Trump geri döndü: Tel Aviv'de sevinç, Ramallah'ta korku hakim

İsrailliler ondan hayallerini gerçekleştirmesini beklerken Filistinliler savaşı ilk onun bitirip bitiremeyeceğini görmek için olan biteni izliyor olacaklar

Bureyc Mülteci Kampı’nda, üzerinde Trump'tan Gazze'ye yönelik savaşı durdurmasını isteyen mesajın yer aldığı pankartlar tutan bir Filistinli (AFP)
Bureyc Mülteci Kampı’nda, üzerinde Trump'tan Gazze'ye yönelik savaşı durdurmasını isteyen mesajın yer aldığı pankartlar tutan bir Filistinli (AFP)
TT

Trump geri döndü: Tel Aviv'de sevinç, Ramallah'ta korku hakim

Bureyc Mülteci Kampı’nda, üzerinde Trump'tan Gazze'ye yönelik savaşı durdurmasını isteyen mesajın yer aldığı pankartlar tutan bir Filistinli (AFP)
Bureyc Mülteci Kampı’nda, üzerinde Trump'tan Gazze'ye yönelik savaşı durdurmasını isteyen mesajın yer aldığı pankartlar tutan bir Filistinli (AFP)

İsrail'de iktidardaki koalisyon hükümetinin liderleri, Donald Trump'ın başkanlık seçimlerini bir kez daha kazanmasını en az Trump'ın ABD'deki destekçileri kadar büyük bir sevinçle karşıladılar.

Başta Filistinliler olmak üzere dünyanın geri kalanı temkinli, endişeli ve kaygılı bir şekilde Trump’ın neler yapacağını, nasıl bir yol izleyeceğini görmek için bekliyor. Fakat sadece savaşları gerçekten sona erdirmesini ve herkesçe çok iyi bilinen ‘düşmanca’ politikasını değiştirmesini umabilirler, o kadar.

Trump, seçimleri kazandıktan sonra dünyada savaşları sona erdireceğini söyleyerek Filistinlilerin ve İsraillilerin kendi istekleri doğrultusunda karşıladıkları güçlü bir mesaj verdi. Trump, söz konusu mesajda “Savaşları ben başlatmayacağım, ama ben sonlandıracağım” diye vurguladı.

Bu cümle Tel Aviv için endişe verici, Filistinliler içinse cesaret verici olsa da her iki tarafın da Trump’ın göreve başlaması için iki ay, dış politikaya atılması içinse daha da uzun bir süre beklemesi gerekecek.

Bu arada İsrail'deki koalisyon hükümeti, Trump'ın zafer haberini basit bir inanca dayanan sevinç ve coşkuyla karşıladı. Koalisyon hükümetinin liderleri, sadece İran, Lübnan ve Gazze Şeridi'ne karşı savaşlarında değil, aynı zamanda Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olma hayallerini sona erdirme, onları topraklarından sürme ve Batı Şeria, Golan Tepeleri ve muhtemelen Lübnan'daki bazı bölgeleri etkin bir şekilde ilhak etme yönündeki diğer emellerinde de Trump’tan mümkün olan her türlü askeri, güvenlik ve siyasi desteği almayı bekliyorlar.

Netanyahu’dan Trump’a tebrik mesajı

Başbakan Binyamin Netanyahu, Başkan Trump'ı şu sözlerle kutladı:

“Sevgili Donald ve Melania Trump, tarihin en büyük geri dönüşünü kutluyoruz. Beyaz Saray'a tarihi dönüşünüz, ABD için yeni bir başlangıç ve İsrail ile ABD arasındaki büyük ittifaka güçlü bir yeniden bağlılık sunuyor. Bu çok büyük bir zafer.”

Netanyahu neredeyse Trump'ı tebrik eden ilk lider olurken, onu İsrail’in aşırılık yanlısı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich takip etti. Smotrich, Trump’ın seçim zaferini “Tanrı İsrail'i korusun, Tanrı Amerika'yı korusun” sözleriyle kutladı.

rfgrrtg
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir (AP)

İsrailli birçok bakan gibi Trump’ın zaferini tarihi olarak nitelendiren İsrail’in yeni Savunma Bakanı Yisrael Katz, tebrik mesajında “Birlikte ABD-İsrail ittifakını güçlendirecek, Gazze’deki İsrailli rehineleri geri getirecek ve İran liderliğindeki şer eksenini yenmek için sağlam bir duruş sergileyeceğiz” diye yazdı.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İsrailli bakanların tebrik yağmuru arasında X platformundan“evet” yazdığı bir paylaşımda bulundu. Ben-Gvir, temmuz ayında “Tanrı Trump'ı korusun” diye yazmıştı.

Daha sonra İsrail parlamentosu Knesset’te kürsüye çıktığında mutluluğunu gizlemeyen Ben-Gvir, önce Trump'ı tebrik etmeyi tercih ederek “Bu egemenlik zamanıdır. Bu mutlak zafer zamanıdır. Bu teröristler için idam cezasını yürürlüğe koyma zamanıdır. Bu her türlü yasanın onaylanması için uygun zamandır. İsrail Devletini kutluyor ve Tanrı'nın yardımıyla mutlak zafere ulaşmasını diliyorum” dedi.

Knesset Anayasa, Hukuk ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rothman, sevincin ayyuka çıktığı esnada ayağa kalkarak Trump'ın zaferi için şükran duası ederken, Kudüs İşleri Bakanı Meir Porush, “Hepimiz dua ediyoruz” yorumunda bulundu. Dini Siyonizm Partisi’nden Milletvekili Ohad Tal ise “Her şey yeniden harika olacak” ifadelerini kullandı.

İsrail'in talepleri

İsrail’in günlük gazetelerinden Israel Hayom’un siyasi analisti Ariel Kahana, Donald Trump'ın ikinci zaferinin birçok açıdan ve birçok nedenden ötürü ilkinden daha dramatik olduğunu ve Trump'ın dünyayı değiştireceğinden şüphe olmadığını söyledi.

Kahana, “Elbette o da bizim savaşımıza gelecek. Biden’ın İsrail'e uyguladığı kısıtlamalar kaldırılacak ve İsrail ihtiyacı olan her şeyi alacak” diye ekledi.

İsrail'in ihtiyacı olanları alacağını, Netanyahu'nun koalisyonundaki büyük sevincin sebebinin bu olduğunu, ancak Netanyahu'nun aslında belirli beklentileri olduğunu belirten Kahana, Ben-Gvir'in yazdıklarının yanında mevcut Başkan Joe Biden'ın yönetimi sırasında yapılması zor olacak şeyleri beklediklerini ifade etti.

İsrail'in rüyası

İsrail gazetesi Yediot Aharonot, genel olarak Trump'ın zaferinin ‘İsrail’in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerine egemenliğini dayatması hakkını elde etme hayalini’ yeniden gündeme getireceğini yazdı.

Gazeteye göre İsrail, ABD’de Mike Pompeo gibi birini Savunma Bakanı olarak görmeyi umuyor. Trump yönetiminde ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi David Friedman da üst düzey bir göreve getirilebilir ve böyle bir gelişme, Yahudi yerleşimcileri çok mutlu edecektir. İsrail'i açıkça destekleyen ve yerleşimci yanlısı olan Friedman, İsrail'in geleceği için, İsrail’in Yahudiye ve Samarya Bölgesi (Batı Şeria) üzerinde egemenliğini dayatmasını öngören bir siyasi plan yayınlamıştı.

rftbgtr
Tel Aviv'deki bir kavşakta Donald Trump'ı tebrik eden büyük bir reklam panosunun önünden geçen arabalar, 6 Kasım 2024 (AFP)

Bununla birlikte Cumhuriyetçilerin bu zaferi bölgede normalleşme sürecini önemli ölçüde ilerletebilir.

Öte yandan İranlıların Trump'ın zaferini, İsrail'e saldırma ya da planladıkları misillemeyi düzenlemekten vazgeçme konusundaki nihai kararlarına giden yolda dikkate alacaklarına şüphe yok.

Bir diğer önemli nokta ise Trump'ın zaferinin Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Netanyahu ve görevden alınan Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarma ihtimalini azaltabilecek olması. Mevcut Başkan Biden geçmişte UCM'ye karşı yaptırım uygulanmasını engellemişti, ancak Trump, bununla yeniden tehdit edebilir.

Ayrıca İsrail'de Cumhuriyetçi Parti’den bir başkanın göreve geldiği ilk gün, uygulanması halinde İsrail’e yönelik silah ambargosunu iptal edeceği inancı hâkim.

Kritik aşama

İsrail, şu an ile Trump'ın göreve gelişi arasında Biden yönetiminin bir misillemede bulunmasından endişeli. Yedioth Ahronoth gazetesi, “Ülkenin kritik bir aşamaya girdiği söylenmeli. Şu andan itibaren Başkan Trump'ın 20 Ocak'taki yemin törenine kadar, Başkan Biden istediğini yapma hakkına sahip. İsrail'de, Biden'ın bu dönemi Netanyahu ile hesaplaşmak için kullanma ihtimalini göz önünde bulundurmalıyız” diye yazdı.

Yedioth Ahronoth gazetesinden siyasi analist Ron Ben-Yishai, Kamala Harris'in kaybetmesinin ardından Biden'ın muhtemelen geri dönüp direksiyonu eline alacağını, seçim kampanyasının kısıtlamalarından ve aşırı sağcı kanadın teröründen kurtulacağını ve bu nedenle arkasında net ve unutulmaz bir miras bırakmak istediğini değerlendirdi. Ben-Yishai’ye göre Biden’ın ABD'nin iç işlerinde yapacağı çok fazla şey olmasa da Ortadoğu'da Gazze Şeridi’ndeki ve Lübnan'daki savaşı sona erdiren, Filistinlilerin acılarına son veren ve İran'ı caydıran kişi olarak tarihe geçmeyi istiyor.

Biden yönetiminin göreve devam edeceği iki ay boyunca İsrail'den Gazze'ye giren insani yardım miktarını önemli ölçüde arttırmasını ve Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki çatışmaların yoğunluğunun azalmasını bekleyen Ben-Yishai, Biden yönetiminin İsrail’den Gazze'de en azından resmi olarak Filistin Yönetimi’nden isimlerin yer aldığı alternatif bir yönetimin kurulmasını kabul etmesini isteyeceğini de sözlerine ekledi.

Asıl anlaşmazlığın ise Gazze’de tutulan rehinelerle ilgili yaşanacağını düşünen Ben-Yishai, “Biden onların geri dönüşünden kendine pay çıkarmak isteyebilir. Peki tüm bunların koalisyon hükümeti üzerine ne tür etkileri olacak? Bunu söylemek zor” ifadelerini kullandı.

Ramallah'ta korku ve umut bir arada

İsrailliler Trump'ın gelişini heyecanla beklerken Ramallah'ta durum öyle değil. Filistinli liderler, Trump'ın önceki politikasını değiştirmeyeceğinden korkuyorlar.

as
Ramallah, Trump'ın dönüşünü korku ve umutla karşıladı (AFP)

Londra merkezli Rasd İnsani Yardım ve Kalkınma Çalışmaları Merkezi tarafından hazırlanan bir rapora göre Trump'ın önceki başkanlık dönemi Filistinlileri olumsuz etkileyen kararlarla doluydu. Bunların başında ABD’nin İsrail’deki büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması ve ABD'nin Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı UNRWA'ya sağladığı fonun iptal edilmesi geliyor ve hepsi Filistin Yönetimi'nin yalnızlaşmasına ve siyasi taleplerinin marjinalleşmesine katkıda bulundu.

Raporda, şu ifadelere yer verildi:

“Bu politikaların devam edeceği ve Filistinlilere yönelik uluslararası desteğin azaltılması ya da yeni yerleşim planlarının teşvik edilmesi gibi daha katı uygulamalarla kapsamının genişleyeceği yönünde korkular hakim. Filistinliler için tüm bunlar, siyasi, ekonomik ve insani durumu daha da karmaşık hale getiren yeni bir gerçeklikle yüzleşmek anlamına geliyor.”

Ayrıca Trump'ın direniş gruplarının şiddetli bir muhalifi olduğu biliniyor. Öyle ki Hamas lideri Yahya Sinvar öldürüldüğünde, onun ölümünün bölgenin istikrara kavuşması yolunda önemli bir adım olduğunu söylemişti.

Filistinlilerin artık beklemekten başka çareleri yok. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Trump'ı kutladı ve bölgede barış ve güvenlik için Trump’la birlikte çalışmayı dört gözle beklediğini söyledi. Abbas, Trump'a yazdığı tebrik mesajında “Barışa olan bağlılığımızı sürdüreceğiz ve sizin liderliğinizde ABD'nin Filistin halkının meşru isteklerini destekleyeceğinden eminiz” diye yazdı.

scdvf
Ramallah'ta bir berber dükkanında Trump'ın seçim zaferi haberini izleyen iki Filistinli (AFP)

Filistinlilerin Trump'tan istedikleri tek şey bir Filistin devletini desteklemek ama bugün ilk olarak savaşı sona erdirmek istiyorlar. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) İcra Komitesi Genel Sekreteri Hüseyin eş-Şeyh, Trump'ın savaşları sona erdirecek, bölgede ve dünyada barış, güvenlik ve istikrarı sağlayacak net politikalar benimsemesini umduğunu söyledi.

Hamas da neredeyse kesinlikle aynı şeyi diliyor. Hamas yöneticilerinden Sami Ebu Zuhri, Trump'ın zaferinin kendisini, savaşı birkaç saat içinde durdurabileceği yönündeki açıklamalarını pratiğe dökme sınavıyla karşı karşıya bıraktığını söyledi. Hamas tarafından ABD’deki başkanlık seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili yapılan ilk açıklamada, yeni ABD yönetimine ilişkin tutumunun Filistin halkına, meşru haklarına ve haklı davasına yönelik tutumlarına ve pratik davranışlarına bağlı olacağını vurgulandı.

Trump'ın hem İsrailliler hem de Filistinliler için nasıl bir politika izleyeceğini kestirmek zor. Çünkü Trump, İsrail medyasının tanımıyla ‘ruh halleri değişken, öngörülemez ve duygularıyla hareket eden biri’.



Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletme tehditlerinin dozunu artırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın İsrail ile İran arasında yaşanabilecek olası bir çatışmaya dahil olması halinde Nebatiye ve Litani bölgelerinin de İsrail’in ‘kalıcı güvenlik bölgesi’ olarak tanımladığı alana dahil edilebileceğini söyledi. Bu tehditler, İsrail güçlerinin hangi bölgeleri kontrol altına almaya çalışabileceği ve daha geniş çaplı bir kara harekâtı düzenlemeye ne ölçüde hazır olduğu konusunda soru işaretlerine yol açtı. Söz konusu gelişmeler, İsrail’deki Knesset seçimleri yaklaşırken bölgede askeri hareketliliğin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.

Katz daha önce, güneyde geniş bir bölgenin sakinlerinin Zahrani ve Avali nehirlerine kadar uzanan alanlardan, ayrıca Beyrut’un güney banliyölerinden tahliye edilebileceği tehdidinde bulunmuştu. Bir milyondan fazla kişinin yerinden edilebileceğini belirten Katz, İsrail ordusunun bir kara harekâtı düzenlemeye hazır olduğunu da vurgulamıştı.

Bu tehditler, İsrail güçlerinin stratejik öneme sahip yüksek kesimlere doğru konuşlanmasını genişletmesinin ardından geldi. Nebatiye yakınlarındaki Şakif Kalesi ve Ali et-Tahir Tepesi, bu bölgelerin başında geliyor. Reyhan, Saced ve Cebel er-Refi tepeleri de İsrail hava saldırılarına maruz kaldı. Bu gelişmeler, İsrail’in yüksek kesimler ve coğrafi geçiş güzergâhları üzerindeki kontrolünü genişletme ihtimaline ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

İsrail, doğal coğrafi engeller oluşturmaya çalışıyor

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail’in tehditlerinin Hizbullah’ı hedef almak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı olmadığını, başka siyasi ve coğrafi hedeflerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Davud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Askeri mevziler ve kara operasyonları, kapsamı veya derinliği ne olursa olsun, sahadaki askeri manevra anlayışına hizmet etmelidir. Bu manevra da kendi başına büyük bir siyasi hedefe hizmet eder” dedi. İsrail’in hedefinin Hizbullah’ın merkezlerini vurmak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı kalmadığını belirten Davud, bunun ötesinde coğrafya ve toprak üzerindeki kontrolle bağlantılı hedefler bulunduğunu ifade etti.

ascfghyv
Litani Nehri’nin güneyinde İsrail güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sistematik yıkım ve tahribat operasyonları… Bint Cubeyl, 22 Nisan 2026 (AFP)

Davud, “Lübnan’ın güneyindeki İsrail hareketliliğini değerlendirmek için Suriye’nin güneyinde, özellikle Kuneytra kırsalı ve Cebel eş-Şeyh bölgesinde yaşananlara da bakmak gerekiyor. Görünen o ki iki süreç birbiriyle bağlantılı ve birbirini tamamlıyor. İsrail, güvenlik bölgeleri oluşturmak için coğrafyayı kullanmaya dayalı bir yaklaşım izliyor” diye konuştu.

İsrail’in niyetlerinin yalnızca açıklamalardan hareketle değil, sahadaki gelişmeler temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davud, “İsrail henüz ulaşmayı hedeflediği aşama hattına varmış değil. İlerleme mesafesi ne kadar olursa olsun, her askeri ilerleyiş birbirini izleyen aşamalar doğrultusunda gerçekleşir” dedi.

Davud, “İstenen ilerleme yalnızca 100 metreyle sınırlı olsa bile her askeri operasyon aşamalara ayrılır. Önce ateş hazırlığı yapılır ve kanatlar güvence altına alınır, ardından saldırı başlatılır ve mevziler tahkim edilir” ifadelerini kullandı. Askeri aşama hatlarının genellikle saldıran güçlerin konuşlanmalarını sağlamlaştırmasına ve savunmalarını düzenlemesine olanak tanıyan doğal coğrafi engellere dayandığını belirtti.

gbh
İsrail bombardımanı sonucu hasar gören ve yıkılan binaların arasında nargile içen bir vatandaş… Nebatiye, 23 Haziran 2026 (AFP)

Davud, “Önemli olan İsrail’in ne söylediği değil, sahada ne yaptığı ve hangi noktalara ulaşmaya çalıştığı” diyerek, İsrail güçlerinin belirgin bir coğrafi hatta ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Davud, İsrail’in varlığını sağlamlaştırmasına imkân verecek coğrafi bir engele dayanmadan bir bölgenin ortasında duramayacağını ifade etti.

İsrail’in askeri hedeflerinin Sayda’nın kuzeyindeki Avali Nehri’ne kadar uzanabileceği ihtimalini gündeme getiren Davud, “İsrail güçlerinin Avali Nehri hattına ulaşması ve bu hattı kontrol altına alması, güvenlik kuşağının Lübnan topraklarının derinliklerine doğru genişletilmesi anlamına gelir. Bu hattın kontrol altına alınması, güneyinde kalan bütün bölgeleri, et-Tuffah bölgesi ve çevresindeki köyler de dahil olmak üzere, etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’la bağlantılı bir gerginlik

Emekli Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail’in tehditlerini, yaklaşan İsrail seçimleri çerçevesinde İran’la olası bir çatışmaya yönelik askeri hazırlıklarla ilişkilendirdi.

Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Avali Nehri’ne kadar ulaşılabileceğine ilişkin sözlerinin, tehditlerin artık Nebatiye veya Litani bölgesiyle sınırlı kalmadığını, Sayda ve çevresini de kapsayan daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösterdiğini söyledi. Tehditlerin yalnızca güney bölgelerini değil, Beyrut’un güney banliyölerini de kapsadığına dikkati çeken Melaib, bunun seçimler yaklaşırken İsrail söyleminde ciddi bir tırmanış yaşandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Melaib, tehditlerin sahadaki önemli bir askeri hareketlilikle eş zamanlı gerçekleştiğini ifade ederek, 282. Topçu Tugayı’nın Hizbullah’ın kullandığı insansız hava araçlarına (İHA) karşı mücadele ve çatışmalar sırasında tahliye operasyonları gibi konuları kapsayan geniş çaplı tatbikatlarını tamamladığını söyledi. Melaib, “Tugay, tatbikatların sona ermesinin hemen ardından Lübnan’ın güneyine geçti. Bu durum, İsrail’in mevcut birliklerine ek olarak, askeri emir verilmesi halinde harekete geçmeye hazır ilave bir topçu gücüne sahip olduğu anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in askeri operasyonlarını genişletme ihtimalinin belirli coğrafi noktalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Melaib, bunun daha çok İsrail’in alacağı karara ve İsrail ile İran arasında yaşanabilecek yeni bir çatışmaya Hizbullah’ın ne ölçüde dahil olacağına bağlı olduğunu belirtti. Gelişmelerin farklı yönlerde ilerleyebileceğini kaydeden Melaib, İran’ın İsrail seçimleri dönemini saldırılar düzenlemek veya seçimlerin seyrini etkilemek için değerlendirmesi ya da İsrail’in seçimlerden önce veya seçimler sırasında İran’a karşı savaşı genişletme yoluna gitmesi ihtimallerine işaret etti.

Melaib, İran’la çatışmanın genişletilmesi ihtimalinin ABD ile İsrail arasında da ele alındığını belirtti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışmaya girilmesinin olası etkilerine ilişkin çekincelerini dile getirdiğini aktaran Melaib, özellikle İsrail’in askeri açıdan böyle bir çatışmaya hazır olmaması ve seçimlerin yaklaşması nedeniyle bu endişelerin önem taşıdığını ifade etti.

Hizbullah’ın hazırlıklarına ilişkin değerlendirmesinde ise Melaib, Lübnan güvenlik güçlerinin örgütle bağlantılı patlayıcı yüklü bir kamyonu ele geçirmesinin, ülkeye giren tek kamyonun bu olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Başka kamyonların da denetimlere takılmadan geçmiş olabileceğini belirten Melaib, bunun yeni bir bölgesel çatışmanın başlaması halinde Hizbullah’ın olası bir askerî harekâta hazırlanıyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini kaydetti. Melaib, “Bugün asıl soru, İsrail’in hangi noktaları kontrol altına almaya çalışacağı değil, operasyonları genişletmeye yönelik siyasi ve askeri kararın alınıp alınmayacağıdır” dedi.

Sahadaki gelişmeler

Sahada ise İsrail savaş uçakları, Nebatiye’ye bağlı Kafr Tebnit’e şiddetli bir hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Sur ve Bint Cubeyl’de hava ve topçu ateşinin yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Mansuri’ye üç, Zıbkin Vadisi’ne ise bir hava saldırısı düzenlendi. Topçu ateşi Beraşit, Haddase, Haris’in çevresi, Zıbkin ve Şakra çevresini hedef aldı. Şafak vakti ise Mansuri ve Mecdel Zevn bombalandı. İsrail savaş uçakları Sur ve çevresindeki köylerin üzerinde taciz uçuşları gerçekleştirirken Mansuri ve Beyt es-Seyyad üzerine aydınlatma fişekleri attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Haddase’ye düzenlenen hava saldırısında 4 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere iki kişinin yaralandığını açıkladı. Kfar Şuba’da ise İsrail güçleri, Lübnanlı çiftçilerin zeytin hasadı yapmak üzere topraklarına girmesini engelledi. Sınır köylerinde yaşayanların tarım arazilerine ulaşmakta yaşadığı zorluklar da devam ediyor.


Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump, oyuncu Denzel Washington'a atfedilen uydurma bir sözü içeren X’teki gönderinin ekran görüntüsünü paylaştı. Uydurma sözde İlk Gün'ün (Training Day) yıldızı, televizyon sunucusuyken siyasete atılan Trump'tan daha "cesur" veya daha "zeki" birini görmediğini iddia ediyor.

Trump, pazartesi günü Truth Social'da, "Red Eagle Updates" adlı X kullanıcısının paylaşımının görselini yayımladı. Bu paylaşımda iki Oscar'lı Washington'ın Trump'ı "harika bir dost ve daha da iyi bir başkan" diye nitelediği, başkanın "sarsılmaz bir destekçisi" olduğunu ifade ettiği öne sürülüyordu.

Paylaşılan sözler şöyleydi:

Hayatım boyunca pek çok kişiyle çalıştım, Donald Trump'tan daha cesur, daha zeki ya da Amerika'yı daha fazla düşünen biriyle hiç tanışmadım. O harika bir dost ve daha da iyi bir başkan. Onun sarsılmaz bir destekçisi olmaktan gurur duyuyorum ve bunun için asla özür dilemeyeceğim. Tanrı Amerika'yı ve başkanımızı korusun.

Ancak Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre yıllar içinde Demokrat adaylara onbinlerce dolarlık bağışta bulunan Washington, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi.

Doğrulama sitesi Snopes, kamuya açık bilgiler üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptı ve Washington'ın sözkonusu ifadeleri kullandığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

rgth5yj
Başkan Donald Trump, Akademi Ödüllü oyuncuya atfedilen sahte bir sözü paylaştı (Warner Bros.)

Aynı sözler, Rolling Stones'un solisti Mick Jagger ve oyuncu Matthew McConaughey gibi diğer tanınmış isimlere de yanlış bir şekilde atfedilmişti. Oysa bu isimlerin hiçbiri 47. başkana kamuoyu önünde destek vermedi.

Başkanın sosyal medya paylaşımı, gelecek ay yapılacak seçime kadar neredeyse her gün sahada olacağı yoğun bir ara seçim kampanyası sürecinde geldi.

Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetmesi ve Senato'daki sayılarının, Demokratların o kanatta da çoğunluğu elde edeceği bir seviyeye düşmesi bekleniyor.

Trump'ın halk nezdindeki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesinde seyrediyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Eylül'le 4 Ekim ​​arasında 5 bin 62 yetişkinle gerçekleştirdiği anket, onay oranını yüzde 30, onaylanmama oranını ise yüzde 68 olarak gösteriyor. Bu da temmuzdan bu yana 4 puanlık düşüş demek.

Reuters/Ipsos'un geçen pazartesi yayımladığı ankette de onay oranı yüzde 32 olarak belirlendi. Bu, ilk kez eylülde kaydedilen ve rekor düzeyde düşük olan oranla aynı seviye. CBS News/YouGov'un 30 Eylül'le 2 Ekim ​​arasında 2 bin 166 yetişkinle yaptığı ankette ise onay oranı yüzde 39 olarak tespit edildi.

Pew anketi ayrıca kendisini Trump destekçisi diye tanımlayanların yüzde 67'sinin onun performansını onayladığını gösteriyor. Bu oran, göreve başlamasından sonraki haftalarda yapılan benzer bir ankete kıyasla yaklaşık 30 puanlık düşüşe işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 39'u ülkedeki gidişattan memnun olduğunu belirtiyor. Oysa bu oran, Trump'ın göreve başladığı dönemde yüzde 65 seviyesindeydi.

Independent Türkçe


Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
TT

Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)

Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.

Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.

ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.

Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.

Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.

Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:

Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.

Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.

Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.

Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.

Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.

Independent Türkçe, CNN, NBC News