Rusya'nın hırsları ve küresel arenadaki karmaşıklık arasında BRICS

BRICS, Batı'nın hegemonyasını kıracak bir rakip olabilir mi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yeni Kalkınma Bankası Başkanı ve Brezilya'nın eski Devlet Başkanı Dilma Rousseff ile Kazan'da düzenlenen BRICS Zirvesi çerçevesinde yaptığı görüşme öncesinde, 22 Ekim 2024 (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yeni Kalkınma Bankası Başkanı ve Brezilya'nın eski Devlet Başkanı Dilma Rousseff ile Kazan'da düzenlenen BRICS Zirvesi çerçevesinde yaptığı görüşme öncesinde, 22 Ekim 2024 (AFP)
TT

Rusya'nın hırsları ve küresel arenadaki karmaşıklık arasında BRICS

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yeni Kalkınma Bankası Başkanı ve Brezilya'nın eski Devlet Başkanı Dilma Rousseff ile Kazan'da düzenlenen BRICS Zirvesi çerçevesinde yaptığı görüşme öncesinde, 22 Ekim 2024 (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yeni Kalkınma Bankası Başkanı ve Brezilya'nın eski Devlet Başkanı Dilma Rousseff ile Kazan'da düzenlenen BRICS Zirvesi çerçevesinde yaptığı görüşme öncesinde, 22 Ekim 2024 (AFP)

Samir İlyas

Rusya Federasyonu'na bağlı Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan, 22-23 Ekim tarihlerinde Kremlin'in bir istisna olması için çabaladığı BRICS Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Zirve, Rusya'nın Ukrayna'da yürüttüğü savaş nedeniyle Rusya ile Batı arasındaki anlaşmazlıkların doruğa ulaştığı bir dönemde gerçekleşti. BRICS’in geçtiğimiz yıl yeni üyelerin katılımıyla genişlemesinden sonra düzenlenen bu ilk zirve için olağanüstü hazırlıklar yapan Rusya, bu zirvenin ‘daha adil ve eşitlikçi’ bir yeni dünya düzeninin şekillendirilmesinde bir kilometre taşı olmasını umuyor.

Zirve için Rusya’nın başkenti Moskova'nın 820 kilometre doğusundaki Kazan şehrinin seçilmesi, Moskova’nın yaklaşık çeyrek asır önce Putin'in göreve gelmesinden bu yana başlayan doğuya yönelimini Rusya'da son yıllarda Batı değerlerini ve dünyayı yönetme biçimini paylaşmayan ülkeleri ifade etmek için kullanılan bir terim olarak ‘Küresel Güney’in inşasıyla birleştirerek ’Kolektif Batı’ya karşı koymaya çalıştığı gelecekteki ittifaklarının doğasına dair önemli bir göstergeydi.

Zirveye 24'ü liderler düzeyinde temsil edilen 32 ülkenin katılması, Batı'nın modern çağda bir ülkeye uygulanan en sert ve en büyük yaptırımlar olan 8 binden fazla yaptırımın yanı sıra öncelikle ülkeleri ve şirketleri yaptırımları aşmak için Rusya ile iş yapmaktan caydırmayı amaçlayan ikincil yaptırım paketlerinin uygulamasının ardından Rusya'yı küresel olarak izole etme çabalarının başarısız olduğunu söyleyen Kremlin'e büyük bir güven veriyor.

Moskova, BRICS'e Küresel Güney ülkelerinden daha fazlasını çekmeyi umuyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, cuma günü yaptığı açıklamada, BRICS'in çalışmalarının ‘kimseye karşı olmadığını’ söyleyerek bir kampın diğerinin aleyhine olacak şekilde hizalanmasını reddeden ülkelerin korkularını yatıştırmaya yönelik bir mesaj verdi.

BRICS verileri, bağlayıcı kararlar üzerinde mutabık kalan küresel ölçekte etkili sanayileşmiş ülkelerin oluşturduğu bir çerçeve olan G7 verileri ile karşılaştırılamaz.

Putin, BRICS ülkelerinin gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) toplamının 60 trilyon doları aştığını ve grubun küresel ekonomideki payının G7'ninkini aştığını belirtti. BRICS ülkelerinin ekonomilerinin kaydettiği önemli büyümeye ilişkin verileri aktaran Putin, 1992 yılında G7 küresel ekonominin yüzde 45,5'ini oluştururken BRICS ülkelerinin payının yüzde 16,7 olduğunu söyledi. Putin, 2023 yılında BRICS'in payının yüzde 37,4, G7'nin payının ise yüzde 29,3 olduğunu belirtti. Aradaki farkın BRICS lehine giderek açıldığını vurgulayan Putin, bu yıl BRICS'in ortalama büyümesinin yaklaşık yüzde 4'e ulaşmasının beklendiğini, buna karşılık G7'nin ortalama büyümesinin yüzde 1,7 olduğunu ifade etti.

Bu verilerin doğruluğu kabul edilmekle birlikte, BRICS ülkelerinin ekonomik göstergelerinin matematiksel bir derlemesi olduğu ve üyelerine belirli yükümlülükler getirmeyen daha çok siyasi bir forum niteliğinde olduğu unutulmamalı. Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika gibi şu an küresel politikada çok önemli olan beş ülkenin üyesi olduğu BRICS, bu yılın başlarında bölgedeki dört önemli ülkenin de katılımıyla genişleyerek gücünü arttırdı. Buna karşın BRICS’in Avrupa Birliği (BM), NATO ya da diğer uluslararası örgütlerde olduğu gibi katılımcı ülkelerin ekonomik ve askeri kaynaklarını bir araya getirmelerini sağlayacak açık mekanizmaları bulunmuyor.

cdfevrgt
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Kazan'da düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında bir araya geldiler, 22 Ekim 2024 (AFP)

BRICS verileri, küresel olarak nüfuza sahip sanayileşmiş ülkelerden oluşan bir grup olan G7'ninkilerle karşılaştırılamaz. G7 ülkeleri, bağlayıcı kararlar konusunda kendi aralarında anlaşıyorlar. Bunun en açık örneği 2022' yılında Rusya’nın Ukrayna'ya savaş açmasından sonra Rusya'ya yaptırım uygulama kararı almaları ve Ukrayna’ya peş peşe yardım paketleri açıklamaları oldu.

BRICS, AB ya da coğrafi temelli gruplarla kıyaslanamaz.

BRICS ülkelerinin çıkarları, kabiliyetleri ve ilişkileri gözden geçirildiğinde, ABD'nin liderlik ettiği NATO ya da G7'de olduğu gibi, diğer katılımcıları organize edebilecek ve ortak hedeflere ulaşabilecek tek bir lider ülkenin olması mümkün değil. Rusya'nın, tek taraflı yaptırımları reddeden ve ekonomilerini kuşatan Batılı kurumlardan ayrılan kurum ve mekanizmaların inşasını hızlandıran bir dünya düzeninin temellerini atmak için grup üyeleri arasında siyasi ve ekonomik olarak en aktif olan ülke olduğu açık olsa da pek çok ülke Rusya ile siyasi ve ekonomik iş birliğini güçlendirmenin Batı ile ilişkileri olumsuz yönde etkilemesinden çekiniyor. Rusya'nın ekonomik ve hatta siyasi ağırlığı, büyük ekonomik büyümesini ve devasa yatırımlarını Asya, Avrupa ve Afrika'daki ülkelerle yakın siyasi ilişkiler kurmak için kullanan Çin'den çok daha az. 

Teorik olarak BRICS, daha adil bir dünya için stratejik bir vizyonu paylaşan ülkelerden oluşan bir grup olarak görülebilir. Ancak bu ülkeler küresel ekonomi ve siyasetle ilgili pratik konularda kendi ulusal çıkarlarının peşinden gidiyorlar. Bu da Uluslararası Para Fonu (IMF) ya da Dünya Bankası gibi Batı'nın hakim olduğu kurumlar kadar etkili uluslararası finansal kurumların ve araçların oluşturulması konusunda fikir birliğine varılmasını engelliyor.

BRICS'in iç içe geçmiş çıkarları göz önüne alındığında, grubun ABD ve AB'nin hakim olduğu siyasi ve ekonomik sistemin özünde ‘devrim’ yaratacak çatışmacı kararlar alması ihtimali oldukça zayıf. Buna karşın BRICS ülkeleri, sürdürülebilir kalkınma, yoksulluk, açlık, suç, terörizm, siber güvenlik ve yapay zeka gibi konularla başa çıkmak için belirli mekanizmalar üzerinde anlaşmaya varma kapasitesine ve isteğine sahip.

BRICS'in bu yılın başlarında yeni üyelerin katılımıyla genişlemesi grubun tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Bloğa yeni ülkelerin katılması çok taraflılığın oluşumunda bir ivme oluştururken Batı'nın küresel nüfuzunda bir azalma ve dünya genelinde giderek artan sayıda ülkenin egemenliklerini güçlendirme ve dünyanın yönetiminde daha fazla söz sahibi olmak istediklerinin sinyallerini verdi. Öte yandan bu genişleme BRICS’e, iş birliğinin kalitesini korumak ve arttırmak, daha adil bir dünya düzeninin şekillenmesine katkıda bulunan bir kurum haline gelmek ve üyeleri üzerinde bağlayıcılığı olmayan bir tartışma kulübü olarak mevcut halini sürdürmek gibi birtakım zorluklar da getirdi. Yeni üyelerin katılımından öncesinde dahi kurucu ülkeler arasındaki ilişkiler ideal düzeyde ya da sıcak değildi. Örneğin Çin ile Hindistan arasındaki ilişkiler gergindi. Grup ne kadar genişlerse, bölgesel konularda aralarında anlaşmazlıklar olan ülkelerin katılma olasılığı da o kadar artar.

Ticari faaliyetlerde ödemelerin ulusal para birimleri üzerinden yapılmasına yönelik bir platformun geliştirilmesi gibi çabalara rağmen, küresel mali sistemin karmaşıklığı nedeniyle bu çabalar halen önemli zorluklarla karşı karşıya.

Yeni Kalkınma Bankası, BRICS içindeki başarılı iş birliğinin açık bir örneği. Banka birçok ülkeyi BRICS ile iş birliği yapmaya ya da kredi ve yatırım alanındaki iş birliği fırsatları için BRICS'e katılmaya teşvik ediyor. Ancak, çoğunlukla Çin tarafından finanse edilen bankaya BRICS ülkelerinin katkı payları ve bankanın Dünya Bankası gibi bir kurum haline gelme olasılığı ile ilgili sorular halen yanıt bekliyor.

Serbest ticaret bölgesi oluşturulması gibi konularda baskı yapmak mevcut koşullarda bir hayalden öteye geçmiyor. Zira örneğin Hindistan gibi bazı üyeler bunu yapacak siyasi ve muhtemelen ekonomik iradeden yoksunlar. Brezilya ise üyeleri arasında ortak bir ticaret politikası uygulayan Güney Amerika Ortak Pazarı'nın (MERCOSUR) bir parçası olması nedeniyle serbest ticaret anlaşmalarını onaylamakta zorlanıyor.

swdefrg
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın BRICS zirvesi için Kazan Uluslararası Havaalanı’na gelişi (AFP)

BRICS üyesi ülkelerin maliye bakanlarının geçtiğimiz hafta sonu Moskova'da gerçekleştirdikleri hazırlık toplantılarında da görüldüğü üzere, BRICS üyeleri arasında ticari işlemlerde dolarsızlaşma konusunda bir fikir birliği söz konusu. Ancak Rusya gibi bazı ülkelerin dolarsızlaşma hedefi karşısında ekonomik potansiyelleri ya da alternatif sunma imkanları yetersiz kalıyor. İstemek ile bu imkana sahip olmak arasında büyük bir fark var. BRICS'in AB'nin yaptığı gibi ticari işlemler için yeni bir para birimi benimsemesinden bahsetmek saflık olur. Bunun için Çin para birimi yuanın kullanılması seçeneği bazı ülkeler için masada olabilir, ancak Çin'in kendisi buna hazır değil. Aynı zamanda Hindistan gibi ülkelerin de bu öneriye itiraz edecekleri kesin.

BRICS’in önündeki zorluklar

BRICS’in önündeki başlıca zorluk olarak, özellikle uluslararası para transfer sistemi SWIFT'ten bağımsız olan finansal ödeme sistemleri kurmak ve ABD dolarının hakimiyetine karşı koymak açısından ABD liderliğindeki küresel ekonomik sisteme gerçek bir alternatif sunabileceğini kanıtlaması gerekiyor.

Ticari faaliyetlerde ödemelerin ulusal para birimleri üzerinden yapılmasına yönelik bir platformun geliştirilmesi gibi çabalara rağmen, küresel mali sistemin karmaşıklığı nedeniyle bu çabalar halen önemli zorluklarla karşı karşıya.

BRICS'in önemi kurulduğu 2006 yılından bu yana giderek artarken Rusya, yoğun uluslararası kutuplaşmada G7, AB ve hatta askeri niteliğine rağmen NATO'nun hakimiyetine rakip olacak yeni bir küresel kutup oluşturmak için BRICS'e büyük önem veriyor. Rusya, BRICS'i ayrıca kendisine uygulanan ve daha önce eşi ya da benzeri görülmemiş yaptırımların etkisini hafifletmek için kullanmaya çalışıyor.

BRICS'in Batı'nın hakimiyetinin azaldığı yükselen bir küresel kutbun çekirdeğini oluşturduğuna şüphe yok. Ancak Batı bloklarına rakip olduğu yönündeki söylemlerde abartıya kaçılıyor.

Buna karşılık Batı, hegemonyasını sona erdirmeyi ve son on yıllarda inşa ettiği kurumların altını oyabilecek yeni kurumların oluşturulmasına karşı çıkmaya devam ediyor. Bu, Batı'nın Hindistan ve Güney Afrika'ya kur yaparak BRICS'in temellerini zayıflatmak için çok çalıştığı 2022 yazında düzenlenen BRICS Zirvesi’nden iki gün sonra Bavyera'da düzenlenen G7 Zirvesi’nde bu iki ülkenin liderlerine ev sahipliği yapmasından da anlaşılıyor.

Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika için en iyi seçenek; aynı anda hem Doğu hem de Batı ile ilişkileri geliştirmek olabilir. Ancak mevcut kutuplaşma bu üç ülke üzerinde seçimlerini kamplardan birinden yana yapmaları için baskı yaratıyor.

BRICS'in Batı'nın hakimiyetinin azaldığı yükselen bir küresel kutbun çekirdeğini oluşturduğuna şüphe yok. Ancak Batı bloklarına rakip olduğu yönündeki söylemlerde abartıya kaçılıyor. BRICS siyasi, ekonomik ve askeri bir ittifaktan ziyade bir diyalog forumuna benziyor. Üyeleri de çok çeşitli siyasi konularda farklı görüşlere sahip. Bir diğer önemli bir faktör ise Çin'in ABD ile olan gergin ilişkilerine rağmen ekonomik çıkarlarının hala öncelikli olarak ABD ve AB'ye bağlı olması ve bu ülkelerle olan ticari faaliyetlerinin Rusya ile olan ticari faaliyetlerinden 15 kat daha fazla olması. Öte yandan Hindistan, Avustralya, ABD ve Japonya ile birlikte QUAD ittifakının bir üyesi. QUAD, Çin'in kendisine karşı kurulduğunu düşündüğü bir ittifak. BRICS üyeleri arasındaki ticaretin, ekonomilerinin doğası ve ülkelerin coğrafi dağılımı nedeniyle Batı ile olan ticaretlerinden çok daha düşük olduğu unutulmamalı.

Hindistan ve Çin arasındaki sınır sorunlarının ötesinde, Hindistan, Çin'den göç etmeye başlayan ve Asya'da yeni merkezler arayan ABD teknoloji şirketlerine ev sahipliği yapacak bir platform olmaya ve böylece ABD’nin yatırımlarına ve teknolojisine erişmeye çalışıyor. Hindistan teorik olarak 1,4 milyarlık nüfusu, deneyimli yazılım mühendislerinin bulunması, büyük bir pazar olması ve diğer önemli pazarlara yakınlığı ile Çin'in yerine geçebilecek özelliklere sahip. BRICS’in tüm üyeleri hala Batı yatırımlarına, özellikle de modern teknolojiler getiren yatırımlara ihtiyaç duyuyor.

dfrtg
BRICS Zirvesi’nin yapıldığı Kazan’daki Kul Şerif Camii, 22 Ekim 2024 (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Putin, Kazan’daki BRICS Zirvesi’ne günler kala, Çin ile ilişkilerin ‘eşsiz doğasını’ vurgulayıp ‘dünyadaki en önemli istikrar faktörlerinden biri’ olan bu iş birliğinde küçük ya da büyük ortağın olmadığının altını çizse de Rusya'nın Ukrayna’da yürüttüğü savaş, onu Çin'in artan nüfuzu karşısında Orta Asya ve Güney Kafkasya'da büyük ölçüde zayıflattı. Bu durum, Rusya'nın siyasi ve askeri, Çin'in ise ekonomik koruma sağladığı iş birliğine dayalı daha önceki anlaşmaları bozmaya başlattı.

BRICS, ince eleyip sık dokuyan bir oluşum haline gelmeden genişlerken Çin, onu Kuşak ve Yol Projesi’nin uygulanması için bir platforma dönüştürerek yutmadıkça uzlaşmaya varmak zor. Bu senaryo, sınırsız hırsları olan, ekonomik gücü, dünyanın çeşitli bölgelerinde etkili bir siyasi güce dönüşen ve Rusya'nın Ukrayna’da yürüttüğü savaştan iyi bir ders çıkaran Çin ile ilişkilerinde giderek ‘küçük kardeş’ haline gelen Rusya'ya hitap etmediği ise kesin.

Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir. 



ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
TT

ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)

ABD ordusu, Irak’ta düşen KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağında görevli altı kişiden dördünün hayatını kaybettiğini açıkladı.

ABD ordusu dün, Irak’ın batısında bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağının düştüğünü, kazaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde indiğini duyurmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün yaptığı açıklamada, İran ile süren çatışmalar sırasında ‘dost hava sahasında’ bir askeri uçağın kaybolması üzerine kurtarma operasyonu yürütüldüğünü belirtmişti. Ordu, kazaya karışan iki uçağın bulunduğunu, bunlardan birinin Irak’ın batısına düştüğünü, diğerinin ise güvenli bir şekilde indiğini açıkladı. Kazanın düşman veya dost ateşi sonucu meydana gelmediği ifade edildi.

Bu ölümler, 28 Şubat’tan bu yana İran’a karşı yürütülen ABD operasyonlarında hayatını kaybeden yedi Amerikan askerine eklendi.

ABD, Ortadoğu’da İran’a yönelik operasyonlara destek amacıyla çok sayıda uçak konuşlandırmıştı. Olay, yalnızca askeri operasyonların değil, aynı zamanda havada yakıt ikmali operasyonlarının da risklerini gözler önüne serdi.

1950’ler ve 1960’ların başında Boeing tarafından üretilen KC-135 uçakları, ABD ordusunun yakıt ikmal filosunun belkemiğini oluşturuyor ve uçakların görevlerini iniş yapmadan sürdürebilmesini sağlıyor.

Irak’taki İran yanlısı silahlı grupları kapsayan İslami Direniş adlı örgüt bu sabah yaptığı açıklamada, ikinci bir KC-135 uçağını hedef aldıklarını ve uçağın hasar aldığını, ancak zorunlu iniş yaparak kaçmayı başardığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan salı günü aktardığı bilgiye göre, ABD-İsrail saldırıları sırasında İran’a karşı yürütülen operasyonlarda 150 Amerikan askerinin yaralandığı bildirildi. Uçağın düşmesi haberi, ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford’da çıkan ve savaşla ilgili olmayan yangın sonucu iki denizcinin yaralanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Kuveyt’in Şuaybe limanındaki bir Amerikan tesisine insansız hava aracı (İHA) çarpması sonucu yedi Amerikan askeri hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer üst düzey yetkililer, İran ile çatışmaların Amerikan ordusunda daha fazla kayba yol açabileceği uyarısında bulundu.


Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.