İsrail, ‘esirler için güvenli bir çıkış garanti edilene kadar’ Filistinli tutukluların serbest bırakılmasını askıya aldı

İsrailli esir Arbel Yehud, Hamas ve İslami Cihad savaşçılarıyla birlikte (AP)
İsrailli esir Arbel Yehud, Hamas ve İslami Cihad savaşçılarıyla birlikte (AP)
TT

İsrail, ‘esirler için güvenli bir çıkış garanti edilene kadar’ Filistinli tutukluların serbest bırakılmasını askıya aldı

İsrailli esir Arbel Yehud, Hamas ve İslami Cihad savaşçılarıyla birlikte (AP)
İsrailli esir Arbel Yehud, Hamas ve İslami Cihad savaşçılarıyla birlikte (AP)

İsrail bugün, Gazze Şeridi'nde tutulan beşi Taylandlı olmak üzere sekiz esirle takas kapsamında serbest bırakılması beklenen 110 Filistinli tutuklunun salıverilmesini ‘ikinci bir emre kadar’ askıya aldı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki birkaç gün içinde İsrailli esirler için güvenli bir çıkış garanti edilene kadar Filistinli tutukluların serbest bırakılmasının ertelenmesi talimatı verdiği belirtildi.

İsrail Ordu Radyosu'nun bir güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bazı esirlerin serbest bırakılması sırasında yaşanan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kınamasına neden olan kaosun ardından alınan kararda, “Siyasi sınıf, teröristlerin serbest bırakılmasının bir sonraki duyuruya kadar askıya alındığını açıkladı” denildi.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre günün erken saatlerinde Netanyahu, Gazze Şeridi'nde ikisi İsrailli olmak üzere üç esirin serbest bırakılması sırasında yaşanan ‘şok edici sahneleri’ kınadı.

Netanyahu yaptığı açıklamada, “Esirlerimizin serbest bırakılması sırasında yaşanan şok edici sahneleri büyük bir dehşetle izledim. Bu, Hamas terör örgütünün tarifsiz acımasızlığının bir başka kanıtı” ifadelerini kullandı. Televizyon yayınları, silahlı adamların esirlerin teslim törenini izlemek üzere toplanan yüzlerce Filistinliyi kontrol etmeye çalışırken Gazze Şeridi'nde yaşanan kaos sahnelerini gösterdi.

Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları ve İslami Cihad Hareketi'nin askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri üyeleri, Hamas lideri Yahya Sinvar'ın evinin yıkıntıları üzerinde, Arbel Yehud ve Gadi Mozes adlı iki İsrailli esiri Gazze Şeridi'nin güneyindeki izdihamın ortasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne (ICRC) teslim etti.

Ayrıca Hamas bugün, İsrail ile varılan ateşkes anlaşması çerçevesinde Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda İsrailli esir Agam Berger'i ICRC’ye teslim etti.

Gazze Şeridi'nde 19 Ocak'ta yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ilk aşaması 42 gün sürecek ve bu süre zarfında ikinci aşama için müzakereler yapılacak.

Ateşkes, İsrail ile Hamas arasında bugüne kadar yaşanan en kanlı ve yıkıcı savaşı sona erdirmeyi amaçlıyor.



Doğu Kongo... İsviçre’de varılan insani mutabakatlar, uygulamada zorluklarla karşı karşıya

Goma yakınlarında M23 isyancıları ile Kongo ordusu arasında çıkan çatışmaların ardından köylerinden kaçarken eşyalarını taşıyan insanlar (Reuters)
Goma yakınlarında M23 isyancıları ile Kongo ordusu arasında çıkan çatışmaların ardından köylerinden kaçarken eşyalarını taşıyan insanlar (Reuters)
TT

Doğu Kongo... İsviçre’de varılan insani mutabakatlar, uygulamada zorluklarla karşı karşıya

Goma yakınlarında M23 isyancıları ile Kongo ordusu arasında çıkan çatışmaların ardından köylerinden kaçarken eşyalarını taşıyan insanlar (Reuters)
Goma yakınlarında M23 isyancıları ile Kongo ordusu arasında çıkan çatışmaların ardından köylerinden kaçarken eşyalarını taşıyan insanlar (Reuters)

İsviçre’de düzenlenen görüşmeler, yılın başından bu yana artan şiddet olayları ve 2025 yılı boyunca imzalanan barış anlaşmalarının çökebileceğine dair endişelerin gölgesinde, Kongo’nun doğusuna ilişkin insani ve güvenlik alanlarında taahhütlerle sonuçlandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklanan bu taahhütlerin, Kongo’nun doğusundaki sivillerin yaşadığı sıkıntıları hafifletebileceği değerlendirildi. Ancak Şarku’l Avsat’a konuşan Afrikalı bir uzman, bu tür adımların genellikle, tüm tarafların güçlü uygulama mekanizmaları ve gerçek bir siyasi irade ortaya koymaması halinde sınırlı etkiyle kaldığını vurguladı.

İnsani ilerleme

ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongo Demokratik Cumhuriyeti hükümeti ile Kongo Nehri İttifakı (23 Mart Hareketi’ni de kapsayan isyancı koalisyon) temsilcilerinin, insani yardım konvoylarının erişimi, hukuki koruma, ateşkesin izlenmesi ve esirlerin serbest bırakılmasına ilişkin bir protokol üzerinde ilerleme kaydettiğini açıkladı.

Bakanlık, cumartesi akşamı Kongo Demokratik Cumhuriyeti hükümeti ve isyancı ittifakla birlikte yayımladığı ortak bildiride, son günlerde İsviçre’de gerçekleştirilen toplantılarda tarafların sivillere saldırmama ve insani yardım çalışanları ile yardım konvoylarının hareketini kolaylaştırma konusunda mutabakata vardığını duyurdu.

Katar, ABD, Afrika Birliği (AfB) adına arabulucu rolü üstlenen Togo ve İsviçre’nin yanı sıra Kongo Demokratik Cumhuriyeti hükümeti ile 23 Mart Hareketi (M23) tarafından yayımlanan ortak açıklamada ise görüşmelerde, Doğu Kongo’da barışa ilişkin Doha Çerçeve Anlaşması’nın uygulanması sürecinde ‘somut’ olarak nitelendirilen ilerleme sağlandığı belirtildi.

Açıklama, 13-17 Nisan tarihleri arasında İsviçre’nin Montrö kentinde düzenlenen toplantıların ardından yayımlandı. Tarafların, ülkenin doğusundaki sivillere hayati insani yardımın ulaştırılmasının kritik önem taşıdığı ve silahlı çatışmaları düzenleyen kurallara uyulması ile sivillerin istisnasız korunması gerektiği konusunda uzlaştığı vurgulandı.

Afrika meseleleri uzmanı Çadlı siyaset analisti Salih İshak İsa, İsviçre’de açıklanan insani mutabakatların prensipte Doğu Kongo’daki sivillerin yaşadığı sıkıntıları hafifletebileceğini, ancak tüm taraflarda güçlü uygulama mekanizmaları ve gerçek bir siyasi irade olmadığı sürece etkilerinin sınırlı kalacağını belirtti.

İsa, başlıca zorlukların sahadaki silahlı grupların çokluğu ve karar alma merkezlerinin dağınık yapısından kaynaklandığını ifade ederek, bu durumun anlaşmalara uyumu belirsiz hale getirdiğini vurguladı. Ayrıca uluslararası denetim mekanizmalarının zayıflığı ve ihlaller karşısında yaptırım uygulanmasının güçlüğünün de söz konusu mutabakatların etkinliğini sınırladığını kaydetti.

Buna ek olarak, taraflar arasındaki güven eksikliği ile bölgesel aktörlerin sürece doğrudan ya da dolaylı müdahalelerinin çatışmayı daha da karmaşık hale getirdiğini dile getiren İsa, “Bu nedenle söz konusu mutabakatlar önemli bir insani adım olmakla birlikte, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde uzun vadeli istikrarı sağlayacak daha kapsamlı bir siyasi ve güvenlik çözümünün parçası olmadıkça tek başına yeterli değildir” değerlendirmesinde bulundu.

bbfd
Kongo Demokratik Cumhuriyeti ordusuna bağlı askerler, Kuzey Kivu eyaletindeki Goma’nın dışında konuşlanmış durumda (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump ile Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, geçtiğimiz yılın sonunda Washington’da, iki ülke arasında barış ihtimalini ve ekonomik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan bir anlaşma imzaladı. Bu adım, Haziran 2025’te varılan bir dizi mutabakatın ardından geldi. Ayrıca, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa ile M23’ün Katar’da 15 Kasım’da imzaladığı kapsamlı barış anlaşması çerçevesi de bu sürecin devamı niteliğinde oldu. Söz konusu süreç, daha önce 19 Temmuz’da varılan bir anlaşmayı da tamamlar nitelikteydi.

Buna karşın, 2025’ten bu yana M23’ün ülkedeki stratejik noktaların bir kısmını kontrol altına almasının yanı sıra, Demokratik İttifak Güçleri adlı silahlı grubun faaliyetleri de öne çıktı. Bu grubun geçmişte Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde iktidarı ele geçirmeyi hedeflediği, ancak 2019’dan itibaren DEAŞ’a bağlılık ilan ederek Orta Afrika’da sözde bir ‘vilayet’ kurma amacıyla hareket ettiği belirtildi.

Salih İshak İsa, 2025 yılında yaşanan barış girişimlerinin yeniden başarısızlığa uğramaması için yalnızca anlaşmaların imzalanmasının yeterli olmadığını vurguladı. İsa’ya göre asıl belirleyici unsur, bu anlaşmalarla birlikte gelen bağlayıcı uygulama düzenlemeleri.

İsa, geçmiş deneyimlerin insani ve siyasi anlaşmaların bağımsız saha denetimi, hızlı ve şeffaf doğrulama mekanizmaları olmadan kolayca çöktüğünü gösterdiğini ifade etti. Bu nedenle, ihlalleri anında belgeleyebilecek etkili gözlem misyonlarının varlığının kritik olduğunu, ayrıca yükümlülüklerin ihlali durumunda açık yaptırım ve baskı mekanizmalarıyla desteklenmesinin, anlaşmaların bağlayıcı olmayan siyasi metinlere dönüşmesini engelleyeceğini söyledi.

İsa ayrıca, sahadaki gerçek aktörlerin sürece dahil edilmesinin de belirleyici olduğunu, yalnızca siyasi temsilcilerle yürütülen süreçlerin yetersiz kaldığını, çünkü bazı gruplarda merkezi kontrolün zayıf olmasının anlaşmaları baştan kırılgan hale getirdiğini belirtti.

Buna rağmen İsa, Doğu Kongo’daki çatışan tarafların kısa vadede sürdürülebilir bir barışa hazır görünmediğini, zaman zaman görülen geçici ateşkes ve uzlaşıların bu tabloyu değiştirmeye yetmediğini ifade etti.


İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Kuzey Kore'nin füze fırlatmalarını kınadı

Kuzey Kore'de yeri açıklanmayan bir bölgede gerçekleştirilen balistik füze denemesinden (Reuters)
Kuzey Kore'de yeri açıklanmayan bir bölgede gerçekleştirilen balistik füze denemesinden (Reuters)
TT

İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Kuzey Kore'nin füze fırlatmalarını kınadı

Kuzey Kore'de yeri açıklanmayan bir bölgede gerçekleştirilen balistik füze denemesinden (Reuters)
Kuzey Kore'de yeri açıklanmayan bir bölgede gerçekleştirilen balistik füze denemesinden (Reuters)

İngiliz Dışişleri Bakanlığı, bu hafta başında Kuzey Kore'nin balistik füze fırlatmalarını kınayarak, izole edilmiş ülkeyi yapıcı diplomasi uygulamaya çağırdı.

Resim  Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, kızı Kim Ju Ae ile birlikte, geliştirilmiş balistik füzelerin testini izliyor (Reuters)

İngiliz Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi dün yaptığı açıklamada, "19 Nisan'daki balistik füze fırlatmaları, BM Güvenlik Konseyi kararlarının bir başka ihlalini temsil etmekte ve bölgesel barış ve güvenliği istikrarsızlaştırmaktadır" ifadelerini kullandı.

Kuzey Kore devlet haber ajansının (KCNA) bugün bildirdiğine göre, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un dün geliştirilmiş kısa menzilli balistik füzelerin testlerini denetledi.


İstatistiklere göre İsrail'in nüfusu 10,2 milyon

İsrailli Yahudiler, 5 Nisan'da Kudüs'ün Eski Şehrinde ritüeller gerçekleştirdi (Reuters)
İsrailli Yahudiler, 5 Nisan'da Kudüs'ün Eski Şehrinde ritüeller gerçekleştirdi (Reuters)
TT

İstatistiklere göre İsrail'in nüfusu 10,2 milyon

İsrailli Yahudiler, 5 Nisan'da Kudüs'ün Eski Şehrinde ritüeller gerçekleştirdi (Reuters)
İsrailli Yahudiler, 5 Nisan'da Kudüs'ün Eski Şehrinde ritüeller gerçekleştirdi (Reuters)

İsrail Merkez İstatistik Bürosu dün, ülkede “Bağımsızlık Günü” olarak anılan kuruluşunun 78. yılı dolayısıyla yayımladığı yıllık raporda, nüfusun 10 milyon 244 bine ulaştığını açıkladı. Buna göre nüfusun 7 milyon 790 binini Yahudiler (yüzde 76) oluşturuyor ve bu sayı dünya genelindeki 15 milyon 800 bin Yahudi nüfusunun yaklaşık yüzde 45’ine karşılık geliyor.

Verilere göre İsrail’de yaşayan Arapların (1948 Filistinlileri) sayısı 2 milyon 157 bin kişi ve bu sayı toplam nüfusun yüzde 21’ini oluşturuyor.

Ancak verilerin detaylı incelenmesi bazı çarpıklıklara işaret ediyor. “İsrail’deki Yahudi nüfusu” sayısına işgal altındaki Batı Şeria ve Golan Tepeleri’ndeki Yahudi yerleşimciler de dahil edilirken, Arap nüfusa Doğu Kudüs’te (yaklaşık 350 bin) ve Golan’daki (25 bin) sakinler de dahil ediliyor.

fdbf
Golan Tepeleri'nde İsrail ve Suriye güçleri arasındaki tampon bölgede bulunan İsrail askerleri (Arşiv- AFP)

Ayrıca nüfusun yüzde 2,9’unu oluşturan 296 bin kişinin ne Yahudi ne de Arap olduğu, bunların çoğunluğunu eski Sovyetler Birliği ülkelerinden göç eden ve Yahudiliği benimsememiş Hristiyanların oluşturduğu belirtiliyor.

Nisan 2025’ten bu yana geçen bir yıllık dönemde İsrail’in nüfusu 146 bin kişi (yüzde 1,4) artış gösterdi. Bu artışın 110 bini (yüzde 1,1) İsrail vatandaşlarından, yaklaşık 36 bini ise yabancı işçilerden oluşmaktadır.

Aynı dönemde yaklaşık 177 bin çocuk doğarken, 21 bin göçmen ülkeye geldi, yaklaşık 48 bin kişi hayatını kaybetti. Yurt dışında yaşayan İsraillilerin sayısı 45 bin civarında olurken, 5 bin kişi “aile birleşimi” kapsamında ülkeye geldi.

Şarku’l Avsat’ın araştırmadan aktardığına göre savaşta yaklaşık 2 bin İsraillinin hayatını kaybetmesine rağmen ortalama yaşam beklentisi artarak erkeklerde 81,1 yıla, kadınlarda ise 85,5 yıla ulaştı.

İsrail’in kuruluşundan bu yana nüfus 12,5 kat artarak 1948’deki 806 binden günümüzde 10 milyon 244 bine ulaştı. Son 77 yılda ülkeye 3,5 milyondan fazla göçmen gelirken, bunların yaklaşık 1,68 milyonu (yüzde 47,8) 1990’dan sonra, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra geldi. Buna karşın İsrail doğumlu “sabra”ların oranı bugün yüzde 90’a ulaştı. Bu grubun yüzde 11,5’i ultra-Ortodoks (Haredi), yüzde 12’si dindar, yüzde 33,5’i geleneksel ve yüzde 43’ü laik olarak tanımlanmaktadır.

İstatistikler, İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 27'sinin 0-14 yaş arası çocuklardan, yüzde 13'ünün ise 65 yaş ve üzeri kişilerden oluştuğunu göstermektedir. Aynı verilere göre, nüfus yoğunluğu kilometrekare başına yaklaşık 446 kişidir.

fntn
Mart 2024'te işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron şehrinde oyuncak tabancalı İsrailli çocuk (AFP)

İstatistiklere göre İsraillilerin yüzde 44’ü istihdam edilirken, yüzde 26’sını çalışamayacak durumda olan orta yaşlılar oluşturuyor. Çalışabilecek durumda olup çalışmayan ve iş aramayanların oranı yüzde 28 olurken, resmi işsizlik oranı yüzde 3 olarak kaydedildi.

Diğer yandan, istatistikler İsraillilerin yüzde 92’sinin internet kullandığını, yüzde 55’inin düzenli fiziksel aktivite yaptığı, hane reislerinin yüzde 70’inin ev sahibi olduğunu belirtiyor. Ayrıca çalışanların yüzde 63’ü işine özel aracıyla giderken, yüzde 6’sı evden çalışıyor. İsrail nüfusunun yüzde 74’ü ise şehirlerde yaşıyor.