İran'ın barışa ulaşma vizyonu

İran Cumhuriyeti ABD dahil müzakerelere açık

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Basra, Irak'ta konuşuyor, Eylül 2024, (Isam el-Sudani/Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Basra, Irak'ta konuşuyor, Eylül 2024, (Isam el-Sudani/Reuters)
TT

İran'ın barışa ulaşma vizyonu

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Basra, Irak'ta konuşuyor, Eylül 2024, (Isam el-Sudani/Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Basra, Irak'ta konuşuyor, Eylül 2024, (Isam el-Sudani/Reuters)

Muhammed Cevad Zarif

30 Temmuz'da Mesud Pezeşkiyan İran'ın yeni cumhurbaşkanı olarak yemin etti. Yemin töreninden birkaç saat sonra İsrail, Filistin Ulusal Otoritesi'nin eski başbakanı ve Hamas'ın siyasi büro başkanı İsmail Heniyye'ye cumhurbaşkanlığı kompleksi yakınındaki bir misafirhanede suikast düzenledi. Heniyye yemin törenine davet edilmişti, ancak İran topraklarında suikasta uğraması yemin törenini bozdu ve dikkatleri törenden uzaklaştırdı. Ayrıca Pezeşkiyan'ın dış politika hedeflerini gerçekleştirmeye çalışırken karşılaşacağı zorlukları da açığa çıkardı.

Ancak Pezeşkiyan önümüzdeki yıllarda beklenen tüm zorluklarla başa çıkmaya tamamen hazır. Yeni Cumhurbaşkanı, dünyanın, küresel aktörlerin farklı alanlarda eş zamanlı olarak hem iş birliği yapıp hem rekabet edebildiği kutuplar sonrası bir döneme doğru ilerlediğinin bilincinde. Bu nedenle modası geçmiş modellere dayanmak yerine, diplomatik angajmanı ve yapıcı diyaloğu ön planda tutan esnek bir dış politika benimsedi. İran'ın güvenliğine ilişkin vizyonu da kapsamlı; geleneksel savunma yeteneklerini ekonomik, sosyal ve çevresel sektörlerin iyileştirilmesi yoluyla insan güvenliğinin güçlendirilmesi ile birleştiriyor.

Gerçek şu ki, Pezeşkiyan Ortadoğu'da istikrar ve ekonomik kalkınmayı sağlamak istiyor. Komşu Arap ülkeleriyle iş birliği yapmayı ve İran'ın müttefikleriyle ilişkileri güçlendirmeyi amaçlıyor, lakin aynı zamanda Batı ile yapıcı ilişkiler kurmayı da arzuluyor ve bunu hedefliyor. Hükümeti, yeni bir başkan seçen ABD ile gerilimi yönetmeye hazır. Pezeşkiyan, nükleer anlaşma konusunda adil ve eşit müzakereler yürütmeyi ve hatta belki de bundan daha fazlasını umuyor.

Bununla birlikte Pezeşkiyan, İran'ın mantıksız taleplere boyun eğmeyeceğini, ülkenin her zaman İsrail saldırganlığının karşısında duracağını ve ulusal çıkarlarını korumaktan geri adım atmayacağını da açıkça ifade etti.

Çözümler içeriden başlar

Bu, istikrarı gerçekleştirmek için dünyanın kaçırmaması gereken tarihi bir fırsat ve Tahran da şüphesiz bunu kaçırmayacak. İki asırdan fazla süren zayıflığın ardından, Dini Lider Ali Hamaney liderliğinde İran, nihayet kendisini her türlü dış saldırıya karşı savunabileceğini kanıtladı. İran, bu başarıyı daha yüksek bir düzeye taşımak amacıyla, yeni liderliği altında istikrarı, refahı ve güvenliği artıran bölgesel bir düzenin kurulmasına yardımcı olmak için komşu ülkelerle ilişkilerini geliştirmeyi planlıyor.  Bölgemiz çok uzun süredir dış müdahalelerden, savaşlardan, mezhep çatışmalarından, terörizmden, uyuşturucu kaçakçılığından, su kıtlığından, mülteci krizlerinden ve çevresel bozulmadan dolayı acı çekti ve çekiyor. Bu zorlukların üstesinden gelmek için ekonomik entegrasyon, enerji güvenliği, seyrüsefer özgürlüğü, çevrenin korunması ve dinler arası diyaloğun sağlanması için çalışacağız.

Sonuçta bu çabalar, Körfez'in dış güçlere bağımlılığını azaltacak ve paydaşları çözüm mekanizmaları yoluyla çatışmaları çözmeye teşvik edecek yeni bir bölgesel düzenlemeye götürebilir. Bunu sağlamak için de bölge ülkeleri anlaşmalar yapma, kurumlar oluşturma, politikaları onaylama ve mevzuatlar çıkarma yoluna gidebilir. İran ve komşuları, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın kuruluşunun zeminini hazırlayan Helsinki Anlaşması’nı simüle etmeye başlayabilir. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi'nin 1987'de BM Genel Sekreteri'ne 598 sayılı karar uyarınca verdiği, hiçbir zaman kullanılmayan yetkiden de yararlanabilirler. İran-Irak savaşını sona erdiren bu kararda Genel Sekreter'e, Körfez'de güvenlik ve istikrarı artırabilecek tedbirleri uygulamak için İran, Irak ve bölgedeki diğer ülkelerle istişarede bulunması çağrısında bulunuluyordu. Pezeşkiyan yönetimi, bu maddenin kapsamlı bölgesel görüşmelerin yapılmasına yasal temel oluşturabileceğine inanıyor.

Elbette barışçıl ve entegre bir bölgesel düzenin kurulması için İran ve komşularının aşması gereken engeller var. Komşularıyla yaşadığı bazı anlaşmazlıkların derin kökleri ve arkasında da tarihin farklı yorumlanması var. Bazı anlaşmazlıklarsa çoğunlukla kötü veya yetersiz iletişimden kaynaklanan yanlış anlamalardan doğuyor. İran'ın nükleer programının niteliği ve hedeflerine ilişkin iddialar gibi, dış güçlerin yerleştirdiği siyasi algı ve kavramlardan kaynaklanan başka anlaşmazlıklar da bulunuyor.

Ancak Körfez bölgesinin de ileriye bakması gerekiyor, çünkü İran'ın vizyonu, gelecek nesiller için daha istikrarlı ve müreffeh bir bölge arzulayan Arap ülkelerinin çıkarlarıyla uyumludur. Bu nedenle İran ve Arap dünyasının anlaşmazlıklarını aşabilmesi gerekiyor. İran'ın Filistin direnişine verdiği destek bu tür bir iş birliğinin teşvik edilmesine yardımcı olabilir, zira Arap dünyası, nihayetinde Filistin halkının haklarını geri kazanması için verdiği destekte İran ile birleşmektedir.

Süreci sıfırlama

20 yılı aşkın ekonomik kısıtlamaların ardından ABD ve Batılı müttefikleri, İran'ın baskılara boyun eğmediğini anlamalı. Giderek zorlayıcı olan tedbirleri sürekli olarak geri tepti. Washington'un son “maksimum baskı” kampanyasının zirvesinde, İsrail'in önde gelen İranlı nükleer fizikçi Muhsin Fahrizade'ye suikast düzenlemesinden sadece birkaç gün sonra, İran Meclisi nükleer programını hızlandırmaya ve uluslararası denetimi azaltmaya yönelik bir yasayı kabul etmişti. ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekildiği 2018 yılından bu yana İran'daki santrifüjlerin sayısı önemli ölçüde arttı. Zenginleştirme seviyeleri muazzam bir şekilde yüzde 3,5'tan yüzde 60'ın üzerine çıktı. Eğer Batı iş birliğine dayanan yaklaşımını terk etmemiş olsaydı, bunların herhangi birinin gerçekleşebileceğini hayal etmek zor. Bu bağlamda, ocak ayında yeniden başkanlığı devralacak olan Trump ve Washington'un Avrupa'daki ortakları, İran'ın nükleer programının ilerlemesinin sorumluluğunu taşıyor.

Batı, İran üzerindeki baskıyı artırmak yerine herkesin yararına olacak çözümler aramalı. Aslında nükleer anlaşma bu bağlamda öne çıkan bir model [güvenilir bir emsal] sunuyor ve Batı'nın bunu canlandırmaya çalışması gerekiyor. Ancak bunu yapabilmek için söz verildiği gibi İran'ın anlaşmadan ekonomik olarak faydalanmasını sağlamak amacıyla karşılıklı yarar sağlayacak siyasi, yasal ve yatırım icraatları dahil, somut ve pratik adımlar atmalı. Trump'ın bu tür adımlar atmaya karar vermesi halinde, İran hem Tahran'ın hem de Washington'un yararına olacak bir diyaloğa girmeye hazır.

Daha geniş bir ölçekte, Batılı karar vericiler, (bir dizi Arap ülkesi ile İsrail arasındaki ilişkileri normalleştiren) İbrahim Anlaşmaları gibi girişimleri destekleyerek İran ve Arap ülkeleri arasında anlaşmazlık yaratmayı amaçlayan stratejilerin, geçmişte başarısızlığını kanıtladığını ve gelecekte de başarısız olacağını anlamalıdır. Batı'nın, İran'ın inşa etmek için çok çalıştığı özgüvenden yararlanacak daha olumlu bir yaklaşıma ihtiyacı var. İran'ın bölgesel istikrarın direği olduğunu kabul etmeli ve ortak sorunlara iş birliğine dayanan çözümler aramalı. Bu ortak meydan okumalar Tahran ve Washington'u gerilimi artırmak yerine çatışmaları yönetmeye yönelmeye itebilir. Bölgesel huzursuzluğun temel nedenlerini ele almak, İran ve ABD de dahil olmak üzere tüm ülkelerin ortak çıkarınadır.

Her ne kadar İran kendini savunmak için savaşma gücünden emin olsa ve buna güvense de barış istiyor.

Bu, İsrail işgalinin sona ermesinde tüm ülkelerin çıkarı olduğu ve işgal bitene kadar savaş ve öfkenin devam edeceğinin farkına varmaları gerektiği anlamına geliyor. İsrail, Filistinlilere karşı kalıcı bir zafer elde edebileceğine inanıyor olabilir ama bu gerçeğe aykırı, çünkü kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir halk yenilmez. Hizbullah ve Hamas gibi örgütler işgale tepki olarak ortaya çıkan halk kurtuluş hareketleridir ve varlıklarının ardındaki koşullar devam ettiği sürece, önemli bir rol oynamaya devam edeceklerdir. Bunun anlamı, Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme haklarını elde etmesi gerektiğidir. Bunun için Lübnan ve Gazze'de derhal ateşkes de dahil olmak üzere ara (ön) adımlar atılabilir.

İran, Gazze'deki mevcut insani felaketin sona erdirilmesinde yapıcı bir rol oynamaya devam edebilir ve çatışmada kalıcı ve demokratik bir çözüme ulaşmak için uluslararası toplumla birlikte çalışabilir. Tahran, Filistinlilerin kabul edeceği her türlü çözümü kabul edecektir, ancak hükümetimiz, bir asırdır süren bu acıdan kurtulmanın en iyi yolunun, gelecekte yaşanabilir bir yönetim sisteminin belirlenmesi için Ürdün Nehri ile Akdeniz arasında yaşayan tüm halkların, Müslümanların, Hıristiyanların ve Yahudilerin, ilave olarak (çocukları ve torunlarıyla birlikte) 20. yüzyılda yerlerinden edilen Filistinlilerin katılabileceği bir referandum yapılması olduğuna inanıyor. Bu, uluslararası hukuka da uygundur ve apartheid rejiminin yaşanabilir ve sürdürülebilir demokratik bir devlete dönüştüğü Güney Afrika'daki başarılı deneyime dayanmaktadır.

İran ile yapıcı ilişkiler ve çok taraflı diplomasi taahhüdü, Körfez'de küresel güvenlik ve istikrar için bir çerçeve oluşturulmasına katkıda bulunabilir. Bu yaklaşım gerilimleri azaltabilir ve uzun vadeli refah ve kalkınmayı teşvik edebilir. Bu dönüşümün köklü çatışmaların üstesinden gelmek için hayati önem taşıdığı varsayılıyor. İran bugün kendini savunmak için savaşma gücünden emin olmasına rağmen barış istiyor ve daha iyi bir gelecek inşa etmeye kararlı. Ortaklıkları karşılıklı saygı ve eşitliğe dayandığı sürece de buna kadir, istekli ve (hazır) bir ortak olabilir. Yeni bir başlangıç ​​için bu fırsatı kaçırmayalım.

* Tahran Üniversitesi'nde küresel çalışmalar alanında üye profesör olan Muhammed Cevad Zarif, Ağustos 2024'ten bu yana İran'ın Stratejik İşlerden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yapıyor. 2013'ten 2021'e kadar İran Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı. 2013'ten 2015'e kadar ülkenin baş nükleer müzakerecisi ve 2002'den 2007'ye kadar da BM Daimî Temsilcisiydi

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



CENTCOM, USS Abraham Lincoln liderliğindeki bir taarruz grubunun bölgeye konuşlandırıldığını doğruladı

ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
TT

CENTCOM, USS Abraham Lincoln liderliğindeki bir taarruz grubunun bölgeye konuşlandırıldığını doğruladı

ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve ona eşlik eden üç savaş gemisi Ortadoğu’ya ulaştı. Bu adım, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın protestoları bastırmasına tepki olarak hava saldırıları düzenleme ihtimalini yeniden gündeme getirdi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, uçak gemisinin üç muhriple birlikte ‘bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirmek amacıyla halihazırda Ortadoğu’da konuşlandırıldığını’ bildirdi.

CENTCOM, taarruz grubunun İran’a komşu Arap Denizi’nde değil, Hint Okyanusu’nda bulunduğunu kaydetti. Bu konuşlanmanın, bölgeye binlerce ek askerin sevk edilmesi anlamına geldiği belirtilirken, bölgede en son ABD uçak gemisi varlığının, ekim ayında Gerald R. Ford uçak gemisinin, dönemin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik baskı kampanyası kapsamında Karayipler’e gönderilmesiyle gerçekleştiği hatırlatıldı.

ABD’li bir yetkili, CBS News’e yaptığı açıklamada, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun CENTCOM’un Ortadoğu’daki sorumluluk sahasına girdiğini, ancak dün sabah itibarıyla henüz nihai operasyonel konuşlanma noktasına ulaşmadığını doğruladı. Bu hareketliliğin, İran’dan gelen yeni uyarılarla eş zamanlı gerçekleştiği belirtildi.

Önceki haberlerde, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun pazar akşamı İran’a yakın bir bölgede konuşlandığı ifade edilmişti. Bu gelişme, Tahran’ın merkezindeki İnkılap (Devrim) Meydanı’na asılan ve ABD filosunu hedef almakla tehdit eden büyük bir pankartın görüntülerinin dolaşıma girmesinden saatler sonra yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, gemilerin bölgeye ‘herhangi bir olasılığa karşı’ gönderildiğini söylemiş, “Bu yöne doğru ilerleyen çok büyük bir filomuz var ve belki de onu kullanmak zorunda kalmayacağız” demişti.

Trump daha önce, İran’ın tutuklulara yönelik toplu idamlar gerçekleştirmesi ya da aralık ayı sonlarında başlayan protestoların bastırılması sırasında barışçıl göstericilerin öldürülmesi halinde askeri adım atmakla tehdit etmişti. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, olaylarda en az 5 bin 973 kişi hayatını kaybetti, 41 bin 800’den fazla kişi gözaltına alındı. İran’ın resmi verileri ise çok daha düşük bir rakama işaret ederek ölü sayısını 3 bin 117 olarak açıklıyor.

Son dönemde Trump’ın askeri müdahale ihtimalinden geri adım attığı yönünde işaretler de ortaya çıktı. Trump, İran’ın gözaltındaki 800 göstericinin idamını durdurduğunu öne sürdü; ancak bu iddiasının kaynağını açıklamadı. İran Başsavcısı ise söz konusu iddiayı “tamamen yalan” olarak nitelendirdi.

Buna rağmen Trump’ın tüm seçenekleri masada tutmaya devam ettiği görülüyor. Trump, perşembe günü başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran hükümetinin bazı protestoculara yönelik planlanan idamları hayata geçirmesi halinde, daha önce İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen ABD saldırılarının ‘hiçbir şey gibi görüneceğini’ söyledi.

SDFRG
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 22 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor.

Uçak gemisi, F-35 Lightning II ve F/A-18 Super Hornet savaş uçakları da dahil olmak üzere birden fazla hava filosuna ev sahipliği yapıyor. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, gemiye eşlik eden muhripler ise yüzlerce füze taşıyor; bunlar arasında kara hedeflerine yönelik onlarca Tomahawk seyir füzesinin de bulunabileceği belirtiliyor.

Uçak gemisi ve donanımına ek olarak, ABD Hava Kuvvetleri’ne bağlı F-15E Strike Eagle savaş uçaklarının da bölgede konuşlandırıldığı duyuruldu.

Uçuş takip verilerini izleyen analistler, onlarca ABD askeri nakliye uçağının Ortadoğu’ya doğru hareket ettiğini tespit etti.

Söz konusu askeri hareketlilik, geçen yıl ABD’nin, üç ana nükleer tesise yönelik saldırıların ardından olası bir İran misillemesine karşı hava savunma ekipmanlarını bölgeye sevk ettiği dönemi hatırlatıyor. İran, bu saldırılardan birkaç gün sonra el-Udeyd Hava Üssü’nü ondan fazla füzeyle hedef almıştı.


Lola ve Trump, Barış Konseyi’ni ve Washington'da yapılacak bir toplantıyı görüştü

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Lola ve Trump, Barış Konseyi’ni ve Washington'da yapılacak bir toplantıyı görüştü

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva dün ABD Başkanı Donald Trump'a, Gazze Şeridi için kuruluşuna öncülük ettiği Barış Konseyi’nin çalışmalarını sınırlandırmasını istedi. Brezilya Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre iki lider Washington'da bir araya gelmeyi kararlaştırdılar.

Açıklamada, diğer liderler gibi Trump tarafından kurulan Barış Konseyi’ne davet edilen Lula'nın, bu konseyin çalışmalarının ‘Gazze meselesiyle sınırlandırılması ve Filistin'e bir koltuk ayrılması’ önerisinde bulunduğunu belirtti.

Brezilya Cumhurbaşkanı, ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üye sayısının artırılması meselesi de dahil olmak üzere BM’nin kapsamlı bir reformdan geçirilmesinin önemini’ vurguladı. Lula, Trump’ı Barış Konseyi’ni kurarak ve rolünü uluslararası çatışmaları da kapsayacak şekilde genişleterek ‘yeni BM’nin efendisi’ olmaya çalışmakla suçlamıştı.

Beyaz Saray, Gazze Şeridi'nde İsrail ile Hamas arasındaki savaşı sona erdirmek için Trump başkanlığındaki Barış Konseyi’nin kurulduğunu duyurdu, ancak konsey iç tüzüğü, Trump'a geniş bir rol verdiğinden BM ile rekabet edecek bir organ haline geleceğine dair endişeleri artırdı.

fgrty
Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva (Reuters)

Lula ve Trump, aylar süren gerginliğin ardından geçtiğimiz ekim ayında ilk resmi görüşmelerinden bu yana birkaç kez temas kurdu. Bu yakınlaşmanın ardından, ABD yönetimi, eski sağcı cumhurbaşkanı ve Trump'ın müttefiki Jair Bolsonaro'nun yargılanmasına tepki olarak uyguladığı yüzde 40'lık gümrük vergisinden Brezilya'nın önemli ihraç ürünlerini muaf tuttu.

Brezilya Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Lula'nın Trump ile Venezuela'daki durumu görüştüğü aktarıldı.

Lula, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun tutuklandığı ABD’nin askeri operasyonunun ardından ‘bölgede barış ve istikrarın korunması’ çağrısında bulundu.

Brezilya Cumhurbaşkanı daha önce yaptığı bir açıklamada, bu operasyonu ‘kabul edilebilir sınırların ötesinde’ olarak değerlendirmişti.

Brezilya Cumhurbaşkanlığı, görüşme sırasında Lula ve Trump arasında Lula'nın şubat ayında Hindistan ve Güney Kore'ye yapacağı gezilerin ardından Washington'ı ziyaret etmesini konusunda fikir birliğine varıldığını açıkladı.


Washington, Minneapolis olaylarının ardından Sınır Devriyesi şefini görevden aldığı iddialarını yalanladı

ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
TT

Washington, Minneapolis olaylarının ardından Sınır Devriyesi şefini görevden aldığı iddialarını yalanladı

ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)

ABD İç Güvenlik Bakanlığı dün, Minneapolis'te federal güvenlik güçleri tarafından iki Amerikalının öldürülmesinin ardından Başkan Donald Trump'ın göçmenlik politikalarını yeniden değerlendirmesine rağmen, Sınır Devriye Şefi Gregory Bovenio'nun görevinden alındığına dair basında çıkan haberleri yalanladı.

İç Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tricia McLaughlin, X'te yaptığı paylaşımda “Komutan Gregory Bovenio görevinden alınmadı” diyerek, Bovenio'nun “başkanın ekibinin önemli bir parçası ve büyük bir Amerikan vatandaşı” olduğu yönündeki Beyaz Saray'ın mesajını doğruladı.

Bu açıklamalar, The Atlantic dergisinin Bovenio'nun sınır devriye komutanlığı görevinden alınması ve Kaliforniya'daki önceki işine geri dönmesi hakkında yayınladığı bir haberin ardından geldi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre dergi haberini, İç Güvenlik Bakanlığı'ndan bir yetkili ve onun görevden alınmasıyla ilgili bilgi sahibi iki kişiye dayandırdı.

Eğer onaylanırsa, Boffino'nun görevden alınması, Trump'ın Minneapolis'teki kolluk kuvvetlerinin kullandığı agresif taktiklere ilişkin görüşünde radikal bir değişiklik anlamına gelecektir. Cumartesi günü, sınır devriye görevlileri 37 yaşındaki hemşire Alex Breite'yi vurarak öldürdü.

Bovino, ocak ayı boyunca Minnesota'nın en büyük şehrindeydi ve burada askeri üniforma ve kask giyerken, sakinlere karşı agresif davranırken ve hatta protestoculara sis bombası atarken görüldü.

Trump, dün Truth Social platformunda yaptığı bir dizi paylaşımda, eyaletteki seçilmiş Demokrat yetkililerle verimli telefon görüşmeleri yaptığını belirterek, tavrını yumuşatmış gibi göründü.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, Trump ile yaptığı görüşmenin ardından Twitter'da, ayrıntılara girmeden ve Boffino'nun adını anmadan, “bazı federal ajanların” salı günü (bugün) şehri terk etmeye başlayacağını duyurdu.

7 Ocak'ta 37 yaşındaki Amerikan vatandaşı ve üç çocuk annesi protestocu Renee Goode'un ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı ajanları tarafından öldürülmesinden bu yana Minneapolis sakinleri arasında öfke yaygınlaşıyor.

Cumartesi günü Breonna'nın öldürülmesinin ardından, hafta sonu Minneapolis, New York ve diğer büyük şehirlerde daha fazla protesto gösterisi yapıldı.

Trump, sınır yetkilisi Tom Homan'ı Minnesota'ya göndereceğini ve Homan'ın doğrudan başkana rapor vereceğini açıkladı.

Belediye Başkanı Frey, “sonraki adımları görüşmeye devam etmek” için bugün Homan ile görüşeceğini duyurdu.