Hochstein: Lübnan ordusu güneye konuşlanmadan önce İsrail ordusu geri çekilecekhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5086158-hochstein-l%C3%BCbnan-ordusu-g%C3%BCneye-konu%C5%9Flanmadan-%C3%B6nce-i%CC%87srail-ordusu-geri-%C3%A7ekilecek
Hochstein: Lübnan ordusu güneye konuşlanmadan önce İsrail ordusu geri çekilecek
ABD Başkanı Joe Biden'ın Özel Temsilcisi Hochstein, geçtiğimiz hafta Beyrut'a yaptığı ziyaret sırasında gazetecilere konuşurken (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden'ın Özel Temsilcisi Amos Hochstein, İsrail ile Hizbullah arasında ateşkes anlaşmasına varıldığının duyurulmasının ardından dün, Lübnan ordusu güneye konuşlanmadan önce buradaki İsrail güçlerinin çekileceğini açıkladı.
Lübnan basınına konuşan Hochstein, ‘Hizbullah’ın yirmi yılı aşkın bir süredir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararını ihlal ettiğini ve eğer tekrar ihlal ederse gerekli mekanizmaları devreye sokacaklarını’ söyledi.
ABD Başkanı Joe Biden dün sabah, İsrail ile Hizbullah’ın yerel saatle 04.00'te yürürlüğe girecek olan ateşkes anlaşmasını kabul ettiğini duyurmuştu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ateşkes anlaşmasının, Lübnan'da ‘hareket özgürlüğünü’ koruyacağını söylediği ülkesinin ‘İran tehdidine odaklanmasına’ ve Gazze Şeridi'nde Hamas'ı izole etmesine olanak sağlayacağını vurguladı.
Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan'daki ateşkesin Gazze'de ‘uzun zamandır beklenen ateşkesin önünü açması’ gerektiğini söyledi.
Lübnan ordusu tarafından bugün yapılan açıklamada, İsrail ile saatler önce yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ardından BM Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) ile koordineli bir şekilde güneye takviye olarak askeri birliklerini Litani Nehri’nin güneyine kaydırmaya başladığını duyurdu.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Bu karar, Lübnan hükümetinin 1701 sayılı BMGK kararının ve ilgili taahhütlerinin, özellikle Litani Nehri’nin güneyine ordunun ve tüm güvenlik güçlerinin konuşlandırılmasının güçlendirilmesi bağlamında tüm yönleriyle uygulanmasına dayanıyor.”
Açıklamada söz konusu askeri birliklerin ‘çeşitli bölgelerden Litani Nehri’nin güneyine taşınma sürecinde oldukları ve belirlenen yerlerde konuşlandırılacakları ifade edildi.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati daha önce yaptığı bir açıklamada ateşkes anlaşmasının uygulanması kapsamında ülkenin güneyindeki Litani Nehri'nin güneyine orduyu göndermeye hazır olduklarını söylemişti.
Mikati, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bakanlar Kurulu, Lübnan hükümetinin BMGK’nın 1701 sayılı kararının tüm yönleriyle uygulanmasına, özellikle de Litani Nehri'nin güneyinde konuşlu ordunun ve tüm güvenlik güçlerinin takviye gönderilmesine yönelik taahhüdüne ilişkin 11 Ekim 2014 tarihli ve 1 sayılı kararına bağlılığını teyit etti. Aynı zamanda, düşman İsrail'in ateşkes kararına uymasını ve 1701 sayılı kararın tam olarak uygulanması için işgal ettiği tüm bölgelerden ve mevzilerden çekilmesini talep etti.”
BMGK’nın 1701 sayılı kararı, 2006 yazında yaşanan yıkıcı savaşın ardından İsrail ve Hizbullah arasında çatışmaların durdurulmasını sağladı.
Karar ayrıca İsrail'in Lübnan'dan tamamen çekilmesini, UNIFIL'in konuşlanmasının güçlendirilmesini ve sınır bölgesindeki askeri varlığın Lübnan ordusu ve uluslararası güçle sınırlandırılmasını öngörüyor.
Mikati ateşkesin, ‘Lübnan'da yeni bir sayfa açmasını ve bir cumhurbaşkanının seçilmesini sağlamasını umduğunu söyledi. Lübnan’da cumhurbaşkanlığı koltuğu, İran'ın müttefiki Hizbullah ile siyasi muhalifleri arasındaki siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle iki yıldır boş.
Lübnan Meclis Başkanı ve Emel Hareketi lideri Nebih Berri, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaş nedeniyle yerlerinden edilenlere ateşkesin yürürlüğe girmesiyle birlikte bölgelerine dönmeleri çağrısında bulundu. Berri, televizyon ekranlarından yayınlanan konuşmasında “Sizi gurur duyduğunuz memleketlerinize dönmeye çağırıyorum. Sadece sizin varlığınızla daha gururlu ve güçlü hale gelebilecek olan topraklarınıza geri dönün!” ifadelerini kullandı. Berri ayrıca iki yıldır boş olan cumhurbaşkanlığı makamı için seçimlerin bir an önce yapılması çağrısında bulundu.
ABD ve Fransa'nın yanı sıra UNIFIL'in de ateşkes anlaşmasının uygulanmasını denetlemesi bekleniyor. Ülkesinin bölgede konuşlanacak olan Lübnan ordusunu destekleyeceğini söyleyen Hochstein, “Lübnan ordusunu daha geniş anlamda destekleyeceğiz, ABD en büyük destekçisi olacak ve uluslararası toplumla omuz omuza çalışacağız” diye konuştu.
ABD Başkanı’nın telefon ekranında gerçekleşen ve gerçekleşmeyen savaşhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5249689-abd-ba%C5%9Fkan%C4%B1%E2%80%99n%C4%B1n-telefon-ekran%C4%B1nda-ger%C3%A7ekle%C5%9Fen-ve-ger%C3%A7ekle%C5%9Fmeyen-sava%C5%9F
ABD Başkanı Donald Trump, Pensilvanya'dan Maryland'deki Joint Base Andrews'a dönüşünden sonra, ekranında kendi resminin bulunduğu bir cep telefonunu tutarken, 30 Mayıs 2025 (Leah Millis / Reuters)
ABD Başkanı’nın telefon ekranında gerçekleşen ve gerçekleşmeyen savaş
ABD Başkanı Donald Trump, Pensilvanya'dan Maryland'deki Joint Base Andrews'a dönüşünden sonra, ekranında kendi resminin bulunduğu bir cep telefonunu tutarken, 30 Mayıs 2025 (Leah Millis / Reuters)
Samir Ebu Havvaş
ABD Başkanı Donald Trump, savaşın sekizinci gününde kendisine ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı askeri operasyonun ilk günlerinde 160'tan fazla kız öğrencinin öldürüldüğü İran’ın Minab şehrindeki kız okuluna düzenlenen saldırı sorulduğunda, bunun İranlıların kendi işi olduğunu söyleyebildi. Bu açıklamaların yapıldığı günlerde -ki ABD Başkanı günde birden fazla kez konuşur- Beyaz Saray hesapları savaşı tanıtan videolar yayınladı. Bu videolardan biri popüler savaş oyunu Call of Duty’den, diğer bir video ise Hollywood filmlerinden alınan görüntülerden oluşuyordu. Tüm videolar, Amerikan süper kahramanı, net bir hedef veya takvim belirtmeden, başlattığı savaşın galibi olarak gösterilmek üzere düzenlenmişti.
ABD Başkanı ve onun düşünce tarzına göre yazılmış gibi görünen bu pasajlar, üstünlük, büyüklük ve ‘heyecan’ fikirlerine dayanıyor. Bu pasajlar, siyasi, kültürel, sanatsal ve Hollywood dünyasından birçok kişinin itirazına neden oldu. Bu kişiler, bu savaşta hayatını kaybeden sivil kurbanlara ve savaşın başında öldürülen altı Amerikan askerine saygısızlık olarak görüyorlar. Ancak Başkan, bu protestolara kayıtsız kalıyor ve ne İranlıların ne (özgürleştirdiğini iddia ettiği) Arapların ne de dünyadaki diğer insanların duygularını dikkate almak zorunda hissetmiyor.
Oyun, oyundur!
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Trump için savaş, gerçek dünyada yaşanmıyor. Gerçekten kan dökülmüyor, gerçekten binalar yıkılmıyor, gerçek anlamda milyarlarca dolar harcanmıyor. Dünya, çifte bir çelişkiyle karşı karşıya. Bir savaş video oyununa daha uygun bir isim olarak ‘Destansı Öfke’ adlandırdığı operasyonunu başlatan ve ülkesinin ekonomisinden ve bu savaşa dahil olan tüm ülkelerin ekonomilerinden eşi benzeri görülmemiş kaynakları seferber eden bir lider. Aynı zamanda bu savaşın gerçekleşmediğini, hızlı ve çabuk olduğunu, ‘inanılmaz’ başarılar ve hedeflerle dolu olduğunu, Trump’ın açıklamalarına göre onu takip edenlerin bir video oyunu veya basketbol ya da Amerikan futbolu maçı izliyormuş gibi hissedecekleri ölçüde sürekli olarak izlenim vermek istiyor.
Trump’ın her fırsatta savaş hakkında konuşurken gösterdiği coşku, eğlence ve keyif dünyasından ayrılmak istemeyen birinin yaşadığı coşkuyla aynı. ABD Başkanı önceki açıklamalarında, sanki bir futbol maçıymış gibi, bu savaştan ‘sıkılmayacağını’ övünerek söylemişti. Bu savaşta aynı anda hem ana oyuncu hem koç hem hakem hem yorumcu hem de seyirci konumunda. Hatta, coşkusuyla, rakip takımın ana oyuncusu ve koçu olmayı bile hedefliyor olabilir.
Trump'ın açıklamalarına dayanarak savaşı takip eden herkes, bir video oyunu ya da basketbol veya Amerikan futbolu maçı izliyormuş gibi hissediyor.
Trump, ilerlemiş yaşına rağmen, neredeyse her gün düzenlediği birçok etkinlik de dahil olmak üzere, başkanlığı süresince her şeye sosyal medyada genç bir influencerın bakış açısıyla yaklaşıyor. Trump, sosyal medya platformlarının gücünü çok erken keşfetti ve bunun sonucunda ‘Truth Social’ adındaki kendi sosyal medya platformunu kurdu.
Trump için gerçek dünya, küçük telefon ekranının sınırları içinde gerçekleşiyor ve diğer her şey, oyunu oynamayı bilmeyen insanlar tarafından uydurulmuş bir illüzyondan ibaret. Oysa bu oyunun kurallarını kendisi belirlemek ve istediği zaman da değiştirmek istiyor. Son savaşını desteklemek konusunda pek hevesli olmayan ülkelere, özellikle İspanya ve İngiltere'ye karşı tutumu bu görüşünü yansıtıyor. Zira Trump’a göre bu iki ülke de oyundan çıkarılması gereken kötü oyuncular. Bizzat kendisi de İngiltere’nin oyuna katılmak için çok geç kaldığını ve bu yüzden artık ‘oynamaya’ hakkı olmadığını söyledi. İspanya'ya yönelik öfkesi ve onu cezalandırma tehdidi, aynı takımda olması gereken, ancak oyunun dışında kalmayı seçen bir oyuncudan puan düşürmeye benziyor.
Kelimelerin gücü
Trump'ın dünyasında ne varsa oyun mantığına dayanıyor. Son derece dürtüsel, gayet kararsız bir oyuncu ve bu dünyadan, var olan tek dünya kendi dünyası olduğu sürece, her saat ve her gün ona var olma nedeni vermesinden başka bir şey istemiyor. Böylece kendisi, yönetimindeki başka hiçbir yetkili değil, İran’a karşı savaşının propaganda kampanyasının yönetmeni olur. Özellikle dünyanın en güçlü konumundaki bir adamın ağzından çıktığında sözlerin ne kadar güçlü olabileceğini de çok iyi bilir. Ona göre bir sonraki aşamada kendisiyle müzakere edecek kimse kalmayıncaya İranlı liderleri öldürmekten ve ‘güzel, muhteşem’ diye nitelendirdiği Amerikan silahlarının yol açtığı yıkımın boyutundan coşkuyla bahsetmesi, tüm bunlar siyasi ve askeri gerçeklere dayanmasından ziyade, o anın sözlüğünden, o anın ruh halinden ve kişisel arzularından kaynaklanıyor gibi görünüyor.
Washington'da düzenlenen madalya töreninde, Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'ndeki başkanlık masasının arkasında duran ABD Başkanı Donald Trump'ın boş haldeki koltuğu, 3 Aralık 2020 (Jonathan Ernst / Reuters)
Trump'ın kendisine, temas kurduğu veya herhangi bir şekilde ilgi gösterdiği yerlere ve kişilere olan harika şeylerin sözlüğünde gerçekliğe yer yok. Çünkü kendisi gerçekliğin var olmadığını söyleyerek defalarca kez gerçekliği yok saymayı başardı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, ülkesinin İsrail'in savaşa girmesiyle birlikte savaşa girdiğini söylediği açıklamaları, Trump'ın birkaç saat sonra İsrail'i savaşa sokanın kendisi olduğunu, tersinin geçerli olmadığını açıklamasının ardından tuz gibi eriyip gitti.
Trump için gerçek dünya, küçük telefon ekranının sınırları içinde gerçekleşir. Diğer her şey, oyunu oynamayı bilmeyen insanlar tarafından uydurulmuş bir illüzyondan ibarettir.
İlk gün İran halkını sokağa çıkmaya çağıran ve “Ben üzerime düşeni yaptım, gerisi sizde” diyen Trump, iki gün sonra İranlıların bombardıman altında sokağa çıkmasını istemediğini belirterek “Onların sırası daha sonra gelecek” ifadelerini kullandı. Trump’ın Epstein dosyalarının da bu konuyla hiçbir ilgisi olmadığını söylemesi de ona göre gerçeğin bu olması için yeterli. Ona göre herhangi bir konuda onun anlatısına uymayan ne varsa hepsi basit bir şekilde ‘fake’ (sahte).
Washington'da aktör ve yönetmen Rob Reiner'ın ölümüne ilişkin Donald Trump'ın Truth Social platformunda paylaştığı bir gönderiyi gösteren bir telefon ekran fotoğrafı, 15 Aralık 2025 (Kevin Dietsch / Getty / AFP)
Trump’ın dünyasında, olayın görüntüsüne sahip olan kişi olayın kendisine de sahip. Aynı şekilde konuşma gücüne sahip olan kişi de gerçeğin kendisine sahip. Geriye kalan her şey tartışamaya açık. Bunun dışında açıklığa ve mutlak gerçeğe yer yok. Trump, tıpkı sosyal medyadaki tartışmalarda olduğu gibi, herhangi bir şey söyleyebilir, herhangi bir iddiada bulunabilir ve bunu çevrimiçi olarak yayınlayabilir. Bu da tek gerçek haline gelir. Söylediğiniz, bir süreliğine internette kalır, ardından ortadan kaybolur ve yerine başka bir şey gelir. Yok olduğunda ortada ciddi bir tartışma veya gerçekten önemli bir şey kalmaz.
Çizgiler ve rakamlar
ABD Başkanı, Oval Ofis'inden ya da Mar-a-Lago tatil beldesindeki lüks malikanesinden ne coğrafya ve tarihle ne de İran'ın coğrafi büyüklüğü, tarihi ve nüfusu ile ilgileniyor. Bunların hepsi onun için yok hükmünde. Yahut varsa da sadece baktığı ekranda, çizgiler, sayılar, renkler ve verilerden oluşan bir koleksiyondan ibaret, daha fazlası değil. Haritalar değişir, dönüşür, üst üste biner ve hatta kaybolur, ama sadece bu ekranda. İnsanların terör estirdiği, öldürüldüğü, yerinden edildiği ve geleceklerinin yok edildiği gerçek dünya, anlaşmanın mantığına uymayan bir illüzyondan ibaret.
Bu anlamda Trump’ın bilinçli ya da bilinçsiz olarak, kendini yenileyen, sürekli yenilenen kendi gerçekliğini yaratan ve bunu dünyaya dayatan, teknoloji tarafından yönlendirilen hızlı tempolu bir dünyanın neredeyse kaçınılmaz bir sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla hızlı bir şekilde çözülme belirtisi göstermeyen İran ile halen savaşın ortasında olan Trump'ın, ‘son demlerini yaşadığını’ söylediği Küba hakkında düşünmeye başlaması şaşırtıcı değil. Sıkılma ve yeni hedefler bulma mantığı, bir şeyleri başarmak yerine zaman geçirmek anlamında, bu değişken ve hızla değişen başkanlık pozisyonlarını ve ruh hallerini yöneten tek şey gibi görünüyor.
Beyaz Saray yakınlarında, ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların ardından İran’ın eski Dini Lideri Ali Hamaney'in ölümünü duyuran Donald Trump'ın bir gönderisini gösteren bir telefonun ekran fotoğrafı, 28 Şubat 2026 (Andrew Caballero-Reynolds / AFP)
Dolayısıyla Trump, İran hakkında, Gazze hatta Venezuela hakkındaki düşündüğünden farklı düşünmüyor. O uzak ve belirsiz gelecekte her şey harika olacak. Venezuela gibi bir ülke, Gazze'deki soykırım ya da İran'daki büyük jeopolitik sorunlar, hepsi sadece Truth Social üzerinden yapılan ‘paylaşımlar’ haline geliyor. Paylaşımda ister “Gazze'yi yeni bir Riviera yapacağız” isterse “Çok para kazanıyoruz” yazsın, gönderi yayınlandıktan hemen sonra değerini yitirir ve düşünceler bir sonraki gönderiye yönelir.
Trump'ın İran hakkındaki görüşü, Gazze veya hatta Venezuela hakkındaki görüşünden çok da farklı değil. O uzak ve belirsiz gelecekte, her şey harika olacak.
Trump, insanlık tarihinin büyük dramatik şahsiyetlerine benziyor. Kendisi ve dünya hakkındaki kendi anlatısına hapsolmuş bir adam, ki bazıları bunu ‘kronik narsisizm’ olarak nitelendiriyor. Aynı zamanda, 80 yaşına yaklaştığının farkında olduğundan; saatler, günler ve aylar ona, yaratma ve yok etme, sonra yeniden yaratma ve yine yok etme oyunuyla, mutlak eğlenceyle hafifletilmesi gereken bir yük gibi geliyor. Dünya, istikrarlı haliyle, ki bu istikrar ne anlama gelirse gelsin, sıkılmanın bu en büyük ustasına hiç çekici gelmiyor. Dolayısıyla bu istikrarın bazen ekonomik önlemlerle, bazen özel operasyonlarla, bazen savaşlar çıkararak, bazen bir sanatçıyı veya bir gazeteciyi aşağılayarak, dur durak bilmeksizin bozulması gerekiyor. Tüm bunlar olurken de şöyle bir durup oyundaki yeni bir perdeyi düşündüğü ve bu perdeyi ve renklerini seçtiği için kendisiyle övünmesini son derece kabul edilebilir görüyor.
Türkiye İran’a, hava sahasının ihlalinin ‘kabul edilemez’ olduğunu bildirdihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5249596-t%C3%BCrkiye-i%CC%87ran%E2%80%99-hava-sahas%C4%B1n%C4%B1n-ihlalinin-%E2%80%98kabul-edilemez%E2%80%99-oldu%C4%9Funu-bildirdi
Türkiye İran’a, hava sahasının ihlalinin ‘kabul edilemez’ olduğunu bildirdi
Türk hava sahasında NATO hava savunma sistemleri tarafından düşürülen ikinci İran füzesinin kalıntıları, 9 Mart 2026 (AFP)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ‘Türk hava sahasının ihlalinin kabul edilemez olduğunu’ bildirdi. Bu açıklama, İran’a ait ikinci bir füzenin Türk hava sahasında düşürülmesinin hemen ardından geldi.
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Arakçi telefon görüşmesinde, İran’dan fırlatılan iki füze ile ilgili kapsamlı bir soruşturma yürütüleceğini Fidan’a iletti. Fidan ise tüm tarafların sivilleri tehlikeye atabilecek adımlardan kaçınması gerektiğini vurguladı.
Öte yandan Millî Savunma Bakanlığı bugün NATO’nun hava savunma önlemleri çerçevesinde, ülkenin güneydoğusundaki Malatya şehrine Amerikan yapımı Patriot hava savunma sistemini konuşlandırdığını duyurdu.
Malatya’daki Kürecik Radar Üssü, İran’a ait iki balistik füzenin Türkiye’ye yöneldiğinin tespit edilmesine katkı sağladı.
Türk hava sahasında NATO hava savunma sistemleri tarafından düşürülen ikinci İran füzesinin kalıntıları, Diyarbakır, 9 Mart 2026 (Reuters)
Millî Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, NATO’ya ait savunma sistemlerinin İran’dan fırlatılan bir balistik füzeyi Türk hava sahasına girdiği sırada etkisiz hale getirdiğini duyurdu. Bu, beş gün içinde yaşanan ikinci benzer olay oldu.
Açıklamada, “İran’dan fırlatılan ve Türk hava sahasına giren balistik füze, Doğu Akdeniz’deki NATO hava ve füze savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildi” denildi. Füzeden düşen parçaların Gaziantep’te açık bir alana düştüğü, ancak herhangi bir yaralanmaya yol açmadığı bildirildi.
Bakanlık, “Topraklarımıza veya hava sahamıza yönelik herhangi bir tehdide karşı gerekli tüm önlemler kararlılıkla ve tereddütsüz alınacaktır. Türkiye’nin uyarılarının dikkate alınması herkesin yararınadır” ifadelerini yineledi.
İsrail ve İran karşılıklı saldırılar düzenlerken Trump: Savaş yakında bitecekhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5249566-i%CC%87srail-ve-i%CC%87ran-kar%C5%9F%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1-sald%C4%B1r%C4%B1lar-d%C3%BCzenlerken-trump-sava%C5%9F-yak%C4%B1nda-bitecek
İsrail ve İran karşılıklı saldırılar düzenlerken Trump: Savaş yakında bitecek
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı yürütülen savaşın “çok yakında sona ereceğini” ifade ederken petrol arzını engellemesi halinde İran’ı “çok daha sert saldırılarla” tehdit etti.
Trump, Fox News’e verdiği bir röportajda, Tahran ile görüşmesinin mümkün olabileceğini belirtti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise İran’daki rejimin devrilmesinin nihayetinde “İran halkının elinde olduğunu” belirterek, İsrail’in Tahran’a yönelik yürüttüğü operasyonların amacının İran rejiminin “kemiklerini kırmak” olduğunu söyledi.
Öte yandan İran İran Devrim Muhafızları, Ortadoğu’daki savaşın nasıl ve ne zaman sona ereceğini İran’ın belirleyeceğini vurguladı.
İran ordusu ayrıca hava kuvvetlerinin intihar tipi insansız hava araçları kullanarak, İsrail’in Hayfa kentindeki petrol ve gaz rafinerisini ile yakıt depolarını hedef aldığını duyurdu.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة