Barron Trump'ın yükselişi: ABD yeni liderini mi yetiştiriyor?

Neredeyse 150 yıl önce yazılan kitaplar, zaman yolculuğu iddialarına neden oldu

Barron'ın yaşı itibarıyla daha da uzaması mümkün (AFP)
Barron'ın yaşı itibarıyla daha da uzaması mümkün (AFP)
TT

Barron Trump'ın yükselişi: ABD yeni liderini mi yetiştiriyor?

Barron'ın yaşı itibarıyla daha da uzaması mümkün (AFP)
Barron'ın yaşı itibarıyla daha da uzaması mümkün (AFP)

5 Ekim'de düzenlenen ABD seçimleri, yeni bir figürü dünya kamuoyuna sundu. Kutlamalar sırasında perde arkasından gün yüzüne çıkan genç adam, boyuyla babasını bile gölgede bıraktı.

Donald Trump'ın en küçük oğlu Barron, bir anda en çok merak edilen kişilerden biri oldu. 

ABD dışındaki siyaset yorumcuları da "Barron, 2044'te başkanlığa aday olacak mı?" gibi sorular sormaya başladı. 

Brexit'in mimarlarından olan Britanyalı siyasetçi Nigel Farage, X (Twitter) hesabında yaptığı açıklamada Donald Trump'ın zaferinde Barron'ın "büyük rol" oynadığını savundu. 

Eric Trump'ın eşi Lara da, Barron'ın rolüne dikkat çekenler arasında. Yengesi, Trump kardeşlerin en küçüğünün "ciddi bir övgüyü" hak ettiğini, zira seçimlerde "fark yarattığını" söylüyor:

Çok havalı. Onun için bir tanım yapmam gerekirse 'çok havalı' derim. Spot ışıklarından biraz uzak kaldı ama muhtemelen bunu bilerek yapıyor. Çok akıllı ve çok eğlenceli. Babasının oğlu, buna şüphe yok. Gerçekten muhteşem şeyler yapmayı sürdürecek. Her zaman ortaya bir fikir atıyor.

Seçimin üzerinden henüz birkaç gün geçmişken dünyanın önde gelen ekonomi gazetelerinden Wall Street Journal, "Barron Trump, babasının erküreyle (manosphere) bağlantısını nasıl sağladı?" başlığıyla 18 yaşındaki gencin zaferdeki payını vurguladı. 

Cumhuriyetçi Parti liderinin erkeklere odaklanan yayıncılar, bloggerlar, sosyal medya fenomenleri ve internet sitelerinde yankı bulması için Barron Trump'ın bizzat çalıştığı bildiriliyor.

Donald Trump'ın ağustosta Adin Ross adlı internet fenomenine verdiği röportajla başlayan sürecin maskülenliği önemseyen çevrelerin desteğini artırdığı belirtilirken bağlantıları sağlayan kişinin Barron Trump olduğuna işaret ediliyor.

Trump da milyonlarca takipçisi olan 24 yaşındaki Ross'a "Tüm bildiğim şu ki, çocuğum bana 'Baba, bu röportajın ne kadar önemli olduğu konusunda hiçbir fikrin yok' dedi" diyerek oğlunun payına dikkat çekmişti.

Sunucu Joe Rogan ve psikolog Jordan Peterson gibi idollere sahip bu topluluğun çoğu, Trump'ın yönetimine alacağı Elon Musk, Robert F. Kennedy, Jr. ve JD Vance gibi kişileri de seviyor. Sosyal medya fenomenleri Jake ve Logan Paul, Romanya'da yargılanan kickboksçu Andrew Tate ve UFC Başkanı Dana White gibi isimler de aynı çevrelerde çok konuşuluyor. 

Bo Loudon, en iyi arkadaşı Barron'ın çizilmesine yardımcı olduğu yolu şöyle anlatıyor:

Strateji, göz ardı edilen bir kitleye ulaşmak. Onun da kesinlikle bir rolü var. O benim yaş grubumda, bu dönemde kimin popüler olduğunu biliyor.

vhrtyj
O, Donald Trump'ın beşinci, Melania'nın ise ilk ve tek çocuğu (AP)

Donald Trump'ın Joe Rogan'a verdiği röportaj 50 milyon, komedyen Theo Von'la çektiği videoysa 15 milyon izlenmeyi geçti.

2020'de 18-28 yaş erkek seçmenlerin yüzde 41'i Trump'ı desteklerken bu oran 2024'te yüzde 56'ya çıktı. 

Barron'ın da tavsiyesiyle verilen bu röportajların seçim sonucunda önemli rol oynadığı tahmin ediliyor. 

"Gerçek bir sürprizdi"

22 Ocak 2005'te evlenen Melania ve Donald Trump çifti, kısa bir süre sonra çocuk sahibi olacağını öğrendi. 20 Mart 2006'da kucaklarına aldıkları çocuğa Barron William adını verdiler.

Barron'ı beklerken verdikleri röportaj sırasında 35 yaşında olan Melania, eşine müjdeyi duyurduğu ağustos gününü şöyle anlatmıştı:

Eve geldi ve ona baba olacağını söyledim. Önce durumu anlamaya çalıştı. Gerçek bir sürprizdi. Sonrasındaysa çok mutlu oldu.

scdvf
Melania, 8 saat süren doğumun ardından yaklaşık 4 kiloluk Barron'ı kucağına aldıktan sonra "çok çok kolay" bir süreç yaşadığını ifade etti (AFP)

O dönem 59 yaşında olan Donald Trump ise "Çocuğumuz olmasını bekliyordum, yani tam olarak şaşırdım sayılmaz. Ancak çok hızlı olması beni şaşırttı" demişti. 

Doğum sırasında Donald Trump doğumhaneye girmemeyi tercih ederken Melania için böylesinin daha rahat olacağını söyledi. 

Adı, zaman yolculuğu iddialarına yol açtı

Barron'ın adını babası seçmiş. Donald Trump, önceki erkek çocuklarına da koymayı tasarladığı bu isimden son anda vazgeçmeyi düşündüğünü ancak Melania'nın kendisini "Karnımdayken ona Barron diye seslendim. Şimdi bundan vazgeçemezsin" diyerek ikna ettiğini aktarmıştı. 

Bu adın komplo teorilerine çanak tutan bir tarafı da var. Amerikalı yazar ve avukat Ingersoll Lockwood'un imzasını taşıyan, 1889 ve 1893 tarihli iki kitabın baş karakteri Baron Trump. 

Önceden pek de bilinmeyen bu eserler, 2017'de Trump'ın başkan olmasıyla birlikte gün yüzüne çıktı. 

Köpeğiyle bilinmeyen yerlerde dolaşıp sıradışı yaratıklarla karşılaşan Baron'un gerçek Trump ailesi gibi Alman asıllı olması, onlar gibi kendi adını taşıyan bir yerde yaşaması (Trump Kalesi) ve babasını anımsatacak şekilde Don adını taşıyan ve New York'taki 5. Cadde'de yaşayan akıl hocasına işaret ediliyor. 

Donald Trump'ın MIT'de uzun yıllar hocalık yapan amcası John Trump ya da kitabın yazarının, Nikola Tesla'dan zaman yolculuğunu öğrendiği gibi inanması güç iddialar dahi var. 

xcdvfg
Barron Trump'ın 2017-2021'de resmi danışmanlık yapan Ivanka Trump ve eşi Jared Kushner gibi resmi bir rol alıp almayacağı henüz bilinmiyor (AFP)​​​​​​

"Bu Barron: Güçlü, zeki, sert, yırtıcı ve vahşi"

Barron Trump, İngilizce'nin yanı sıra Slovence de biliyor. Slovenya doğumlu annesi Melania, Barron'ın küçükken anneannesi Amalija Knavs'ı sık sık telefonla arayıp Slovence konuştuğunu anlatıyor. Ancak ABD'de hangi dili konuşması gerektiği konusunda da uyarıda bulunmuş:

Bence ne kadar çok dil konuşabiliyorsanız o kadar iyi ama Amerika'ya geldiyseniz İngilizce konuşursunuz.

Son seçimlerin ardından yeniden gündem olan 2007 tarihli bir videoda Donald Trump oğlunu "Bu Barron. Güçlü, zeki, sert, yırtıcı ve vahşi. Girişimci olmak için gereken tüm şeyler bunlar. En önemlisi umarım, zeki. Bu konuda asıl unsur zeki olması. Bol şans Barron. Önünde uzun bir yol var" diye tanıtıyor.

Bu tanıtımın ardından Barron'ın mikrofonu bırakmaması dikkat çekiyor. 

@dailymail Barron Trump as a baby in a resurfaced clip is sending fans into a frenzy. Donald Trump was making a speech to a crowd while holding his son at a ceremony where he was honored with a star on the Hollywood Walk of Fame. Trump, then a 60-year-old billionaire, bizarrely praised the 10-month-old as a 'vicious' and 'violent' future businessman. 🎥Getty Images #trump #barrontrump #donald #news #clip ♬ original sound - Daily Mail

Barron'ın 4 yaşındayken çekilmiş bir videosu daha gün yüzüne çıkarak iki yönüyle dikkat çekti. 

2010'da Larry King Live'a çıkan Trump çiftinden Melania, Barron için "Bir aksana sahip" diyen sunucuya gülerek "Evet, zamanının çoğunu benimle geçiriyor" yanıtını veriyor. 

Donald Trump da "Bence müthiş, ne yaparsa yapsın benim için sıkıntı yok" diyor.

Aynı videoda küçük çocuğun "Çantamı seviyorum. Artık okula gitmem lazım" ifadelerini kullanması da seçim sonrasında viral oldu. Louis Vuitton çantanın değerinin 10 bin dolar olması, Barron'ın içinde büyüdüğü zenginliğün boyutlarını adeta göze sokuyor.

Ağzında gümüş değil, altın kaşıkla doğdu

Podcast sunucusu Patrick Bet-David, Barron'ın kendi zenginliğinin boyutuyla alay ettiğini söylüyor. Ne doğrulanıp ne de yalanlanan bu hikayeye göre Barron Trump, Mar-a-Lago'da verdiği yemekte herkes yaşadığı zorlukları anlatırken bunu yapmış:

Bir binanın ta en üst katında, bir terasta doğdum. Hayat zordu. Kim gümüş kaşıkla yemek yer ki, benimki altındı.

Çocukluğunun çoğunu New York'taki Trump Tower'ın en üst katlarındaki lüks evlerinde geçiren Barron, Manhattan'ın prestijli özel okullarında okudu.

Columbia Gramer ve Hazırlık Okulu'nda 5. sınıftayken düzenlenen okul gezisinde yaklaşık 80 öğrenciyle birlikte Donald Trump yönetimindeki Beyaz Saray'ı ziyaret ettiler. 

Ocak 2017'de babası Beyaz Saray'a taşındığında, annesi Melania'yla birlikte orada bir süre daha kalıp dönemi bitirmeyi beklediler. 

Yazın Barron'ın kaydının Maryland'deki St. Andrew’s Episcopal School'a alınmasıyla birlikte Donald Trump'ın yanına geçtiler. 

Çocuklarını Quakerlerın okulu Sidwell Friends'e gönderen Obama, Bush ve Clintonlardan sonra Trump'ın farklı bir inanç çevresinin okulunu tercih etmesi dikkat çekti.  

scdvfg
Barron; Ivana Trump'tan olan Donald Trump Jr. (46), Ivanka Trump (43), Eric Trump (40) ve Marla Maples'tan olan 31 yaşındaki Tiffany Trump'la kardeş (AFP)

Küçücükken "Otistik mi?" sorularına muhatap oldu

Donald'ın diğer eşlerinden olan çocukları Ivanka, Donald Trump Jr., Eric ve Tiffany daha fazla kamuoyunda görülürken Barron'ın mahremiyeti sıkı bir şekilde korundu. 

ABD Başkanı, oğlunun New York'taki hayatını bırakıp Beyaz Saray'a taşınmaktan çekindiğini şu sözlerle anlatmıştı:

New York'ta çok iyi bir okulda ve pek çok arkadaşı var. Ona eğer bu gerçekleşirse babasının insanlara ve onun gibi çocuklara yardım edeceğini ve bunun onu mutlu edeceğini söyledim. O, 9 yaşındaki küçük bir oğlan. Güçlü, zeki ve anlıyor. Durumu görüyor.

Gerçekten de babasının Beyaz Saray'da olması, Barron'ı da etkiledi. Trump'a pek de sıcak bakmayan Bush ve Clinton ailelerinin çocukları onu savundu. 

Bill-Hillary Clinton çiftinin kızı Chelsea ve George W.-Laura Bush çiftinin kızı Jenna Bush Hager "Barron Trump'ı rahat bırakın" mesajı yayımladı. 

Rosie O'Donnell'ın bir videoya yaptığı "Barron Trump Otistik Mi?" yorumu, Melania Trump'ı derinden etkilemiş ki bu sene yayımladığı biyografide ünlü komedyene tepki gösterdi. 

O dönem 10 yaşında olan çocuğunun bu tarz laflar yüzünden gerçek hayatta da zorbalıkla karşılaştığına dikkat çeken Melania, şu ifadeleri kullanıyor:

Otizmle ilgili utanacak hiçbir şey olmasa da Barron otistik değil. Sırf eşimi sevmiyor diye çocuğuma saldırdığını hissettim. 

Donald Trump'ın sonradan özür dileyen Rosie O'Donnell'a tepkisiyse daha sert olmuştu. 2016 seçimlerindeki rakibi Hillary Clinton "Kadınlara niye 'şişko domuz' ve 'iğrenç hayvan' gibi hitaplarla sesleniyorsun?" diye sorduğunda Cumhuriyetçilerin adayı "Yalnızca Rosie O'Donnell'a öyle diyorum" yanıtını vermişti. 

cdvfgbh
Lise döneminde yıllıkta ya da sosyal medya paylaşımlarında Barron'ın görünmemesine özen gösterilmiş (AFP)

Trump daha Beyaz Saray'dan ayrılmadan Barron, Florida'daki meşhur malikaneleri Mar-a Lago'ya yakın Oxbridge Academy'ye geçti. 

Bu lisedeki arkadaşları, Jack adıyla okula kaydolan gencin sınıf kapısının önünde Gizli Servis ajanlarının beklediğini ve Barron tuvalete giderken bile ona eşlik edildiğini bildirdiler.

Çoğunluğu Cumhuriyetçi ailelerin çocuklarının oluşturduğu okulda Trump'ın oğlu başta merakla karşılansa da zamanla durum normal görülmeye başlanmış. 

Clash of Clans ve futbol seven eğlenceli, çekici ve düzgün bir öğrenci gibi anlatılan Barron'ın spor etkinlikleri, partiler ya da yemeklere katılmaması dikkat çekmiş. Arkadaşlarıyla kantinde vakit geçirirken hiçbir şey yememesi de… 

xs
Sosyal medyada yayılan iddiaların aksine; yasadışı yollarla göçenlerin, ABD topraklarında doğurduğu çocukların vatandaşlık haklarını iptal etme planı, Barron Trump'ı etkilemiyor (AFP)

Donald Trump: Onunla fotoğraf çektirmek istemiyorum  

Mar-a-Lago'ya Melania'nın ebeveynleri Viktor ve Amalija Knavs da taşınırken Barron'ın yetiştirilmesinde önemli rol oynadılar. 

1.93'lük Abraham Lincoln ve 1.92'lik Lyndon B. Johnson'ın ardından 1.90'la en uzun boylu üçüncü ABD Başkanı olan Donald Trump, oğlunun kendisine 16 santimetre fark atmasını da Ocak 2024'te ölen kayınvalidesine bağlıyor:

Sadece onun yemeğini yiyerek bu kadar uzadı. Ona basketbolcu olacaksın dedim. O da 'Ben futbolu seviyorum baba' dedi. Ben de 'Senin boyunda basketbol daha iyi olur' desem de onları her şeye ikna edemiyorsunuz.

Trump, Mike Tyson'la dövüşerek dikkat çeken Jake Paul'ün kendisi gibi sosyal medya yıldızı olan abisi Logan Paul'e haziranda verdiği röportajda da 2.06'lık oğlunun boyuna takıldı:

O büyük bir çocuk. Ona basketbol oynatamadım. Ona 'Barron, seninle fotoğraf çektirmek istemiyorum' diyorum.

Mayıs 2024'te liseden mezun olan Barron, New York Üniversitesi'ne (NYU) kaydoldu.

Cumhuriyetçi Parti Kurultayı'nda Florida delegesi olması teklif edilse de annesi, oğlu adına açıklama yaparak bunun kabul görmediğini bildirdi. Barron'ın "önceden yaptığı programlar" gerekçe gösterildi.

Temmuzdaki ilk seçim mitingi sırasında babasının yanında yer aldı. Trump, en küçük oğlunu seyircilere alkışlatarak şu ifadeleri kullandı:

Bir hayli popülersin, Don ve Eric'ten de popüler olabilir. Barron burada olman çok güzel. Güzel ve rahat bir hayatı oldu. Artık işler biraz değişti.

Başkanlık kampanyası sırasında çok göz önünde olmasa da oynadığı kritik rol seçim zaferi sonrasında herkes tarafından dillendirilmeye başladı. 

İlk kez oy kullandı, babası için!
 

People'a konuşan kaynaklar, annesinin oğlunu niçin çok yakınında tuttuğunu şöyle anlatıyor:

Melania'nın asıl işi Barron'a bakmak. Barron utangaç ve ketum. Yıllar boyunca ona iyi annelik yaptı. Melania, Barron'ın geleceği üzerinde karar sahibi olmayı sürdürecek. Onu dünyalara değişmez. Onunla gurur duyuyor ve Barron'la geleceği hakkındaki asli karar verici de Melania.

Melania oğlunu babasına benzetiyor:

O çok iradeli, çok özel, çok zeki bir çocuk. Bağımsız ve dik kafalı, tam olarak ne istediğini biliyor. Bazen ona küçük Donald diyorum. Görünüş olarak ikimizin karışımı ama kişiliği nedeniyle ona küçük Donald diyorum.

Donald Trump, zeka konusunda eşine katılsa da seçime haftalar kala verdiği bir röportajda küçük oğlunun aşk hayatını gözler önüne sererek onu utandırmış olabilir:

O çok akıllı, çok iyi bir öğrenci. Çok da iyi bir adam. Ancak henüz bir kız arkadaşı oldu mu, sanmıyorum. Yalnız kalmayı dert etmeyen ama insanlarla da geçinebilen biri.

Barron Trump artık New York'taki Trump Tower'daki eve geri döndü. Melania buna oğlunun karar verdiğini söylüyor. NYU'daki kütüphanenin dışında Gizli Servis ajanlarıyla birlikte görülen Barron bundan sonra spot ışıklarından kaçacak mı, zaman gösterecek.

Kaynaklar: Daily Mail, Hello, Huffington Post, Newsweek, People, Politico, Sky News, Snopes, USA Today, Wall Street Journal



Trump'ın İran'a saldırı kararını altı faktör belirleyecek

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
TT

Trump'ın İran'a saldırı kararını altı faktör belirleyecek

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)

Brian Katulis

Başkan Donald Trump'ın önümüzdeki haftalarda İran konusunda ne karar vereceğini tahmin etmek zor ve hatta kendisi bile pozisyonunu henüz kesinleştirmemiş olabilir. Hem rakiplerini hem de müttefiklerini kasıtlı olarak diken üstünde tutan bir başkan için dış politikasının bugüne kadarki sonucu muğlaklık oldu. Göreve geri döndüğü ilk yılda uluslararası sahnede bazı kazanımlar elde etti, ancak aynı zamanda açık gerilemeler de yaşadı. Ukrayna'daki savaştan küresel ticaret savaşına kadar, genel yaklaşımının başarısını değerlendirmek için henüz çok erken.

Trump'ın İran ile mücadelesi bu bağlamda değerlendirilebilir. Tam teşekküllü bir savaşa girme olasılığı veya “baş kesme”yi hedefleyen taktiksel bir saldırıyla yetinme olasılığı değerlendirmelere ve spekülasyonlara tabi. Ancak, Trump'ın birkaç hafta önce İranlı protestoculara “kurumlarınızı ele geçirin” çağrısında bulunup “yardım yolda” sözü vererek yaptığı tehditlerden geri adım atıyor gibi görünmesine rağmen, Washington bazı adımlar atmaya hazır görünüyor.

dfvgthy
Arap bölgesine varmadan önce Hint Okyanusu'nda seyreden USS Abraham Lincoln uçak gemisinde bir ABD askeri bakım çalışması yapıyor, 26 Ocak 2026 (CENTCOM)

O zamandan beri Trump, İran meselesini ele alırken seçeneklerini genişletti. Diplomasiye kapıyı açık tutarken, aynı zamanda USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden savaş gemileri de dahil olmak üzere Ortadoğu'ya askeri takviye gönderdi. Trump, askeri danışmanlarından “kesin ve kati seçenekleri” incelemelerini isterken, Ortadoğu’daki baş temsilcisi Steve Witkoff ise bu ayın başlarında İsviçre'deki Davos Forumu'nda ABD'nin Tahran ile diplomatik bir yol arayışında olmaya devam ettiğini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Trump'ın İran'a yönelik izleyeceği yolu belirleyebilecek veya etkileyebilecek temel faktörler aşağıda verilmektedir.

Birincisi: Bölgedeki ABD askeri yığınağı

Trump'ın Ortadoğu'ya daha fazla askeri güç konuşlandırması, yönetiminin bölgedeki ABD kaynaklarını ve taahhütlerini azaltmayı, Batı Yarımküre'ye odaklanmayı öngören “Ulusal Güvenlik Stratejisi” ve “Ulusal Savunma Stratejisi” belgelerini yayınlamasıyla eş zamanlı olarak geliyor. Bu durum, İran'a karşı bir saldırının yakın olduğu tahminlerini destekliyor.

İsrail, ABD'nin İran'a saldırması için baskı yaparken, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere birçok Körfez Arap devleti, Tahran ile gerilimi azaltmaya dayalı farklı bir yaklaşım izliyor

Bu ay Ortadoğu'ya ilave güç sevk edilmesi, sadece bir pazarlık kozu olabilir veya ABD özel kuvvetlerinin bu ayın başlarında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasına benzer şekilde, yakın bir askeri harekatın göstergesi olabilir. Ancak, ABD bir saldırı başlatırsa, Irak ve Afganistan'da olduğu gibi yeniden uzun süreli bir kara harekatı beklenmemelidir.

Bölge genelinde, İsrail, Suriye, Irak ve bazı Körfez ülkeleri gibi çeşitli ülkelerde konuşlandırılmış ABD personelinin ve askeri yeteneklerinin savunmasızlığı göz önüne alındığında, olası bir saldırının kapsamının sınırlı kalması muhtemel. Buna karşılık İran, geçen yıl yaşanan 12 günlük savaş sırasında saldırıları büyük ölçüde İsrail ile sınırlı kalırken, bu kez sert bir misilleme sözü verdi.

İkinci faktör: ABD'nin İran ile diplomatik kanalları

Amerikalı müzakereciler, geçen bahar Umman'ın ev sahipliğinde Maskat ve Roma'da düzenlenen birkaç tur görüşmede İranlı yetkililerle doğrudan bir araya gelerek, 12 günlük savaşın başlamasından önce ana anlaşmazlık noktası haline gelen İran'ın nükleer programını görüşmüşlerdi. Ancak İsrail, bu müzakerelerin ortasında İran'a bir saldırı düzenleyerek Tahran'ın ABD'nin diplomatik süreç konusundaki ciddiyetine olan güvensizliğini derinleştirdi.

sdfryj
ABD Başkanı Donald Trump, başkent Washington'daki Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu kabul ediyor, 29 Eylül 2025 (AFP)

Diplomatik kanalların bu kez aktif olup olmadığı belirsizliğini koruyor, ancak iletişim olduğuna dair herhangi bir açık göstergenin yokluğu endişe verici. Diplomasi ancak bir devlet sadece konuşmakla yetinmeyip, ciddi bir şekilde kendisini yürüttüğünde başarılı olur.

Üçüncü faktör: ABD'nin bölgesel müttefikleri

İsrail, ABD'nin İran'a saldırması için baskı yaparken, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere birçok Körfez Arap devleti, Tahran ile gerilimi azaltmaya dayalı farklı bir yaklaşım izliyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de bu hafta, herhangi bir tarafın İran'a saldırı düzenlemek için hava sahasını kullanmasına karşı olduğunu açıkladı. Körfez müttefiklerinden gelen baskı, Trump'ın olası bir saldırının kapsamını daraltmasına ve hatta tamamen vazgeçmesine katkıda bulunabilir.

İkinci döneminin birinci yılında Trump'ın popülaritesi keskin bir düşüş yaşıyor. Göçmenlik Dairesi’nin düzenlediği baskınlara ilişkin olumsuz medya haberlerinden veya Epstein dosyalarının daha fazla ifşa edilmesi durumunda yapılacak olumsuz haberlerden dikkatleri uzaklaştırmak için İran'ı hedef alma eğiliminde olabilir

Dördüncü faktör: İran halkı

İranlıların rejimlerine karşı durma cesaretini göstermelerine rağmen, Trump'ın “yardım yolda” dedikten sonra geri adım atması, özellikle yaşadıkları acımasız baskı göz önüne alındığında, birçok kişinin sokaklara geri dönme coşkusunu azaltabilir.

gthyrth
İran'da bir binaya çizilmiş Amerikan karşıtı bir duvar resmi, Tahran, 24 Ocak 2026 (Reuters)

Buna ek olarak, ABD'nin Venezuela'da izlediği yol, İranlıların korkularını güçlendirebilir. Zira orada Maduro gözaltına alınırken, Chavez rejiminin yapısına dokunulmadı, bu da Trump'ın İran halkının pahasına Tahran ile bir anlaşma yapması gibi benzer bir senaryo hakkındaki endişeleri artırıyor.

Beşinci faktör: İran rejimi

Tahran'ın Trump'ın baskı ve tehditleri ile olası diplomatik girişimlere vereceği yanıt, bir sonraki aşama hakkında çok şey ortaya koyacaktır. Gözlemciler, rejim içindeki ve özellikle de güvenlik aygıtının başındakiler arasındaki bölünmelere ve çatlaklara dair herhangi bir işareti yakından takip edeceklerdir.

Altıncı faktör: Amerikan kamuoyu

İkinci döneminin birinci yılında Trump'ın popülaritesi keskin bir düşüş yaşıyor. Eğer İran'a bir saldırı düzenlemenin, Maduro'nun tutuklanmasının ardından destek oranlarında görülen ani yükselişe benzer şekilde, kendisine iç kamuoyunda bir yükseliş sağlayacağına inanıyorsa, bu, seçeceği eylem biçimini etkileyebilir. Ayrıca, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) düzenlediği baskınlara ilişkin olumsuz medya haberlerinden veya Epstein dosyalarının daha fazla ifşa edilmesi durumunda yapılacak olumsuz haberlerden dikkatleri uzaklaştırmak için İran'ı hedef alma eğiliminde olabilir.

Sonuç olarak, Trump, kendisini dizginleyebilecek tek gücün kendi ahlakı olduğunu açıkça ifade etti. Bundan sonra ne olacağı henüz belirsizliğini koruyor, ancak göstergeler İran'a yönelik bir saldırının yakın olabileceğini gösteriyor.


Tahran, diplomasiyi baskının durdurulmasına ve bölgesel gerilimin kontrol altına alınmasına bağlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
TT

Tahran, diplomasiyi baskının durdurulmasına ve bölgesel gerilimin kontrol altına alınmasına bağlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın Washington ile müzakere talebinde bulunmadığını, ancak ‘tehditlerin durması’ şartıyla diplomasinin yeniden canlandırılmasına kapıyı açık bıraktığını söyledi. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’daki protestoların bastırılmasına karşı askeri müdahalenin bir seçenek olmaya devam ettiğini dile getirmesinin ardından geldi.

Bölgede gerilimi kontrol altına alma amacıyla diplomatik temaslar sürüyor. Bölgedeki etkili başkentleri kapsayan bir dizi görüşme yoluyla arabuluculuk kanallarının devreye sokulması ve Tahran ile Washington arasında siyasi diyaloğun yeniden başlatılması hedefleniyor. Bu çabalar, bölgesel tansiyonun arttığı son dönemde yoğunlaştı.

Bu çerçevede, ABD Donanması’na bağlı bir taarruz gücü dün Ortadoğu’da konuşlandırıldı. İran ise herhangi bir saldırıya karşılık vereceğini yineledi. Trump, Washington’un İran’a doğru ‘büyük bir savaş filosu’ gönderdiğini belirtirken, bunu kullanmak zorunda kalmamayı umduğunu ifade etti. Trump ayrıca, Tahran’ın hâlâ diyalog arayışında olduğunu savundu ve göstericilerin öldürülmesi ya da nükleer programın yeniden başlatılması konusunda uyarılarını yineledi.

dfrt
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın bahçesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunuyor. (EPA)

Tahran yönetimi, hükümet karşıtı protestoları sert biçimde bastırdı. Olaylarda binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve on binlerce kişinin gözaltına alındığı bildirildi. İranlı yetkililer, yaşananlardan ABD ve İsrail’le bağlantılı olduklarını öne sürdükleri ‘silahlı teröristler ve kışkırtıcıları’ sorumlu tutarken, insan hakları örgütleri protestoları 1979 İslam Devrimi’nden bu yana görülen en büyük gösteriler olarak nitelendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarına yanıt veren Arakçi, bugün düzenlenen kabine toplantısı kapsamında gazetecilere yaptığı açıklamada, son günlerde ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile herhangi bir temasın gerçekleşmediğini söyledi. Arakçi, İran’ın müzakere talebinde bulunmadığını vurgulayarak, “Arabuluculuk yürüten bazı ülkeler var ve onlarla temas halindeyiz” dedi.

Arakçi, tehdit ortamında müzakerenin mümkün olmadığını belirterek, “Müzakerenin kendine özgü ilkeleri vardır; eşitlik temelinde ve karşılıklı saygı çerçevesinde yürütülmelidir. Eğer müzakerelerin sonuç vermesini istiyorlarsa, tehditlere ve aşırı taleplere son vermeleri gerekir” ifadelerini kullandı.

Arakçi’nin açıklamaları, bölgesel diplomatik temasların hız kazandığı bir döneme denk geldi. Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin hem Witkoff hem de Arakçi ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşmelerde, ‘diplomatik sürece bağlı kalınmasının önemi ve Washington ile Tahran arasında diyaloğun yeniden başlatılması için uygun koşulların hazırlanması’ üzerinde durulduğu belirtildi.

rgty
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, kabine toplantısı sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Doha yönetimi de Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin, Abbas Arakçi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşmede ikili ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alınırken, ‘bölgesel istikrarın korunması ve gerilimin düşürülmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesinin gerekliliği’ vurgulandı.

Aynı çerçevede Katar Başbakanı, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ile de telefon görüşmesi yaptı. Tahran’daki Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nden yapılan açıklamaya göre görüşmede, ‘mevcut aşamadaki son gelişmeler ve diplomatik çözümlerin ilerletilmesine yönelik yollar’ ele alındı.

Ankara’da ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün yaptığı açıklamada, ABD’ye İran ile yaşanan ihtilaflı konuları kapsamlı bir anlaşma yerine ‘tek tek’ çözme çağrısında bulundu. Fidan, Tahran’ın nükleer programı konusunda görüşmelere açık olduğunu da ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Fidan, basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin İran’a yönelik herhangi bir yabancı müdahaleye ya da saldırıya karşı olduğunu belirterek, bunun “savaşı yeniden başlatmak anlamına geleceğini ve yanlış olacağını” söyledi.

Fidan, “Amerikalı dostlarıma her zaman tavsiyem, İranlılarla meseleleri birer birer çözmeleridir. Nükleer dosyayla başlayın ve kapatın, ardından diğer başlığa geçin” dedi. Tüm konuların tek bir paket halinde sunulmasının, İran açısından süreci zorlaştıracağını ve zaman zaman aşağılayıcı algılanabileceğini belirten Fidan, bunun yalnızca kamuoyuna değil, İran liderliğine de anlatılmasının güç olacağını vurguladı.

Geçtiğimiz haziran ayında ABD, Gazze savaşı nedeniyle İsrail ile bölgede artan gerilim ortamında İran’ın nükleer tesislerini vurmuştu. İran’ın barışçıl amaçlarla yürüttüğünü savunduğu nükleer programına ilişkin müzakerelerde ise kayda değer bir ilerleme sağlanamadı.

NATO üyesi ve İran’ın komşusu olan Türkiye, ABD ve İranlı yetkililerle temaslarını sürdürdüğünü belirterek, Tahran’a iç sorunlarını kendi başına çözmesi için fırsat tanınması gerektiğini ifade etti. Ankara ayrıca, bölgede yaşanacak herhangi bir istikrarsızlığın mevcut koşullarda bölgenin taşıyabileceği sınırları aşacağı uyarısında bulundu. Fidan, İsrail’in İran’a yönelik saldırı arayışını sürdürdüğünü de dile getirdi.


Şera, Suriye'deki Rus güçlerinin geleceğini görüşmek üzere Putin ile bir araya geliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
TT

Şera, Suriye'deki Rus güçlerinin geleceğini görüşmek üzere Putin ile bir araya geliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)

Kremlin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın, bugün Moskova’da yapacakları görüşmede Suriye’deki Rus askeri varlığını ele alacaklarını açıkladı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, iki liderin ayrıca, ekonomik iş birliği ile Ortadoğu’daki durumu da görüşeceğini söyledi.

Peskov, Reuters’ın Beşşar Esed’in geleceğine ilişkin sorusuna, “Bu konu hakkında yorum yapmayacağız” yanıtını verdi.

Kremlin, Putin’in Şera ile ekonomik iş birliği ve bölgesel gelişmeleri masaya yatıracağını bildirdi.

Rus basını dün, Kremlin kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, Putin ile Şera’nın ‘ikili ilişkilerin farklı alanlardaki durumu ve geleceği ile Ortadoğu’daki gelişmeleri’ ele alacaklarını bildirmişti.

Geçtiğimiz ekim ayında gerçekleştirilen ilk görüşmede iki lider uzlaşıcı bir dil kullanmıştı. Söz konusu ziyaret, Şera’nın Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelmesinden sonra Moskova’ya yaptığı ilk ziyaret olmuştu. Rusya, Esed yönetiminin en güçlü destekçileri arasında yer alıyordu.

Beşşar Esed, eşi Esma Esed ve kendisine yakın bazı yetkililerle birlikte, iktidarının 8 Aralık 2024’te sona ermesinin ardından Moskova’ya kaçmıştı. Şam’daki yeni yönetim, söz konusu isimlerin yargılanmak üzere iadesini talep ediyor.

Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump dün Şera’yı övdü. Trump, Şera ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından gazetecilere verdiği demeçte, “Kendisine büyük saygı duyuyorum… İşler çok iyi gidiyor” ifadelerini kullandı.

Esed’in devrilmesinin ardından Ortadoğu’daki nüfuzu zayıflayan Putin, bölgede Rus askeri varlığını korumayı hedefliyor. Moskova, yeni yönetim döneminde Tartus’taki deniz üssü ile Hmeymim’deki hava üssünün geleceğini güvence altına almaya çalışıyor. Bu iki üs, Rusya’nın eski Sovyet coğrafyası dışında sahip olduğu tek askeri tesis olma özelliğini taşıyor. Öte yandan Rusya, 2019’dan bu yana kuzeydoğu Suriye’de Kürt güçlerinin nüfuz alanlarında askeri üs olarak kullandığı Kamışlı Havalimanı’ndan askeri teçhizat ve birliklerini ise dün çekti.

Rusya, Esed’in en önemli müttefiklerinden biri olmuş ve 2015’te çatışmaların başlamasının ardından askeri müdahalede bulunmuştu. Bu müdahale, sahadaki dengelerin rejim güçleri lehine değişmesinde belirleyici rol oynadı. Ancak Esed’in devrilmesi, Rusya’nın bölgedeki etkisine ağır bir darbe niteliği taşıdı ve Ukrayna savaşı sürerken Moskova’nın askeri kapasitesinin sınırlarını da ortaya koydu.

Buna karşılık, Esed’in düşüşünü memnuniyetle karşılayan Washington, Şera ile ilişkilerini güçlendirdi. ABD, 2014’ten bu yana Suriye ve komşu Irak’ta aşırılık yanlısı gruplara karşı uluslararası bir koalisyona liderlik ediyor.

Öte yandan Fransa, Birleşik Krallık, Almanya ve ABD, dün yayımladıkları ortak bildiride, ateşkesin sağlanmasının ardından Suriye ordusu ile Kürt savaşçıları, binlerce militanı ve aile fertleri kuzeydoğu Suriye’deki cezaevleri ve kamplarda tutulan DEAŞ’ın güvenlik boşluğundan yararlanmasını önlemek amacıyla ‘her türlü güvenlik boşluğundan kaçınmaya’ çağırdı.