Tahran: Büyükelçiliğimizin yeniden açılması Suriye'nin yeni yöneticilerinin ‘davranışlarına’ bağlı

Hükümet Sözcüsü, İran’ın diplomatik birimlerin yeniden açılması konusundaki tutumunu açıkladı

TT

Tahran: Büyükelçiliğimizin yeniden açılması Suriye'nin yeni yöneticilerinin ‘davranışlarına’ bağlı

Londra-Tahran: Şarku’l Avsat
Londra-Tahran: Şarku’l Avsat

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacirani, Tahran'ın Şam'daki büyükelçiliğini yeniden açma kararını ‘Suriye yöneticilerinin davranış ve performansına göre vereceğini’ söyledi.

İran hükümeti, Şam'daki büyükelçiliğinin yeniden açılmasının ‘Suriye yöneticilerinin davranış ve performansına bağlı olduğunu’ bildirdi.

Muhacirani, İran resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamada, İran büyükelçiliğinin yeniden açılmasına ilişkin ‘yanlış yorumlamalar’ olarak nitelendirdiği açıklamalara cevaben “İran İslam Cumhuriyeti kararını Suriye yöneticilerinin davranış ve performanslarına göre verecektir” dedi.

Muhacirani, “Bildiğiniz gibi Suriye'deki mevcut durum belirsiz. Bazı ülkelerin Suriye'ye yönelik yaklaşımlarını ne şekilde, hangi amaçla ya da gerekçeyle aniden değiştirdikleri belli değil. İran İslam Cumhuriyeti, Suriye yöneticilerinin bu konudaki davranış ve performanslarına göre karar verecektir” şeklinde konuştu.

Muhacirani salı günü yaptığı açıklamada, “Bu ülkede bir büyükelçilik açmak için diplomatik bir diyalog içindeyiz. İran için önemli olan Suriye halkının iradesine dayanan bir hükümettir ve önemli olan bu ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve terörizmin büyümesinin engellenmesidir” ifadelerini kullandı.

Diğer yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi pazartesi günü yaptığı açıklamada, Tahran'ın Suriye'nin yeni yöneticileriyle doğrudan temas halinde olmadığını, ancak Suriye'deki çeşitli muhalif grupların bazılarıyla önceden kurduğu iletişimin devam ettiğini belirtti.

Bekayi, “Şam'daki büyükelçiliğin yeniden açılması hazırlık gerektiriyor (...) Güvenlik açısından uygun koşullar oluşur oluşmaz bu çalışmaya devam edeceğiz. En önemli şey büyükelçiliğin ve personelinin güvenliğini sağlamaktır” dedi.

Bekayi'nin bu sözleri, İran'ın Şam Büyükelçisi Hüseyin Ekberi'nin devlet televizyonuna verdiği demeçte İran Büyükelçiliği'nin faaliyetlerine ‘yakında’ yeniden başlayabileceğini söylemesine yanıt olarak geldi.

Muhacirani'nin ilk açıklamalarının ardından geri adım atması, yeni atanan Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani'nin ülkesinde kaos yaratılmaması yönündeki uyarısına İran'ın sessiz kalması üzerine geldi. Eş-Şeybani’nin salı günü X platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı: “İran, Suriye halkının iradesine, ülkenin egemenliğine ve bütünlüğüne saygı göstermelidir. Onları Suriye'de kaos tohumları ekmemeleri konusunda uyarıyor ve son açıklamalarının yansımalarından sorumlu tutuyoruz.”

Bu açıklama, Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera'nın İran'ın son yıllarda Suriye'de oynadığı rolü eleştiren açıklamalarının ardından geldi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney pazar günü yaptığı açıklamada, genç Suriyelilere ‘bu kanunsuzluğu tasarlayan ve uygulayanlarla yüzleşmek için tüm güç ve kararlılıkla ayağa kalkmaları’ çağrısında bulundu. Hamaney, “Suriye'deki olayların güçlü ve onurlu bir grup insanın ortaya çıkmasına yol açmasını bekliyoruz. Çünkü Suriyeli gençlerin kaybedecek bir şeyleri yok. Onların okulları, üniversiteleri, evleri ve sokakları güvende değil” dedi.

Daha sonra İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Suriye'de ‘topyekûn savaş’ uyarısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın IRNA’dan aktardığına göre Zarif, “Esed sonrası Suriye hepimiz için büyük bir zorluk teşkil ediyor. Suriye'nin egemenliğini hiçe sayan İsrail saldırganlığının artması, Suriye'nin toprak bütünlüğüne zarar veren dış müdahaleler, DEAŞ vahşetini anımsatan dehşet verici şiddet sahneleri ile etnik ve mezhepsel şiddet, geniş çaplı bir iç savaşa yol açabilir” ifadelerini kullandı.

Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars haber ajansının bildirdiğine göre Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi salı akşamı devlet televizyonuna verdiği demeçte şöyle dedi: “Şu anda bir yargıya varmak için çok erken. Zira bu ülkenin geleceğini belirleyecek pek çok etkili faktör var. Kanaatimce hem bizim için hem de zafer elde edildiğine inananlar için bir yargıya varmak için erken.”

Diğer yandan Ekberi, “Suriyeli gençler Suriye'nin güneyindeki Yermuk Havzası ve Kafr Sousa'da İsrail işgaline karşı gösteri düzenleyerek Siyonistleri bazı mevzilerden geri çekilmeye zorladı” dedi.

İranlı parlamenterler dün İran Dini Lideri Ali Hamaney’in Suriye'ye ilişkin sözlerini memnuniyetle karşılayan bir açıklama yayınladı. “Suriye gençlerinin elleriyle özgürleşecek” diyen milletvekilleri, “direniş cephesi durmayacak ve eskisinden daha büyük bir güçle ilerlemeye devam edecek” dedi.

Muhafazakâr milletvekili Hasan Ali Ahlaki Emiri basına yaptığı açıklamada şu ifadeyi kullandı: “Suriyeli gençler yardım isterse, onlara yardım edeceğiz.”

Suriyeli muhalifler 13 yıllık bir iç savaşın ardından 8 Aralık'ta Devlet Başkanı Beşşar Esed'i devirdi.

İran savaş boyunca Esed'i desteklemek için milyarlarca dolar harcadı ve müttefikinin iktidarda kalmasına yardımcı olmak için Suriye'ye DMO birlikleri gönderdi.

Esed'in devrilmesi, direniş ekseni olarak bilinen ve Ortadoğu'da İsrail ve ABD nüfuzuna karşı çıkan İran liderliğindeki siyasi ve askeri ittifaka büyük bir darbe olarak görülüyor.



Dünyayı şaşkına çeviren saldırı: İran gizli füze kapasitelerine mi sahip?

Menzili 2 bin kilometre olan İran'ın Hürremşehr füzesi (Reuters)
Menzili 2 bin kilometre olan İran'ın Hürremşehr füzesi (Reuters)
TT

Dünyayı şaşkına çeviren saldırı: İran gizli füze kapasitelerine mi sahip?

Menzili 2 bin kilometre olan İran'ın Hürremşehr füzesi (Reuters)
Menzili 2 bin kilometre olan İran'ın Hürremşehr füzesi (Reuters)

İnci Mecdi

İran'ın Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia Adası'nda bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssüne iki balistik füze fırlatması, Tahran'ın daha önce düşünülenden daha uzun menzilli füzelere sahip olduğu konusunda tartışma ve endişe yarattı. Zira bu saldırı, İran füzelerinin Avrupalı ülkelerle arasındaki mesafeye ulaşma kapasitesini ortaya koydu.

Diego Garcia Üssü, İran'dan yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta yer alırken, Tahran ise balistik füzelerinin menzilinin 2 bin kilometre ile sınırlı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. İki füzenin hedefi vuramamış olmasına rağmen, fırlatma denemesi tek başına risk haritasını değiştirmeye yetti. Gözlemciler, İran'ın ilan edilen menzilin iki katı mesafeden bir saldırı gerçekleştirmeye gerçekten teşebbüs etmiş olması halinde, bunun dünyanın bilmediği, açıklanmamış yeteneklere sahip olduğu anlamına geldiği ve Avrupa'ya bir mesaj niteliğinde olduğuna işaret etti.

Reuters, Beyaz Saray, İngiltere’nin Washington Büyükelçiliği ve İngiltere Savunma Bakanlığı'nın yorum taleplerine yanıt vermediğini bildirirken, İran'ın Mehr Haber Ajansı, Tahran'ın üsse iki balistik füze fırlattığını ve bunu, İran füzelerinin menzilinin daha önce düşünülenden daha uzun olduğunu gösteren ‘önemli bir adım’ olarak nitelendirdi.

İran dünyayı kandırıyor mu?

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nin eski yetkilisi ve eski Ortadoğu Özel Temsilcisi Brett McGurk, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, İran'ın orta ve uzun menzilli füzelere sahip olduğu konusunda dünyayı kandırdığını yazdı.

George Bush, Barack Obama ve Joe Biden yönetimlerinde görev yapmış olan eski ABD'li diplomat, ‘durum ortada’ diye yazdı. Ardından Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine atıfla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin “25 Şubat 2026: Uzun menzilli füzeler geliştirmiyoruz... Menzilini 2 bin kilometrenin altında belirledik“ şeklindeki açıklamasını aktaran McGurk, ”20 Mart 2026: İran, 4 bin kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'ya füzeler fırlatıyor" diye ekledi.

İran'daki füze fırlatma yeri ile Pasifik'teki Diego Garcia Üssü arasındaki mesafeyi gösteren bir harita ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat'ta savaşın patlak vermesinden birkaç gün önce, İran'ın ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirmeye çalıştığını söyledi. Kongre'de yaptığı ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında, “Avrupa'yı ve yurtdışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeleri zaten geliştirdiler ve yakında ABD'ye ulaşabilecek füzeler inşa etmeye çalışıyorlar” diye ekledi.

ABD Kongre Araştırma Servisi'ne (CRS) göre Tahran şu anda menzili yaklaşık 3 bin kilometreye ulaşan kısa ve orta menzilli balistik füzelere sahipken ABD, İran'ın batı ucundan 9 bin kilometreden fazla uzaklıkta bulunuyor.

Çatışma alanının genişlemesi

İran, Hint Okyanusu'nun iç kesimlerine ve hatta Güney Avrupa'ya kadar ulaşma kapasitesine sahip, gerçek orta menzilli balistik füzelere yakın sistemler deniyor olabilir. Gözlemciler, bunun Tahran'ın rakiplerini gerçek vuruş menzilinden emin olamamalarını sağlayarak nüfuz kazanmasına yardımcı olacağını düşünüyor. Zira bu belirsizlik Washington ve Londra'nın planlamasını zorlaştırıyor. Füzelerin menzilinde öngörülen herhangi bir artış, bölge ülkeleri ve İsrail üzerinde füze savunma katmanlarını yeniden değerlendirmeleri için baskı oluşturabilir. Ayrıca Diego Garcia Üssü’nün hedef alınması, çatışmanın operasyon alanını Ortadoğu'nun ötesine genişleten stratejik bir tırmanış anlamına geliyor.

İran’ın bu başarısız saldırısı, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattıkları savaşın 22’nci gününde gerçekleşti. Bu durum, savunma planlamacılarının, Tahran'ın saldırılarını Arap Körfezi'ndeki bölgesel hedeflerle sınırlamak yerine, stratejik üsleri geride tehdit edecek şekilde füze menzilini genişletmeye hazır olduğu yönündeki görüşünü güçlendiriyor.

Hürremşehr sistemi

Şarku’l Avsat’ın Defense Security sitesinden aktardığı analize göre Diego Garcia Üssü’nün İran'a yaklaşık 3 bin 800 ila 4 bin kilometre uzaklıkta olmasının, bu füzeli saldırıya önemli bir operasyonel anlam kazandırıyor. Bu durum, ya 300 ila 500 kilogram arasında olduğu tahmin edilen daha hafif bir savaş başlığının kullanıldığını ya da daha önce açıklanmamış, menzili uzatılmış bir versiyonun konuşlandırıldığını haber veriyor. Her iki olasılık da sadece geleneksel bir saldırı girişimi değil, erişim kabiliyetinin kasıtlı bir göstergesi.

Hürremşehr sistemindeki sıvı yakıtlı itiş sistemi, yük ve rota açısından esneklik sağlıyor; bu da onu, kontrollü test ortamları yerine gerçek savaş koşullarında performans sınırlarını test etmeyi amaçlayan uzun menzilli deneme fırlatmaları için uygun hale getiriyor. Bu uzun menzilli fırlatma gerçekleşirse, İran'ın Ortadoğu sınırlarını aşan hedefleri vurabilme kapasitesinin ilk somut göstergesi olacak ve bu gelişme, Avrupa ve Hint Okyanusu'ndaki savunma planlarını etkileyecek.

İran'ın menzili 2 bin kilometreye ulaşan orta menzilli balistik füzelere sahip olduğu düşünülse de, bazı askeri analistler Hürremşehr füzesinin menzilinin daha uzun olabileceğini öne sürüyor. BBC, İsrail merkezli Alma Araştırma Merkezi'nin İran'ın Hürremşehr füzesinin menzilini 3 bin kilometre olarak belirlediğini ve bu füzenin Kuzey Kore'nin orta menzilli füzesi temel alınarak geliştirildiğinin düşünüldüğünü aktardı.

Füzelere karşı savunmanın etkinliği

ABD basınının Trump yönetiminin yetkililerinden aktardığına göre İran’ın füzeleri, Chagos Takımadaları'nda bulunan üsse doğru fırlatıldı. Burası, uzun menzilli bombardıman uçaklarının konuşlandırılmasını, nükleer denizaltı operasyonlarını ve güdümlü füzelerle donatılmış deniz kuvvetlerini destekleyen hayati bir lojistik merkezi. Dolayısıyla bu saldırı, savaş alanında taktiksel bir hedef olmaktan çok, müttefik kuvvetlerin konumuna yönelik bir mesaj niteliğinde.

Yetkililer, füzelerden birinin uçuş sırasında parçalandığını, ABD Donanmasına ait güdümlü füzeyle donatılmış bir destroyerin ise ikinci füzeye yönelik bir ‘SM-3’ tipi savunma füzesi fırlattığını belirtti. Ancak füzenin başarılı bir şekilde önlendiği mi yoksa kendi kendine başarısızlığa uğradığı mı hala belirsizliğini koruyor. Bu durum, Hint Okyanusu'ndaki mevcut balistik füze savunma sisteminin etkinliği konusunda bir belirsizlik yaratıyor.

Bunun yanında İran'ın Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia Üssü’ne ulaşabilecek füzelere sahip olup olmadığı konusunda hâlâ şüpheler var. BBC, İran'ın Diego Garcia'ya ulaşabilecek menzile sahip füzelere sahip olduğuna dair şu ana kadar kesin bir kanıt bulunmadığını belirtiyor. Ayrıca, türü belirlenemeyen iki İran füzesinin Hint Okyanusu'ndaki askeri üsse doğru fırlatılması, bunların mutlaka hedeflerine ulaşacağı anlamına gelmez.

ABD ve İsrail geçtiğimiz yıl, İran’ın nükleer programının yanı sıra uzun menzilli füze üretim kapasitesini de hedef almıştı. İran’ın elinde kalan füze stokunun büyük bir kısmı kısa menzilli balistik füzelerden oluşuyor. Bu füzeler, Tahran’ın son haftalarda İsrail ve komşu Körfez ülkeleri yönünde fırlattığı füzelerle aynı türden.

ABD ve İsrail'in düzenlediği hava saldırıları, İran'ın füze fırlatma kapasitesini büyük ölçüde azalttı. Trump'ın son zamanlarda açıkladığı rakamlara göre Tahran, orijinal kapasitesinin yalnızca yüzde 8'ini elinde tutuyor. Savaşın patlak vermesinden önce İran'ın en az bin ila bin 500 füzeye sahip olduğu tahmin ediliyor. Bunların arasında menzili 3 bin kilometreden az olan ‘Somer’ füzesi de bulunuyor. ‘Sacil’ füzeleri ise 2 bin kilometre mesafedeki hedefleri vurabiliyor.

İran’ın füze kapasitelerinin azalmasına rağmen, uzmanlar İran'ın kamikaza insansız hava araçları (İHA) ve füzeler fırlatma yeteneğini korumaya devam ettiğine işaret etti. İran, muhtemelen ABD ve İsrail güçlerinin tespit edip hedef almasının zor olduğu seyyar fırlatma rampalarıyla, özellikle ülkenin doğusundaki dağınık bölgelerde bu yeteneğini sürdürüyor.


Dimona ve Natanz ateş altında

Dimona ve Natanz ateş altında
TT

Dimona ve Natanz ateş altında

Dimona ve Natanz ateş altında

İran ile İsrail arasındaki savaş, dün nükleer açıdan en tehlikeli dönüm noktalarından birine girdi. Tahran’ın Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin yeni bir saldırıya uğradığını açıklamasından birkaç saat sonra, İran’dan fırlatılan bir füze İsrail’in güneyindeki Dimona şehrine düştü; ancak herhangi bir radyasyon sızıntısı kaydedilmedi.

İsrail ordusu dün, Dimona şehrini vuran füzeyi önleme girişiminin başarısız olduğunu açıklarken Tahran, saldırının Natanz şehrine yönelik saldırıya misilleme niteliğinde olduğunu belirtti. İran tarafından ilk resmi yorumu yapan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran füzelerinin Dimona'ya ulaşmasının savaşın yeni bir aşamaya girdiğinin somut bir göstergesi olduğunu söyleyerek, ‘İsrail semalarının artık savunmasız hale geldiğini’ ifade etti.

Öte yandan İsrailli kaynaklara göre Dimona'ya düzenlenen saldırıda 47 kişi yaralandı.

Bu saldırıdan birkaç saat önce, ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin savaştaki hedeflerine yaklaşmakta olduğu ve operasyonlarını kademeli olarak ‘azaltmayı’ değerlendirdiği açıklamasında bulundu. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise bu hafta saldırıların ‘önemli ölçüde artacağını’ söyledi. Bu durum, operasyonların sona erdirilmesi konusunda Washington ile Tel Aviv arasında görüş ayrılığı olduğuna işaret etti.

Hürmüz Boğazı, gerginliğin merkezinde yer almaya devam ederken, İranlı bir askeri kaynak, ABD’nin Hark Adası’na yönelik herhangi bir saldırısının çatışmanın Kızıldeniz ve Babu’l-Mendeb Boğazı’na sıçramasına yol açacağı uyarısında bulundu.

Bir diğer gelişmede ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD güçlerinin İran içinde, aralarında 130 geminin de olduğu 8 binden fazla askeri hedefi vurduğunu belirterek, Tahran’ın deniz seyrüseferini tehdit etme kapasitesinin azaldığını vurguladı.

Öte yandan Kudüs Tugayı Komutanı İsmail Kaani, ‘Direniş Ekseni’nin ABD ve İsrail'e karşı ‘bağımsız’ operasyonlarını sürdürdüğünü söyledi.

İsrail ordusu ise İran'da yüzlerce hedefi vurduğunu açıklarken, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), İsrail ve ABD’nin bölgedeki üslerine yönelik füze saldırılarını sürdüreceğini duyurdu.


Japonya, ateşkesin uygulanması halinde Hürmüz Boğazı'ndaki mayın temizleme çalışmalarına katılabilir

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Reuters)
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Reuters)
TT

Japonya, ateşkesin uygulanması halinde Hürmüz Boğazı'ndaki mayın temizleme çalışmalarına katılabilir

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Reuters)
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Reuters)

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi bugün yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta bir ateşkes sağlanması halinde, Japonya’nın küresel petrol tedarikinin hayati arterini oluşturan Hürmüz Boğazı’nda mayın temizleme çalışmaları için askeri güçlerini konuşlandırmayı değerlendirebileceğini söyledi.

Motegi, “Fuji” kanalında yayınlanan bir televizyon programında, “Tam bir ateşkes sağlanırsa, teorik olarak mayın temizleme gibi konular gündeme gelebilir” dedi.

“Bu tamamen varsayımsal bir durum, ancak bir ateşkes sağlanırsa ve deniz mayınları engel teşkil ederse, bunun dikkate değer bir konu olacağını düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Tokyo'nun alabileceği önlemler, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kabul edilen barışçıl anayasası gereği sınırlıdır, ancak 2015 tarihli özel güvenlik yasası, Japonya'nın varlığını tehdit eden ve buna karşı koymak için başka hiçbir yol bulunmayan bir saldırı olması durumunda, yakın güvenlik ortağına yönelik saldırı da dahil olmak üzere, yurtdışında güç kullanmasına izin vermektedir.

Motegi, Tokyo'nun mahsur kalan Japon gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin verecek düzenlemeler arama konusunda şu an için acil bir planı olmadığını belirterek, dünyanın petrol sevkiyatının beşte birinin geçtiği bu dar su yolundan tüm gemilerin geçmesine olanak sağlayacak koşulların yaratılmasının "büyük önem taşıdığını" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Japon Kyodo haber ajansından aktardığına göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, cuma günü yaptığı açıklamada, Motegi ile Japonya'ya ait gemilerin boğazdan geçişine izin verilmesi olasılığını görüştüğünü söyledi.

Japonya, petrol ithalatının yaklaşık yüzde 90'ını bu boğazdan gerçekleştiriyor; İran ise ABD ve İsrail'in kendisine karşı yürüttüğü savaş sırasında boğazı büyük ölçüde kapattı.

Dün dördüncü haftasına giren savaşın yol açtığı küresel petrol fiyatlarındaki keskin artış, Japonya ve diğer ülkeleri petrol rezervlerinden kullanmak zorunda bıraktı.

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Japonya Başbakanı Sanae Takai ile bir araya geldi ve müttefiklerine boğazı açmak için savaş gemileri göndermeleri konusunda baskı uygularken – şu ana kadar sonuçsuz kalmış olsa da – Takai’yi “harekete geçmeye” çağırdı.

Takai, Washington'da düzenlenen zirvenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Trump'a Japonya'nın boğazda sunabileceği destek ve yasaları gereği sunamayacağı destekler hakkında bilgi verdiğini söyledi.