Aşdod Limanı’nda yakalanan kaçakçılık çetesi Netanyahu'yu utandırdı

Çetenin içine sızan polis memuruna Karayip Korsanları filminden bir karakterin adı verildi

Kaçakçıların ve yolsuzluk yapan görevlilerin yakalanmasını denetleyen müfettiş ekibi. (Polis Sözcüsü)
Kaçakçıların ve yolsuzluk yapan görevlilerin yakalanmasını denetleyen müfettiş ekibi. (Polis Sözcüsü)
TT

Aşdod Limanı’nda yakalanan kaçakçılık çetesi Netanyahu'yu utandırdı

Kaçakçıların ve yolsuzluk yapan görevlilerin yakalanmasını denetleyen müfettiş ekibi. (Polis Sözcüsü)
Kaçakçıların ve yolsuzluk yapan görevlilerin yakalanmasını denetleyen müfettiş ekibi. (Polis Sözcüsü)

Tel Aviv'de, istihbarat, polis ve ordu müfettişleri tarafından yürütülen ve silah, uyuşturucu ve diğer malların kaçakçılığını yapan bir çeteye dahil olan onlarca İsrailli ve Filistinlinin tutuklandığı geniş çaplı bir tutuklama kampanyası gerçekleşti. Baskın, dört buçuk yıl süren en uzun gözetim operasyonundan sonra gerçekleştirilen en büyük polis operasyonlarından biri oldu.

Geçtiğimiz hafta salı günü başlayan ve hafta sonu boyunca devam eden baskın sırasında İsrail ve Batı Şeria'dan çok sayıda Yahudi ve Arap ithalatçının yanı sıra Gazze Şeridi yakınlarındaki Aşdod Limanı’nda çalışan bir dizi gümrük memuru ve müfettiş de tutuklandı. Bir polis sözcüsüne göre bu hamle, limana yerleştirilen ve son dört buçuk yılda İsrail'in ana giriş noktalarından birinde rüşvet, vergi suçları ve kara para aklama karşılığında on milyonlarca dolar değerinde kaçak mal ortaya çıkaran bir ajanın faaliyetleri sayesinde mümkün oldu.

xs
El konulan mallardan bazıları (Polis Sözcüsü)

Donanmadaki faaliyetlerinden dolayı Karayip Korsanları filmindeki bir karakterden esinlenilerek ‘Jack Sparrow’ adı verilen polis memuru, kendisini limandaki müfettişler sistemine sokan gizli bir hikayeyle sızmayı başardı. Burada dört yıldan fazla bir süre çalışarak ülkenin dört bir yanından gelen ithalatçılarla ve gümrük memurlarıyla ilişkiler kurdu; kaçakçılığa karıştığı tespit edilen kilit hedefler de buna dahildi. Hatta bazıları kendisinden ülkeye mal, ekipman ve araç sokmasını isteyen suç örgütleriyle bağlantılıydı.

x c
Aşdod Limanı (limanın internet sitesi)

Bu görevde başarılı olduktan sonra, kaçakçılar kendisinden konteynırlarla gelen malları Aşdod Limanı’na kaçırmalarına yardımcı olmasını istemeye başladılar ve bunu da konteynırları usulüne uygun bir şekilde denetlemek bahanesiyle yaptılar. Yeminli ifadeye göre bu, müfettişlere verilen on ve yüz binlerce dolar tutarındaki mali rüşvet karşılığında gerçekleşti. Aynı yetkililerin, aralarında Aşdod Limanı’ndaki gümrük departmanının bir çalışanı ve Ulaştırma Bakanlığı'nın bir çalışanının da bulunduğu diğer yetkililere de rüşvet verdiğinden şüpheleniliyor.

Yıllar boyunca görevinin bir parçası olarak İsrail'e gelen yüzlerce konteyneri denetleyen ajan, bunların birçoğunda yaratıcı yollarla gizledikleri mallara ‘göz yumması’ karşılığında şüphelilerden rüşvet aldı. Örneğin, manken parçalarının içine gizlenmiş tütün ürünleri, görünüşte ucuz giysiler içeren bir konteynerin içine gizlenmiş, bazılarının sahte olduğundan şüphelenilen lüks markalara ait giysi ve ayakkabılar ve özellikle lüks araçlara ve genel olarak Ulaştırma Bakanlığı tarafından onaylanmamış araçlara ait yedek parçalar.

Ayrıca ajan, halıların içine gizlenmiş silah ve mühimmat, vida içerdiği iddia edilen kutulardaki küçük silah parçaları, turşu fıçılarının içine gizlenmiş Sağlık Bakanlığı onayı olmayan büyük miktarlarda Kamagra jel, makinelerin içine kaynaklanmış silah parçaları, büyük miktarlarda tehlikeli ilaçlar ve ülke genelinde ve Batı Şeria'da dağıtılmak üzere İsrail'e girmesi amaçlanan onlarca diğer çeşitli ürün gibi yasaklı ve yasadışı mallar içeren büyük konteynırlara el koydu ve el konulmasına katıldı.

Yamar Lachish Polis Departmanı, Yoav Birimi, Saher Tugayı, Askeri Polis Taktik Birimi, Köpek Birimi ve İsrail ordusu da dahil olmak üzere çok sayıda polis memurunun katıldığı gizli soruşturma, dört yıldan fazla süren kanıt ve bulgu toplama sürecinin ardından sonuçlandı.

Tel Aviv Gümrüğü ve Aşdod Gümrüğü Narkotik Birimi ile iş birliği içinde İsrail ve Batı Şeria'da onlarca şüphelinin evine baskın düzenleyen polis, bir milyon şekelden fazla nakit para, döviz ve çek, sekiz lüks araç, belgeler, dizüstü bilgisayarlar, mali suçlardan elde edildiğinden şüphelenilen mülk ve varlıklara el konulmasının ardından bu kişileri gözaltına aldı.

Şüpheliler şu anda kara para aklama, devlet görevlisine rüşvet verme, mal kaçakçılığı ve diğer suçlar nedeniyle Yimar Lakhish polis bölge ofislerinde sorgulanıyor. Daha sonra davalarının duruşması için Sulh Ceza Mahkemesi hakimlerinin karşısına çıkacaklar.

Söz konusu operasyon, Gazze Şeridi'ne ulaşan silahların Mısır'ın Sina bölgesinden tüneller aracılığıyla kaçırıldığını iddia eden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu utandırdı.



Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
TT

Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)

Google'ın kendi etik ilkelerini ihlal ederek İsrail ordusu için çalışan bir şirkete yardımda bulunduğu ifşa oldu.

Washington Post, eski bir Google çalışanının ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) yaptığı şikayeti haberleştirdi. 

Temmuz 2024'te İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) sağladığı e-posta adresini kullanan bir müşterinin Google'ın bulut bilişim biriminden destek talep ettiği aktarıldı. 

İsrail ordusuyla iş yapan CloudEx için çalıştığı anlaşılan bu kişinin, havadan çekilen görüntüler kullanılarak drone, zırhlı araç ve askerlerin teşhisinde Google'ın Gemini hizmetinin daha isabetli sonuçlar vermesini istediği belirtildi.  

Yanıt veren Google ekibinin iç testler yaptığı ve önerilerde bulunduğu ortaya kondu. 

CloudEx çalışanının sonrasında sorunun çözüldüğünü aktardığı ifade edildi. 

Google'ın o dönemki etik ilkelerine göre, yapay zeka teknolojisinin silahlar veya "uluslararası normları ihlal eden" gözetim uygulamaları için kullanılamayacağına dikkat çekildi. 

CloudEx aracılığıyla bu iki ilkeyi de çiğneyen Google'ın, yatırımcıları ve düzenleyici kurumları kandırdığı iddia edildi. 

Adı ve görevi açıklanmayan ifşacı, Amerikan gazetesine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Google'daki pek çok projem, yapay zeka etiğine dair iç değerlendirme sürecinden geçti. Bu süreç çok sağlamdır ve çalışanlara düzenli olarak şirketin yapay zeka prensiplerinin ne kadar önemli olduğu hatırlatılır. Ama mesele İsrail ve Gazze olunca tam tersi geçerli oldu. SEC'e başvuruda bulundum çünkü şirketin bu çifte standarttan sorumlu tutulması gerektiğini hissettim.

SEC'e yapılan şikayette, İsrail'in 71 bini aşkın Filistinliyi öldürdüğü Gazze savaşında Gemini'dan istifade ettiği öne sürüldü. 

Google geçmişte İsrail hükümeti için silahlar ya da istihbarata dair "çok hassas" çalışmalar sergilemediklerini savunuyordu. 

Teknoloji devinin bir sözcüsü, son iddialar üzerine Washington Post'a konuşarak suçlamaları reddetti:

Bir genel kullanım sorusunu yanıtladık. Standart yardım masası bilgisini her müşteriye veririz. Bunu aşan bir teknik destek sağlamadık. Bu soruyu, yapay zeka ürünlerine birkaç yüz dolardan fazla harcamayan bir hesap yöneltti ki bu şartlarda yapay zekanın herhangi bir şekilde kayda değer kullanımı imkansız.

Google belgeleri, "bulut video zekası" hizmetinin nesne takibinin ilk bin dakika boyunca ücretsiz olduğunu, sonrasındaysa dakika başına 15 sent para aldığını bildiriyor.

Şirket, yapay zekanın silah ve gözetim için kullanılmasına karşı çıkan prensiplerini, çalışanlarının tüm protestolarına rağmen Şubat 2025'te rafa kaldırmıştı. 

Aralık ayında Pentagon, çalışanlarının Gemini'ı kullanmaya başladığını duyurmuştu. 

SEC, IDF ve CloudEx, Amerikan gazetesinin yorum taleplerine yanıt vermedi. 

Independent Türkçe, Washington Post, Jerusalem Post


Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
TT

Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)

Rusya, bugün yaptığı açıklamada, dört yıldır süren savaşı sona erdirmek amacıyla pazar günü yapılması planlanan Ukrayna ve ABD ile Abu Dabi'deki görüşmelerin, üç tarafın programlarının koordinasyonu gerekliliği gerekçesiyle çarşamba gününe ertelendiğini doğruladı.

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov gazetecilere, "Görüşmeler gerçekten de geçen pazar günü yapılacaktı, ancak üç tarafın programlarının daha fazla koordinasyonu gerekiyordu" dedi.

Şunları da ekledi: “İkinci tur görüşmeler gerçekten de çarşamba ve perşembe günleri Abu Dabi'de yapılacak. Bunu teyit edebiliriz.”

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymir Zelenskiy pazar günü, üçlü görüşmelerin çarşamba ve perşembe günleri BAE başkentinde yapılacağını duyurmuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde 23 ve 24 Ocak tarihlerinde yapılan bu görüşmelerin ilk turu diplomatik bir atılım sağlayamadı.

Bu ikinci tur görüşmeler, Moskova'nın Ukrayna'ya karşı büyük çaplı saldırısının dördüncü yıldönümünden iki haftadan kısa bir süre önce gerçekleşiyor.

Görüşmelerin, şu ana kadar herhangi bir ilerleme kaydedilememesiyle birlikte, hassas bir konu olan toprak meselesine odaklanması bekleniyor.

Washington, on binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerinin büyük bir kısmının harap olmasına neden olan iki komşu ülke arasındaki savaşa son verilmesi için baskı yapıyor.


İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
TT

İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars Haber Ajansı, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın nükleer müzakerelerin başlatılması yönünde talimat verdiğini bildirdi. Bu adım, yalnızca nükleer dosyayla sınırlı bir çerçevede ABD ile görüşmelere girilmesi ihtimalinin resmi düzeyde ele alındığına işaret ediyor.

Ajans, Tahran ile Washington arasında bu kapsamda müzakerelerin başlatılması konusunda bir mutabakata varılmasının mümkün olabileceğini aktardı.

Aynı bağlamda Tesnim Haber Ajansı, bilgili bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran ile ABD arasında önümüzdeki günlerde üst düzey yetkililerin katılımıyla müzakerelerin başlayabileceği ihtimalini doğruladı.

Kaynak, görüşmenin yer ve zamanının henüz netleşmediğini, ancak temasların İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff düzeyinde yapılmasının beklendiğini ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise günün erken saatlerinde yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD ile yaşanan gerilimleri ele almak üzere farklı diplomatik yolların ayrıntılarını değerlendirdiğini söyledi. Bekayi, önümüzdeki günlerde somut sonuçlar elde edilmesini umduklarını dile getirdi.

Bekayi, Pezeşkiyan’ın yürüttüğü temasların ‘devlet başkanları düzeyinde ve Dışişleri Bakanlığı kanalıyla en üst seviyede’ gerçekleştiğini belirterek, yapılan ziyaretlerin ‘İran diplomasisinin ulusal çıkarları koruma çabalarının bir parçası’ olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün yaptığı açıklamada, İran’la bir anlaşmaya varmayı umduğunu söyledi. Trump’ın bu açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, İslam Cumhuriyeti’ne yönelik herhangi bir saldırının bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki uyarısının ardından geldi.

Hamaney’in uyarılarını küçümseyen Trump, Florida eyaletinde bulunan Mar-a-Lago’daki malikanesinden gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Elbette bunu söyleyecek” dedi. Trump, “Bir anlaşmaya varmayı umuyoruz. Eğer bu gerçekleşmezse, o zaman haklı olup olmadığını görürüz” ifadelerini kullandı.

Axios internet sitesi, Trump yönetiminin İran’a farklı kanallar aracılığıyla bir anlaşma müzakere etmek üzere görüşmeye açık olduğunu ilettiğini aktardı. Konuya yakın kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Katar’ın, gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar kapsamında, önümüzdeki günlerde Ankara’da Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında olası bir toplantı düzenlenmesi için temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yetkilileri ise Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı konusunda henüz nihai bir karar almadığını ve diplomatik seçeneğe açık olmaya devam ettiğini vurguladı. Yetkililer, Trump’ın müzakere söyleminin ‘bir manevra olmadığının’ altını çizdi.

Tahran, AB büyükelçilerini çağırdı

Bu kapsamda İran, Avrupa Birliği’nin (AB) DMO’yu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmasını protesto etmek amacıyla, ülkede görev yapan AB üyesi tüm devletlerin büyükelçilerini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, Tahran bu adımı AB’nin kararına resmi bir tepki olarak attı.

İran, AB’ye yönelik söylemini de sertleştirdi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dün yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin ordularını ‘terörist gruplar’ olarak nitelendirdi. Kalibaf’ın bu çıkışı, AB’nin DMO’yu terör örgütleri listesine alma kararına karşılık olarak geldi ve Avrupa’dan sert tepkilerle karşılandı.

AB dışişleri bakanları, DMO’yu tüm unsurlarıyla terör örgütleri listesine dahil etmişti. Karar, İran’daki üst düzey yetkililerden sert ve tepkili açıklamaların gelmesine yol açtı. Avrupa cephesinden doğrudan yanıt ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’dan geldi. Wadephul, İran’ın Avrupa ordularını ‘terörist’ olarak nitelemesini reddederek, bu açıklamayı “temelsiz ve propaganda amaçlı bir iddia” olarak değerlendirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Çin ve Rusya ile gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlara ilişkin olarak, bu konudaki liderlik kararlarında herhangi bir sorun ya da değişiklik bulunmadığını ifade etti.