtlar olduğunu da sözlerine ekledi.

Ukrayna kuvvetleri, Rus askeri araçlarını vurmak için insansız hava araçlarını (İHA) yoğun olarak kullandı. Rus İHA’larının sinyallerini karıştırmak ve Rus kuvvetleri arasındaki askeri iletişimi engellemek için teknolojiye başvurdu.

Ukrayna askerleri küçük mobil gruplar halinde Kursk bölgesinde kontrolü sağlamaya çalışmadan ilerlerken, diğer Ukrayna güçlerinin Ukrayna sınırından yaklaşık 10 kilometre (6 mil) uzaklıktaki Rus kasabası Suca'nın batı tarafında ve diğer bazı bölgelerde mevzi kazmaya başladığı bildirildi.

Rusya ordusu buna nasıl karşılık verdi?

Ukrayna güçlerinin ani saldırısı karşısında şaşıran Rus kuvvetleri saldırıya karşı hızlı bir karşılık veremedi. Rusya ordusunun büyük bir kısmı Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk bölgesinde saldırıya geçince Kursk sınır bölgesini koruyacak çok az asker kalmıştı. Sınırdaki Rus birlikleri çoğunlukla, deneyimli Ukrayna birlikleri tarafından kolayca alt edilebilen, kötü eğitimli askerlerden oluşuyordu. Bu acemi askerlerden bazıları Ukrayna güçlerinin eline geçti.

İnsan gücü eksikliği, Rus komuta kademesini Ukrayna’nın ani saldırısını durdurmak için başta savaş uçaklarını ve helikopterlerini kullanmaya itti. Rus askeri blog yazarlarına göre ilerleme kaydeden Ukrayna güçleri en az bir Rus helikopterini düşürdü, bir diğerine zarar verdi.

Aralarında seçkin özel kuvvetler birlikleri ve Wagner gazilerinin de bulunduğu Rus takviye birlikleri Kursk bölgesine gelmeye başladıysa da şimdiye kadar Ukrayna güçlerini ne Suca'dan ne de sınıra yakın diğer bölgelerden çıkarabildi.

xcd
Ukrayna'nın Rusya sınırı yakınlarındaki Sumy bölgesinde bir zırhlı personel taşıyıcıyı tamir eden Ukrayna askerleri, 11 Ağustos 2024 (Reuters)

Bölgeye yeni gelen bazı Rus birliklerinin savaş konusunda yeterli kapasitesi yoktu ve kayıplar verdiler. Örneğin Rus askeri kamyonlarından oluşan bir konvoy dikkatsizce çatışma bölgesinin yakınlarında yol kenarında mola verdi ve Ukrayna güçlerinin ateşi altında kaldı.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından cuma günü yapılan açıklamada Ukrayna'nın dört gün süren çatışmalarda 945 askerini kaybettiği belirtildi. AP’in haberine göre iddia bağımsız kaynaklardan doğrulanamazken Rusya Savunma Bakanlığı, Rus askerleri arasındaki kayıplara ilişkin herhangi bir rakam açıklamadı.

Ukraynalı yetkililer saldırı hakkında ne dedi?

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Oleksandr Syrski, Ukrayna'nın yaklaşık iki buçuk yıldır süren topyekûn savaştaki en büyük sınır ötesi saldırıyı başlatmasından bu yana kamuoyuna yaptığı ilk açıklamada, Kiev'in Rusya'nın Kursk bölgesinin yaklaşık bin kilometrekaresini kontrol ettiğini söyledi.

Ukrayna'nın başkentindeki yetkililer başlangıçta sınır ötesi saldırıyla ilgili yorum yapmayı reddettiler. Ancak Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ‘savaşı düşmanın topraklarına itme operasyonlarından’ ötürü Ukrayna ordusunu övdü.

Zelenskiy, videolu açıklamasında “Ukrayna, adaleti nasıl tesis edeceğini ve saldırgan üzerinde baskı kurmak için tam olarak ne tür bir araçlara ihtiyaç duyulduğunu gerçekten bildiğini kanıtlıyor” dedi.

Zelenskiy’nin danışmanı Mikhailo Podolyak, perşembe günü yaptığı açıklamada, böyle bir operasyonun Moskova ile gelecekte yapılacak müzakerelerde Kiev'in konumunu iyileştireceğini söyledi. Podolyak, “Rusları püskürtebileceğimiz ya da onlardan bir şeyler alabileceğimiz şekilde bir müzakere süreci yürütmek, ancak savaş Rusların senaryolarına göre devam etmediğinde mümkün olur” ifadelerini kullandı.

Kremlin Ukrayna saldırısı hakkında ne dedi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Ukrayna'nın ani saldırısını ‘sivil binaların, konutların ve ambulansların ayrım gözetmeksizin bombalandığı geniş kapsamlı bir provokasyon’ olarak nitelendirdi.

Pazartesi günü üst düzey Rus yetkililerle konuşan Putin, Moskova'nın tüm askeri hedeflerine ulaşacağı sözünü verdi.

Rusya’nın Kursk Bölgesi Valisi Smirnov, Ukrayna güçlerinin şu an Rusya içindeki 28 yerleşim birimini kontrol ettiğini açıkladı. Saldırının başlamasından bu yana 12 sivilin öldüğünü ve aralarında 10 çocuğun da bulunduğu 121 kişinin yaralandığını belirten Smirnov, çatışma bölgelerinden yaklaşık 121 bin kişinin ya tahliye edildiğini ya da kendi başlarına terk ettiğini söyledi.

Rusya, Kursk bölgesinde federal olağanüstü hal (OHAL) ilan ederken bölgenin yanı sıra komşu Belgorod ve Bryansk bölgelerinde de terörle mücadele operasyonları için yerel makamlara acil durum müdahalesini hızlı bir şekilde koordine etmeleri ve güvenliği sıkılaştırmaları için daha fazla yetki verdi.

Ukrayna'nın saldırısının hedefleri neler ve ne gibi gelişmeler olabilir?

Kiev, bu saldırıyı başlatarak Kremlin'i, Rusya ordusunun çeşitli bölgelerde saldırılar başlattığı ve üstün ateş gücüne dayanarak yavaş, ama istikrarlı kazanımlar elde ettiği Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk bölgesinden takviye güç sevk etmeye zorlamayı amaçlıyor olabilir. Bu durum Kiev'in gelecekteki barış görüşmelerindeki konumunu güçlendirecek ve bu kazanımları Moskova tarafından işgal edilen Ukrayna topraklarıyla takas etmesine olanak sağlayabilecektir.

Ukrayna, söz konusu saldırıyla Kremlin’e ağır bir darbe indirerek Rusya’nın topraklarını korumadaki başarısızlığını ortaya koyarken Putin’in Rusya’nın çatışmalardan büyük ölçüde etkilenmediğine dair söylemini de yerle bir etti.

dcfvgrthy
Ukrayna'nın Rusya sınırı yakınlarındaki Sumy bölgesinde bir zırhlı personel taşıyıcının üzerindeki Ukrayna askerleri, 11 Ağustos 2024 (Reuters)

Ukrayna’nın Rusya’ya girmesi aynı zamanda Kiev’in müttefiklerine Ukrayna ordusunun inisiyatifi ele geçirebileceği ve Rusya ordusunu yenebileceği yönünde güçlü bir sinyal gönderdi. Bu sinyal, ABD’de kasım ayında yapılması planlanan başkanlık seçimleri öncesinde özellikle önemli bir mesajdı.

Ancak Ukrayna saldırısının ilk başarılarına rağmen Rusya’ya yapılacak bir akın Ukrayna'nın en yetenekli birliklerinden bazılarını tüketebilir ve (Ukrayna’nın doğusunda yer alan) Donetsk’teki Ukrayna güçlerine hayati öneme sahip takviyelerin yapılmasını engelleyebilir. Kursk bölgesinde kalıcı bir Ukrayna varlığı oluşturmaya çalışmak, ikmal hatları Rus ateşine karşı savunmasız olacak Ukrayna kuvvetleri için zorlu bir görev olabilir.

RUSI Askeri Bilimler Direktörü Saville, Ukrayna'nın elindeki sınırlı rezervler göz önüne alındığında, Rusya'da herhangi bir büyüklükte bir Ukrayna gücünü muhafaza etmenin ve Rus karşı saldırılarını savuşturmanın güç olduğunu vurguladı.

Saville, Kiev’in daha yüksek bir hazırlık seviyesinde oldukları için birliklerini doğudaki cephe hatlarından çektiği yönündeki haberlere işaret etti. Bunun “Ukrayna ordusu için kısa vadeli bir kazanç, ancak uzun vadeli bir dezavantaja yol açabileceği” uyarısında bulundu.

Barışa dair ne gibi beklentiler söz konusu?

Moskova ve Kiev'in müzakere pozisyonları birbirinden çok uzak. Rusya Devlet Başkanı Putin Ukrayna'nın teslim olmasını isterken Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Rusya ordusunun ülkesini terk etmesini talep ediyor.

Her iki taraf da nihayetinde kabul edilebilir bir barış anlaşmasına varılmasına yardımcı olmak için savaş alanındaki durumdan faydalanmaya çalışıyor.

Putin, Batı ülkelerinin Ukrayna'ya milyarlarca dolar yardım göndermeye devam etme isteğini yavaş yavaş azaltmayı umduğu nispeten düşük yoğunluklu bir çatışma sürdürmekten mutlu görünürken Zelenskiy, Ukrayna'nın devam eden saldırıları aracılığıyla çatışmayı Rusya topraklarına taşıyor. Böylece savaş sıradan Rus vatandaşlar arasında sevimsiz hale getirebilir.

Arka planda ise önümüzdeki kasım ayında yapılacak ve savaşan tarafların kaderini değiştirebilecek olan ABD seçimleri var. Sonbaharda, savaşı sona erdirmek için ikinci bir uluslararası diplomatik toplantı yapılabilir ve bu kez Rusya da müzakere masasına oturabilir.

 



Herzog ve Netanyahu anlaşması İsrail'de bomba etkisi yarattı: Af karşılığında cumhurbaşkanlığı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 13 Ekim 2025'te Ben Gurion Havalimanı'nda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog arasında (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 13 Ekim 2025'te Ben Gurion Havalimanı'nda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog arasında (AP)
TT

Herzog ve Netanyahu anlaşması İsrail'de bomba etkisi yarattı: Af karşılığında cumhurbaşkanlığı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 13 Ekim 2025'te Ben Gurion Havalimanı'nda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog arasında (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 13 Ekim 2025'te Ben Gurion Havalimanı'nda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog arasında (AP)

İş adamı Moti Sander, Yitzhak Herzog ve Binyamin Netanyahu'nun beş yıl önce bir anlaşma yaptığını ve bu anlaşma uyarınca Herzog'un cumhurbaşkanı seçilmesi karşılığında Netanyahu'ya yolsuzluk suçlamalarından yargılanmasını engelleyecek bir af verileceğini açıklayarak, siyasi bir bomba attı. Birçok uzman, bu ifşanın, ABD Başkanı Donald Trump'ın müdahalesiyle zirveye ulaşan af çabalarını rayından çıkarabileceğini vurguladı.

Sander, uluslararası düzeyde elektronik sektöründe çalışan önemli bir iş adamı. İsrail, Romanya ve Yunanistan'daki seçim kampanyalarında stratejik danışmanlık yapıyor. Ehud Barak'ın 1999'da başbakan seçildiği kampanyayı yönetti. Ancak Netanyahu ve Herzog dahil olmak üzere sağ ve sol kanattaki birçok önde gelen politikacı ile yakın ilişkileriyle tanınmaktadır.

Sander Channel 12 ile dün gece yaptığı uzun röportajda, Netanyahu'ya yolsuzluk suçlamaları nedeniyle hapse girmesini önleyecek bir anlaşmayı kabul etmesi için yaklaştığını ve eşi Sara Netanyahu'yu da bunu kabul etmeye ikna ettiğini açıkladı: “Ona, ‘Bibi hapse girecek. Onu haftada bir kez ziyaret edeceksin. Her seferinde medya da sana eşlik edecek. Buna dayanamayacaksın. Bu işi bitirelim. Dava mahkemede düşecek ve o cezadan feragat edecek’ dedim. O ağlıyor ve bağırıyordu. Ama Bibi onun elini tuttu ve ‘Moti bizim için en iyisini istiyor. Ona kızma’ dedi.” Herzog, "Herzog, Netanyahu'nun affını gerektiren anlaşma karşılığında, onu başkanlık için destekleyeceği önerisiyle beni Bibi'ye göndermişti. Herzog, Netanyahu'nun sağ kanadın çoğunluğunun destekleyeceği başka bir Likud adayını öne çıkarmasından korkuyordu. Hatta Netanyahu'nun kendisinin başkanlığa aday olacağından korkuyordu, çünkü İsrail yasalarına göre başkan yargılanamaz. Bu göreve seçilmesi, yargılanmasını durduracaktı. Bu yüzden beni anlaşmayı sonuçlandırmam için gönderdi."

de
Tel Aviv'de Netanyahu'nun af talebine karşı düzenlenen protesto sırasında, bir gösterici İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'u tasvir eden maske takarken, diğeri Netanyahu'yu tasvir eden bir maske takarak ona muz yediriyor (Arşiv- Reuters)

Sander, bir soruya yanıt olarak Herzog, İsrail Devleti ve yasalarına hakaret edecek şekilde Netanyahu'yu yatıştırma konusunda çok ileri gittiği için bu skandalı şimdi ifşa etmeye karar verdiğini söyledi. Bugün, suçunu kabul etmeden ve cezadan feragat etmeden ona af vermek istiyor. Bu kabul edilemez.

Herzog, Sander'ın skandalı ortaya çıkaracağını biliyordu, bu yüzden adamları ona karşı kışkırtma ve Alzheimer hastalığına yakalandığı suçlamasında bulunmaya başladılar. Likud partisi, Sander'ı açıkça yalan söylemekle suçlayan bir açıklama yayınladı. Sander ise şu yanıtı verdi: "Arkadaşım Herzog'un benim hakkımda bu kadar aşağılık bir şekilde yalan söylemesi üzücü. Gerçekten hastayım. Bir yıl önce doktor bana Alzheimer'ın erken belirtilerine sahip olduğumu söyledi. Ancak doktor durumumu takip etti ve bunun kalıcı etkisi olmayan geçici bir evre olduğunu tespit etti. İtibarımı zedelemeye çalışıyorlar."

Şöyle devam etti: “Netanyahu benim hakkımda yalan söylüyor, bu normal ama yalanları inandırıcı değil. Bizi tanıyan herkes kimin dürüst, kimin yalan söylediğini bilir.” Şöyle sürdürdü: "İlkeler diye bir şeyin varlığını anlamıyorlar. Devlet aleyhine işlenen böyle bir suçta ortak olamam. Netanyahu'nun hapse girmesini önlemek ve Herzog'un affetmesi için kişisel olarak mücadele etmeye hazırım. Ancak bunun koşulu, yasalara, mantığa ve kararın saflığına uygun olarak yapılmasıdır. Mahkeme İsrail'e ciddi zarar veriyor ve durdurulması gerekiyor. Ancak kurallara uygun olarak. Netanyahu suçlamayı kabul eder, evine gider ve hükümetten ayrılır. Hapishanede tek bir gün bile geçirmeden evine gider.

Uzmanlar ve yorumcular, bu gelişmenin artık af olasılığını tamamen ortadan kaldıracağına inanıyor. Eğer Herzog böyle bir anlaşma temelinde seçilmişse, İsrail'de resmi ve tarafsız bir makam olarak kabul edilen cumhurbaşkanlığı kurumunu zayıflatır. Herzog'un eli kolu bağlı kalacak ve bu koşullar altında Trump'ın talebine uyarak Netanyahu'yu affetmesi daha da zorlaşacaktır.


Washington'ın yardımları askıya almasının ardından Somali ile ABD arasındaki ilişkiler en düşük seviyesine geriledi

Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)
Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)
TT

Washington'ın yardımları askıya almasının ardından Somali ile ABD arasındaki ilişkiler en düşük seviyesine geriledi

Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)
Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)

Somali ile ABD arasındaki ilişkiler, Washington’ın Mogadişu’daki hükümetin yararlandığı ek yardımları durdurmayı planladığını açıklamasının ardından en düşük seviyesine geriledi. Bu gelişme, tonlarca gıda yardımının akıbetine ilişkin yaşanan anlaşmazlık ortamında meydana geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın dış yardımlardan sorumlu müsteşarı, çarşamba günü X platformunda yaptığı paylaşımda, Somalili hükümet yetkililerinin Washington tarafından finanse edilen Dünya Gıda Programı’na (WFP) ait bir depoyu tahrip ettiğini ve savunmasız Somalililer için bağışçılar tarafından sağlanan gıda yardımlarına yasa dışı şekilde el koyduğunu belirtti.

Yetkili, bu nedenle Washington’ın Somali’ye yönelik yardımlarını askıya alacağını ifade etti. Yardımların parasal değerine ilişkin ise henüz net bir bilgi verilmedi.

Somali Dışişleri Bakanlığı ise dün, ABD tarafından sağlanan yardımların çalındığı yönündeki iddiaları yalanladı ve söz konusu yardımların halen WFP’nin kontrolünde olduğunu açıkladı.

Bakanlık, ana yardım deposunun bulunduğu Mogadişu Limanı bölgesinde, ‘mavi depo’ olarak bilinen tesiste genişletme ve rehabilitasyon çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Açıklamada, bu çalışmaların insani yardımların muhafazası, yönetimi veya dağıtımını etkilemediği vurgulandı.

yjuı
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Mogadişu'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bulunan ofisinde Reuters'e verdiği röportajda (Reuters – Arşiv)

WFP adına konuşan bir sözcü, liman yetkililerinin mavi depoyu yıktığını, WFP’nin ise bu sorunun çözümü ve yardımların güvenli şekilde depolanmasının sağlanması için yetkililerle iş birliği yaptığını söyledi.

Reuters’ın incelediği ve Mogadişu Limanı İdaresi tarafından düzenlenen bir teslimat belgesinde, çarşamba günü itibarıyla, daha önce mavi depodan başka bir depoya taşınan gıda maddelerinin WFP tarafından teslim alındığı belirtildi. Belgenin Somali’deki bir WFP yetkilisi tarafından imzalandığı görülürken, el yazısıyla eklenen bir notta, laboratuvar incelemesinin gıdaların insan tüketimine uygun olduğunu teyit etmesinin ardından nihai teslim almanın onaylanacağı ifade edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı da çarşamba günü yaptığı açıklamada, yardımların yeniden başlatılmasının, Somali hükümetinin sorumluluk üstlenmesi ve durumu düzeltmeye yönelik adımlar atması şartına bağlı olacağını bildirdi.


Çin ve İran savaş gemileri askeri tatbikat için Güney Afrika'da

(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)
(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)
TT

Çin ve İran savaş gemileri askeri tatbikat için Güney Afrika'da

(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)
(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)

Çin ve İran’a ait savaş gemileri, Güney Afrika’da düzenlenecek ve Rusya’nın da katılımının hedeflendiği deniz tatbikatları öncesinde, dün ülkenin güneyindeki ana deniz üssü açıklarına demirledi.

Güney Afrika’nın 9-16 Ocak tarihleri arasında ev sahipliği yapacağı Will for Peace (Barış için İrade) tatbikatının, katılımcı ülkelerin birçoğuyla görüş ayrılıkları yaşayan ABD ile gerilimi artırabileceği belirtiliyor.

AFP muhabirleri, çarşamba günü Cape Town’daki False Bay Limanı’nda iki Çin savaş gemisini görüntülerken, dün bu gemilere bir İran savaş gemisi de katıldı. Güney Afrikalı deniz yetkilileri, Çin’in öncülük ettiği tatbikatlara Rusya’ya ait savaş gemilerinin de katılmasının beklendiğini açıkladı.

Güney Afrika Ulusal Savunma Kuvvetleri aralık ayında yaptığı açıklamada, tatbikatların ‘deniz taşımacılığının güvenliği ve denizle bağlantılı ekonomik faaliyetlere’ odaklandığını duyurmuştu. Açıklamada, tatbikatların amacının ‘barışçıl deniz güvenliği girişimlerine destek konusunda iş birliğini derinleştirmek’ olduğu ifade edilmiş, faaliyetlere Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS ülkelerinin deniz kuvvetlerinin yanı sıra, gruba daha sonra katılan Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve son olarak Endonezya’nın da dahil olacağı belirtilmişti.

Ortak tatbikatların Kasım 2025’te yapılması planlanıyordu ancak Johannesburg’da düzenlenen G20 Zirvesi ile tarihlerin çakışması nedeniyle ertelenmişti. ABD Başkanı Donald Trump, BRICS ülkelerini ‘ABD karşıtı’ politikalar izlemekle suçlamıştı. Güney Afrika ise Rusya ile yakın ilişkileri ve Gazze savaşı nedeniyle İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) soykırım davası açması başta olmak üzere çeşitli politikaları nedeniyle ABD’nin eleştirilerine maruz kalmıştı.

Güney Afrika ordusu ayrıca, 2023 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin birinci yıl dönümüne denk gelen dönemde Rusya ve Çin ile deniz tatbikatları düzenlemesi nedeniyle de eleştirilmişti. Üç ülke ilk ortak deniz tatbikatını 2019 yılında gerçekleştirmişti.