İran: B-52 bombardıman uçakları meşru müdafaa kararlılığımızı caydıramayacak

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi (İnstagram)
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi (İnstagram)
TT

İran: B-52 bombardıman uçakları meşru müdafaa kararlılığımızı caydıramayacak

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi (İnstagram)
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi (İnstagram)

Tahran, B-52 bombardıman uçaklarının meşru müdafaa kararlılığını caydıramayacağını bildirdi ve İsrail'in ülkedeki hassas askeri üslere yönelik saldırılarına karşılık olarak tüm imkânlarını kullanma sözü verdi.

ABD ordusu cumartesi günü, İsrail'in 26 Ekim'de füze üslerine ve askeri radar tesislerine düzenlediği saldırılara misilleme olarak karşı saldırı başlatmaya hazırlanan İran'a uyarı mahiyetinde Ortadoğu'ya B-52 bombardıman uçakları gönderdiğini duyurdu.

İsrail, İran'ın nükleer tesislerini ve petrol altyapısını vurmaktan kaçındı. Ancak hava savunmasında meydana gelen ciddi hasar, İsrail'in İran'a tekrar saldırmaya karar vermesi halinde daha sert saldırılara maruz kalmasına neden olabilir.

İsrailli bir askeri yetkili pazar günü yaptığı açıklamada, Tel Aviv'in Tahran'la ‘atışmayı’ bırakmaya karar verdiğini  ve İran'ın yeni bir saldırısına verilecek yanıtın kısasa kısas değil, tam kapsamlı bir savaş olacağı uyarısında bulundu.

İsrail'in o dönemki saldırısı, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın yanı sıra bir Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı’nın Beyrut'taki bir İsrail saldırısında ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin Tahran'da İsrail'e atfedilen bir operasyonda öldürülmesine tepki olarak İran'ın 1 Ekim'de İsrail’e fırlattığı füzelere karşılıktı.

İran Dini Lideri Ali Hamaney geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada saldırıyı küçümsemeyi reddetti. Hamaney, reformist Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan hükümetinin hasarı sınırlı olarak nitelendirmesinin ardından yetkililere İsrail'e verilecek yanıtı belirleme talimatı verdi.

İran ordusu saldırılarda dört hava savunma birimi subayının öldüğünü ve bir sivilin de hayatını kaybettiğini doğruladı.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı habere göre, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi olağan basın toplantısında, ABD bombardıman uçaklarının bölgeye gelişiyle ilgili bir soruya yanıt olarak şu cevabı verdi: “ABD'nin bölgedeki varlığını her zaman istikrarı bozucu bir varlık olarak gördük. Bu, İran'ın meşru müdafaa kararlılığını caydırmayacaktır.”

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) cuma günü yaptığı açıklamada, ABD'nin ‘İsrail'i savunmak’ ve İran'ı uyarmak amacıyla ‘önümüzdeki aylarda’ Ortadoğu'ya yeni askeri kabiliyetler konuşlandırmayı planladığını bildirdi. B-52 bombardıman uçakları, savaş uçakları ve askeri uçakların yanı sıra bu yeni askeri yetenekler balistik füze savunma sistemlerini de içeriyor.

Bekayi, İran'ın ulusal güvenliğini ve egemenliğini tehdit edecek her türlü saldırı ya da girişime ‘tüm gücüyle’ karşılık vereceğini ve kendisini ‘savunmak’ için gerekli her türlü donanıma sahip olacağını söyledi. Bekayi, “İran halkı her türlü saldırganlığa karşı savunmaya ve güçlü bir şekilde karşılık vermeye hazırdır” dedi.

Wall Street Journal pazar günü İran ve bölgedeki sorumlu kaynaklara dayandırdığı haberinde, Tahran'ın İsrail'e yönelik ‘güçlü ve karmaşık’ bir saldırıya hazırlandığını, daha tahrip edici savaş başlıklarına sahip füzeler ve diğer silahları kullanmayı planladığını yazdı.

DMO medyası Tahran'ın ilk kez 2 bin kilometre menzile ve bin 800 kilogram ağırlığında savaş başlığına sahip Hürremşehr balistik füzesini kullanacağını ima etti.

İran geçen ayın başlarında gerçekleştirdiği saldırıda, aralarında yaklaşık 2 bin kilometre menzile sahip Kadir ve bin 700 kilometre menzile sahip İmad'ın da bulunduğu çok sayıda balistik füze kullanmıştı. Ayrıca Tahran'ın bin 400 kilometre menzile sahip ‘hipersonik bir füze’ olduğunu söylediği Fettah füzesini de ilk kez kullandı.

Nisan ortasındaki saldırıda Tahran üç tipte 120 balistik füze ateşledi: Bin 450 kilometre menzilli Hayber Şekan, İmad ve Kadir'in yanı sıra 30 Pave seyir füzesi ve 170 Şahid-136 insansız hava aracı. İmad ve Kadir füzelerinin her ikisi de Şahab-3 füzesinin geliştirilmiş versiyonlarıdır.

‘Kararlı ve sağlam’

Hamaney cumartesi günü yaptığı açıklamada, “İki düşman, ABD ve Siyonist varlık, İran'a ve direniş eksenine karşı yaptıklarına kesinlikle sert bir yanıt alacaklarını bilmelidirler” dedi.

DMO Komutanı Hüseyin Selami ise pazar günü İsrail ve ABD'ye bir uyarıda bulunarak, “bölgedeki direniş cephesi şer cephesine güçlü bir şekilde karşılık verecek” dedi. Bu arada yardımcısı Ali Fadavi, İsrail saldırısına yanıt olarak Sadık Vaat 3 Operasyonu'nun ‘kesinlikle gerçekleştirileceğini’ söyledi, ancak zamanlamasını açıklamayı reddetti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan pazar günü yaptığı açıklamada, ateşkesin İran'ın vereceği yanıtın niteliğini etkileyebileceğini söyledi.

Buna karşılık Bekayi İran'ın tepkisinin ‘kararlı ve sağlam’ olacağını vurguladı. İran'ın, İsrail'in Tahran destekli Hizbullah ve Hamas'a karşı savaş yürüttüğü Gazze Şeridi ve Lübnan'da ateşkes sağlanması için ‘tüm girişim ve çabaları’ desteklediğini de belirtti. Wall Street Journal'a göre İran, Arap diplomatlara, son saldırıda çok sayıda askerinin öldürülmesinin ardından bu kez İsrail'e verilecek karşılıkta ordunun da yer alacağını söyledi.

İran'ın tehditlerinin gerçek mi yoksa sadece retorik mi olduğu belirsizliğini koruyor. Wall Street Journal'a konuşan İranlı bir yetkili, İran'ın İsrail'e yönelik saldırısının ABD seçimlerinden sonra ve yeni başkanın göreve başlamasından önce gerçekleşeceğini belirterek, ülkesinin İsrail'e yönelik bir sonraki operasyonunun parçası olarak Irak topraklarını kullanabileceğini ve askeri tesisleri ‘geçen seferkinden daha şiddetli bir şekilde’ hedef alabileceğini ifade etti.

“Devletlerin egemenliğine saygı duymakla birlikte İran, çıkarlarını ve güvenliğini savunmak için tüm maddi imkânlarını kullanacaktır” diyen Bekayi, Batı'nın ülkesine karşılık vermemesi yönünde yaptığı baskıya atıfta bulunarak, Tahran'ın ‘ulusal güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü saldırıya en güçlü şiddetle karşılık vereceğini’ bildirdi.

B-52 bombardıman uçakları cumartesi akşamı ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) operasyon bölgesine ulaştı. (CENTCOM)B-52 bombardıman uçakları cumartesi akşamı ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) operasyon bölgesine ulaştı. (CENTCOM)

Nükleer doktrin

Bekayi nükleer doktrinin değiştirilmesi konusunda ise şunları söyledi: “Kitle imha silahlarının reddi ve İran'ın barışçıl nükleer programının niteliği konusundaki resmi tutumumuz çok net. Dini Lider Ali Hamaney'in konuşmasında İran'ı savunmak için gerekli her türlü donanıma sahip olacağımız vurgulandı.”

Batılı güçlerin nükleer anlaşmada öngörülen ‘tetikleme mekanizmasına’ başvurma olasılığı sorulduğunda Bekayi, “Tüm senaryoları gözden geçirdik. Yanıtımız konusunda bir karar verildi ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının mekanizmalarına başvurmak için hiçbir gerekçe yok” dedi.

Bekayi, “Siyonist işgalcinin ihlallerine vereceğimiz yanıtın modelleri açık. Bu saldırılara yanıt vermek için tüm maddi ve manevi kapasitemizi kullanmamız doğal. Tüm kaynaklarımızı tam güçle kullanacağız” şeklinde konuştu.

Tahran'ın ‘nükleer anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerine bağlı kaldığını ve ABD'nin tek taraflı çekilmesine karşılık olarak attığı adımların anlaşma çerçevesinde olduğunu’ belirten Bekayi, İran ile ABD arasında nükleer meseleye ilişkin dolaylı müzakerelerin iki ya da üç haftadır durduğunu kaydetti.

Bekayi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi'nin ziyaretinin ‘gündemde’ olduğunu söyledi ve konunun ‘açıkça tanımlandığını’ belirtti.

Bekayi, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi'nin pazar akşamı Tahran'a geldiğine dair haberleri doğrulamaktan ya da yalanlamaktan kaçındı.

İran'ın olası bir tepkisinin ABD seçimleri ve adaylardan birinin desteklenmesi üzerindeki etkisini yorumlayan Bekayi şunları söyledi: “Bizim için önemli olan eylemlerdir. Ne yazık ki iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi, farklı hükümetlerde İran karşıtı eğilimlerin varlığını göstermiştir. ABD'deki hükümet değişikliği ne olursa olsun, her türlü saldırganlığa karşı güçlü bir şekilde karşılık vermeye ve savunmaya hazırız.”



Kiev’den Varşova’ya giden trene yönelik Rus saldırısı sonrası Polonya’da endişe

Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
TT

Kiev’den Varşova’ya giden trene yönelik Rus saldırısı sonrası Polonya’da endişe

Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)

Rus ordusu, dün Polonya sınırındaki Ukrayna topraklarında seyir halindeki bir yolcu trenine insansız hava aracıyla (İHA) saldırdı. Ukrayna Demiryolları şirketi daha sonra yaptığı açıklamada, saldırının hedefinde Batılı diplomatlar ve eski siyasetçilerin bulunmuş olabileceğini değerlendirdi.

Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)

Polonya Başbakanı Donald Tusk, olayın ardından düzenlenen kriz yönetimi toplantısında yaptığı açıklamada, “Rusya tarafından gerçekleştirilen gerilim artık bir gerçek ve bunun örnekleri her zamankinden daha fazla sınırlarımıza yaklaşıyor” ifadelerini kullandı.

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski ise X platformunda yaptığı paylaşımda, “Putin gerilimi artırıyor” ifadelerini kullandı.

Ukrayna Demiryolları, Kiev’den Varşova’ya giden yolcu treninin lokomotifinin dün Yahodyn sınır istasyonunda saldırıya uğradığını bildirdi. Şirket, yolcuların zamanında tahliye edildiğini ve olayda kimsenin yaralanmadığını açıkladı. Ukrayna hava sahasının kapalı olması nedeniyle Kiev’e giden Batılı siyasetçiler de Polonya ile Ukrayna arasındaki demiryolu hattını kullanıyor.

Ukrayna Demiryolları: Diplomatları taşıyan tren de yakındaydı

Ukrayna Demiryolları dün yaptığı açıklamada, diplomatları taşıyan bir trenin saldırıdan kısa süre önce Yahodyn istasyonunda durduğunu bildirdi. Trende, aralarında bazı Avrupa Birliği ülkelerinden güvenlik danışmanlarının yanı sıra eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın da bulunduğu önde gelen Avrupalı eski siyasetçilerin yer aldığı belirtildi. Johnson, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalini başlattığı Şubat 2022’de İngiltere Başbakanı olarak görev yapıyordu. Söz konusu grup, bir gün önce Kiev’de düzenlenen bir konferansa katılmıştı.

Saldırı sırasında istasyonda bulunan bir başka trende ise ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Direktörü David Petraeus’un bulunduğu öne sürüldü.

Ukrayna Demiryolları, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Rus İHA’sının asıl hedefinin diplomatları taşıyan tren olması da tamamen mümkün” değerlendirmesinde bulundu. Şirket, trenin Rus saldırısı tehdidi nedeniyle sefer tarifelerinde yapılan acil değişiklikler kapsamında planlanandan daha erken istasyondan ayrıldığını belirtti. Ukrayna Demiryolları, savaş nedeniyle tren seferlerinin zaman çizelgelerinin sürekli olarak değiştirildiğini kaydetti.

Boris Johnson ise Rus saldırısının Moskova’nın savaşta izlediği yaklaşımın bir başka örneği olduğunu söyledi.

Johnson, X platformundaki paylaşımında, “Putin’i bu sabah Polonya sınırında duran Ukrayna lokomotifini havaya uçurmaya iten çarpık mantığın ne olduğunu bilmiyorum. Ancak kesin olarak söyleyebileceğimiz şey, bu tür rastgele ve anlamsız saldırıların Ukraynalıların her gün maruz kaldığı saldırılar olduğudur” ifadelerini kullandı.

Moskova saldırıları doğruladı

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’nın batısındaki demiryolu altyapısına yönelik saldırılar düzenlendiğini doğruladı. Moskova, söz konusu altyapının Avrupa ülkelerinden Ukrayna’ya askeri sevkiyatların yapılmasını kolaylaştırdığını savundu.

Hava saldırısı tehdidi nedeniyle Polonya tarafındaki iki sınır kapısında işlemler geçici olarak durduruldu. Birkaç yüz kişi kısa süreliğine tahliye edildi. Öğle saatlerine gelindiğinde ise sınırdaki durum yeniden normale döndü.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy daha önce yaptığı açıklamada, Rusya’nın Polonya-Ukrayna sınırı yakınındaki Volın bölgesine düzenlediği saldırıların bir lokomotifin alev almasına ve bir akaryakıt istasyonunun zarar görmesine yol açtığını bildirmişti.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha da Moskova’ya karşı daha ağır sonuçlar uygulanması çağrısında bulundu. Sibiha, X platformunda yaptığı paylaşımda, Polonya-Ukrayna sınırına yönelik Rus saldırılarının yalnızca Ukrayna’nın uluslararası sınırlarına yönelik saldırıların devamı olmadığını belirtti.

Sibiha, “Bu, Putin’in Avrupa Birliği ve NATO’nun kapısını doğrudan çalan terörüdür. Rus barbarlar kapınızda, sevgili ortaklarımız” ifadelerini kullandı.

Johnson ise Batılı ülkeleri, Ukrayna’ya verdiği desteğin yetersiz olduğunu düşündüğü gerekçesiyle eleştirdi.

İngiltere Eski Başbakanı, “Onlara ihtiyaç duydukları hava savunma sistemlerini ne zaman vereceğiz? Putin’in dondurulmuş varlıklarını neden serbest bırakıp Ukrayna’ya vermiyoruz? Belçika’daki bir banka hesabında 140 milyar avrodan (163 milyar dolar) fazla, Londra’da ise yaklaşık 10 milyar sterlin (13,5 milyar dolar) bulunuyor. İngiltere bu konuda öncülük edebilir” dedi.

Ukrayna, Batılı ülkelerin desteğiyle dört buçuk yılı aşkın süredir Rusya’nın işgaline karşı mücadele ediyor. Rusya’nın saldırıları, demiryolu hatlarında ve istasyonlarda sık sık can kayıplarına ve hasara yol açıyor.


İsveç seçimlerinde baş başa yarış: Net bir kazanan yok

 İsveç genel seçimleri sırasında Malmö kentindeki bir oy sayım merkezinden (AFP)
İsveç genel seçimleri sırasında Malmö kentindeki bir oy sayım merkezinden (AFP)
TT

İsveç seçimlerinde baş başa yarış: Net bir kazanan yok

 İsveç genel seçimleri sırasında Malmö kentindeki bir oy sayım merkezinden (AFP)
İsveç genel seçimleri sırasında Malmö kentindeki bir oy sayım merkezinden (AFP)

İsveç'te bugün açıklanan genel seçim sonuçları, taraflar arasında baş başa bir tablo ortaya koydu. Net bir kazananın çıkmadığı seçimlerin ardından mevcut Başbakan ile sol muhalefetin lideri göreve hazır olduklarını ilan ederken, sağ blokta kan kaybı yaşandı.

Görevi sona eren Başbakan Kristersson oyunu kullanırken (EPA)
Görevi sona eren Başbakan Kristersson oyunu kullanırken (EPA)

Oyların yaklaşık %90'ının sayılmasıyla birlikte, Sosyal Demokrat Parti lideri Magdalena Andersson öncülüğündeki dört muhalefet partisi, 349 sandalyeli parlamentoda Başbakan Ulf Kristersson liderliğindeki merkez sağ ittifakına karşı 1 sandalyelik hassas bir çoğunluk elde etti. Merkez sağ ittifakı, göçmen karşıtı "İsveç Demokratları" partisini de bünyesinde barındırıyor.

2021-2022 yılları arasında İsveç'in ilk kadın başbakanı olarak görev yapan 59 yaşındaki Andersson, "Şu anda öndeyiz; bu durum kesinleşirse İsveç yeni bir hükümete kavuşacaktır" dedi.

Ancak 20. yüzyılın büyük bölümünde İskandinav ülkesini yöneten ve hâlâ İsveç'in en büyük partisi konumunda bulunan Sosyal Demokratlar, %28 oy oranıyla son yüzyılın en düşük seçim sonucunu almaya yakın görünüyor.

Öte yandan, partisi Muhafazakâr Ilımlı Parti %19,9 oy alan görevi sona eren Başbakan Kristersson, sonuçların bu şekilde kalması durumunda Andersson'ın diğer üç sol partiyle hükümet kurma çabalarına saygı duyacağını ifade etti.

Bununla birlikte Kristersson, dört sol parti arasında—özellikle Sol Parti ile Merkez Parti arasında—uzlaştırılması imkânsız derin görüş ayrılıkları bulunduğuna dikkat çekerek, ortak bir hükümet programında anlaşma sağlamalarını zor gördüğünü belirtti.

Kristersson destekçilerine yaptığı açıklamada, "Bu geceki sonuçlar değişmese bile, bu sosyalist olmayan parlamento çoğunluğu bünyesinde işleyen bir hükümet kurma imkanının olup olmadığını araştıracağım. Önümüzdeki yıllarda İsveç'i hangi hükümetin yöneteceği sorusu henüz cevap bulmuş değil" değerlendirmesinde bulundu.

Sürpriz bir gelişme olarak, aşırı sağcı "İsveç Demokratları" partisi parlamentoya girdiği 2010 yılından bu yana ilk kez ivme kaybederek ülkenin en büyük ikinci partisi konumunu kaybetti.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre Milletvekili Julia Kronlid, "Anketlerde artık ikinci büyük parti konumunu kaybetmiş olmamız elbette üzücü. Ancak süreç henüz tamamlanmadı ve dengeler değişebilir. Nitekim son seçimlerde de tablo son anda değişmişti" açıklamasını yaptı.

"Magda" ve ABBA desteği

Sosyal Demokrat aday Magdalena Andersson, 2022'den bu yana yeniden iktidara gelmeyi hedefliyordu.

Sosyal Demokrat Parti Lideri Magdalena Andersson (Reuters)
Sosyal Demokrat Parti Lideri Magdalena Andersson (Reuters)

İsveçlilerin "Magda" olarak hitap ettiği Andersson; sağlık hizmetleri ve alım gücü konularının ön plana çıktığı kampanya boyunca yarışta önde gitti. Yeni bir dönem için yetki isteyen mevcut Başbakan Ulf Kristersson ile arasındaki fark ise son günlerde giderek kapandı.

62 yaşındaki Kristersson, Donald Trump'ın sloganına gönderme yaparak "İsveç'i yeniden harika yapmak" ve 4 yıl daha görevde kalmak istediğini belirtmişti. Sert göç politikalarını ve suçla mücadele performansını savunan muhafazakâr lider, "Eskiden her gün yaşanan silahlı çatışmalar ve cinayetlerle anılırdık, bugün ise son derece başarılı girişimcilerimizle tanınıyoruz" ifadelerini kullandı.

Parlamentoda halihazırda "İsveç Demokratları" ile ittifak yapan Kristersson'ın, seçimi kazanması halinde bu aşırı sağcı partiyi hükümete dahil edeceğini açıklaması muhalefetin tepkisini çekmişti.

Magdalena Andersson cumartesi günkü son seçim mitinginde, "Artık takdir seçmenlerin: Benim liderliğimdeki bir hükümeti mi yoksa aşırı sağın domine ettiği bir hükümeti mi tercih edecekler?" diyerek seçmenlere çağrıda bulunmuştu.

Seçim yarışı toplumun geniş kesimlerinde derin bir kutuplaşma yaratırken, dünyaca ünlü İsveçli müzik grubu ABBA'nın üyesi Björn Ulvaeus da Sosyal Demokrat Parti genel merkezi önünde "Mamma Mia" şarkısını "Magdalena" olarak uyarlayıp seslendirerek desteğini ilan etti.

Magda İktidara Dönüyor mu?

Ancak sol blok içinde anlaşmaya varılması zaman alabilir. Sağ bloğun aksine sol kanat, merkezden aşırı sola kadar uzanan ve birçok konuda farklı düşünen oldukça parçalı bir yapıya sahip.

Lund Üniversitesi'nden Anders Sannerstedt, "Bu süreç zaman alacak ve partiler hemen uzlaşı sağlayamayacaktır" tahmininde bulundu.

Pazar akşamı coşkulu bir havanın hâkim olduğu Sosyal Demokrat Parti genel merkezi önünde konuşan Emilia Wikström Melin durumun zorluğunu kabul etmekle birlikte, "Magdalena'ya güvenim tam; kendisi deneyimli bir müzakereci ve net bir planı var" değerlendirmesini yaptı.


Trump, Çinli kuruluşların İran’a istihbarat sağladığına ilişkin haberlerin önemini küçümsedi

Trump, İrlanda dönüşünde Air Force One uçağında gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)
Trump, İrlanda dönüşünde Air Force One uçağında gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)
TT

Trump, Çinli kuruluşların İran’a istihbarat sağladığına ilişkin haberlerin önemini küçümsedi

Trump, İrlanda dönüşünde Air Force One uçağında gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)
Trump, İrlanda dönüşünde Air Force One uçağında gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Çinli kuruluşların İran’a, Ürdün’deki bir askeri üsse yönelik İran saldırısından önce ve sonra çekilmiş uydu görüntülerini sağladığına ilişkin basında yer alan haberlerin önemini küçümsedi. Saldırıda üç ABD askeri hayatını kaybetmişti.

Trump, Çin’in istihbarat bilgisi paylaştığını ortaya koyan Wall Street Journal (WSJ) haberinin yayımlanmasından bir gün sonra, başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin’in bizi gözetlediğini söylediklerinde, ‘Haklılar, biz de onları gözetliyoruz’ diyorum” ifadelerini kullandı.

Trump, “Bizim yaptığımız şey bu. Esasen onlar da bizim yaptığımızı yapıyor” dedi.

Bu tür haberlerin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül’de Beyaz Saray’a gerçekleştirmesi planlanan resmi ziyaret öncesinde Washington ile Pekin arasındaki gerilimi artırabileceği değerlendiriliyor.

İran, 17 Temmuz’da, ABD askerlerinin konuşlu bulunduğu Ürdün’deki Muvaffak es-Salti Hava Üssü’ne füze saldırıları düzenlemiş, saldırıda üç ABD askeri hayatını kaybetmişti.

WSJ’nin haberine dayanak gösterdiği ABD’li yetkililer, olaya karıştığı belirtilen Çinli kuruluşların isimlerini açıklamazken, Pekin’in doğrudan sorumluluğu bulunduğuna dair de bir ifade kullanmadı.

Gazetede cuma günü yer alan haberde, Çinli yetkililerin iddialarla karşı karşıya kaldıklarında ABD’den kanıt talep ettiğini ve söz konusu görüntülerin aktarılmasında herhangi bir Çinli kuruluşun rol oynadığını kabul etmeyi reddettiğini bildirdi.

Trump daha önce Pekin’i İran’a silah satmaması konusunda uyarmıştı. Washington ayrıca mayıs ayında, İran’ın askeri operasyonlarına destek sağladıkları gerekçesiyle uydu teknolojileri alanında faaliyet gösteren üç Çinli şirkete yaptırım uygulamıştı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Çin, İran’ın başlıca ekonomik ortaklarından biri konumunda bulunuyor ve ülkenin petrol üretiminin önemli bir bölümünü satın alıyor.

Buna karşın Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in “makul davrandığını, bizim de makul davrandığımızı” söyledi.

Trump, Çin üretimi otomobillerin bir gün ABD’de satışına izin verip vermeyeceği sorusuna ise, “Bunu yapmadım. Ülkeye girmelerini ben engelledim; onları engelleyen gümrük vergileriydi” cevabını verdi.