Barron Trump'ın yükselişi: ABD yeni liderini mi yetiştiriyor?

Neredeyse 150 yıl önce yazılan kitaplar, zaman yolculuğu iddialarına neden oldu

Barron'ın yaşı itibarıyla daha da uzaması mümkün (AFP)
Barron'ın yaşı itibarıyla daha da uzaması mümkün (AFP)
TT

Barron Trump'ın yükselişi: ABD yeni liderini mi yetiştiriyor?

Barron'ın yaşı itibarıyla daha da uzaması mümkün (AFP)
Barron'ın yaşı itibarıyla daha da uzaması mümkün (AFP)

5 Ekim'de düzenlenen ABD seçimleri, yeni bir figürü dünya kamuoyuna sundu. Kutlamalar sırasında perde arkasından gün yüzüne çıkan genç adam, boyuyla babasını bile gölgede bıraktı.

Donald Trump'ın en küçük oğlu Barron, bir anda en çok merak edilen kişilerden biri oldu. 

ABD dışındaki siyaset yorumcuları da "Barron, 2044'te başkanlığa aday olacak mı?" gibi sorular sormaya başladı. 

Brexit'in mimarlarından olan Britanyalı siyasetçi Nigel Farage, X (Twitter) hesabında yaptığı açıklamada Donald Trump'ın zaferinde Barron'ın "büyük rol" oynadığını savundu. 

Eric Trump'ın eşi Lara da, Barron'ın rolüne dikkat çekenler arasında. Yengesi, Trump kardeşlerin en küçüğünün "ciddi bir övgüyü" hak ettiğini, zira seçimlerde "fark yarattığını" söylüyor:

Çok havalı. Onun için bir tanım yapmam gerekirse 'çok havalı' derim. Spot ışıklarından biraz uzak kaldı ama muhtemelen bunu bilerek yapıyor. Çok akıllı ve çok eğlenceli. Babasının oğlu, buna şüphe yok. Gerçekten muhteşem şeyler yapmayı sürdürecek. Her zaman ortaya bir fikir atıyor.

Seçimin üzerinden henüz birkaç gün geçmişken dünyanın önde gelen ekonomi gazetelerinden Wall Street Journal, "Barron Trump, babasının erküreyle (manosphere) bağlantısını nasıl sağladı?" başlığıyla 18 yaşındaki gencin zaferdeki payını vurguladı. 

Cumhuriyetçi Parti liderinin erkeklere odaklanan yayıncılar, bloggerlar, sosyal medya fenomenleri ve internet sitelerinde yankı bulması için Barron Trump'ın bizzat çalıştığı bildiriliyor.

Donald Trump'ın ağustosta Adin Ross adlı internet fenomenine verdiği röportajla başlayan sürecin maskülenliği önemseyen çevrelerin desteğini artırdığı belirtilirken bağlantıları sağlayan kişinin Barron Trump olduğuna işaret ediliyor.

Trump da milyonlarca takipçisi olan 24 yaşındaki Ross'a "Tüm bildiğim şu ki, çocuğum bana 'Baba, bu röportajın ne kadar önemli olduğu konusunda hiçbir fikrin yok' dedi" diyerek oğlunun payına dikkat çekmişti.

Sunucu Joe Rogan ve psikolog Jordan Peterson gibi idollere sahip bu topluluğun çoğu, Trump'ın yönetimine alacağı Elon Musk, Robert F. Kennedy, Jr. ve JD Vance gibi kişileri de seviyor. Sosyal medya fenomenleri Jake ve Logan Paul, Romanya'da yargılanan kickboksçu Andrew Tate ve UFC Başkanı Dana White gibi isimler de aynı çevrelerde çok konuşuluyor. 

Bo Loudon, en iyi arkadaşı Barron'ın çizilmesine yardımcı olduğu yolu şöyle anlatıyor:

Strateji, göz ardı edilen bir kitleye ulaşmak. Onun da kesinlikle bir rolü var. O benim yaş grubumda, bu dönemde kimin popüler olduğunu biliyor.

vhrtyj
O, Donald Trump'ın beşinci, Melania'nın ise ilk ve tek çocuğu (AP)

Donald Trump'ın Joe Rogan'a verdiği röportaj 50 milyon, komedyen Theo Von'la çektiği videoysa 15 milyon izlenmeyi geçti.

2020'de 18-28 yaş erkek seçmenlerin yüzde 41'i Trump'ı desteklerken bu oran 2024'te yüzde 56'ya çıktı. 

Barron'ın da tavsiyesiyle verilen bu röportajların seçim sonucunda önemli rol oynadığı tahmin ediliyor. 

"Gerçek bir sürprizdi"

22 Ocak 2005'te evlenen Melania ve Donald Trump çifti, kısa bir süre sonra çocuk sahibi olacağını öğrendi. 20 Mart 2006'da kucaklarına aldıkları çocuğa Barron William adını verdiler.

Barron'ı beklerken verdikleri röportaj sırasında 35 yaşında olan Melania, eşine müjdeyi duyurduğu ağustos gününü şöyle anlatmıştı:

Eve geldi ve ona baba olacağını söyledim. Önce durumu anlamaya çalıştı. Gerçek bir sürprizdi. Sonrasındaysa çok mutlu oldu.

scdvf
Melania, 8 saat süren doğumun ardından yaklaşık 4 kiloluk Barron'ı kucağına aldıktan sonra "çok çok kolay" bir süreç yaşadığını ifade etti (AFP)

O dönem 59 yaşında olan Donald Trump ise "Çocuğumuz olmasını bekliyordum, yani tam olarak şaşırdım sayılmaz. Ancak çok hızlı olması beni şaşırttı" demişti. 

Doğum sırasında Donald Trump doğumhaneye girmemeyi tercih ederken Melania için böylesinin daha rahat olacağını söyledi. 

Adı, zaman yolculuğu iddialarına yol açtı

Barron'ın adını babası seçmiş. Donald Trump, önceki erkek çocuklarına da koymayı tasarladığı bu isimden son anda vazgeçmeyi düşündüğünü ancak Melania'nın kendisini "Karnımdayken ona Barron diye seslendim. Şimdi bundan vazgeçemezsin" diyerek ikna ettiğini aktarmıştı. 

Bu adın komplo teorilerine çanak tutan bir tarafı da var. Amerikalı yazar ve avukat Ingersoll Lockwood'un imzasını taşıyan, 1889 ve 1893 tarihli iki kitabın baş karakteri Baron Trump. 

Önceden pek de bilinmeyen bu eserler, 2017'de Trump'ın başkan olmasıyla birlikte gün yüzüne çıktı. 

Köpeğiyle bilinmeyen yerlerde dolaşıp sıradışı yaratıklarla karşılaşan Baron'un gerçek Trump ailesi gibi Alman asıllı olması, onlar gibi kendi adını taşıyan bir yerde yaşaması (Trump Kalesi) ve babasını anımsatacak şekilde Don adını taşıyan ve New York'taki 5. Cadde'de yaşayan akıl hocasına işaret ediliyor. 

Donald Trump'ın MIT'de uzun yıllar hocalık yapan amcası John Trump ya da kitabın yazarının, Nikola Tesla'dan zaman yolculuğunu öğrendiği gibi inanması güç iddialar dahi var. 

xcdvfg
Barron Trump'ın 2017-2021'de resmi danışmanlık yapan Ivanka Trump ve eşi Jared Kushner gibi resmi bir rol alıp almayacağı henüz bilinmiyor (AFP)​​​​​​

"Bu Barron: Güçlü, zeki, sert, yırtıcı ve vahşi"

Barron Trump, İngilizce'nin yanı sıra Slovence de biliyor. Slovenya doğumlu annesi Melania, Barron'ın küçükken anneannesi Amalija Knavs'ı sık sık telefonla arayıp Slovence konuştuğunu anlatıyor. Ancak ABD'de hangi dili konuşması gerektiği konusunda da uyarıda bulunmuş:

Bence ne kadar çok dil konuşabiliyorsanız o kadar iyi ama Amerika'ya geldiyseniz İngilizce konuşursunuz.

Son seçimlerin ardından yeniden gündem olan 2007 tarihli bir videoda Donald Trump oğlunu "Bu Barron. Güçlü, zeki, sert, yırtıcı ve vahşi. Girişimci olmak için gereken tüm şeyler bunlar. En önemlisi umarım, zeki. Bu konuda asıl unsur zeki olması. Bol şans Barron. Önünde uzun bir yol var" diye tanıtıyor.

Bu tanıtımın ardından Barron'ın mikrofonu bırakmaması dikkat çekiyor. 

@dailymail Barron Trump as a baby in a resurfaced clip is sending fans into a frenzy. Donald Trump was making a speech to a crowd while holding his son at a ceremony where he was honored with a star on the Hollywood Walk of Fame. Trump, then a 60-year-old billionaire, bizarrely praised the 10-month-old as a 'vicious' and 'violent' future businessman. 🎥Getty Images #trump #barrontrump #donald #news #clip ♬ original sound - Daily Mail

Barron'ın 4 yaşındayken çekilmiş bir videosu daha gün yüzüne çıkarak iki yönüyle dikkat çekti. 

2010'da Larry King Live'a çıkan Trump çiftinden Melania, Barron için "Bir aksana sahip" diyen sunucuya gülerek "Evet, zamanının çoğunu benimle geçiriyor" yanıtını veriyor. 

Donald Trump da "Bence müthiş, ne yaparsa yapsın benim için sıkıntı yok" diyor.

Aynı videoda küçük çocuğun "Çantamı seviyorum. Artık okula gitmem lazım" ifadelerini kullanması da seçim sonrasında viral oldu. Louis Vuitton çantanın değerinin 10 bin dolar olması, Barron'ın içinde büyüdüğü zenginliğün boyutlarını adeta göze sokuyor.

Ağzında gümüş değil, altın kaşıkla doğdu

Podcast sunucusu Patrick Bet-David, Barron'ın kendi zenginliğinin boyutuyla alay ettiğini söylüyor. Ne doğrulanıp ne de yalanlanan bu hikayeye göre Barron Trump, Mar-a-Lago'da verdiği yemekte herkes yaşadığı zorlukları anlatırken bunu yapmış:

Bir binanın ta en üst katında, bir terasta doğdum. Hayat zordu. Kim gümüş kaşıkla yemek yer ki, benimki altındı.

Çocukluğunun çoğunu New York'taki Trump Tower'ın en üst katlarındaki lüks evlerinde geçiren Barron, Manhattan'ın prestijli özel okullarında okudu.

Columbia Gramer ve Hazırlık Okulu'nda 5. sınıftayken düzenlenen okul gezisinde yaklaşık 80 öğrenciyle birlikte Donald Trump yönetimindeki Beyaz Saray'ı ziyaret ettiler. 

Ocak 2017'de babası Beyaz Saray'a taşındığında, annesi Melania'yla birlikte orada bir süre daha kalıp dönemi bitirmeyi beklediler. 

Yazın Barron'ın kaydının Maryland'deki St. Andrew’s Episcopal School'a alınmasıyla birlikte Donald Trump'ın yanına geçtiler. 

Çocuklarını Quakerlerın okulu Sidwell Friends'e gönderen Obama, Bush ve Clintonlardan sonra Trump'ın farklı bir inanç çevresinin okulunu tercih etmesi dikkat çekti.  

scdvfg
Barron; Ivana Trump'tan olan Donald Trump Jr. (46), Ivanka Trump (43), Eric Trump (40) ve Marla Maples'tan olan 31 yaşındaki Tiffany Trump'la kardeş (AFP)

Küçücükken "Otistik mi?" sorularına muhatap oldu

Donald'ın diğer eşlerinden olan çocukları Ivanka, Donald Trump Jr., Eric ve Tiffany daha fazla kamuoyunda görülürken Barron'ın mahremiyeti sıkı bir şekilde korundu. 

ABD Başkanı, oğlunun New York'taki hayatını bırakıp Beyaz Saray'a taşınmaktan çekindiğini şu sözlerle anlatmıştı:

New York'ta çok iyi bir okulda ve pek çok arkadaşı var. Ona eğer bu gerçekleşirse babasının insanlara ve onun gibi çocuklara yardım edeceğini ve bunun onu mutlu edeceğini söyledim. O, 9 yaşındaki küçük bir oğlan. Güçlü, zeki ve anlıyor. Durumu görüyor.

Gerçekten de babasının Beyaz Saray'da olması, Barron'ı da etkiledi. Trump'a pek de sıcak bakmayan Bush ve Clinton ailelerinin çocukları onu savundu. 

Bill-Hillary Clinton çiftinin kızı Chelsea ve George W.-Laura Bush çiftinin kızı Jenna Bush Hager "Barron Trump'ı rahat bırakın" mesajı yayımladı. 

Rosie O'Donnell'ın bir videoya yaptığı "Barron Trump Otistik Mi?" yorumu, Melania Trump'ı derinden etkilemiş ki bu sene yayımladığı biyografide ünlü komedyene tepki gösterdi. 

O dönem 10 yaşında olan çocuğunun bu tarz laflar yüzünden gerçek hayatta da zorbalıkla karşılaştığına dikkat çeken Melania, şu ifadeleri kullanıyor:

Otizmle ilgili utanacak hiçbir şey olmasa da Barron otistik değil. Sırf eşimi sevmiyor diye çocuğuma saldırdığını hissettim. 

Donald Trump'ın sonradan özür dileyen Rosie O'Donnell'a tepkisiyse daha sert olmuştu. 2016 seçimlerindeki rakibi Hillary Clinton "Kadınlara niye 'şişko domuz' ve 'iğrenç hayvan' gibi hitaplarla sesleniyorsun?" diye sorduğunda Cumhuriyetçilerin adayı "Yalnızca Rosie O'Donnell'a öyle diyorum" yanıtını vermişti. 

cdvfgbh
Lise döneminde yıllıkta ya da sosyal medya paylaşımlarında Barron'ın görünmemesine özen gösterilmiş (AFP)

Trump daha Beyaz Saray'dan ayrılmadan Barron, Florida'daki meşhur malikaneleri Mar-a Lago'ya yakın Oxbridge Academy'ye geçti. 

Bu lisedeki arkadaşları, Jack adıyla okula kaydolan gencin sınıf kapısının önünde Gizli Servis ajanlarının beklediğini ve Barron tuvalete giderken bile ona eşlik edildiğini bildirdiler.

Çoğunluğu Cumhuriyetçi ailelerin çocuklarının oluşturduğu okulda Trump'ın oğlu başta merakla karşılansa da zamanla durum normal görülmeye başlanmış. 

Clash of Clans ve futbol seven eğlenceli, çekici ve düzgün bir öğrenci gibi anlatılan Barron'ın spor etkinlikleri, partiler ya da yemeklere katılmaması dikkat çekmiş. Arkadaşlarıyla kantinde vakit geçirirken hiçbir şey yememesi de… 

xs
Sosyal medyada yayılan iddiaların aksine; yasadışı yollarla göçenlerin, ABD topraklarında doğurduğu çocukların vatandaşlık haklarını iptal etme planı, Barron Trump'ı etkilemiyor (AFP)

Donald Trump: Onunla fotoğraf çektirmek istemiyorum  

Mar-a-Lago'ya Melania'nın ebeveynleri Viktor ve Amalija Knavs da taşınırken Barron'ın yetiştirilmesinde önemli rol oynadılar. 

1.93'lük Abraham Lincoln ve 1.92'lik Lyndon B. Johnson'ın ardından 1.90'la en uzun boylu üçüncü ABD Başkanı olan Donald Trump, oğlunun kendisine 16 santimetre fark atmasını da Ocak 2024'te ölen kayınvalidesine bağlıyor:

Sadece onun yemeğini yiyerek bu kadar uzadı. Ona basketbolcu olacaksın dedim. O da 'Ben futbolu seviyorum baba' dedi. Ben de 'Senin boyunda basketbol daha iyi olur' desem de onları her şeye ikna edemiyorsunuz.

Trump, Mike Tyson'la dövüşerek dikkat çeken Jake Paul'ün kendisi gibi sosyal medya yıldızı olan abisi Logan Paul'e haziranda verdiği röportajda da 2.06'lık oğlunun boyuna takıldı:

O büyük bir çocuk. Ona basketbol oynatamadım. Ona 'Barron, seninle fotoğraf çektirmek istemiyorum' diyorum.

Mayıs 2024'te liseden mezun olan Barron, New York Üniversitesi'ne (NYU) kaydoldu.

Cumhuriyetçi Parti Kurultayı'nda Florida delegesi olması teklif edilse de annesi, oğlu adına açıklama yaparak bunun kabul görmediğini bildirdi. Barron'ın "önceden yaptığı programlar" gerekçe gösterildi.

Temmuzdaki ilk seçim mitingi sırasında babasının yanında yer aldı. Trump, en küçük oğlunu seyircilere alkışlatarak şu ifadeleri kullandı:

Bir hayli popülersin, Don ve Eric'ten de popüler olabilir. Barron burada olman çok güzel. Güzel ve rahat bir hayatı oldu. Artık işler biraz değişti.

Başkanlık kampanyası sırasında çok göz önünde olmasa da oynadığı kritik rol seçim zaferi sonrasında herkes tarafından dillendirilmeye başladı. 

İlk kez oy kullandı, babası için!
 

People'a konuşan kaynaklar, annesinin oğlunu niçin çok yakınında tuttuğunu şöyle anlatıyor:

Melania'nın asıl işi Barron'a bakmak. Barron utangaç ve ketum. Yıllar boyunca ona iyi annelik yaptı. Melania, Barron'ın geleceği üzerinde karar sahibi olmayı sürdürecek. Onu dünyalara değişmez. Onunla gurur duyuyor ve Barron'la geleceği hakkındaki asli karar verici de Melania.

Melania oğlunu babasına benzetiyor:

O çok iradeli, çok özel, çok zeki bir çocuk. Bağımsız ve dik kafalı, tam olarak ne istediğini biliyor. Bazen ona küçük Donald diyorum. Görünüş olarak ikimizin karışımı ama kişiliği nedeniyle ona küçük Donald diyorum.

Donald Trump, zeka konusunda eşine katılsa da seçime haftalar kala verdiği bir röportajda küçük oğlunun aşk hayatını gözler önüne sererek onu utandırmış olabilir:

O çok akıllı, çok iyi bir öğrenci. Çok da iyi bir adam. Ancak henüz bir kız arkadaşı oldu mu, sanmıyorum. Yalnız kalmayı dert etmeyen ama insanlarla da geçinebilen biri.

Barron Trump artık New York'taki Trump Tower'daki eve geri döndü. Melania buna oğlunun karar verdiğini söylüyor. NYU'daki kütüphanenin dışında Gizli Servis ajanlarıyla birlikte görülen Barron bundan sonra spot ışıklarından kaçacak mı, zaman gösterecek.

Kaynaklar: Daily Mail, Hello, Huffington Post, Newsweek, People, Politico, Sky News, Snopes, USA Today, Wall Street Journal



İran ordusu ABD üslerini tehdit ediyor: Tüm senaryolar için planlar hazır

ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
TT

İran ordusu ABD üslerini tehdit ediyor: Tüm senaryolar için planlar hazır

ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)

İran’daki düzenli ordu, olası bir ABD saldırısına ‘derhal’ karşılık verileceği tehdidinde bulunarak savaşa hazır olduğunu duyurdu. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise dün yaptığı açıklamada, ordunun İran konusunda başkanın alacağı ‘her türlü kararı uygulamaya hazır olacağını’ söyledi.

İran Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, düşmanların yapacağı herhangi bir ‘yanlış hesaplamaya’ derhal karşılık verileceğini belirterek, silahlı kuvvetlerin son 12 gün savaşından ‘tereddüt etmenin ve düşmana zaman tanımanın artık bir seçenek olmadığı’ yönünde temel bir ders çıkardığını ifade etti.

Ekreminiya, İran’ın Ufuk televizyon kanalına yaptığı açıklamada, operasyonel planların önceden hazırlandığını ve ‘tüm olası senaryolara’ gecikmeksizin karşılık verilmesi yönünde talimatların verildiğini söyledi. Karşılık mekanizmasının netleştiğini ve devreye alındığını vurguladı.

Ekreminiya ayrıca, bölgeye yayılmış ABD üslerinin ‘yarı ağır silahlar, insansız hava araçları (İHA) ve füzeler’ kullanılarak ‘doğrudan hedef alma menzili içinde’ bulunduğunu belirterek, olası bir saldırının ‘sınırlı ya da kısa süreli olmayacağını’, aksine ‘Batı Asya’nın tamamını kapsayan geniş çaplı bir çatışmaya’ yol açabileceğini kaydetti.

ABD’nin olası bir saldırısının ‘Donald Trump’ın hayal ettiği şekilde’, yani hızlı bir operasyon yürütülüp saatler içinde sona erdiğinin ilan edilmesiyle gerçekleşmeyeceği uyarısında bulundu.

ABD uçak gemilerinin ‘dokunulmaz olmadığını’ söyleyen Ekreminiya, bu gemilerin hipersonik füzeler de dahil olmak üzere İran füzelerine karşı savunmasız olduğunu ifade etti ve ABD’nin deniz üstünlüğüne bel bağlamanın ‘misillemeye karşı bir güvence sağlamadığını’ dile getirdi.

Ekreminiya, ABD uçak gemilerinin ‘ciddi zayıf noktaları’ bulunduğunu, Körfez bölgesindeki çok sayıda ABD üssünün de ‘İran’ın orta menzilli füzelerinin erişim alanı içinde’ yer aldığını sözlerine ekledi.

Ekreminiya, ‘uluslararası ilişkilerde diplomatın rolü sona erdiğinde askerin rolünün başladığını’ vurgulayarak, karşı karşıya kalınan mücadelenin araçlarının ‘diplomasi, askerî güç ve yumuşak savaş’ unsurlarını birlikte içerdiğini söyledi. İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘ülkeyi savunmak ve caydırıcılığı güçlendirmek için en üst düzeyde hazırlık içinde olduğunu’ ifade etti.

İran’daki düzenli ordunun envanteri, paralel yapı olan Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) silahlarıyla kıyaslandığında eski kabul ediliyor. Buna rağmen, nükleer program nedeniyle Batı ile artan gerilimler ışığında, ordu birlikleri son dönemde bazı yeni silahları envanterine almaya başladı.

Ekreminiya’nın açıklamalarının ardından konuşan İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Bugün savaşa hazır olmamız gerekiyor… İran İslam Cumhuriyeti asla savaş başlatmaz, ancak kendisine dayatılırsa güçlü biçimde kendini savunur” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’ndan (ISNA) aktardığına göre Arif, İran’ın ABD ile müzakereye ‘hazır’ olduğunu, ancak ‘bu kez garantilere ihtiyaç duyulduğunu’ söyledi; ayrıntı vermedi.

Aynı bağlamda İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Emir Hatemi, herhangi bir işgal ya da saldırıya ‘ezici bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Devlet televizyonu ise Hatemi’nin talimatıyla yerli üretim ‘bin İHA’nın’ muharip birliklere dahil edildiğini bildirdi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki protestoların bastırılması gerekçesiyle yeni bir saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamadı. Washington’ın bölgede, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin öncülük ettiği bir deniz filosu başta olmak üzere ek askeri güç konuşlandırdığı belirtildi. Trump, nükleer dosyada askerî müdahaleden kaçınılması için Tahran’a tanınan sürenin ‘tükenmek üzere olduğu’ uyarısında bulundu.

Hegseth dün yaptığı açıklamada, ordunun İran konusunda başkanın alacağı ‘her türlü kararı uygulamaya hazır olacağını’ söyledi. Washington’ın Tahran’ın nükleer kapasite edinmesine ‘izin vermeyeceğini’ vurgulayan Hegseth, Trump’ın seçenekleri değerlendirdiğini, ancak henüz nihai bir karar vermediğini belirtti.

ABD’nin olası askerî müdahale ihtimali, halihazırda kırılgan olan Ortadoğu’da istikrarsızlığın daha da derinleşebileceği endişesiyle bölge ülkeleri, Birleşmiş Milletler (BM) ve önde gelen uluslararası başkentlerde kaygı yaratıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres dün, İran’la -özellikle nükleer dosya konusunda- diyalog çağrısı yaparak, aksi halde bölge için ‘yıkıcı sonuçlar’ doğurabilecek bir kriz yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Rusya Devlet Başkanlığı da İran dosyasıyla ilgili verimli müzakerelere ulaşma ihtimalinin ‘henüz tükenmediğini’ belirterek, tüm tarafları itidale ve güç kullanımından kaçınmaya davet etti. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise ‘bölgenin yeni bir savaşa ihtiyacı olmadığını’ vurguladı.


Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
TT

Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)

UNICEF'in Ortadoğu ve Kuzey Afrika şubesi dün yaptığı açıklamada, Sudan'ın dünyadaki en büyük iç göç dalgasına sahne olduğunu ve 18 eyalette yaklaşık 9,5 milyon insanın yerinden edildiğini belirtti.

Örgüt açıklamasında, yaklaşık üç yıl önce başlayan ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmanın yol açtığı savaş, salgın hastalıklar ve kıtlık nedeniyle çocukların insani bir felaketten muzdarip olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler'e göre Nisan 2023'te başlayan çatışma, ülke içinde ve dışında 12,5 milyondan fazla insanı yerinden etti; bunların 4 milyonu komşu ülkelere sınır geçmek zorunda kaldı. UNICEF, Sudan'daki duruma çözüm bulmak için daha fazla medya desteğine ve fonlamaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Öte yandan, AB'nin dış politika şefi Kaja Kallas dün, AB'nin HDK ve ordunun unsurlarını hedef alan yeni yaptırımları onayladığını duyurdu. Kallas, "Bu önlemler tek başına savaşı sona erdirmeyecek, ancak sorumlular için maliyeti artıracaktır" ifadelerini kullandı.


Trump: İran’a karşı askeri müdahaleye gerek kalmamasını umuyoruz

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran’a karşı askeri müdahaleye gerek kalmamasını umuyoruz

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, eşi Melania adına çekilen belgeselin gala gösterimi sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’a yönelik askerî bir müdahaleye gerek kalmamasını umduğunu belirtti. Trump, “İlk başkanlık dönemimde orduyu yeniden inşa ettim. Şimdi ise İran denen bir yere doğru ilerleyen bir (savaş gemileri) grubumuz var. Umarım onları kullanmak zorunda kalmayız” dedi.

Tahran’la olası müzakerelere ilişkin bir soruya da yanıt veren Trump, “Bunu daha önce yaptım ve yine yapmayı planlıyorum. Evet, şu anda İran’a doğru seyreden çok büyük ve çok güçlü gemilerimiz var. Onları kullanmak zorunda kalmamak harika olurdu” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekremi Niya, “kesin ve derhal” karşılık verileceğini söyleyerek, olası bir ABD saldırısının “Trump’ın hayal ettiği gibi hızlı bir operasyon yapılıp saatler içinde bittiğinin ilan edilmesi şeklinde olmayacağını” dile getirdi.

Ekremi Niya, ABD uçak gemilerinin “ciddi zayıf noktaları” bulunduğunu savunarak, Körfez bölgesindeki çok sayıda ABD üssünün “İran’ın orta menzilli füzelerinin menzili içinde” olduğunu vurguladı.

Gerilimi düşürme çabaları kapsamında Türkiye, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi cuma günü ağırlayacak. Ankara, komşusu İran ile müttefiki ABD arasında arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Aynı çerçevede Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telefon görüşmesi yaparak “gerilimi düşürme ve istikrarı tesis etmeye yönelik çabaları” ele aldı.

Buna karşın taraflar uyarı dozunu artırmayı sürdürdü. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Bugün savaşa hazır olmamız gerekiyor. İran İslam Cumhuriyeti asla savaş başlatmaz; ancak kendisine dayatılırsa güçlü bir şekilde savunur” dedi.

İran Öğrenci Haber Ajansı (İSNA), Arif’in İran’ın aynı zamanda ABD ile müzakereye “hazır” olduğunu, ancak “bu kez garantilere ihtiyaç duyulduğunu” söylediğini aktardı. Arif bu garantilerin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Emir Hatemi de “her türlü saldırı ve işgale karşı ezici bir karşılık” tehdidinde bulundu. Devlet televizyonu, Hatemi’nin talimatıyla yerli üretim “bin stratejik insansız hava aracının” muharip birliklere katıldığını bildirdi.

Trump ise protestoların bastırılması gerekçesiyle yeni bir saldırı olasılığını dışlamazken, Washington’un bölgede askerî yığınak yaptığı, başını “Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz filosunu konuşlandırdığı belirtildi. ABD Başkanı, Tahran’ı nükleer dosyada askerî müdahaleden kaçınmak için zamanın daraldığı konusunda da uyardı.

“Yıkıcı sonuçlar”

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Bakan Hakan Fidan’ın Arakçi ile yapacağı görüşmede Ankara’nın “mevcut gerilimlerin diyalog yoluyla çözümüne katkı sunmaya hazır olduğunu” vurgulayacağını söyledi. Aynı yetkiliye göre Fidan, “Türkiye’nin İran’a karşı herhangi bir askerî müdahaleye karşı olduğunu, böyle bir adımın bölge ve dünya açısından taşıdığı riskleri” de dile getirecek.

ABD’nin olası bir askerî müdahalesi ihtimali, Ortadoğu ülkeleri, Birleşmiş Milletler ve önde gelen başkentlerde ciddi endişelere yol açıyor. Körfezli bir yetkili, AFP’ye yaptığı açıklamada, İran’a yönelik bir ABD saldırısına dair kaygıların “son derece açık” olduğunu belirterek, bunun “bölgeyi kaosa sürükleyeceğini, yalnızca bölgeyi değil ABD ekonomisini de olumsuz etkileyeceğini ve petrol ile doğal gaz fiyatlarında büyük bir artışa yol açacağını” söyledi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de perşembe günü, özellikle nükleer dosya konusunda İran’la diyaloğa çağrı yaparak, aksi takdirde “bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracak” bir krizin yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise İran dosyasında “verimli müzakereler yürütme imkânlarının henüz tükenmediğini” belirtti. Peskov, “Müzakere potansiyelinin tüketilmediği açıktır” diyerek tüm taraflara “itidal ve bu anlaşmazlığın çözümünde güç kullanmaktan kaçınma” çağrısı yaptı. “Güç kullanımı yalnızca bölgede kaosu körükler ve son derece ciddi sonuçlar doğurur” dedi.

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da “bölgenin yeni bir savaşa ihtiyacı olmadığını” vurguladı.

“Sorumsuz”

Bu gelişmelerin gölgesinde Avrupa Birliği dışişleri bakanları, perşembe günü İran Devrim Muhafızları’nı “terör örgütü” olarak sınıflandırma kararı aldı. Kararın, son protestolar sırasında yürütülen kanlı baskı kampanyasıyla bağlantılı olduğu belirtildi.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Baskı karşılıksız kalamaz. AB dışişleri bakanları, İran Devrim Muhafızları’nı terör örgütü olarak sınıflandırarak belirleyici bir adım attı” dedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de yine X üzerinden, “Halkının gösterilerini kan dökerek bastıran bir rejimi tanımlamak için ‘terörist’ ifadesi doğru bir tanımdır” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar kararı “önemli ve tarihi” diye nitelendirerek memnuniyetle karşılarken, Tahran’dan sert tepki geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, kararı “büyük bir stratejik hata” olarak tanımladı ve Avrupa’yı “çatışmayı körüklemekle” suçladı.

İran Silahlı Kuvvetleri de kararı “mantıksız ve sorumsuz” olarak niteleyerek, bunun AB’nin İran’a yönelik “derin düşmanlığını” yansıttığını savundu. Açıklamada, Avrupa Birliği’nin bu “düşmanca ve kışkırtıcı kararın ağır sonuçlarına doğrudan katlanacağı” uyarısı yapıldı.

Avrupalılar ayrıca 21 kişi ve kurumu hedef alan yeni yaptırımlar üzerinde de uzlaştı. Yaptırımlar, AB’ye giriş yasağı ve birlik ülkelerindeki mal varlıklarının dondurulmasını kapsıyor. AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan listeye göre İçişleri Bakanı İskender Mümini ile Başsavcı Muhammed Mevhedi Azad da yaptırım kapsamına alındı. Toplamda 15 yetkili ve 6 kuruluşun mal varlıkları dondurulurken, vize yasağı getirildi.

İnsan hakları örgütleri, Aralık ayı sonlarında yaşam koşullarının kötüleşmesiyle başlayan ve kısa sürede rejim karşıtı sloganların atıldığı protestolarda, çoğu gösterici olmak üzere binlerce kişinin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü belgeliyor. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 5 bin 856’sı gösterici ve 100’ü çocuk olmak üzere 6 bin 479 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Ajans, 17 bin 91 olası ölüm vakasını daha araştırdığını ve en az 42 bin 324 kişinin gözaltına alındığını aktardı.

Tahran’da ise bazı vatandaşlar karamsarlıklarını dile getiriyor. 29 yaşındaki bir garson, savaşın “kaçınılmaz hale geldiğini” düşündüğünü söylerken, başkentin kuzeyinden bir kadın, yaşam koşullarının “tarihinin en düşük seviyesine” indiğini ifade etti. İran makamlarının resmî verilerine göre ise olaylarda, çoğu güvenlik görevlisi ve sivil olmak üzere, “isyancılar” da dâhil 3 binden fazla kişi hayatını kaybetti.