Sudan savaşında güç dengesi değişti mi?

Savaş ne kadar uzun sürerse sürsün, bir tarafın diğerine üstün gelmesi imkansız

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki savaşta planlarda ve silahlanmada birçok değişikliğin meydana geldiği açık (Sudan Egemenlik Konseyi Medyası)
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki savaşta planlarda ve silahlanmada birçok değişikliğin meydana geldiği açık (Sudan Egemenlik Konseyi Medyası)
TT

Sudan savaşında güç dengesi değişti mi?

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki savaşta planlarda ve silahlanmada birçok değişikliğin meydana geldiği açık (Sudan Egemenlik Konseyi Medyası)
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki savaşta planlarda ve silahlanmada birçok değişikliğin meydana geldiği açık (Sudan Egemenlik Konseyi Medyası)

İsmail Muhammed Ali

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK)  arasında 15 Nisan 2023'ten bu yana devam eden savaşta, bu dönemde özellikle ordu tarafında planlarda ve silahlanmada birçok değişikliğin meydana geldiği açıkça görünüyor. Söz konusu değişiklikler orduya  ilk kez Hartum ve Hartum Bahri şehirlerindeki HDK birliklerine ve mevzilerine karşı büyük ölçekli bir kara saldırısı yönetme olanağı sağladı. Buna ek olarak ordu kuvvetlerine, şiddetli çatışmalara sahne olan Kuzey Darfur Eyaleti'nin başkenti Faşer şehrinin savunmasında 2 ayı aşkın bir süredir direniş gösterme imkanı da sundu. Tüm bunlar mevcut göstergeler ışığında, bu savaşta güç dengesinin ne ölçüde değiştiğine, bu savaşın askeri olarak sonuçlandırılması açısından hangi beklentilerin gerçekleşebileceğine dair çeşitli soruları gündeme getirdi.

dfvef
Tuğgeneral Velid İzzeddin Abdulmecid “Sudan Silahlı Kuvvetlerinin askeri planlarını ve kuvvetlerini yeniden düzenlemeye başladığı aşikar” diyor (Sudan Egemenlik Konseyi Medyası)

Yıpratma ve etkisizleştirme

Bu bağlamda Hartum Diyalog Merkezi’nden araştırmacı Tümgeneral Raşid Mutasım Medeni, “HDK’nin Hartum'dan güney ve güneydoğu yönlerindeki komşu eyaletlere doğru harekete geçtiği biliniyor. Aralık 2023 sonunda Cezire eyaletinin başkenti Vad Medeni şehrini kontrol altına almayı başarmıştı ve buradan yağma, talan ve savunmasız vatandaşlara saldırmak amacı ile bu eyalete bağlı çiftçi köylerine yayıldı. Bunun yanı sıra altyapı ve devlet kurumlarını tahrip etti ve bazı barbarca eylemlerini sosyal medya platformlarında geniş bir şekilde paylaşılan videoları ile belgeledi.” Tümgeneral şöyle devam etti: “Gerçek şu ki bu güçlerin daha sonra Cezire eyaletine komşu olan Sennar, Dinder ve Sinca eyaletindeki bazı bölge ve köylere de sızmayı başardığını görüyoruz. Bunun için de bölge halkının kendisine bağlı bazı kesimlerinden yardım aldı. Bu sızmaya, yabancı medya ile sosyal medyada büyük bir medya faaliyeti eşlik etti; bu da orduyu destekleyen iç ulusal saflarda bir tür kafa karışıklığının oluşmasına katkıda bulundu.” Tümgeneral Medeni savaşın ilk günlerinden itibaren HDK’nin Omdurman ve Hartum'un güneyindeki mevzilerinde çok sayıda asker ve silah bulundurduğuna, bunun da Beyaz Nil Eyaleti'nin kuzeyinde yer alan bu şeritteki bazı köylere yayılmasına yardımcı olduğuna, ancak bu eyaletin tamamına giremediğine dikkat çekti. HDK’nin ayrıca Kadarif ve Mavi Nil eyaletlerine kesin bir şekilde ulaşıp kuzeye, Nil Nehri eyaletine doğru genişleyemediğini de söyledi ve ekledi: “Ancak Hartum Bahri'nin kuzeyinde bulunan petrol rafinerisindeki varlığını sürdürmenin yanı sıra, Hartum Eyaleti'nin eteklerinde manevra yapmaya devam etti. Bu ise ona bazı yerlerde hareket özgürlüğü sağladı ve silah ve savaşçı gibi askeri yardımları ulaştırmak için kendisine kamuflaj sağladı.”

sdvds
Tümgeneral Raşid Mutasım Medeni: “Hartum Eyaleti ve diğer tüm eyaletlerin eteklerinde ordu ile HDK arasındaki çatışmalar sürekli ve aralıklıydı” dedi (Sudan Egemenlik Konseyi Medyası)

Medeni şunu da belirtti: “Hartum Eyaleti ve diğer tüm eyaletlerin eteklerinde ordu ile HDK arasındaki çatışmalar sürekli ve aralıklıydı. Ancak dikkat çeken ve çarpıcı olan husus, ordunun sürekli olarak kuvvetlerini yenilemesi ve çok sayıda yedek kuvvet bulundurmasının yanı sıra, savaşta kendisine destek olacak çok sayıda genç gönüllüyü eğitmesidir. Ordu gerçekten de birliklerinin toplandığı bölgeler ile silah ve mühimmat depolarını vurarak, keskin nişancıların konuşlandığı bazı bölgeleri temizleyerek düşmanın gücünü günlük olarak tüketmeyi başardı. Keza ordu HDK’nin manevra alanlarını ve ikmal hatlarını kuşatarak, operasyon sahalarında isyancı liderlerin üzerindeki baskıyı sıkılaştırarak yavaş yavaş önemli ilerleme kaydetmeyi başardı.”

Hartum Diyalog Merkezi'nden araştırmacı şunları da ekledi: “Talihsiz olan şu ki, bu milisler, sonuçları ne olursa olsun, dahası hastaneleri, eğitim kurumlarını, vatandaşların evlerini ve sivil toplum kuruluşlarını yerle bir etmek, toplar veya omuzdan ateşlemeli füzeler vb. silahları kullanarak sivilleri uzak mesafelerden rastgele öldürmek pahasına da olsa, savaş ateşini canlı tutmak için var güçleriyle çalışıyorlar. Şimdi büyük kuvvetler ve çok sayıda oluşum tarafından desteklenen ordu birdenbire sahaya inmeye başladı. Coğrafik açıdan, HDK medyada reklamı yapıldığı gibi geniş alanları kontrol etmiyor. Ancak etki açısından vatandaşların faaliyetlerini, mal ve hizmet akışını etkileyen bölgelerde yer alıyorlar ve bu yılın yaz sezonunda geniş alanların ekilmesine engel oldular.”

Medeni sözlerini şöyle sürdürdü: “Zaman faktörü kesinlikle (HDK) lehine değil çünkü kendisine düşman bir ortamda bulunuyor. İkmal hatlarının ciddi şekilde kesintiye uğramasının yanı sıra, mevcut verilere göre, kuvvetlerini yenileme kabiliyeti de yok oldu. Bu kuvvetlerin de Hartum Eyaleti ile Orta Sudan'da yakın zamanda etkisiz hale getirilmesi bekleniyor.”

Kemik kırma

Öte yandan emekli subay, astsubay ve Sudanlı askerlerden oluşan Yüksek Merkez Komutanlığı (Dayanışma)  üyesi Tuğgeneral Velid İzzeddin Abdulmecid şuna işaret etti: “Güç dengesi, askeri planların üzerine inşa edildiği durumu değerlendirmenin ilkelerinden biridir. Savaş alanında bulunması gereken piyade, araç ve destek silahlarının sayısı ile bunların potansiyel savaşta mücadele yeterlilikleri arasındaki karşılaştırma ile cisim bulur. Bunların karşı tarafın hazırladığı kuvvet ve güçlerin sayısı ile karşılaştırılması da zorunludur. İşte burada muharebe keşif müfrezeleri ile saha istihbaratının temsil ettiği istihbarat çalışmasının önemi somutlaşmaktadır. Dolayısıyla savaşın başlangıcından bu yana çevikliğiyle öne çıkan HDK’nin, savaştan önce başkentin tüm askeri ve hayati öneme sahip tesislerinde bulunması, bu tesislerin korunması ve güvenliğinin sağlanmasında Silahlı Kuvvetlere katılması nedeniyle, başkentin tüm etkili bölgeleri hakkında doğru bilgiye sahip olmayı başardığını görüyoruz. Güç dengesini kendi lehine çeviren ilk şokun yaşanmasına yardımcı olan da buydu.” Tuğgeneral şunu da ekledi: “Çatışmaların başlangıcından 17 ay sonra, coğrafi yayılım ve diğer bölgelere yayılmanın yanı sıra ordunun savaş uçaklarının yoğun hava saldırıları ve ağır top bombardımanları sebebiyle HDK’nin önemli bir kısmının etkisiz hale getirildiğini artık açıkça görüyoruz. Hartum ve Cezire savaşlarına katılmak üzere Darfur başta olmak üzere diğer bölgelerden çağrılan kuvvetler, Faşer şehrinde çatışmaların yoğunlaşması üzerine bölgelerine geri döndü.”

Abdulmecid şunları ekledi: “Sudan Silahlı Kuvvetlerinin askeri planlarını ve kuvvetlerini yeniden düzenlemeye başladığı açık ve net. Ancak sorunu, savaşta topçu ve hava kuvvetlerini destekleyecek piyade kuvvetleri olarak Bera bin Malik Tugayı, Mustanfirin gibi İslamcı tugaylar ile özel kuvvetlere bel bağlamasıdır. Bu nedenle özellikle piyade güçler olarak tam bir profesyonellikle savaşma tecrübesine sahip (HDK) savaşçılarına kıyasla zaferlerinin sınırlı olduğunu görüyoruz.” Tuğgeneral Abdulmecid şunu da söyledi: “Savaş artık bir kemik kırma aşamasına geldi, ancak ordunun güçlü silahlar satın aldığını duyurmasının, muharebelerin gidişatı üzerinde önemli bir etki yaratacağını düşünmüyorum. Hava kuvvetleri ile topçu gücünün bu muharebelerin şiddetini artıracağı ve daha fazla yıkıma neden olacağı doğru, fakat ordu piyade gücünde eksiklik yaşadığı sürece karada herhangi bir ilerleme sağlaması zor.”

Abdulmecid sözlerini şöyle tamamladı: “Şehir savaşının, özel eğitime ve özel silahlara, özellikle de dar alanlardaki çatışmalarda kullanılan keskin nişancı tüfekleri ve hafif makineli tüfekler gibi hafif silahlara bağlı olması nedeniyle en zor savaş türlerinden biri olduğu biliniyor. Ordunun özel harekat kuvvetleri de şu anda bunu yapmaya çalışıyor, ancak deneyim ve uzmanlığı yok. Benim tahminime göre, bu savaşta çatışmanın her iki tarafının kayıpları yüksek ve gelecekteki çatışmaların gelişmelerini etkileyecek türde. Dolayısıyla beklenen ikisinin de müzakereleri kabul etmesi, çünkü ne kadar uzun sürerse sürsün bir tarafın diğerine üstünlük sağlaması mümkün değil.”



Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı

İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
TT

Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı

İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, İran’da rejim değişikliği ihtimalinin ‘bazılarının yaşadığı bir yanılsamadan ibaret olduğunu’ söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün, ABD Başkanı Donald Trump’ı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ve Avrupa’yı, ülkede son dönemde patlak veren protestolarda ‘gerilimi körüklemek’ ve halkı ‘kışkırtmakla’ suçladı.

 Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Pezeşkiyan, söz konusu aktörlerin iç gelişmelere müdahale ederek toplumsal huzursuzluğu körüklediğini savundu.

Arakçi, CNN’e verdiği demeçte İran’ın güvenliğinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, ülkesinin her türlü ‘terörist grupla’ mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti. “Sistemimiz son derece sağlam ve temelleri o kadar güçlü ki, kişilerin değişmesi herhangi bir fark yaratmaz” diyen Arakçi, İran yönetiminin istikrarına dikkat çekti. Öte yandan İran’ın Mehr haber ajansı, Arakçi’nin, ülkesinin bölgede barış ve istikrarın korunması amacıyla bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu söylediğini aktardı. Arakçi ayrıca, İran’ın meşru çıkarlarını garanti altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu ifade etti.

Söz konusu açıklamalar, dün Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye’nin ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurmuştu.

Arakçi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İran’ın, nükleer silaha erişimin engellenmesine yönelik güvenceler ile yaptırımların etkin biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu kaydetti.

Arakçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel konular hakkında yapılan görüşmelerin her zaman verimli ve yapıcı geçtiğini belirtti.

Arakçi, “Bu görüşmeler sırasında İran’ın hiçbir zaman nükleer silah edinmeyi hedeflemediğini bir kez daha vurguladım. Ülkemiz, İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alan, nükleer silaha sahip olunmamasına yönelik teminatlar içeren ve mevcut haliyle yaptırımların kaldırılmasını öngören adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazırdır” dedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’ın kendisine yönelik tehdit edilen bir askerî saldırıdan kaçınmak amacıyla bir anlaşma yapmak istediğine inandığını ifade etti. Tahran ise buna karşılık, füze kabiliyetlerinin müzakere konusu olmadığını yineledi.

İran ordusu yüksek alarm durumunda

İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi, ABD ve İsrail’i herhangi bir saldırı düzenlememeleri konusunda uyardı. Hatemi, Washington’un Körfez bölgesinde gerçekleştirdiği geniş çaplı askerî yığınaklar ışığında, İran Silahlı Kuvvetleri’nin en üst düzeyde alarma geçtiğini belirtti.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Hatemi, “Düşman bir hata yaparsa, bundan şüphesiz kendi güvenliğiyle birlikte bölgenin ve Siyonist varlığın güvenliği de zarar görür” dedi. Hatemi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘savunma ve askerî hazırlık açısından en yüksek seviyede’ bulunduğunu vurguladı.

Hatemi ayrıca, ABD Başkanı’nın İran’ın olası Amerikan saldırılarından kaçınmak için bir anlaşma arayışında olabileceğine yönelik açıklamalarının ardından, ülkesinin nükleer teknolojisinin ‘yok edilemeyeceğini’ ifade etti. Hatemi, “İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer bilim ve teknolojisi, bu vatanın bilim insanları ve evlatları şehit edilse bile ortadan kaldırılamaz” diye konuştu.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak İranlı yetkililer, ülkede son dönemde yaşanan ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği protestolara yönelik baskıların ardından artan gerilimi azaltabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk girişiminde bulunan Türkiye’yi ziyaret ederken, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme, Kremlin tarafından da doğrulandı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, son haftalarda İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Washington Ortadoğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve USS Abraham Lincoln uçak gemisini bölgeye gönderdi.


DMO, Bender Abbas'taki patlamanın ardından donanma komutanına suikast düzenlendiği iddialarını yalanladı

Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
TT

DMO, Bender Abbas'taki patlamanın ardından donanma komutanına suikast düzenlendiği iddialarını yalanladı

Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) bugün, güneydeki bir şehirde sekiz katlı binada meydana gelen ve nedeni henüz belirlenemeyen patlamanın ardından donanma komutanının öldürüldüğüne dair haberleri yalanladı.

İran devlet televizyonu, patlamanın sekiz katlı bir binada gerçekleştiğini, iki katın ve birkaç aracın yanı sıra bazı dükkanların zarar gördüğünü bildirdi. İtfaiye ekiplerinin olay yerinde müdahale için hazır bulunduğu kaydedildi.

İran medyası patlamayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirirken, bir yetkili basına bir kişinin hayatını kaybettiğini, 14 kişinin ise yaralandığını açıkladı.

Patlamanın yaşandığı Bender Abbas, Umman Sultanlığı ile İran arasında stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerinde bulunuyor. Dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte biri buradan geçiyor.

Olay, İran ve ABD arasındaki artan gerilim ortamında meydana geldi. Söz konusu gerilim, üç yıl aradan sonra ülkede patlak veren geniş çaplı protestolar ve Batı’nın İran’ın nükleer programına ilişkin endişeleriyle birleşiyor.

Öte yandan Tehran Times, itfaiye müdürünün açıklamasına dayandırdığı haberinde, Batı İran’daki Ahvaz kentinde bir binada meydana gelen gaz patlamasında dört kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Ülke genelinde aralık ayında patlak veren protestolar, ekonomik zorluklar nedeniyle başlamış ve İran rejimi için son yılların en büyük sınavlarından biri olarak kaydedilmişti.

İranlı bir yetkili, Reuters’a verdiği demeçte, protestolarda en az 5 bin kişinin hayatını kaybettiğini, bunların arasında 500 güvenlik görevlisinin bulunduğunu açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü İran’a doğru bir ‘filo’ hareket ettiğini duyurdu. Birçok kaynak, Trump’ın İran’a yönelik seçenekleri değerlendirdiğini, bunların arasında güvenlik güçlerine yönelik hedefli saldırıların da bulunduğunu bildirdi.

Bugün erken saatlerde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD, İsrail ve Avrupa liderlerini ülkesindeki ekonomik sorunları istismar etmekle, huzursuzluğu kışkırtmakla ve bazı kişilere ‘milleti parçalama’ imkânı sağlamakla suçladı.

ABD dün DMO’yu, Hürmüz Boğazı’nda iki gün sürecek mühimmatlı deniz tatbikatı düzenlemesinin ardından, ‘güvensiz hareketleri kabul etmeyeceği’ konusunda uyardı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın hızlı teknelerinin ABD savaş gemilerine çarpma riski taşıyan rotalarda hareket etmesi de dahil olmak üzere, güvensiz tatbikatlara tolerans göstermeyeceğini duyurdu.

CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, “ABD güçlerine, bölgesel ortaklara veya ticari gemilere yönelik herhangi bir güvensiz davranış, gerilimi artırarak istikrarı bozma riskini yükseltir” denildi.


Pezeşkiyan: Trump, Netanyahu ve Avrupa son protestolarda gerilimi tırmandırdı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: Trump, Netanyahu ve Avrupa son protestolarda gerilimi tırmandırdı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bugün (cumartesi) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Avrupa’yı, ülkede yakın dönemde patlak veren protestolarda “gerilimi kışkırtmakla” ve halkı “tahrik etmekle” suçladı.

İran’ın yarı resmî Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın bölgede barış ve istikrarın korunması için bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu, ülkenin meşru çıkarlarını güvence altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu söyledi.

Bu açıklamalar, dün (cuma) Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Ankara’nın ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurdu.

Arakçi, X platformundaki paylaşımında da İran’ın, nükleer silaha erişimi engelleyecek güvence mekanizmalarını ve yaptırımların etkili biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu vurguladı.

Arakçi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel meseleler üzerine yaptığımız toplantı ve görüşmeler her zaman verimli ve yapıcı oldu” dedi.

Açıklamasında, “Bu görüşmeler sırasında, İran’ın hiçbir zaman nükleer silah peşinde olmadığını bir kez daha teyit ettim. İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alacak; nükleer silah edinilmeyeceğine dair garantiler ile mevcut yaptırımların kaldırılmasını içeren adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazır olduğumuzu ifade ettim” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump ise dün (cuma), İran’ın askeri bir saldırıyı önleyecek bir anlaşma yapmak istediğine inandığını söyledi. Buna karşılık Tahran, balistik füze kapasitesinin müzakere konusu olmadığını yineledi.

İranlı yetkililer, son dönemde protestoların sert biçimde bastırılması ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesiyle tırmanan gerilimi düşürmeye katkı sunabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu çerçevede Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk yapmaya çalışan Türkiye’yi ziyaret ederken; Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme Kremlin tarafından da doğrulandı.

ABD Başkanı Trump, son haftalarda İran’a yönelik askeri saldırı tehdidini artırırken, Washington Orta Doğu’daki askeri varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi.