Justin Trudeau'nun yükselişi ve düşüşü

Renklendirdiği siyasete yalnız kalarak veda ediyor.

Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)
Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)
TT

Justin Trudeau'nun yükselişi ve düşüşü

Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)
Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)

1972'de Kanada'ya resmi bir ziyarette bulunan ABD Başkanı Richard Nixon, Ottawa'da kendisi için verilen yemekte 4 aylık bir bebeğe işaret etti:

Bu gece formalitelerden kaçınacağız: Geleceğin Kanada Başbakanı Justin Pierre Trudeau için kadeh kaldırmak istiyorum.

Ardından babası Pierre, henüz 4 ay önceki Noel'de kucağına aldığı, altı bezli çocuğunun kendisiyle aynı koltuğa oturması ihtimali hakkında konuştu: 

Umarım başkanın zarafet ve becerisine sahip olur.

1984 kışındaysa Kanada tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanlarından biri olan Pierre Trudeau uzun bir yürüyüşe çıktı. Eşinden boşanmak üzereydi. Şiddetli kar fırtınası sırasında kararını vermişti: Hem görevini hem siyaseti bırakacak ve yeni neslin önünü açacaktı.

Bu hikaye Kanada'da o kadar sevildi ki "karda yürüyüşe çıkmak" ifadesi, görevden alınmak yerine istifa eden siyasetçiler için kullanılan bir kalıp oldu. 

41 yıl sonra Justin Trudeau da kendisini babasıyla benzer bir konumda buldu. 

1968-1979 ve 1980-1984'te Kanada Başbakanı olan Pierre Trudeau kadar uzun süre görev yapmasa da 9 yıldır aynı koltukta oturan siyasetçinin onay oranı tarihin en düşük seviyesine gerileyerek yüzde 22'ye düşmüştü. 

53 yaşındaki siyasetçi, Britanya Kolumbiyası'nda (British Columbia/BC) kayak tatili yaparken bir kadın yanına yanaştı. Elini sıktıktan sonra şöyle konuştu:

Sayın Başbakan, lütfen BC'den s***ir olun gidin. Berbatsınız!

Başbakanlığının ilk döneminde, Trudeau'nun 1990'larda kayak eğitmenliği yaptığı hatırlatılarak özçekimler ve neşeli haberlerle duyurulan bu tatillerin sonuncusunun niye benzer bir şekilde duyurulmadığı sadece bu videoyla ortaya çıkmadı. 

Sonrasında yemek yerken onu çeken biri, Trudeau'nun geçmişte yüzünü siyaha boyadığı eski fotoğrafı da göstererek "Evet bu o, tamam" dedi. 

Bir de iki müzisyenin Kanada Başbakanı'nın kaldığı yere giderek "Hey, Hey Trudeau, gitme vaktinin geldiğini biliyorsun, hükümetini de al ve karda yürüyüşe çık" dediği görüntüler var. 

Viral olan bu videoların üzerinden çok geçmeden Trudeau istifasını açıkladı. 

Öncesinde de bir çelik işçisinin hayat pahalılığından şikayet ederek "Justin, gerçekte bizim için hiçbir şey yapmıyorsun" ve "Senin söylediğin hiçbir kelimeye inanmıyorum" gibi ifadeler kullanması da toplumda yankı bulmuştu. 

İlk doğduğu günden beri ülkenin liderliğine oynayabileceği bilinen Trudeau'nun siyasi hevesleri eskiden ciddiye alınmıyordu. 

Zengin ve imtiyazlı olmasına ve tanıtım faaliyetlerine yatkınlığına tepki duyanlar, onu "Kanada siyasetinin Paris Hilton'u" ve "Parlak Midilli" gibi lakaplarla küçümsüyordu.

Pierre Trudeau, 2000'de 80 yaşındayken öldüğünde en büyük çocuğu Justin, Vancouver'daki bir lisede Fransızca ve tiyatro öğretmenliği yapıyordu. 

Televizyondan yayımlanan cenaze töreninde yaptığı duygusal konuşmayla Liberal Parti'nin ağır toplarının ilgisini çekti. 

2008'de 36 yaşındayken parlamentoya girdi. 

2012'de hayır amaçlı düzenlenen ve TV'de canlı yayımlanan bir boks maçında Muhafazakar Partili bir siyasetçiyle karşı karşıya geldi. Hiç kimse bunu beklemese de karatede siyah kuşak sahibi rakibini yenmeyi başardı. 

76j8ı
Toronto Üniversitesi'nden Peter Bouisseau gibi uzmanlar, Trudeau'nun kendisinden üç yaş küçük senatör Patrick Brazeau'yu döverek siyasette sağlam bir yer edindiğini söylüyor (Reuters)

Kanada tarihinin çoğunda iktidarda olsa da muhalefette beklenen başarıyı gösterememiş Liberal Parti liderlerinden sonra Trudeau, 2013'te başa geçti. 

2009–2017'de ABD Başkanı olan Barack Obama'yla benzer bir şekilde genç, çekici ve değişimi sağlayabilecek bir aday profili çizdiği seçimleri kazandı.

2015'te Kanada Başbakanı olan Trudeau, ülkenin cinsiyet dengesi gözetilen ilk hükümetini kurdu. "Neden?" sorusuna verdiği "Çünkü 2015'teyiz" yanıtıyla ilerici bir görünüm sergiledi. Feminizm, çevreciliğin yanı sıra mülteci ve yerli haklarına da sıcak baktığını gösterdi. 

"Alışılmış kurallara meydan okuyan seksi lider" imajını iyi pozlar vererek pekiştirdi.

Plajda evlenen bir çiftin arkasında üstsüz koşarken görüldü.

Tanımadığı bir çiftin evine kanoyla yaklaşarak onlarla sohbet etti. 

İmtiyazlı bir aileden gelen yakışıklı bir erkekten fazlası olduğunu da göstermeye çalıştı. 

Kuantum hesaplama konusunda gelen bir soruya verdiği yanıt, herkesi memnun etti.

Ancak bu pazarlama faaliyetleri kısa bir süre sonra eleştirilere de neden oldu.

2016'da Torontolu yazar Jesse Brown, Guardian'a yazdığı yazıda "YouTube'deki yavru köpek videolarının siyasi dengi Trudeau" ifadesini kullandı. 

Bu gösterişin ardında hiçbir anlamlı fikir ve icraatın olamayacağını savunan çok yorumcu çıktı. 

2019'da eski Adalet Bakanı ve Başsavcı Jody Wilson-Raybould'un bir yolsuzluk kovuşturmasını sonlandırması için baskıya uğradığı iddiaları, Başbakan Justin Trudeau'yu vurdu. 

"Etik kurallarını çiğnediğimi kabul ediyorum ancak büyük bir işverenin kovuşturulmasının olumsuz sonuçlarını önlemeye çalışmak için bu yolu seçtim. Başbakan olarak görevim, Kanadalıların çıkarlarını savunmaktır. Kanada halkının işlerini kaybetmemeleri için ayağa kalktığımdan dolayı özür dileyemem" diyerek dik durmaya çalışsa da yıprandı.

Bu skandal, Trudeau'ya hem halkın güvenini hem de kendisine en yakın isimlerden Gerald Butts'ı kaybettirdi. 

Yargı üzerinde baskı kurmakla suçlanan Butts, McGill Üniversitesi'nden beri tanıdığı başbakanın danışmanlığından çekildi. 

Otobiyografisini yazarken Trudeau'ya yardım eden Jonathan Kay, "Sık sık birbirlerinin cümlelerini tamamlıyorlardı" diyor.

dfrgthy
Trudeau'nun, 2013'teki seçim zaferinin arkasındaki asıl isim diye nitelenen yakın arkadaşıyla birlikte yönetme kabiliyetini de yitirdiğini savunan çok uzman var (Reuters)          

Yine 2019'da Trudeau'nun yüzünü siyaha ve kahverengiye boyadığı eski fotoğrafları ortaya çıktı. 

2001'de düzenlenen "Arap geceleri" temalı bir partide çekilen ve o güne kadar çizdiği portreden farklı bir imaj sunan bu fotoğraflar ırkçılık suçlamalarını da beraberinde getirdi. Özür diledi ancak o fotoğraflar hafızalara kazındı.

2017-2021'deki ilk döneminde Kanada'ya gümrük vergisi getiren ABD Başkanı Donald Trump da Kovid-19'la birlikte ülke ekonomisini vurdu.

2019'da düzenlenen NATO zirvesinde Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'la bir araya gelen Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Macron'un basın toplantısına Trump'ın "rastgele 40 dakikalık basın toplantısı yapması nedeniyle" geç kaldığını söylerken görüldü.

Buna sinirlenen Trump, Trudeau'yu "iki yüzlü" diye niteledi ve zirveden erken ayrıldı.

cdfrgthy
Dikkat çeken çoraplarıyla eski İrlanda Başbakanı Leo Varadkar gibi liderlere de ilham vermişti (AFP)

Ekonomik büyümeyi artırmak için göçmenlere kucak açması, ülkedeki konut fiyatlarının artmasına ve toplumsal hizmetlerle altyapının yetersiz kalmasına yol açtı. 

Yapılan anketler, toplumun yüzde 60'ının "Çok fazla mülteci kabul ediyoruz" dediğini ortaya koydu. 

2021'de Ulusal Hakikat ve Uzlaşma Günü ilan edildi Kilisenin işlettiği ve hükümetin finanse ettiği yatılı okullara gitmek zorunda bırakılarak ölen binlerce yerli çocuk anılırken Trudeau'nun ailece tatile çıkması yerden yere vuruldu. 

2022'de Kanada'daki kamyoncuların aşı karşıtı eylemleri olağanüstü hal ilanıyla bastırması da tepki topladı. 

Trump'ın gitmesi Trudeau'yu pek rahatlatmadığı gibi dönüşü de her şeyin üstüne tuz biber ekti. 

regthyj
Aralarında Donald Trump'ın da bulunduğu pek çok kişi Pierre Trudeau'nun cenazesine katılan Fidel Castro'nun Justin Trudeau'nun gerçek babası olabileceğini öne sürse de muteber yayın organları bu iddiayı reddediyor (AFP)

Kanada'nın ABD'ye 51. eyalet olarak dahil olması gerektiğini savunan Trump, "Biz onlardan daha fazlasına sahibiz ve onların hiçbir şeyine ihtiyacımız yok. Dolayısıyla neden Kanada'yı korumak için yılda 200 milyar dolar kaybediyoruz?" diyor.

Trump, Kanada'nın ayakta kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu büyük ticaret açıklarını ve sübvansiyonları ABD'nin daha fazla kaldıramayacağını belirterek Trudeau'nun bu yüzden istifa ettiğini öne sürüyor.

Chrystia Freeland, geçen ay Kanada Maliye Bakanlığı'ndan istifa ederken Trump'ın savurduğu tehditleri Trudeau'nun ciddiye alıp almadığından emin olmadığını söylemişti.

Freeland'ın istifası için "Trudeau'nun tabutuna çakılan son çivi" yorumu yapıldığı düşünülürse Trump'ın gelişinin Kanada Başbakanı'nın değişmesinde büyük rol oynadığını söylemek yanlış olmaz.

Trudeau ise istifa etse de ülkesinin ABD'ye katılmasının "en ufak bir ihtimali olmadığını" savunuyor.

Ülkenin en büyük çiftlerinden Pierre Trudeau ve Margaret Sinclair'ın ayrılığı, 1980'lerde manşetlerdeydi. 

"Eğer Sophie hayatımda olmasaydı çok iyi bir siyasetçi olamazdım" diyen Justin de 2023'te 18 yıllık evliliğin ardından eşinden ayrıldı. 

Babasının izlerini takip eden Kanada Başbakanı, bu görevdeyken boşanan ikinci kişi oldu. 

regth
Trudeau ve eski eşi üç çocuğa sahip (Reuters)

16 yıl önce ebeveynlerinin hatalarından ders alarak siyasete girdiğini söyleyen Trudeau, görevden ayrılırken yalnız. 

Kendi partisinden gelen baskılarla çekilmesi ve en yakın arkadaşı Gerald Butts'ı da kaybetmesi, bu yalnızlığı büyütüyor.

Son anketlere göre Kanada Muhafazakar Partisi, Liberal Parti'ye fark atıyor. Liberal Parti, 2019 ve 2021 seçimlerinde iktidarı korurken de oy kaybediyordu.

En geç 20 Ekim'de yapılması beklenen genel seçimler öncesinde Muhafazakarlar, 10 yıl önce iktidarı devrettikleri Liberallerin karbon vergisinden kurtulmayı, bütçe açığını azaltmayı, evsizlik sorununu çözmeyi ve suç oranlarını düşürmeyi vaat ediyor. 

Kaynaklar: ABC, AP, BBC, CNN, Mint, New York Times, Time



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.