Kursk harekatı: "Birleşik Krallık'tan Ukrayna'ya füze izni çıkmadı"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'nın Kursk harekatını "büyük provokasyon" diye niteleyerek gerekli yanıtın verileceğini söylemişti (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'nın Kursk harekatını "büyük provokasyon" diye niteleyerek gerekli yanıtın verileceğini söylemişti (Reuters)
TT

Kursk harekatı: "Birleşik Krallık'tan Ukrayna'ya füze izni çıkmadı"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'nın Kursk harekatını "büyük provokasyon" diye niteleyerek gerekli yanıtın verileceğini söylemişti (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'nın Kursk harekatını "büyük provokasyon" diye niteleyerek gerekli yanıtın verileceğini söylemişti (Reuters)

Rusya, Ukrayna birliklerinin Kursk'taki ilerleyişini durdurmaya çalışırken, Kiev güçlerinin Birleşik Krallık (BK) ve Fransa ortak yapımı füzeleri kullanılmasına müsaade edilmediği aktarılıyor.

Kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen Britanyalı yetkililer, ülkenin tanınmış gazetelerinden Telegraph'a yaptıkları açıklamada, Londra yönetiminin Storm Shadow füzelerinin Rus topraklarına saldırıda kullanılmasına izni vermediğini öne sürdü.

Ukrayna, yaklaşık 250 kilometre menzile sahip füzeleri, Rusya'nın 2014'te ilhak ettiği Kırım'a saldırılarda kullanmıştı. Ancak BK yönetiminin, silahın doğrudan Rus toprağına saldırıda kullanılmasına izin vermediği belirtiliyor. 

Ayrıca Fransa'nın uzun menzilli füzelerin kullanım alanına dair Kiev'e henüz resmi bir bilgilendirme yapmadığı ifade ediliyor. 

Diğer yandan BK'nin kamu yayıncısı BBC'nin hazirandaki haberinde, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Rus topraklarına doğrudan saldırıları desteklediği iddia edilmişti. 

Ukrayna, 6 Ağustos'ta Rusya sınırını geçerek Kursk'a girmişti. Ukrayna Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırski, ordunun yaklaşık bin kilometrekarelik Rus toprağını ele geçirdiğini ileri sürmüştü.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, dünkü açıklamasında Kursk'taki 74 yerleşim biriminin kontrolünü ele geçirdiklerini savunmuştu. 

Rusya Savunma Bakanlığı'ndan dün yapılan açıklamadaysa, 6 Ağustos'tan bu yana Ukrayna'nın toplamda 2030 askerini, 35 tankını ve 179 zırhlı aracını kaybettiği öne sürülmüştü. Kiev ise kayıplarla ilgili bilgi paylaşmıyor. 

Ukrayna, Şubat 2022'de başlayan savaşta Kursk hamlesiyle en büyük sınır ötesi operasyonunu düzenliyor. 

Kursk harekatına katılan Ukraynalı askerler, operasyon günü sınıra gitmeleri için kendilerine emir verildiğini fakat Rus toprağına gireceklerini bilmediklerini belirtiyor.

BBC'ye konuşan ve adı Tomaş olarak paylaşılan asker, "Saldırıyı başlatmadan önce düşmanın iletişim ve gözetleme araçlarını etkisiz hale getirdik” diyor.

Adı gizli tutulan başka bir Ukraynalı askerse Rusların böyle bir saldırıyı hiç beklemediğini savunarak şunları söylüyor: 

Şaşırtma taktiklerimiz işe yaradı. Çok az direnişle karşılaştık, kolayca sınırdan geçtik.

Amerikan gazetesi New York Times (NYT), Kiev yönetiminin Kursk harekatını "büyük bir gizlilikle planladığını ve ABD dahil Batılı müttefikleri şaşkına çevirdiğini" yazıyor. 

Adlarının açıklanmasını istemeyen Amerikalı yetkililer, Ukrayna'nın harekat öncesinde resmi bir bilgilendirme yapmadığını söylüyor. 

NYT, Kiev yönetiminin "ABD'nin operasyonu durdurmak amacıyla harekete geçeceğinden endişelendiği için böyle bir adım atmış olabileceğine" dikkat çekiyor. 

ABD Başkanı Joe Biden, mayıstaki açıklamasında Ukrayna'nın sadece kendini savunmak amacıyla Amerikan yapımı silahları Rusya'ya karşı kullanabileceğini bildirmişti. Pentagon, Kursk harekatında Kiev'in bu politikayı ihlal etmediğini savunuyor. 

Öte yandan NYT, temmuz ortasından itibaren Ukrayna'nın Rusya sınırındaki Sumi bölgesine askeri birlik transfer etmeye başladığına işaret ediyor.

Rus Parlamentosu Savunma Komitesi Üyesi General Andrey Gurulyov, 9 Ağustos'ta Rus devlet kanalında katıldığı programda, Kursk harekatından yaklaşık bir ay önce ordunun uyarı mesajları aldığını söylemişti. 

Gurulyov, Rus ordusundaki üst kademelerin "Paniğe gerek yok" diyerek harekete geçmediğini de öne sürmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Telegraph, Kyiv Independent, New York Times



İran'da devrik Şah'ın oğlu, güvenlik güçlerine "halkın yanında durmaları" çağrısında bulundu

Rıza Pehlevi, Ocak 2018'de bir basın röportajı sırasında (Reuters)
Rıza Pehlevi, Ocak 2018'de bir basın röportajı sırasında (Reuters)
TT

İran'da devrik Şah'ın oğlu, güvenlik güçlerine "halkın yanında durmaları" çağrısında bulundu

Rıza Pehlevi, Ocak 2018'de bir basın röportajı sırasında (Reuters)
Rıza Pehlevi, Ocak 2018'de bir basın röportajı sırasında (Reuters)

İran'ın devrik Şah'ının ABD'de yaşayan oğlu, dün İran güvenlik güçlerini ve hükümet çalışanlarını İslam Cumhuriyeti'ndeki artan protesto hareketine katılmaya çağırdı.

Rıza Pehlevi sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Devlet çalışanları, silahlı kuvvetler ve güvenlik hizmetleri mensuplarının iki seçeneği var: Ya halkın yanında yer alıp milletin müttefiki olurlar ya da halkın katilleriyle iş birliği yaparlar” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, insan hakları örgütlerinin İranlı yetkililerin ayaklanmayı bastırmak için “yaygın katliamlar” gerçekleştirdiği uyarısından sonra yapıldı.

Pehlevi ayrıca İran büyükelçilik binalarında dalgalanan bayrakların, devrimden önce kullanılan bayrakla değiştirilmesi çağrısında bulundu. Rıza Pehlevi’nin çağrısında, "İslam Cumhuriyeti'nin utanç verici sancağı yerine, İran milli bayrağıyla süslemenin zamanı geldi" ifadesi yer aldı.

Londra'da bir protestocu, hafta sonu İran büyükelçiliğinin balkonundaki bayrağı indirerek, 1979 devrimiyle sona eren monarşi döneminde kullanılan bir bayrak astı. İran İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı'na (IRNA) göre, İran Dışişleri Bakanlığı olayla ilgili olarak dün Tahran'daki İngiliz büyükelçisini dışişleri bakanlığına çağırdı.


Arakçi: Protestolar şiddete dönüştü, ancak durum kontrol altında

İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
TT

Arakçi: Protestolar şiddete dönüştü, ancak durum kontrol altında

İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)

İran Dışişleri Bakanı dün yaptığı açıklamada, ülkedeki protestoların “başka bir aşamaya” girdiğini ve 1 Ocak'tan bu yana şiddete dönüştüğünü söyledi.

Tahran'daki diplomatik misyon başkanlarıyla yaptığı toplantıda bakan, yetkililerin protestolara ilk aşamalarında diyalog ve reform önlemleriyle yanıt verdiğini ifade etti.

Arakçi şöyle devam etti: “(ABD Başkanı Donald) Trump müdahale etmekle tehdit ettiğinden beri, İran'daki protestolar müdahaleyi meşrulaştırmak için kanlı şiddete dönüştü.” Ve ekledi: “Teröristler protestocuları ve güvenlik güçlerini hedef aldı.”

Bakan, “durumun tamamen kontrol altında olduğunu” vurguladı.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü dün yaptığı açıklamada, en az 192 protestocunun öldüğünü doğruladığını, ancak gerçek kurban sayısının çok daha yüksek olabileceği konusunda uyararak, olayı "katliam" ve "İran halkına karşı işlenmiş büyük bir suç" olarak kınadı.

Protestolar, 28 Aralık'ta Tahran'da, kötüleşen döviz kuru ve satın alma gücündeki düşüş nedeniyle Tahran çarşısındaki tüccarların greviyle başladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre protestolar aaha sonra 1979'dan beri iktidarda olan yetkililere karşı siyasi sloganlar atılan bir harekete dönüştü.

İnterneti izleyen sivil toplum kuruluşu NetBlocks'a göre, yetkililer protestolara yanıt olarak interneti 72 saatten fazla süreyle kesintiye uğrattı. İran İnsan Hakları Örgütü, 2 bin 600'den fazla protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.


Danimarka Başbakanı: Grönland "kritik bir anla" karşı karşıya

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
TT

Danimarka Başbakanı: Grönland "kritik bir anla" karşı karşıya

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme girişiminde bulunması nedeniyle, özerk bölge Grönland'ın “karar anı” ile karşı karşıya olduğunu söyledi.

Frederiksen, diğer Danimarka partilerinin liderleriyle yaptığı görüşmede, “Grönland konusunda bir anlaşmazlık var... Bu, görünenden öteye geçen, belirleyici bir an” ifadesini kullandı.

Frederiksen bu hafta başında, ABD'nin bir NATO üyesine saldırmasının "her şeyin sonu" anlamına geleceğini, özellikle de NATO'nun ve İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra kurulan güvenlik sisteminin bitireceğini açıklamıştı.

Trump, Rusya ve Çin'in Kuzey Kutbu'nda oluşturduğu tehdidin giderek artması nedeniyle, Washington'un, bakir kaynaklar açısından zengin kutup adasını kontrol etmesinin ABD'nin ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığına inanıyor. Perşembe günü The New York Times'a verdiği röportajda Trump, NATO'nun birliğini korumak ile Danimarka topraklarını kontrol etmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalabileceğini kabul etti.

Frederiksen, Facebook ve Instagram'da yayınladığı bir mesajda, "Danimarka sadık ve kararlı bir müttefiktir. Büyük bir yeniden silahlanma sürecinden geçiyoruz ve Arktik dahil olmak üzere gerekli olduğu her yerde değerlerimizi savunmaya hazırız“ diyerek, ”Uluslararası hukuka ve halkların kendi kaderini tayin hakkına inanıyoruz ve bu nedenle egemenlik, kendi kaderini tayin ve toprak bütünlüğü ilkelerini savunuyoruz" ifadelerini kullandı.

Grönland halkı, Amerika Birleşik Devletleri'ne katılmayı defalarca reddetti. Grönland gazetesi Sermitsiaq'ın Ocak 2025'te yayınladığı bir ankete göre, ada nüfusunun %85'i gelecekte Amerika Birleşik Devletleri'ne katılmaya karşı çıkarken, sadece %6'sı bu adımı destekledi.