İran'a yönelik baskı neden Çin için de sorun oluşturuyor?

Hürmüz Boğazı'nın kapanması Washington'dan çok Pekin'e zarar verdi

Görsel: Axel Rangel García
Görsel: Axel Rangel García
TT

İran'a yönelik baskı neden Çin için de sorun oluşturuyor?

Görsel: Axel Rangel García
Görsel: Axel Rangel García

Xiaotong Yang

İki haftalık ateşkesin süresi dolmak üzereyken dünya nefesini tutmuştu. Savaşın yeniden başlaması ve hatta daha da genişleyerek devam etmesi tehlikesinin artmasıyla birlikte umutlar, Tahran ile Washington'ın kalıcı bir barış anlaşmasına varmasına ya da en azından ateşkesin uzatılmasına bağlandı. Ancak İranlı ve ABD’li diplomatlar aynı gün İslamabad'a gitmeye hazırlanırken bile taraflar ikinci bir müzakere turunun yapılma ihtimaline ilişkin çelişkili sinyaller vermeyi sürdürdü. Ardından karar anı geldi ve dünya derin bir nefes aldı. Görüşmeler gerçekleşmemişti, ama savaş da yeniden başlamamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, popülaritesi en düşük seviyelerine gerilerken ve ara seçimler kapıya dayanmışken Pakistan’ın sunduğu çıkış yolunu kabul ederek ateşkesi süresiz uzattı. Trump, kendini kurtarmak için çaresiz bir girişimle işi İran hükümetinin ‘tehlikeli biçimde bölündüğünü’ ve müzakerelere yeniden başlamadan önce iç uzlaşıya varması için ona zaman tanıdığını söylemeye kadar götürdü.

İran her zamankinden daha birleşik

Yakından bakıldığında Trump'ın iddiasının çürüdüğü görüldü. Geçtiğimiz yılki 12 günlük savaştan sonra bile, ABD ve müttefiki İsrail'in müzakereleri İran'ı aldatmak ve saldırıdan önce savunmasını düşürmek için kullandığı dönemde dahi İran katı muhafazakârlar ile ılımlılar arasında bölünmüş durumdaydı. Ancak bu durum, kırktan fazla İranlı üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği ABD/İsrail-İran savaşının ardından değişti. Söz konusu yetkililerin pek çoğu kanlı İran-Irak Savaşı'nı bizzat yaşamıştı. Bu yüzden kan dökülmesini önlemek için taviz vermeye daha yatkındılar.

Bu ılımlı isimlerin öldürülmesi yalnızca katı muhafazakarların iktidara giden yolunu açmakla kalmadı, onları daha da katılaştırdı. Bununla birlikte intikam alma duygusu, Tahran'daki karar alıcıların basiretini köreltmedi. Halen İran'ın güçlü ve zayıf yönlerine ilişkin gerçekçi bir değerlendirme yapabiliyorlar.

Bunun sonucunda İran bugün her zamankinden daha birleşik görünüyor ve ‘üç hayır’ etrafında kenetleniyor. Bunlar; savaşa hayır, barışa hayır, müzakereye hayır. Savaşa hayır; çünkü güç dengesinin aleyhine bozulması, savaş yeniden başlarsa İran'ın umut edebileceği en iyi sonucun ağır bir zafer olduğu anlamına geliyor. Barışa hayır; çünkü dış varoluşsal tehditlerin ortadan kalkması iç çalkantıları yeniden gündeme taşıyacak ve bu durum İran hükümeti için tehlike oluşturuyor. Müzakereye hayır; çünkü Trump müzakere masasında ABD'nin savaş alanında elde edemediği şeyleri talep etmeye devam ediyor.

Çin dahil olmak üzere savaşın kazananı olmadı

Bu yüzden Trump kendini zor bir çıkmazın içinde buluyor. Bir yanda savaşa geri dönmek, İran ile yıkıcı karşılıklı saldırıların yeniden başlaması anlamına geliyor. Örneğin ABD, Huzistan eyaletindeki petrol tesislerini vurursa İran Yenbu, Fuceyra ya da başka yerlerdeki Washington'ın müttefiklerine ait tesisleri hedef alarak misilleme yapıyor. Öte yandan mevcut durumun sürmesi, İran'ın hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sürdürmesi anlamına geliyor. Daha da önemlisi bu durum, ABD'nin müttefiklerini veya çıkarlarını korumaktan aciz ‘kağıttan bir kaplan’ olduğu mesajı veriyor.

İran'ın Çin gemilerinin serbestçe geçebileceğini teyit etmesine karşın Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Washington'dan çok Pekin'e zarar verdi.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İran ile ABD arasındaki müzakerelerin çıkmaza girmesi ve bu çıkmazın devam etmesiyle birlikte pek çok çevre, ‘yeni bir Soğuk Savaş dönemi’ içindeki ABD ile rekabette olan Çin'in tek bir kurşun sıkmadan savaşın beklenmedik galibi olduğunu öne sürdü. Ancak Çin, savaşın ekonomik yansımalarını karşılamaya daha hazır görünse de savaştan hasarsız çıkamadı.

Küresel ekonominin birbiriyle bağlantılı yapısı, İran'a ait tek bir Şahid tipi insansız hava aracının (İHA) Suudi Arabistan üzerinde uçmasının Çin'deki petrol fiyatlarını yukarı itmesine yetebileceği anlamına geliyor.

İran üzerindeki baskı arttıkça Çin, nüfuzunu yitiriyor

Daha da kötüsü, petrol fiyatlarındaki yükselişin etkileri hafifletilebilir. Zira Çin'in Rusya ile yakın ilişkileri ve yenilenebilir enerji alanındaki ilerlemesi bu görevi kolaylaştırıyor. Küresel talebin gerilemesi bile kontrol altına alınabilir. Çünkü Çin, savaş patlak vermeden önce büyük ekonomilerden ayrışmaya hazırlanmaya çoktan başlamıştı. Ancak Çin'in İran üzerindeki nüfuzunu yitirmesi bambaşka bir mesele.

vfd
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin'in Pekin kentinde gerçekleştirdikleri görüşme sırasında, 2 Eylül 2025 (Reuters)

Trump, savaşın bir tür ‘Venezuela 2.0’ versiyonu olacağını, yani Amerikan askeri gücünün sergilenmesinin ardından İran'ın teslim olacağını öngörüyordu. Ancak İran zayıflamış olsa da yenilgiye uğratılamadı.

ABD'den doğrudan intikam alma kapasitesinden yoksun kalan İran, gelişigüzel ve ayrım gözetmeksizin vurmaya başladı. Örneğin İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, dost ve düşman ayrımı yapmaksızın herkesi etkileyen çift taraflı bir silah niteliği taşıyordu. Hatta bu hamlenin İran'ın düşmanlarından çok Çin dahil olmak üzere dostlarını vurduğu söylenebilir.

Trump, ABD'nin Körfez'den petrol ithal etmediği gerekçesiyle boğaza ihtiyaç duymadığını ileri sürüyor. Bununla birlikte boğazın kapanması ABD'ye dolaylı yoldan ve sınırlı biçimde zarar verdi. Müttefiklerinin petrol ihracatını ve ithalatını sekteye uğrattı ve küresel petrol fiyatlarını yükseltti.

Öte yandan İran'ın Çin gemilerinin serbestçe geçebileceğini teyit etmesine karşın Hürmüz Boğazı'nın kapanması Washington'dan çok Pekin'e zarar verdi. Bunun temel nedeni, Çin'in Körfez ülkelerinden petrol ithalatına bağımlı olması. Üstelik bu ithalat her zaman Çin gemileriyle yapılmıyor.

Sorun, geminin sahibi olan tarafın takibinin güçlüğüyle daha da karmaşık bir hal alıyor. Günümüzde gemilerin büyük çoğunluğu kendi ülke bayrakları yerine ‘kolaylık’ sağladığı bilinen bayraklar taşıyor. Bunun sonucunda pek çok Çin gemisi, Çin malı veya Çin'e giden yük taşıyan gemilerle birlikte boğazın her iki tarafında mahsur kaldı.

İran, askeri açıdan ezici biçimde üstün olan düşmanlarına karşı sınırlı misilleme araçlarıyla yüzleşirken Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel ekonomiyi rehin almayı elindeki tek pratik seçenek olarak değerlendiriyor.

Daha da endişe verici olansa İran’ın ABD'nin savaş tazminatı ödemeyeceğini anlayınca Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden ücret almayı planlıyor olması. Çin, İran'ın bu ‘dayatılmış savaşa’ sürüklenmesinden dolayı buna sempatiyle yaklaşsa da savaştan sorumlu bir taraf değil ve İran'ın yeniden inşa maliyetlerini karşılamayı da düşünmüyor. Pekin'in bakış açısından boğazdan geçen her petrol varilinden alınan bir dolar bile fazla. Dolayısıyla Çin, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasına itiraz etti ve Tahran'ı sivil gemilerin geçişine bir an önce izin vermeye çağırdı. Ancak Pekin'in itirazları karşılık bulmadı. Zira savaş yalnızca İran'da sert çizgililerin iktidara giden yolunu açmakla kalmayıp ülkeyi ‘devleti olan bir orduya’ dönüştürdü.

İran ekonomisi onlarca yıl geriye savrulurken ülke varoluşsal bir savaş vermektedir. Bir zamanlar İran'da gölge bir hükümet konumunda olan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ön plana çıktı. İktidarda kalmakta kararlı olan DMO, kendini İran'ı kalıcı bir savaş halinde tutmaya adamış görünüyor.

cgfrb
İran’ın eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve eski Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile beraberlerindeki heyet, Pekin'de Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping ve diğer hükümet yetkilileriyle görüşürken, 14 Şubat 2023 (AFP)

Durumu daha da karmaşık hale getiren nokta ise İran'ın artık çok daha zayıf bir konumda bulunuyor olması. Askerî açıdan ezici biçimde üstün olan düşmanlarına karşı sınırlı misilleme araçlarıyla yüzleşen Tahran, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel ekonomiyi rehin almayı elindeki tek pratik seçenek olarak değerlendirirken buna boğulmakta olan bir kişinin saman çöpüne tutunması gibi sarılıyor. Bu sıfır toplamlı bakış açısıyla itiraz eden herkes, İran'ın en büyük ticaret ortağı bile olsa, ona karşı duran biri olarak algılanıyor.

Diplomasi hâlâ tek seçenek

Öte yandan Çin henüz diplomasiden vazgeçmedi. Pekin'in görüşüne göre İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması bir Gordion düğümü olmadığından bunu kaba kuvvet çözmeye çalışmak sorunu daha da kötüleştirir. Dolayısıyla Çin, Bahreyn'in Körfez ülkeleri adına sunduğu ve İran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya çağıran Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararına karşı oy kullandı. Çin'in atasözünün dediği gibi, sorunu ancak onu yaratan çözebilir.

Krizin arkasında, ABD ve İsrail'in başlattığı yasadışı ve ahlaki temelden yoksun savaş yatıyor. Dolayısıyla onu çözme sorumluluğu da onlara ait. Uluslararası toplumun amacı bu savaşın bedelini para veya kan pahasıyla ödemek değil, onları iyi niyetle müzakere masasına geri dönmeye zorlamak olmalı.



İran savaşı ABD içindeki bölünmeleri alevlendiriyor

İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
TT

İran savaşı ABD içindeki bölünmeleri alevlendiriyor

İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)

Washington’da İran savaşı etrafında süren siyasi tartışmalar, son günlerde eleştiri boyutunu aşarak karşılıklı ‘ihanet’ suçlamalarına dönüştü. Bu durumun, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler açısından kritik önem taşıyan seçim sürecinde siyasi söylemin sertleşeceğine işaret ettiği değerlendiriliyor. Her ne kadar Trump yönetimi, Kongre’ye gönderdiği mesajda İran ile yürütülen askeri faaliyetlerin sona erdiğini belirterek, savaşın başlamasından 60 gün sonra anayasal olarak zorunlu hale gelen savaş yetkisi oylamasından kaçınmaya çalışsa da Demokratlar bu yaklaşımı reddetti. Demokrat siyasetçiler, yönetimi kamuoyunu yanıltmak ve anayasayı ihlal etmekle suçlayarak savaşın hangi somut hedeflere ulaştığını sorguladı.

Washington Raporu programı ise Şarku’l Avsat ile iş birliği kapsamında hazırlanan analizinde, Kongre’nin yasal sürenin dolmasının ardından başkanın yetkilerini sınırlandırmak için adım atıp atmayacağını ele aldı. Programda ayrıca, ara seçimlerin çerçevesini belirleyen açık siyasi mücadelede yönetimin Cumhuriyetçi Parti içindeki görüş ayrılıklarını kontrol altına alıp alamayacağı da tartışıldı.

Savaş karşıtları, ABD’nin en büyük düşmanı

İran savaşı başladıktan sonra ABD Kongresi önünde kamuoyuna açık ilk oturumda konuşan Pete Hegseth, savaş karşıtlarını ‘ABD’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit’ olarak nitelendirdi. Hegseth’in açıklamaları, siyasi tartışmalardaki sertleşmeyi gözler önüne sererken, İran dosyasındaki tartışmaların eleştiri boyutundan çıkarak karşılıklı suçlamalara dönüştüğüne işaret etti.

dfvfd
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Senato Komitesi’nde düzenlenen bir oturumda... 30 Nisan 2026 (EPA)

Eski Başkan George W. Bush döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde görev yapan Mark Pfeifle, söz konusu açıklamaların savaşın Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki uçurumu daha da derinleştirdiğini gösterdiğini söyledi. Washington’daki mevcut siyasi atmosferin ciddi bir kutuplaşma içerdiğini belirten Pfeifle, yaşanan gerilimi ‘son derece tehlikeli’ olarak nitelendirdi. Bu durumun ülkedeki keskin ayrışmayı daha da artırdığına dikkat çekti. İran savaşının seyrine ilişkin değerlendirmede bulunan Pfeifle, “Savaşa verilen destek oldukça düşük seviyede. Ayrıca Donald Trump’ın destek oranı da ciddi biçimde geriledi” ifadelerini kullandı. Pfeifle, yönetimin bu nedenle krizden çıkış yolu aradığını ve İran ile müzakere ederek kendisine siyasi kazanım sağlayacak bir anlaşmaya ulaşmaya çalıştığını savundu. Pfeifle ayrıca, yönetimin kasım ayında yapılacak ara seçimlerden önce askerleri ülkeye geri döndürmeyi hedeflediğini belirtti.

Öte yandan Dış İlişkiler Konseyi kıdemli araştırmacısı Steven Cook ise Trump’ın Kongre’deki Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğu üzerindeki etkisini koruduğunu ifade etti. Cook, Trump’a açık şekilde karşı çıkan herhangi bir Cumhuriyetçi temsilcinin büyük ihtimalle görev süresinin sonunda siyaseti bırakmayı planladığını söyledi. Ancak Cook, savaşın uzaması ve fiyat artışlarının seçim döneminde Cumhuriyetçiler açısından risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. Özellikle benzin fiyatlarındaki yükselişin Amerikan kamuoyu üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Cook, bunun başkanın ve partisinin popülaritesine zarar verdiğini dile getirdi. Cook, “Önümüzde ön seçimler ve kasım ayındaki ara seçimler var. Benzin fiyatları yükseliyor ve Amerikan halkı bu konuda son derece hassas. Bu durum artık Amerikalıları gerçekten etkilemeye başladı” değerlendirmesinde bulundu. Cumhuriyetçilerin şimdilik başkanın tutumunu desteklemeyi sürdüreceğini kaydeden Cook, siyasi çıkarların seçmenin yaşadığı ekonomik sıkıntılarla çakışması halinde parti içindeki dengelerin değişebileceğini ifade etti.

vfdrvf
ABD’de benzin fiyatları hızla yükseliyor. (AFP)

Cumhuriyetçi strateji uzmanı Angie Wang da yükselen benzin fiyatlarının Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki şansına zarar verebileceği görüşüne katıldı. Wang, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden iç politikaya odaklanması gerektiğini belirterek, “İkinci görev döneminin ilk yarısını tamamen dış politika meselelerine yoğunlaşarak geçirdi. Ancak ara seçimlere yalnızca birkaç ay kaldı ve artık ülke içindeki sorunlara dönmesi gerekiyor” dedi.

Wang ayrıca, Indiana’daki ön seçim sonuçlarına dikkat çekerek, Trump’ın desteklediği adayların büyük farkla kazandığını ve bunun Cumhuriyetçi Parti tabanında Trump’a verilen desteğin hâlâ güçlü olduğunu gösterdiğini ifade etti. Ancak Wang, Demokratların seçim yarışında baskıyı artırdığını belirterek, “Bu çabaları sürdürmek zorundayız, çünkü Demokratlar kazanabilecekleri her noktada üstünlük sağlamaya çalışıyor. Kasım ayına kadar rekabetin doğası bu olacak” değerlendirmesinde bulundu. Wang, buna rağmen benzin fiyatlarının eylül ayına kadar yüksek seviyelerde kalması durumunda Cumhuriyetçi Parti’nin ciddi bir siyasi sıkıntıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Azalan popülerlik

Pfeifle, İran savaşının sonuçlarına yönelik artan hoşnutsuzluğun Trump’ı çatışmayı hızlı şekilde sona erdirmeye yönelttiğini söyledi. Pfeifle, “Özellikle de ABD’nin İran’a neden müdahil olduğunu Amerikan halkına açık biçimde anlatamadı. Bu durum kamuoyu yoklamalarına da yansıdı” değerlendirmesinde bulundu.

vfbfgb
ABD Başkanı Donald Trump… Beyaz Saray, 7 Mayıs 2026 (Reuters)

Pfeifle, savaşın sürmesine yönelik iç tepkilerin Cumhuriyetçi Parti tabanında giderek arttığını, özellikle de partiye yakın etkili isimler ve podcast yayıncıları arasında rahatsızlığın büyüdüğünü belirtti. Pfeifle, “Bu durum Trump’ı etkiliyor. Medyada kendisini olumlu şekilde görmeyi seviyor ancak uzun süredir bunu göremiyor. Bazı istisnalar dışında olumlu bir tablo oluşmadı ve şimdi bunu yeniden sağlamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Pfeifle, Trump’ın kamuoyu desteğinin şu anda yüzde 30 seviyesinde bulunduğunu ve bunun hem mevcut dönemi hem de ilk başkanlık dönemi dahil olmak üzere şimdiye kadarki en düşük oran olduğunu söyledi. Pfeifle’a göre Trump’ın siyasi tabloyu tersine çevirebilmesinin tek yolu, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak ve ardından eski Başkan Barack Obama döneminde 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan daha iyi bir anlaşma sağladığını gösterecek bir çıkış yolu bulmak.

Buna karşılık Cook ise Trump’ın 2015 anlaşmasından daha iyi şartlar elde etmesinin zor olduğunu savundu. Cook, İran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden vazgeçmeyi reddettiğini, füze teknolojisi programına bağlı kaldığını ve bölgedeki müttefik gruplara finansman sağlamayı durdurmaya karşı çıktığını belirtti. Cook, “ABD ve İsrail’in çatışmalar sırasında çeşitli taktiksel başarılar elde ettiği kesin. Ancak genel stratejik tablo Washington’ın lehine görünmüyor” değerlendirmesinde bulundu. Trump’ın Obama dönemindeki anlaşmadan daha avantajlı bir uzlaşı sağlayamayacağını ifade eden Cook, “Trump’ın kendi yarattığı bu durumdan çıkma konusundaki çaresizliği, ABD’yi 27 Şubat’takinden daha kötü bir konuma bırakacak bir anlaşmaya yol açabilir” dedi.

Kongre ve savaş

Wang, bu değerlendirmeye katılmadığını belirterek, Trump’ın müzakere sürecinde güçlü avantajlara sahip olduğunu ve ‘kötü bir anlaşmayı’ kesinlikle kabul etmeyeceğini ifade etti. Wang, ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçi çoğunluğun Demokratların İran savaşında başkanın yetkilerini sınırlandırma girişimlerini engellediğini hatırlatarak, bunun Trump’a krizi sonlandırmak için zaman kazandırdığını söyledi. Wang, bu sürecin başkana ‘İran’daki çatışmayı tamamen ve kalıcı biçimde bitirmek için gerekli alanı sağladığını’ dile getirdi. Aynı zamanda İran ile yürütülen müzakerelere dair belirsizliklere dikkat çeken Wang, ABD’nin karşısında net ve tek bir muhatap olup olmadığının açık olmadığını vurguladı. Wang, “Dışişleri Bakanı müzakereci gibi görünüyor ancak gerçekten lider adına tam yetkiyle hareket edip etmediğini bilmiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

fvfv
Demokrat Senatör Kirsten Gillibrand, Kongre’deki bir oturumda... 30 Nisan 2026 (AP)

Demokratların ABD Kongresi içinde, Trump’ın savaş yetkilerini sınırlamaya yönelik girişimlerinin birçok kez başarısız olduğu bildirildi. Söz konusu girişimlerin Senato’da altı, Temsilciler Meclisi’nde ise iki kez Cumhuriyetçi çoğunluk tarafından reddedildiği aktarıldı. Pfeifle, Trump yönetimi açısından asıl kritik sınavın Kongre’de savunma bütçesinin onaylanması sürecinde yaşanacağını belirtti. Yaklaşık 1,5 trilyon dolara ulaşan bütçe talebinin savaşın mali yükü nedeniyle ciddi tartışmalara yol açtığı ifade edildi. Pfeifle, savaş kapsamında bugüne kadar önemli miktarda harcama yapıldığını, ancak gerçek maliyetin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını söyledi. Her bir füzenin yüksek maliyet taşıdığına dikkat çeken Pfeifle, çok sayıda füze kullanıldığını ve bunların yeniden ikmal edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca İran’a ait insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerin ABD askeri tesislerinde yol açtığı hasarların onarımı için de ek maliyetler oluştuğu belirtildi.

Cook, ABD iç siyasetindeki gerilimler nedeniyle İran’ın zaman kazandığını düşündüğünü ve mevcut koşullarda Tahran’ın Trump’ın görev süresi bitene kadar direnebileceğini hesapladığını söyledi. Cook, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler arasındaki temel ayrışmanın İran’ın bir tehdit olup olmadığı konusunda olmadığını, bu konuda geniş bir mutabakat bulunduğunu ifade etti. Asıl tartışmanın bu tehdide nasıl yanıt verileceği üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Cook’a göre Cumhuriyetçiler güç kullanımını öne çıkararak Trump’ın daha önce hiçbir başkanın denemediği bir yöntemle soruna yaklaştığını savunuyor. Demokratlar ise kararların ekonomik maliyetine ve sürdürülebilirliğine odaklanıyor.

Çin’e önemli bir ziyaret

Trump’ın hem destekçileri hem de eleştirmenleri, önümüzdeki hafta gerçekleştirmesi beklenen Çin ziyaretiyle İran savaşı sürecinde kritik bir dönüm noktasına ulaşılabileceğini değerlendiriyor.

Wang, Çin’in arabulucu rolü üstlenebileceğini ve bunun Pekin’in çıkarına olacağını belirterek, Çin’in İran’la petrol ticaretine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Wang’a göre Çin, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasından en fazla fayda sağlayan aktörlerden biri.

dfvbgrt
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore’de düzenlenen APEC Zirvesi’nin oturum aralarında ikili bir görüşme gerçekleştirdi... 30 Ekim 2025 (Reuters)

Wang, en kritik tarihin 14 Mayıs olduğunu, bu tarihte Cinping ile Trump arasında gerçekleşmesi beklenen görüşmenin süreci şekillendirebileceğini ifade etti. Bu buluşmanın, taraflar arasında bir tür uzlaşıya yönelik müzakerelere sahne olabileceğini öne sürdü. Pfeifle de bu değerlendirmeye katılarak Trump’ın Çin ziyaretinden siyasi bir kazanım elde etmeyi hedeflediğini söyledi. Pfeifle, bunun bir ticaret anlaşması ya da önemli bir siyasi açıklama şeklinde olabileceğini belirtti.

Bununla birlikte Çin’in Hürmüz Boğazı krizine ABD’nin zorlanmasını tamamen sorun olarak görmediği, ancak aynı zamanda güçlü bir ABD pazarına ihtiyaç duyduğu ifade edildi. Çin’in uzun vadede İran petrolüne de bağımlı olduğu değerlendirmesi yapıldı.


Yeni araştırmada iç huzurunun bedeli belirlendi

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Yeni araştırmada iç huzurunun bedeli belirlendi

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir araştırmaya göre, iç huzurunun bir bedeli var.

Talker Research adlı anket ve pazarlama firmasının 2 bin kişiyle yaptığı bir araştırmaya göre, ortalama bir ABD tüketicisi kafa rahatlığı için yılda 57 bin dolar ödemeye razı.

Anket, katılımcılara şu 5 garanti için ne kadar ödeyeceklerini sordu: Beklenmedik bir tıbbi fatura veya katkı payı çıkmaması, iş kaybı konusunda endişelenmemek, konser ve etkinlik biletlerine erişim garantisi, ihtiyaç duyulduğunda ilaçla gıda maddelerinin mevcut olması ve ulaşım hizmetlerinin hiç iptal edilmemesi.

Katılımcılar, gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara garantili erişim için yılda ortalama 21 bin dolar, işlerini kaybetme konusunda endişelenmemek içinse 19 bin 800 dolar harcamaya razıydı. Ankete katılanların ortalama maaşı yıllık 79 bin dolardı.

Anketin sonuçları, son 17 ayda karmaşık bir ekonomik ve finansal ortamda yolunu bulmaya çalışan tüketiciler için kafa rahatlığının ne kadar değerli olduğunu vurguluyor.

Tüketicilerin muhtemelen tahmin etmediği bir dizi olay, özellikle Trump yönetiminin gümrük vergileri ve İran'la savaş, günlük temel harcamaları etkiledi.

Kongre Ortak Ekonomik Komitesi'nin yakın tarihli bir raporuna göre ortalama bir ABD ailesi, gümrük vergilerinin günlük mal ve hizmetlerin fiyatlandırması üzerindeki etkisi nedeniyle Şubat 2025'ten Şubat 2026'ya kadar 1700 dolardan fazla ek ödeme yaptı.

İran'la savaş benzin fiyatlarını o kadar yükseltti ki tüketiciler son iki ayda benzin için 24 milyar dolar daha fazla ödedi.

Bu ekonomik sürprizler ve genel siyasi istikrarsızlık duygusu, tüketicileri kaygılandırıyor. Ortalama bir Amerikalının mali geleceğine dair korkusu, son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Gemstone Wellness'ın kurucusu Dr. Jenny Martin, Talker Research anketinin bir parçası olarak görüşlerini sunarken, bu durumun tüketicilerin kafa rahatlığı için yaklaşık 60 bin dolar ödemeye hazır olmalarını açıklayabileceğini söyledi.

Martin, "Ekonomik belirsizlik ve siyasi istikrarsızlıkla tanımlanan bir ortamda yaşıyoruz" dedi.

Kafa rahatlığı, psikolojik açıdan kontrol duygusuyla eşdeğer hale geldi ve bu kontrolü bulmak giderek zorlaşıyor… 'Kafa rahatlığı için ödeme yapma' fikri, güvenliği ve öngörülebilirliği sağlama, kronik tetikte olma halinden kurtulma arzusunu yansıtıyor.

Tüketiciler huzur için ödeme yapmak isteseler de ankete göre yüzde 41'i bunu istedikleri zaman gerçekleştiremediklerini itiraf etti.

Independent Türkçe


Trump'ın medya şirketi bir kez daha milyonlarca dolarlık zarar açıkladı

ABD Başkanı Trump'ın sosyal medya şirketi, ilk çeyrekte 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi; bu, bir dizi kötü finansal sonucun sonuncusu (Reuters)
ABD Başkanı Trump'ın sosyal medya şirketi, ilk çeyrekte 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi; bu, bir dizi kötü finansal sonucun sonuncusu (Reuters)
TT

Trump'ın medya şirketi bir kez daha milyonlarca dolarlık zarar açıkladı

ABD Başkanı Trump'ın sosyal medya şirketi, ilk çeyrekte 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi; bu, bir dizi kötü finansal sonucun sonuncusu (Reuters)
ABD Başkanı Trump'ın sosyal medya şirketi, ilk çeyrekte 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi; bu, bir dizi kötü finansal sonucun sonuncusu (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Truth Social platformunun ana şirketi, yılın ilk çeyreğinde 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi. Bu, geçen ay CEO'sunu değiştiren medya holdinginde şirketteki sorunların son işareti.

Finansal sonuçlara göre Trump Media and Technology Group ilk çeyrekte 871 bin doların biraz üzerinde net satış gerçekleştirdi.

Truth Social, dijital varlıklar ve yakında sunulacak tahmin piyasalarına erişim gibi alanlarda faaliyet gösteren şirket, zararları "dijital varlıklardaki gerçekleşmemiş kayıplar, rehin verilen dijital varlıklar ve öz sermaye menkul kıymetleri (368,7 milyon dolar), tahakkuk eden faiz (11,5 milyon dolar) ve hisse bazlı ücretlendirme (11,8 milyon dolar)" olarak açıkladı.

Şirket, basın bülteninde toplam varlıklarının 2,2 milyar dolar olduğunu ve art arda 4. çeyrekte pozitif işletme nakit akışı elde ettiğini vurguladı.

Cuma akşamı itibarıyla TMTG hissesi 9 doların biraz altında işlem görüyordu, yıl başından beri düşüşteydi ve hissenin 2022'deki rekor zirvesinden bu yana 10 kattan fazla değer kaybetti.

Bu çeyrek sonuçları, ailesinin çoğunluğa yakın hissesi olduğu başkanın medya şirketi için son kötü performansı gösteriyor.

Son üç yılda net zararlar hızlandı ve 2023'te 58,2 milyon dolardan 2024'te 400,9 milyon dolara ve 2025'te 712 milyon dolardan fazla bir değere ulaştı.

Geçen ay Trump Media, uzun süredir CEO olan eski Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Devin Nunes'i görevden almıştı.

Şirket, yatırımcı ilgisi yaratmak için beklenmedik iş kollarına yöneliyor.

Aralık ayında yapay zekayı beslemek için gereken enerji talebini gerekçe göstererek, nükleer füzyon şirketi TAE Technologies'le 6 milyar dolardan fazla, tamamı hisse senedi karşılığı birleşme anlaşmasına vardı; anlaşmanın 2026 ortalarında tamamlanması bekleniyor.

TAE, bu yıl bir füzyon santralinin inşaatına başlamayı ve 2031'e kadar elektrik üretmeyi planlıyor.

ilim insanları, tükettiklerinden güvenilir biçimde daha fazla enerji üreten nükleer füzyon sistemleri inşa etmeyi, bunları ticarileştirmek bir yana, henüz başaramadı.

Ekimde Trump Media, Truth Social'da tahmin piyasaları sunmaya başlayacağını açıklamıştı.

Başkanın oğlu Donald Trump Jr., mevcut iki tahmin piyasası olan Kalshi ve Polymarket'in danışmanı.

Independent Türkçe