Trump geri döndü: Tel Aviv'de sevinç, Ramallah'ta korku hakim

İsrailliler ondan hayallerini gerçekleştirmesini beklerken Filistinliler savaşı ilk onun bitirip bitiremeyeceğini görmek için olan biteni izliyor olacaklar

Bureyc Mülteci Kampı’nda, üzerinde Trump'tan Gazze'ye yönelik savaşı durdurmasını isteyen mesajın yer aldığı pankartlar tutan bir Filistinli (AFP)
Bureyc Mülteci Kampı’nda, üzerinde Trump'tan Gazze'ye yönelik savaşı durdurmasını isteyen mesajın yer aldığı pankartlar tutan bir Filistinli (AFP)
TT

Trump geri döndü: Tel Aviv'de sevinç, Ramallah'ta korku hakim

Bureyc Mülteci Kampı’nda, üzerinde Trump'tan Gazze'ye yönelik savaşı durdurmasını isteyen mesajın yer aldığı pankartlar tutan bir Filistinli (AFP)
Bureyc Mülteci Kampı’nda, üzerinde Trump'tan Gazze'ye yönelik savaşı durdurmasını isteyen mesajın yer aldığı pankartlar tutan bir Filistinli (AFP)

İsrail'de iktidardaki koalisyon hükümetinin liderleri, Donald Trump'ın başkanlık seçimlerini bir kez daha kazanmasını en az Trump'ın ABD'deki destekçileri kadar büyük bir sevinçle karşıladılar.

Başta Filistinliler olmak üzere dünyanın geri kalanı temkinli, endişeli ve kaygılı bir şekilde Trump’ın neler yapacağını, nasıl bir yol izleyeceğini görmek için bekliyor. Fakat sadece savaşları gerçekten sona erdirmesini ve herkesçe çok iyi bilinen ‘düşmanca’ politikasını değiştirmesini umabilirler, o kadar.

Trump, seçimleri kazandıktan sonra dünyada savaşları sona erdireceğini söyleyerek Filistinlilerin ve İsraillilerin kendi istekleri doğrultusunda karşıladıkları güçlü bir mesaj verdi. Trump, söz konusu mesajda “Savaşları ben başlatmayacağım, ama ben sonlandıracağım” diye vurguladı.

Bu cümle Tel Aviv için endişe verici, Filistinliler içinse cesaret verici olsa da her iki tarafın da Trump’ın göreve başlaması için iki ay, dış politikaya atılması içinse daha da uzun bir süre beklemesi gerekecek.

Bu arada İsrail'deki koalisyon hükümeti, Trump'ın zafer haberini basit bir inanca dayanan sevinç ve coşkuyla karşıladı. Koalisyon hükümetinin liderleri, sadece İran, Lübnan ve Gazze Şeridi'ne karşı savaşlarında değil, aynı zamanda Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olma hayallerini sona erdirme, onları topraklarından sürme ve Batı Şeria, Golan Tepeleri ve muhtemelen Lübnan'daki bazı bölgeleri etkin bir şekilde ilhak etme yönündeki diğer emellerinde de Trump’tan mümkün olan her türlü askeri, güvenlik ve siyasi desteği almayı bekliyorlar.

Netanyahu’dan Trump’a tebrik mesajı

Başbakan Binyamin Netanyahu, Başkan Trump'ı şu sözlerle kutladı:

“Sevgili Donald ve Melania Trump, tarihin en büyük geri dönüşünü kutluyoruz. Beyaz Saray'a tarihi dönüşünüz, ABD için yeni bir başlangıç ve İsrail ile ABD arasındaki büyük ittifaka güçlü bir yeniden bağlılık sunuyor. Bu çok büyük bir zafer.”

Netanyahu neredeyse Trump'ı tebrik eden ilk lider olurken, onu İsrail’in aşırılık yanlısı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich takip etti. Smotrich, Trump’ın seçim zaferini “Tanrı İsrail'i korusun, Tanrı Amerika'yı korusun” sözleriyle kutladı.

rfgrrtg
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir (AP)

İsrailli birçok bakan gibi Trump’ın zaferini tarihi olarak nitelendiren İsrail’in yeni Savunma Bakanı Yisrael Katz, tebrik mesajında “Birlikte ABD-İsrail ittifakını güçlendirecek, Gazze’deki İsrailli rehineleri geri getirecek ve İran liderliğindeki şer eksenini yenmek için sağlam bir duruş sergileyeceğiz” diye yazdı.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İsrailli bakanların tebrik yağmuru arasında X platformundan“evet” yazdığı bir paylaşımda bulundu. Ben-Gvir, temmuz ayında “Tanrı Trump'ı korusun” diye yazmıştı.

Daha sonra İsrail parlamentosu Knesset’te kürsüye çıktığında mutluluğunu gizlemeyen Ben-Gvir, önce Trump'ı tebrik etmeyi tercih ederek “Bu egemenlik zamanıdır. Bu mutlak zafer zamanıdır. Bu teröristler için idam cezasını yürürlüğe koyma zamanıdır. Bu her türlü yasanın onaylanması için uygun zamandır. İsrail Devletini kutluyor ve Tanrı'nın yardımıyla mutlak zafere ulaşmasını diliyorum” dedi.

Knesset Anayasa, Hukuk ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rothman, sevincin ayyuka çıktığı esnada ayağa kalkarak Trump'ın zaferi için şükran duası ederken, Kudüs İşleri Bakanı Meir Porush, “Hepimiz dua ediyoruz” yorumunda bulundu. Dini Siyonizm Partisi’nden Milletvekili Ohad Tal ise “Her şey yeniden harika olacak” ifadelerini kullandı.

İsrail'in talepleri

İsrail’in günlük gazetelerinden Israel Hayom’un siyasi analisti Ariel Kahana, Donald Trump'ın ikinci zaferinin birçok açıdan ve birçok nedenden ötürü ilkinden daha dramatik olduğunu ve Trump'ın dünyayı değiştireceğinden şüphe olmadığını söyledi.

Kahana, “Elbette o da bizim savaşımıza gelecek. Biden’ın İsrail'e uyguladığı kısıtlamalar kaldırılacak ve İsrail ihtiyacı olan her şeyi alacak” diye ekledi.

İsrail'in ihtiyacı olanları alacağını, Netanyahu'nun koalisyonundaki büyük sevincin sebebinin bu olduğunu, ancak Netanyahu'nun aslında belirli beklentileri olduğunu belirten Kahana, Ben-Gvir'in yazdıklarının yanında mevcut Başkan Joe Biden'ın yönetimi sırasında yapılması zor olacak şeyleri beklediklerini ifade etti.

İsrail'in rüyası

İsrail gazetesi Yediot Aharonot, genel olarak Trump'ın zaferinin ‘İsrail’in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerine egemenliğini dayatması hakkını elde etme hayalini’ yeniden gündeme getireceğini yazdı.

Gazeteye göre İsrail, ABD’de Mike Pompeo gibi birini Savunma Bakanı olarak görmeyi umuyor. Trump yönetiminde ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi David Friedman da üst düzey bir göreve getirilebilir ve böyle bir gelişme, Yahudi yerleşimcileri çok mutlu edecektir. İsrail'i açıkça destekleyen ve yerleşimci yanlısı olan Friedman, İsrail'in geleceği için, İsrail’in Yahudiye ve Samarya Bölgesi (Batı Şeria) üzerinde egemenliğini dayatmasını öngören bir siyasi plan yayınlamıştı.

rftbgtr
Tel Aviv'deki bir kavşakta Donald Trump'ı tebrik eden büyük bir reklam panosunun önünden geçen arabalar, 6 Kasım 2024 (AFP)

Bununla birlikte Cumhuriyetçilerin bu zaferi bölgede normalleşme sürecini önemli ölçüde ilerletebilir.

Öte yandan İranlıların Trump'ın zaferini, İsrail'e saldırma ya da planladıkları misillemeyi düzenlemekten vazgeçme konusundaki nihai kararlarına giden yolda dikkate alacaklarına şüphe yok.

Bir diğer önemli nokta ise Trump'ın zaferinin Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Netanyahu ve görevden alınan Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarma ihtimalini azaltabilecek olması. Mevcut Başkan Biden geçmişte UCM'ye karşı yaptırım uygulanmasını engellemişti, ancak Trump, bununla yeniden tehdit edebilir.

Ayrıca İsrail'de Cumhuriyetçi Parti’den bir başkanın göreve geldiği ilk gün, uygulanması halinde İsrail’e yönelik silah ambargosunu iptal edeceği inancı hâkim.

Kritik aşama

İsrail, şu an ile Trump'ın göreve gelişi arasında Biden yönetiminin bir misillemede bulunmasından endişeli. Yedioth Ahronoth gazetesi, “Ülkenin kritik bir aşamaya girdiği söylenmeli. Şu andan itibaren Başkan Trump'ın 20 Ocak'taki yemin törenine kadar, Başkan Biden istediğini yapma hakkına sahip. İsrail'de, Biden'ın bu dönemi Netanyahu ile hesaplaşmak için kullanma ihtimalini göz önünde bulundurmalıyız” diye yazdı.

Yedioth Ahronoth gazetesinden siyasi analist Ron Ben-Yishai, Kamala Harris'in kaybetmesinin ardından Biden'ın muhtemelen geri dönüp direksiyonu eline alacağını, seçim kampanyasının kısıtlamalarından ve aşırı sağcı kanadın teröründen kurtulacağını ve bu nedenle arkasında net ve unutulmaz bir miras bırakmak istediğini değerlendirdi. Ben-Yishai’ye göre Biden’ın ABD'nin iç işlerinde yapacağı çok fazla şey olmasa da Ortadoğu'da Gazze Şeridi’ndeki ve Lübnan'daki savaşı sona erdiren, Filistinlilerin acılarına son veren ve İran'ı caydıran kişi olarak tarihe geçmeyi istiyor.

Biden yönetiminin göreve devam edeceği iki ay boyunca İsrail'den Gazze'ye giren insani yardım miktarını önemli ölçüde arttırmasını ve Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki çatışmaların yoğunluğunun azalmasını bekleyen Ben-Yishai, Biden yönetiminin İsrail’den Gazze'de en azından resmi olarak Filistin Yönetimi’nden isimlerin yer aldığı alternatif bir yönetimin kurulmasını kabul etmesini isteyeceğini de sözlerine ekledi.

Asıl anlaşmazlığın ise Gazze’de tutulan rehinelerle ilgili yaşanacağını düşünen Ben-Yishai, “Biden onların geri dönüşünden kendine pay çıkarmak isteyebilir. Peki tüm bunların koalisyon hükümeti üzerine ne tür etkileri olacak? Bunu söylemek zor” ifadelerini kullandı.

Ramallah'ta korku ve umut bir arada

İsrailliler Trump'ın gelişini heyecanla beklerken Ramallah'ta durum öyle değil. Filistinli liderler, Trump'ın önceki politikasını değiştirmeyeceğinden korkuyorlar.

as
Ramallah, Trump'ın dönüşünü korku ve umutla karşıladı (AFP)

Londra merkezli Rasd İnsani Yardım ve Kalkınma Çalışmaları Merkezi tarafından hazırlanan bir rapora göre Trump'ın önceki başkanlık dönemi Filistinlileri olumsuz etkileyen kararlarla doluydu. Bunların başında ABD’nin İsrail’deki büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması ve ABD'nin Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı UNRWA'ya sağladığı fonun iptal edilmesi geliyor ve hepsi Filistin Yönetimi'nin yalnızlaşmasına ve siyasi taleplerinin marjinalleşmesine katkıda bulundu.

Raporda, şu ifadelere yer verildi:

“Bu politikaların devam edeceği ve Filistinlilere yönelik uluslararası desteğin azaltılması ya da yeni yerleşim planlarının teşvik edilmesi gibi daha katı uygulamalarla kapsamının genişleyeceği yönünde korkular hakim. Filistinliler için tüm bunlar, siyasi, ekonomik ve insani durumu daha da karmaşık hale getiren yeni bir gerçeklikle yüzleşmek anlamına geliyor.”

Ayrıca Trump'ın direniş gruplarının şiddetli bir muhalifi olduğu biliniyor. Öyle ki Hamas lideri Yahya Sinvar öldürüldüğünde, onun ölümünün bölgenin istikrara kavuşması yolunda önemli bir adım olduğunu söylemişti.

Filistinlilerin artık beklemekten başka çareleri yok. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Trump'ı kutladı ve bölgede barış ve güvenlik için Trump’la birlikte çalışmayı dört gözle beklediğini söyledi. Abbas, Trump'a yazdığı tebrik mesajında “Barışa olan bağlılığımızı sürdüreceğiz ve sizin liderliğinizde ABD'nin Filistin halkının meşru isteklerini destekleyeceğinden eminiz” diye yazdı.

scdvf
Ramallah'ta bir berber dükkanında Trump'ın seçim zaferi haberini izleyen iki Filistinli (AFP)

Filistinlilerin Trump'tan istedikleri tek şey bir Filistin devletini desteklemek ama bugün ilk olarak savaşı sona erdirmek istiyorlar. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) İcra Komitesi Genel Sekreteri Hüseyin eş-Şeyh, Trump'ın savaşları sona erdirecek, bölgede ve dünyada barış, güvenlik ve istikrarı sağlayacak net politikalar benimsemesini umduğunu söyledi.

Hamas da neredeyse kesinlikle aynı şeyi diliyor. Hamas yöneticilerinden Sami Ebu Zuhri, Trump'ın zaferinin kendisini, savaşı birkaç saat içinde durdurabileceği yönündeki açıklamalarını pratiğe dökme sınavıyla karşı karşıya bıraktığını söyledi. Hamas tarafından ABD’deki başkanlık seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili yapılan ilk açıklamada, yeni ABD yönetimine ilişkin tutumunun Filistin halkına, meşru haklarına ve haklı davasına yönelik tutumlarına ve pratik davranışlarına bağlı olacağını vurgulandı.

Trump'ın hem İsrailliler hem de Filistinliler için nasıl bir politika izleyeceğini kestirmek zor. Çünkü Trump, İsrail medyasının tanımıyla ‘ruh halleri değişken, öngörülemez ve duygularıyla hareket eden biri’.



Litvanya Cumhurbaşkanı, ülkesinde Almanca dil eğitimini teşvik edecek bir program geliştirilmesi çağrısında bulundu

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Belçika'nın Brüksel kentinde düzenlenen AB liderler zirvesi sırasında (Arşiv-Reuters)
Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Belçika'nın Brüksel kentinde düzenlenen AB liderler zirvesi sırasında (Arşiv-Reuters)
TT

Litvanya Cumhurbaşkanı, ülkesinde Almanca dil eğitimini teşvik edecek bir program geliştirilmesi çağrısında bulundu

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Belçika'nın Brüksel kentinde düzenlenen AB liderler zirvesi sırasında (Arşiv-Reuters)
Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Belçika'nın Brüksel kentinde düzenlenen AB liderler zirvesi sırasında (Arşiv-Reuters)

Gitanas Nausėda, Baltık bölgesinde yer alan ve Avrupa Birliği ile NATO üyesi olan Litvanya’da Almanca dilinin yaygınlaştırılmasını hedefleyen ulusal bir program başlatmayı planladığını açıkladı.

Nausėda, devlet kurumları, eğitim kuruluşları ve Almanya’daki Litvanya diasporası temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantının ardından yaptığı açıklamada, Almanca bilmenin yalnızca kültürel farkındalık veya kişisel eğitim meselesi olmadığını, aynı zamanda stratejik önem taşıdığını belirtti.

Litvanya Cumhurbaşkanı, Almanca sayesinde ülkesinin Avrupa’daki en önemli stratejik ortaklarından biri olan Almanya ile ilişkilerin daha da güçlendirilebileceğini belirtti.

Nausėda, Almanca eğitiminin teşvik edilmesi ve dilin yaygınlaştırılması için kapsamlı bir program hazırlanması çağrısında bulunarak, İngilizceden sonra Almancanın Litvanya’da en yaygın yabancı dil haline getirilmesinin hedeflenmesi gerektiğini ifade etti.

Vilnius’taki Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından yapılan açıklamada ise planlanan uygulamalara ilişkin ayrıntı verilmedi.

Nausėda, Litvanya ile Almanya arasında güvenlik, savunma, ekonomi, kültür ve akademik değişim alanlarında son derece yakın iş birliği bulunduğunu vurguladı. Litvanya’nın tarihi bir fırsatla karşı karşıya olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, ülkesinin Almanya’nın Kuzeydoğu ve Orta Avrupa’daki en yakın müttefiki haline gelmesi gerektiğini ifade etti.

Litvanya’da konuşlu Alman tugayına da değinen Nausėda, “NATO’nun doğu kanadında hiçbir ülke, Avrupa’nın en önemli müttefiklerinden birinden bu düzeyde bir bağlılık görmüyor. Bu çağımızın eşsiz bir hediyesidir ve kıymetini bilmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Alman Ordusu ise Litvanya’da 45’inci Zırhlı Tugay’ı kurma çalışmalarını sürdürüyor. Alman hükümeti bu adımı, “artan Rus tehdidine” karşı bir önlem olarak duyurmuştu.Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre tugay, 2025 ilkbaharında resmen hizmete alındı.

2027 yılına kadar birlik bünyesinde yaklaşık 4 bin 800 asker ile 200 sivil personelin görev yapması planlanıyor.

İki ülke arasındaki ilişkilerin, Litvanya’nın 2027 yılında Almanya’da düzenleyeceği “Kültür Yılı” etkinlikleriyle daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Litvanya, bu geniş kapsamlı projeyle uluslararası görünürlüğünü artırmayı ve ülke imajını güçlendirmeyi amaçlıyor.

2025 yılı sonunda yapılan bir araştırma ise Rusya’nın Kaliningrad bölgesi ve Belarus sınırında bulunan Litvanya hakkında Alman kamuoyunun bilgisinin hâlâ sınırlı olduğunu ortaya koydu.


ABD Güney İran’ı vurdu... Doha kritik müzakerelere ev sahipliği yapıyor

ABD Güney İran’ı vurdu... Doha kritik müzakerelere ev sahipliği yapıyor
TT

ABD Güney İran’ı vurdu... Doha kritik müzakerelere ev sahipliği yapıyor

ABD Güney İran’ı vurdu... Doha kritik müzakerelere ev sahipliği yapıyor

Gözler bugün (Salı), ABD’nin İran içinde gerçekleştirdiği son saldırıların yankılarına çevrildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’ın güneyinde mayın döşemeye çalışan botlar ile füze fırlatma noktalarını hedef alan “savunma amaçlı” operasyonlar düzenlendiğini duyurdu. Bu yeni tırmanış, nisan ayında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, bölgenin yeniden daha geniş çaplı bir askeri çatışma ihtimaliyle karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.

ABD saldırıları, üç aydır süren savaşı kontrol altına alma yönündeki diplomatik çabaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. ABD ile İran arasındaki müzakere süreci Doha’ya taşınırken, Hürmüz Boğazı, İran’ın nükleer programı ve dondurulmuş İran varlıklarını kapsayan olası bir anlaşmayı görüşmek üzere üst düzey bir İran heyeti Katar’ın başkentine ulaştı.

Washington’da ise ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmelerin ya “harika bir anlaşma” ya da “hiç anlaşma olmaması” sonucunu doğuracağını söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Washington’ın diplomasiye fırsat tanıyacağını, ancak gerektiğinde Tahran’la “başka yöntemlerle” de ilgilenmeye hazır olduklarını ifade etti.

Buna paralel olarak Lübnan cephesinde gerilim yeniden yükseldi. İsrail, Hezbollah tarafından düzenlenen İHA saldırılarına karşılık olarak Beyrut’u yeniden bombalama ve askeri operasyonları Zahrani Nehri’ne kadar genişletme tehdidinde bulundu.


Somalilandlı subaylar İsrail'de eğitiliyor... Gerilimleri tırmandıran güvenlik iş birliği

Somaliland ordusu personeli (Ayrılıkçı bölge Somaliland ordusunun resmi Facebook sayfası)
Somaliland ordusu personeli (Ayrılıkçı bölge Somaliland ordusunun resmi Facebook sayfası)
TT

Somalilandlı subaylar İsrail'de eğitiliyor... Gerilimleri tırmandıran güvenlik iş birliği

Somaliland ordusu personeli (Ayrılıkçı bölge Somaliland ordusunun resmi Facebook sayfası)
Somaliland ordusu personeli (Ayrılıkçı bölge Somaliland ordusunun resmi Facebook sayfası)

İsrail ile Doğu Afrika'daki müttefiki ayrılıkçı Somaliland arasındaki ilişkiler, İngiliz Telegraph gazetesinin aktardığına göre güvenlik eğitimleri ve askeri görüşmelerle somutlaşan yeni bir iş birliği aşamasına girdi.

İsrail'in geçtiğimiz aralık ayında ayrılıkçı bölgeyi bağımsız bir devlet olarak tanımasının ardından hız kazanan bu iş birliği eğiliminin gerilimlerin tırmanmasına yol açması bekleniyor. Şarku’l Avsat’a konuşan bir Afrika işleri uzmanı, bu güvenlik iş birliğinin Arap istişarelerini ve Mogadişu'nun bu yeni meydan okumalarla baş etmesine yönelik destek yollarını artıracağını da vurguladı.

İsrail, ayrılıkçı Somaliland'daki varlığını Nisan ayında büyükelçi atamasıyla ve bu ay büyükelçilik açılışlarının karşılıklı gerçekleştirileceğinin duyurulmasıyla pekiştirdi.

The Telegraph gazetesi, pazar günü yayımladığı ve güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberde, ‘Somaliland Özel Kuvvetleri'ne mensup askerlerin Tel Aviv'de ileri düzey askeri eğitim tamamladıktan sonra yakın zamanda bölgeye döndüğünü’ aktardı. Haberde Somaliland'dan yaklaşık 50 subayın İsrail'de özel eğitim alarak bu hafta ülkelerine döndüğü de belirtildi. Kaynaklar bunu ‘iki taraf arasında büyüyen güvenlik iş birliğinin’ göstergesi olarak değerlendirdi.

Pazartesi akşamına kadar ne İsrail ne de Somaliland tarafından yalanlanmayan habere göre İsrail’den bir heyet, Somaliland Cumhurbaşkanı Abdurrahman Irro ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir araya geldi. Görüşmelerde, Yemen'deki Husiler ile bağlantılı olası füze tehditlerine karşı Somaliland'ın savunmasını güçlendirmek amacıyla İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sistemi ele alındı. Haberde ayrıca bunun ‘stratejik sahil kenti Berbera'da daha geniş kapsamlı bir İsrail güvenlik müdahalesinin önünü açabileceğine’ dikkat çekildi.

Afrika işleri uzmanı Hasan Nur, Somali ve Arap dünyasının reddettiği bu iş birliğinin gerilimleri yalnızca Doğu Afrika'da değil, ülkelerin egemenliğine ve bölge güvenliğine ciddi ölçüde dokunduğu için Orta Doğu'da da artırdığını düşünüyor. Nur, asıl hedefin, İsrail'in Doğu Afrika'ya sızması, bölgede genişlemesi ve bölge ülkelerinin güvenliğini tehdit etmesi olduğunu söyledi.

İsrail'in Somaliland'ı tanımasından bu yana Arap ve Somali resmi açıklamaları bu süreci reddeden ve tehlikelerine dikkati çeken uyarılarla birbirini izledi.

Arap Birliği (AL) birkaç gün önce, ayrılıkçı Somaliland bölgesinin işgal altındaki Kudüs'te büyükelçilik açacağını ilan etmesinin ardından ‘Doğu Afrika'da gerilim odaklarının derinleşmesi’ konusunda uyardı.

Arap ülkelerinin Mogadişu'nun egemenliğini her türlü yolla destekleyeceğini öngören Nur, bu emsalsiz gelişmeler çerçevesinde Somali ile ayrılıkçı Somaliland arasında silahlı çatışma ihtimalinin oldukça yüksek olduğuna işaret etti.