Ortadoğu’da gerilim tırmanırken Çin kendi çıkarlarına nasıl hizmet ediyor?

Askeri çatışmadan kaçınma ve tüm taraflar arasındaki ilişkileri dengeleme sanatı

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla
TT

Ortadoğu’da gerilim tırmanırken Çin kendi çıkarlarına nasıl hizmet ediyor?

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla

Shirley Ze Yu

İran-İsrail çatışmasının test edilmesi, Çin'in Ortadoğu’daki yeni barış yapıcı statüsünü ortaya çıkardı. Çin, ABD'nin İbrahim Anlaşmalarına öncülük etmesinin üzerinden iki yıl geçmeden 2023 yılının mayıs ayında Suudi Arabistan ile İran arasında gizlice bir uzlaşmaya arabuluculuk yaptı. Çin, 7 Ekim saldırısının ardından geçtiğimiz temmuz ayında, ‘Pekin Deklarasyonu’ olarak bilinen tarihi bir uzlaşıya varan 14 Filistinli grubun görüşmelerine ev sahipliği yaptı. Tüm bunlar Çin'in, hayati ekonomik ve güvenlik çıkarları Ortadoğu'nun kaderiyle ayrılmaz bir şekilde iç içe geçmiş olan bir dış güç olarak artan rolüne dikkati çekti.

Çin'in Avrasya kıtasındaki köklü tarihi bağları M.Ö. ikinci yüzyıla kadar uzansa da Ortadoğu'da nispeten yeni bir oyuncu sayılır. Çin, 1990 yılında Suudi Arabistan ve 1992 yılında İsrail ile diplomatik ilişkiler kurarak bölgedeki önemli güçlerle bağlarını güçlendirmişti.

Çin, 1993 yılında başlıca enerji ithalatçısı haline gelen Ortadoğu ile büyüyen ve derinleşen bir ekonomik ilişki kurdu. Çin'in 2023 yılında Körfez ülkeleri ve İran ile ikili ticareti 2019 yılında başlayan koronavirüs (Kovid-19) pandemisi öncesine kıyasla yüzde 48'lik bir artış göstererek 300 milyar doların üzerine çıktı. Son dört yılda küresel ticarette yaşanan sayısız şok dalgaları göz önüne alındığında bu son derece önemli bir büyüme. Yenilenebilir enerji kapasitesindeki muazzam artışa rağmen Çin, petrolünün yüzde 70'inden fazlasını ve doğal gazının yüzde 40'ını -ki bunun beşte biri Suudi Arabistan'dan tedarik ediliyor- ithal ederek, yakın gelecekte de dünyanın en büyük fosil yakıt ithalatçısı olmaya devam edecek.

Çin, petrolünün yüzde 70'inden fazlasını ve doğal gazının yüzde 40'ını -ki bunun beşte biri Suudi Arabistan'dan tedarik ediliyor- ithal ederek, yakın gelecekte de dünyanın en büyük fosil yakıt ithalatçısı olmaya devam edecek.

Ancak Çin'in ekonomik bağları sadece emtia ticaretinden ibaret değil. Çin, son on yılda bölgedeki en büyük altyapı yatırımcısı haline geldi. Ortadoğu’daki limanların, yolların, sanayi sitelerinin, serbest ticaret bölgelerinin ve hatta bazen yeni şehirlerin kurucusu, finansörü ya da yöneticisi oldu ve olmaya devam ediyor. Çin aynı zamanda 5G/5G+ ağları, denizaltı kabloları, gözetleme teknolojileri, bulut hizmetleri, uydu görüntüleri ve ortak uzay keşif programlarına kadar çok boyutlu bir bölgesel dijital altyapı sağlayıcısı. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 projesi gibi bölge ülkeleri tarafından açıklanan ulusal kalkınma vizyonlarının boyutuyla uyumlu olarak giderek daha fazla kamu malları ve hizmetleri sağlayan Çin, yenilenebilir enerji alanında bölgedeki en büyük ihracatçı ve doğrudan yabancı yatırımcı konumunda.

Çin'in yumuşak karnı: Körfez'deki deniz seyrüsefer güvenliği

Öte yandan Çin'in güçlü yanlarının ardında zayıflıkları yatıyor. ABD, Amerikan barışının başlangıcından bu yana küresel deniz taşımacılığının güvenlik garantörü oldu. ABD'nin neredeyse otuz yıldır bölgedeki deniz seyrüsefer güvenliğini sağlaması, Çin'in kendi ticari faaliyetlerinin güvenliğini harcama yapmak zorunda kalmadan ticari faaliyetlerini artırarak sürdürmesini sağladı. Husiler, Kızıldeniz'de gemilere saldırdığında, Çin’in ürettikleri de dahil olmak üzere ticari malların Kızıldeniz’den güvenli bir şekilde geçişi için denizde devriye gezen Çin değil, ABD uçak gemisiydi.

Çin’in ABD’ye yönelik en büyük tehdit ve meydan okuma olarak görüldüğü bir dönemde, ABD'nin güvenlik şemsiyesi Çin'in zayıf noktalarından biri haline geliyor. ABD ile Çin arasında Güney Çin Denizi'nde ya da Tayvan Boğazı'nda doğrudan bir çatışma patlak verirse ABD'nin Süveyş Kanalı, Hürmüz Körfezi ya da Babu’l-Mendeb gibi petrol sevkiyatı için stratejik öneme sahip geçiş noktalarını kapatması beklenebilir. Çin, geçtiğimiz on yıl boyunca bölgedeki birçok altyapı projesi aracılığıyla hayati öneme sahip enerji çıkarlarının serbest akışını sağlamak için alternatifler sunmaya çalıştı.

dfvbghtyj
Nüfuslarının çoğunu Arapların ve Müslümanların oluşturduğu ülkelerin dışişleri bakanları Pekin'deki Diaoyutai Devlet Konukevinde bir araya geldi, 20 Kasım 2020 (AFP)

Çin, tam da bu sebepten Babu’l-Mendeb Boğazı yakınlarında Cibuti'de ilk çift amaçlı derin su limanını geliştirme çalışmalarını başlattı. Bununla birlikte petrol ticaretinin yüzde 45'inin yapıldığı Arap Körfezi boyunca, gerektiğinde bu hayati su yolunda güç kullanmak için çok amaçlı limanlardan oluşan bir deniz kalesi kuruyor. Umman'daki Duqm Limanı'na yatırım yapan Çin, sanayi parkları ve serbest ticaret bölgeleri inşa ederken, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) Halife Limanı'nı geliştirme çalışmalarını da sürdürüyor.

Esasen Çin'in Arap Yarımadası’nda deniz seyrüsefer güvenliği için alternatifler aramasının nedeni, diğer dünya güçlerine ve özellikle de komşu ülkelere karşı etkili bir güç gösterisi peşinde olmasından ziyade kendini savunma içgüdüsünden kaynaklanıyor. Stratejik kararları, deniz seyrüsefer güvenliğini Çin'e karşı kullanabilecek olan ABD ile olası bir çatışmaya hazır olmasıyla yakından ilişkili.

Esasen Çin'in Arap Yarımadası’nda deniz seyrüsefer güvenliği için alternatifler aramasının nedeni, diğer dünya güçlerine ve özellikle de komşu ülkelere karşı etkili bir güç gösterisi peşinde olmasından ziyade kendini savunma içgüdüsünden kaynaklanıyor.

Çin ve Ortadoğu'nun yeni güvenlik mimarisi

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, 2022 yılının eylül ayında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından sunulan küresel güvenlik mimari önerisinin alt başlıklarından biri olarak küresel kalkınma ve güvenlik konusunda Çin'in girişimlerini yansıtan Ortadoğu için yeni güvenlik mimarisini açıkladı.

Çin, bölgesel güvenlik sorunlarının yerel güçler ve yerel yöntemlerle çözülmesi gerektiğinde ısrar ederek, ABD'nin yaklaşımını reddettiğinin sinyalini verdi. Bölgedeki diplomasinin bölgesel barışı güvence altına alabileceğini açıkça ifade eden Dışişleri Bakanı Wang, “Biz Ortadoğu halklarının bölgelerinin efendileri olduğuna inanıyoruz. Ortada bir otorite boşluğu bulunmuyor ve dışarıdan kabadayılık yapılmasına gerek yok” şeklinde konuştu. ABD, geçtiğimiz yirmi yıl boyunca Ortadoğu'da barışı ve güvenliği sağlama yöntemi olarak rejim değişikliklerini zorlayarak, savaşların fitilini ateşleyerek ve dinci radikalleşmeyi körükleyerek bölgede yıkıma neden olurken, Çin'in yeni güvenlik mimarisi, uzun süredir devam eden dış politikaya müdahale etmeme ilkesine dayanıyor.

dfvfd
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, eski İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve eski Çin Dışişleri Bakanı Chen Gang’ın başkent Pekin'deki görüşmelerinden, 6 Nisan 2023 (Reuters)

Yeni güvenlik mimarisi aynı zamanda kalkınmanın temel bir insani hak olduğunu vurguluyor. Kalkınma, beraberinde güvenliği getirirken, kalkınma olmadan güvenlik de olmaz. Bu da Çin'in liberal demokrasiden ziyade ekonomik kalkınma yoluyla güvenliği teşvik etme çabalarını yansıtıyor.

Bu yeni güvenlik mimarisi, Ortadoğu'da barışı ve iktidarlarının devamlılığını sağlamak isteyen liderlere hitap ediyor. Bölge ve Çin, barış için kalkınma felsefi temeline dayalı ortak bir zeminde buluşuyorlar.

Çin Ortadoğu’da barış için ne yapabilir?

Çin Dışişleri Bakanı, İsrail ve İran arasındaki mevcut çatışmayla birlikte iki devletli çözümün Ortadoğu'da barışın temel direği olduğunu vurguladı. Bir Filistin devletinin yokluğunda bölgesel çatışmalar devam ediyor. İsrail ve Hamas içindeki siyasi dinamikler göz önüne alındığında, her ikisinin de iki devletli bir çözüme yönelmeleri için çok az teşvik olduğu görülebilir. Çin’in onların desteği olmadan böyle bir çözüme ulaşmakta ısrar etmesi gerçekçi bir tutum gibi görünmüyor ve Çin'in Ortadoğu’da barış için arabulucu rolünü etkisiz kılıyor.

İsrail, tam da bu gergin ortamda petrol sahaları, askeri hedefler ve hatta nükleer tesisler gibi İran'ın stratejik konumlarını hedef alabilir. Öte yandan İran, stratejik bir caydırıcı unsur olarak nükleer silah geliştirmeyi hızlandırmak için güçlü bir motivasyona sahip. İsrail halihazırda nükleer bir güç olsa da İran'ın nükleer kapasiteye sahip olma ihtimali İsrail'in askeri planlarını ve bekleyebileceği ABD desteğinin seviyesini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. İran için rejiminin bekası söz konusu olduğunda, nükleer silah geliştirmesine yönelik motivasyonu, nükleer silaha sahip olmama riskinden daha ağır basıyor gibi görünüyor.

sdcvdsv
Çin Başbakanı Li Keqiang ve İsrail Başbakanı Binamin Netanyahu, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda düzenlenen imza törenine katıldılar, 20 Mart 2017 (AFP)

Öte yandan İran'ın nükleer silah geliştirmesinin engellenmesi konusunda Çin ve ABD'nin çıkarları olağanüstü bir şekilde örtüşüyor. Çin, 2022 yılında İran ile 25 yıllığına milyarlarca dolarlık bir yatırım planı imzaladığında, bu yatırım planının uygulanması için Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) canlanmasını şart koşmuştu. KOEP'in askıya alınmasından bu yana Çin'in İran'daki yatırımları asgari düzeyde kaldı.

Çin’in İran'dan mütevazı miktarlarda petrol satın alması, Tahran’a Batı ülkelerinin uyguladığı yaptırımlar altında boğulan ekonomisi için bir can simidi oluyor. Çin, İsrail'le gerilimi düşürmek için İran'a ekonomik baskı yapmaya çalışırsa bu çabası etkili olabilir. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile nükleer müzakereleri yeniden başlatmaya istekli olduğunu belirtti. Çin’in petrol piyasalarındaki olası bir dalgalanmadan etkilenmeme çabasının arkasında hayati öneme sahip enerji çıkarlarını daha da güvence altına alma hedefi yatıyor.

Dünyaya Soğuk Savaş merceğinden bakan çok sayıda uzman, ABD'nin İsrail'e yaptığı gibi Çin'in de İran'ı kayıtsız şartsız destekleyeceğini düşünebilir. Ancak bu, Çin'in çıkarına olmaz. Çin’in asıl çıkarı, Ortadoğu'da İslam dünyasının birleşmesi ve güçlenmesinde yatıyor. Çin, halihazırda Sünniler ile Şiiler arasındaki ilişkilerin ısınmasında rol oynadı. Bugün ise Çin, barış ve savaş arasındaki kavşakta, Ortadoğu'daki diplomasisi için yeni bir dönüm noktasında olabilir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Rusya, savaş sonrası zor bir seçimle karşı karşıya: Bir başka stratejik müttefikini kaybetmeyi göze almak mı, yoksa Trump'ı kızdırmak mı?

Görsel: AFP / Al Majalla
Görsel: AFP / Al Majalla
TT

Rusya, savaş sonrası zor bir seçimle karşı karşıya: Bir başka stratejik müttefikini kaybetmeyi göze almak mı, yoksa Trump'ı kızdırmak mı?

Görsel: AFP / Al Majalla
Görsel: AFP / Al Majalla

Samer Elias

İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş, Rusya'yı son derece zor bir duruma soktu. İsrail ve ABD’nin füzeleri, Moskova'nın en tatlısı bile acı olan zor seçimlerden kurtulmasını sağlayabilecek arabuluculuk rolünü üstlenme konusundaki son umutlarını da yok etti. İran'ı askeri olarak desteklemek; İsrail'i feda ederek onun tarafında yer almak ve daha da önemlisi, ABD Başkanı Donald Trump'ı kızdırmak ve Rusya'nın Ukrayna ile ‘beka’ savaşı konusunda yönetiminin Moskova yanlısı tutumunda bir değişiklik beklemek anlamına geliyor.

Öte yandan bir buçuk yıldan kısa sürede Kremlin'in Batı karşıtı ideolojisine ve çok kutuplu dünya inşa etme projelerine en yakın olan üçüncü müttefikini kaybetmesi, Rusya'nın Batı'ya rakip olacak uluslararası örgütler ve gruplar kurma çabalarına indirilen darbe olduğu kadar, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in müttefiklerini savunma konusundaki itibarına ve güvenilirliğine de ağır bir darbeydi. İran'ın Rusya'nın güney sınırlarına yakın stratejik bölgelere açık coğrafi erişimi nedeniyle, İran'daki rejimin devrilmesi, Güney Kafkasya ve Hazar Denizi'ndeki güvenlik sistemlerinin çökmesine, silah ve uyuşturucu kaçakçılığının artmasına ve mülteci dalgalarına yol açarak Rusya'nın komşuları arasında istikrarsızlığa neden olabilir.

Rus Çarlığı ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine kadar uzanan tarihi güvensizlik göz önüne alındığında, Batı’nın İran’daki mevcut hükümeti devirmeyi başarması halinde, ülkedeki herhangi bir yeni rejim Rusya’ya yönelebilir ya da mevcut rejimin iktidarda kalması halinde savaştan aldığı derslere dayanarak Rusya ve uluslararası güçlerle ilişkilerini gözden geçirebilir.

İran’ın Arap Körfezi ülkelerine düzenlediği füzeli ve İHA’lı saldırılar, Körfez'in her iki yakasındaki stratejik ilişkileri birleştirme ve tüm tarafların güvenliği ve endişeleri çerçevesinde, tüm istekli bölgesel ve uluslararası tarafların katıldığı bir güvenlik sistemi kurma olasılığından kaynaklanan hassas dengelere dayanan Rusya’nın Ortadoğu stratejisini de zedeledi. İran’ın saldırılarının Rusya’nın bölge dengesi üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla Putin, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Bahreyn liderleriyle temasa geçme girişiminde bulundu. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Putin'in İran'a, bölgedeki petrol altyapısını hedef alan İran saldırıları konusunda Arap liderlerin endişelerini ileteceğini açıkladı. Peskov, Putin'in ‘en azından mütevazı da olsa gerginliği azaltmaya katkıda bulunmak için her türlü çabayı göstereceğini’ belirtti.

Kınamalar ve arabuluculuklar

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Rusya, savaşın başlamasından yaklaşık on gün sonra ABD ve İsrail'i şiddetle kınayan açıklamalar yaptı. Ancak, Ukrayna'ya karşı savaşta kendisine büyük destek veren ve tek kutuplu dünya düzenini kınayan müttefiki İran’a askeri destek sağlamadı. Rusya, İran'ın askeri destek talebinde bulunmadığını ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklık anlaşmasının ortak savunmayı içermediğini savundu.

Ukrayna'da Batı ile ‘beka’ savaşıyla meşgul olan Rusya, Trump yönetimi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu kızdırabilecek herhangi bir savunma taahhüdünde bulunmamaya özen gösteriyor gibi görünüyor.

Moskova, askeri destek sağlamaya istekli veya muktedir olmadığından maliyet-çıkar hesaplarına dayalı pragmatik bir yaklaşım benimsedi. Savaştan elde ettiği geçici faydalar olmasına rağmen, İran'ın tamamen çökmesi Moskova'nın uzun vadeli çıkarlarına uygun değil. Arabuluculuk rolünü üstlenmeye çalışan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, salı günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘hızlı bir gerileme’ çağrısında bulundu. Kremlin tarafından yapılan açıklamada, “Rusya Devlet Başkanı, çatışmanın hızla gerilemesi ve siyasi yollarla çözülmesi yönündeki ilkesel tutumunu yineledi” ifadeleri yer aldı. Pezeşkiyan’ın, insani yardım alanlarında ülkesine verdiği destekten dolayı Rusya'ya teşekkür ettiği belirtilen açıklamada, Putin'in İran çatışmasında arabuluculuk ve gerilimin azaltılması için çeşitli seçenekler sunduğu ve bu önerilerin masada kaldığı ifade edildi.

Putin, bundan bir gün önce ABD Başkanı Donald Trump'ı aramak için inisiyatif aldı ve Kremlin, iki liderin İran'daki çatışmayı hızla sona erdirmek için Rusya'nın önerilerini, Ukrayna'daki askeri durumu ve Venezuela'nın küresel petrol piyasası üzerindeki nüfuzunu görüştüklerini açıkladı. Washington’ın herhangi bir arabuluculuk çabasına açık olmadığına işaret eden Trump, Putin’in İran'a yardım etmek istediğini söyledi. Trump, “Ona (Putin’e) şunu söyledim: Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşı sona erdirirseniz daha fazla yardımcı olabilirsiniz. Bu daha yararlı olur” diyerek, geçtiğimiz yaz yaptığı açıklamaları neredeyse kelimesi kelimesine tekrarladı.

vgrf
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Alaska'nın Anchorage kentindeki Elmendorf-Richardson Ortak Hava Üssü'nün pistinde, 15 Ağustos 2025 (AFP)

İran'a yönelik saldırılar başladığından beri Rusya'nın tepkisi, saldırıyı kınamak ve savaşı durdurup diplomasiye dönülmesi gerektiğini vurgulamakla yetinmek oldu. Putin, Hamaney'in suikastının ertesi günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a gönderdiği telgrafta, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'i överek, suikastın ‘insan ahlakı ve uluslararası hukukun tüm standartlarını açıkça ihlal ettiğini’ yazdı. Mesajda, Trump ve ABD'yi doğrudan suçlamamak için katilin kimliğinin kasıtlı olarak belirtilmediği açık.

Trump'ın yeniden Beyaz Saray’a dönüşü ve 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından Ortadoğu'da yeni bir stratejinin parçası olarak İran'ın nükleer programına karşı sert bir tutum sergileyeceği beklentisiyle, İran uzun zamandır beklenen stratejik ortaklık anlaşmasını imzalayarak Rusya ile ilişkilerini güçlendirmeye çalıştı.

Anlaşmada, iki ülke arasında ortak savunma konusunda herhangi bir hüküm yer almıyordu. Bu da Tahran'da hayal kırıklığı yarattı, özellikle de İran'ın Rusya'ya desteği, 2022 sonbaharında Rusya'ya Şahid İHA’ları tedarik etmesinden bu yana açıkça ortadaydı. İran ayrıca Rusya topraklarında fabrikaların inşasına izin verdi ve Rusya'nın Ukrayna'yı vurmak için ihtiyaç duyduğu füze ve roket eksikliğini karşıladı. Bu silahlar, savaşta dengeleri Rusya'nın lehine çevirdi ve Ukrayna ordusu ile enerji altyapısına önemli zararlar verdi.

İsrail geçtiğimiz yaz İran hedeflerine hava saldırıları yapmaya başladıktan sonra, Putin arabuluculuk çabalarına girişti ve nükleer anlaşmayı yeni şartlarla yeniden müzakere etmeye hazırlandı. Trump'ı arayıp arabuluculuk teklifinde bulunmadan önce Başbakan Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile temasa geçti. Trump, ilk başta Rusya'nın teklifine açık olduğunu söyledi. Ancak 14 Haziran'da Putin ile yaptığı bir başka görüşmenin sonunda yaptığı yorum alaycı bir tondaydı ve arabuluculuğa kapıyı kapatarak, “Ona dedim ki, ‘Bana bir iyilik yap, arabuluculuk görevini kendin üstlen. Önce Rusya ile ilgilenelim, tamam mı?’” ifadelerini kullandı.

Rusya, Hamaney ve İranlı liderlerin suikastını eleştirmesine rağmen, Ukrayna'daki savaşın devam eden çıkmazı göz önüne alındığında, Zelenskiy ve Ukraynalı diğer yetkililere karşı tereddüt etmeden hassas saldırılar düzenleyebilir.

Bu hususlar göz önüne alındığında, Rusya'nın arabuluculuk söylemleri gerçekçilikten uzak ve stratejik müttefikini kurtaramadığını örtbas etmekten ibaret. Bu bağlamda, ABD ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği ve ‘devletlerin egemenliğine açıkça saldırdığı’ yönündeki söylemler boşuna. Trump ve Netanyahu'nun da umurunda değil. Her ikisi de durumu tersine çevirip, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşını kınayabilecek konumda. Dolayısıyla Kremlin, Trump'ın desteğiyle Ukrayna'daki hedeflerine ulaşma umuduyla, bir buçuk yıldan kısa bir sürede üçüncü ve en yakın müttefikinin çöküşünü izlemekten başka seçeneği kalmadı.

Pratik açıdan, geçtiğimiz yaz İran'a karşı yürütülen savaş iki önemli gerçeği ortaya çıkardı. Bunlardan birincisi, Rusların Ukrayna'yı kazanmak için daha fazla fedakârlık yapmaya hazır oldukları, ikincisi ise İsrail ve ABD’nin, Kremlin’in İran rejimini kurtarmak için gösterdiği çabadan daha fazla çaba göstermeye hazır oldukları gerçeğiydi.

Arabuluculuk yaklaşımı, itibarını korumak ve kurtarılabilecekleri kurtarmak, İran'daki müttefik rejimin düşüşünü önlemek ve Rusya'nın düşmanı olarak sınıflandırılmayan düşmanlarını kızdırmamak için bir yoldu. Bazı aşamalarda gerginlikler yaşanmasına rağmen, İsrail ile ilişkiler iyi ve Trump yönetimi ile ilişkiler önceki yönetimlere göre çok daha iyiydi. Ukrayna'daki savaş, dünyadaki etki alanlarının bölüşülmesi ve ekonomik iş birliğini içeren Washington ile büyük bir anlaşma olasılığının kapısı kapalı değildi.

Sınırlı faydalar

‘İranlı müttefiklerini’ kurtaramayacakları gerçeğiyle karşı karşıya kalan Rus medyası ve Kremlin uzmanları, petrol ve gaz fiyatlarının rekor seviyelere yükselmesinin Batı'ya verdiği ağır kayıpları öne çıkarıyorlar.

Bazı analistler, İsrail ve ABD’nin saldırıları ile İran'ın yanıtının Rus ekonomisine fayda sağladığını, onu daha güçlü hale getirdiğini ve Ukrayna'ya karşı savaşı daha uzun süre finanse edebileceğini savunuyorlar. Ancak bu görüş, Rusya'nın İran'daki yatırım ve ekonomik projelerden on milyarlarca dolarlık kayıplarını göz ardı ediyor.

Rusya, İran’ın güneydeki limanlarından kuzeydeki Baltık Denizi'ne ürün tedariki için Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru’nu (INSTC) geliştirmek üzere altyapı iyileştirme projelerine milyarlarca dolarlık yatırım yaptı. Rus şirketler de İran'da 25 milyar dolar değerinde üç yeni nükleer reaktör inşa etmek için sözleşme imzaladı. Yıllardır Rus petrol ve gaz şirketleri petrol ve gaz projelerine yatırım yapıyor. Rejim değişikliğinin, teknoloji ve finansman açısından Rus muadillerinden üstün olan Batılı şirketlerin pazara girmesine yol açması doğal.

frgt
Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Çin’in Tianjin şehrinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi sırasında bir toplantıda, 1 Eylül 2025 (AFP)

Rusya'da İHA üretiminin artması, Ukrayna'daki savaşın değişen niteliği ve Kuzey Kore'nin tedarik hattına güçlü bir şekilde girmesi nedeniyle yüz binlerce füze ve milyonlarca İran mermisine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle, Rusya'nın Ukrayna'daki askeri çabaları savaştan ve İran ile koordinasyonun kesilmesinden etkilenmeyecek. Öte yandan Güney Kafkasya ve Hazar Denizi'ndeki güvenlik sistemi ve güç dengesindeki oransızlık, Orta Asya ve Güney Kafkasya ülkelerinin ABD, Avrupa Birliği (AB), Türkiye ve Çin ile ilişkilerini güçlendirme eğiliminin açıkça görülmesi ve bir müttefikin kaybı ile Rusya için büyük zorluklar yaratıyor.

Çıkarılan dersler ve sonuçlar

Rusya, Hamaney ve diğer İranlı yetkililere düzenlenen suikastları eleştirmiş ve zorla rejim değişikliğini reddetmiş olsa da Ukrayna'daki savaşın şu anki çıkmaz durumu ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin taviz vermeme konusundaki ısrarı göz önüne alındığında, Zelenskiy ve Ukrayna diğer yetkililere karşı hiç tereddüt etmeden hassas operasyonlar yürütebilir. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre böyle bir durumda Batı'nın herhangi bir kınama veya suçlamada bulunması, Batı'nın çifte standardının bir parçası olarak görülecektir.

Rusya'nın İran, ABD ve İsrail arasındaki bir savaştan elde edeceği faydalar, İran gibi stratejik bir müttefikini kaybetmesinin yol açacağı zarara kıyasla sınırlı.

İsrail ve ABD’nin geçtiğimiz yaz düzenlenen saldırıların ardından bir yandan müzakereler devam ederken İran'a karşı başlattıkları ikinci saldırılar, Kremlin'i askeri ve siyasi hedeflerini zorla gerçekleştirmeye ve müzakerelerde taviz vermeye açık olmamaya itiyor.

İran deneyiminden ders alan Rusya, Batı'dan Ukrayna'da savaşı sona erdirmesi yönündeki taleplerinin çıtasını yükseltebilir ve yaptırımların ülkeleri zayıflatarak ve ekonomik zayıflıkları askeri araçları kolaylaştırmak için sömürerek savaş ilan etmenin ilk aşaması olduğu gerekçesiyle, tüm ekonomik ve mali yaptırımların kaldırılması gerektiğini ısrarla talep edebilir.

Trump'ın savaşı meşrulaştırmak için İran'daki ekonomik, hayati ve sosyal koşullara karşı halkın muhalefet hareketini kullanması, Rusya'yı herhangi bir halk hareketini önlemek için iç kontrolünü daha da sıkılaştırmaya ve dış taraflarla iletişim kurmak için kullanmanın yanı sıra sokakları kışkırtmaya katkıda bulunabilecek Batı sosyal medyasını yasaklamaya iteceğine şüphe yok.

gbg
Rusya-İran ortak yapımı Şahid-136 (Geran-2) model bir kamikaze İHA, Ukrayna'nın Kiev kentinde tahrip edilmiş Rusya’ya ait askeri araçların ve silahlarının sergilendiği St. Michael Katedrali'nin önünde sergileniyor, 26 Kasım 2025 (Reuters)

Rusya, savaş nedeniyle nükleer silahların yayılmasına karşı defalarca uyarıda bulunurken, Rus elitler, Batı'nın Rusya'yı parçalama planlarına karşı bir garanti olarak ve Batı'nın Rusya'ya karşı herhangi bir saldırı başlatmasını önlemek amacıyla Rusya'nın nükleer silahlarını güçlendirmesi gerektiğine giderek daha fazla ikna oluyorlar. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev pazartesi günü yaptığı açıklamada, Trump'ın ‘rejim değişikliğine yönelik suçlu yaklaşımını’ sürdürmesi halinde üçüncü bir dünya savaşı tehlikesi olduğuna dikkat çekerek, “Tek bir garanti var. Öyle ki ABD, Rusya'dan korkuyor ve nükleer çatışmanın neye mal olacağını biliyor” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz pazar günü, Rusya Duması (parlamento) Savunma Komitesi Başkanı Andrey Kartapolov, Rusya devlet televizyonunda yayınlanan bir programda “Artık herkes Burevestnik, Poseidon ve Oreshnik sistemlerine (nükleer savaş başlıkları taşıyabilen silah sistemleri) neden ihtiyacımız olduğunu anlıyor” şeklinde konuştu.

İran, ABD ve İsrail arasında çıkacak bir savaştan Rusya'nın elde edeceği faydalar genel olarak, İran gibi stratejik bir müttefikini kaybetmesinin yol açacağı zarara kıyasla oldukça sınırlı. Öte yandan Trump'ın Ukrayna'daki uzlaşmaya ilişkin kararlılığına dair tahminler son derece şüphe uyandırıyor. Buna karşın Moskova, Ukrayna’daki savaş ve barışın gidişatını belirlemede kilit rol oynayan ve Rusya’nın sadece nükleer silahlara sahip bölgesel bir süper güç mü, yoksa küresel savaş ve barış denklemlerinde kilit bir oyuncu mu olacağını belirleyecek olan Trump'ı kızdıramaz.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Katz, Hizbullah’ın füze saldırıları durmazsa ‘toprak’ ele geçirme tehdidinde bulundu

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
TT

Katz, Hizbullah’ın füze saldırıları durmazsa ‘toprak’ ele geçirme tehdidinde bulundu

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz bugün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki operasyonları genişletmeye hazırlanma talimatı verdiğini belirterek, Hizbullah’ın füze saldırıları durmazsa ‘toprak ele geçirme’ tehdidinde bulundu.

Katz, “Ben ve Başbakan Binyamin Netanyahu, İsrail ordusuna Lübnan’daki operasyonları genişletmeye ve kuzeydeki yerleşimlere yeniden sükûnet ve güvenlik getirmeye hazırlanma talimatı verdik” dedi.

Katz ayrıca, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ı uyardığını belirterek, “Lübnan hükümeti kendi topraklarını kontrol edemez ve Hizbullah’ın kuzeydeki yerleşimleri tehdit etmesini ve İsrail’e füze fırlatmasını engelleyemezse, bunu biz yaparız ve toprakları kontrol altına alırız” ifadesini kullandı.

Öte yandan Hizbullah dün akşam İsrail’e karşı ‘El-Asf el-Me’kul’ adını verdiği bir operasyon başlattığını duyurdu. Bu gelişme, iki taraf arasında süren karşılıklı saldırıların ardından yaşanan en büyük gerilim artışlarından biri olarak değerlendiriliyor. Aynı saatlerde İsrail, Beyrut’un güney banliyölerine yönelik şiddetli hava saldırıları düzenledi.

Hizbullah yaptığı açıklamada, yeni askeri operasyon kapsamında İsrail’in kuzeyine ‘onlarca füze’ fırlattığını belirtti. Açıklamada, bu saldırıların ‘İsrail’in Lübnan’daki onlarca şehir ve kasabayı, ayrıca Beyrut’un güney banliyösünü hedef alan suç niteliğindeki saldırılarına yanıt olarak’ gerçekleştirildiği ifade edildi.

Bu açıklama, İsrail’in Beyrut’ta ve Hizbullah’a ait altyapı noktalarında yoğun hava saldırıları düzenlediği bir dönemde geldi. Aynı zamanda İsrail’in kuzeyindeki Celile bölgesinde de füzelere karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi.


Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

TT

Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

Ortadoğu’da birden fazla cephede hızla tırmanan gerilim sürerken, ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran’ın yeniden inşasını “neredeyse imkânsız” hâle getirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti ve Tahran’ın yenilgi noktasına yaklaştığını söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise savaşın sona erdirilmesi için bazı şartlar öne sürdü. Pezeşkiyan, saldırıların kalıcı biçimde durdurulmasını garanti altına alacak uluslararası güvencelerin verilmesini ve tazminat ödenmesini talep ederken, İran’ın “meşru haklarının” tanınmasının da gerekli olduğunu vurguladı.

Irak’ta ise yetkililer, Perşembe günü şafak vakti Irak açıklarında hedef alınan iki petrol tankerinden birinin mürettebatından bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Öte yandan International Energy Agency (IEA), Ortadoğu’daki savaşın petrol arzında tarihteki en büyük kesintiye yol açtığını duyurdu. Açıklama, ajansın bir gün önce stratejik rezervlerden rekor miktarda petrolün piyasaya sürülmesini onaylamasının ardından geldi.

Sahadaki gelişmelere bakıldığında, son saatlerde İsrail’in Hizbullah hedeflerine yönelik yoğun hava saldırılarının ardından Beyrut’un güney banliyölerinde temkinli bir sakinlik hâkim. İsrail saldırılarının başkentteki Arman ve Ramlet el-Baida bölgelerini de kapsadığı, saldırılarda ölü ve yaralıların bulunduğu bildirildi.

Buna paralel bir gelişmede, bazı medya kuruluşları İran ve Hizbullah tarafından Tel Aviv yönüne füzeler fırlatıldığını aktarırken, İsrail ordusunun da Tahran’da İran rejimine ait hedeflere yönelik geniş çaplı hava saldırıları başlattığı bildirildi.